Home - / - Üroloji Hastalıkları

Üroloji Hastalıkları

İdrar Damlası ve İstibra

İdrar damlaması, idrar yaptıktan sonra idrarın damlalar halinde gelmesidir. Her zaman olabileceği gibi arada sırada da olabilir. Miktarı 1-2 damla veya daha fazladır. Bu durum devamlı idrar kaçırmadan farklıdır.

Ayrıca gece idrar kaçırmaları ayrı bir hastalıktır. Gece idrar kaçırma hakkındaki bilgiye şu yazımızdan ulaşabilirsiniz;

https://www.dralihatay.com/gece-idrar-kacirma.html

İdrar yaptıktan sonra idrarın damlalar halinde akması sebepleri şunlardır:

1- Normal fizyoloji olabilir. İdrar yaptıktan sonra idrar kanalında artık idrar kalır. Bilhassa erkeklerde idrar yaptıktan sonra idrar kanalında artık idrar kalır. Kadınlarda idrar kanalı kısa olduğu için artık idrar kalmaz ve fizyolojik damamla olmaz. Erkekte bu artık idrarı dışarı atmak lazımdır. Bunun içinde tarafımızdan tarif ettiğimiz gibi sıvazlama metodu uygulamak gerekir. Buna istibra denir. Yani idrarın son damlalarından kurtulmadır

İstibrayı usulüne uygun yaparsanız istibrâ bu artık idrardan kurtulabilirsiniz. İdrar gelecek gibi his ediyorsanız bu evhamdır.

İstibra isimli kitapçığımı bulursanız alın okuyun.Eminim sorunuza bu kitapçıkta çok geniş bilgi ve cevap bulacaksınız. Amacım kitap satmak değil kitabı tanıtmak. (Satma işini zaten yapamam. Sadece kitabımın yaygılaşmasını daha çok kimsenin eline ulaşmasını istiyorum.)

Bu kitapçığı yayınevinden isteyin ve alın okuyun fiyatı 1,19 KURUŞ 10 tane alıp arkadaşlarınıza dağıtsanız 10 lira yapar ki sigara parası etmez. Ayrıca sevaba ortak olursunuz. (Kitabın bilgileri aşağıdadır)

2- İdrar damlamasının hastalık boyutundaki nedenleri şunlardır:
Ürolojik nedenler: Mesane ve idrar kanalı sinir veya kaslarında bir hastalıktan dolayı olabilir. Bilhassa idrar kanalı çevresinde bulunan kasların gevşemesi ile idrar kaçırma olabilir.
Yaşlılık, üşütme, kullanılan ilaçlar, darbe, travma bunlara örnektir.
Diğer bir sebep prostat iltihabı ve prostat büyümesidir.
Büyüyen prostat idrar kanalının çalışma düzenini bozar ve idrar damlamsına neden olur. Prostat ameliyatı sonrası da idrar kaçırma nedeni de budur.
Aşırı aktif mesane mesane iltihapları, idrar kanalı iltihapları idrar damlaması nedenleridir.

Üroloji harici sebepler: 
Beyin, omurilikten gelen sinirlerin normal çalışmamasından dolayı olabilir. Bu durumda tam teşhis konulması için idrar akım hızı (Üroflow) ve mesane kapasitesi ölçüm testleri, idrar tahlili yapılmalı. Teşhis konulduktan sonra tedavi yapılır. Bunun için kullanılan özel ilaçlar vardır. Bu ilaçları bir uroloji veya nöroloji uzmanı verir.

Kitap Sipariş edilebilecek yerler:

Gonca Yayınevi
Telefon: 0212 528 5076 – 0506 7403910
E-posta: bilgi@goncayayinevi.com
Web sayfası: https://www.facebook.com/goncayayinevi  

Kitapyurdu web sipariş adresi:
http://www.kitapyurdu.com/kitap/istibra-usulu-cep-boy/38462.html&filter_name=istibra

Ayrıca, https://www.dralihatay.com/islam  websayfam üzerinden okuyabilirsiniz.

DİĞER YAZILARIMIZ:
Penis Boyu Neden Önemlidir?
Genelev Gerçeği
Varikosel
Masturbasyon ve Maturbasyon hakkında bilmek istedikleriniz.
Erken Boşalma ve Tedavisi
Sertleşme Sorunu ve Tedavisi
Prostat Hastalıkları ve Prostat İltihabı
Eşcinsellik ve Homoseksüellik
Porno ve Zararları
Böbrek Hastalıkları
Böbrek ve Oruç
Sünnet
İdrar Damlaması ve İstibra
Gerdek Gecesi
Erkekte Kısırlık
Taş Hastalığı

Ayıca şu adresten kitaplarıma ulaşabilirsiniz:  
https://www.dralihatay.com/kitaplarim.html

Testis ve Hastalıkları

Testisler erkekte iki önemli görevi vardır:

1-Testosteron denen erkeklik hormonunu salgılamak
2-Üremeyi sağlayan tohum hücrelerini meydana getirmek.

Her iki torbada birer tane olmak üzere sağlı sollu 2 tanedir. Kadınların yumurtalarına karşılık gelir. Sol taraf sağa nazaran biraz daha aşağıdadır. 4 – 5 cm uzunlukta  Testis boyutları erkek popülasyonunda ırklara göre farklılık göstermekle birlikte genel olarak boyutlar sperm yapımı ile doğru orantılıdır. Bu nedenle testis büyüklüğünün ölçümü önem taşır. Orkidometre (testis boyutlarının skala ile tayini) veya ultrason ile ölçümü yapılabilir. Normalde testisin uzunluğu 3,5 cm genişliği 2.5 – 3 cm Hacminin 18 ml nin üzerinde olması gerekir. Doğumdan önce testisler kasık kanalındadır. Doğumdan itibaren torbalara yerleşir.

Testisin normal hacmi?

Eğer ultrasonografi yapılıyorsa, üç boyutu ölçülerek 0.52 ile çarpılmasıyla da volüm hesaplanabilir. Avrupa ölçülerine göre ortalama bir testisin volümü 18 ml olup, 12 ile 30 ml arasında değişir. Daha fazla olmasına megalotestis denilir. Kesin olmamakla birlikte testiküler volümün sperm yapımı ile ilişkisi bulunduğu için, testis volümünün normal sınırlarda ölçüldüğü azoospermik erkeklerde seminal kanallarda tıkanıklık düşünülmelidir.

Yapı bozuklukları:

Doğuştan her iki testisin olmaması çok nadirdir. Tek taraflı olması da nadirdir. 2 den fazla olması bazen görüle bilinir.

Testisin normal yerinde olmaması:  İki halde oluşur
1- Testis normal inişini yaparken kasık kanalı gibi bir yerde takılır kalır
2- Bu inme yolu üzerinde değil de karın içi veya herhangi bir yerde olması

Çocuğun rahim içi gelişmesinde testis karın içerisindedir. Doğum yaklaştıkça testis torbaya doğru inmeye başlar. İşte bu inme süreci içerisinde herhangi bir sebeple engellenmesi testisin yukarıda kalmasına neden olur. Bu sebeplerin başında torbanın gelişmemesidir. Diğer bir sebep testisi aşağı çeken kasların gelişmemesi veya inişi engelleyen fıtık gibi bir sebebin olmasıdır.

Testis torbada olmayınca gelişmesi bozularak fonksiyonları bozulur. Dumura uğrar, erkeklik hormonu eksikliği nedeni ile buna bağlı belirtiler olur. Yerinde olmayan testislerde kanser daha sık oluşmaktadır.

Belirtileri: Torbada testis ele gelmez. Kasıkta ele gelebilir. Bazen ağrı yapar. Çok defada belirti vermez. Anne ve babanın dikkatinden kaçar. Bir testis normal inişini yapmazsa testis dönmesi ve harâbiyeti gelişeceğinden erkenden tedavi edilmelidir.
Tedavi:
1- Hormon Tedavisi: Ameliyattan önce denemelidir. Bilhassa çift taraflı inmemiş testislerin nedeni hormonsal olduğundan denemekte fayda vardır. Böyle bir hormon denendikten sonra 2-4 ay beklenilir hala inmemişse ameliyat yapılır.
2- Hormon tedavisi fayda vermeyen durumlarda ve fıtık v.s gibi zaten cerrahi müdahale uygulanacak vakalarda ameliyat yapılır. Ameliyat yaşı eskiden 5 yaşına kadar beklemek şeklinde uygulanmışsa da artık modern tıpta çocuklarında çekinmeden narkoz altında ameliyat yapılabilmesi nedeni ile bugün 3 yaşı uygun görülmüştür. Bu yaştan sonra ameliyat yapılırsa testis fonksiyonlarının kaybolması muhtemeldir.

Testis iltihapları:
Had (Acil) veya müzmin testis iltihabı şeklinde görülür.
Müzmin olan ya testis vereminde veya testis frengisinde olur.
Had testis iltihaplarında mikroplar idrar dış deliğinden veya vücudun başka bir odağından kan yolu ile gelirler. Gençlerde daha sıktır. Yaşlılarda idrar yaptırmak amacı ile idrar yollarına konulan sonda  v.s gibi sebeplerden sonra olur. Testis cerahat ile dolar. Kısa zamanda testisi harap eder.

Belirtileri:
Torba şişer, kızarır. Çok şiddetli ağrı vardır. Testis önceleri çok serttir zaman geçtikçe cerahatin artması nedeni ile yumuşar, hamur kıvamını alır. Ateş çok yüksektir. Titremeler olur. Bulantı kusma sıktır.
Tedavi:
Mutlak yatak istirahatı sağlanır. Torbanın altına küçük bir yastık veya yükseltici bir şey konularak testisin yukarıda olması sağlanır. Bu testisi istirahat sevk edeceği için hem ağrıyı azaltır hem de tedavi ihtimalini artırır. Seksüel faaliyetlere ara verilir.

Testis Tümörleri:
Sık görülmezse de testis tümörlerinin büyük bir kısmı kötü huylu olduğundan dolayı önem arz eder. En sık 20-40 yaşlarında görülür. Sağ tarafta daha sıktır. Nadiren çift taraflı olur.
İnmemiş testiste 20 kat daha fazla olur. Nedeni belli değildir. Seksüel faaliyetinin çok olduğu yaşlarda olması hormonal sebepleri akla getirmektedir. Darbelerden sonra meydana geldiği ispat edilememiştir. Çocuklarda olan tümörler kalıtsal olduğu yönünde değerlendirilmiştir.

Belirtileri: Testiste sertlik vardır. Şayet kanser yayılmışsa hangi organa yayılmışsa bu organa ait belirtiler verir.
Ağrı, zayıflık, iştahsızlık, kansızlık, bulantı kusma diğer kanser belirtilerinde olduğu gibidir. Karın ağrıları olur

Yayılımı: Testis kanserleri genellikle yavaş büyür. Kısa zamanda kan ve akkan yolu ile yayılır. Karın içi büyük atar ve toplar damar çevresinde bezeler oluşur. Bu bezelere ait şikayetler gelişir. Uzak organlarda karaciğere ve kemik iliğine yayılım sıktır.
Tetkikler: Kan idrar tetkikleri yapılır. Ultrason bilhassa teşhis için faydalıdır.
Tedavi: Teşhis konulan testis tümörlerinde ameliyat kaçınılmazdır. Ameliyatın faydası hem parça alınıp patolojik inceleme hem de kanserin orijinini kurutma bakımından önem arz eder.
Ameliyat ile testis tamamen çıkarılır. Ayrıca karın içi bezeler temizlenir.
Şua tedavisi tümörün safhalarına göre ayarlanır.
İlaç tedavisi olarak çeşitli kanser ilaçları kullanılır.

Testisin Sıvı Toplaması
Testisin dış kısmını saran zarın sıvı toplamasıdır. Testis dış zarı 2 tabaka halindedir. Belirli sebeplerden bu iki tabaka içerisine sıvı toplanır.
Nedeni:
1- Doğuştan olabilir. Doğumda bu iki zar açıktır. Karın içi sıvısı zarlar arasına sızar. Daha sonra 2 zarın açık olan ağız kısmı kapandığından kese şeklini alır. Çok defa bebeklik çağında kaybolabilir. Onun için küçük bebeklerin sıvı toplamasında 1 yaşına kadar beklenir.
2- Darbeler: Testis darbelerinden sonra meydana gelir. Bazen bu sıvı içerisinde kan vardır.
3- Testis iltihaplarından sonra meydana gelir
4- Bazen hiç sebep yoktur.

Belirtileri:
Torba şiş durur. Ellenince içindeki mayi his edilir. Çok defa ağrı yoktur. Fakat iltihaplanınca ağrı meydana gelir. Bu şişlik fıtık gibi yatınca veya geriye itince kaybolmaz. Torba ışığa tutulunca sıvıdan dolayı ışığı geçirir.
Tedavi:
1- İğne ile boşaltmak: Az sıvı toplanmalarında iğne ile boşaltılma denenebilir. İğne ile boşaltılmada 2-3 ay sonra tekrar eder. Sıvı içine kanama ihtimali vardır. iltihapta kaptırılırsa tablo değişir ve cerahat halini alır
2- Ameliyat: Çok büyük vakalarda ve bol sıvı toplamalarda ameliyat yapılır. Sıvı boşaltılır. Tekrar olmaması için zarlar ters çevrilir ve dikilir. Basit bir ameliyattır.
 

Erkekte Kısırlık

Erkekte kısırlık nedenleri çok fazladır. Genellikle evlenmiş çiftlerin hiç bir doğum kontrol yöntemi uygulamazsalar 2 sene içerisinde çocukları olur. 2 sene geçtiği halde kadın hamile kalmamışsa bir kısırlıktan bahsedilir. Kadının kısırlık nedenleri Ürolojinin mevzusunun dışıdır. Üroloji erkeğin kısırlık nedenlerini araştırı ve tedavi etmeye çalışır.

Son zamanlarda kısırlık bölümü ürolojinin bir alt bölümü olmuş ve kendi başına müstakil bir bilim dalı haline gelmiştir. Bu bölüm (İnfertilite Anabilim) çiftlerden sadece erkek veya kadını incelemeyip her ikisini beraberce incelemeye alıp teşhis ve tedavi uygulamasını birlikte yürütmektedir.

Sebepleri:

1-Hormonal Sebepler: Kısırlığın % 5 sebebi hormonaldır. Bu durumda meni sayısı 5 milyondan aşağıdır. Testisler hormon yapma bakımından beyindeki hipofiz iç salgı bezinin kontrolü altındadır. Bu bezde gene beyinin hipotalamus denen kısmından salgılanan hormonların etkisi altındadır. Testis ve bu son iki bezin faaliyetlerindeki bir bozukluk ve aksaklık hormonal kısırlık nedenidir.

Hipotalamus ve hipofiz arızalarındaki kısırlıkta aynı zamanda bu arızaya bağlı olarak çeşitli belirtiler meydana gelir.

2-Testise bağlı nedenler: Burada testisin hormonu olan testosteron düşüktür. Olay tamamen testisten kaynaklanmaktadır. Bu hormonu salgılayan hücrelerde arza vardır. Kromozom bozukluklarında, doğuştan testisin olmaması veya vücudun erkeklik horonuna dirençli olmasından meydana gelir.
a-Bir çok vakada hiç bir sebep olmaksızın menide tohum hücreleri sayısı azdır. Bunun sebebi bilinmemektedir.

b-Testisin gelişme bozuklukları: Testisin normal yerinde olmaması halinde testis gelişemeyeceği için kısırlık meydana gelir. Normalde testis doğumdan sonra torbaların içerisinde bulunur. Herhangi bir sebepten dolayı testisler torbaya inmeyip yukarıda ve kasıkta kalırsa testis gelişemez,kıvamı azalır boyutu küçülür.
c-İlaçlar: Bir çok tümör ve kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar, alkol, bazı tansiyon ilaçları testise toksik etki yaparak spermaların gelişmesini önler.

d-Radyasyon: Film çekmek için kullanılan X ışınları ve kanser tedavisinde kullanılan radyasyon ışınları direk testise etki ederek kısırlık nedeni olabilir.
e-Çevre Ekenleri: Endüstriyel bazı kimyasal maddeler
f-Sperma oluşumunu engelleyen nedenler: Aşırı yükseklik, sıcak iklimler, ateşli hastalıklar, 60 yaşından sonra ve stres
g-Testis iltihapları: Testisin adi iltihabı çok ağır seyrederse testisin yapısını ve tohum üreten hücrelerini bozacağı için kısırlık yapar. Erişkinlerin kabakulaktan sonra iki taraflı testis iltihapları başlı başına kısırlık sebebidir. Erişkinlerin kabakulağından sonra % 15- 25 oranında testis iltihabı gelişir. Bu iltihabı kabakulaktan 4-6 gün sonra başlar 1-6 ay sonrada testis harap olur.
h-Varikosel: (Torbanın toplar damarlarının varisi) Kısırlıkta önemli olmakla beraber her varikosel vakasında kısırlık görülmez. Varikoselin kısırlık yapmasının nedeni testis ve torbanın ısı değişimine engel olmasıdır.

3-Testis Harici nedenler:
a-Meninin boşalma bozuklukları: Meninin boşalmasını engelleyen sebepler kısırlığa neden olur. Meninin azlığı buna bir örnektir. Prostat ve bazı karın ameliyatlarından sonra meninin geriye  boşalması yani mesane içerisine dökülmesi bir örnektir.
b-Meni yollarında tıkanıklık: Bu nedenin oranı % 10 – 20 dir. Meni yollarında meni kordonunu her hangi bir yerinde tıkanıklık vardır. İltihaplardan sonra olabileceği gibi dıştan bir baskı ile de oluşabilir. Darbeler, fıtık gibi ameliyatlar veya buraya cerrahi müdahaleler kordonu tıkar. Bezende doğmalık olabilir. Çift taraflı olunca kısırlık kaçınılmazdır.
c-Penis yapı bozukluklarında bir etkendir. İdrar deliğinin aşağıda olması gelen meniyi ileri doğru fırlatamaz. Böylece tohum hücreleri kadının haznesine ulaşamaz.
d-Bağışıklık nedenleri : Şayet tohum hücreleri kanal dışına herhangi bir sebeple kaçacak olursa vücut bu hücrelere karşı antikor geliştirir ve kendi hücresini yabancı hücre sayarak bu hücreleri öldürmeye başlar. Bazense eşinde sperma hücrelerine karşı bir hassasiyet vardır. Bu hücrelere karşı duyarlı olup onları hareketsiz bırakabilir.

Teşhis:

Evli çiftlerin % 15 i kısırdır. Sebep olarak 1/3 oranında erkekte 1/3 kadında ve 1/3 oranında ise her ikisinde birliktedir. Kısırlık nedeni çok olduğundan ve bir çok etkene bağlı olduğundan dolayı bu sebepler teker teker araştırılmalıdır.

Laboratuar Muayeneleri:

1-Meni muayenesi: Kısırlıkta en önemli tetkik meni muayenesidir. Tahlil muayene materyali 40-72 saatlik bir seksüel perhizden sonra yapılamalıdır. Meninin toplanması ve taşınmasında sonucu etkiler. Meni mastürbasyon ile geniş cam bir kavanoza alınmalıdır. Vücut ısısında ve en geç bir saat içerisinde incelenmelidir. Sperma muayenesinde akıcılığı, kokusu, miktarından ve mikrop olup olmadığını incelendikten sonra sayısına bakılır. Bugün kabul edilen değere göre  tohum hücresinin sayısı 1 mililitrede 20 milyondur. Tohum hücrelerinin hareketi kadın yumurtasını dölleyebilmesi için önemlidir. Tohum hücrelerinin hareketi 0 ila 4 arasında değerlendirilir. Normalde % 50 – 60 dır.

Şekilleri: Normalde tohum hücrelerinin (Sperm hücresi) oval bir başı boyun ve kuyruğu vardır. Bu şekilde olan tohum hücrelerinin oranı % 60 tır. Geri kalan % 40 oranında sperm hücresi çift kuyruklu çift başlı gibi değişik şekiller gösterebilir. Meni içerisinde früktoz gibi şekerli maddeler, yağ, enzimler gibi maddelerde araştırılır.

2-Kan idrar ve prostat salgısı tetkikleri: Kan grupları araştırmaları yapılmalı. Eski bir iltihap olup olmadığını anlamak için idrar tahlili ve prostat sıvısı tahlilleri yapılmalıdır.

3-Hormon tetkikleri: Sperm sayısının 5 Milyondan aşağı olan durumlarda hormon tetkikleri yapılmalıdır.

4-Diğer tetkikler: Kromozom, alerjik testler, Radyolojik incelemeler kısırlığın sebebini araştırmak için yapılır.

5-Testis Biyopsisi: Testisten parça alıp patoloji laboratuarında incelemektir. Spermin az olduğu durumlarda testisin faaliyet gösterip göstermediğini anlamak için yapılır. Şayet menide hiç sperm hücresi yoksa ve testis biyopsisinde normal sperm hücreleri varsa kanallarda bir tıkanıklık olduğu düşünülür. Testis biyopsisi iki şekilde yapılır ya doğrudan küçük bir operasyon ile testis açılır ve parça alınır veya iğne ile girilip testis dokusundan alınacak parça patolojiye gönderilir.

Tedavi:

1-Cerrahi Tedavi:
Küçük çocuklarda inmemiş yumurtanın ameliyat edilmesi, varikosel olan hastalarda erken devrede ameliyat kısırlığın giderilmesinde yüz güldürücü sonuçlar almasına neden olur. Şayet meni yollarında bir tıkanıklık varsa bunu gidermek için ameliyat düşünüle bilinir.

2-Tıbbî Tedavi:
Hormon eksikliğinde eksik olan hormon verilir. Spermlerine karşı alerjik olan hastalarda sebep buysa tedavi amacı ile bu alerji giderilmeye çalışılır. İltihabı bir durum da uygun antibiyotik ile bu iltihap kurutulur.

3-Yapay Dölleme:
Tohum hücresinin döllemek amacı ile kadın rahim ağzına veya rahmin içine verilmesi işlemidir. Erkek her hangi bir sebeple penis yardımı ile kadını dölleyemez. Bu durum idrar deliğinin aşağıda olması, boşalma sırasında spermanın mesaneye kaçması veya nörojenik sebeplerle penisin sertleşmemesi nedeni ile olur. Erkekten alınan tohum hücreleri kadına verilir. Ya kadının kocasından alınan hücreler yada başka erkekten alınan hücrelerle olur ki bu ikinci yol gerek dinimiz gerekse genel ahlak kurallarına ve kanunlara uymayan bir durumdur.

4-Tüp Bebek:
Kadında herhangi bir nedenle tohum hücresinin yumurtan ile birleşmesine mani olacak bir durumda uygulanır. Fakat erkeğin tohum hücrelerinin de azlığında da uygulanır. Çünkü çok az miktardaki tohum hücresine sahip erkekler için bile büyük bir başarı sağlar. Kadın yumurta hücresini ve erkek tohum hücresini kadın vücudu dışında bir tüp içerisinde uygun ortamın sağlanması ile birleştirilmesi esasına dayanır. Hücreler birleştikten sonra bu döllenmiş hücre anne rahmine aktarılır.

DİĞER YAZILARIMIZ:
Penis Boyu Neden Önemlidir?
Genelev Gerçeği
Varikosel
Masturbasyon ve Maturbasyon hakkında bilmek istedikleriniz.
Erken Boşalma ve Tedavisi
Sertleşme Sorunu ve Tedavisi
Prostat Hastalıkları ve Prostat İltihabı
Eşcinsellik ve Homoseksüellik
Porno ve Zararları
Böbrek Hastalıkları
Böbrek ve Oruç
Sünnet
İdrar Damlaması ve İstibra
Gerdek Gecesi
Erkekte Kısırlık
Taş Hastalığı

Ayıca şu adresten kitaplarıma ulaşabilirsiniz:  
https://www.dralihatay.com/kitaplarim.html

 

Prostat Kanseri

Prostat kanseri; prostat hücrelerin kendine buyruk, kontrolsüz şekilde çoğalmasıdır. 50 yaşın altında görülmesi nadirdir. Genellikle 70 yaşından sonra görülür. Yaş ilerledikçe sıklığı artar. Erkeklerde en sık görülen kanser çeşidi prostat kanseridir.

Yayılma yolları
1- Komşuluk yolu ile çevresindeki organlara direk olarak yayılır.
2- Kan yolu; Kana karışan tümör dokuları başka organlar gidip yerleşir ve burada çoğalma yapar.
3- Lenf yolu. Vücudun lenf dolaşımı dediğim 2 ci dolaşımına karışarak yine başka organlara yayılır.

En sık yayıldığı yer akciğer, karaciğer ve kemiklerdir. Bu nedenle prostat kanserinin yayılıp yayılmadığını anlamak için bilgisayarlı tomografi, MR ve kemik sintigrafisi çekilir.

Prostat kanseri oluşum nedenleri:
1- Yaşlanmada risk artar.
2- Ailesel nedenler.
3- Irksal nedenler: Zencilerde daha fazla görülmektedir.
4- Hormonsal nedenler: Ergenliğe girmeden yumurtaları alınan yani kısırlaştırılan erkeklerde prostat kanseri görülmemektedir.
Kadınlık hormonu olan östrojen hormonunun artması durumunda (karaciğer kanseri, yaşlılıkta erkeklik hormonunu azalması durumunda prostat kanseri görülmemektedir.
Buradan çıkarılacak sonuç erkeklik hormonu dediğimiz Testosteronun artması prostat kanserine neden olmaktadır.
5- Beslenme durumu: Yağlı ve kolesterollü yiyecekler. Sigara kesin olarak nedenler arasında sayılmazsa bile bir olumsuz etkisinin olduğu tahmin ediliyor.

Prostat kanseri belirtileri:

Kanser çok defa ilerleyinceye kadar belirti vermez. Bu nedenle 50 yaşını geçen erkeklerin rutin olarak prostat muayenesi olması önemlidir.Belirtiler idrar yolu tıkanıklığına bağlı belirtilerdir.
1- Sık idrara çıkma, İdrar yaparken zorlanma, kesik kesik idrar yapma, idrarda yanma, ağrı
2- İdrarda kan görülmesi
3- Bel, kalça ağrıları
Sırt, kalça ve bel ağrısı
4- Kanlı meni.

Teşhis (Tanı)
1- Hastanın yukarıda sayılan şikayetlerin olması.
2- Kanda PSA testi (Prostat Spesifik Antijeni)
3- Prostat ultrasonu.
4- Parmakla muayene: uroloji doktorunun hastanın anüsünden parmak sokarak muayenesidir. Buna Tuşe Rektal denir. Prostat bağırsağın son kısmı ile komşuluğundan dolayı parmakla bu prostata ulaşmanın en kolay yoludur. Prostatın en kolay ve emin muayenesi budur. Bu muayenede prostatın büyüklüğü ve sert bir odak olup olmadığı tespit edilir. Günümüzde artık prostat ultrasonu olduğu için parmak muayenesi bu ultrason ile değerlendirilmektedir.
5- Ultrason. Hem prostatın hem de diğer organların ultrasonda incelenmesi kanseri yakalama bakımından önemli olabilir.
6- Tomografi ve Sintigrafi: Kanserin yayıldığı yerleri tespit etmede önemlidir.
7- Biyopsi: makattan girilerek özel bir iğne ile prostat dokusundan parça alınıp patolojide incelenmesidir.

Prostat Kanseri ve PSA (Prostat Spesifik Antijeni) ilgisi:

PSA, Prostat hücreleri tarafından üretilen bir enzim olup meninin sıvılaşmasında rol oynar.
PSA prostattan salgılandığı için PSA nın tespiti ve seviyesi hastalığın teşhisinde ve hastalığın gidişatını öğrenmede önemlidir.
Normla değeri 4 ng/ml dır. Son zamanlarda bu değerin 2,5 ng/ml kabul edilmesi ve bu değerin üzerindeki değerlerde biyopsi yapılması tavsiye edilmektedir. 

PSA hakkında bilinmesi gerekenler:
PSA nın kanser harici artması
1- Parmak muayenesinden sonra PSA artabilir. Bu artış 24 saat kadar sürer.
2- İdrar yoluna sonda koymak, sistoskopi yapmak gibi travmatik nedenler.
3- Prostat damarlarında tıkanmalar
4- Prostatın iltihapları.
5- Prostatın büyümeleri.

Aşırı yorgunluk, eksersiz, aşırı cinsel ilişki, masurbasyon PSA yı etkilemez.

PSA ile yaş arasındaki ilgi:
40 – 49 yaş : 0 – 2.5 ;
50 – 59 yaş : 0 – 3.5 ;
60 – 69 yaş : 0 – 4.5 ;
70 yaş ve üstü : 0 – 6.5 ng / ml

PSA nın tek başına cevap vermediği durumlarda şunlara bakılmalıdır:
1- PSA dansity: Serum PSA değeri / TRUS ile saptanan prostat hacmi 0.15 den küçükse kanser ihtimali azalır.
2- PSA artış hızı:  6 ay içinde 3 defa PSA ölçülür. Bu artış 0.75 den küçük olmalıdır.
3- Serbest PSA ile Total PSA 0.25 ten büyükse kanser ihtimali azalır.

Kanserin gidişatı hakkında bilgi vermesi:
PSA 4 ng/ml den küçükse yayılmamış sınırlı kalmıştır.
        10 ng/ml den büyük organla sınırlı
        50 ng/ml den büyük lenf yolu ile yayılmış kabul edilir.

Gleason Skoru:

İğne biyopsine kanser teşhisi konulduktan ve patoloji raporundan sonra, kanser hücrelerinin görünümü, içindeki çekirdeklerin büyüklüğü ve şekline göre üreme ve yayılım hızı hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlayan bir derecelendirme metoduna Gleasonn skoru denir:
Gleanson düşük: Kanser hücreleri daha yavaş gelişen ve yayılma kabiliyeti göstermeyendir.
Gleason Skor 2-4: Kanser hücrelerinin farklılaşma iyi.
Gleason Skor 5-6: Orta farklılaşma
Gleason Skor 7-10: Farklılaşma köyü, hızlı çoğalma ve yayılma kapasitede olan hücreler.

PROSTAT KANSERİ EVRELEMESİ

T1-T2 de kanser prostat bezinde sınırlı kalmıştır.
T3 de yakın dokulara da metastaz (yayılım) yapmıştır.
T4 de ise uzak organlara da yayılım vardır.
Eski ancak hala kullanılan bir sistem de ise:
Evre A ve B' de kanser prostat bezinde sınırlı kalmıştır.
Evre C' de yakın dokulara da metastaz (yayılım) yapmıştır.
Evre D de ise kemik gibi uzak organlara da metastaz yapmıştır.

PROSTAT KANSERİNDE TEDAVİ:
tedavinin ne şekilde olacağında dikkat edilecek hususlar:
1- Hastanın genel durumu.
2- PSA yüksekliği.
3- Biyopsi sonucu: Gleanson skoru değerleri.
4- Kanserin devresi.

 

1- Sadece takip etme.
2- Radikal prostatektomi:
3- Radyoterapi:
    External Radyoterapi: Dışarıdan radyasyon ışınlarının verilmesi ile yapılır.
    Brakiterapi : Prostat bezi içine radyoaktif maddeler yerleştirilerek yapılan tedavi
4- Hormonal tedavi:
    Cerrahi kastrasyon:Testislerin alınması veya içinin boşaltılması
    Medikal kastrasyon: Hormonlarla testisin testosteron üretimini engellemek.
5- Kemoterapi
6- Kriyoterapi

Erken Boşalma ve Tedavisi

Erken boşalma bir cinsel problem değildir. Cinsel yetersizlik ve cinsel uyumsuzluktur. Cinsel ilişkide en önemli şey uyumdur. Erkeğin kadının orgazmından önce boşalması bir cinsel uyumsuzluk göstergesidir. Kadın geç orgazm oluyorsa sorunu sadece erkeğe bağlamak doğru değildir. Bu durumda erkekte cinsel yetersizlik yoktur. Sadece uyumsuzluk vardır. Sonuçta bu sorun çözülmelidir. Uyumsuzluk ortadan kaldırılmalı ve tedavi edilmelidir.

Erken boşalma sınıflandırılması şu şeklidedir.
1 -Penis vajina ya girmeden önce boşalma olursa; İleri derecede erken boşalma.
2 -Penis vajina da iken 1 dakika veya daha altı zamanda boşalma; Orta derece erken boşalma.
3- Penis vajinada iken 1 ila 5 dakika arası boşalma; Erken boşalma olarak kabul edilir.
İlişki süresi penis vajinada iken en az 5 dakika ve üstü normal olarak kabul edilir, ideali 5 ila 15 dakika arasıdır.

Erken Boşalma Nedenleri:

Erken boşalmanın %99 sebebi psikolojiktir. %1 lik bölümü ancak bedensel ve yapısal bozukluklardan ileri gelir. Sebep kontrol etmeyi bilmemektir.
Bedensel nedenler:
1- Prostat büyümeleri ve prostat iltihapları, dış idrar yolu iltihapları erken boşalmaya neden olabilir.
2 – Şeker hastalığı. Sinir ve damar uçlarını bozduğu için olumsuz etki gösterir.
3- Bölgesel üreme ve idrar yolu hastalıkları
4- Bölgesel duyu hasarı, sinirlerin hastalıkları
5- Karın ameliyatlar sonrası.

Psikolojik nedenler:

1- En sık neden ergenlik ve gençlik çağlarında yapılan mastürbasyonlardır. Masturbasyon yaparken yakalanma korkusu bir an önce boşalmayı sağlamak ve işi bitirmek isteği erken boşalmaya neden olur.
2- Aile baskısı, içe kapanıklık, sıkıntılı ruh hali Erken boşalmaya neden olabilir. Mastürbasyon yapamamış kişilerdeki aşırı duygu birikimine bağlı erken boşalma görülebilir.
3- Partnere aşırı ilgi, bağlılık ve sevgi, heyecanı arttırıp erken boşalmaya neden olabilir. Aşırı duygu birikime sahip ve aşırı heyecanlı olanlarda erken boşalma sık olarak görülür.
4- Uzun süreli cinsel perhiz sonucu erken boşalma normal kabul edilebilir. Burada yine heyecan büyük rol oynar.
5- Genelevde para karşılığı kurulan ilişkilerde tıpkı mastürbasyon gibi tek taraflı hazza yönelik duygular içerdiğinden orgazm zamanlaması gibi bir sorun ortada yoktur, gene amaç boşalıp rahatlamaktır.
Kişi çok defa ilk cinsel deneylerinde problem yaşar. Erkeklerin ilk gençlik cinsel deneyimleri genelev veya masturbasyon olduğu için bu durumda çok defa hayat kadının aceleci olması, bir an önce işi bitirmek istemesi erkekte tek taraflı hazın gelişmesine neden olur. Bu nedenlerle kişide erken boşalma meydana gelebilmektedir.
6- Yanlış kanaat, Gençlik yıllarında, sık sık, birden fazla orgazm olup sertleşme sağlanıldığından boşalmanın geciktirilmesi akla getirilmemiştir. Kadının geç tatmin olabileceği düşünülmediğinden amaç sadece en erken şekilde boşalıp rahatlamaktır. Evlenince de bu fikir sabitleşir ve beyinde yer yapar.

Tedavi: 

Cinsel eğitim çok önemlidir. Kişi boşalmayı kontrol edebilmelidir. Bunun yollarını ve metotlarını araştırmalıdır. Bir defa öğrendikten sonra artık alışkanlık haline gelir.

Erken boşalma için uygulanan metotlar veya ilaçlar fayda vermeyince hastalar hayal kırıklığına uğramakta bu da sertleşme sorunları yapmaktadır. Eşler gittikçe seksten uzaklaşma, cinsel hayata küsmekte psikolojik sorunlar başlamakta hatta evlilikler bitmektedir.

Erken boşalma tedavisinde profesyonel destek almak çok önemlidir. Seks terapi merkezine eşlerin beraber baş vurarak bu sorunu daha kısa sürede çözmeleri mümkündür.

Hastalığı kabul edip psikiyatri uzmanına başvurmak tedavi yönünden atılacak ilk ve önemli adımdır. Psikiyatri uzmanı duruma göre psikanaliz ve ya psikoterapi yapacaktır. Çok defa vereceği vücudu gevşetecek rahatlatacak ilaç hastanın bütün sıkıntılarını giderecektir. Erken boşalmayı önleyici ilaçlarla veya geciktirici spreylerle çok defa fayda yerine zarar verir. Bunlar problemi daha çok büyütebilir. Yan etkileri olarak cinsel isteksizlik yapacak ve psikolojiyi daha çok bozulabilir. Cinsel ilişkide safhalar vardır. Boşalma anına geldiği zaman hiç kimse bu boşalmayı engelleyemez ve önleyemez. Ancak bu boşalma safhasında girmeden sistemi yavaşlatmak, durdurmak veya kontrol altına almak erken boşalmayı da önlenir.

Cinsel uyum kadının ve erkeğin karşılıklı birbirleri ile ilişkisi ve anlayışı ile sağlanır. Erkeğin yaklaşımı, sevecenliği, ön sevişme süresinin uzun olması ile kadın orgazmı öne alınabilir. Kadının yardımı erkeğin orgazmının geciktirilebilinir. Sonunda çiftler ortak bir noktada buluşurlar.

Erken boşalmasını engellemek için çeşitli yöntemler ve metotlar uygulanmaktadır. Bazı kimseler bu metotları kulaktan dolma veya internet ortamında okuyup uygulamaya kakmaktadır.  olamayınca hayal kırıklığına uğramakta ,panik olmaktadırlar,bu sorunun çözümü bir uzmandan destek almaktır.

Erkeğin erken boşalmayı önleyecek bazı metot ve eksersizler:

1- Kegel Eksersizi: 1948 Yılında konuya ilk dikkat çeken Dr. Arnold Kegel oldu. Eksersiz yapılacak kaslar pelvik tabandaki pubokoksijus (PC) kaslarıdır. (Leğen kemiklerinin tabanını yapan kaslar) Bu kaslar anüsü (Makat, büyük tuvaletin çıktığı delik) çevreler oradan penis kök ve vajina çevresine uzanır. İstemli çalışan kaslar olduğu için idrar istemli tutmamızı ve büyük tuvalet yapmamızı sağlar. Bu kasları çalıştırmakla bazı durumlarda ve hastalıklarda idrar ve büyük tuvalet kaçırmanın önüne geçilebilir. Eksersizlerin faydalı erken boşalmayı da önleyebileceği görülmüştür. Problem bu kasların yerinin tam tespiti ve doğru kasları çalıştırma zorluğudur.
Profesyonel ve deneyimli terapist bazı aletler yardımı ile ve bu kasları uyaracak elektrik vermek yöntemiyle %06-70 başarılı olmaktadır.
Kişinin kendi başına evde yapacağı eksersiz şu şekildedir.

Ayakta, yatarken veya otururken dizler hafif açılır. Bacak hareket ettirilmez. Büyük tuvalet gelmişte tutuyormuş gibi yapılır. Ve makat (dübür) içe doğru çekilir. bir müddet böyle tutulur ve gevşetilir. Bu aynı idrar yaparken idrar akımını kesme ve tekrar yapma hareketidir. İdrar yaptığınızı düşünün ve idrar yaparken durdurmayı düşünün ve idrar yolunu kasın ve bırakın. Aynı eksersizi idrar tuvalette idrar yaparken de deneyebilirsiniz. Bu hareketi günde en fazla 1-2 defa yapın fazla yapmayın. Çünkü aşırı yük binen kasta gevşeme olur ve idrar kaçırmaları başlayabilir.

Bu eksersiz aynı gözü sıkıca yumak tekrar açmak gibidir. Kaslarınızı şiddetli kasın saniye bekleyin sonra gevşetin. Bu işlemi 5 defa yapın. Sonra 5 defa hızı bir şekilde arkası arkasına yapıp gevşeyin. Bu eksersizi günde en fazla 5 defa hızlı 5 defa tutarak günde 10 defa yapın. Günler ilerledikçe 5 saniyeyi uzatabilirsiniz. Etkili olabilmesi için 15 gün belki de 1 ay gerekebileceğini unutmayın.
Kilo fazlalığı ve az su içmek kaslar üzerine olumsuz etki yapacağı için eksersizler faydalı olmayabilir.

2- Masters ve Johnson Metodu: Erken boşalmayı gidermek için orgazm ikinci plandır. Birleşme anında erkek, boşalmanın yaklaştığını hissettiği an kadına kendi aralarında anlaştığı bir şekilde işaret eder. Bunun üzerine kadın, penisin başını 4 saniye kadar kuvvetlice sıkar. Bu, boşalma dürtüsünün zayıflamasına neden olacaktır. Otuz saniye kadar sonra kadın yine eliyle eşinin penisini uyarmaya başlar. Erkek boşalmak üzere olduğunu haber verince kadın yine sıkma yöntemini uygular. Bu, erkek boşalana kadar 10-15 kez uygulanmalıdır. Erkeğin bundan önce orgazma ulaşmasında bir sakınca yoktur.

Çift, bu yöntemle, orgazm olmadan uyarılma süresini uzattıktan sonra, sıra penisin dölyoluna girişine gelir. Bunun için 7-15 günlük bir “sıkma” uygulamasının geçmesi gerekir. Artık kadınla erkek cinsel birleşmeye geçebileceklerdir. Bu, erkeğin sırtüstü yatması ve kadının üste çıkarak penisi içine alması şeklinde olur. Ama bu noktada hiçbir zorlama ve sürtmenin olmaması önemlidir, çünkü amaç erkeğin dölyoluna girme duygusuna yavaş yavaş alışmasıdır. Boşalmanın yaklaştığını anlayınca kadına işaret edecek ve o da gövdesini erkeğin üstünden biraz kaldırarak yine sıkma hareketine geçecektir. Böyle birkaç uygulamadan sonra penisin dölyolu içine hareket ettirilmesi ve sürtme aşamasına geçilebilir. Masters ve Johnson, on yıllık araştırma dönemi içinde, bu yöntemi uygulayan 186 hastadan 182’sinin olumlu sonuç aldığını bildirmektedir.

DİĞER YAZILARIMIZ:
Penis Boyu Neden Önemlidir?
Genelev Gerçeği
Varikosel
Masturbasyon ve Maturbasyon hakkında bilmek istedikleriniz.
Erken Boşalma ve Tedavisi
Sertleşme Sorunu ve Tedavisi
Prostat Hastalıkları ve Prostat İltihabı
Eşcinsellik ve Homoseksüellik
Porno ve Zararları
Böbrek Hastalıkları
Böbrek ve Oruç
Sünnet
İdrar Damlaması ve İstibra
Gerdek Gecesi
Erkekte Kısırlık
Taş Hastalığı

Ayıca şu adresten kitaplarıma ulaşabilirsiniz:  
https://www.dralihatay.com/kitaplarim.html

Üriner Sistem İltihapları

Üriner sistem iltihapları denince böbrekten başlayıp idrar çıkış yerine kadar olan iltihaplar anlaşılır.Toplumda sık görülür. Basit bir mesane iltihabı olabildiği gibi daha ciddi böbrek iltihaplarına kadar gidebilir.

Üriner sistem iltihaplarını hazırlayıcı etkenler:
Bu etkenler vücudun ve üriner sistemin koruyucu etkisini bozarak etki yaparlar.
1-Kadınlarda çocuklarda ve yaşlılarda çok fazladır. Yaşa ve bünyeye göre değişir. Kadınlarda genital organların üriner sisteme yakın komşu olması, çocuklarda doğuştan gelen bozukluklar, yaşlılarda ise vücut direncinin bozuk olması bu etkiyi artırır.
2-İdrar yapım bozukluklarında enfeksiyon risklerindendir. İdrar bekletmek, tam boşalmayan idrar, mesane kasındaki gevşeklik, mesanenin sinir sistemindeki bozukluklar enfeksiyonu hazırlayan sebeplerdir.
3-Kadınlarda daha fazla olmasının sebebi: Mikroplar kadın yollarında daha çok yerleşmeleri, gebelik halleridir.
4-Şeker hastalığı başlı başına enfeksiyonu artırıcı sebeptir.
5-Bağırsakta yaşayan bazı mikroplar herhangi bir sebeple üriner sisteme ulaşıp hastalık meydana getirebilirler. Bu nedenle barsak iltihabı hastalıklarında, kabızlıkta, üriner sistem enfeksiyonları olabilir.

Mikropların üriner sisteme geliş yolları: 
1-Aşağı yol:İdrar yollarına takılan bir sonda enfeksiyon nedenidir. Kadınlarda genital sistemin bu bölgeye yakın olması sık sık iltihapların meydana gelmesine sebep olur.
Seksüel birleşmenin bulaşmaya sebep olduğu gösterilmiştir.
2-Kan yolu: Sık olmamakla birlikte vücudun başka bir yerindeki iltihap veya apseden idrar yollarına mikrobun kan yolu ile gelmesidir.
3-Akkan yolu:Bağırsaklardan veya başka bir yerden mikropların gelmesidir.
4-Yan komşu organlardaki mikroplar direk olarak gelebilir.

İltihabın organa göre olması: Böbreklerden idrar çıkış deliğine kadar olan organların iltihapları çok değişik karakter ve belirti verir. Bu nedenle ilgili organda incelenmiştir.

Gece İdrar Kaçırma

Gece idrar kaçırma, işeme kontrolünün olması gereken bir yaşta istemsiz ve uygunsuz olarak gece idrar kaçırmadır. Beş yaşının üzerindeki çocuklarda haftada iki veya daha fazla yatak ıslatma olayıdır. 5 yaşından önceki idrar kaçırmalar bu sınıfa dahil değildir. Çünkü çocukta ancak beş yaşına kadar idrar yapma fonksiyonu gelişir.

İdrar kaçırma olayı %85 sadece gece, %15 te gece veya gündüz olur. Bazı vakaların %10-%25 arasında büyük tuvaletini kaçırır. Bu durum genellikle psikolojik bir hastalığı gösterir.

Beş yaşını geçtikçe oran hızla azalır. 10 yaşında bu oran %5 e, 15 yaşında ise %1 e düşer. Evlenip idrar kaçıranlar bile görülebilir. Erkeklerde kızlara göre %75 oranında daha fazladır.

Nedenleri:

Gece idrar kaçırma bir hastalık olmayıp hastalık belirtisi olduğundan nedenleri çok fazladır.

  1. Norojenik gelişmenin gecikmesi: Çocuklarda bedeni ve ruhi gelişme yanında norojenik gelişmede vardır.Mesane kontrolü bazen gecikebilir. Normalde bebeklerde işeme 6 aya kadar refleks olarak istemsiz yapılır. 2 yıl içerisinde mesane kasının gelişmesi ile istemli olarak yapılır.Fakat tam kontrol yoktur. 1,5 – 3 yaş arası çocuk mesanesinin dolduğunu fark eder. Okul öncesinde ise idrarını biriktirmeyi ve ertelemeyi öğrenir. Şayet norojenik olarak sinirlerde bir arza olursa beyinden idrarı tutması için emir gelmez.
  2. Uyku bozuklukları: İdrar kaçıran çocukların uykuları diğer çocuklardan daha ağırdır. İdrar kaçırma uykunun ilk devrelerinde görülür. Bu nedenle çocuk  yattıktan sonra 30 dakika içerisinde idrara kaldırmalıdır. Burnunda et olan (polip) çocuklarında  uykusu derindir.
  3. Çevresel ve sosyal etkenler: Gece idrara çıkma sosyoekonomik gelişmemiş toplumlarda, ortanca çocuklarda, yıkılmış ailelerde, anne-babası ayrı çocuklarda daha sıktır. Bu çocuklar içine kapanıktır. Eğitimin önemi büyüktür. Örneğin tuvalet eğitiminin baskılı olarak verilmesi çocukta ters etki yaparak  idrar kaçırma şeklinde ortaya çıkmasına neden olur.
  4. Psikolojik etkenler: Psikolojik bozukluklar,aile içi ilişkilerinin bozulması, davranış bozuklukları  idrar kaçırma şeklinde gözükebilir. Mesane kontrolü 2-4 yaşında başlar. Bu dönemdeki psikolojik bir olay bir stres (anne baba ölümü, yeni bir kardeş olması, kaza geçirme, hastanede yatma v.s ) gece idrar kaçırmalarının başlangıcı olabilir. 
  5. İdrar yolları iltihapları: İdrar kaçırma olaylarının büyük bir bölümünde idrar iltihabı vardır. Bu oran kızlarda daha fazladır. İltihabın mesane kasına zarar vermesinden ileri geldiği düşünülmektedir.Uygun tedavi ile gece idrar kaçırma şikayetlerinin önüne geçilebilinir.
  6. Anatomik bozukluklar: Bazı idrar yolları yapısal bozukluklarında idrar kaçırma görülür.Bu duruma mesane çıkışındaki bir darlık neden olabilir. Aynı zamanda gündüzde idrar kaçırma olur.
  7. Bel kemiği bozuklukları: Bu durum halk arasında yanlış olarak bilinen "Bel açıklığı" tabiridir. Bel kemiği bozukluklarında gece işemeleri meydana gelir. Doğuşta işeme merkezinin bulunduğu bel omurlarında kemiğin her iki ucunun ayrık olması ile merkeze yapmış olduğu etkiyle idrar kaçırma olayı olur. Doğuşta burası açıktır. Çocuk büyüdükçe her iki uç birleşir ve kapanır. Böylece işeme merkezi etki altından kurtulur. Bazı çocuklarda bu açıklık ileri yaşlara kadar devam eder.
  8. Kalıtımsal etkenler: Gece idrar kaçıran çocukların %75 inde anne ve babasında da çocukluğunda idrar kaçırma hikayesi vardır. Halk arasında dayıda veya teyze, halada idrar kaçırmasının yeğenden de görüleceği inancı buradan gelir.   
  9. Diğer nedenler: Besin alerjisi, bademcik iltihapları, burunda veya genizde et olması (polip), genel alerjik durumlar,büyük tuvalette parazit yumurtası bulunması gece idrar kaçırma nedenlerinin bazılarıdır.

Tetkikler:

Bütün idrar kaçıran çocukların idrar tahlilleri yapılmalıdır. İltihap varsa tedavi edilmelidir. Şayet çocuk gündüzde idrar kaçırıyorsa yapısal bozukluk için filimler çekilmelidir. Burun ve/ veya geniz etinde kulak burun boğaz konsültasyonu yapılmalıdır. Son zamanlarda yapılan mesane kasının aktivitesini ölçen testler teşhis bakımından çok önemlidir.

Tedavi:

Gece idrar kaçırmanın nedeni bulunursa tedavisi o  nispette kolaydır. Psikolojik nedenli idrar kaçırmalarda çocuk psikiyatrisinin desteği alınır. Anatomik bozukluk varsa bu giderilir. İltihap durumunda bunun tedavisi yapılır.

Çok defa idrar kaçırma nedeni psikolojik olduğundan tedavi uzun sürer ve sabır ister.

  1. İlaç tedavisi: Bir çok ilaç kullanılmıştır.Bu ilaçlar mesane kontrolünü sağlayan ilaçlar olduğu gibi derin uykuyu azaltan ilaçlardır. Etkisi mesane kasına uyaranlar göndererek idrar hissini meydana getirmektir. Halk arasında bu tip ilaçların kısırlık yaptığı gibi   yanlış  bir inanç vardır. Bu durum şimdiye kadar ispatlanamamıştır. Her ilaçta olduğu gibi bu ilacında ağız kuruluğu, sinirlilik, hafif mide barsak bozukluğu, tansiyon düşüklüğü gibi yan etkileri vardır.  Buruna sıkılan sprey gibi ilaçlarda kullanılmıştır.
  2. Şartlandırma tedavisi: Sinyalli bir alarm sistemi kullanılır. Çocuk özel tertibatlı bir yatakta yatırılır. İdrarını kaçırınca zil çalar. Çocuk kalkar zili kapatır ve idrarın geri kalan kısmını tuvalete yapar. Böylece çocukta bir refleks başlatılmış olur. uygulama 4-5 ay sürebilir. Anne ve   baba şuurlu olmalıdır. Başarı oranın % 80 dir. İlaç tedavisinden daha iyi sonuçlar verse de uygulamak zordur.
  3. Mesane eğitimi: Çocukta mesanenin idrar toplama kapasitesi küçükse uygulanır.Çocuk gündüzleri bol su içer ve idrarını yapma sıklığını uzatır. Böylece idrarını tutmayı öğrenir. Burada anne ve babaya çok iş düşer. Çocuğa suyu kısıtlamak doğru değildir.Aksine su içip idrarını tutması telkin edilmelidir.
  4. Akapunkur uygulamalarından da sonuçlar alınmaktadır. 

    Aileye Öneriler
    Eğer çocuğunuz idrar kaçırıyorsa telaşa kapılmayın. İdrar kaçırmaya neden olabilecek bir tıbbi sorunu varsa bu sorunun tedavisi ile idrar kaçırmanın geçeceğini, eğer tıbbi bir sorun yoksa Enürezis Nokturna’nın kendi kendine düzelebilen bir durum olduğunu unutmayın. İdrar kaçırdığında çocuğunuza kızmayın, onu utandırmayın, başka çocukları örnek göstermeyin, cezalandırmayın. Çocuğunuza bu sorunun çok da önemli olmadığını ama onu etkilediğini düşündüğünüz için bir doktora götürmek istediğinizi, tetkik ve tedavi süresince ona destek olacağınızı anlatın ve öncelikle bir çocuk hekiminden randevu alın.

 

Empotans (Sertleşme Sorunu)

İktidarsızlık kavramı bir çok kavramı içinde barındırır. Erken boşalma, sertleşme sorunu, cinsel birleşme kuramama, cinsel isteksizlik, kısırlık gibi kavramlar bu hastalık başlığı altında toplanabilir. Çok kimse eşcinselliği bile sertleşme sorunu olarak görür.1980’li yılların başına kadar iktidarsızlık dahil tüm cinsel işlev bozuklukları iktidarsızlık diye değerlendiriliyordu. Bütün cinsel sorunlar tek bir sorunmuş gibi algılandı.

Bir çok erkek bu sorunu için doktora gitmeye çekinir. Bunun nedeni hastanın iktidarsız dalgasını yemek istememesidir. Çünkü ülkemizde iktidarsızlık kelimesi aşağılayıcı bir damga ifade ediyor. Bu yüzden iktidarsızlık lafını dikkatli kullanmak gerekiyor.

İktidarsızlık, erektil disfonksiyon, cinsel işlev bozukluğu, empotans denilen sertleşme bozukluğu penisin erekte yani dikleşme fonksiyonunu yerine getirmemesidir. Penisin cinsel birleşmeyi sağlayacak yeterli sertliği koruyamamasıdır. Dikleşmeyen penis cinsel faaliyetini yerine getiremiyor demektir. Ereksiyon fonksiyonu kanın penisin sünger dokusuna dolması sonucu meydana gelir. Fakat fonksiyona ekili bir çok etken vardır. Ereksiyon için beyinden, omurilikten ve bölgesel sinirlerden uyarıcı gelmesi gerekir. Buna göre penis damar, sinir ve kasların, beyin, omurilik ve kanın normal olması gerekir. Bunlardan her hangi birinin bozuk olması sertleşme sorununa neden olur.

Bunun yanında psikolojik nedenler, ruhi gerginlik, bedensel ve ruh yorgunluğu, stres sertleşme sorunu yapabilir. Bazen hiç sebep yokken sertleşme sorunu olabilir. Bu nedenle erkekte sertleşme sorunu var demek için 3 aylık bir geçmişi olması gerekir. Erkeğin üç ay boyunca cinselliği arzuladığı halde ilişki sırasında yeterli sertliği sağlayamaması durumunda sertleşme sorunu var denir. Yaşla ilgisi vardır. İktidarsızlığın görülme oranı 70 yaşında yüzde 20, 75 yaşında ise yüzde 50’ye kadar yükseliyor. Erkeklerin %80 hayatlarının bir döneminde bu şikayete maruz kalabiliyor.

İktidarsızlık, erektil disfonksiyon, cinsel işlev bozukluğu, empotans denilen sertleşme bozukluğu penisin erekte yani dikleşme fonksiyonunu yerine getirmemesidir. Penisin cinsel birleşmeyi sağlayacak yeterli sertliği koruyamamasıdır. Dikleşmeyen penis cinsel faaliyetini yerine getiremiyor demektir. Ereksiyon fonksiyonu kanın penisin sünger dokusuna dolması sonucu meydana gelir. Fakat fonksiyona ekili bir çok etken vardır. Ereksiyon için beyinden, omurilikten ve bölgesel sinirlerden uyarıcı gelmesi gerekir. Buna göre penis damar, sinir ve kasların, beyin, omurilik ve kanın normal olması gerekir. Bunlardan her hangi birinin bozuk olması sertleşme sorununa neden olur.

Bunun yanında psikolojik nedenler, ruhi gerginlik, bedensel ve ruh yorgunluğu, stres sertleşme sorunu yapabilir. Bazen hiç sebep yokken sertleşme sorunu olabilir. Bu nedenle erkekte sertleşme sorunu var demek için 3 aylık bir geçmişi olması gerekir. Erkeğin üç ay boyunca cinselliği arzuladığı halde ilişki sırasında yeterli sertliği sağlayamaması durumunda sertleşme sorunu var denir. Yaşla ilgisi vardır. İktidarsızlığın görülme oranı 70 yaşında yüzde 20, 75 yaşında ise yüzde 50’ye kadar yükseliyor. Erkeklerin %80 hayatlarının bir döneminde bu şikayete maruz kalabiliyor.

Sertleşme probleminin sebepleri nelerdir?

  1. Hormonal Nedenler: Beyin ve testis dokusunun salgılamış olduğu hormonların eksiklikleri. Testosteron (erkeklik hormonu), Prolaktin ve FSH (yumurtayı uyarıcı hormon) eksikliği sertleşme den sorumlu hormonlardır.
  2. Guatr ve tiroit bezi hastalıkları dolaylı olarak sertleşme sorunu yapabilir.
  3. Norojenik Nedenler: Beyin ve omurilikten gelen sinirlerin penis kaslarını çalıştırmaması sonucu meydana gelir. Bu sinirlerin alkol, şeker hastalığı, vitamin yetersizliği gibi etkenlerden dolayı yapısal bozukluklarda penis sinir, kas ve damar çalışma düzenini bozar.
  4. Damarsal Nedenler:
    4.a. Atardamar sebepleri: Penise gelen kan miktarının azalması sonucu olur. Bir penisin sertleşmesi için penis kan akımının 7 kat artması gerekmektedir. Tam sertleşmede damar basıncı 100 mmHg dır. Bu kanın gelmesini engelleyen damar cidarının kalınlaşması veya herhangi bir seviyede tıkanıklık sertleşme bozukluğuna neden olur.
    4.b. Toplar Damar Sebepleri: Sertleşmede toplar damarlarında rolü büyüktür. Bu damarlarda kan birikmeyecek olursa sertleşme olamayacağı gibi erken boşalma gibi şikâyetlerde meydana gelir.
  5. Psikolojik Sebepler: Performans kaygısı, başarısızlık korkusu, ön sevişmenin kısıtlılığı, travmatik cinsel deneyimler, bozuk aile ilişkileri, ortam şartları uygunsuzluğu, utangaçlık, çekingenlik, kültürel özellikleri, cinselliğe bakış açısı, eşiyle ilişkisi, işyerindeki problemler, sertleşme sorununa neden olan psikolojik nedenlerdir.
  6. İlaçlar: Tansiyon için kullanılan ilaçlar bu duruma sıklıkla yol açar. Bazı kalp krizi önleyici ilaçlar, idrar söktürücü ilaçlar, depresyon önleyici ilaçlar, sinirleri yatıştırıcı bazı ilaçlar, bazı hormon ilaçları sertleşme sorununa neden olur. Uyuşturuculardan kokain, eroin, marihuana sertleşme problemine neden olur.
  7. Ayrıca sigara damar sertliği yaparak, alkol sinirlerin yapısını bozduğundan dolayı empotans nedendir.
  8. Alkol sinir uçlarını bozduğu için beyinden gelen uyarılara cevapsız kalan penis sertleşme sorunu yapar.
  9. Dış müdahale ile meydana gelen empotans: Karın büyük ameliyatları, böbrek nakli, şua tedavileri, bel fıtıklarının ameliyatları, mide barsak ameliyatları, prostat kanserlerinden sonra prostatın tümden çıkarılması., penis ameliyatları sonucu empotans meydana gelebilir.
  10. Diğer Hastalıklar:
    Şeker hastalığı: Sertleşme problemi yapan en sık görülen hormon hastalığıdır. Hem sinirleri hem de damarları bozarak olumsuz etki yapar.
    Kolesterol damar sertliği yapığı için sertleşme sorunlarına neden olur.
    Kan hasatlıkları, kansızlık, aneminin bazı şekilleri sertleşme sorunu yapar.
    Böbrek hastalıkları: Böbrek yetmezliği nedeni ile diyalize (Böbrek makinesi) giren hastaların % 50 sinde empotans meydana gelir. Kanda erkeklik hormonunu düşmesi ve birçok ilaç kullanımı nedeni ile olur.
    Diğer hastalıklar: Kalp krizi geçirenlerde, safra kesesi ameliyatı olanlarda, Karaciğer hastalığı olanlarda, bazı kanser hastalıklarında sertleşme problemleri olur.

Sertleşme Probleminin Tedavi nasıl yapılır?

Tedavi her şeyden önce nedene yöneliktir.

  1. İlaçlar: Atar damar yetersizliklerinde damar içerisine damar büzücü ilaçlar verilir. Amaç daha çok kan gelmesi ve kanın penis içerisinde daha çok kalmasını sağlamaktır. Birleşmeden hemen önce yapılır. 30 dakika ile 1 saatlik sertleşme sağlanır. Bu da amaca uygundur.
  2. Vakum yöntemi: Vakum meydana getiren bir alet ve kavanoza benzeyen bir aygıtın içerisine penis konulur. Aletin vakumu sayesinde kan penis içerisine dolar. Bu sırada penis kök kısmına elastik bandajlar yerleştirilerek kanın geri kaçması önlenir. Yapılan bu işlem penisin sertleşmesini sağlar. % 60- 70 başarı sağlasa da kullanımı pratik değildir. Yan etkileri fazladır.
  3. Cerrahi Yöntemler: Şayet damar darlığı varsa ameliyat ile bu giderilir. Şant ameliyatları denilen bazı ameliyatlar ile penisin içyapısındaki damarlar karnın çeşitli damarları ile ağızlaştırılarak penisin daha çok kanlanması sağlanır.
  4. Penis Protezleri: Protezden önce mutlaka diğer metotlar uygulanmalı ve sonuç alınamazsa denenmelidir. Penis içerisine takılan çok çeşitli protezler vardır. Hidrolik prensiplerine göre çalışan protezler de vardır. Protezin bir ucuna balon konulur.Alet içerisinde sıvı vardır. Penisin sertleştirmek istendiği zaman bu balon pompalanarak protez şişirilir ve sertleşme sağlanır.
  5. Hormonsal Tedavi: Erkeklik hormonu ve diğer hormonlar ancak bu hormon yetersizliğinde kullanılır.
  6. Psikolojik Tedavi: Psikoanalitik, hipnoz, davranış bozukluğu tedavileri bir psikiyatrisi uzmanı yardımı ile sağlanır. Eşi ile birlikte yanlış bildikleri bir şey varsa bunun doğrusu öğretilir.
  7. İlaç tedavisi: Günümüzde bu amaçla kullanılan iki ilaç vardır
    7.a. İndoialkilamin: Cinsel iştah açıcı bir ilaçtır. Penisin kanlanmasını sağlar.
    7.b. Sildenafil: Çok popüler olarak kullanılmaktadır. Sonuç % 60 olarak bildirilmişti. Damar genişletici kalp ilaçları ile birlikte kullanılmamalıdır. En iyisi bir doktor gözetiminde alınmasıdır.

Özetleyecek Olursak:

Sertleşme nedenleri 3 ana başlık altında toplanır.

  1. Patolojik: Penisin damar veya yapısal bir bozukluğu.
  2. Fizyolojik: Penis fonksiyon bozukluğu.
  3. Psikolojik: Stres ve heyecan gibi sebepler

Bu sebeplerin ayrımını yapmak için bazı tetkik ve tahlillere ihtiyaç vardır. Sertleşme şikâyetleri olan kimselerde hemen psikolojik teşhisi konulmamalıdır. Yapılabilecek tetkik ve tahliller şunlardır. Penis doppler ultrasonu, penisin uyaranlara cevap verme testleri, kanda bilhassa testosteron hormonu olmak üzere bütün hormon tahlilleri, geniş biyokimya ve kan sayımı tahlili.

Bu tetkik ve tahlillerde bir şey bulunursa tedavi buna göre yapılır. Ama bir şey tespit edilmezse psikolojik kabul edilir. Bu durumda da bir psikiyatri uzmanından yardım alınır.

DİĞER YAZILARIMIZ:
Penis Boyu Neden Önemlidir?
Genelev Gerçeği
Varikosel
Masturbasyon ve Maturbasyon hakkında bilmek istedikleriniz.
Erken Boşalma ve Tedavisi
Sertleşme Sorunu ve Tedavisi
Prostat Hastalıkları ve Prostat İltihabı
Eşcinsellik ve Homoseksüellik
Porno ve Zararları
Böbrek Hastalıkları
Böbrek ve Oruç
Sünnet
İdrar Damlaması ve İstibra
Gerdek Gecesi
Erkekte Kısırlık
Taş Hastalığı

Ayıca şu adresten kitaplarıma ulaşabilirsiniz:  
https://www.dralihatay.com/kitaplarim.html

 

Kısırlık ve Sebepleri

Günümüzde kısırlık artık çok nadiren düzeltilemeyecek bir nedene bağlı olabilir. bunu gerçek kısırlık (sterilite) olarak adlandırıyoruz. Ör: kadının erken menopoz'a girmesi (35 yaş altında), kadının rahminin veya yumurtalıklarının ameliyatla alınmış olması, erkeğin hiç sperm üretememesi (azospermi) gibi. bunların dışında kısır çiftlerde, üreme yeteneği değişik oranlarda azalmış olmakla beraber tedavi ile çocuk sahibi olmak mümkündür.

Kısırlık tedavisine başlamadan önce kadın ve erkeğin detaylı bir şekilde araştırılıp altta yatan nedenlerin ortaya çıkarılması gerekir. bu araştırmalar sırasında önceden fark edilmemiş bazı hastalıklar ve yapısal değişiklikler de ortaya çıkabilmektedir. yapılacak tedaviler de bu nedenlere göre planlanır. bazen başka bir hastalık gebelik oluşmasına engel olabilir ve bu durumun tedavisi ile çocuk sahibi olmak mümkün olur.

Kadında Kısırlık:

Kadında gebelik oluşmamasının ana sebepleri adet ve yumurtlama düzensizlikleri, endometriozis, polikistik over, erken menapoz, rahim kanallarının kapalı olması veya üreme sistemine ait yapısal bozukluklar olabilir.

  • Yumurtlama Düzensizlikleri:
    Yumurtlama düzensizlikleri, kadın kısırlığının en sık görülen sebebidir. yumurtlama, yumurtalıklarda gelişip olgunlaşan yumurtaların barındıkları içi sıvı dolu keseciklerden (folikül) atılması işlemidir. yumurtlama olmaksızın döllenme ve gebelik oluşamaz. seyrek veya sık adet görme veya hiç adet görememe yumurtlama ile ilgili problemi düşündürür. ancak düzenli adet gören kadınlarda da yumurtlama düzensizliği olabilir.
  • Rahim Kanalları Hasarı:
    Rahim kanallarının kısmen veya tamamen tıkalı olması halinde spermler yumurtaya ulaşamaz. rahim kanallarına hasar veren olaylar arasında daha önce geçirilmiş karın içi veya üreme organlarına ait enfeksiyonlar, endometriozis, ameliyat sonrası oluşan yapışıklıklar veya geçirilmiş bir dış gebelik sayılabilir.
  • Endometriozis:
    Endometriyozis, rahimin içini döşeyen ve adet görülen rahim içi dokunun, rahim dışında odaklar halinde bulunmasıdır. normal yerleşiminin dışında bulunan bu odaklar, zamanla rahim tıkanmasına, veya yumurtlamanın bozulmasına neden olabilir. endometrioz lu hastaların %70’i kısırlık problemi yaşamaktadır.
  • Rahim Ağzı (serviks) Daktörü – Rahim Faktörü:
    İnfertiliteye sebep olan rahim problemleri arasında, şekil bozuklukları, enfeksiyonlar ve mukus kalitesinin iyi olmayışı, rahim ağzında (serviks) veya rahim içinde gelişen polipler sayılabilir. polip ler iyi huylu, küçük, et beni gibi doku oluşumlarıdır. kötü bir hastalıkla ilgileri yoktur, fakat bazen gebeliğe engel olabilirler. adetin değişik evrelerinde rahim ağzı salgısı (mukus) hormonların etkisi ile miktar ve kıvam olarak değişiklikler gösterir. mukus, uygun nitelikte olmaması halinde spermin, kadın üreme yollarında ilerlemesine engel olabilir.
  • Miyom (myom):
    Yapısal olarak iyi huylu rahim tümörleri olan myomlar da, büyüklüklerine, yerleşim yerlerine ve sayılarına bağlı olarak kısırlığa neden olabilirler.
  • İmmünolojik faktörler (Bağışıklık Sistemi):
    Kısırlıkta rol oynayan immunolojik faktörlerin tanısı zor, tedavisi ise sınırlıdır. kadının servikal mukusunda bulunan sperme karşı antikorlar yani, bağışıklık maddeleri, erkeğin kendi spermine karşı oluşturduğu antikorlar, hatta döllenmiş yumurtanın rahime yerleşmesini engelleyen bağışıklık faktörleri kısırlığın nedeni olabilir.
  • Açıklanamayan – Nedeni İzah Edilemeyen Kısırlık:
    Bazen, kadın ve erkekte yapılan muayene ve tetkiklere rağmen kısırlığı izah edecek bir neden bulunamaz. Özellikle bu durum, çiftlerde umutsuzluğa ve hayal kırıklığına yol açmaktadır. kendileri üzüldükleri gibi, aile ve çevreye karşı bir eziklik hissetmektedirler. ortada belli bir neden yokken çocuk sahibi olamamak bazen karı kocanın birbirini, hatta ailelerin birbirlerini suçlamasına yol açabilmektedir.


Erkekte kısırlık:

Erkekte sperm hücrelerinin üretiminde sayısal azlık (oligosperm), hareket azlığı (astenosperm) veya yokluğu (azosperm), hücrelerin kümelenmeleri (aglütinasyon) gibi nedenler tek başına olabileceği gibi bütün bu faktörler bir arada bulunabilir. bazen, sperm hücresi, sperm kanallarının tıkalı olması nedeniyle dışarı çıkamaz (tıkanıklığa bağlı azospermi) veya hücre yapımının olmayışı ile ilgili olan yapısal azospermi görülebilir.

Sperm sayı ve kalitesini etkileyen nedenler:

Sperm yapımı ve olgunlaşmasına ait problemler, erkek kısırlığı nedenleri arasında en geniş grubu oluşturur. sperm hücreleri, yeterli sayı, şekil veya hareket özelliklerinde olmamaları nedeniyle yumurtayı döllemeyebilirler. Spermatogenez (sperm yapım ve olgunlaşması) üzerine olumsuz etkisi olan birkaç faktör vardır.

  • Bazı Enfeksiyon Hastalıkları üreme organlarını etkileyerek testislerde sperm yapımını bozabilirler. ergenlik çağından sonra geçirilen kabakulak hastalığının %25 oranında infertiliteye sebep olması en iyi bilinen örnektir.
  • Hormonal Eksiklikler: sperm yapımını sağlayan fsh ve lh hormonlarındaki düzensizlikler en sık görülen şeklidir.
  • İmmünolojik Bozukluklar: bazı erkekler, kendi spermlerine karşı antikorlar oluşturarak, sperm hareketlerinin bozulmasına veya aglütinasyonlara (spermlerin başlarından veya kuyruklarından yapışarak hareket yeteneğini kaybetmesi) neden olabilirler.
  • Varikosel: testisler skrotum adı verilen torba yapıları içinde bulunurlar. skrotumdaki venlerin varisleşmesi (varikosel) de sperm kalitesini bozabilir. varikosel, erkek hastalarda %21-41 oranında görülür. benzer bir durum bacaklarda damarların genişlemesi ile olan varislere benzer. testiste olduğunda varikosel adını alır. İleri derecelerde ağrıya neden olabilir.
  • Çevresel Faktörler ve Hayat Tarzı sperm kalitesini etkileyebilir. Çalışma ortamındaki uçucu gazlar (boya, mobilya, akü sanayi), radyasyona maruz kalma ve bazı kanser tedavileri de geçici veya kalıcı olarak sperm yapımını durdurabilir.
  • Genetik olarak bazı erkeklerin y kromozomunda bulunan gen değişiklikleri, sperm hücrelerinin azlığı veya yokluğuna neden olabilir. 
  • Sperm Kanallarında Tıkanıklıklar:
    sperm kanallarındaki tıkanıklıklar, spermin geçişine kısmen veya tamamen (oligospermi, azospermi) engel olabilir. bu durum doğuştan olabileceği gibi daha sonra oluşan enfeksiyonlara ve ameliyat yan etkilerine bağlı olarak da ortaya çıkabilir.
  • Cinsel İlişkiye Ait Problemler
  • Empotans (sertleşme problemleri) veya erken boşalma, bu grupta yer alan sebeplerdir.


Yapılması Mutlaka Gerekli Olan Tetkikler

  • Öngörüşme, jinekolojik muayene ve ultrasonografi: kısırlık nedeni olabilecek hormonal yapıya ait ipuçları araştırılır (kilo, kıllanma, memelerden süt gelmesi, büyümüş tiroid bezi vs.), üreme sistemi, yumurtalıklar ve rahim ultrasonafi yardımı ile değerlendirilir. Üreme organlarına ait enfeksiyonlar, bu sistemin yapısal bozukluklarının bir kısmı , rahime ait miyom polip gibi urlar ve rahim için tabakasınınnın (endometrium) özellikleri, yumurtalıkların yapısı, kistleri teşhis edilebilir.
  • Kadında hormon tetkikleri: fsh, lh, prl, tsh, e2
  • HSG (histero-salpingo-grafi, rahim kanallarının filmi) : rahim ağzından verilen ilaçlı maddenin rahim boşluğunu doldurup kanallardan geçerek karın boşluğuna dağılışı bir dizi röntgen filmi ile tespit edilir. hsg olarak adlandırılan bu tetkik rahim kanallarının geçirgenliği hakkında bilgi verir ve rahim boşluğunun şekil bozuklukları ve yer kaplayan oluşumlarının tanınmasını sağlar. kanalların her ikisinin de tıkalı olması kesin kısırlık nedenidir ve tüp bebek yapılmasını gerektirir. kanallardan bir tanesi açık diğeri kapalı ise gebe kalma şansı azalmakta, kısırlık ihtimali daha da artmaktadır. bu gibi durumda aşılama tedavisi kadının yaşına, evlilik yılına, sperm analizine göre değerlendirilip, gerekirse tüp bebek yapılabilir. 


Gerektiğinde yapılabilecek tetkikler:

  • Rahim boşluğunun değerlendirilmesi (hidro-sonografi): rahim ağzından verilen sıvının ultrason kontrolu altında rahim boşluğunu doldurması izlenerek, rahim içinde yer kaplayan oluşumlar tesbit edilebilir. bu yöntem ile rahim içi dokunun gelişme durumu, polip, miyom gibi oluşumlar tesbit edilmektedir.
  • Laparoskopi: genel anestezi altında göbek altından 1 cm’lik bir kesi ile karın boşluğuna girilip optik bir sistem aracılığı ile karın içinin gözlenmesidir. yumurtalık ve rahim kanallarının yapısal ilişkilerinin araştırılması, karın içindeki endometriozis odaklarının tespiti, ve gerektiğinde bazı cerrahi müdahalelerin açık ameliyata geçmeden yapılabilmesi için önerilebilir. ancak gerekirse yapılmalıdır.
  • Histeroskopi: rahim içini ilgilendiren bir problemden şüphelenildiğinde uygulanır. rahim kanalından rahim boşluğuna doğru ilerletilen bir optik sistem ile görüntü alınıp, cerrahi olarak problemin giderilmesini sağlamak üzere önerilen bir yöntemdir. ancak gerekirse yapılmalıdır. bu yöntemle, rahim içi direkt görülebilir, buradaki dokudan biyopsi, miyom veya polip gibi oluşumlar alınabilir. 

Erkeğin değerlendirilmesi

  • Sperm Tetkiki: 3-4 günlük cinsel perhizden sonra mastürbasyon yoluyla verilen sperm, sayı, hareket özelliği ve yapısal durum bir çok yönden değerlendirilir. sperm yıkama işlemi ile dölleme yeteneğinin arttırılması açısından sağlanan fayda araştırılır.
  • Muayene: sperm tetkikinde tespit edilen soruna göre testislerin durumu değerlendirilir, varikosel, enfeksiyon gibi problemler araştırılır.
  • Erkekte Hormon Tetkikleri: fsh, lh, testosteron, free testosteron, prl, tsh . 

Sevgili çiftler, kısırlık kimsenin istemediği bir durum. ne yazık ki evli çiftlerin %15-20 gibi bir kısmı bu durumla karşılaşıyor. türkiye gibi aile kurma ve çocuk sahibi olmanın çok önem verildiği ülkelerde kısır olmak bireyler üzerine ağır psikolojik sıkıntılar yüklemektedir. burada, aile büyüklerinin, çevrenin, adet ve törelerin, toplumun baskıları bazen bir kabus niteliğini almaktadır.

Son 15-20 yılda kısırlık tedavisi konusunda büyük ilerlemeler kaydedildi. tüp bebek ve bu kavramın içeriğindeki teknikler eskiden ümitsiz olan çiftlere özlemlerinin gerçekleşmesinde çok büyük imkanlar sağlıyor. fakat, tüp bebek ve hatta klasik tedaviler bile maddi yönden pahalı olma özelliklerini koruyorlar. Kısırlık tedavisi, ister klasik ister tüp bebek yöntemleri ile olsun, çiftler üzerinde büyük stres, kaygı, gerginlik, korku, uykusuzluk, iç sıkıntısı, depresyon gibi değişik derecelerde psikolojik baskılara neden olabilmektedir.

Kısırlık söz konusu olan çiftler, öncelikle bu sorunu çevrelerinden saklama ihtiyacı duyuyorlar. daha fazla saklayamayınca da tedavi arayışına giriyorlar. tedaviye girdikten sonra artık günlük hayattan kopuyorlar. karı koca birbirlerine karşı daha içlerine kapanık hale geliyorlar. Çevrede gördükleri her çocuk onlarda bir burukluk ve hüzün yaratıyor. sanki çocuk sahibi olamamak bir suçmuş gibi algılanıyor ve toplum içinde eziklik hissediyorlar.

Bütün bu anlattığım ifadeler tüm çiftlerde olmasa bile bazılarında değişik derecelerde izlenebiliyor. bu konuda, çiftlere tedaviyi yapan doktora çok önemli sorumluluk düşmektedir. doktorun, böyle durumları önceden sezebilmesi ve elden geldiğince çiftlere, aileye yardımcı olması, onlarla sohbet etmeye zaman ayırması gerekir. Çünkü, bu karamsar tabloyu yok edecek mucizevi bir ilaç veya yöntem yok henüz. fakat, biliyoruz ki sıkıntılarımızı paylaşmak hepimiz için rahatlatıcı etkiye sahiptir, çiftlere de tedavinin ağır manevi yükünü kaldırmada yardım edebilir. doktor, çiftlere olduğu kadar gerekirse yakın aile çevresine de yardımcı olmaları yönünde telkinde bulunabilir.

Bazı kısırlık vakalarında çok kısa tedavi süresi veya ilk denemede gebe kalma gerçekleştiğinde bu tür psikolojik sıkıntılar daha hafif atlatılabiliyor. diğer taraftan, uzun süredir tedavi görmelerine rağmen gebe kalamayan çiftlerde sorunlar daha ağır hale gelebiliyor. böyle durumlarda doktorlara da büyük sorumluluk düşmektedir.

İnsanlar genel olarak sorunları ağır bile olsa onlarla baş edebiliyor. yeter ki sorunlarını anlatabilsinler, paylaşabilsinler. İnsanın sorunlar karşısında direnmesinde ve çözüm bulmasında en itici güç umudunun olmasıdır.

ICSI adıyla da bilinen mikro enjeksiyon, günümüzde teknolojinin infertilite alanına kazandırdığı en yüz güldürücü tekniklerden biridir. Çok kısa bir zaman öncesine dek imkansız denilen durumlarda bile icsi çiftlerin gebeliğe ulaşma şansını arttırmaktadır. dünyada ve türkiye'de bir çok mikro enjeksiyon bebeği sağlıklı bir şekilde yaşamlarını sürdürmektedir.

İnfertil çiftlerde yardımla üreme için icsi (intra cytoplasmic sperm injection) ya da bilinen adıyla mikroenjeksiyonun kullanılması, in vitro fertilizasyon ve embriyo transferi (ivf-et) yöntemlerinin gelişmesinden beri ulaşılan en önemli gelişmedir. 1970'li yılların sonlarında ve 1980'li yılların başlarında tüp bebek (ivf-et) yönteminin ilk geliştirilme amacı, tüplerin tıkalı olduğu kadın infertilite olguları idi. bu şekilde tüpler by-pass edilebileceklerdi.ivf ile, sadece tüplerin devre dışı bırakılmasının değil aynı zamanda daha az sayıda sperm ile döllenmenin başarılabileceği fikri ortaya çıkmıştır. bu yöntemde yumurta ve sperm özel serumların içinde aynı tüpe konur ve döllenmenin oluşması beklenir. nispeten daha az sayıda sperm oositlerle laboratuar ortamında karşılaştırılmakta ve daha sonra embriyo gelişimi izlenerek uygun zamanda rahim içine embriyo transferi yapılmaktadır.

IVF ile erkek faktör infertilitesinin tedavisi bir noktaya kadar başarılıdır. ivf'e rağmen hala gebeliğe ulaşamayan ve sperm sorunu olan çiftlerde ileri tekniklerin geliştirilmesine ihtiyaç duyulmuştur. geliştirilen ilk teknik parsiyel zona diseksiyonu (pzd) dur ve hemen sonrasında sub zonal inseminasyon (suzi) kullanılmaya başlanmıştır. bu tekniklerin ikisinde de amaç sperm-yumurta yakınlaşmasını sağlamaktır.

PZD'de yumurta hücresinin zona ismi verilen dış tabakasına mikro-pipet yardımıyla bir delik açılır. böylece sperm zonayı by-pass eder ve direk ara boşluğa (perivitellin aralığa) geçer.

SUZİ işleminde, mikro-pipet içine bir veya daha fazla sayıda sperm alınır, yumurta tutulur. pipet zona boyunca geçirilir ve sperm direk perivitellin aralığa enjekte edilir.

Ulaşılan en üst noktada ise icsi yani mikroinjeksiyon yöntemi tüm tekniklerin önüne geçmiştir. tek bir sperm yumurtanın içine direk enjekte edilir.

İCSİ'nin geliştirildiği ilk dönemlerde sperm yumurta karşılaşmasında döllenmeme riski taşıyan çiftlerde uygulanması, bunun dışında geleneksel ivf yöntemine devam edilmesi düşünülmekte idi. oysa günümüzde bir çok tüp bebek merkezi, başarı oranlarının daha yüksek olması nedeniyle tüm tüp bebek uygulamalarını icsi ile yapar hale gelmiştir. icsi yapılabilme imkanı varken sadece ivf uygulanması tercih edilmemeye başlanmıştır.

Geleneksel Olarak ICSI Gerekenler;

  • Grup-I : Önceki ivf denemelerinde döllenme sağlanamayan olgular,
  • Grup-II : Önceki ivf denemelerinde döllenme oranı düşük olanlar,
  • Grup-III : tesa/tese gibi cerrahi yöntemlerle sperm elde edilmek durumundaki olgular,
  • Grup-IV : sperm parametreleri kötü olanlardır.

Ovulasyon indüksiyonu yapılarak fazla miktarda yumurta hücresi oluşturulmaya çalışılır. oluşan folliküller takip edilir ve uygun büyüklüğe gelmesi beklenir. bu arada ölçülen e2 seviyeleri ile yumurtalıkların tedaviye verdiği cevap değerlendirilir. yumurta toplama günü kararlaştırılır.

Yumurta toplanmasını (opu) takiben alınan oositler (yumurta hücreleri) önce işlemden geçirilerek yıkanır ve artıklardan arındırılırlar. oositler seçilir ve uygun olgunlukta olanlar icsi için hazırlanır. bu arada alınan spermler de bazı özel yıkama işlemlerinden geçirilerek hazırlanır. seçilen spermlerden enjeksiyon yapılacak oosit sayısı kadar sperm ayrılır ve hareketsizleştirilir. sperm mikro-pipete alınır ve başka bir pipetle tutulan oositin içine enjekte edilir. bu işlem her oosit-sperm çifti için tekrarlanır.

Enjeksiyon sonrası, özel serumların içinde uygun sıcaklıkta ve karbondioksit yoğunluğunda inkübatöre konur. ve döllenme oranları ve gelişim kalitesi belli aralıklarla izlenir.

Ovulasyon indüksiyonu (yumurtlama uyarıcı) tedavileri, birkaç ilacın bir arada kullanıldığı çeşitli protokollerden oluşur. hangi ilacın ne dozda ve hangi şemada başlanacağı kişinin muayene sonuçlarına, hormon profiline, önceki tedavilere verdiği yumurtlama cevabına ve neden tüp bebek uygulaması yapıldığına göre değişir.

Kullanılacak ilaçlar tedavi siklusunun başında belirlenerek, reçete düzenlenir ve gerekli ilaçların tedaviye hazırlık döneminde temin edilmesi istenir.

 

İlaçlar:

Olgun yumurtalar elde etmek için birtakım ilaçlar kombine olarak kullanılır. her hastanın kişisel özelliklerine göre değişik ilaç rejimleri kullanılır. ancak, çoğu rejimler aşağıda adı geçen ilaç gruplarını içerir.

  1. Grup 
    Decapeptyl : günlük veya tek kez yapılan enjeksiyonlar.
    Suprefact : burun spreyi şeklinde uygulanır.
    Suprecur : burun spreyi şeklinde uygulanır.
    Lucrin : günlük veya tek kez yapılan enjeksiyonlar.
    Synarel : burun spreyi şeklinde uygulanır.
    Zoladex : tek enjeksiyon olarak uygulanır.

     

     

     

    Bu ilaçlara gnrh analogları adı verilir ve down regulation dediğimiz, hipofiz bezinin doğal olarak fsh ve lh üretimini kısarak, olgunlaşmakta olan folliküllerin erkenden bozulmalarını önleyerek çok önemli bir yer tutarlar.
     

  2. Grup
    Metrodin, follegon saf fsh, pergonal, humegon, menogon ise fsh ve lh hormonlarını beraber içerir ve bunlar günlük enjeksiyonlarla follikül gelişimini uyarırlar.
     
  3. Grup
    Pregnyl, profasi ve choragon ise hcg denen hormonu içerir ve yumurta alımı işleminden 2 gün önceki gece uygulanır. bu hormonun etkisi büyümüş folliküller içerisindeki yumurtaları olgulaştırarak döllenmeye hazır hale getirmek ve aynı zamanda progesteron salgılanmasını başlatmaktır.
     
  4. Grup
    Progesteron: yumurta toplanmasından sonra bu hormon vainal fitiller şeklinde uygulanır. alternatif olarak, günlük enjeksiyonlar olarak da kullanılabilir. bu ilacın amacı endometrium denen rahmin iç duvarını embriyoların yuvalanmasına hazırlamaktır. bazen ek olarak hormonal destek olarak hcg enjeksiyonları da kullanılabilir.

Bu ilaçlar, gebelik olmasa bile adetinizi geciktirebilir. bu nedenle embriyo transferinden 12-14 gün sonra kanda b-hcg hormonu ölçülerek gebelik saptanmalıdır.

Tedavi nasıl yapılmaktadır?

Tedaviye hazırlık dönemi sırasında 1-2 aylık doğum kontrol hapı (microgynon, desolett, ginera vs) kullanılır. doğum kontrol hapları, sonra kullanılacak yumurtlama ilaçlarına yumurtalıkların vereceği cevabı arttıracaktır. takiben burun spreyi (suprefact) veya decapeptyl, lucrin, zoladex gibi enjeksiyonlara genellikle adet kanamasının ortalama 1 hafta öncesinden (uzun protokol), bazı durumlarda ise adetin 1. günü (kısa protokol) başlanır. bu ilaçlara başlayacağınız tarihi doktorunuz belirleyecektir.

Uzun protokolde ilacın başlangıcından 2 hafta kadar sonra ilk pazartesi veya salı sabahı vajinal ultrason tetkiki ve e2 ölçümü için randevu verilecektir. ultrason tetkiki oldukça kolay ve hızlı olup boş mesane ile uygulanır ve yumurta uyarılmasına başlanmadan önce rahim ve yumurtalıklarda bir sorun olup olmadığına bakılır. kanda e2 ölçümünün sonucu ve ilaç dozajlarının bildirilmesi ile bir sonraki randevunuzun ayarlanması için aynı gün öğleden sonra veya ertesi sabah koordinatör hemşire ile telefonla görüşmeniz gerekecektir. ultrason normal ve e2 seviyeniz gereken düşüklükte ise metrodin, pergonal vs ile yumurta uyarılmasına başlanabilir.

Çoğu zaman metrodin, pergonal vs. enjeksiyonlarına genellikle Çarşamba-cuma günleri arası akşam üzeri başlanır ve günde bir kez uygulanır. size bu enjeksiyonları hangi dozda, nasıl ve kaç gün uygulayacağınız bildirilecektir. gerekirse bir randevu alıp görüşerek daha detaylı bilgi alabilirsiniz. bu sırada bir sonraki randevunuz da verilecektir. bu muhtemelen enjeksiyonları 5 gün yaptırdıktan sonraki sabah olacaktır. bu vizitte yine kısa süren bir vajinal ultrason incelemesi ile follikül gelişimi izlenecek ve kanda e2 ölçülecektir. lütfen aynı gün öğleden sonra saat 15:00 ila 17:00 arasında telefon ederek koordinatör hemşireyi arayınız ve sonuçlarınız ile ilgili olarak tedaviye devam ve bir sonraki randevu ile ilgili talimatlarınızı alınız.

Folliküller yeterli büyüklüğe gelmiş ve e2 seviyesi uygun ise, size artık hcg 10.000 u olarak (pregnyl, profasi veya choragon ) verilebilir. bu enjeksiyonu yumurta toplanması işleminden 34-36 saat öncesinde yaptırmak çok önemlidir. bu genellikle işlemin 2 gün öncesinin gecesi olacaktır. enjeksiyonun tam zamanını koordinatör hemşire size bildirecektir.

Tedavi siklusunun iptalini gerektiren sebepler:

  1. Birkaç günlük metrodin,pergonal vs. kullanımından sonra follikül gelişimi hiç olmaz veya çok zayıf ise size tedaviyi iptal etmeniz tavsiye edilebilir. daha sonra ne yapılabileceği hususunda aynı gün veya daha sonraki bir vizitte tartışılabilir. genellikle tavsiyeler ya metrodin, pergonal vs. dozajını yükseltme ve/veya kısa protokole dönmektir.
  2. Metrodin, pergonal vs enjeksiyonlarına aşırı cevap vermiş ve şiddetli ohss riski mevcut ise, siklus iptali bir seçenektir ve bu konu da tartışılacaktır. siklus iptali durumunda ileride planlanacak strateji geliştirilecektir.

 

Cerrahİ sperm arama (pesa, ptsa, tese)

Erkeğin menisinde hiç sperm olmaması durumunda (azospermi) mikroenjeksiyon işleminde kullanılacak olan spermin testislerden alınması gündeme gelmektedir. bu uygulamanın başlaması ile erkek kısırlığı konusunda devrim yaşanmıştır. tıkanıklığa bağlı azospermi olgularında kanalların içine ince bir iğne ile girilerek sperm aranır (pesa). bu tür olgularda kendi kliniğimizde sperm bulma oranımız %99.6?dır.

Tıkanmanın olmadığı durumlarda ise problem daha karışıktır. bu durumlarda erkek yumurtalığının çeşitli bölümlerinde çok kısıtlı da olsa bir üretim söz konusu olabilmektedir. yumurtalığın çeşitli bölümlerinden çok sayıda küçük parça alınarak bu parçaların içerisinde sperm hücresi aramak gerekmektedir. parça iğne ile (ptsa) ya da açık cerrahi ile alınabilir (tese). bu teknikle hastaların yaklaşık %60?ında sperm bulunabilmektedir. Üretim bozukluğuna bağlı azospermi olgularında gebelik oranları biraz daha düşüktür.

 

Destekli Yuvalama

Yardımcı üreme tekniklerine başvuran çiftlerin yarasından fazlasında embriyo gelişmesine rağmen gebelik olmamaktadır. döllenme olmasına rağmen gebelik oluşmamasının kaynağı muhtemelen embryonun rahime yerleşme safhasındadır. embriyonun rahim içine yerleştirilmesini takiben değişik olaylar oluşmaktadır. İlk olarak embriyo bölünmeye ve büyümeye devam etmekte belli bir boya erişince kendisini çevreleyen zarı (zona pellusida) yırtarak endometriumolarak adlandırılan rahim içindeki dokunun derinliklerine yerleşerek büyümesine burada devam etmektedir.

Gebeliğin oluşmamasının en önemli nedeni embriyonun bu zarı yırtarak dışarı çıkmaması ve dolayısı ile rahim duvarına yerleşmemesi olduğu kabul edilmektedir. bu problemi çözmek için embryoyu, çevreleyen bu zarda transfer işlemi öncesi kimyasal veya mekanik yötemlerle küçük bir delik açılarak embriyonun bu zarı yırtması ve rahim duvarına yerleşmesi sağlanmaktadır. yapılan bilimse çalışmalar bu yöntemle gebelik oranlarında hissedilir bir yükselme olduğunu göstermektedir. vkv amerikan hastanesi yardımcı Üreme teknikleri merkezi?nde bu teknik kısaca şu şekilde uygulanmaktadır: İlk olarak embriyo mikroskopik bir iğne ile embriyo duvarından teğet geçilerek iki noktada delik açılır. embriyo rahim içinde büyümesine devam ederken zayıf olan bu noktalarda zarını delebilir.

 

Preimplantasyon genetik tani (pgt)

Preimplantasyon genetik tanı (pgt), ailesinde genetik hastalıkları olan çiftlerin ya da uygulanan tedavilere cevap vermemiş intefil ailelerin tüp bebek yöntemi kullanılarak sağlıklı bebeğe kavuşmalarını sağlayan yeni bir genetik tanı yöntemi olup bu yöntemle çiftlerden elde edilen embriyolar tek tek incelenerek genetik olarak sağlıklı olan embriyolar anormal embriyolardan ayrılır ve anne adına genetik olarak normal olduğu saptanan embriyolar transfer edilir. bu sayede genetik bozukluğu olan çocuğa sahip olma riski yüksek olan çiftler için hamilelik en başından kontrol altına alınmış olur. ivf?de olumsuz sonuçların başlıca sebeplerinden biri kromozom anomalisi dolayısıyla meydana gelen düşüklerdir. bu nedenle pgt, özellikle ileri yaştaki ivf hastalarına ait oositlerde %43.1?lik gibi yüksek oranda kromozom anomalisine rastlanması sebebi ile ileri yaş anne adaylarına önerilmektedir. ayrıca ülkemizde sıklıkla görülen talasemi ve orak hücreli anemi genetik hastalıkların gebelik öncesi analizi de pgt ile yapılabilmektedir. gelişen genetik teknikler ve bilgiye ulaşma olanaklarının artması çiftlerin, pgt ve diğer prenatal tanı yöntemleri hakkında sağlık merkezlerine başvurmalarını kolaylaştırmıştır. asıl amacı aileleri sağlıklı bebeklere kavuşturmak olan ivf, preimpantasyon genetik tanı?nın uygulanması ile birlikte başarıya ulaşma konusunda bir daha atılmasını sağlamıştır.

 

Blastokist Transferİ

Son dönemlerde geliştirilmiş medium sistemleri kullanılarak embriyo canlılığı laboratuar ortamında daha da uzatılmış ve buna bağlı olarak günümüzde tüp bebek merkezlerinde, daha yüksek gebelik oranlarının elde edildiği 5. ya da 6. gün transferleri yaygınlaşmaya başladı. buna blastokist transferi adı verilir. embriyonun ana rahmine tutunmadan önce ulaştığı en son aşamaya blastokist aşaması denir.

Blastokist Transferlerinin Avantajları Şunlardır:

  • Gelişim potansiyeli daha iyi olan embriyoları seçebilme
  • Canlılğı yüksek olan daha az sayıda embriyo transfer ederek çoğul gebelik olasılığını azaltması
  • Embryo gelitimini daha iyi gözleyebilme
  • Embryoları en yüksek gelişim potansiyeline sahip oldukları dönemde yani blastokist aşamasında doldurabilme
  • Preimplantasyon genetiği uygulayan merkezlerde trophectoderm (blastokiste ait hiç hücre tabakaları) biopsisi uygulayabilmek ve bu doku embriyonik olmadığı için ethik problemleri ortadan kaldırabilmek
  • Embriyo canlılığının incelenebileceği metodlara fırsat tanıması.


Embriyo Dondurma

İnsan gametlerinin ve embriyolarının dondurulmasının tüp bebek pratiğinde büyük önemi vardır. tüp bebek uygulamalarında çoğul gebelik riskini en aza indirmek için genel yaklaşım en fazla üç embriyo transfer etmektir. bu durumda akla gelen ilk soru elde edilen fazla embriyoların ne şekilde değerlendirileceğidir. bu şekilde elde edilen fazla embriyoların dondurulması hastaya hem ekonomik, hem de psikolojik bir avantaj sağlar. ayrıca dondurulan embriyolar transfer edileceği zaman hasta herhangi bir tedaviye gereksinim duymaz. embriyo dondurma işlemi tüp bebek uygulamalarında başarı şansını arttıran bir işlem olarak da değerlendirilebilir.

Emriyo dondurma ve çözme işlemi, embryolar kimyasal maddelerle (kriyoprotektan) dengelendikten sonra soğutulması ve -196 c sıvı nitrojen içinde depolanması, çözüldükten sonra da krioprotektan ortamından uzaklaştırılarak ileri gelişimi sağlamak için özel kültür ortalamanın içine alınmasıdır. her iki işlemde çok dikkatli yapılır. rutin tüp bebek ve mikroenjeksiyon uygulamalarında embriyo dondurma ile gebelik oranları %15-25 arasında değişir. aynı siklusda gebelik elde edilmiş ve kalan embriyolar dondurulmuş ise bu kez gebelik oranı %40 kadar olur. Çiftlerden izin belgesi alınarak dondurulan embriyolar Türkiye'de 1997 yılında yürürlüğe giren bir yasa ile üç yıl boyunca sıvı nitrojen içerisinde saklanabilir.

 

Sperm Analizi:

Sperm analizi, tedavinin planlanmasında çok önemli değere sahiptir. bu nedenle, iyi bir merkezde, bu işten anlayanlar tarafından yapılması gerekir. eksik, yetersiz veya yanlış yapılan bir tahlil, yanlış tedavi planlanmasına, zaman kaybına ve tekrar tahlil istenmesi nedeniyle mali kayıplara neden olabilir.

Tedaviyi planlayan ve uygulayan doktorun sperm analizini yeterli şekilde değerlendirmesi hayati önemi olan bir konudur. ayrıca, spermin nasıl ve hangi şartlarda alınması gerektiği de erkeğe iyice anlatılmalıdır.

Sperm tahlili için erkeğin 2-7 gün arası boşalmaması gerekir. sperm verirken su, tükürük, sabun veya başka bir kayganlaştırıcı kullanılmaması gerekir. sperm odası gürültüden uzak, sakin ve sessiz bir ortam olmalı, gözden uzak bir yerde bulunmalıdır. İçinde lavabo, temizlik malzemeleri, rahat bir oturma imkanı olmalıdır. bazen uygun olmayan şartlarda sperm vermek zorunda kalan erkekler bu konudan şikayetçi olmaktadır. sperm vermede sorun yaşayanlar için gerekli imkanlar sağlanmalıdır.

 

Azospermi:

Erkeğin menisinde canlı veya cansız hiç sperm hücresi olmamasıdır. bu durum 2 şekilde ortaya çıkar:

  1. Tıkayıcı Tip: burada erkeğin yumurtalıklarında (testis) sperm hücre yapımı olmasına rağmen hücreleri ileten kanallarda tıkanıklık olması nedeniyle (daha önce geçirilmiş iltihabi bir hastalık gibi) sperm hücreleri dışarı çıkamaz. bu hastalarda enjektör ve iğne yardımı ile sperm kanallarından hücre alınır. (tesa, mesa, pesa)
  2. Hücre Yapımının Olmaması: burada ise sperm hücresini yapımı ya hiç olmamakta, ya da hücre olgunlaşması tamamlanamadığı olgun sperm hücresi bulunmamaktadır. bu tip azospermi pek çok nedenden olabilir: Ör: İnmemiş testis, genetik kaynaklı gibi. bu hastalarda testislerden iğne yardımı ile hücre aranır (tesa). eğer hücre bulunamazsa testislerden biyopsi ile çok küçük parçalar alınır ve hücre aranır (tese, mikrotese) 

Her iki azospermi tipinin ayırıcı tanısında;

  • Sperm analizi
  • Erkeğin muayenesi
  • Erkeğin hormon tetkiklerinin
  • Erkeğin genetik tetkikinin yapılması gerekir. 

tıkayıcı tipte olan azospermi de hücre bulunma şansı hemen hemen kesindir ve başarı şansı yüksektir.

Hücre yapımının olmadığı veya çok az olduğu ikinci tipte hücre bulunma şansı %30-50 dir. eğer hücre bulunamazsa en az 6 ay ara ile biyopsi tekrar edilebilir.

Bazı durumlarda, azospermi tanısı konulanlarda nadir de olsa tekrar yapılan menide yapılan sperm analizinde çok az sayıda canlı hücre bulunabiliyor. bu nedenle, hastaların her zaman dikkatli değerlendirilmesi gereklidir.

Bu genel bilgiler dışında, her erkeğin kendi özel durumuna göre bir değerlendirme yapılıp ileriye yönelik tüp bebek şansı ayrıca ayrıntılı olarak tartışılıp ona göre karar verilmelidir.

İmmotil sperm: (%100 hareketsiz) Erkeğin menisinde hareketli sperm hücrelerinin olmayışıdır. burada hücrelerin kuyruk yapısında bir anormallik söz konusudur. hücre sayısı değişik olabilir. burada, iki durum söz konusudur:

  1. hücrelerin hepsi ölüdür.
  2. hücrelerin bir kısmı canlıdır fakat hareket yeteneğini kaybetmiştir. 

Bunun için canlılık testi yapılır. bu test sonucuna göre uygun vakalarda tüp bebek yaplır. eğer canlı hücre yoksa erkeğin testislerinden biyopsi ile sperm hücresi aranır.

Oligospermi: (sayı) Sperm hücrelerinin sayı olarak azlığını ifade eder. eğer, sperm hücre sayısı 20 milyon/ml den az ise oligospermi tanısı konur. bu azlığın derecelerine göre tedavi düzenlenir.

Astenospermi: (az hareketlilik) sperm hücrelerinin hareket azlığını ifade eder. burada:

  1. Hızlı ileri hareketli (hiperaktif) (a)
  2. Yavaş hareketli (b)
  3. Yerinde hareketli (c)
  4. Hareketsiz (d) 

Şeklinde bir sınıflandırma vardır. tedavinin planlanmasında özellikle hiperaktif olanlar önemlidir.

Teratospermi: (Şekil farklılıkları) İnsan sperm hücrelerinin kendine has “iğ” şeklinde bir baş yapısı vardır. bazen sperm başı değişik şekillerde olur. her normal sperm analizinde bazı hücrelerin “anormal şekilli” şeklinde yazıldığı görülür ve belli bir yüzde ile ifade edilir. eğer, anormal şekilli sperm hücrelerinin oranı hemen hemen % 100 ise teratospermiden bahsedilir. bu tanı bazen hastalarda kaygılara yol açmaktadır. sanki bu hücrelerle tüp bebek yapılırsa ve gebelik oluşursa bebeğin anormal olmasından korkulmaktadır. halbuki, bu tip hücreler doğal yollardan kadının yumurtasını dölleyemezler; ancak, tüp bebek uygulamasında kullanılabilirler.

Şunu unutmamak gerekir: tüp bebek uygulamalarında sperm hücreleri ne durumda olursa olsun, gerek duyulduğunda genetik testlerin yapılmasından kaçınmamalıdır. tedavilerin ayrıntıları çiftlerle beraber tartışılmalıdır.

Aglütinasyon: (kümeleşme) sperm hücrelerinin baş, kuyruk gibi bölgelerinden irili ufaklı kümeler oluşturmasıdır. bu durumda sperm hareket etse bile yerinden ayrılamadığı için yumurta dölleme kabiliyetini kaybetmiştir. bu durumda mutlaka sperm yıkama yapılarak değerlendirilmelidir. genellikle menide bulunan bazı bağışıklık maddeleri bu duruma yol açabilir.

Sperm yıkama: ünümüzde sperm analizinin artık ayrılmaz bir parçası olmuştur. yıkama yapılmadan bir sperm analizini değerlendirmek çok sağlıklı olmamaktadır. bazı özel hücre kültürü sıvıları ile meni yıkanarak istenmeyen maddeler ayrılarak sağlıklı sperm hücrelerinin değerlendirilmesi mümkün olmaktadır.

Kruger Testi: Bu test sperm şekline göre yapılan özel bir değerlendirmedir. sonuçlar intertilite tedavisinin planlanmasında önem arz eder. Şöyle ki:

  • %14 ve üzeri normal, doğal ilişki veya aşılamaya uygun
  • %5-13 sınırda, yıkama sonuçlarına, ve diğer intertilite nedenlerine göre karar vermek gerekir
  • %4 ve daha az ise tüp bebek gerekir. 

Kruger kriteri azaldıkça spermin yumurtayı dölleme yeteneği de azalmaktadır.

Diğer Kriterler:

  • Sperm hücrelerinin değerlendirilmesi genellikle meni alındıktan 2 saat sonra değerlendirilmektedir. Özellikle bazı durumlarda 2. saatte hücre hareketi yüzdesi iyi iken, 6 ve daha ileri saatlerde bu yüzdenin hızla azaldığı ve bazen % 0 olduğuna rastlanmaktadır. bu önemli bir kriterdir
  • Menide toplam ileri hareketli sperm sayısı 5 milyon altında ise tüp bebek daha iyi bir tedavi yöntemdir.
  • Meni miktarı normalde 2-7 cc olarak kabul edilir. bazen 2 cc altında meni elde edilir. bu az miktar meni ile doğal yoldan gebe kalma şansı çok düşüktür.
  • Gereksiz kullanılan bazı ilaçlar sperm analizinde tam ters bir etki ile hücre azlığına veya yokluğuna yol açabilir. bu gibi durumlarda ilacı kestikten en az 2 ay sonra yeni bir tetkik yapılmalıdır.
  • Aşırı sigara ve alkol tüketimi (özellikle 5-10 seneden fazla) sperm hareket ve sayısında azalmalara yol açabilir
  • Başka bir hastalık nedeniyle alınan ilaçlar (ör: mide rahatsızlıkları, depresyon) sperm üzerinde olumsuz etki yapabilirler. 

Mesane Hastalıkları

Mesane yani idrar kesesi böbrekten gelen idrarın toplanma yeridir. Böbrekten çıkan idrar, idrar kanalı vasıtasıyla mesaneye gelir ve buraya boşalır. İdrar daha sonra buradan dış idrar yolu kanalı ile dışarı atılır.

Normalde alt karında orta hatta bulunur. Kadında rahimden dolayı daha ön taraftadır. Boş olduğu zaman bir huniyi andırır, dolu olduğu zaman ise bir yumurta gibidir. Ön yüzü çatı kemiklerinin arka yüzüne denk gelir.

Kapasitesi normalde 400-500 cc dir. Çok dolduğu zaman 2.5 – 3 Litre idrar alabilir. Elastik ve kapasitesi genişlemeye müstaittir.

Mesanenin kas yapısı ve sinir sistemi idrar yapma fonksiyonu ile yakından ilgili olduğundan önemlidir. 

Anormal Mesaneler: İki mesane çok nadirdir. Mesane doğuştan kum saati şeklinde olabilir.
 

Mesane İltihapları:

Mesane iltihapları pek görülmez: Çünkü mesane iç yüzeyinin yapısı buna engeldir. Mesane  günde 2-3 defa boşaldığı için içerisinde artık idrar kalmayacağı için iltihap oluşmaz.

Bakterilerin yerleşmesi, veya tahriş edinci bazı ajanlardan dolayı mesane iltihaplanabilir. İltihap oluşmasına neden olan hazırlarcı bazı sebepler vardır.

  • Sebebi
  1. Ayak ve bacak üşütmeleri mesane iç zarında kanlanmayı artıracağı için buraya mikroplar kolayca yerleşirler.
  2. Müzmin kabızlık, Gebelik, Alkolizm, Sigara bu hazırlayıcı sebeplerden bazılarıdır.
  3. Mesane içerisinde idrarın kalması yani artık idrar olması çok defa iltihaplar ile sonuçlanır. Mesane kasını çalıştıran sinirlerin hastalıklarında veya idrar yolunu tıkayan taş v.s gibi nedenler, sonda gibi araçların mesaneye sokulması ile iltihap meydana gelir.
  4. Mesane darbelerinden sonra meydana iltihap oluşabilir.
  5. Şeker hastalığı veya lösemi (Kan Kanseri) gibi hastalıklar mesane iltihabına neden olabilir.
  6. Muayene esnasında mesaneye sokulan aletlerde de hijyene dikkat edilmezse iltihap oluşur.
  7. Vücudun başka bir yerindeki iltihap odağından da mesaneye mikroplar kan yolu ile gelebilir.
  • Belirtiler:
  1. İdrarın iltihaplı olmasından dolayı mesane duvarını tahriş eder ve mesane bu idrarı atmak için kasılınca sık sık idrara çıkılır. Fakat idrar yaptıktan sonra rahatlama hissi yoktur. İdrar bitmiş gibi olur.
  2. Karın altında ağrı vardır.
  3. İdrarda kanama vardır. Mikropta görülebilir.
  4. İdrar yaptıktan sonra 1-2 ağrılı damla olur.
  5. Ateş, titremede görülürse iltihabın böbreğe yayıldığını gösterir.
  • Tedavi:
  1. Yatak istirahatı sağlanır.
  2. Günlük salınan sıvı miktarı artırılır. Günde 10-15 bardak su ( 2.5 – 3 Litre ) amaca kafidir.
  3. Ayak altlarına ve göbek altına sıcak termofor tatbiki yapılır
  4. Mikrobun cinsi tespit edilmişse buna uygun antibiyotikler alınır. Ağrı giderici ve rahatlatıcı ilaçlar alınır.

Bu tedavilere ve koruyucu tedbirlere riayet edilmezse iltihap müzminleşir. Tedavi daha da zorlaşır.

Mesane Tümörleri:

Mesane tümörleri sık görülmesi bakımında çok önemlidir. Bevliye hastalarında çok sıktır. İdrar yolları tümörlerinin % 90 i mesane tümörleridir. Erkeklerde kadınlara nazaran 2-3 misli fazladır. Genellikle 60 yaşından sonra görülür. 40 yaşının altında nadirdir.

  • Sebebi
  1. Sebep kesin olarak belli olmamakla birlikte tümör oluşumuna hazırlayıcı sebepler vardır. 
  2. Kalıtsal nedenler: Pek önemli değildir. Bazen bir ailenin bir çok ferdinde birden görülür.
  3. Endüstriyel kanser yapan ajanlar: Boya, lastik, deri, gibi organik kimyasal madde sanayinde çalışanlarda mesane tümörleri daha fazla görülmektedir. Aynı zamanda matbaacılık, aşçılık, gaz ve alüminyum işlerinde çalışanlarda da fazladır. Burada rol oynayan madde aromatik aminler denilen maddelerdir
  4. Eğrelti otu. Karadeniz bölgesinde eğrelti otu ile beslenen sığırlarda mesane kanseri sıktır. Bu sığırların sütü ile beslenen insanlarda da görülmüştür.
  5. Sigara: % 30- 40 sigara sorumludur. Risk oranı sigara alışkanlığının süresi ile ilgilidir.
  6. Müzmin iltihaplar ve tahriş: Mesanede uzun süren taş veya başka bir yabancı cisim kansere yol açmaktadır.
  • Belirtiler:
  1. İdrarda kan: ağrısız ve gözle görülür derecededir. En büyük belirtidir. %75 görülür. Bütün bir idrar yapma süresinde vardır. Çok defa pıhtılar ile birlikte olur.
  2. İdrar belirtileri:  İdrarda yanma, sık idrara çıkma şeklinde olur. Kanser ilerledikçe yanmalar çok artar. Bazen idrar, tümörün tıkamasına bağlı olarak dışarıya hiç akmaz.
  3. Kanlı idrarın uzun sürmesi sonucunda kansızlık ve buna bağlı belirtiler ortaya çıkar.
  4. Genel durum bozukluğu: Tümörün yayılmasına bağlı olarak genel durum bozukluğu. zayıflama, iştahsızlık, halsizlik, bulantı, kusma şeklindedir.
  • Tetkikler:
  1. İdrar ve kan tahlilleri yapılır. 
  2. Düz idrar yolu filmi ve ilaçlı film mutlaka çekilmelidir. 
  3. Mesaneye ışıklı kamera şeklinde sondaya benzeyen demir alet ile bakmak (Sistoskopi ) Böylece bizzat mesane tümörün kendisi görülür. Tümörün büyüklüğü, yerleşimi, şekli böylece anlaşılır. Teşhis koyma yanında parça alma gibi avantajları da vardır. Tedavinin nasıl yapılacağına dair önemli ip uçları verir.
  4. Tomografi: Mesanenin tabakalarını milimetrik olarak gösterir. Tümörün şekli ve yayılıp yayılmadığı anlaşılmış olur.
  5. İdrar yıkama ile elde edilecek sıvıda tümör araştırılması yapılır
  • Tedavi:
    Tümörün yerine, sayısına, şekline, büyüklüğüne, yayılımına göre değişir.
  1. Ameliyat: Açık veya kapalı yapılır. Açık ameliyatta mesane içerisindeki tümör etrafındaki sağlam doku ile birlikte komple çıkarılır. Kapalı ameliyatta sistoskopi aleti ile mesaneye girilerek tümör kesilir. Tümör mesanenin kas tabakalarını tümden tutmuşsa mesane ya tamamen veya kısmi olarak çıkarılır.
  2. Işın tedavisi: Radyasyon yayarak tümörü körelten radyoaktif maddeler ya dıştan verilir veya mesane içine yerleştirilir.
  3. İlaç Tedavisi: Bu amaçla kullanılan bir çok tümör yok edici ilaçlar vardır. Bir çoğunun yan etkileri görülür.
Göster
Gizle