Anasayfa - / - Etiket Arşivi: doktor ali hatay

Etiket Arşivi: doktor ali hatay

Prostat ve Prostat iltihabı

Prostat sadece erkeklerde bulunan bir salgı bezidir. Kadınlardaki rahmin karşıtı bir organdır.

mesane           uriner

PROSTATIN YERLEŞİMİ:
Prostat erkeklerde dış idrar yolunun ilk kısmını çevreleyen bir organdır. Mesane tabanında yer alır. Yetişkinde yüksekliği 20-25 mm kaidesinde ön-arka çapı 25 mm ve enine çapı 40 mm civarındadır. Ağırlığı 20-25 gramdır. Şekerli koniye benzer. Bir tabanı, tepesi, arka ön ve iki yan yüzü vardır. 
Tabanı: Mesane yüzüdür. Enine bir çıkıntı ile ön ve arka iki parçaya ayrılır. Ön parça mesane ile komşu olup, önünden dış idrar yolunun prostatik parçası geçer. Arka parçada prostatik bir oluk bulunur. Bu oluk içerisinde Meni yolu borusu yer alır. 
Tepe: Anüsten itibaren 3-4 cm öndedir. 
Arka yüz: Konveks ve arka aşağıya bakar. Dikey bir oluk gösterir, prostatı iki yan parçaya ayırır. Prostatın İç komşuluğu: Prostatın içinde bez dokusundan başka dış idrar yolu kanalı prostatik parçası, bunun üst kısmı çevresinde mesane büzücü kası bulunur 

PROSTATIN VAZİFESİ:
Prostat bir dış salgı bezidir. Aynı zamanda organizmanın ikincil seks organıdır. En önemli vazifesi meninin %95 ini teşkil ederek spermayı sulandırır. Böylece ejekulatın miktarını çoğaltarak döllenmeyi kolaylaştırır. Prostatik dokuda yüksek konsantrasyonda çinko vardır. Çinkonun karbonik anhidraz ve dehidrogenez enzimleriyle ilişkisi vardır. Çinko yetmezliklerinde prostat dumura uğrar. Prostatik Sekresyon: pH 6,5 olup süt görünüşünde özel bir kokusu olan bir sıvıdır. İçerisinde fibronilizin, asit fosfotaz ve beta glukuronidaz enzimleri tespit edilmiştir. Ayrıca plazmadan daha fazla miktarda Na, K, Ca ihtiva eder. Anyon bakımdan daha fakirdir. Bol sitrat bulunur. Bunlardan başka aminoasitler, proteinler, lipitler, kolesterol bulunur.
Prostat ergenlik yaşına kadar faal değildir. Ergenlikte faaliyet göstermeye başlar 25 yaşına kadar artar daha sonra faaliyetinde yavaş yavaş düşme görülür.

PROSTAT İLTİHAPLARI:

Prostat iltihabının tedavisi mümkündür. Ama elbette bunun şartları vardır. Tedavi bir bütündür. Yani tedavi sadece ilaç, doktor seçimi değil hastanın morali, gayreti, inancı, stresi de önemlidir. İlaç kullanımı doktorun tedavisi altındadır. Mikrop varsa antibiyotik kullanılır. Diğer ilaçlar, iltihap giderici ve vücut direncini artırıcı ilaçlardır. Prostat içine yapılan enjeksiyon ilaç ve antibiyotiklerinden bir çok hasta fayda görmektedir. Denemekte fayda vardır.
İlaç haricinde hastaya çok önemli iş düşüyor. Bir defa moral bozulmalı, başına gelen bu hastalıkla nasıl mücadele ederim diye gayret edecek. Hastalığı yeneceğim diye kendin kendine telkin yapması gereklidir. Takıntı bu hastalığın baş düşmanıdır. Birçok hasta prostat hastalığından ziyade takıntıdan muzdariptir. 
Ayrıca koruyucu ve kollayıcı tedbirlerinde alınması önemlidir. Mesela kabız kalmamak, günde 10 bardak su içmek, makat bölgesine sıcak uygulamak, sıcak su oturma seansları (Küvet) çok faydalıdır. Küçük bir kiremit parçasını makatla testis arasına koyup bu bölgeyi ısıtmak birçok hastaya çok iyi gelir. Acı, baharatlı, kırmızıbiberi, karabiberi, turşu ve ekşi besinler, kola, meşrubat gibi tahriş edici içecekleri, sigara, esrar, uyuşturucu, içki ve alkol gibi zararlı maddeleri kullanmaması lazım. Bunlar prostat iltihabı tedavisi, koruyucu ve kollayıcı tedavide çok, çok önemlidir. Doktor uygun görürse prostat masajları yapar. Haftada 1 masaj çok defa fayda verir. Düzenli ilişki veya manüel boşalmalar çok faydalıdır.
Prostat iltihabı hiçbir zaman hayat boyu devam etmez. En azından evlenince cinsel hayat düzene girince iyileşme ihtimali artar. Prostat iltihabı evlenmeye engel olmadığı gibi bilhassa tavsiye edilen bir şeydir.
Bunlara dikkat edin, çok rahatladığınız göreceksiniz. Hastalıkta zamanla geçecektir.

Daha geniş bilgi için şu yazımı da okuyun;
http://www.dralihatay.com/prostat.htm

Prostat iltihapları hâd (âcil) ve müzmin olmak üzere ikiye ayrılır.

1- Hâd (Acil) Prostat iltihabı:
Adi mikropların meydana getirdiği iltihaptır. Prostata kan yolu veya direkt olarak gelir. Sıklıkla dış idrar kanalı vasıtası ile gelen mikroplar prostatta iltihaba neden olurlar.
Belirtileri: İdrar yaparken huzursuzluk vardır. İdrarda yanma, sık idrara çıkma şikayetleri olur. İdrar bulanıklaşır. İdrarın başında veya sonunda 1-2 damla kan gelir. Prostat şiş ve gergin olduğundan idrar yapmada güçlük ortaya çıkar. Torbaların alt kısmında ağrı vardır. Yüksek ateş olur. Titremeler bulantı ve kusmalar buna eklenir. Günlerce ve haftalarca devam edebilir. İdrar dış deliğinden çok defa akıntı olmaz. Daha sonra tedavi edilmezse şikayetler hafifler veya apseye dönüşür. Böylece müzminleşir.
Teşhis: Akıntı varsa bu akıntının mikroskobik muayenesi yapılır. İdrar ve kan tahlilleri yapılır. Doktorun yapmış olduğu parmak ile makat muayenesinde prostat şiş, sıcak olarak parmağa gelir ve çok hassastır.

Tedavi:
1- Yatak istirahatı.
2- Sıvı ihtiyacını karşılamak için serumlar verilir.
3- Kabızlık varsa o düzeltilir.
4- Ağrı giderici fitiller kullanılır.
5- İdrar kültürü ve akıntıdan yapılacak tahlil ile mikrobun cinsi tespit edilerek uygun antibiyotik verilir.
6- Ön şikayetler geçtikten sonra prostat mesajı yapılır. 

2- Müzmin Prostat iltihabı:
Çok defa bir belirti vermez. Orta yaşlılarda ve genç olgunlarda görülür. Acil prostat iltihabından sonra veya daha önce hiç belirti vermemiş prostat iltihabından sonra ortaya çıkar.
Belirtileri:
1- İdrar yapmada huzursuzluk, sık idrara çıkma, idrarda yanma, bazen idrarda kanama şikayetleri olabilir. En önemli belirtisi idrar dış deliğinden gelen bir akıntıdır. Sabahları ilk idrardan önce çok fazladır. Rengi beyaz saydamdır. (Yeşil olmaması ile bel soğukluğundan ayrılır) Yapışkan bir sıvıdır. Salyaya benzer.
2- Çabuk yorulma, uyku bozuklukları, konsantrasyon bozuklukları vardır. Belin alt kısmında ağrı olur.
3- Seksüel arzu azalır. Sertleşme problemleri vardır. Erken boşalma görülür.
Teşhis:
Akıntının mikroskobik muayenesinde mikroplar ve iltihap hücreleri görülür. Kan idrar tahlilleri yapılır. Ayrıcı teşhis için filmler çekilir. Ultrasonografi yapılır.

Tedavi:
1- Hastalık müzmin olduğu için çok defa antibiyotik fayda vermez.
2- Ağrı giderici fitiller kullanıla bilinir.
3- Sinirleri yatıştırıcı ilaçlar ve vitaminler verilir.
4- İstirahat sağlanır. 
5- Sıcak su banyoları veya torbaların alt kısmına tatbik edilecek sıcak (Termofor) çok defa faydalıdır.
6- Doktor tarafından haftada 2 defa uygulanacak prostat mesajı ile prostat içerisindeki salgı ve iltihap dışarı atılacağı için hasta rahatlar.

Prostat iltihabının tedavisi mümkündür. Ama elbette bunun şartları var. Tedavi bir bütündür. Yani tedavi sadece ilaç, doktor seçimi değil hastanın morali, gayreti, inancı, stresi de önemlidir. İlaç kısmını doktor ayarlar İlaçlar mikrop varsa antibiyotik ve iltihap giderici ilaçlardır.

Prostat içine yapılan enjeksiyon ilaç ve antibiyotiklerinden bir çok hasta fayda görmektedir.
İlaç harici hastaya çok önemli iş düşüyor. Bir defa moralini bozmayacak, başına gelen bu hastalıkla nasıl mücadele ederim diye gayret edecek. Takıntı yapmayacak.

Ayrıca koruyucu ve kollayıcı tedbirlerinde alınması önemlidir. 

Mesela kabız kalmayacak, Günde 10 bardak su içecek, makat bölgesine sıcak uygulayacak, sıcak su oturma seansları yapacak(Küvet), acı baharatlı, ekşi şeyler yemeyecek, kola, meşrubat gibi tahriş edici şeyler içmeyecek. Sigarayı kesin olarak kullanmamsı lazım.

Doktor uygun görürse prostat masajları yaptıracak. Düzenli boşalmalar yapacak
Prostat iltihabı hiçbir zaman hayat boyu devam etmez. En azından evlenince cinsel hayat düzene girince iyileşme ihtimali artar.
Bunlara dikkat edin, çok rahatladığınız göreceksiniz. Hastalıkta zamanla geçecektir.
   

prostat1

PROSTAT BÜYÜMESİ
50 yaşının üzerindeki erkeklerin 1/3 ünde meydana gelir. Tümör olarak telaki edilse de Tümör değildir. Kadınların rahim büyümelerine benzer. Hormonsal etki ile meydana geldiği düşünülmektedir. Prostatın selim büyümesini kanser ile karıştırmamak lazımdır. Her ikisinde oluşum mekanizması değişik olup, biri meydana geldikten sonra diğeri onun devamı şeklinde olmaz. Fakat %15 oranında ikisi beraber bulunabilir.

Oluşum Sebebi:
1- Çok defa kesin sebep belli değildir. 
2- Müzmin iltihaptan sonra, damar sertliği, aşırı seksüel yaşam, beslenme faktörleri eskiden beri neden olarak gösterilse de prostatın büyümesinde bu etkenlerin rolü ispat edilememiştir.
3- Ayakta idrar yapma: Direk olarak prostat oluşumunda etkisi yoktur. Ancak ayakta idrar yapma sonucu idrarın bir kısmı idrar kesesinde (mesane) kalacağı için, bu artık idrara bağlı iltihap v.s gibi şikayetler gelişir. Bu nedenle mesanede idrar bırakmamak ve tam boşalmayı sağlamak için oturarak idrar yapmak gerekir. 
4- Hormonal Sebepler. Prostatın gelişmesinde testesteron (erkeklik hormonu) gibi bir çok hormonun etkisi vardır. Bilhassa ergenlik çağındaki hormonsal aktivite ile prostat gelişir. Erkeğin 50 yaşından sonra hormonlarında (testestron) bir azalma meydana gelir. İşte bu hormonun eksikliği dolayısıyla prostatın belirli bölgelerine etki yapamayacağı için prostatın lopları büyür ve içerisinden geçen idrar dış kanalını sıkıştırır. 

Etkisi: 
Prostat büyüdükten sonra idrar dış kanalını dışarıdan tazyik ile sıkıştırır ve hasta idrar yapamaz duruma gelir. Dış kanalın boyu uzar, yer değiştirir. Mesane içerisindeki idrarı boşaltamadığı için iç basıncı artar. İdrar kesesi kası aşırı büyür.İleriki safhalarda gevşer ve içerisinde daima bir miktar artık idrar bulur. İdrar atılamadığı için böbreklerde önceleri şişme ve büyüme meydana gelir. Böbreğin havuzcuğu idrar ile dolar ve bu idrarın basıncı ile böbrek dokusu erir. Daha sonraki safhada böbrek dokusu ince bir kağıt haline gelerek balon gibi şişer. Fonksiyonunu kaybettiği için atması gereken zararlı maddeleri atamaz. Kanda ürenin yükselmesi ile böbrek yetmezliği oluşur.

prostat3

Belirtiler:
1- İdrar belirtileri: İdrar yolları tıkanma derecesine göre belirtiler verir. Önceleri idrar çapı azalır ve idrar akımı yavaşlar. Ayakta veya oturarak idrar yaparken hasta ileriye doğru idrarını yapamaz. İdrar kesik kesik gelir. İdrar damlalar halinde akar. Tuvaletten dönüşte tam rahatlama yoktur. Mesanede hala idrar varmış hissi olur.
İdrar gelmesi için bir miktar beklenir. İdrar yapma yavaşladığı için idrar yapma süresi uzar. Mesanede idrar kaldığı için idrar varmış gibi olur. Sık sık idrara çıkılır. İdrarda kanamalar meydana gelir. Tabloya iltihapta karışırsa şikayetler daha çok artar. Gece idrar kalkmalar olur. Normal insan geceleyin ya idrara çıkmaz veya bir defa kalkabilir. Fakat prostatı büyüyen hastada 3 den fazla gece idrara kalkma olur.
2- Genel Belirtiler: İdrarın tam yapılmaması sonucu böbrekler kadar varan bir idrar durgunluğu vardır. Bu nedenle bele vuran ağrılar meydana gelir. Kanda üre yükseleceği için buna bağlı belirtiler gelişir: Bulantı, kusma, uyku hali, kilo kaybı olur.
İdrar kesesi çok şişecek olursa karın alt tarafında şişkin olarak ele gelir. Üzerine bastırılırsa idrar kaçırması olur. 
3-Laboratuar bulguları: İdrarda kanama veya iltihap hücreleri görülür. Kanada üre ve kreatinin artmıştır.
4- Rotgen Tetkiki: Düz böbrek filmi fazla bir şey göstermezse de ilaçlı film idrar kesesinin doluluğunu prostatın büyüklüğünü ve hepsinden önemlisi artık idrarı gösterir. Film çekildikten sonra hasta idrar yaptırılır ve tekrar flim çekilir. Bu son filmde ne kadar idrar kaldığı görülmüş olunur. (Artık idrar)
5- Sistoskopi: İdrar yolundan sokulan ışıklı bir aletle idrar kanalına ve mesane içerisine bakılır.
6- Ultrasonografi: Bu tetkikte prostatın büyüklüğünü ve artık idrarı göstermesi bakımından önemlidir. Aletin makattan sokularak yapılan bir çeşidi daha vardır ki daha detaylı bilgi verir. Ayrıca prostatın kanseri ile normal büyümesi arasındaki farkı ortaya koyar.

Tedavi: Selim prostat büyümeleri her ne kadar ilerleyici bir hastalık olsa da yan etkileri ortaya çıkmadıkça ameliyat gerekmez. Fakat tıkanma fazla ise, şikayetler varsa, kanama oluyorsa, tıkanma nedeni ile üre yükselmişse ameliyat uygulanılır.

1- Koruyucu Tedavi: Bu tedavi şekli aslında geçici bir tedavi olup hastayı rahatlatmak amacı taşır. İltihap varsa bu giderilir. Alkol gibi tahriş edici maddeler alınıyorsa bunlar yasaklanır. Sonda takılarak tıkanıklığın önüne geçilir.
2- İlaç Tedavisi: Hormon tedavileri eskiden beri denenmektedir. Son zamanlarda çıkan bazı ilaçlar mesanenin boşalmasını kolaylaştırmak amacı ile kullanılmaktadır. Prostatın büyümesi veya küçülmesine etkisi yoktur. Ancak hastayı büyük oranda rahatlatır. Yan etkisi olarak tansiyon düşüklüğü, halsizlik, ağız kuruluğu yapmaktadırlar.
3- Cerrahi tedavi (Ameliyat): En etkili tedavi şeklidir. Ameliyat yapılması sebepleri şunlardır.
. Tam tıkanıklık: Prostat çok büyüdüğünden tam tıkanıklık yapar ve yan etkiler başladığından dolayı ameliyat düşünülür.
. Mesanede taş da varsa hem prostat ameliyatı hem de taş ameliyatı yapılır.
. İlaç ile önlenemeyen iltihaplar ve kanamada
. Hastanın şikayetleri çok fazlaysa.
. Şayet hastanın üresi çok yüksekse idrar yollarına bir sonda konur ve 2-3 hafta beklenir, daha sonra ameliyat uygulanılır.

Ameliyat 2 şekilde yapılır
1- Açık ameliyat: 60 gramdan büyük prostatlarda açık ameliyat düşünülür. Bunu yanında mesane ile ilgili ameliyatlık bir durum varsa açık ameliyat tercih edilmelidir. Açık ameliyatta genellikle göbek altından kemiklere kadar olan kısım kesilerek karın içerisine girilip yapılır. Kanama kontrolü daha kolaydır. Prostatın büyüyen kısmı olduğu gibi çıkarılır. Hastanede yatma süresi biraz daha fazladır. 
2- Kapalı ameliyat: TUR aleti denilen bir alet ile yapılır. Bu alet ışıklı düz bir borudan meydana gelir. Kesici ve gözleyici kısımları vardır. İdrar dış deliğinden sokularak prostat dokusu ince dilimler halinde kesilir ve yıkama ile bu parçalar dışarı alınır. 45 gram olan prostatlarda uygulanmalıdır. Bundan daha fazla olan ameliyatlarda ölüm oranları artmaktadır. Kanam daha çoktur. Hastanın yatakta yatma süresi daha kısadır.
3- Balon ile genişletme: Balonlu bir sonda dış idrar yolundan geçirilir ve prostatın olduğu yerde şişirilir. Deneme safhasındadır.
4- Lazer ameliyatı: Lazer ile prostatın yakılması esasına dayanan bir metottur.

 

PROSTAT KANSERLERİ
Prostat kanserleri erkeklerde en sık görülen kanserlerdir. Akciğer ve bağırsak kanserlerinden sonra 3 cü sıradadır.

Sebebi: 
1- Sebebi çok defa belli değildir. Prostat kanserleri bir yaşlılık hastalığıdır. 50 yaşın altında çok nadirdir. Genellikle 70 yaşından sonra görülür ve yaş ilerledikçe sıklığı artar.
2- Hormonsal sebepler: Prostat kanserli hastalara kadınlık hormonu verilirse kanserin gerilediği görülmüştür. Bu nedenle oluşumunda da erkeklik hormonu etken olarak düşünülmektedir.
3- Hava kirliliği, fazla yağla beslenme, sebepler olabilir.
4- Müzmin prostat iltihaplarından sonra kanser vakaları görülmüştür.
Yayılımı:
Direk olarak çevre dokulara yayılabilir. Bir diğer yayılma yolu kan yoluyladır. Kanserli hücreler bu yol ile kısa zamanda Akciğere ve kemiklere yayılır

Belirtiler:
Erken devrede belirti vermediği için şikayetlere yol açmaz. Belirtiler ancak idrar yolunu tıkadıktan sonra ortaya çıkar. İdrar şikayetleri vardır. Zor idrar yapma, sık idrara çıkma, gece idrara kalkma şikayetleri daima bulunur.
Ağrı kesiciler ile geçmeyen bel ağrıları olur.

Tetkikler:
1- Kan ve idrar tahlilleri yapılmakla beraber özel bir belirti vermez.
2- Tümör Belirleyiciler: Bir çok maddenin kanda aranması ile prostat kanseri teşhisi konmaya çalışılır. Asit fostataz, Prostatik Asitfosfataz (PAP), Prostat Spesifik Antijeni (PSA) bunlardan bir kaçıdır. Bu maddeler hem teşhis koyucu hem de tedavinin seyri hakkında bilgi verir.
3- Rotgen İncelemeleri: Düz ve ilaçlı böbrek filmleri bir fikir verebilir. Kanserin kemiklere veya Akciğerlere yayılıp yayılmadığını anlamak için kemik ve akciğer filmleri çekilir. 
4- Ultrason ve Bilgisayarlı Tomografi: Hem prostat kanserini gösterme hem de yayılma derecesini anlamada önem arz eder.
5- Prostattan parça alma: Prostat kanserinden şüphelenildiği zaman gerek iğne ile gerekse başka bir yöntemle prostattan parça alınıp patolojide incelenilir. Sonucun negatif çıkması kanser olmadığı anlamına gelmez.

Tedavi:
Uygun tedavinin yapılabilmesi için tümörün durumu çok önemlidir. Kanser prostat içinde mi yoksa etrafa yayılmış mı? Akciğer ve kemikler gibi uzak yerlere sıçramış mı? Soruları önem kazanır.
1- Cerrahi Tedavi:İki yolla yapılır 
Açık ameliyat: Prostat dokusu ve çevre dokuları ve organlar olduğu gibi çıkarılır.
Kapalı ameliyat: Kanserin ancak bölgesel kaldığı durumlarda TUR denen aletle yapılır.
2- Işın Tedavisi (Radyoterapi): Dışarıdan belirli derecelerde rotgen şuaları verilir. Böylece kanser hücreleri öldürülmeye çalışılır. Diğer bir metotta ise radyoaktif maddeler prostat dokusu içerisine yerleştirilerek kanser yayılımı önlenir. 
3- Hormon Tedavisi: İleri devre prostat kanserlerinde uygulanılır. Bu amaçla kadınlık hormonu olan östrojen verilir 
4- Testislerin alınması: Erkeklik hormonu (Testosteron) un prostat kanseri oluşumunda direk etkisi vardır. Erkeklik hormonu da testislerden salgılandığı için ameliyatla testisler alınır. Böylece prostat kanserini alevlendiren erkeklik hormonu kaynağı kurutulmaya çalışılır
5- İlaç tedavisi: (Kemoterapi) Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar prostat kanserinde de kullanılır. Başarı şansı % 48 dir.

Geniş Bilgi için bakınız Prostat Kanseri 

DİĞER YAZILARIMIZ:
Penis Boyu Neden Önemlidir?
Genelev Gerçeği
Varikosel
Masturbasyon hakkında bilmek istedikleriniz.
Erken Boşalma ve Tedavisi
Sertleşme Sorunu ve Tedavisi 
Prostat Hastalıkları ve Prostat İltihabı 
Eşcinsellik ve Homoseksüellik
Porno ve Zararları
Böbrek Hastalıkları
Böbrek ve Oruç 
Sünnet 

SIK SORULAN SORULAR

KONU-1: PROSTAT İLTİHAPLARI

Prostat iltihabı belirtileri nedir ?

Prostat iltihabı belirtileri nedir ?

Prostat iltihabı 2 ye ayrılır:

1- Akut (Acil) prostatit
2- kronik (Müzmin) prostatit. 

Akut prostatitte belirtiler: İdrar yaparken huzursuzluk, İdrarda yanma, sık idrara çıkma şikayetler, İdrar bulanıklaşır. İdrarın başında veya sonunda 1-2 damla kan gelir. Prostat şiş ve gergin olduğundan idrar yapmada güçlük ortaya çıkar. Torbaların alt kısmında ağrı vardır. Yüksek ateş olur. Titremeler bulantı ve kusmalar buna eklenir. Günlerce ve haftalarca devam edebilir. İdrar dış deliğinden çok defa akıntı olmaz. Daha sonra tedavi edilmezse şikayetler hafifler veya apseye dönüşür. Böylece müzminleşir.

Kronik Prostatitte belirtiler:
1- İdrar yapmada huzursuzluk, sık idrara çıkma, idrarda yanma, bazen idrarda kanama şikayetleri olabilir. En önemli belirtisi idrar dış deliğinden gelen bir akıntıdır. Sabahları ilk idrardan önce çok fazladır. Rengi beyaz saydamdır. (Yeşil olmaması ile bel soğukluğundan ayrılır) Yapışkan bir sıvıdır. Salyaya benzer.
2- Çabuk yorulma, uyku bozuklukları, konsantrasyon bozuklukları vardır. Belin alt kısmında ağrı olur.
3- Seksüel arzu azalır. Sertleşme problemleri vardır. Erken boşalma görülür.

Prostat iltihabı tedavisi zor mudur ?

Prostat iltihabı tedavisi zor mudur ?

Prostat tedavisi maalesef zordur. Tedavinin zorluğu ilaçların prostat dokusuna ulaşmasının zor olmasındandır. Fakat tedavi imkansız değildir. Yoğun tedavi ve takip gerekir.

Prostat iltihabında tedavide nelere dikkat etmelidir ?

Prostat iltihabında tedavide nelere dikkat etmelidir ?

1- Kabız kalınmamalı. Bu nedenle bol su içilmeli, sebze, meyve ve lifi bol yiyecekler tercih edilmeli
2- Karabiber, kırımız biber gibi acılardan, tahriş edici baharatlardan, turşudan kaçınılmalı.
3- Bilhassa ayakları ve kalça bölgelerini üşütmemeli. Bu bölgelere sıcak su torbası veya sıcak tuğla konulmalıdır.
4- Çok oturmamalı.
5- Her akşam sıcak küvete veya leğene oturma seansları yapılmalı.
6- Doktorunuzda prostat masajı istemelisiniz. Haftada 2 veya 1 masaj prostat iltihaplarında iyi olur.
7- Sık sık menini boşalması da tedavide iyi sonuçlar verir.

KONU-2: Varikosel Nedir?

Varikosel nedir? Tedavide ameliyat şart mıdır ?

Varikosel nedir? Tedavide ameliyat şart mıdır ?

 
Varikosel aynı bacaklardaki damarların varisleşmesi gibi torba damarlarının genişlemesidir. Sebebi belli olmayıp bir damar bozukluğudur. Önemi, yumurtayı çevreleyen damarların göllenmesi sonucu ısı artışına neden olur ve testisin fonksiyonunu bozarak kısırlığa yol açar. 
Bu damar genişlemesini önleyecek veya tedavi edecek bir ilaç yoktur. varikoselin dereceleri vardır. Bu dereceler Doppler Ultrasonu sonucu belli olur. Grade 1: Ameliyat gerekmeyebilir. Spermiogram tahlilindeki sperm değerleri göz önünde bulundurulur.
Grade 2: Spermiogram bozuksa ve ağrı varsa ameliyat gerekir. 
Grade 3: Ameliyat şarttır.
Ameliyat 2 şekilde yapılır Normal cerrahi usul. Mikroskop altında. her iki metodun bir birine üstünlükleri yoktur. Önmli olan genişleme yapmış toplar damarların bağlanmasıdır. Bu sırada atar damar korunmalıdır. 
Ameliyat narkoz vererek veya bölgesel uyuşturma (lokal) anestezi ile olur. 15 dakika sürer. Zor bir ameliyat değildir. Sabah ameliyat olan hasta akşam üzeri taburcu olabilir. Ameliyattan 2 saat sonra su ve yiyecek alabilir.

Hangi tip ameliyat olmalıyım ?

Hangi tip ameliyat olmalıyım ?

 
Ameliyat 2 şekilde yapılır.
1- Klasik: Kasık bölgesinin üzerinden açılır. Testis kordonu bulunur ve atar damarlar korunarak genişlemiş toplar damarlar bağlanır.
2- Mikro cerrahi: Yine kasık kanalından açılır. Bu defa mikroskop altında atar ve toplar damar ayrımı yapılarak damarlar bağlanır.
Son zamanlarda mikro cerrahi ile ameliyat yapılmasının daha avantajlı olduğu kongrelerde sunulmaktadır. Bu kararı biraz da ameliyat yapacak doktora bırakılması daha iyidir. Sebebi de her varikosel aynı olmamaktadır.

Ameliyat sonrası ağrılar ve şişlik ne kadar devam eder ?

Ameliyat sonrası ağrılar ve şişlik ne kadar devam eder ?

 
Ameliyat sonrası ameliyata bağlı şişlik veya ağrı çok defa görülür. Ağrının nedeni açıklanamazsa da şişlik damar düzenini bozulmasından dolayısı ile kan akımının zorlaşmasında ileri gelir. Bu şişlik 15 gün veya 1 ay kadar sürebilir. Ağrıda bu süre içerisinde olabilir. 1 aydan fazla devam eden ağrılar ve şişlik için tekrar kontrol etmek gerekir. Su veya kan toplanması, iltihap, cilt altı sıvının artmış olması gibi sebepler araştırılır. Bunun için ultrason çekmek gereklidir.

Ameliyat sonrası nelere dikkat etmelidir ?

Ameliyat sonrası nelere dikkat etmelidir ?

 
1- Çok ayakta durmamalı, uzun süre oturup kasıkları bükülmüş vaziyetine getirmemeli.
2- Ağır kaldırmamalı. Zorlayıcı hareketler yapılmamalı. Kabızlıktan kaçınılmalı. Bol su ve posalı yiyecek yenmeli. Ikınma, öksürük ve hapşuruktan korunmalı. Bunlardan korunamıyorsanız elinizi yar yerine koyup sonra öksürün. Böylece karın içi basınç yara yerine zarar vermez. 
3- Bisiklete, motosiklete binilmemeli.
4- Bilhassa ayakları ve kalça üşütmemeli.
5- Ağır spor ve futboldan en aşağı 2 ay uzak durmalı. Bundan sonra yinede çok yorulmamaya dikkat edilir. Futbolda testise veya kasığa bir tekme gelme ihtimalini unutmayın. Bu ameliyat yarasına ve testise normal halden daha çok zarar verebilir.
6- Cinsel faaliyetler (Masturbasyon ve cinsel birleşme) en erken 20 gün sonra başlanılmalı. Şayet daha önce olursa yara açılması, iltihap kapma gibi yara yerine zararı olabilir. Spermlere veya testis işlevine zararı olmaz. Gece rüyada boşalma veya kendiliğinden boşalmanız ameliyat veya testisin fonksiyonuna zarar verici bir etkisi yoktur.
7- Banyoyu dikiş alındıktan 1 gün sonra yapılması iyi olur. Şayet çok kirlenildiği düşünülürse yaraya gelmeyecek şekilde lifle ve sabunla vücut silinir.
8- Doktorunuzun verdiği ilaçlar kullanılmalıdır.
9- Sperm tahlili en erken 3 ay sonra yapılmalı. Bunun nedeni testis her 3 ayda bir sperm üretir. 6 aylık tahlilde iyi olur.

Ameliyat sonrası spermde düzelme olur mu? Kısırlık giderilir mi ?

Ameliyat sonrası spermde düzelme olur mu? Kısırlık giderilir mi ?

 
Şayet kısırlık varikoselden ileri geliyorsa varikosel ameliyatlarında başarı şansı %80 dir. Ama kısırlığın nedeni başka şeylerse kısırlık kaybolmamaktadır. Fakat çok defa sperm değerleri, hareketlilik ve sayısı artmaktadır. Değerler hakkında kesin bilgi almak için spermiogramı ameliyattan 3 ay sonra yapılması gereklidir. Çünkü testis yeni sperm üretimi ancak bu periyottan sonra tamamlamaktadır

Ameliyat sonrası damarlar elime geliyor neden?

Ameliyat sonrası damarlar elime geliyor neden?

Varikosel ameliyatında varisleşmiş damarlar çıkarılmayıp sadece bağlanmaktadır. Yani damar aynen yerinde durur ama bağlandığı için kan geri gidemez ve damar içinde kalır. Bu damar el ile his edilir. Bazen ameliyat olmamış gibi bir hisse sebebiyet verir. Bu normal bir durumdur. Bu damar 1.5-2 ay gibi bir zamanda kişinin yapısına göre erir. Körleşir.

KONU-3: SPERMİOGRAMIN NORMAL DEĞERLERİ

Spermiogramın normal değerleri nedir?

Spermiogramın normal değerleri nedir?

Abstinans: (Cinsel Perhiz süresi): 3-8 gün
Görünüm: Homojen, gri-opak, kirli sarı
Viskozite: (Akışkanlığı): 2cm den küçük
Likefaksiyon: (Çözünürlük) Süresi: 20 dk. 
Volüm: (Hacım): 2ml den büyük
PH: 7.2-8.0 
Canlı Sperm (Canlılık): (Vitalite): %75 den fazla
Sperm Sayısı: 20milyon/ml den fazla
Total Sperm Sayısı: 40milyon/ml den fazla 

Hareket: (Total motilite): %50 den fazla
A= İleri Hızlı Hareket : %35 den büyük
B= İleri Yavaş Hareket : %10
C= Yerinde Hareket : %10
D= Hareketsiz : 1.saat : %50  2.saat : %45
Hareket İndexi: 1.SAAT sonra A+B nin toplamı CLASS A=%25 A+B=%50 den büyük
Sıvılaşma sonu hareketlilik:%70-100
SMI(Sperm Motility İndeksi) (0-80 az) (81-160 orta) (161 ve üstü iyi)

İleri hareketli: Progresif hareketli sperm sayısı (PHSS). mililitrede 3 milyondan büyük olması lazım.
TMPSS: Bütün (Total) sperm sayısının harekete oranını 5milyondan büyük.
TMSS: Toplam ileri hareketli sperm sayısı 7.24 milyon dan büyük.
ORTALAMA İLERLEME HIZI (VSL): 25 MİKRON/SANİYE
ORTALAMA İZLEME HIZI (VCL): 40 MİKRON/SANİYE
FERTİLİZASYON YETENEĞİ (AHL): 2 MİKRON
ORTALAMA ÇARPMA SIKLIĞI (BCF): 9.0 Hz 
ORTALAMA DÜZ YOL ALMA YETENEĞİ (STR): % 80
ORTALAMA.ÇİZGİ İZLEME YETENEĞİ (LİN): % 60

Şekil: (Morfoloji): Dünya sağlık örgütüne göre şekil durumu: %30 dan fazla olmalı.

Kruger kriterine göre şekil durumu: %14 ten fazla olmalı
      %14 ve üzeri normal, normal yolla hamile kalma veya aşılamaya uygun 
      %5-13 sınırda, yıkama sonuçlarına, ve diğer infertilite nedenlerine göre karar vermek gerekir 
      %4 ve daha az ise tüp bebek gerekir.

Kruger kriterlerine göre çocuk olma ihtimali:

%14 ve üzeri normal şekilli spermde çocuk olma ihtimali:% 88
%4-14 arası normal şekilli spermde çocuk olma ihtimal : % 64
%4 ve altında normal şekilli spermde çocuk olma ihtimal : % 7.5

Beyaz küre: 1milyon/ml dan az
Yuvarlak hücre sayısı: 5 milyondan fazla olmamalı.
Sertoli hücresi: Her sahada 3-5 adet
İmmünobead (Antikor parçacık testi):%20 den az
Aglütinasyon: (-)
Hipoozmotik şişme(HOS)test: % > 60 (normal:60% dan büyük sweling %50-59 Şüpheli)
Sperm kültürü: Mikrop kolonisi 100.000 koloniden aşağı
Mikrop sayısı: 1 milyondan aşağı
MAR Testi: %10 den az partikülle kaplı sperm
Akromozom indeksi normali: % 90 
Hemizona indeks: %35 den fazla
HOS Test: %60 dan fazla şişme
Sperm Penetrasyon testi: %10 dan büyük 

DİĞER TESTLER:
Glukozidaz(nötral): 20mU.den büyük
Çinko(total): 2.4mmol den büyük
Sitrik asit(total): 52mmol den büyük, Sitrik asit 3 mg/ml den büyük
Asit fosfataz(total): 200U. den büyük, Asit fosfataz 100-300 m g/ml 
Fruktoz(total): 13mmo den büyük Fruktoz 1200 m g/ml den büyük veya 150.00-600.00 arası

SEMENDE BULUNAN BİYOKİMYASAL PARAMETRELER 
Inositol: 1 mg/ml 
Ca (Kalsium): 11.9-32.8 mg/dl 
Zn (Çinko): 75 m g/ml den küçük
Mg (magnezium): 70 m g/ml den küçük
Prostaglandin: 30-200 m g/ml 
Gliseril fosforil kolin: 650 m g/ml den küçük
Karnitin: 250 m g/ml den küçük 
Spermine: 50-350 mg/dl 
Üre: 72 m g/dl den küçük
Laktik asit: 90-100 m g/dl 
Total protein: 1.58-180 mg/dl 
Kolesterol: 103 mg/dl  den küçük
Total lipid: 185 mg/dl den küçük
Fosfolipidler: 83 mg/dl den küçük
PSA: 0.7 mg/dl den küçük
PAP: 0.3-1.0 g/L 
PSP: -94 0.6-0.9 mg/ml 
LAP: 30.000 U/ml 
IgG: 7-22 mg/dl 
IgA: 0-6 mg/dl 
C3: 1.82 mg/dl den küçük
Transferrin: 5.3-42.4 mg/dl 
Vitamin: C 7.3-12.8 mg/dl 
a Glukozidaz: 20 mU/lt den küçük veya eşit

ENDOKRİN TESTLER:
FSH, LH, Estradiol, Testosteron tayinleri semen parametreleri ve androjene bağlı karakteristiklerde yetersizlikler olduğunda yapılmalıdır. 
Düşük testosteron ve yüksek LH düzeyleri idiopatik hipogonadotropik hipogonadizm ile ilişkilidir. 
Düşük FSH ve LH düzeyleri Kallman’s Sendromu ile ilişkili olabilir. 
Düşük FSH ve LH düzeyleri Kallmann's Sendromu ile ilişkili olabilir. 
Öncelikle azoospermi veya ileri düzeyde oligozoospermili örneklerde yükselmiş FSH değerleri seminal tubul hasarını göstermektedir. 
Normal veya yükselmiş düzeylerde Testosteron ve LH ile birlikte normal FSH androjen rezlstan: sendromlarmi göstermektedir. 
PRL, ACTH, Growth Hormon ve TSH hipofiz ve hipotalamik hastahkların tanısında kullanılmaktadır.

SEMEN ANALİZLERİ:
Sperm aglütinasyonu veya immobilizasyonu spermlere karşı antikorlarin varlığını gösterir. 
Canlı bakteri, lökospermi ve motilite kusurları enfeksiyonlarin varlığını göstermektedir-. 
Sperm morfolojik bozuklukları ve oligozoospermi, hormonal dengesizlikler ve varikosel araştırılmasını gerektirir. 
Fruktoz tayinleri seminal vezikül fonksiyonlarında ve kanal obstrüksiyonlarma bağlı azoospermilerin araştırılmasında kullanılır. 
a Glukozidaz ve L. Karnitin tayinleri sperm motilite kusurlarının epididim kaynaklı olup olmadığının araştırılmasında kullanılır. 
a Asit fosfataz tayinleri prostatik aktiviteyi, tümörleri ve kanal obstrüksiyonunun araştırılmasında kullanılmaktadır. 
Sperm fonksiyon testleri vitalite, membran entegrasyonu, akrozom reaksiyonu ve penetras onu DNA denatürasyonunu ölçmektedir. (18) 

ANTİ SPERM ANTİKORLARI:
Spermlere bağlı antikorların tayininde çeşitli diagnostik testler geliştirilmiştir. Bunlar tray aglutinasyon testi, antiglobulin assay'ler, sitotoksik testler, floresans mikroskobik testler, RIA ve ELISA testleri olarak özetlenebilir.
Anti-sperm antikorlarının ortaya çıkış nedeni olarak, vazektomi, kan testis bariyerinin travma ile hasarı, genital enfeksiyonlar, lokal enfeksiyonlar gösterilmektedir. Teşhisi ise ASA testleri ile yapılmaktadır. Anti sperm antikorlari sperm aglütinasyonuna, sitotoksisiteye, zona pellusida üzerindeki sperm reseptör bölgelerinin blokajına, ampullada sperm hareketinin ve fertilizasyonun engellenmesine ve embriyositotoksisiteye neden olmaktadırlar. ASA sperm yıkama teknikleri ile azaltılabilmektedir. (15)

SPERM ANTİKOR TESTLERİ:
Tray Aglutinasyon Testi (TAT) Sperm aglutinasyonunu ölçer 
Gelatin Aglutinasyon Testi Gelatin mediumunda sperm aglutinasyonunu ölçer 
Sperm immobilizasyon Testi Kompleman ilavesi ile oluşturulur 
Sperm Sitotoksisite Testi Boya exclusionu ile oluşturulur 
Immunfloresans Test * Antikor lokalizasyonu gözlenir 
Mixed Aglutinasyon Test (MAR)* Antikor bağlı eritrositler veya immünobead'ler ile yapılır 
Pasif Hemaglütinasyon Testi Sensitize eritrositlerin sperm antikorlari ile aglutinasyonu 
AnzymeLinked Immunosorbent Immünglobinlere karşı enzim bağlı ikincil antikor yöntemi 
Assay (ELISA) 
IBT* Immünobead'ler ile antikor ve tiplerinin tayini 
Genel olarak normal bir ejakulatın 5 milyon/ml'den fazla yuvarlak hücre ve 1 milyon/ml'den fazlada lökosit içermemeleri gerekir. 
Kaynak: http://www.bilim.gen.tr/
 
Testisin normal hacmi?
Eğer ultrasonografi yapılıyorsa, üç boyutu ölçülerek 0.52 ile çarpılmasıyla da volüm hesaplanabilir. Avrupa ölçülerine göre ortalama bir testisin volümü 18 ml olup, 12 ile 30 ml arasında değişir. Daha fazla olmasına megalotestis denilir. Kesin olmamakla birlikte testiküler volümün sperm yapımı ile ilişkisi bulunduğu için, testis volümünün normal sınırlarda ölçüldüğü azoospermik erkeklerde seminal kanallarda tıkanıklık düşünülmelidir.

KONU-4: KISIRLIKTA ROL OYNAYAN HORMONLAR

Kısırlıkta rol oynayan hormonlar nelerdir?

Kısırlıkta rol oynayan hormonlar nelerdir?

Testosteron: Sperm üretiminin devamlılığını sağlar. Testisteki Leydig hücrelerinden salgılanır. 
FSH (Yumurta Uyarıcı Hormon): Testisteki sertoli hücrelerini uyararak sperm üretimini sağlar. Hipofiz bezinden salgılanır. 
LH (luteizan Hormon): Leydig hücrelerinde testosteron sentezlenmesini ve sperm üretiminin devamlılığını sağlar. Hipofiz bezinden salgılanır. 
Prolaktin: LH’ın Leydig hücreleri üzerindeki etkisini arttırır. Hipofiz bezinden salgılanır. 
Estradiol: LH sentezini kontrol eder. Karaciğer, kas ve yağ dokusunda testosteronun metabolize edilmesi ile oluşur. %20-25’i Leydig hücrelerinden salgılanır.
GnRH: FSH ve LH hormonlarının salgılanmasını sağlar. Beyinde hipotalamustan salgılanır. 
İnhibin: FSH salınımını engeller. Sertoli hücrelerinden salgılanır. 
Aktivin: FSH salınımını arttırır. Leydig hücrelerinden salgılanır.

KONU-5: EREKSİYON BOZUKLUĞU SERTLEŞME PROBLEMİ: EMPOTANS 

Sertleşme problemi nedenleri nelerdir ?

Sertleşme problemi nedenleri nelerdir ?

1- Hormonal Nedenler: Beyin ve testis dokusunun salgılamış olduğu hormonların eksiklikleri. Testosteron (erkeklik hormonu), Prolaktin ve FSH (yumurtayı uyarıcı hormon) eksikliği sertleşme den sorumlu hormonlardır. Guatr ve tiroit bezi hastalıkları dolaylı olarak sertleşme sorunu yapabilir.
2- Norojenik Nedenler: Beyin ve omurilikten gelen sinirlerin penis kaslarını çalıştırmaması sonucu meydana gelir. Bu sinirlerin alkol, şeker hastalığı, vitamin yetersizliği gibi etkenlerden dolayı yapısal bozukluklarda penis sinir, kas ve damar çalışma düzenini bozar.
3- Damarsal Nedenler: Penise gelen kan miktarının azalması sonucu olur.
4- Psikolojik Sebepler: Performans kaygısı, başarısızlık korkusu, ön sevişmenin kısıtlılığı, travmatik cinsel deneyimler, bozuk aile ilişkileri, ortam şartları uygunsuzluğu, utangaçlık, çekingenlik, kültürel özellikleri, cinselliğe bakış açısı, eşiyle ilişkisi, işyerindeki problemler, sertleşme sorununa neden olan psikolojik nedenlerdir. 
5- İlaçlar: Tansiyon için kullanılan ilaçlar bu duruma sıklıkla yol açar. Bazı kalp krizi önleyici ilaçlar, idrar söktürücü ilaçlar, depresyon önleyici ilaçlar, sinirleri yatıştırıcı bazı ilaçlar, bazı hormon ilaçları sertleşme sorununa neden olur. Uyuşturuculardan kokain, eroin, marihuana sertleşme problemine neden olur.
6- Dış müdahale ile meydana gelen empotans: Karın büyük ameliyatları, böbrek nakli, şua tedavileri, bel fıtıklarının ameliyatları, mide barsak ameliyatları, prostat kanserlerinden sonra prostatın tümden çıkarılması., penis ameliyatları sonucu empotans meydana gelebilir.
7- Diğer Hastalıklar: Şeker hastalığı: Sertleşme problemi yapan en sık görülen hormon hastalığıdır. Hem sinirleri hem de damarları bozarak olumsuz etki yapar.
Kolesterol damar sertliği yapığı için sertleşme sorunlarına neden olur.
Kan hasatlıkları, kansızlık, aneminin bazı şekilleri sertleşme sorunu yapar.

Sertleşme probleminin tedavisi nasıl yapılır ?

Sertleşme probleminin tedavisi nasıl yapılır ?

Tedavi her şeyden önce nedene yöneliktir.
1- Damar Büzücü: Atar damar yetersizliklerinde damar içerisine damar büzücü ilaçlar verilir. 
2- Vakum yöntemi: Vakum meydana getiren bir alet ve kavanoza benzeyen bir aygıtın içerisine penis konulur. Aletin vakumu sayesinde kan penis içerisine dolar. Bu sırada penis kök kısmına elastik bandajlar yerleştirilerek kanın geri kaçması önlenir. Yapılan bu işlem penisin sertleşmesini sağlar. % 60- 70 başarı sağlasa da kullanımı pratik değildir. Yan etkileri fazladır.
3- Cerrahi Yöntemler: Şayet damar darlığı varsa ameliyat ile bu giderilir. Şant ameliyatları denilen bazı ameliyatlar ile penisin içyapısındaki damarlar karnın çeşitli damarları ile ağızlaştırılarak penisin daha çok kanlanması sağlanır.
4- Penis Protezleri: Protezden önce mutlaka diğer metotlar uygulanmalı ve sonuç alınamazsa denenmelidir. Penis içerisine takılan çok çeşitli protezler vardır. Hidrolik prensiplerine göre çalışan protezler de vardır. Protezin bir ucuna balon konulur. Alet içerisinde sıvı vardır. Penisin sertleştirmek istendiği zaman bu balon pompalanarak protez şişirilir ve sertleşme sağlanır. 
5- Hormonsal Tedavi: Erkeklik hormonu ve diğer hormonlar ancak bu hormon yetersizliğinde kullanılır.
6- Psikolojik Tedavi: Psikoanalitik, hipnoz, davranış bozukluğu tedavileri bir psikiyatrisi uzmanı yardımı ile sağlanır. Eşi ile birlikte yanlış bildikleri bir şey varsa bunun doğrusu öğretilir. 
7- İlaç tedavisi: Günümüzde bu amaçla kullanılan iki ilaç vardır 

En iyisi bir doktor gözetiminde alınmasıdır. 
Geniş bilgi için şu yazımı da okuyun: 

http://www.dralihatay.com/empotans.htm

KONU-6: ERKEN BOŞALMA

Erken boşalma nedir ?

Erken boşalma nedir ?

Erken boşalma bir cinsel problem, cinsel yetersizlik değil bir cinsel uyumsuzluktur.
Cinsel ilişkide en önemli şey uyumdur. Erkeğin kadının orgazmından önce boşalması bir cinsel uyumsuzluk göstergesidir.
Kadın geç orgazm oluyorsa sorunu sadece erkeğe bağlamak doğru değildir. Bu durumda erkekte cinsel yetersizlik yoktur. Sadece uyumsuzluk vardır. Sonuçta bu sorun çözülmelidir. Uyumsuzluk ortadan kaldırılmalı ve tedavi edilmelidir.

Erken boşalmanın nedenleri nelerdir?

Erken boşalmanın nedenleri nelerdir?

Erken boşalmanın %99 sebebi psikolojiktir. %1 lik bölümü ancak bedensel ve yapısal bozukluklardan ileri gelir. Sebep kontrol etmeyi bilmemektir.

Bedensel nedenler:
1- Prostat büyümeleri ve prostat iltihapları, dış idrar yolu iltihapları erken boşalmaya neden olabilir. 
2- Şeker hastalığı. Sinir ve damar uçlarını bozduğu için olumsuz etki gösterir. 
3- Bölgesel üreme ve idrar yolu hastalıkları 
4- Bölgesel duyu hasarı, sinirlerin hastalıkları
5- Karın ameliyatlar sonrası

Erken boşalmanın psikolojik nedenleri nelerdir?

Erken boşalmanın psikolojik nedenleri nelerdir?

1- En sık neden ergenlik ve gençlik çağlarında yapılan mastürbasyonlardır. Masturbasyon yaparken yakalanma korkusu bir an önce boşalmayı sağlamak ve işi bitirmek isteği erken boşalmaya neden olur.
2- Aile baskısı, içe kapanıklık, sıkıntılı ruh hali Erken boşalmaya neden olabilir. Mastürbasyon yapamamış kişilerdeki aşırı duygu birikimine bağlı erken boşalma görülebilir.
3- Partnere aşırı ilgi, bağlılık ve sevgi, heyecanı arttırıp erken boşalmaya neden olabilir. Aşırı duygu birikime sahip ve aşırı heyecanlı olanlarda erken boşalma sık olarak görülür.
4- Uzun süreli cinsel perhiz sonucu erken boşalma normal kabul edilebilir. Burada yine heyecan büyük rol oynar.
5- Genelevde para karşılığı kurulan ilişkilerde tıpkı mastürbasyon gibi tek taraflı hazza yönelik duygular içerdiğinden orgazm zamanlaması gibi bir sorun ortada yoktur, gene amaç boşalıp rahatlamaktır.
Kişi çok defa ilk cinsel deneylerinde problem yaşar. Erkeklerin ilk gençlik cinsel deneyimleri genelev veya masturbasyon olduğu için bu durumda çok defa hayat kadının aceleci olması, bir an önce işi bitirmek istemesi erkekte tek taraflı hazın gelişmesine neden olur. Bu nedenlerle kişide erken boşalma meydana gelebilmektedir.

Erken boşalmanın tedavisi nelerdir?

Erken boşalmanın tedavisi nelerdir?

Cinsel eğitim çok önemlidir. Kişi boşalmayı kontrol edebilmelidir. Bunun yollarını ve metotlarını araştırmalıdır. Bir defa öğrendikten sonra artık alışkanlık haline gelir.. 
Hastalığı kabul edip psikiyatri uzmanına başvurmak tedavi yönünden atılacak ilk ve önemli adımdır.
Psikiyatri uzmanı duruma göre psikanaliz veya psikoterapi yapacaktır. Çok defa vereceği vücudu gevşetecek rahatlatacak ilaçlar, hastanın bütün sıkıntılarını giderecektir.
Erken boşalmayı önleyici ilaçlarla veya geciktirici spreylerle çok defa fayda yerine zarar verir. Bunlar problemi daha çok büyütebilir. Yan etkileri olarak cinsel isteksizlik yapacak ve psikolojiyi daha çok bozulabilir.
Cinsel ilişkide safhalar vardır. Boşalma anına geldiği zaman hiç kimse bu boşalmayı engelleyemez ve önleyemez. Ancak bu boşalma safhasında girmeden sistemi yavaşlatmak, durdurmak veya kontrol altına almak erken boşalmayı da önlenir.
Cinsel uyum kadının ve erkeğin karşılıklı birbirleri ile ilişkisi ve anlayışı ile sağlanır.
Erkeğin yaklaşımı, sevecenliği, ön sevişme süresinin uzun olması ile kadın orgazmı öne alınabilir.
Kadının yardımı erkeğin orgazmının geciktirilebilinir. Sonunda çiftler ortak bir noktada buluşurlar.
Erken boşalmasını engellemek için çeşitli yöntemler ve metotlar uygulanmaktadır. 
Erkeğin erken boşalmayı önleyecek bazı metot ve eksersizler:

1- Kegel Eksersizi: Penis kökü ve anüs kaslarının çalıştırma eksersizleridir. %60-70 faydalıdır.
2- Masters ve Johnson Metodu: Birleşme anında yapılacak bazı hareketlerdir
Bu metotlar ve eksersizler ve daha detaylı bilgi için şu yazımı da okuyun

http://www.dralihatay.com/erkenbosalma.htm  

KONU-7: PENİS HASTALIKLARI

Penisin normal boyu ne kadardır ?

Penisin normal boyu ne kadardır ?

Penis boyu kişiden kişiye değişir. Kişinin şişman, zayıf olması, yapısının atletik veya piknik, minyon tipli olması ayrıca karın bölgesinin yağlı olması birer etkendir. Boy ve kilo ile doğru orantılıdır. Bir erkek minyon tipliyse hali ile penisi de küçük olabilir. Penis ölçme kişinin metoduna göre değişir. Çok defa yanlış ölçmeler olabilir. Cetvel ile ölçme, mezürü dediğimiz terzi ölçme alet ile ölçme   farklılık gösterir. Penisin alt yüzü ile üst yüz arasında ölçüm yönünden farklılık vardır. Normal ölçüm penis üst yüzünden tam tepe ile penis kök kısmı arasıdan yapılmalıdır. Bazı kimselerde penis kök kısmı yağ içinde olduğu için ölçme hatalı olabilir. Yanlış olarak küçük penis teşhisi konulur. Bu ölçüm işini uzman doktora bırakmalıdır. Sağlıklı bir ölçümde penisin ereksiyon olmadığı zamanki boyu 7 cm ve daha büyüktür. Ereksiyon olmuş penisin boyu 11-13 cm veya daha büyüktür. 
Penis boyu daima erkekler arasında geyik muhabbetine neden olur. Herkes kendi penisinin büyük olduğunu söyleyerek bir nevi hava atma yarışmaları başlar. Bunların çoğu palavra olup karşısındakini küçük düşürme böbürlenme amacı ile yapılır. hatta çocuklar arasında penis ölçme yarışmaları sık olarak görülür. Halbuki "Aslında boyu değil işlevi önemlidir" söylemi de çok defa yürürlüktedir. Tabii ki penisin boyu önemli olmakla birlikte penisin ereksiyon haline ulaşması, partnerini tatmin etmesi ve erken boşalma olmaması daha önemlidir. Bu hususta en sık söylenenlere bakacak olursak normal penis boyu hakkında bir bilgimiz olabilir.
"Önemli olan boyu değil işlevidir."
''Ne uzunu, ne kalını en makbul olanı içinde en çok kalanı''
"Partnerini mutlu eden penis, normal penistir"

Büyük penisin mahsuru var mıdır ?

Büyük penisin mahsuru var mıdır ?

Evet çok büyük penisin mahsuru vardır.
1- Geç ereksiyon olur. Çünkü penisin içine kan dolması zaman alır.
2- Partnerine acı vermesi ihtimali çok fazladır. Bu nedenle "Bütün kadınların büyük penis ister" inancı yanlıştır.

Penisin gelişmesinde etkili hormon hangisidir ? Bu hormonu ilaç olarak almakla penis büyür mü ?

Penisin gelişmesinde etkili hormon hangisidir ? Bu hormonu ilaç olarak almakla penis büyür mü ?

Çocuklarda penis gelişmesinde testosteron ve dihidrotestesteron isimli iki erkeklik hormonunun rolü vardır. Bu hormonların etkisi ile erkeğin cinsel organları 17 yaşına kadar gelişim gösterir. Kişide bu hormonlar eksikse peniste diğer cinsel organlar gibi büyümez. Bunu anlamak için mutlaka bu hormon ölçümü yapmak lazımdır . Şayet eksikse dışarıdan verilecek hormon penisin gelişmesini sağlar. Fakat hormonlar normalse dışarıdan verilecek hormonlar aksi tesir yapar. Çünkü vücut hormon fazlalığını algılayarak korunma mekanizmasını devreye sokar ve penisin ve diğer organların gerilemesine neden olur. Erkeklik karakterlerinde bozukluklar meydana gelmesine neden olur.

Küçük Penis tedavisi nasıldır ?

Küçük Penis tedavisi nasıldır ?

Penis büyütmek isteği ile hekime başvuran hastaları ikiye ayırabiliriz. Birinci gruptaki hastalar, gerçekten normal ölçülerden daha küçük penis hacmine sahip olan hastalardır. Bunların gerçekten penis büyütme işlemlerine ihtiyaç bulunmaktadır. İkinci grup hastalar da penis hacimleri normal olduğu halde daha fazla hacme sahip olmak için hekime müracaat eden hastalardır.Bu ikinci grup hastanın penis büyütme işlemine geçmeden önce organik ve psikolojik yönden hekim tarafından çok iyi değerlendirilmesi gerekir. Çünkü cerrahi müdahale ne kadar başarılı olursa olsun bazen psikolojik sorunları olan hastalar yeni görünümünden mutlu olamayabilir.

Bu bakımdan penis büyütme işleminden önce hastanın hekimden isteğinin iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu noktada hastaya yapılacak tedavinin ne verebileceği operasyonun sonuçları ve operasyonla ilgili istenmeyen komplikasyonlar açıklıkla anlatılmalıdır. En uygunu, hastaların üroloji uzmanı ile birlikte bir psikolog ve endokrinologdan oluşan bir ekip tarafından organik ve psikolojik yönden incelenmesi ve yapılacak olan tedavinin hastaya tüm detayları ile anlatılmasıdır.

Penis büyütmeyle ilgili üç tip operasyon uygulanmaktadır.
Her üç operasyondan sonra dört hafta süre ile ilişki yasağı konulmaktadır.
Ameliyat sonrası elde edilen uzunluğun sürdürülebilmesi için özel ağırlık egzersizleri tatbik edilmektedir. (Alıntıdır)

Penis büyütme ameliyatları nasıl yapılır ?

Penis büyütme ameliyatları nasıl yapılır ?

Bir çoğunuzun da bildiği gibi çoğu zaman önemli olan penisin uzunluğu değil kalınlığıdır. Gözlemlerimize göre penise verilen yağ vücudun diğer taraflarına verilene oranla daha kalıcı olmaktadır. Ayrıca bu yöntem en fazla sünnetli erkeklerde başarılı olmaktadır, çünkü sünnet derisi ameliyattan sonra iltihaplanabilir, toplumumuz sünnetli olduğundan bu durum bir tehlike teşkil etmez. 

Kadınların cinsel organları daha çok dış kısımlarında duyarlıdır (klitoris ve dış dudaklarda olduğu gibi ). İç kısımlar ise o kadar duyarlı değildir. Ay hallerinde kullanılan ve kadın cinsel organına yerleştirilen tamponlar kadınları rahatsız etmez. Bu nedenle kalın bir penis, ince ve uzun bir penisten daha etkilidir. Ayrıca penisin bizim yöntemimizle kalınlaştırılması esnasında bir miktar da büyüme olmaktadır (sadece dış görünüm olarak ). 

Penisin kendisini direkt uzatmak ancak bazı bağ dokusunu kesmek ile mümkün fakat biz bu yöntemi tavsiye etmiyoruz çünkü bu müdahaleden sonra penis sertliğin- den kaybetmekte ve sağa sola daha fazla oynamaktadır. Bu cinsel temas esnasında arzulanmayan bir durumdur. 

Yöntem: 
Hastaların kendi yağları ile uygulanan penis büyütme işlemi için genel anestezi ve hastanede yatmak gerekmez. Lokal anestezi en güvenli yoldur İlk önce müdahale için yağın elde edilmesi ve hazırlanması gerekir. Fazla kilolu insanlarda penis kökü veya göbek altı bölge dediğimiz bölge genellikle şişman olduğundan penis bunun içine gömülür ve daha kısa gözükür.Bu nedenle yağın bu bölgeden alınması penisi daha çok ortaya çıkartacak ve onun gerçek uzunluğunu gösterecektir. Yağ vücudun başka bir yerinden de özel bir yöntemle ve enjektörle herhangi bir kesiye gerek kalınmadan alınabilir. Alınan yağın bir kısmı ilerde yapılacak enjeksiyon için dondurulur. Yağ bizim geliştirdiğimiz bir yöntemle penise enjekte edilir. Yine bu esnada herhangi bir kesi ye gerek yoktur. Enjekte edilen yer kendi kendine düşecek olan bir dikiş kapatılır. 

Daha sonrası: 
Başarı hemen gözle görülecek kadar belirgindir. Müdahalenin hemen sonrasında eve gitmekte bir sakınca yoktur. 3 gün sonra duş alabilirsiniz. Küvette sıcak banyo, sauna veya kaplıca ancak 3 hafta sonra mümkündür. Altı (6) hafta cinsel temas yasaktır. İstenmeden veya uyku halinde penisin büyümesi (ereksiyon) halinde herhangi bir tehlike yoktur. Kendi kendine ufalmasını beklemek gerekir. Masturbasyon ilk 6 haftada uygun değildir. İlk 3 gece sırt üstü yatmanızı tavsiye ederiz, eğer gece uyku da dönerseniz bu herhangi bir tehlike teşkil etmez. İlk idrarda biraz zorlanabilirsiniz. Hastalarımıza tedaviden sonra 1 gün evde dinlenmelerini ve çalışmamalarını öneriyoruz. 1 hafta aşırı hareketlerden kaçınılmalıdır. Bu işlemden sonra penis şiş, deforme ve kırmızı olabilir. Bu durum geçicidir. Bu şişlik 3 ila 7 gün içerisinde iner. 

İlk bakıştaki korkularınız daha sonra sevince dönüşecektir. Düzensizlikler olursa bunlar dondurulan yağ ile düzeltilebilir. Her ameliyatta olduğu gibi size önlem olarak müdahale sonrası antibiyotik vereceğiz. Buna rağmen aşırı kızarıklık, sıcaklık, ağrı ve şişlik olabilir bu durumda bizi haberdar etmeniz gerekir. Çok nadiren enjeksiyon yerinde sertlikler hissedilebilir. 

Daha önce de belirttiğimiz gibi daha iyi bir sonuç için yağ enjeksiyonunu tekrarlamak gerekir. Bu ağrısızdır ve dondurulmuş yağınız ile yapılır. Bu işlem sabır gerektirdiğinden sabrınız yoksa bu tedaviye hiç başlamayın. Sigara iyileşme sürenizi uzatacaktır. Alkol ilk iki gün tavsiye edilmez. Dar pantolonlar yağı itip deformasyona neden olabilir. 
Bu yöntem bir iktidarsızlık tedavisi değildir. Erkeklik gücünüze olumlu veya olumsuz Bir etkisi yoktur.  (Alıntıdır)

Piyasada satılan penis büyüttüğü iddia edilen vakum pompaları veya metotlar doğru mudur ?

Piyasada satılan penis büyüttüğü iddia edilen vakum pompaları veya metotlar doğru mudur ?

Hayır bu kesinlikle doğru değildir. Medyanın ileri sürdüğü, allayıp pullayıp bir kurtuluş reçetesi gibi göstermesi kandırmacadır. Geçici bir iyileşme olsa da asıl sorunu hâl etmez. Üstelik bu vakumlu pompalar, penis sertleşince içindeki kanı tutarak damarların bozulmasına neden olur ve ileride sertleşme problemleri kaçınılmazdır. Kullanılması zararlı olabilir.

Penisteki eğrilik nedir ve nasıl tedavi edilir ?

Penisteki eğrilik nedir ve nasıl tedavi edilir ?

Penisteki eğriliğe tıpta Peyroni diyoruz. Penisin sertleşen bölümlerini sınırlayan kılıfın üzerindeki kireçlenmiş plaklar nedeniyle oluşan bir hastalıktır. Bu ağrı ve penisin eğriliğine neden olur. genellikle 30-40 yaşındaki erkeklerin yüzde 5 ile 1'ini etkileyen bir durumdur. Genelde 40-60 yas arasında görülüyor. Genetik bazı nedenlerle de olabiliyor. Travma, iltihabi ve seker hastalarında sıkça görülür.

Eğilme başladıktan sonra gittikçe artar. Bazı vakalarda bir süre içinde bu eğrilik kendiliğinden gerileyebiliyor, hatta tamamen düzelebiliyor. Sorun ne tarafta ise penis o tarafa doğru eğilir. Eğim belirli bir dereceyi aştığında ise hasta cinsel ilişki olmaz ve çok ağrı meydana gelir. 
Tedavi: 
1- İlaç tedavisi: Bir süre ilaç tedavisi yapılır ve ilerlemesi önlenir. %10-20 fayda gören vardır.  Kalıcı olduktan sonra ameliyat tavsiye edilebilir. 
2- Ameliyat:  Fazla bir kalıcı şekil bozukluğu varsa ameliyat gerekebilir. Vakaların %60 ında ameliyat gerekebilir. Ameliyat yöntemleri şu şekildedir. Penisin damarlarından alınan yamalar o bölgeye konulmasıdır. Bu metotta boyunda yaklaşık 1 santim kadar bir kısalma olabilir. Ameliyat 1-2 saat sürer.  1 gün hastanede yatması gerekir. Damar sorunu olanlara bu ameliyatla birlikte protez de takılabilir. Maliyeti ise  2 milyar lira civarındadır.

KONU-8: NORMAL "KAN, İDRAR, HORMON, KAN SAYIMI" DEĞERLERİ NELER OLMALIDIR?

Normal İdrar değerleri neler olmalıdır ?

Normal İdrar değerleri neler olmalıdır ?

Spesifik gravite (Dansite): 1015-1025
Lökosit:  0-5
Nitrit: negatif
pH: 5,6
Eritrosit: 0-2
Protein: negatif
Glukoz:  negatif
Keton:   negatif
Ürobilinojen: normal
Bilirubin:  Negatif

Normal Kan Biyokimya değerleri neler olmalıdır ?

Normal Kan Biyokimya değerleri neler olmalıdır ?

Glukoz (Şeker): açlık 70-105
Üre (Serumda): 20-40 mg
Üre BUN): 10-20 mg
Kreatinin: 0.8-1.2
Kreatin: 4.5 mg
Ürik Asit: 1-2 mg
Ürik Asit (Serum): 2-5 mg
Aspartat Transaminaz(kan): 5-35 
Alanin Aminottrabsferaz(ALT)(KAN): 5-45
Alkalen Fosfataz: 40-140
Laktik Dehidrogenaz: 125-243
Protein(Serum ve Vücut sıv.Herbebiri): 6.4-8.3
Albümin: 3.5-5.0
Globulin: 1.1-3.5
Sodyum (NA)(Serum ve Vücut sıv.): 136-146
Potasyum: 3.5-5.5
Kalsiyum(CA): 9-11
Klorür NaCl (Serum): 585-620 mg
Ph (Serum): 7.25-7.40
Demir(Serum): 25-156
Demir Erkek (Serum): 125 mcg
Kadın (Serum): 105 mcg
Bilirubin total (Serum): 0.1-0.8 mg
Bilirubin Direk: 0.1-0.2 mg
Bilirubin indirek: 0.1-0.6 mg
Fibrinogen (plasma): 0.2-0.4 g
Fosfolipit (Serumda): 230-300 mg
Hemoglobin: Erkek: 14-18 g   Kadın: 12-16 g
Folat: 3-17
Ferritin: 28-365
Vitamin B12: 93-982
Yağ Asitleri (Serum): 380-465 mg
Kolesterol: total 200 mg/dL den düşük 
HDL (İyi kolestrol): kolesterol 45 mg/dL den büyük 
LDL (Kötü kolestrol): kolesterol 160 mg/dL den küçük
LDH (Laktat dehidrogenaz): 0 – 215 U/L 
VLDL (Düşük yoğunluklu kolesterol): 40 mg/dL den küçük

Normal Hormon değerleri neler olmalıdır ?

Normal Hormon değerleri neler olmalıdır ?

Beta-Hcg:  0 – 1 mIU/mL 
hCG: 5 mIU/mL den küçük 
DHEA-S (dihidroepiandrosteron sülfat): 32-200 mcg/dL
Androstenodion: 0.2-3.1
Alfa-feto Protein: AFP  0 – 8 IU/ml

Testosteron:
   Serbest Testosteron: 5,5 – 42 pg/ml  veya 8.69-54.69
   Total Testosteron: 1,75 – 7,81 ng/ml

Yaşa göre Testosteron Hormon değerleri:
Erkek 0-1 yaş Normal değerler:0,12-0,21 ng/mL
Erkek 1-6 yaş Normal değerler:0,03-0,32 ng/mL
Erkek 7-12 yaş Normal değerler:0,03-0,68 ng/mL
Erkek 13-17 yaş Normal Değerler:0,28-11,1 ng/mL
Erkek 17 yaş üzeri: Normal Değerler: 2,08-8,0 ng/mL 

Estradiol E2: 
    Folliküler faz <160 pg/mL  den küçük
    Ovülasyon fazı 34-400 pg/mL 
    Luteal faz 27-246 pg/mL 
    Menopoz <30 pg/mL  den küçük

Follikül stimüle edici hormon FSH

Adet gören bayanlarda normal oran 5-30 mIU/mL.
Menopoz dönemindeki veya menopoz sonrası dönemdeki bayanlarda normal oran 50 mIU/mL -100 mIU/mL.
Erkeklerde normal oran 5 – 20 mIU/mL.
    Folliküler faz 2.8 – 11.3 mIU/mL 
    Ovülasyon fazı 5.8 – 21 mIU/mL 
    Luteal faz 1.2-9.0 mIU/mL 
    Menopoz 21.7-153 mIU/mL 

Luteinize edici hormon LH:  1,0-12,0 mIU/mL
    Folliküler faz 1.1 – 11.6 mIU/mL 
    Ovülasyon fazı 17 – 77 mIU/mL 
    Luteal faz 0 – 14.7 mIU/mL 
    Menopoz 11.3 – 39.8 mIU/mL 
17 Hidroksi progesteron: 17 HOP 
    Folliküler faz 0.10- 1.0 ng/mL 
    Luteal faz 0.66 – 4.95 ng/mL 
    Menopoz 0.16 – 3.3 ng/mL 
    İnhibin B 5 -200 ng/mL 
Progesteron P: 
    Folliküler faz 0.32 – 2.0 ng/mL 
    Luteal faz 1.19 – 21.6 ng/mL 
    Menopoz 0 – 1.0 ng/mL 

Prolaktin:  4.6 – 37 ng/mL PRL 

Guatr tiroid Hormonları:
    Total T3 87-178 ng/dL
    Total T4 6.09-12.23 ug/dl
    Serbest T3 2.39-3.9 pmol/L 
    Serbest T4 0.58-1.64 pmol/L 
    Triiyodotironin 80 – 200 ng/mL T3 
   Tiroksin  4.6 – 11.0 ng/mL T4
   Tiroid stimüle edici hormon 0.27 – 4.20 mikroIU/mL TSH
 
Prostat Spesifik Antijen (PSA):

Total PSA  ( 0-4 ng/ml):  4 den küçük
Serbest PSA:  <934 den küçük

Normal PSA nın yaşlara göre değeri değeri
40-49 Yaş: 0-2.5 ng/ml
50-59 Yaş: 0-3.5 ng/ml
60-69 Yaş0-4.5 ng/ml
70-79 Yaş: 0-6.5 ng/ml
PSA Serbest/PSH Total oranına bölünürse değer 15 den büyük olmalı. Veya %22 den büyük olmalı
PSA'nın senelik artış hızı: ( velocity ) 0.8 den küçük olmalı.

Normal İmmünoloji (Bağışıklık- Antijen/antikor) değerleri neler olmalıdır?

Normal İmmünoloji (Bağışıklık- Antijen/antikor) değerleri neler olmalıdır?

CA 12-5 0 – 35 U/mL 
CA 19-9 0 – 30 U/mL 
Carsinoemryonik antijen CEA: 0 – 10 ng/mL

Normal Hemogram (Kan Sayımı) değerleri neler olmalıdır?

Normal Hemogram (Kan Sayımı) değerleri neler olmalıdır?

WBC: 4.60-10.2
NEU: 2.00-6.90
NEU: % 37.0-80.0
LYM: 0.600-3.40
LYM: %10.0-50.0
MONO: 0.00-0.900
MONO: % 0.00-12.00
EOS: 0.00-7.00
EOS: % 0.00-7.00
BASO: 0.00-0.200
BASO: % 0.00-2.50
RBC: 4.04-6.13
HGB: 12.2-18.1
HCT: 37.7-53.7
MCV: 80.0-97.0
MCH: 0-31.2
MCHC: 31.8-35.4
PDW: 0.00-14.8
RDW: 11.6-14.8
PLT: 142.0-424.0
MPV: 0.00-99.9
PCT: 0.00-99.9
aPTT aPTT: 31-40 saniye 
Trombin zamanı: 21 saniye den küçük 
Kanama zamanı: 4 – 8 dakika 
Pıhtılaşma zamanı: 5-8 dakika 
Protein: 70 – 130 % 
D-dimer: 400 ng/mL den küçük 
Fibrinojen: 2.0 – 4.0 g/dL 

SEDİMANTASYON

½ .saat 7 mm/saat den küçük
1. saat 15 mm/saat den küçük 
2. saat 50 mm/saat den küçük 

KONU-9: CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLARA KARŞI TESTLER NELERDİR?

Belsoğukluğu Testleri

Belsoğukluğu Testleri

Belsoğukluğunda yapılacak testler sınırlıdır. Akıntı varsa, bu akıntıdan özel aletle örnek alınır. Ya direk olarak mikroskop altında incelenir veya kültürü yapılır. Akıntı yoksa idrar tahlili bir fikir verebilir. Ama idrarda mikrop veya iltihap hücresi olmaması Belsoğukluğu manasına gelmez.

Frengi testleri

Frengi testleri

Frengiye için özel olmayan testler: VDRL veya RPR Testleri ( Tarama testi olarak kullanılırla.)
VDRL: Venereal Disease research laboratory, RPR:Rapid Plasma Reagent Bu iki teste tarama amacı ila yapılır. Yani  Frengi için özel değildir. yalancı pozitif verebilir. Sadece bir fikir vermesi amacı ile yapılır. Yalancı pozitiflik: Daha önce geçirilen frengi hastalığı, hamilelik, romatoid artrit hastalığında, eroin kullananlarda, hepatiti, grip, zaturre hastalığında.
Yukarıdaki 2 testte pozitiflik varsa tanıyı doğrulamak için özel testler yapılır. Bunlar: FTA-ABS, TPHA, ELISA Testleri.

AIDS şüpesinde yapılacak testler

AIDS şüpesinde yapılacak testler

ELİSA TESTLERİ:  Albumin, Hepatit, HIV Testleri, Alkalen Fosfataz – TORCH Testleri
ALT, AST. OTOANTİKOR Testleri, Diğer ELİSA Testleri,  Asit Fosfataz,  Amilaz,  Bilirubinler.

Eliza testi: HIV mikrobu kapmış bir kimsede antikor yani vücudun üretmiş olduğu koruyucu ajanlar en geç 3 ay sonra üretilir. Bu durum kişiden kişiye değişir. Bazılarında 3 haftada bazılarında en geç 3 ay sonra üretildiği için testin azami sınırı da 3 ay denmiştir. Yani 3 aydan önce pozitiflik olabilmektedir ve genellikle böyledir. Bu nedenle 1 ay veya 2 ay sonra testin sonucunun negatif olması değerlidir.
3 ay sonunda testin sonucu garantilidir. Ama bugün bilhassa Amerika ekolünde olanlar 3 ay sonunda negatif olanlar için 6 ay sonra bir test daha tavsiye etmektedirler. Buda yanlış değildir. Sadece çok çok riskli cinsel birleşmelerde işi daha garantiye almak içindir. İlişkide bulunan kesin AIDS liyse testin süresi bu kadar uzatılabilinir.

p24Ag+IgGCombi testi: Bu testte doğrudan virüse bakıldığı için daha özeldir. 24 gün sonunda yapılan testte sonuç kesine çok yakındır. Bu testte yapılan kandaki P24 antijenine bakmaktır. maliyeti yüksek olduğu için her yerde ve herkes yaptıramamaktadır.

Hepatit testleri

Hepatit testleri

Bu testler üç ana grupta toplanır; 

Hepatit B nin DNA: Hepatit B virüsünün genleri ki bu HBV DNA sı olarak tanımlanır. 
Hepatit B antijenleri: Hepatit B virüsünün kanda ortaya çıkan yapısal proteinleri. 
Hepatit B antikorları: Vücut tarafından hepatit B den korunmak için ürettiği protein yapılı koruyucu maddeler. 

Bu testler kısaca: 

Hbs-Ag : Hepatit B (surface) yüzey antijeni 
Anti-Hbs: Hepatit B yüzey antijenini nötrleştirmek için vücut tarafından üretilen koruyucu protein 
Hbe-Ag: Hepatit B antijenlerinden biri, “early” antijeni olarak adlandırılır 
Anti-Hbe: Hepatit B Hbe-Ag antijen antijenini nötrleştirmek için vücut tarafından üretilen koruyucu protein 
Anti-Hbc(Ig-M): Hepatit B “core” antijeni (erken dönemde çıkar) 
Anti-Hbc(Ig-G): Hepatit B “core” antijeni (Geç dönemde çıkar) 
HBV-DNA: Hepatit B genetik DNA maddesi (serumda) 

Hepatit B surface (yüzey) antijeni (HBsAg): bu testin pozitif çıkması durumunda aşağıdaki durumlar söz konusu olur; bu testin pozitif olduğu kişi etrafındaki kişiler hepatit B yi bulaştırabilir. Bu antijen bir kişinin kanıda 6 aydan uzun süre pozitif olarak kalırsa bu durum kronik hepatit B enfeksiyonudur. 
Hepatit B e antijeni (HBeAg): bu testin pozitif çıkması durumunda aşağıdaki durumlar söz konusu olur; bu antijenin pozitif olması kişinin hepatit B enfeksiyonu ile şiddetli derecede enfekte olduğunu gösterir. kronik hepatit B enfeksiyonu olan kişilerde, bu antijenin yüksek olması, bu kişilerde karaciğer hastalığı riskinin arttığını ve bu kişiler tedavi açısından değerlendirilmeye alınır. 
Hepatit B core antikoru (anti-HBc): bu antikor HbsAg pozitif olan tüm hastalarda pozitiftir. hepatit B ile bir veya birden fazla defa enfekte olan tüm kişilerde bu antikor pozitiftir. 
Hepatit B core antijeni İgM tipi Antikor (IgM anti-HBc): Beraberinde HbsAg pozitif olsun veya olmasın, IgM anti-HBc pozitifliği hepatit B ile enfekte olunduğunu veya son 6 ay içinde geçirilmiş hepatit B enfeksiyonunu gösterir. HbsAg negatif iken bu antikorun varlığı, akut veya yakın zamanda geçirilmiş hepatit B enfeksiyonunu gösterir 
Hepatit B core antijeni İgG tipi Antikor (IgG anti-HBc): 1. hepatit B enfeksiyonunu gösteren antikordur. Ancak hastalığın seyri ile ilgili net veriler ortaya koymaz. 
Hepatit B surface (yüzey) antikoru (anti-HBs): Bu antikor hepatit B nin başlangıcı ve iyileşmesi arasındaki dönemde ortaya çıkar. 
hepatit B aşısı yaptıran kişilerde bu antikor pozitiftir. Ve koruyucululuğu gösterir. 
Hepatit B e antikoru (anti-HBe): 1. bu antikor haftalar ve aylar içersinde ortaya çıkar ve daha sonrada kaybolur. 
Hepatit B genetik DNA (HBV DNA): En duyarlı test olan hepatit B DNA sının (genetik maddesinin) tespitidir. Aktif enfeksiyon göstergesidir. (Alıntı: http://www.hepatit.org/hepatitB.html)

Kısaca özetlersek: HBs Ag ve Anti HBs testinde her ikisi de negatif ise aşı olmalısınız. 
HBsAg negatif Anti HBs pozitif ise aşılısınız demektir. Çünkü aşıyı Anti HBs yi pozitif hale getirmektir için yapıyoruz.. 
HBsAg pozitif ve AntiHBs negatif ise teste yanlışlık vardır. Doktorunuzla konuşun 
Anti hbs 10 IU altına düşünce tek doz kuvvetlendirici aşı önerilir

Şüphe ettiğiniz bir cinsel ilişkiden sonra hepatit B immun globilinini ilk 2 HAFTA içinde yaptırmalısınız. Bu süreyi geçirirseniz hepatit B immun globulininin (koruyucu serum) koruyucu etkisi olmaz. Tabi ilk 2 haftada bu seruma ilaveten bir de 3 dozluk aşı programına alınmanız gerekmektedir.

İnsan Papiloma Virüsü (HPV) Testi

İnsan Papiloma Virüsü (HPV) Testi

HPV virüsünün tipinin saptanması kanserojen bir tip olup olmadığını, ayrıca yapılacak aşının diğer tiplere karşı koruma sağlayıp sağlamayacığını belirler. Micro array chip” testi ortalama 500 YTL’ye mal oluyor. Bu testlerin sonuçları 4 günde öğrenilebiliyor. HPV nin 105 çeşidi var bunların yalnızca 18 tanesinin kanserojen Aşı en sık kanser yapan 6,11, 16 ve 18. cinslere karşı koruma sağlıyor. İkinci doz ilk dozdan en az 1 ay sonra ve üçüncü doz ikinci dozdan en az 3 ay sonra uygulanmalıdır. 
9 – 26 yaş arası kadınlar, aşının uygulanabileceği grubu oluşturuyor. İleri dönemlerde 26 yaş üstü kadınlar ve erkekler için de kullanılması planlanıyor Aşının tek dozunun 100 dolar üzerinde bir fiyatı vardır.

KONU-10: EN ÇOK SORULAN DİĞER SORULAR 

Meni içinde katı maddeler var bunun sebebi nedir ?

Meni içinde katı maddeler var bunun sebebi nedir ?

Normalde meni boza kıvamında, homojen (aynı oranda, katışıksız), kirli sarı renktedir. Bazen meni içerisinde katı toparlak halinde maddeler görülebilir. Bunun nedeni seyrek cinsel aktivitedir. Cinsel ilişki veya mastürbasyona uzun süre ara verilirse bu katı maddeler meydana gelebilir. Meninin, meni kesesinde veya meni kanallarında  çok beklemesi sonucunda meni bir nevi kısmi olarak donar ve toparlaklara neden olur. 
Bu bir hastalık veya hastalık belirtisi değildir. Çaresi de düzenli boşalmalardır. Cinsel faaliyete hazır hale gelmek veya mastürbasyonu boşlamadan yarım bırakmakta aynı durumun meydana gelmesinde rol oynar. Çok defa kasık ve testis ağrıları ile beraber olur.
meni rengi daha koyu, yeşilimsiye çalıyorsa, veya saydam salya şeklinde olursa prostat veya meni yolları iltihabı olma ihtimaline karşı bir prostat muayenesi iyi olur. Teşhis için prostat ultrasonu ve meni muayenesi, kültürü iyi bir seçimdir.

İyi bir sperm sonucu için dikkat edilecek hususlar nelerdir ?

İyi bir sperm sonucu için dikkat edilecek hususlar nelerdir ?

Sigara bırakılmalıdır.Sigara sperm sayısını, hareketini ve yapısını olumsuz etkiler. 
Alkol cinsel gücü azalttığı gibi sperm hareketi ve üretimini de olumsuz etkilemektedir. Aşırı alkol tüketiminde testesteron (erkeklik hormonu) üretimi azalmaktadır. 
Bağımlılık yapan ilaçlar, haplar ve uyuşturucu maddeler sperm kalitesini ve üretimini olumsuz etkiler. 
Hastalıkların tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar da sperm sayı ve hareketliliğini olumsuz etkilemektedirler. Antibiyotiklerin çoğu, parazit ilaçları, depresyon, mide ülseri, hipertansiyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçların erkek üreme sağlığını olumsuz etkilediği bilinmektedir. 
Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar sperm üretimine zarar verir. Bu ilaçların bir kısmının etkisi kalıcı olabilir ve bırakılmalarına rağmen sperm üretimi bozulur. Böyle bir tedavi uygulanacak erkeklerde , tedavi öncesi ileride kullanılmak üzere sperm dondurulmalıdır. 
Yüksek ısı özellikle sauna,hamam ve sıcak su banyoları sperm üretimini olumsuz etkiler. 
Bazı kimyasallar ve özellikle haşere ilaçları da sperm üretimini bozmaktadırlar.

Sürtünme yolu ile veya zevk suyundan hamile kalınılır  mı ?

Sürtünme yolu ile veya zevk suyundan hamile kalınılır  mı ?

Zevk suyunda çok az olsa da sperm bulunabilir. Her zaman bulunmaz. Olsa da sayı olarak çok az bulunabilir. Çünkü zevk suyu prostat salgısı ve meni kesesi salgılarıdır. Bu sıvıya sperm karışabilir. sürtünme ile veya vücudun başka bir yerine boşaltılan bu zevk suyu veya meni aslında yumurtayı aşılayacak sayıda sperme sahip değildir. Ama bu ihtimal yok mudur ? Vardır. fakat çok çok düşük bir ihtimaldir.  Hani milyarda bir ihtimal. Bunu şunun için söylüyorum, hiç ihtimal yok dense, ileride hamilelik olursa bu nereden geldi dememek için. Bir defa daha hatırlatayım. Böyle bir ihtimal vardır ama milyarda bir ihtimal. Çok çok uzak bir ihtimal.

Ergenlik yaşı geçtiği halde sakal ve bıyık çıkmıyorsa ne yapılır ?

Ergenlik yaşı geçtiği halde sakal ve bıyık çıkmıyorsa ne yapılır ?

Erkekte sakal ve bıyığın çıkmasını sağlayan hormon başta testosteron hormonu olmak üzere diğer hormonlardır. Ergenlik çağında (Erkekte ortalama 14-18 yaş kızlarda 13-17 yaş) bu hormon ergenlik meydana getirdiği gibi ergenlikte de hormon salınışı fazlalaşır. Testosteron hormonu kişiye erkeklik karakteri verir. Bunun belirtileri de en başta yüzde ve çenede sakal ve bıyık çıkmasıdır. şayet sakal ve bıyık çıkmıyor veya çok az çıkıyor tüy gibiyse yapılacak şey kanda testosteron hormonuna baktırmaktır. Vücudun koltukaltı ve kasıklar gibi başka yerlerinde kıl olabilir. En iyisi bir endokrinoloji uzmanına başvurmaktır. Bu uzman yoksa dahiliye uzmanın da olur. Uzmanın muayenesinden sonra ve hormonlarda normalse bir cilt doktoruna görünmekte fayda vardır. Bazen ciltteki yerel nedenlerden de sakal bıyık çıkmayabilir.

Hastalığım için bana bir ilaç tavsiye eder misiniz ?

Hastalığım için bana bir ilaç tavsiye eder misiniz ?

Her ilacın bir doktor kontrolünde kullanılması taraftarıyız. Çünkü hastalık yok hasta vardır. İlaçlar, aynı hastalıklı olan değişik hastaya verilse bile etkileri farklıdır. Her ilacın kendine göre yan etkiler ve kullanılmaması gerek yerler vardır. Bunların hepsi bir doktor kontrolünde olması gerekir. İlaçların dozunu yine doktorlar ayarlar. Bu ayarlama yaş, kilo, boy, vücut yapısına göre değişir. İşin bir de yasal durumu vardır. Bir ilacın yan etkisinden dolayı hastaya zarar verdiği zaman sorumluluğu kim alacaktır. İnternet doktoru mu? Sonuçta bu durum ne etiğe ne mesleğe ne ahlaka uyar.
Biraz düşünürseniz bize hak vereceğinize eminim. Anlayışınız için teşekkürler.

Hasta Odasında Sorum/Mesajım neden silinmiş veya cevap yazılmamış  ?

Hasta Odasında Sorum/Mesajım neden silinmiş veya cevap yazılmamış  ?

Mesaj silmek adetim değildir. Ama mecbur kalırsam elbette silerim. Silmekten ziyade soruya cevap vermem. Versem bile neden cevap yazmadığımı açıklarım.
Soru sorma ve yazma kurallarına uymayan her yazı cevap alamayacaktır.
Lütfen soru sorma ve yazma kurallarını okuyun.
Yazma ve Soru Sorma Kuralları;
Lütfen "Kurallar" ı mesaj yazdığınız sayfada okuyun ve uygulayın.
1- İlk sorunun cevabını okumadan ikinci soruyu aynı gün içerisinde sormayınız. Eksik veya hatalı yazsanız da ertesi günü bekleyin.
2- Kısa ve öz yazın. Yazınız 5 satırı geçmesin. Bu çok önemli. Sorunuz anlaşılır olsun. Satır başlarına, paragraf başlarına dikkat edin. (Arada bir enter tuşuna basın) 
3- Sorunuzu bu sayfada bulamadınızsa 2 ci sayfaya bakın. Soru silmek adetim değildir. En azından kurallara uymayan soru varsa cevap vermem.
4- Başlığa dikkat edin. Başlık konu ilgili olsun. Başlığa rastgele bir başlık yazmayın. Boş bırakmayın. Çünkü site içi arama ve Google buna bakıyor. 
5- Küçük harfle yazın. Türkçe harflerine ve imla kurallarına uyun. MSN, mirc, facebook dilini kullanmayın.
Bunlara dikkat etmezseniz cevap almama ihtimaliniz yüksektir.

http://www.dralihatay.com/soru.html​

Testislerim aynı seviyede değil ?

Testislerim aynı seviyede değil ?

Testisler zaten aynı hizada olmazlar. Biri birinde 1-2 cm ya yukarıda veya aşağıdadır. İkisi aynı seviyede olsaydı sürtünmeden dolayı spermler ölürdü. Yani normal anatomik yapı böyledir.

Birleşme esnasında veya sonunda spermlerin dışarı çıkması ?

Birleşme esnasında veya sonunda spermlerin dışarı çıkması ?

Spermin dışarı çıkması daha doğrusu meninin geri akma sebebi ya kadın yollarında bir darlık, kasılma veya iltihap vardır veya erkekte idrar çıkış deliği aşağıdadır. Her iki çiftinde muayene olması gerekmektedir. Tedavi ancak sebep giderildikten sonra yapılır.

Penisten ince akıntı (Mezi gelmesi) ?

Penisten ince akıntı (Mezi gelmesi) ?

Bu akıntı mezi veya zevk suyu, heyecan suyu dediğimiz akıntıdır. Normal fizyolojik bir akıntı olup bir hastalığı göstermez. Salya gibi beyaz berrak ve incedir. Aynı nezledeki sümük gibidir. Miktarı da azdır. Cinsel birleşmeden önce ve cinsel haz duyulunca gelir. Büyük tuvalet sırasında ve ıkınma sıkınmalar sırasında da gelebilir. Sebebi cinsel birleşme sırasında kayganlaşmayı sağlamaktır. Bu akıntı olmasaydı cinsel birleşme çok zor olur ve insanlara acı verirdi.
Size bir zararı yoktur. Sadece can sıkıcıdır. Belsoğukluğu ile alâkası yoktur. 
Miktarı çoğalırsa rengi yeşilimsi sarıya dönerse prostat iltihabından şüphelenilir. Bu durumda bir prostat muayenesi iyi olur.

Şüpheli bir ilişkide bulundum ne yapmalıyım ?

Şüpheli bir ilişkide bulundum ne yapmalıyım ?

AIDS, HIV virüsünün vücuda girmesinden yıllar sonra ortaya çıkan bir durumdur. HIV+ insanlar yıllar boyunca turp gibi sağlıklı yasarlar. Dolayısıyla sorunuz doğru değil. HIV mikrobuyla enfekte olduktan hemen sonra AIDS olmazsınız. 
Eğer bir şüpheniz varsa, yapmanız gereken tek şey test olmaktır. Fakat önce sunu soralım: HIV virüsüyle enfekte olduğunuzu nereden biliyorsunuz? Önce şunları okuyun derim: 
 
1. Avrupa ve Amerika ile karsılaştırılınca Türkiye’de HIV+ insan sayısının düşük olduğu görülür. Dolayısıyla beraber olduğunuz kişinin HIV+ olma ihtimali çok yüksek değildir. Bu da HIV riskini önemli bir ölçüde düşürür. 
 
2. HIV, çok korkutucu bir imaja sahip olduğu için, sanki çok güçlü ve tehlikeli bir virüs gibi algılanır. Halbuki virüs son derece zayıf ve güçsüzdür. Örneğin HEPATIT-B virüsü vücut dışında HIV virüsüne göre çok çok daha uzun sure yasayabilir. HIV ise dış ortamda cok kolay bir bicimde olur. Çünkü kırılgan ve zayıftır. HIV'i kafamızda böyle korkunç tasarladığımız için, sanki her ilişki HIV bulaşma riskini taşıyormuş izlenimi ediniriz. Halbuki yapılan deneyler gösteriyor ki, bir erkek HIV+ bir kadınla 1000 kez ilişkiye girerse, bunun yalnızca 8'inde enfekte olur. Yani HIV+ olduğu kesin bir kadınla ilişkiye girdiğinizde bile, tek bir ilişki için riskiniz %80-90 filan değil; %0,0005’dir (Kadının riski biraz daha büyük olsa da; yine %1’e ulaşmaz).[1] Üstelik, tüm bunlara sünnetli olmanın avantajını ekleyin. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, sünnetli olmak HIV enfeksiyonu riskini “6” kat düşürmektedir. Bu da eklenince, demek ki tek bir ilişkinin riski, son derece düşüktür. (2006 yılının Nisan ayında, Dünya Sağlık Örgütü Afrika’da AIDS’in yayılmasını büyük ölçüde engelleyebilmek için, sünneti yaygınlaştırmayı önerdi.)[1A] Bu rakamları vermekteki amacımız, AIDS’i tehlikesizmiş gibi göstermek değildir. AIDS ciddi bir tehlike olmayı sürdürmektedir. Buradaki amaç, kafamızdaki 'hayali' korkulara biraz olsun engel olmaktır. Yani, isler o kadar da göründüğü gibi değil diyebilmektir. 
  
3. Sekiz aydır kendimi berbat yorgun hissediyorum. Ayrıca deride döküntü, zayıflama, dilde lekeler gibi çok sayıda AIDS belirtisi taşıyorum. Testlerim negatif çıkıyor; ama ben bu belirtiler yüzünden AİDS olduğum fikrinden kurtulamıyorum. 
 
En basta sunu söyleyebilirim ki, durumunuz gerçekten negatif olduğunuzu gösteriyor. Bunun birinci nedeni, testlerinizin negatif çıkması. İkinci nedeni ise, belirtilerinizin HIV enfeksiyonuyla ilgili değil, AIDS ile ilgili olması. Sekiz ayda, AİDS belirtisi göstermek imkansızdır. Bunu biraz daha açıklayalım. 
 
AIDS, bir kaç asamadan oluşur. İlk asama enfekte olma aşamasıdır. İkinci asama, Akut Hiv Enfeksiyonu (Diğer isimleri: Serokonversiyon Hastalığı; Pencere Donemi Hastalığı; Akut Retroviral Sendrom) aşamasıdır. Bu asama, virüsün kapılmasından 2-4 hafta sonra çıkar. Grip benzeri bir belirtiler topluluğudur. En yaygın belirtisi, ateştir (37.7 ve ustu). Diğerleri, boğaz ağrısı, boyun, koltukaltı ve(ya) kasıklardaki lenf bezlerinin şişmesi, kas ağrısı, deri döküntüsü ve gece terlemeleri. Belirtiler genel olarak birkaç gün de sürebilir, on dört güne de uzayabilir.[3] Ama aylarca ve yıllarca sürmez. Çünkü belirtilerin kaybolmasından sonra hasta üçüncü asamaya, yani Asemptomatik Evre’ye girer. Bu evre, ortalama on yil (ya da daha fazla) sürer. Sonra hasta, asil asamaya, yani AIDS aşamasına geçer ve vücudunda sizin saydığınız belirtileri kalıcı ve ağır bicimde yasamaya baslar. 
 
Demek ki en basta vücut, HIV mikrobuna karsı kısa sureli bir tepki verir; bunu biz GRİP gibi hissederiz. Sonra bu kısa hastalık donemi kaybolup gider. Dolayısıyla BELİRTİLER HİÇBİR ŞEYDİR; TEST HER ŞEY. 

4. Gösterdiğim belirtiler psikolojik olabilir mi? 
Gösterdiğiniz belirtiler, o kadar yaygın ve her hastalıkta bulunan belirtilerdir ki, bunların başka bir hastalıktan kaynaklanması çok mümkündür. Ayrıca bunların psikolojik olması da ayni derecede mümkündür. Bunun uzun uzadıya açıklamasını yapmaya gerek yok. Buğun Amerika’da yüz binleri bulan sayıda insan, HIV+ olmadıkları halde, testleri sürekli negatif çıktığı halde, AIDS belirtileri yasamakta ve bu yüzden tedavi görmektedir. Bunun tip dilinde adi bile konmuştur: "WELL WORRIED PERSON" (Aşırı Endişe Hali İçindeki Kişi) ya da "AIDS PHOBIA" (Aids Fobisi). Neden siz de o insanlardan biri olmayasınız ki? 

Eğer, bir HIV testi olmaya karar verirseniz, size neler olacağını ve gidilecek en iyi yerin neresi olduğunu belirtecek, Cinsel Sağlık Bilgi Hattını (Sexual Health Information Line), 0800 567 123 numaralı hattan arayabilirisiniz. 
Cinsel Sağlık Bilgi Hattı" büyük ilgi görüyor. Cinsellikte yaşanan, temel bilgi eksikliğinden kaynaklanan sorunlar konusunda danışmanlık yapmak amacıyla kurulan 0212 257 59 75 telefonu arayın. 
AIDS DANIŞMA HATLARI
Sağlık Bakanlığı AIDS Danışma Hattı 0.312.324 15 15
Hacettepe AIDS Tedavi ve Araştırma Merkezi (HATAM) 0.312.310 80 47
Türkiye Aile Planlaması Derneği AIDS Bilgi Hattı 0.312.435 20 47-48
Yukarıda alıntı yaptığımız şu iki Türkçe foruma mutlaka bir göz atın.
http://www.freewebs.com/hivantikor/
http://pub1.bravenet.com/forum/72531236

Hasta/Hekim Hakları

 

HASTA HAKLARI KANUNU


BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve İlkeler
Amaç 
Madde 1- Bu Yönetmelik; temel insan haklarının sağlık hizmetleri sahasındaki yansıması olan ve başta Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda, diğer mevzuatta ve milletlerarası hukuki metinlerde kabul edilen "hasta hakları"nı somut olarak göstermek ve sağlık hizmeti verilen bütün kurum ve kuruluşlarda ve sağlık kurum ve kuruluşları dışında sağlık hizmeti verilen hallerde, insan haysiyetine yakışır şekilde herkesin "hasta hakları"ndan faydalanabilmesine, hak ihlallerinden korunabilmesine ve gerektiğinde hukuki korunma yollarını fiilen kullanabilmesine dair usul ve esasları düzenlemek amacı ile hazırlanmıştır.
Kapsam
Madde 2- Bu Yönetmelik; sağlık hizmeti verilen resmi ve özel bütün kurum ve kuruluşları, bu kurum ve kuruluşlarda veya bunların dışında hizmete katılan her kademedeki ve unvandaki ilgilileri ve hizmetten faydalanma hakkını haiz olan bütün fertleri kapsar.
Hukuki Dayanak
Madde 3- Bu Yönetmelik; 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 9 uncu maddesinin (c) bendine ve 181 sayılı Sağlık Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 43 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar 
Madde 4- Bu Yönetmelikte geçen deyimlerden;

a) Bakanlık: Sağlık Bakanlığı'nı,
b) Hasta: Sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan kimseyi,
c) Personel: Hizmetin, resmi veya özel sağlık kurumlarında ve kuruluşlarında veya serbest olarak sunulmasına bakılmaksızın, sağlık hizmetinin verilmesine iştirak eden bütün sağlık meslekleri mensuplarını ve sağlık meslekleri mensubu olmasa bile sağlık hizmetinin verilmesine sorumlu olarak iştirak eden kimseleri,
d) Sağlık kurum ve kuruluşu: Milli Savunma Bakanlığı'na ait olanlar hariç olmak üzere, sağlık hizmeti verilen resmi veya özel bütün kurum ve kuruluşlar ile tababet icra edilen bütün yerleri,
e) Hasta hakları: Sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan fertlerin, sırf insan olmaları sebebiyle sahip bulundukları ve T.C. Anayasası, milletlerarası antlaşmalar, kanunlar ve diğer mevzuat ile teminat altına alınmış bulunan haklarını,ifade eder.

İlkeler
Madde 5- Sağlık hizmetlerinin sunulmasında aşağıdaki ilkelere uyulması şarttır:
a) Bedeni, ruhi ve sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde yaşama hakkının, en temel insan hakkı olduğu, hizmetin her safhasında daima göz önünde bulundurulur.
b) Herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını haiz olduğu ve hiçbir merci veya kimsenin bu hakkı ortadan kaldırmak yetkisinin olmadığı bilinerek, hastaya insanca muamelede bulunulur.
c) Sağlık hizmetinin verilmesinde, hastaların, ırk, dil, din ve mezhep, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç ve ekonomik ve sosyal durumları ile sair farklılıkları dikkate alınamaz. Sağlık hizmetleri, herkesin kolayca ulaşabileceği şekilde planlanıp düzenlenir.
d) Tıbbi zorunluluklar ve kanunlarda yazılı haller dışında, rızası olmaksızın kişinin vücut bütünlüğüne ve diğer kişilik haklarına dokunulamaz.
e) Kişi, rızası ve Bakanlığın izni olmaksızın tıbbi araştırmalara tabi tutulamaz.
f) Kanun ile müsaade edilen haller ile tıbbi zorunluluklar dışında, hastanın özel hayatının ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.

İKİNCİ BÖLÜM

Sağlık Hizmetlerinden Faydalanma Hakkı
Adalet ve Hakkaniyete Uygun Olarak Faydalanma
Madde 6- Hasta,adalet ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde sağlıklı yaşamanın teşvik edilmesine yönelik faaliyetler ve koruyucu sağlık hizmetleri de dahil olmak üzere, sağlık hizmetlerinden ihtiyaçlarına uygun olarak faydalanma hakkına sahiptir. Bu hak, sağlık hizmeti veren bütün kurum ve kuruluşlar ile sağlık hizmetinde görev alan personelin adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun hizmet verme yükümlülüklerini de içerir.
Bilgi İsteme
Madde 7- Hasta, sağlık hizmetlerinden nasıl faydalanabileceği konusunda bilgi isteyebilir. Bu hak, hangi sağlık kuruluşundan hangi şartlara göre faydalanılabileceğini, sağlık kurum ve kuruluşları tarafından verilen her türlü hizmet ve imkanın neler olduğunu ve müracaat edilen kuruluşta verilen sağlık hizmetlerinden faydalanma usulüne öğrenme haklarını da kapsar.

Bütün sağlık kurum ve kuruluşları, hastayı birinci fıkra uyarınca bilgilendirmek için yeterli teknik donanımı haiz birimi oluşturmak; bu birimde, hastaya kesin ve yeterli bilgi verebilecek nitelik ve ehliyete sahip personeli daimi olarak istihdam etmek ve hastanın ihtiyacı olan birimlere kolayca ulaşabilmesini temin etmek üzere, kuruluşun uygun yerlerinde bilgilendirici tabela, broşür ve işaretler bulundurmak gibi tedbirleri almak zorundadırlar.

Sağlık Kuruluşunu Seçme ve Değiştirme

Madde 8- Hasta; tabi olduğu mevzuatın öngördüğü usul ve şartlara uyulmak kaydı ile, sağlık kurum ve kuruluşunu seçme ve seçtiği sağlık kuruluşunda verilen sağlık hizmetinden faydalanma hakkına sahiptir.

Mevzuat ile belirlenmiş sevk sistemine uygun olmak şartı ile hasta sağlık kuruluşunu değiştirebilir. Ancak,kuruluşu değiştirmenin hayati tehlikeye yol açıp açmayacağı ve hastalığının daha da ağırlaşıp ağırlaşmayacağı hususlarında hastanın tabip tarafından aydınlatılması ve hayati tehlike bakımından sağlık kuruluşunun değiştirilmesinde tıbben sakınca görülmemesi esastır.

Acil vaka'lar dışında, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olup da mevzuatın öngördüğü sevk zincirine uymayanlar aradaki ücret farkını kendileri karşılar.

Hastanın sağlık kuruluşunda kalmasında tıbben fayda bulunmayan veya bir başka sağlık kuruluşuna nakli gerekli olan hallerde, durum hastaya veya 15 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen kişilere açıklanır. Nakilden önce, gereken bilgiler nakil talebinde bulunulan veya tıbben uygun görülen sağlık kuruluşuna, sevk eden kuruluş veya mevzuatla belirlenen yetkililerce verilir. Her iki durumda da hizmetin aksamadan ve kesintisiz olarak verilmesi esastır.

Personeli Tanıma, Seçme ve Değiştirme
Madde 9- Hastaya talebi halinde, kendisine sağlık hizmeti verecek veya vermekte olan tabiplerin ve diğer personelin kimlikleri, görev ve unvanları hakkında bilgi verilir.

Mevzuat ile belirlenmiş usullere uyulmak şartı ile hastanın, kendisine sağlık hizmeti verecek olan personeli serbestçe seçme, tedavisi ile ilgilenen tabibi değiştirme ve başka tabiplerin konsültasyonunu istemek hakkı vardır.

Personeli seçme, tabibi değiştirme ve konsültasyon isteme hakları kullanıldığında, mevzuat ile belirlenen ücret farkı, bu hakları kullanan hasta tarafından karşılanır.

Öncelik Sırasının Belirlenmesini İsteme

Madde 10- Sağlık kuruluşunun hizmet verme imkanlarının yetersiz veya sınırlı olması sebebiyle sağlık hizmeti talebi zamanında karşılanamayan hallerde, hastanın, öncelik hakkının tıbbi kriterlere dayalı ve objektif olarak belirlenmesini istemek hakkı vardır.
Acil ve adli vaka'lar ile yaşlılar ve özürlüler hakkında öncelik sırasının belirlenmesinde ilgili mevzuat hükümleri uygulanır.

Tıbbi Gereklere Uygun Teşhis, Tedavi ve Bakım
Madde 11- Hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahiptir.
Tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamaz.
Tıbbi Gereklilikler Dışında Müdahale Yasağı
Madde 12- Teşhis, tedavi veya korunma maksadı olmaksızın, ölüme veya hayati tehlikeye yol açabilecek veya vücut bütünlüğünü ihlal edebilecek veya akli veya bedeni mukavemeti azaltabilecek hiçbir şey yapılamaz ve talep de edilemez.
Ötenazi Yasağı

Madde 13- Ötenazi yasaktır.
Tıbbi gereklerden bahisle veya her ne suretle olursa olsun, hayat hakkından vazgeçilemez. Kendisinin veya bir başkasının talebi olsa dahil, kimsenin hayatına son verilemez.
Tıbbi Özen Gösterilmesi

Madde 14- Personel, hastanın durumunun gerektirdiği tıbbi özeni gösterir. Hastanın hayatını kurtarmak veya sağlığını korumak mümkün olmadığı takdirde dahi, ıstırabını azaltmaya veya dindirmeye çalışmak zorunludur.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Sağlık Durumu İle İlgili Bilgi Alma Hakkı
Genel Olarak Bilgi İsteme
Madde 15- Hasta; sağlık durumunu, kendisine uygulanacak tıbbi işlemleri, bunların faydaları ve muhtemel sakıncaları, alternatif tıbbi müdahale usülleri, tedavinin kabul edilmemesi halinde ortaya çıkabilecek muhtemel sonuçları ve hastalığın seyri ve neticeleri konusunda sözlü veya yazılı olarak bilgi istemek hakkına sahiptir.
Sağlık durumu ile ilgili gereken bilgiyi, bizzat hasta veya hastanın küçük, temyiz kudretinden yoksun veya kısıtlı olması halinde velisi veya vasisi isteyebilir. Hasta, sağlık durumu hakkında bilgi almak üzere bir başkasına da yetki verebilir. Gerek görülen hallerde yetkinin belgelendirilmesi istenilebilir.
Hasta, tedavisi ile ilgilenen tabip dışında bir başka tabipten de sağlık durumu hakkında bilgi alabilir.
Kayıtları İnceleme
Madde 16- Hasta, sağlık durumu ile ilgili bilgiler bulunan dosyayı ve kayıtları, doğrudan veya vekili veya kanuni temsilcisi vasıtası ile inceleyebilir ve bir suretini alabilir. Bu kayıtlar, sadece hastanın tedavisi ile doğrudan ilgili olanlar tarafından görülebilir.
Kayıtların Düzeltilmesini İsteme
Madde 17- Hasta; sağlık kurum ve kuruluşları nezdinde bulunan kayıtlarında eksik, belirsiz ve hatalı tıbbi ve şahsi bilgilerin tamamlanmasını, açıklanmasını, düzeltilmesini ve nihai sağlık durumu ve şahsi durumuna uygun hale getirilmesini isteyebilir.

Bu hak, hastanın sağlık durumu ile ilgili raporlara itiraz ve aynı veya başka kurum ve kuruluşlarda sağlık durumu hakkında yeni rapor düzenlenmesini isteme haklarını da kapsar.

Bilgi Vermenin Usulü

Madde 18- Bilgi, gerektiğinde tercüman kullanılarak, hastanın anlayabileceği şekilde, tıbbi terimler mümkün olduğunca kullanılmadan, tereddüt ve şüpheye yer verilmeden ve hastanın ruhi durumuna uygun ve nazik bir ifade ile verilir.

Bilgi Verilmesi Caiz Olmayan ve Tedbir Alınması Gereken haller

Madde 19- Hastanın manevi yapısı üzerinde fena tesir yapmak suretiyle hastalığın artması ihtimalinin bulunması ve hastalığın seyrinin ve sonucunun vahim görülmesi hallerinde, teşhisin saklanması caizdir.

Hastaya veya yakınlarına, hastanın sağlık durumu hakkında bilgi verilip verilmemesi, yukarıdaki fıkrada belirtilen şartlar çerçevesinde tabibinin takdirine bağlıdır.

Tedavisi olmayan bir teşhis, ancak bir tabip tarafından ve tam bir ihtiyat içinde hastaya hissettirilebilir veya bildirilebilir. Hastanın aksi yönde bir talebinin bulunmaması veya açıklanacağı şahsın önceden belirlenmemesi halinde, böyle bir teşhis ailesine bildirilir.

Bilgi Verilmesini Yasaklama

Madde 20- İlgili mevzuat hükümlerine ve hastalığın mahiyetine göre yetkili mercilerce alınacak tedbirlerin gerektirdiği haller dışında; hasta, sağlık durumu hakkında kendisine veya ailesine veya yakınlarına bilgi verilmemesini isteyebilir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Hasta Haklarının Korunması

Mahremiyete Saygı Gösterilmesi

Madde 21- Hastanın, mahremiyetine saygı gösterilmesi esastır. Hasta mahremiyetinin korunmasını açıkça talep de edebilir. Her türlü tıbbi müdahale, hastanın mahremiyetine saygı gösterilmek suretiyle icra edilir.

Mahremiyete saygı gösterilmesi ve bunu istemek hakkı;

a) Hastanın, sağlık durumu ile ilgili tıbbi değerlendirmelerin gizlilik içerisinde yürütülmesini,
b) Muayenenin, teşhisin, tedavinin ve hasta ile doğrudan teması gerektiren diğer işlemlerin makul bir gizlilik ortamında gerçekleştirilmesini,
c) Tıbben sakınca olmayan hallerde yanında bir yakınının bulunmasına izin verilmesini,
d) Tedavisi ile doğrudan ilgili olmayan kimselerin, tıbbi müdahale sırasında bulunmamasını,
e) Hastalığın mahiyeti gerektirmedikçe hastanın şahsi ve ailevi hayatına müdahale edilmemesini,
f) Sağlık harcamalarının kaynağının gizli tutulmasını, kapsar.
Ölüm olayı, mahremiyetin bozulması hakkını vermez.

Eğitim verilen sağlık kurum ve kuruluşlarında, hastanın tedavisi ile doğrudan ilgili olmayanların tıbbi müdahale sırasında bulunması gerekli ise; önceden veya tedavi sırasında bunun için hastanın ayrıca rızası alınır.

Rıza Olmaksızın Tıbbi Ameliyeye Tabi Tutulmama

Madde 22- Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse, rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz.

Bir suç işlediği veya buna iştirak ettiği şüphesi altında bulunan kişinin işlediği suçun muhtemel delillerinin, kendisinin veya mağdurun vücudunda olduğu düşünülen hallerde; bu delillerin ortaya çıkarılması için sanığın veya mağdurun tıbbi ameliyeye tabi tutulması, hakimin kararına bağlıdır.

Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde bu ameliye, cumhuriyet savcısının talebi üzerine yapılabilir.
Bilgilerin Gizli Tutulması

Madde 23- Sağlık hizmetinin verilmesi sebebiyle edinilen bilgiler, kanun ile müsaade edilen haller dışında, hiçbir şekilde açıklanamaz.

Kişinin rızasına dayansa bile, kişilik haklarından bütünüyle vazgeçilmesi, bu hakların başkalarına devri veya aşırı şekilde sınırlanması neticesini doğuran hallerde bilginin açıklanması, bunları açıklayanın hukuki sorumluluğunu kaldırmaz.

Hukuki ve ahlaki yönden geçerli ve haklı bir sebebe dayanmaksızın hastaya zarar verme ihtimali bulunan bilginin ifşa edilmesi, personelin ve diğer kimselerin hukuki ve cezai sorumluluğunu da gerektirir.

Araştırma ve eğitim amacı ile yapılan faaliyetlerde de hastanın kimlik bilgileri, rızası olmaksızın açıklanamaz.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Tıbbi Müdahalede Hastanın Rızası
Hastanın Rızası ve İzin
Madde 24- Tıbbi müdahalelerde hastanın rızası gerekir. Hasta küçük veya mahcur ise velisinden veya vasisinden izin alınır. Hastanın, velisinin veya vasisinin olmadığı veya hazır bulunamadığı veya hastanın ifade gücünün olmadığı hallerde, bu şart aranmaz.
Kanuni temsilci tarafından muvafakat verilmeyen hallerde, müdahalede bulunmak tıbben gerekli ise, velayet ve vesayet altındaki hastaya tıbbi müdahalede bulunulabilmesi; Türk Medeni Kanunu'nun 272 nci ve 431 inci maddeleri uyarınca mahkeme kararına bağlıdır.
Kanuni temsilciden veya mahkemeden izin alınması zaman gerektirecek ve hastaya derhal müdahale edilmediği takdirde hayatı veya hayati organlarından birisi tehdit altına girecek ise, izin şartı aranmaz.
Üçüncü fıkrada belirtilen ve hayatı veya hayati organlardan birisini tehdit eden acil haller haricinde, rızanın her zaman geri alınması mümkündür.
Rızanın geri alınması, hastanın tedaviyi reddetmesi anlamına gelir.
Rızanın müdahale başladıktan sonra geri alınması, ancak tıbbi yönden sakınca bulunmaması şartına bağlıdır.
Tedaviyi Reddetme ve Durdurma

Madde 25- Kanunen zorunlu olan haller dışında ve doğabilecek olumsuz sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere; hasta kendisine uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetmek veya durdurulmasını istemek hakkına sahiptir. Bu halde, tedavinin uygulanmamasından doğacak sonuçların hastaya veya kanuni temsilcilerine veyahut yakınlarına anlatılması ve bunu gösteren yazılı belge alınması gerekir.

Bu hakkın kullanılması, hastanın sağlık kuruluşuna tekrar müracaatında hasta aleyhine kullanılamaz.
Küçüğün veya Mahcurun Tıbbi Müdahaleye İştiraki

Madde 26- Kanuni temsilcinin muvafakatinin gerektiği ve yeterli olduğu hallerde dahi, mümkün olduğu ölçüde küçük veya mahcur olan hastanın dinlenmesi suretiyle tıbbi müdahaleye iştiraki sağlanır.
Alışılmış Olmayan Tedavi Usullerinin Uygulanması

Madde 27- Klinik veya laboratuar muayeneleri sonucunda bilinen klasik tedavi metodlarının hastaya fayda vermeyeceğinin sabit olması ve daha evvel deney hayvanları üzerinde kafi derecede tecrübe edilmek suretiyle faydalı tesirlerinin anlaşılması ve hastanın rızasının bulunması şartları birlikte mevcut olduğunda, bilinen klasik tedavi metodları yerine başka bir tedavi usulü uygulanabilir. Ayrıca, bilinen klasik tedavi metodu dışındaki bir metodun uygulanabilmesi için, hastaya faydalı olacağının ve bu tedavinin bilinen klasik tedavi usullerinden daha elverişsiz sonuç vermeyeceğinin muhtemel olması da şarttır.

Evvelce tecrübe edilmemiş bir tıbbi tedavi ve müdahale usulü, ancak zarar vermeyeceğinin ve hastayı kurtaracağının mutlak olarak öngörülmesi halinde yapılabilir.

Altıncı Bölüm'de yer alan hükümler saklıdır.

Rızanın Şekli ve Geçerliliği
Madde 28- Mevzuatın öngördüğü istisnalar dışında, rıza herhangi bir şekle bağlı değildir.
Hukuka ve ahlaka aykırı olarak alınan rıza hükümsüzdür ve bu şekilde alınan rızaya dayanılarak müdahalede bulunulamaz.
Organ ve Doku Alınmasında Rıza
Madde 29- 18 yaşından küçük ve mümeyyiz olmayanlardan organ ve doku alınamaz. Bu şartları tamam olanlardan teşhis, tedavi ve bilimsel amaçlar ile organ veya doku alınması, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun'un 6 ncı maddesinde öngörülen yazılı şekil şartına tabidir. Ölüden organ ve doku alınma şartı ve cesetlerin bilimsel araştırma için muhafazası hususunda 2238 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi hükümleri saklıdır.
Aile Planlanması Hizmetleri ve Gebeliğin Sona Erdirilmesi
Madde 30- İlgilinin rızası mevcut olsun veya olmasın, Bakanlık tarafından tespit edilmiş olanlar dışındaki ilaç ve araçlar aile planlaması hizmetlerinde kullanılamaz.
Gebeliğin sona erdirilmesi, 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun ile öngörülen şartlara tabidir.
Sterilizasyon ve gebeliğin sona erdirilmesi hallerinde, hastanın rızası ile evli ise eşinin de rızası gereklidir.

Rızanın Kapsamı

Madde 31- Rıza alınırken hastanın veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılması esastır.

Hastanın, uygulanacak tıbbi müdahale için verdiği rıza, bu müdahalenin gerektirdiği sair tıbbi işlemleri de kapsar. Ancak, tıbbi işlemlerin uygulanmasında, bu Yönetmelikte ve diğer mevzuatta belirlenen hakların ihlal edilmemesi için azami ihtimam gösterilir.

ALTINCI BÖLÜM

Tıbbi Araştırmalar
Tıbbi Araştırmalarda Rıza
Madde 32- Hiç kimse; Bakanlığın izni ve kendi rızası bulunmaksızın, tecrübe, araştırma veya eğitim amaçlı hiçbir tıbbi müdahale konusu yapılamaz.

Tıbbi araştırmalardan beklenen tıbbi fayda ve toplum menfaati, üzerinde araştırma yapılmasına rıza gösteren gönüllünün hayatından ve vücut bütünlüğünün korunmasından üstün tutulamaz.

Tıbbi araştırmalar, sadece, mevzuata göre araştırmada bulunmayan yetkili ve yeterli tıbbi bilgi ve tecrübeyi haiz olan personel tarafından, mevzuat ile belirlenmiş bulunan yerlerde yürütülür.

Gönüllünün tıbbi araştırmaya rıza göstermiş olması, bu araştırmada görev alan personelin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Gönüllünün Korunması ve Bilgilendirilmesi

Madde 33- Araştırmalarda, gönüllünün sağlığına ve diğer kişilik haklarına zarar verilmemesi için gereken bütün tedbirler alınır. Araştırmanın gönüllüye vereceği muhtemel zararlar önceden tespit edilemediği takdirde; gönüllü, rızası bulunsa dahi, araştırma konusu yapılamaz.

Gönüllü; araştırmanın maksadı, usulü, muhtemel faydaları ve zararları ve araştırmaya iştirak etmekten vazgeçebileceği ve araştırmanın her safhasında başlangıçta verdiği rızayı geri alabileceği hususlarında, önceden yeterince bilgilendirilir.

Rıza Alınmasının Usulü ve Şekli
Madde 34- Tıbbi araştırma hakkında yeterince bilgilendirilmiş olan gönüllünün rızasının maddi veya manevi hiçbir baskı altında olmaksızın, tamamen serbest iradesine dayanılarak alınmasına azami ihtimam gösterilir.
Tıbbi araştırmalarda rıza yazılı şekil şartına tabidir.
Küçüklerin ve Mümeyyiz Olmayanların Durumu
Madde 35- Reşit ve mümeyyiz olmayanlara, kendilerine faydası olmadan, sırf tıbbi araştırma amacı güden tıbbi müdahaleler hiçbir surette tatbik edilemez. Faydaları bulunması şartı ile reşit ve mümeyyiz olmayanlar üzerinde tıbbi araştırma yapılması, velilerinin veya vasilerinin rızasına bağlıdır.
Kanuni temsilci tarafından muvafakat verilmeyen hallerde, 24 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.
İlaç ve Terkiplerin Araştırma Amacıyla Kullanımı
Madde 36- Özel mevzuatına göre izin veya ruhsat alınmış olsa dahi, sırf tıbbi araştırma amacı ile hasta üzerinde kendi rızası ve Bakanlığın izni bulunmaksızın hiçbir ilaç ve terkip kullanılamaz.

İaç ve terkiplerin tıbbi araştırmada kullanımı, 29/11/1993 tarihli ve 21480 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İlaç Araştırmaları Hakkında Yönetmelik hükümlerine tabidir.

YEDİNCİ BÖLÜM

Diğer Haklar
Güvenliğin Sağlanması
Madde 37- Herkesin, sağlık kurum ve kuruluşlarında güvenlik içinde olmayı bekleme ve bunu istemek hakları vardır.
Bütün sağlık kurum ve kuruluşları, hastaların ve ziyaretçi ve refakatçi gibi yakınlarının can ve mal güvenliklerinin korunması ve sağlanması için gerekli tedbirleri almak zorundadırlar.
Tutuklu ve hükümlerin sağlık kurum ve kuruluşlarında muhafazaları ile ilgili özel mevzuat hükümleri saklıdır.
Dini Vecibeleri Yerine Getirebilme ve Dini Hizmetlerden Faydalanma
Madde 38- Sağlık kurum ve kuruluşlarının imkanları ölçüsünde hastalara dini vecibelerini serbestçe yerine getirebilmeleri için gereken tedbirler alınır.
Kurum hizmetlerinde aksamalara sebebiyet verilmemek, başkalarını rahatsız etmemek ve personelce düzenlenip yürütülen tıbbi tedaviye hiç bir şekilde müdahalede bulunulmamak şartı ile hastalara dini telkinde bulunmak ve onları manevi yönden desteklemek üzere talepleri halinde, dini inançlarına uygun olan din görevlisi davet edilir. Bunun için, sağlık kurum ve kuruluşlarında uygun zaman ve mekan belirlenir.
İfadeye muktedir olmayıp da dini inancı bilinen ve kimsesiz olan agoni halindeki hastalar için de, talep şartı aranmaksızın, dini inançlarına uygun olan din görevlisi çağrılır.
Bu hakların nasıl ve ne zaman kullanılacağı ve bu konuda alınacak tedbirler, sağlık kuruluşunun çalışma usul ve esaslarını gösteren mevzuatta ayrıca düzenlenir.
İnsani Değerlere Saygı Gösterilmesi ve Ziyaret
Madde 39- Hasta, kişilik değerlerine uygun bir şekilde ve ortamda sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkına sahiptir.
Sağlık hizmetlerinde görev alan bütün personel; hastalara, yakınlarına ve ziyaretçilere güleryüzlü, nazik, şefkatli ve sağlık hizmetleri ile ilgili mevzuat ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde davranmak zorundadır.

Sağlık hizmetlerinin her safhasında, hastalara, onların bedeni ve ruhi durumları dikkate alınarak, hangi işlemin neden ve nasıl yapıldığı, yapılacağı ve bekletilmeleri söz konusu ise, bekletilmenin sebepleri hususunda gerekli ve yeterli bilgi verilir.

Sağlık kurum ve kuruluşlarında, insan haysiyetine yakışır gereken her türlü hijyenik şartların sağlanması, gürültünün ve rahatsız edici diğer bütün etkenlerin bertaraf edilmesi esastır. Gerektiğinde, bu hususlar hasta tarafından talep konusu yapılabilir.

Hasta ziyaretçilerinin kabul edilmesi, kurum veya kuruluşça belirlenen usul ve esaslara uygun olarak ve hastaların huzur ve sükunlarını bozacak fiil ve tutumlara sebebiyet vermeyecek şekilde gerçekleştirilir ve bu konuda gereken tedbirler alınır.

Refakatçi Bulundurma

Madde 40- Muayene ve tedavi sırasında hastaya yardımcı olmak üzere; mevzuatın ve kurum imkanlarının elverdiği ve hastanın sağlık durumunun gerektirdiği ölçüde, tedaviden sorumlu olan tabibin uygun görmesine bağlı olarak, refakatçi bulundurulması istenebilir.

Bu hakkın nasıl ve ne zaman kullanılacağı ve bu konuda alınacak tedbirler, sağlık kurum ve kuruluşunun çalışma usül ve esaslarını gösteren mevzuata ayrıca düzenlenir.

Hizmetin Sağlık Kurum ve Kuruluşu Dışında Verilmesi
Madde 41- Hastalar, aşağıdaki hallerde sağlık hizmetlerinden bulundukları yerlerde de faydalanabilirler:

a) Koruyucu sağlık hizmetlerinin verilmesinde,
b) Tıbbi sebeplerden dolayı sağlık kuruluşuna bizzat gidilemeyen veya götürülemeyen hallerde,
c) Tabii afetler gibi olağanüstü hallerde.
Hizmetin sağlık kuruluşu dışında verilmesi ile ilgili usul ve esaslar, Bakanlık tarafından ayrıca düzenlenir.

SEKİZİNCİ BÖLÜM
Sorumluluk ve Hukuki Korunma Yolları
Müracaat, Şikayet ve Dava Hakkı
Madde 42- Hastanın ve hasta ile ilgili bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakları vardır.
Sağlık Kurum ve Kuruluşlarının Sorumluluğu
Madde 43- Hasta haklarının ihlali halinde, personeli istihdam eden kurum ve kuruluş aleyhine maddi veya manevi veyahut hem maddi ve hem de manevi tazminat davası açılabilir.
Ancak, aleyhine dava açılacak merciin kamu kurum ve kuruluşu olması halinde;
a) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12 nci maddesine göre; hakkın bir idari işlem dolayısı ile ihlal edilmesi halinde ilgililer, doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine dava açma süresi içerisinde tam yargı davası açabilirler.
b) Aynı Kanun'un 13 üncü maddesi uyarınca, zarar verici eylemin öğrenildiği tarihten itibaren en geç bir yıl içinde maddi ve manevi tazminat olarak istenilen tazminat miktarı ayrı ayrı gösterilerek idareye müracaat edilmesi ve talebin açıkça veya zımnen reddi halinde kanuni süresi içinde idari yargı mercilerinde dava açılması gerekir.
Devlet Memuru veya Diğer Kamu Görevlisi Personelin Sorumluluğu

Madde 44- Bu Yönetmelikte gösterilmiş olan hasta haklarının fiilen kullanılmasına mani olan veya bu hakları başka şekilde ihlal eden personelin, cezai, mali ve inzibati sorumluluklarının tamamı veya bunlardan bir kısmı doğabilir.

Birinci fıkrada belirtilen sorumluluklar haricinde, ihlalin durumuna göre, personeli istihdam eden kurum ve kuruluş tarafından personel hakkında uygulanacak idari tedbir ve müeyyideler saklıdır.

Kamu Personelinin Sorumluluğunu Tespit Usulü

Madde 45- Kamu kurum ve kuruluşlarında görevli personelin, hasta haklarını ihlal eden fiil ve halleri, şikayet halinde veya idarece kendiliğinden tespit edildiğinde, hadisenin takibi, soruşturulması ve gerekir ise müeyyideye bağlanması için doğrudan valiliklerce veyahut Bakanlık veya personelin görevli olduğu kurumlar tarafından müfettiş veya muhakkik görevlendirilir.

Kamu Personeli Hakkındaki Müeyyideler
Madde 46- Hasta haklarının Devlet memuru veya diğer kamu görevlisi personel tarafından ve görevleri sırasında herhangi bir şekilde ihlali halinde uygulanacak müeyyideler aşağıda gösterilmiştir:

a) Kamu görevlisi olan personelin fiilinin niteliğine göre, soruşturmacı tarafından hakkında disiplin cezası teklif edilmiş ise, mevzuatın öngördüğü disiplin cezaları yetkili amir veya kurullarca usulüne göre takdir edilir.
b) Hak ihlali aynı zamanda ceza hukukuna göre suç teşkil ettiği takdirde, memur olan personel hakkında, Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat hükümlerine göre yapılan soruşturma sonucunda lüzum-u muhakeme kararı verilir ise, dosya cumhuriyet başsavcılığı'na gönderilerek ceza davası açılması ve böylece personel hakkında fiiline uygun bulunan cezai müeyyidenin tatbiki sağlanır.
c) Anayasa'nın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 129 uncu maddesinin beşinci fıkrası ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 13 üncü maddesi ve ilgili diğer mevzuat uyarınca, memurların ve diğer kamu görevlilerinin hukuki sorumluluğu doğrudan doğruya memur aleyhine açılacak dava yolu ile gerçekleştirilemez. Dava, 43 üncü maddede gösterilen usule göre, ancak idare aleyhine açılabilir. Bu personelin hukuki sorumluluğunun doğması, idare aleyhine açılacak dava neticesinde tazmin kararı verilmesine bağlıdır.

Kamu görevlisi personelin verdiği zarar, mahkeme kararı üzerine idare tarafından tazmin edildikten sonra, müsebbibi olan sorumlu personele rücu edilir.
d) Kamu görevlisi personelin mesleklerini resmi görevleri dışında serbest olarak icra etmekte iken işledikleri fiillerden dolayı haklarında 47 nci maddeye göre işlem yapılır.
Kamu Görevlisi Olmayan Personelin Sorumluluğu

Madde 47- Hasta haklarının Devlet memuru veya diğer kamu görevlisi olmayan personel tarafından herhangi bir şekilde ihlali halinde uygulanacak müeyyideler aşağıda gösterilmiştir:
a) Kamu görevlisi olmayan personel; hakları ihlal edilen hastanın doğrudan vaki olacak şikayeti üzerine veya bu fiillerin başka şekilde tespiti halinde Bakanlık veya başka kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan bildirim üzerine, bunların özel kanunlara göre kurulmuş olan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları haysiyet divanlarınca disiplin cezaları ile cezalandırılabilir.
b) Kamu görevlisi olmayan personelin hasta haklarını ihlallerinden doğan hukuki sorumlulukları, genel hükümlere göre doğrudan doğruya kendilerine veya bunları çalıştıran kurum ve kuruluşlara karşı veya hem kendilerine ve hem de çalıştıranlara karşı birlikte dava açılarak ileri sürülebilir.
c) Kamu görevlisi olmayan personel hakkında, ceza hukukuna göre suç teşkil eden fiilleri sebebiyle cezai müeyyideler tatbik edilmesi, genel hükümlere göre doğrudan doğruya cumhuriyet savcılıklarına yapılacak ihbar veya şikayet yoluyla gerçekleştirilebilir.

DOKUZUNCU BÖLÜM

Son Hükümler
Kurum ve Kuruluş Yetkililerinin Görevi
Madde 48- Sağlık kurum ve kuruluşlarının yetkilileri; bu Yönetmelikte ve diğer mevzuatta belirtilen hasta haklarının lafzına ve ruhuna uygun olarak kullanılabilmesine yardımcı olmak amacı ile bu Yönetmelikte gösterilen "hasta hakları"nı bir liste, tabela veya broşür haline getirerek, bunları sağlık kurum ve kuruluşunun, hastalar, personel ve ziyaretçiler tarafından kolayca ulaşılıp okunabilecek uygun yerlerinde bulundurmak da dahil olmak üzere, gereken bütün tedbirleri almakla mükellef ve yetkilidir.

Saklı Olan Hükümler
Madde 49- Milli güvenliğin, kamu düzeninin, kamu yararının, genel ahlakın ve genel sağlığın korunması maksatları ve kanun hükümleri ile getirilen özel düzenlemeler ve sınırlamalar saklıdır.
Yürürlük
Madde 50- Bu Yönetmelik, yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
Madde 51- Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür.
 

 

HASTA HAKLARI NEDİR?


Koruyucu Tedbirlerin Alınması Hakkı 
Her bir birey hastalıktan korunmak için uygun hizmet alma hakkına sahiptir. Bu amaca ulaşmak için sağlık hizmetlerinin görevi, sağlık hizmetlerinden, tıbbi ve teknolojik yeniliklerden yararlanmasını sağlamaktır. 

Yararlanma Hakkı 
Her birey sağlık ihtiyaçlarının karşılanması için sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkına sahiptir. Sağlık hizmetleri herkese eşit olarak verilmeli ve hastalığın türü, seyri ve tedavi maliyeti konusunda ayrım yapılmamalıdır. 

Bilgi Alma Hakkı 
Her birey, kendi sağlık durumu hakkında, mevcut sağlık hizmetleri ve onlardan nasıl yararlanabileceği konusunda ve tüm bilimsel araştırma ve teknolojik yenilikler ile ilgili bilgi alma hakkına sahiptir. Sağlık hizmeti verenler, hastanın kolay ulaşabileceği ve anlayacağı dilde bilgi vermek zorundadır. Hastaların kendi dosyalarında ve kayıtlarında kendileri ve hastalıkları ile ilgili bulunan bilgileri alma, fotokopi ile çoğaltma, soru sorma ve hata varsa onların düzeltilmesini talep etme hakkı vardır. 

Rıza (Onay) Hakkı 
Sağlığı ile ilgili kararlara iştirak edebilmesi için her birey kendisi ile ilgili bilgileri alma hakkına sahiptir. Bu bilgiler bilimsel araştırmalara katılım dahil olmak üzere, her türlü işlem ve tedavi için şarttır. Sağlık hizmeti verenler, gerçekleşecek herhangi bir ameliyat veya tedaviye ilişkin tüm bilgileri-riskleri, sıkıntıları, yan etkileri ve alternatif durumları ile ilgili bilgiler dahil olmak üzere hastalara vermek zorundadır. Hastanın tedavi veya tıbbi müdahaleye itiraz etme hakkı veya tedavi sürecinde kararını değiştirip devam edilmesine karşı itiraz etme hakkı vardır. Hasta isterse sağlık durumu ile ilgili bilgilendirmeyi reddetme hakkına da sahiptir. 

Özgür Seçim Hakkı 
Yeterli bilgiye sahip her birey farklı tedavi yöntemleri ve tedaviyi verecek kişiler arasında seçim yapma hakkına sahiptir. Hasta, hangi teşhis ve tedavi yönteminin kullanılacağı, hekim veya hastane seçimi konularında karar verme hakkına sahiptir. Sağlık hizmetleri, bu tedaviyi uygulayacak çeşitli sağlık kurumları ve doktorlar ile alınan sonuçlar hakkında bilgi verilmeli ve bu hakkın kullanımını kısıtlayan tüm engeller kaldırılmalıdır. 

Mahremiyet Hakkı 
Her birey kişisel bilgilerinin gizli tutulmasını talep etme hakkına sahiptir. Bir bireyin sağlık durumuna veya ona uygulanan tedaviye ilişkin bilgi ve veriler gizli olmalı ve muhafaza edilmelidir. Tıbbi müdahale ve ziyaretler sırasında bile kişisel gizliliğe saygı gösterilmeli, yani uygun ortamda yapılmalı ve gerçekten orada bulunması gerekli olan kişiler nezdinde yapılmalıdır. 

Hastaların Vaktine Saygı 
Her birey hızlı ve önceden belirtilen süre içersinde gerekli tedaviyi alma hakkına sahiptir. Bu hak, tedavinin her aşaması için geçerlidir. Belli bir süre içinde verilmesi gereken hizmetler için bekleme sürelerinin belirlenmesi sağlık hizmetlerinin görevidir. Önceden belirlenen süre içersinde sağlık hizmeti verilemezse aynı kalitede alternatif hizmetler kullanımı sağlanmalı ve bundan kaynaklanan harcamalar makul bir süre içinde hastalara geri ödenmelidir. Doktorlar hastalarına bilgi verme süresi dahil olmak üzere yeterli zaman ayırmalıdır. 

Saygınlık Görme Hakkı 
Her bireyin , saygı, itina ve ihtimam gösterilerek, güler yüzlü, nazik, şefkatli ve hijyenik şartlar sağlanmış, gürültü ve rahatsız edici bütün etkenler bertaraf edilmiş bir ortamda sağlık hizmeti alma hakkı vardır. 

Dini Vecibeleri Yerine Getirme Hakkı Her bireyin kuruluşun imkanları ölçüsünde ve idarece alınan tedbirler çerçevesinde, dini vecibelerini yerine getirme hakkı vardır. 

Ziyaret ve Refakatçi Hakkı 
Her bireyin, kurum tarafından belirlenen usul ve esaslara uygun olarak ziyaretçi kabul etme, mevzuat ve imkanlar ölçüsünde ve hekimin uygun görmesi durumunda refakatçi bulundurmayı isteme hakkı vardır. 

Kalite Standartları Hakkı 
Her birey yüksek kalitede sağlık hizmetinden yaralanma hakkına sahiptir. Kaliteli sağlık hizmeti hakkı, sağlık kurumları ve sağlık personelinin teknik performans, konfor ve insan ilişkileri açısından tatmin edici seviyelerde sunum yapmasını gerektirir. 

Güvenlik Hakkı 
Kötü işleyen sağlık hizmetlerinden, tıbbi yanlışlık ve hatalardan meydana gelen zararlardan her bir bireyin korunma hakkı vardır ve yüksek güvenlik standartlarını karşılayan sağlık hizmetleri ve tedavilerinden de yaralanma hakkı vardı. 

Yeniliklerden Yararlanma Hakkı 
Her birey uluslar arası standartlara göre, yeniliklerden- tanı yöntemleri dahil olmak üzere- yararlanma hakkına sahiptir. Sağlık Hizmetlerinin görevi, özellikle az rastlanan hastalıkları dikkate alarak araştırmalar yapmak ve onları desteklemektir. 

Gereksiz Ağrı/Acı ve Sıkıntıdan Sakınma Hakkı 
Her birey hastalığının her evresinde, mümkün olduğu ölçüde acı ve sıkıntıdan korunma hakkına sahiptir. Sağlık Hizmetleri bu amaçla hastanın tedavisinin kolay ve rahat geçmesi için gerekli tedbirleri almalıdır. 

Şikayet Hakkı 
Her bireyin bir zarar gördüğünde şikayette bulunma hakkı vardır. Sağlık Hizmetleri, hastalara sahip oldukları haklar konusunda bilgi vermelidir. Şikayet, belli bir süre içersinde sağlık hizmetleri yetkilileri tarafından yazılı olarak cevaplandırılmalıdır. 

Tazminat Hakkı 
Sağlık tedavisi sırasında fiziksel veya manevi ve psikolojik zarar gören bireyin tazminat alma hakkı vardır. Sağlık Hizmetleri, sorumluluğun gerçekte kimde olduğu tespit edilemese bile, zararın nedeni ve önemi ne olursa olsun tazminat hakkının her zaman var olduğunu temin etmelidir. 
 

 

HEKİM HAKLARI


Hekimlerin hastalarına, meslektaşlarına ve bağlı oldukları kuruma karşı sorumlulukları olduğu gibi hakları da vardır. Bu hakların ihlali söz konusu olduğunda ilgili taraf yalnızca hastalar değildir. 

Hekim haklarının daha bütünsel ele alınması gerektiği, bu haklara baktığımızda daha açık olarak görülüyor: 

Baskı Altında Olmadan Mesleğini Uygulama Hakkı: Mesleki uygulamada hekimin gereksinim duyduğu klinik özgürlüğün sağlanmasına engel olabilecek her türlü baskı girişimi mesleğin doğasıyla çelişir. Özellikle adli hekimlik alanında sorun çıkartabilen bu durumda hekim; Cumhuriyet Savcılığı ’na, Türk Tabipleri Birliği’ ne, Dünya Hekimler Birliği’ ne ve iç hukuku tükettiyse Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna başvurabilir. 

Hekimin Mesleği Uygularken Etik İlkeler Bağlı Olma Hakkı: Hekim mesleğini uygularken etik ikilemlerde yasal, politik, toplumsal, estetik ve ekonomik değerlerle çatışabilir. Bu çatışmayı çözümlerken hekimin özgür ve bağımsız karar verme hakkı olmalıdır. 

Çağdaş, Bilimsel Tıp Olanaklarının Uygulama Hakkı: Tıp eğitiminde yüksek teknolojinin tıptaki uygulama alanları ile tanışan bir hekimin iş yaşamında tanı ve tedavide söz konusu gelişmeleri yaşamayı istemesi hakkıdır. Bu durumda resmi bir hastaya bakıyorsa hekim hastasını ileri bir merkeze sevk edebilir. 

Kendi Değerlerine Ters Düşen Durumlardan Kaçınma Hakkı: Hastanın değerlerine saygı duyulan bir ilişkide hekim kendi değerlerini(hastalar açısından olumsuzluk yaratmamak koşulu ile ) savunabilir. Bir hekim kendi değerlerine ters düşen uygulamalara zorlanmamalıdır. 

Sağlığını Koruma Hakkı: Hekim, mesleğini uygularken sağlık risklerini en aza indirecek çalışma koşullarını talep etme hakkına sahip olmalıdır. Bulaşılabilirlik potansiyeli yüksek olan hastalıklarda hekimin kendi sağlığını tehlikeye atmama hakkını da tartışmak gerekir. 

Yeterli Bir Gelir Düzeyi Talep Etme Hakkı: Hekimlik mesleğindeki gelişmelerin izlenmesi, belirli bir bedeli gerektirir. Hukuken hekimin kendini ülke tıbbının gelişmesi düzeyinde yeterli yetiştirmesi gerekir. Bu hekimlerin; kitap alımı, dergi aboneliği ve kongre katılımı için bütçelerinden belirli bir pay ayırmalarını gerektirir. Yaptıkları ağır mesleki bilgi ve yoğun emek gerektiren ayrıca riskli hizmetin karşılığı, ödenmelidir. 

Hastayı Reddetme Hakkı: Hasta- hekimin ilişkisinin temelinde yer alan öğe güvendir. Hekimi kendisine güven duymayan hastayı reddetme hakkı olmalıdır.Tıpkı kendisindeki bulaşıcı hastalığı hekime söylemeyen hastada olduğu gibi. Bu durum hekimlik onurunun korunmasının olmazsa olmaz koşuludur. Kısaca doktor ya da diş hekimi acil yardım, resmi ya da insani görevin yerine getirilmesi hariç olmak üzere, mesleki ve kişisel nedenlerle hastaya bakmayabilir.( Tıbbi Deontoloji Tüzüğü 18. madde) 

Yönetsel Süreçlere Katılma Hakkı: Hekimin hem bulunduğu kurumda hem de ülke ile ilgili yönetsel süreçlerde etkili olma ve sağlıkla ilgili hazırlanan mevzuatta görüş bildirme hakkı olmalıdır. 

Danışma Hakkı: Hekimin gereksinim duyduğu anda konsültasyon hakkı olmalıdır. Bu danışmanlık süreci, tanı ve tedavi sorunları için olduğu kadar, etik sorunlar içinde söz konusu olabilir. Her hekimin etik karar verirken yetersiz kaldığı durumlarda bir klinik etik uzmanından danışmanlık istemeye hakkı olmalıdır. 

İyileşme Garantisi Vermeme Hakkı: Hekim bilimsel gereklere uygun olarak tanı koyar ve gereken tedaviyi uygular. Bu çalışmaların şifa ile sonuçlanmamasından dolayı, deontoloji bakımından tenkit edilemez.(Tıbbi Deontoloji Tüzüğü 13. madde) 

Yeterli Zaman Ayırma Hakkı: Hekimden hastasına gerekli özeni göstermesi, bilgi ve belgeleri iyi bir şeklide kaydetmesi, hastaya hastalığı ile ilgili bilgileri vermesi beklenmektedir. Bunların hepsi zaman alan eylemlerdir. Bu nedenle de bir hekim bir poliklinikte günde 20 hatadan fazlasına bakmama hakkına sahiptir.( Tababet Uzmanlık Yönetmeliği 10. madde.) 

Tanıklıktan Çekilme Hakkı: Hekim meslek sırrının söz konu olduğu durumlarda tanıklıktan çekilebilir. “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) 245/4, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu (CMUK) 48.madde” 

Tedavi Yöntemini Seçme Hakkı: Bir hastalığın tedavisinde aynı anda birden fazla tedavi yöntemi uygulanabilmekte ise, hekim bunlardan dilediğini seçmeye özgürdür. Fakat uzun zamandan beri bilinen ve genel olarak kabul edilmiş yöntemlere öncelik vermelidir. 
Tabip ve diş tabibi mesleğini uygularken hiçbir etki ve baskıya kapılmaksızın vicdani ve mesleki görüşüne göre davranır.(Tıbbi Deontoloji Tüzüğü 6. Madde) 

Acil Hizmetlerin Ambülans Sistemiyle Gerçekleştirilmesi: Acil durumlarda hastaya gitmeyen hekim taksirle ölüme sebebiyet suçundan sorumlu tutulur. Tıp etkinliğinin günümüzde ulaştığı düzey ve ambülans sisteminin oturduğu yerlerde ivedi durumlarda hekim aramak yerine, hastayı en çabuk biçimde olanakları yeterli bir sağlık kuruluşuna transfer etmeyen kişilerin, hekimin hastayı reddiyle oluşacak hukuksal durum ne ise benzeri durumda olmaları düşünülebilir. 
(Kaynak : Hanci İH; Hekimin Yasal Sorumluluk ve Hakları (Tıp ve Sağlık Hukuku) Toprak Ofset, 1999 İzmir )
 

 

HEKİM ETİK KURALLARI


Türkiye’ de hekimlik yapma hakkını kazanmış olup mesleği uygulayan tüm hekimlerin aşağıdaki kurallara uyması gerekiyor. 

Madde 5: Hekimin öncelikli görevi ; hastalıkları önlemeye ve bilimsel gerekleri yerine getirerek hastaları iyileştirmeye çalışarak, insanın yaşamını ve sağlığını korumaktır. Meslek uygulaması sırasında insan onurunu gözetmesi de, hekimin öncelikli ödevidir. 

Madde7: Hekim görevlerini her durumda hastaları arasındaki siyasal görüş, sosyal durum, dini inanç, milliyet, etnik köken, ırk, cinsiyet, yaş, toplumsal ve ekonomik durum ve benzeri farklılıkları gözetmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür. 

Madde9: Hekim, hastasından mesleğini uygularken öğrendiği sırları açıklayamaz. 
Hastanın ölmesi ya da o hekimle ilişkisinin sona ermesi hekimin bu yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Hekim, tanık ya da bilirkişi olarak mahkemeye çağrıldığında olayın meslek sırrı olduğunu ileri sürerek bu görevlerinden çekilebilir. 

Madde10: Hekim, görevi ve uzmanlığı ne olursa olsun, gerekli, tıbbi girişimlerin yapılamadığı acil durumlarda, ilk yardımda bulunur. 

Madde 11: Hekim mesleğini uygularken reklam yapamaz, ticari reklamlara araç olamaz, çalışmalarına ticari bir görünüm veremez; insanları yanıltıcı, paniğe düşürücü, meslektaşları arasında haksız rekabete yol açıcı davranışlarda bulunamaz. 

Madde 12: Hekim, gerekli bilimsel aşamalardan geçip ruhsatlandırılmamış kimyasal, farmakolojik, biyolojik maddeleri ilaç olarak kullanamaz. 

Madde13: Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi “hekimliğin kötü uygulaması” anlamına gelir. 

Madde14: Hekim öteki hekimlere veya tetkik-tedavi kuruluşlarına maddi çıkar karşılığı hasta gönderemez. 

Madde 18: Hekim tıbbı görevlerini yerine getirirken, gecikmenin hasta yaşamını tehdit edebileceği durumlar dışında, özel bilgi, beceri, gerektiren bir girişimde bulunamaz. 

Madde 21: Hekim hastasının sağlığı ile ilgili kararlar alırken; bilgilendirme hakkı, aydınlatılmış onam hakkı, tedaviyi kabul ya da red hakkı vb. hasta haklarına saygı göstermek zorundadır. 

Madde 23: Hekim acil vakalar gibi zorunlu durumlar dışına, hastasını bizzat muayene etmeden tedavisine başlayamaz. 

Madde 24: Hekim hasta üzerindeki etkisini tıbbi amaçlar dışında kullanamaz. 

Madde 26: Hekim hastasını, hastanın sağlık durumu, konulan tanı, önerilen tedavi yönteminin türü, başarı şansı ve süresi, tedavi yönteminin hastasının sağlığı için taşıdığı riskler, verilen ilaçların kullanılışı ve olası yan etkiler, hastanın önerilen tedaviyi kabul etmemesi durumunda hastalığın yaratacağı sonuçlar, olası tedavi seçenekleri ve riskleri konularında aydınlatır. 

Madde 30: Hekim, hastasının parasal durumu ne olursa olsun, kesin zorunluluk olmadıkça pahalı ilaçlar ve yöntemler öneremez, hastaya gereksiz harcamalar yaptıramaz ve yararı olmayacağını bildiği bir tedaviyi vermez. 

Madde 34: Hekim, tıbbi bilgi ve becerisiyle, işkence ve benzeri uygulamalara katılamaz, yardımcı olamaz, gerçeğe aykırı rapor düzenleyemez. 

Madde 38: Hekim, olağanüstü durumlar ve savaşta, evrensel nitelikteki tıbbi etik kuralları yansızlıkla uygular. 

Madde 40: İnsan üzerinde yapılacak klinik, deneysel ya da epidemiyolojik araştırmalar, gerek ilaç gerek cerrahi yöntem araştırmaları olsun, bilimsel bilgi birikimine katkıda bulunabilmek amacıyla yerel etik kurullardan geçmek koşuluyla yapılır. 

Madde 44: Hekim, araştırma verilerini değerlendirirken ve yayına hazırlarken bilimsel gerçekleri yansıtmalıdır. Kaynak göstermeden ve izin almadan başkalarına ait veriler, olgular ve yazılı eserler kullanılamaz. 

Madde 46: Hekimler, bu kurallar bütünü hükümlerine aykırı davranışlarda bulunduklarında 6023 Sayılı Türk Tabipleri Birliği Yasası’na göre tabip odaları yönetim kurulları tarafından onur kurullarına sevk edilirler. Hekimlerin disiplin soruşturmalarına uğraması, haklarında ayrıca hukuki veya cezai takibat yapılmasına engel değildir.

Homoseksüellik Eşcinsellik

İnsanlar cinsel yönelmesi, cinsel tercihleri normalde karşı cinse karşıdır. Buna heteroseksüellik denir. Aynı cinse yönelmesin homoseksüellik, her iki cinse ilgi duyanlara ise biseksüel denir. Eşcinsellik veya homoseksüellik, aynı cinslerin ilişki halini anlatır. Erkeğin erkekle, kadının kadınla ilişki içerisinde bulunmasıdır. Bu bir ruh halidir. Cinsel ilişkide bulunmak şart değildir. Cinsleri ile birlikte olmayı arzulaması, cinsel fantezilerinin olması, âşık olması da eşcinsel kavramı içinde değerlendirilir. Eşcinsellik: cinsel ilişkinin anal ilişki yani anüs, makat ve popo ile yapılmasıdır. Bu organ cinsel ilişki amacı ile kullanılır. Erkekteki ilişki anal seks olarak, kadında tam anal seks olmazsa da aynı cinsin birbiri ile ters ilişkisidir.
 
Bu eylemde bulunan erkeklere eşcinsel, homo, gay, oğlan, oğlancı, ibne denir. Kadınlara ise sevici, lezbiyen denir. Erkek rolü üstlenen aktif homo, pasif rol oynayana pasif homo denir. Anal ilişkiye livata denir. Livata terimi anal yolla yetişkin veya genç erkekler arasında ve yetişkin erkek çocuk erkek arasındaki anal ilişki için kullanılan bir kelimedir.

LGBT; Lezbiyen Gay Biseksüel ve Transgender (Kişilikle cinsiyetin uyumsuz olması) kelimelerinin baş harflerinin kullanıldığı bir kısaltma olup ters ilişki içinde bulunanlar için kullanılan bir terimdir.
Bu başlık altında birçok dernek, vakıf ve topluluklar kurmuşlar ve kendilerine destek arama yoluna girmişlerdir.
MSM de aynı amaçla kullanılan bir terimdir (Male Sex Male) Erkek erkeğe seks demektir.
 
Gençliğinde bu eylemi merak sonucunda 1-2 defa yapıp sonra pişman olan kimseler gay veya homoseksüel değildir. Bunlar ileride evlenir heteroseksüel ilişkilerini devam ettirip ve çocuk sahibi olurlar. Ama ergenliğinde yapmış ve pişman olmuş bu fiilleri şuuraltından çok defa kaybolmaz.

Anüs, büyük tuvaletin çıktığı bağırsağın son bölümüdür. Anüs dış delik olup bundan önceki bölüm rektum dediğimiz ve dışkının biriktirildiği yerdir. Aslında bu bölge cinsel ilişki için anatomik ve fizyolojik olarak uygun değildir.
Penisin yapısına da uygun değildir. Bu nedenle yırtılmalara, kanama ve mikropla bulaşma sonucunda iltihaplara neden olur. Bu mikropların ilk yerleşeceği yer prostat olup, meydana getireceği hastalıkta prostat iltihabıdır.
Hâlbuki vajina gerek anatomi gerekse fizyonim bakımından penis ile tam bir uyum içindedir. Ayrıca vajinada kayganlaştırıcı sıvı salgılayan bezler bulunduğu için cinsel ilişki daha rahattır. Makatta bu kayganlaştırıcı salgı bezleri bulunmaz.
 
İnsanların anal seksi tercih etme sebepleri; Merak, psikolojik, genç kızların bekâretini bozmaktan korkmaları, arkadaşlarının telkin ve yönlendirmesi, medyanın teşviki gibi sebeplerdir. Medyanın bu hususta çok büyük olumsuz etkisi vardır. Bu fiili ve yapanları (Sanatçı diyerek) yücelterek kişilere cazip gösterip özendirmeleri sonucunda kişinin merakını çekiyor ve bu işi yapmasına neden oluyorlar. Tiraj veya reyting uğruna birçok kimsenin hayatını karartıyorlar.Dünyada 30 milyon porno sitesi olduğuna göre ve bu porno siteleri cinsel içeriği ile insanları yönlendirmesi durumun ciddiyetini gösteriyor.
Erkek ve kız yurtlarında, pansiyonlar, hamamlar homoseksüel ilişkilere uygun ortamlardır.
 
Homoseksüellik tarih boyunca olagelmiştir. Gerek tarih kitapları gerekse dini kitaplar bu hususta bize bilgi vermektedir. Ad ve Semud (Sodom ve Gomore kavimleri) kavmi, Roma Napoli Pompei halkı bunlara örnektir. Bu halk ve kavimler eşcinselliği ile özleşmişlerdir.
 
1- Eşcinselliğin ve anal ilişkinin tıbbi sakıncası:
a)Makatta yırtılma ve kanama: Makat kasları (dübür, anüs) çok hassas ve narin kaslardır. Bu kasların en ufak bir zorlamaması sonucunda makatta yırtılmalar meydana gelir. Yırtılma sonucu kanama olur. Yırtılan anüs cildi mikroplardan dolayı enfeksiyon ve iltihap gelişir. Şayet kişide basur denilen hemoroit varsa ağrı, kanama ve yırtıklara neden olur. Bu kanama günlerce sürer.
 
b)Makatta mikrop ile enfeksiyon: Makat büyük tuvaletin (dışkı, feçes) çıktığı yer olduğu için mikrobu en çok olan yerdir. Üstelik bu mikroplar çok dirençlidir. Bunun sonucunda prostat iltihabı meydana gelebilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar eşcinsellerde daha çok görülür.
Bunların başında AİDS, Kondilom (makat siğili), frengi gelir. Son zamanlarda makat kanseri riskinin anal ilişkide bulunanlarda arttığı tespit edilmişti.
 
c)Büyük tuvalet tutamama: Anal ilişkide bulunanlarda makat genişlediği için dışkı tutamama, gaz kaçırma gibi şikâyetler olmaktadır.
Anüs kasları gevşediği için buna bağlı olarak makat sarkmaları da sık görülür.
 
2- Psikolojik değerlendirme:
Eşcinsellik bir hastalık değildir. 1970-75 yıllarında ruhsal bozukluk olarak kabul etmiştir. Daha sonraki çalışmalarda eşcinsellerin diğer normal insanlardan psikolojik olarak bir farkı olmadığı görülmüş ve hastalık olarak kabul edilmemiş. Fakat toplumun yadırgayıcı hor görücü, dışlayıcı tutumu kişi üzerindeki olumsuz etkileri, ruhsal sorunlar yaşamasına neden olmaktadır.
 
İnternette birçok seks ve porno sitelerinde eşcinsellik ve anal ilişki normal ilişki gibi gösterilir. Amacı para kazanmak olan bu sitelere göre kadın veya erkeğin zevk alıyormuş gibi gösterir. Fakat yapılan araştırmalar anal seksin kadınlar tarafından psikolojik ve fiziksel olarak çok rahatsız edici bulunduğu tespit edilmiştir.
Kişi eşcinselliğe, psikolojik, merak, arkadaş telkini ve medya teşviki sonucu katılır. Bunların hepsi psikolojik problemler sonucu olur.
Annenin babanın kızları erkek gibi veya erkekleri kız gibi yetiştirip psikolojilerini bozabiliyor.
Bir zamanlar eşcinselliğin genetik bir bozukluk olduğu iddia edilmişse de doğru olmadığı sonradan ortaya çıkmıştır.
 
Birçok eşcinsel durumundaki çıkmazı anlayarak psikiyatri uzmanlarından yardım alma gereği duyar.
Kişinin yalnızlık duygusu, çaresizliği, yaptığının yanlış olduğunun bilincine varması, toplumun olumsuz tutumu ve yargısı, dışlanmak duygusu sonunda bir psikiyatri uzmanlığına gitme gerektiği sonucuna varır.
 
3- Ahlaki ve Sosyal Değerlendirme:
Eşcinsel erkek ve kadınlar her ne kadar kendi cinslerine yönelseler kendi cinsiyet özellikleriyle ilgili şikâyetleri olmaz. Olayı bu şekilde kabul ederler. Erkekler erkek, kadınlar kadın olduklarını kabul ederler ve cinsel kimliklerini değiştirme ihtiyacı duymazlar.
Fakat Kalbinin derinliklerinde bu işin yanlış olduğunu bilir.
 
4- Dini Sakıncası:
İslam dininin erkek erkeğe ve kadın kadına cinsel ilişkiyi haram kıldığı gibi, Hanımı ile anüs ilişkiye girilmesini de yasaklamıştır. Burada oral seksinde İslamiyetin yasaklamış olduğunu söyleyelim. Kuran'da eşcinsellik 15 surede ve 118 ayette konu işlenmiştir. Bu da konunun ne kadar önemli olduğu gösteriyor. İslam da eşcinsellik ve eşcinsel ilişkiler dinden sapma olarak değerlendirilmiştir. Bu gün birçok İslam ülkesinde Eşcinsellik; idam cezası, hapis veya ömür boyu hapis cezası, para ve kırbaç cezası veya sopa cezası ile cezalandırılmaktadır.

Lut kavmi eşcinselliği ve nasıl helâk (yok) edildiğine dair Kuran Ayetleri şunlardır. Şuara Suresi:160-168 A'raf Suresi:80-82 Ankebut Suresi, 28-29:

İslam dini eşler arasında da anal ilişkiyi yasaklamıştır.

“İyice temizlendikleri zaman ise Allah'ın emrettiği yerden onlara varın, yaklaşın Şüphesiz ki Allah çok tövbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de sever." Bakara,:222
"Kadınlarınız, tarlalarınızdır. Tarlalarınıza dilediğiniz gibi girin ve kendiniz için de önceden hazırlıkta bulunun. Allah'tan sakının ve bilin ki ona ulaşacaksınız." Bakara 223 
 
Peygamberimiz hadislerinde şöyle buyuruyor: "Kadınlara arka organlarından ilişkiye girmeyiniz."
"Karısına arka organından ilişki kuran kişi melundur; Allah'ın rahmetinden uzaktır." Ebû Dâvûd, Nikâh, 45; Müsned, I, 86; II, 444; Tirmizî, Taharet, 102; Mişkâtü'l-Mesâbih, II, 184)
 
Rasûlullah Sallallahu aleyhi ve sellem böyle yapana lanet etmiştir. Ebu Hureyre'den (r.a.) Rasûlullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğu rivayet edilir: "Kadınla dübüründen ilişkiye giren mel'undur/lanetlenmiştir."
 
SONUÇ ve ÇARE:
Eşcinsellik bir hastalık olarak kabul edilmediği için belirli bir tedavisi de yoktur. Her şeyden önce kişi kendisini sapkın olarak görüp psikiyatri tedavisi gerektiğine inanmalı ve tedavi için başvurmalıdır.
Ama birçok eşcinsel kendisini hasta kabul etmeyip durumundan memnun görünmektir. Bunun başlıca sebebi de zevk almaktan ziyade medya, arkadaş teşviki, psikolojik sorunlarıdır. Şikayet etmemesi nedeni bu işlevi alışkanlık haline getirmesidir.

Eşcinsellik her ne kadar iki kişi arasında geçiyor ve kimseyi ilgilendirmiyor gibi gözükse de sonuçta toplumlumu ilgilendiren bir konudur. Toplumsal sakıncası vardır. Cinsel özgürlük adına yapılan toplumun zarar veren her şey sakıncalıdır.
Eşcinseller son zamanda büyük mesafeler kaydetmişlerdir. Bugün başta İngiltere, Hollanda hatta Amerika’nın birçok eyaletinde eşcinseller birbiri ile resmi olarak evlenmektedir. Kurmuş oldukları dernekler, platformlar, internet baskısı bu işte önemli rol oynamıştır.

Eşcinseller için birçok tedavi yöntemler denenmiş ama başarılı olmamıştır. İlaç ve hormon tedavileri sonuç vermemiştir.
Alışkanlığın başlangıç döneminde psikolojik ve psikiyatrik tedavi, psikiyatri seansları fayda verebilir. Birçok otorite olumlu düşünmezse de fayda görenler vardır. Ama dediğimiz gibi tedavi olma kararlığı kişide olmalıdır.
Elbette medyanın olumsuz etkisinden kurtulmalı, Televizyon, internet, porno sitelerden uzak durmalı. İnancını artırıcı kitaplar okumalı, arkadaş çevresine dikkat edilmeli. Eşcinselliğin ve anal ilişkinin tıbbi zararları ve dini sakıncaları düşünmeli.

DİĞER YAZILARIMIZ:
Penis Boyu Neden Önemlidir?
Genelev Gerçeği
Varikosel
Masturbasyon hakkında bilmek istedikleriniz.
Erken Boşalma ve Tedavisi
Sertleşme Sorunu ve Tedavisi 
Prostat Hastalıkları ve Prostat İltihabı 
Eşcinsellik ve Homoseksüellik
Porno ve Zararları
Böbrek Hastalıkları
Böbrek ve Oruç 
Sünnet 

Penis Boyu

Penis boyu aslında bu kadar önemli değildir. Takıntı yapanlar için önemlidir. Öncelikle penis hakkındaki gerçekleri bilmek lazımdır.

Penisin boyu doğumda ortalama 2-2.5 cm dir. Ergenlik öncesi dönemde 5-6 cm, ergenlikte 8-10 cm'e ulaşır Ereksiyon yani sertleşen penis boyu ortalama 14-15 cm kadar olabilir.
Normal bir penisin ereksiyondaki boyu 9-11 cm dir. Bir penisin işlev görmesi için bu boyda olması yeterlidir. Penis boyu kişinin boyu ve kilosu ile orantılı değildir. Hele el ayak, burun büyüklüğü ile hiçbir ilgisi yoktur. Bu bilgiler sadece arkadaş ortamında yapılan espri ve geyik muhabbetleridir. Bilimsel bir dayanağı yoktur. İdeal penis boyu diye bir kavramda yoktur. Ancak İdeal bir peniste boy ve işlev bir arada olmalı denilebilir.
Penis boyutu genetik olmakla birlikte, iklim, ırk, gibi etkenlere göre değişir. Mesela Çinliler de küçük, zencilerde büyüktür. Sıcak iklimde (Mesela Arabistan, Afrika) yaşayanların penisi büyüktür. İranlılarınki kalın, İtalyanlarınki ince kabul edilir. Türk erkeğinin penis standardı 13-14 cm kabul edilir.

Penis ya gerçekten küçüktür veya küçük olduğu saplantısı vardır. 

Penis Küçüklüğü sebepleri:
1- Pensin yanlış ölçülmesi: Birçok erkek veya ergen penis ölçmeyi bilmez ve yanlış sonuçlar, yanlış sonuca götürür.
Penis, kemiği ve kıkırdağı olmayan elastik bir organ dokusu olduğu için yumuşaktır ve sarkar. Bu nedenle inik penis ucundan tutulup hafif gerdirilmeli ve kök kısmı ile başının en uç kısmı arasında kalan bölge bir cetvelle veya mezura ile ölçülmeli. Ereksiyon yani sertleşmiş penisi gerdirmeye gerek yoktur. Gene kök ile baş arasındaki mesafe ölçülmelidir.

2- Penis kökü çevresi yağ dokusu ile kaplıysa, penisin kök kısmı bu yağ dokusu arasında kalır ve penis 2cm daha kısa gibi görülür. Bu aslında küçüklük değil penisin gömülü olmasıdır. Genellikle tombalak, şişman erkek çocuklarda böyledir. Bu yağların eritilmesi veya estetik cerrahi ile alınması penisi 2 cm daha uzun gösterir. Böylece gerçek penis boyutu ortaya çıkar.

3- Penis 3-4 cm’se ve gelişmemişse buna mikro penis denir. Bu durum hormon eksikliğinden ileri gelir. Beyinden ve testisten salgılanan hormon eksikliğinde olur. Penisin gelişimini sağlayan hormon testosteron hormonudur. Bu hormon eksikliğinde takviye tedavisi ile penis gelişir. Ama gelişimini tamamlayamayan penise testosteron hormonu fayda vermez. Aksine bu penis büyütmek için doktor kontrolü olmadan bu hormonu kullanan erkeklerde ses incelir, göğüsler büyür ve kalça genişler yani kız görünümü meydana gelir.
Penis küçük olduğu takıntısına kapılanlar;
Erkeklerin %80 i penis konusunda şikâyetleri vardır. Penis boyu, penis şekli, penis güçsüzlüğü, sertleşme, erken boşalma en sık şikâyetlerdir. 

Bu kişiler penisleri normal boyda veya standart boyda olduğu hâlde küçük olduğunu düşünen bunu kendisine dert, takıntı, kuruntu, problem, stres yapanlardır. Aslında bunların kaygısı penislerinin küçük olması değil penisin işlev görmeyecek, partnerini tatmin edemeyecek korkusudur. 

Penis takıntısı olan ve özgüvenini kaybeden, bunu kendine dert eden erkekler ereksiyon güçlüğü, erken boşalma, cinsel ilişkiden zevk alamama ve cinsel isteksizlik gibi pek çok sorunla karşılaşırlar. Sabit düşünce ve takıntı kendilerini devamlı meşgul ettiği için bu şikâyetler ortaya çıkar.
Penis boyunu takıntı haline getirmeyen erkeklerin cinselliği daha doyurucu ve eşini daha mutlu ettikleri araştırmalar ile ortaya çıkmıştır.

Penis boyunu dert etmeden cinsel hayatı daha düzene sokmak için:
1- Eşler bir birine güvenmeli, birbiri ile samimi olmalı ve her konuyu açık, açık konuşabilmeli, birbirini sevmeli ve saygı duymalı şefkat göstermelidir. İstek ve beklentilerin paylaşılması, yeterli ön sevişme yapılması gereklidir
2- Orgazmın sadece penis boyu ile ilgili olmadığını bilmeleri gerekir. Orgazm beyinde gelişen bir olaydır. Penis boyu ve kalınlığı ile tatmin, orgazm arasında ilgi yoktur. Orgazm, tatmin ayrı şeyledir. Kadının kulağına tatlı dille söylenecek güzel söz bile kadının tatmin olması için yeterli olabilir.
Erkek zaten boşalınca orgazm olur. 
Kadında vajinal orgazm için penisin ucunun rahim ağzına kadar ulaşması önemlidir. Bunun için ortalama 9-10 cm uzunluk ve 1.5-2 cm kalınlık yeterlidir. Zaten Türk kadının vajina standardı 8-9 cm dir. Normal bir penis vajinanın dibine kadar ulaşır. Bundan daha büyük penisler kadına zevk değil acı verir. 
Erkek kendisini kadın orgazm makinesi gibi görürse elbette penis boyundan şikâyet edecektir. Kadın vajinasının hassas bölgesi iç ve dış dudaktan itibaren 4-5 cm içeridedir. Bu duruma göre 9 cm lik penis kadını çok rahat orgazma ulaştırır. Kadın sürtünme ile bile orgazma ulaşabilir.
3- Ruha odaklı sevişme tekniklerini öğrenip uygulamaları da gerekir. Fantezilerin faydası olabilir. 
4- Penis boyuyla cinsel performans arasında doğrudan bir ilişki bulunmaz. Şayet takıntı varsa penis boyundan daha önemli olduğunu gerçeğini kabul etmek gerekir. Penis boyu sadece psikolojik tatmini sağlayabilir, Kalın bir peniste cinsel zevki arttırabilir. Ama cinsellikte penis boyundan çok işlevi ağırlıklıdır, Duygusal birleşmenin olmadığı ve tam ereksiyon sağlayamayan bir erkek penis boyu normal olsa da eşini mutlu edemez. 
5- Bunun için söylenen en meşhur deyişler şöyledir: 
‘ Önemli olan boyu değil işlevidir.
‘Ne uzunu ne kalını, en makbul olanı, içinde en çok kalanı’
6- Boy mu işlev mi sorusuna verilecek en güzel cevap aslında "duygu"dur. Duygu cinselliği yaşamaktır.
7- 8- 18 cm üstü penisler genelde ilişki sırasında zevk yerine acı vermektedir.

Penis boyu takıntısı ve anksiyete erkekler arasında çok yaygındır. Ergen, ergenlikten çıkan birçok erkeğin derdidir. Eğitimli olsun olmasın birçok erkekte bu hastalık vardır.
Dünya ataerkil (Erkek egemen toplum) bir yapı üzerine kuruludur. Ataerkil toplumlarda penis gücü temsil eder. Kılıç, mızrak, kargı, cirit oynamak hep penisin şuur altındaki görüntüsüdür. Hatta Hacivat ve Karagöz oyunlardaki Hacivat’ın elindeki sopayı devamlı sallaması penisi sallamak manasına gelir. Böylece erkek kendini güçlü hisseder, rakibine üstünlük kurmak onu egemenlik altına almak ister.
Sigmund Freud çocuğun cinsiyete ilgisi 3-5 yaşları arasında başladığını yazar. Bu döneme Fallik dönem der. Bu dönemde çocuğun ilgisi cinsel organlardır. Erkekte penis, kızda vajina dikkati ön plandadır. Zaten uzmanlar bu yaşlar arasında çocuğun sünnet edilmesini tavsiye etmemektedirler. Çünkü çocuk her şeyi olan penis kesilecek yok edilecek manasını çıkarır. Penisin önemi bu yaşardan gelir ve ergenlik sonlarına kadar devam eder. Ona göre her şey penis ve erkekliğin simgesi gene penistir.

Penis boyu takıntısının ve anksiyetenin asıl nedeni, rekabet ve güç duygusudur. Mesele penisin boyu değil, kişinin onu algılama biçimidir.
Yani onun için önemli olan kaç cm olduğu değil algısındaki penis boyudur. Bu şeklide penisinin küçük olduğunu algılayan kişi, bilinçaltında, eşini daha iri penisli birine kaptırma endişeleri ve kaygıları olur ve bu bilinçaltında yer eder. 
Çocukların birbirine göstererek penis kıyaslamaları hatta yarıştırmaları bundandır. Penis büyük olmazsa tam erkek olamayacakları, evlenince kısır veya eşini tatmin edemeyecek korkuları, yanlış cinsel bilgi böylece bilinçaltına yerleşir.
Penis, tek başına düşünüldüğünde büyük ya da küçük ol(a)maz. Kişinin böyle algılamasının nedeni kendi penisini başkaları ile kıyaslamadır.
Sonuç olarak şunu diyebiliriz; Penis boyunu kendisine dert edenler takıntı ve anksiyete (kaygı) bozukluğu içindedir. Gençlerin takıntı yanında asıl problem penis değil anksiyetedir yani kaygı bozukluğu. Hanımıma karşı mahcup olur muyum? İlerde eşimi mutlu eder miyim? Eşim beni aldatır mı? Eşimle bu yüzden ayrılacak mıyım? Gibi sadece kaygı bozukluğu yaşamaktadırlar. Bu kaygı bozukluğu tedavi edilebilen bir hastalıktır.

Penis büyütmek için bilinen doğru ve yanlışlar:
1- Penisi büyütmek için yapılan ilaç ve alet kullanımı, cerrahi müdahale kalıcı bir çözüm getirmemekle birlikte risk ve yan etkileri çok fazladır.
2- Cerrahi operasyonlar ancak çok gerektiği halde yapılmalıdır. Ameliyat izi, ameliyat parçası kalıntısı gibi yan etkileri yanında buradaki damar ve sinirlerin kesilmesi nedeni ile sertleşme sorunları da yapabilir.
Ayrıca bu operasyonlar devlet hastanesinde yapılmadığı için serbest piyasada 7-8 bin lira gibi bir maliyet gerektirir.
Anestezi, narkoz riskleri de elbette olacaktır. Bunlara rağmen ameliyat olup pensini 2-3 cm büyüten olmuştur.
En iyisi kendiniz ve doktorunuzun ortak karar vermesi.
3- Penisi büyüten hiçbir ilaç, bitkisel ilaç yoktur. Piyasada satılan ve internete satışı sunulan her ilaç ve bu kisve altında satılanlar aldatmaca kandırmacadır.
Üstelik Sağlık Bakanlığı onayı var deyip, küçük, okunmaz puntolarla yazılan yazılarla ilanların altına konulmakta ve insanlar aldatılmakta takıntıları istismar edilmektedir. Sağlık Bakanlığı bunların hiç birine ruhsat vermemiştir. Sade Köy işleri ve Tarım Bakanlığı bitkisel kökenli olmasına dayanarak ruhsat veriyor ama etkisi hakkında bir şey söylemiyor.
Hele aktarlarda açık halde satılan ve her biri mikrop yuvası, ne olduğu belli olmayan bitkiler faydadan ziyade zarar veriyor.
Bunların karaciğer ve böbreklere zararlı olabileceği de çok açıktır.
4- Penis vakum pompalar penisi büyütmekten ziyade penise zarar veren aletlerdir. Penis damarındaki kanı emerek ve penis dokusu içine hapsederek penisi şişiren bu pompalardan fayda bulan bir kimseyi ne duyduk ne de gördük.
Ama bunu kullanıp sertleşme sorunu yapan ve peniste kalıcı deformasyon, eğrilik, şekil bozukluğu yapan çok hasta gördük.
5- Penis gerdirmek için kullanılan aletler (Traksiyon aletleri) gene aynı sebeplerden dolayı fayda yerine zarar verir.
6- Büyük ve uzun bir penis yerine,  uzun süre sertliğini koruyabilen daha küçük bir penise sahip olmak daha avantajlıdır. 
7- Penis takıntısı sadece erkeklerde değil kadınlarda da vardır. Yanlış ve eksik cinsel bilgi kadının da böyle olumsuz bir düşünceye sevk ederek küçük penisle orgazm, tatmin olmama arasında ilgi kurabilmektedir. Hele bunu erkeğe yansıtırsa durum daha da vahim bir hal almaktadır.
8- Hipnoz cinsel terapi olumlu sonuçlar vermektedir. Bu işle uğraşan bir psikiyatri uzmanı bulmak lazım.
9 Penis takıntısı olanların sayısı toplumda fazla yer tutmaz. Ama psikolojisi bozulan bu ergenler interneti aktif kullandıkları için herkeste bu dert varmış gibi algılanır.
10- Bu ergenler genellikle internetten porno seyrettikleri için (Ben bunlara "Pornocu" diyorum.) orada ilaçlarla suni olarak şişirilmiş penisleri görüyorlar birde kendi penislerine bakıyorlar takıntı halinde penislerinin küçük olduğunu zannediyorlar ve aşağılık duygusuna kapılıyorlar. 
11- Sizin penisinizle dalga geçen kadınlara sizde vajinasının ne kadar büyük olduğunu söyleyin. 

Sonuç ve Tavsiyeler: 
1- Her şeyden önce penisiniz 9-11 cm’se takıntı yapmaya gerek yoktur. ‘Önemli olan boyu değil işlevidir’ sözü size düstur olsun. Bunu kendinize dert ederseniz sizde takıntı, kuruntu, evham hastalığı başlar. Ki bu psikolojik hastalıklar küçük penis hastalığından daha kötüdür. Ömrünüzü çekilmez hale getirir. Hayattan zevk almanızı engeller. 
2- Medyanın olumsuz etkilerinden kendinizi koruyun. Bilhassa pornolardan uzak durun. Pornodaki uzun penislere, saatlerce süren geç boşalmalara aldanmayın. 
Buradaki edineceğiniz yanlış bilgiler sizi başta aşağılık duygusu olmak üzere birçok psikolojik hastalığa yakalanmanıza neden olur. 
3- Doğru bilgiler edinin. Bu hususta güvendiğiniz yazıları okuyun. Penis boyunu uzattığını iddia eden sitelerden uzak durun. Bu siteler kasıtlı olarak mallarını satmak için penisi küçük gösterdiklerini unutmayın
4- Arkadaş çevrenize dikkat edin. Bilgisiz, cahil, size zarar verecek arkadaşlardan uzak durun.
5- Penis boyu normal sınırlarda olduğu halde hâlâ penisinizin küçük olduğunu düşünüyorsanız, takıntı olmadığını düşünseniz bile bir psikiyatri uzmanından yardım almaktan çekinmeyin. Psikiyatrinin yapmış olduğu hipnoz tedavisinin faydalı olduğu bilimsel olarak ispat edilmiş olduğunu unutmayın.

DİĞER YAZILARIMIZ:
Penis Boyu Neden Önemlidir?
Genelev Gerçeği
Varikosel
Masturbasyon hakkında bilmek istedikleriniz.
Erken Boşalma ve Tedavisi
Sertleşme Sorunu ve Tedavisi 
Prostat Hastalıkları ve Prostat İltihabı 
Eşcinsellik ve Homoseksüellik
Porno ve Zararları
Böbrek Hastalıkları
Böbrek ve Oruç 
Sünnet 

Genelev Gerçeği

Genelev erkeklerin şehvetini tatmin için para karşılığında kadınlarla ilişkiye girdiği yerlerdir.
Randevu evleri daha özel yerlerdir. Ama sonuçta amaç aynıdır.
Burada kadınlar bedenlerini para karşılığında satarlar. Tabi ki bedeninin belirli bölgelerini. Mesela genelevde kadın göğüslerini ve dudaklarını, kalçalarını pazarlık dışında tutar.

Genelevin diğer isimleri: Aşağı mahalle, Kırmızı Fener, koltuk, kerhane, umumhane, fakülte, Hollanda Amsterdam da Red Light District denen mahalle vardır.

Buralarda hiçbir kadın kendi isteği ile çalışmaz. Kadınlara senet imzalatılır böylece ekonomik bağımsızlığı elinden alınır. Uyuşturucu ve alkol alışkanlığı ile maddi ve manevi bağımlılık sağlanır. 
İnsanlık ve kadın onurunun hiçe sayıldığı, ayaklar altına alındığı yerlerdir.

Genelevlerin patronu bir kişi gözükse de aslında devlete vergi veren işletme müesseselerdir. Meşhur Genelev patroniçesi Matild Manukyan (Ermeni) yıllarca Türkiye vergi şampiyonu olarak birçok meşhur firmaları, holdingleri sollamıştır. Yani onlardan daha fazla kazanmış ve bu kazancını vergi olarak devlete ödemiştir.
Bu durumdan devlet nasıl faiz, kumar gelirinden memnunsa gelen bu fuhuş parasından da memnundur.

Devlet genelev kadınlarını kayıt altında tutmak için onlara vesika vermektedir. Vesika ticari taksi plakası gibi sayısı bellidir. Türkiye de sayısı 3000 civarındadır. Yani çalışan kadın sayısı 3000 civarında olup bu sayı artmaz, eksilmez. 1968 yılında baş rolleri Türkan Şoray ve İzzet Günay’ın oynadığı "Vesikalı yarimim" filmi, Türkiye de genelev sorununa parmak basmış olsa da yeterli değildir.
Birde 1967 yılında Sadri Alışık’ın ve Fatma Girik’in oynadığı ‘Kız kolunda damga var’ filmi aynı amaçla çekilmiştir. Bununla ilgili birde şarkı olmalı.
Zannederim o zamanlar genelev kadınlarının koluna damga basılıyor,aynı hayvan damgalar gibi damgalanıyormuş. Kadınların ne derece aşağılandığı bir gerçektir. 

Genelevlerin gerekli olduğunu savunanların fikirleri genellikle şunlardır:
1- Genelev olmazsa tecavüzler çok artar. Bunun hakkında bilimsel bir çalışma yapılmamıştır. Sadece fikirdir. Bugün genel ev olmayan birçok şehirde tecavüz olayları artmamaktadır. Tecavüz bir ruh hastalığıdır. Genelev olsa da olmazsa da tecavüz olacaktır.
İnsan güdülerini kontrol etmesini bilmelidir. Kontrol edemiyorsa hayvanlardan farkı yoktur.

2- Genel evlerde kadınlar devamlı kontrol edildiği için cinsel yolla bulaşıcı hastalıklar kontrol altına alınır. Bu da doğru bir şey değildir.
Buradaki kadınlar üç ayda kontrol ediliyor, belki de ayda bir. Fakat şu bir gerçek ki cinsel yollarla bulaşan hastalıkların çoğu genel evlerden kapılıyor. Çünkü kadın hastalığı kaptığı andan itibaren 1 ay süre ile bulaştırıcıdır. 
Bir erkekle yattıktan sonra güzel temizlenmeyen bir kadın 10 dakika sonra başka bir erkekle yatarsa (ki çok defa böyle oluyor) hastalığı 2 ci erkeğe doğrudan bulaştırır.

3- Genelev olmazsa kadınlar bunu açık pazar halinde yapar iş kontrolden çıkar: Doğru bir şey değildir. Polis ve ahlak zabıtalarının müdahale ettiği bir yerde fuhuş artmaz. Devlet tarafından göz yumuluyor ondan dolayı fuhuş artıyor.

Genelevleri savunanların dayandığı noktalar bunlardır. Devlet vergi geliri için göz yumduğu genelevlerin sakıncalarını görmezden geldiği, üzerinde durmadığı nokta budur. Böylece genel evlerde birçok gencin hayatı kararmaktadır.

Erkekler neden geneleve gider?
1- Gençlerin birbirini "Milli olmak" amacı ile teşvik etmeleri.
2- Ergenlerin yeni bir kimlik arayışı ve cinsel kimliğini bulma isteği.
3- Evli erkeklerin evlerinde aradığı mutluluğu genelevde bulacağını zannetmesi.
4- Merak. Nefsine uymak.
5- Sertleşme sorunu olanların acaba başka bir kadında denersem sonuca ulaşır mıyım merakı.
6- Ergenlerin erkekliğini ispatlamak için mutlaka gerekli olduğunu zannetmeleri.
7- Zevk ve şehvetinin çok olduğunu ve geneleve gitmenin çare olduğunu zannetme.
8- Cahillik, genelevlerin zararının bilinmemesi. Bu müessesin devlet tarafından işletildiğinin düşünülmesi.Zararsız ve sakınca olmadığının zannedilmesi.
9- Arkadaşların "Evlenince başarılı olmasın" diyerek yanlış bilgi vermesi

Genelevler gitmenin sakıncaları ve zararları şunlardır:
1- Tıbbi Sakıncası: Genelevden bulaşan bir mikrop prostata yerleşirse prostat iltihabına dönüşür. Bu mikroplar çok dirençli ve verdiği zarar çok fazla olduğu için tedavisi zor ve çok uzun sürer. Şikayetler daha şiddetlidir. Başka bulaşıcı hastalıklar da olabilir. Bunlar frengi, AİDS, HPV dediğimiz virüslü sivilce, mantar, üretrit, klamidya enfeksiyonu dediğimiz penisin akıntılı hastalığı en sık görülenleridir.
Oradaki kadınlar temiz diyemeyiz. Daha önceki bir kişide hastalık varsa, kadın temizlenmeden (temizlense bile) ikinci bir kişi ile temas olması hastalığın bulaşmasına neden olur.

2- Psikolojik Sakıncası: Arkadaşları arasında milli olmak için gönderilen bir ergen orada geçireceği ruhi ve psikolojik travmayı ömür boyu  üzerinden atamayarak psikiyatri hastalığına neden olabilir. Bunlar psikolojik erken boşalma, sertleşme sorunları, aşağılık duygusu, güvensizlik sinir, stres, ruhi depresyon, ruhi deformasyon, hayal kırıklığıdır. Bu hastalıkların hepsi genelev kökenlidir. 
Çok defa evlilik hayatındaki cinsel hayatı hayal ederek giden kimseler aradığını burada bulamıyor ve hayal kırıklığına uğruyor. Kendi ailesi ile genelev kıyaslanır mı? Kadının aceleci olması, sertleşmeyi aceleye getirmesi, erkeklerden intikam almak amacı ile erkeği küçük görmesi, kişinin penisi ile dalga geçmesi bu psikolojik sorunları beraberinde getiriyor.
Aşağılık duygusu, mahcup olma, depresyon, çekingen olmak, güvensizlik kişide penis küçüklüğü takıntısı, erken boşalma, sertleşme sorunları olarak ortaya çıkar.

3- Ahlaki ve Sosyal Sakıncası: Burada çalışan kadınlar zavallılardır. Hepsinin annesi babası, kardeşi vardır ve istemeden bu yola düşmüşlerdir. Müşterisinin bir anlık zevki için kendini feda eden kimselerdir. Birilerinin kız kardeşi, anası halası, teyzesidir.
Hiç kimse anasının bacısının burada çalışmasını istemez. Peki, bu kadınların abisi, babası yok mu? Onlarda toplumun bir bireyi değil midir?

4- Kişisel Sakınca: Kişi sağlıklı bir düşünceyle bile genelevin sakıncasını mantığın da bulabilir.
Kalbinin derinliklerinde bu işin yanlış olduğunu bilir.
Birçok erkeğin el vurduğu bir et parçasına kendinin el vurması ve bundan zevk alması nasıl bir düşüncedir?
Bulaşıcı hastalık kapma riski (Aids gibi ölümcü hastalıklar dâhil), psikolojik hastalığa yakalanma riskini göze alarak, üstelik bunun için para vererek yapmayı hangi akıl hangi mantık hangi düşünce kabul eder?

5- Dini Sakıncası: Bu işlem zinadır. Allah yasaklamıştır. (İsrâ Suresi Ayet 32, Nur Suresi Ayet 2). Zina insanı helake (yok olmaya, Cehenneme) götüren ikinci büyük günahtır. Bilmeden gaflet ile yapılmışsa ahrette büyük cezası vardır. İnanan insanlar için böyledir inanmıyorsa,zaten mesele yoktur. Ama kendini samimi olarak İslam dininden kabul eden ve bunu his eden kimse İslamın emirlerine uymak zorundadır.
Bence geneleve gidip zina yapmanın en sakıncalı durumu budur. Allah'ın yasakladığı bir şeyi yapmak Allah' a ve peygambere savaş açmaktır. 
‘Ben seni Allah olarak tanımıyorum emirlerine uymuyorum’ demeye cesaret ister. Bir anlık zevk (zevk olsa bari) dünya ve ahreti kaybetmek akıl kârı değildir. Şahsen ben Allah'a savaş açmam/açamam, açacak olana da yol gösteremem. Bunun hesabından korkarım.

SONUÇ ve ÇARE:
Erkeklerde terbiye edilmemiş bu nefis, devlette bu ilgisizlik ve vergi hevesi oldukça genelev problemi devam edecektir.
Her insanda nefis vardır. Bu nefis kişinin hayatını idame ettirmesini sağlar. Yemek, içmek, soğuktan barınmak nefsin istekleri olduğu gibi neslini devam ettirmek nefsi de kendini cinsel birleşme ile gösterir. Çoluk, çocuğa, torun ve torbaya karışmak ister. Bu duygu insanın içgüdülerinde vardır.
Cinsel istek, nefis, zevk nesli devam ettirme güdüsü normal yollardan yapılmalıdır. Nesli devam ettirme cinsel yolla olacağı için cinsel hayatı meşru yollardan sağlamak gerekir. Bunun yolu dini ve ahlakî olarak evliliktir. Bu nedenle evlilik dışı ilişkiler dini, ahlakî olarak toplumda ve sosyal hayatta hoş karşılanmaz. 
Günümüzde evlilik yaşı ileri yaşlara kaymıştır. Bunun ekonomik ve sosyal birçok sebebi vardır. 25-30 yaşına gelen bir genç 
evlen(e)memektedir. Evlenmek için haklı olarak sosyal hayatını düzene sokmak istemektedir. (Ekonomik özgürlük, evlenmede seçicilik, meslek sahibi olmak, kariyer yapmak gibi.).  Peki bu gencin cinsel ihtiyaçları nasıl karşılanacak? Cinsel ihtiyaç aynı ekmek, su ihtiyacı gibidir. Bunların karşılanması gerekir.

Masturbasyon hakkındaki kitapçığıma şu linkten bakabilirsiniz:

http://www.dralihatay.com/soru-ve-cevaplarla-masturbasyon.html

Sonuç ve Tavsiyeler:
1- Her şeyin başı eğitim olduğu için gençleri bu hususta eğitmek gerekir. Aile, okul eğitimlerinde cinsel konular hakkında sağlıklı bilgiler verilmeli.
2- Ergenlik çağında çocuklara sahip çıkmalı. Yanlış yollara sapmaları önlenmeli.
3- Genelevlerin yukarıda saydığımız sakıncalarından bahsedilmeli.
4- Arkadaş çevresine dikkat etmeli.
5- Evlenmeleri hususunda teşvik etmeli, destek olmalı.
6- Çocuklara nefis terbiyesi, sabrı, tevekkülü öğretmeli.

DİĞER YAZILARIMIZ:
Penis Boyu Neden Önemlidir?
Genelev Gerçeği
Varikosel
Masturbasyon hakkında bilmek istedikleriniz.
Erken Boşalma ve Tedavisi
Sertleşme Sorunu ve Tedavisi 
Prostat Hastalıkları ve Prostat İltihabı 
Eşcinsellik ve Homoseksüellik
Porno ve Zararları
Böbrek Hastalıkları
Böbrek ve Oruç 
Sünnet 

Soru/Cevaplı Cinsel İşlev Bozukluğu

İktidarsızlık teşhisi, 'erkeğin üç ay boyunca cinselliği arzuladığı halde ilişki sırasında yeterli sertliği sağlayamaması' halinde konuyor. Birkaç başarısızlık iktidarsızlık anlamına gelmiyor
Erkeklerin yüzde 80'i hayatının bir döneminde erkekçe bir sağlık sorunuyla karşı karşıya kalıyor. 

Sorunların başında hiç kuşkusuz cinsel işlev bozuklukları geliyor. Bunlar arasında en çok dikkat çeken de yüzde 10 görülme sıklığıyla iktidarsızlık. Yaşla birlikte yükselen iktidarsızlık oranları erkekleri ciddi anlamda telaşlandırıyor. İktidarsızlığın görülme oranı 70 yaşında yüzde 20, 75 yaşında ise yüzde 50'ye kadar yükseliyor. Gerek diğer cinsel işlev bozuklukları gerekse iktidarsızla ilgili tedaviler artık Türkiye'de rahatlıkla yapılabiliyor. Doğal viyagralardan mutluluk çubuğuna, haplardan psikolojik terapilere kadar uygulanan her türlü tedavi yöntemini konunun uzmanı ünlü doktorlarla görüştük. 
Bu dizide kadınlara da ilişkilerini hareketlendirecek ve sorunlara çözüm olabilecek önemli ipuçları var. 

'Sorun' üç ay sürerse… 
Profesör Dr. Halim Hattat, erkeklerin korkulu rüyası iktidarsızlığın nedenlerini ve tedavi yollarını anlatırken, bu 'komplike' durum için birçok branşın bir araya gelip teşhis koyduğunu söyledi. 
İktidarsızlık nedir? 
Tıp dilinde 'cinsel işlev bozukluğu' dediğimiz şey halk arasında iktidarsızlık diye adlandırılıyor. Ancak iktidarsız kelimesi Türk toplumunda aşağılama olarak kullanıldığından biz 'cinsel işlev bozukluğu' veya 'sertleşme sorunu' demeyi tercih ediyoruz. Üç ayı aşkın bir süre bir insanın cinsellikle ilgili arzu duyup ilişkiye girmek için yeterince sertleşme elde edememesi durumuna sertleşme sorunu adı verilir. Yani hayatının belirli bir döneminde 
tek bir kez başarısız olan insanın hemen doktora koşması gerekmiyor. Ancak bu durum altı ay devam ederse doktora başvurmalıdır. 

Hangi doktora başvurmalı? 
Yurtdışında 'cinsel fonksiyon bozuklukları'yla ilgili sorunlar tek bir doktor tarafından değil, beş altı değişik branştaki uzmanın bir arada olduğu kurullar tarafından ele alınıyor. Bu kurulda psikiyatr, nörolog, doğum kontrol uzmanı, iç hastalıkları uzmanı, üroloji uzmanı ve hormonlarla ilgilenen doktorlar bulunuyor. Değişik branşların bir arada çalışmasının nedeni sertleşme sorununun son derece komplike bir olay olması ve birçok nedenden kaynaklanmasıdır. Bu tür bir sorunu olan kişi her uzmana ayrı ayrı gittiğinde şikâyetini anlatmaktan bıkıyor ve belirli bir noktada sorununa çare aramaktan vazgeçiyor. 

Türkiye'de aynı mantıkla 1988 yılında YÖK'ün de kabullenmesiyle 'Cinsel Fonksiyon Bozuklukları Merkezi' kuruldu. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi bünyesinde kurulan merkez çok yönlü olarak hizmet veriyor. Herkesin bu merkeze ulaşması mümkün olmayabilir, bu nedenle ilk etapta ürologlara 
gidilerek yol gösterilmesi sağlanabilir. 
İktidarsızlık neden kaynaklanıyor? 
1990'lara kadar iktidarsızlık sorunlarının yüzde 90'ının psikolojik kökenli olduğu kabul ediliyordu. Ve yapılan araştırmalarda da bu ortaya çıkıyordu. Ancak 2000'li yıllara yaklaştıkça sertleşme sorununun esas büyük nedeninin organik olduğu belirlendi. Yüzde 100 organik ya da psikolojik değil ama organik nedenlerle birlikte psikolojik nedenler de etkili oluyor. Dolayısıyla biz böyle bir konuyu ele alırken üç aşamayı inceliyoruz. 

1- Organik sebepler 
2- Psikolojik sebepler 
3- İkisinin de birlikte olduğu nedenler

Organik faktörler 
Damarsal faktörler: Bunu anlatmak 
için peniste sertleşmenin nasıl olduğunu bilmek gerekiyor. Görsel veya kokusal yolla uyarılan beyin, bel kemiğinin arasındaki sinirler aracılığıyla penisi uyarır. İleti sinir sistemiyle penise ulaştığında içinde bazı maddeler salgılanır. Bu maddelerin salgılanmasında amaç damarları gevşetmektir. Damarları gevşetmekte nitrik oksit dediğimiz bir madde yapıtaşı teşkil eder. O maddenin mutlaka olması gerekir. Nitrik oksit salgısını engelleyen her hastalık ve her etken, iktidarsızlığa neden olur. 

Sertleşmenin olması için kanın penisin gevşeyen dokusunun içine dolması gerekir. Eğer damarlarda bir sorun varsa kan penisin içine yeteri kadar dolamaz veya dolsa bile kısa sürede dışarıya çıkarak sertleşme sorununu oluşturur. 
Damar sertliği de iktidarsızlığa neden olur mu? 
Damar sertliği tansiyon yapabilir ve tansiyon sonucunda da damarları gevşetip penise kan dolmasını sağlayan nitrik oksidin salgısı azalır. Bu durumda da sertleşme sorunu görülebilir.

Kaza da bir faktör olabilir mi? 
Trafik kazalarında veya herhangi bir kaza nedeniyle sinir ileti sisteminde ve bölgeye kan taşıyan damarlarda kesilme olabilir. Bu durum penise kan gitmesini engelleyerek iktidarsızlığa yol açar. 
Şeker hastalığının rolü var mı? 
Aslında diyabetin iki türlü etkisi var. Bizim hastalarımızın büyük bölümünü diyabetliler teşkil ediyor. Hem nörolojik, hem de damarsal sorunlar ortaya çıkabiliyor. Şeker hastalığı da, kontrolsüz olduğu durumlarda vücuttaki sinir sistemi üzerinde son derece olumsuz etkiler yaratır. Göz sinirlerini tahrip ederek görmeyi engelleyebileceği gibi penise beyinden mesaj ileten sinirler üzerinde de tahribat yapabilir. Bu sistemin çalışmaması da iktidarsızlığa neden olabilir. 
Başka hangi hastalıklar iktidarsızlık nedenidir? 
Alzheimer, multiple skleroz gibi beyin içinde algılamayı yapacak nöronları etkileyen hastalıklar da iktidarsızlığa yol açar. 

Alkolün ne gibi bir etkisi var? 
Alkol devamlı olarak alındığında sinir uçlarını uyuşturuyor ve beyinden gelen iletiyi etkiliyor. Böylece penisteki maddelerin salgısını azaltıyor. 
Baypas ameliyatı sonrasında birçok kişi sertleşme sorunu yaşıyor, bu durum neden kaynaklanıyor? 
Baypas sonrası aort çevresindeki dokular kullanıldığı için ereksiyonu oluşturan sinir ve damarlar da zarar görebiliyor. Ve bu nedenle ameliyat sonrası hastaların önemli bir bölümünde ereksiyon sorunu yaşanıyor. Bunda ameliyat sonrası kullanılan ilaçların da payı büyük. 

Sertleşme sorunuyla size başvuran bir erkek ne gibi testlerden geçiriliyor? 
İlk aşamada hastayla sohbet ediliyor. Hem psikolog hem ürologla ayrı ayrı konuşmalar yapılıyor. Ürolog organik anlamda geçirdiği hastalıklar, sorunları, kullandığı ilaçlar, damarsal yapısı, tansiyon, şeker gibi birçok soru soruyor. Psikolog da çocukluğundan başlayarak aile yapısı kültürel özellikleri, cinselliğe bakış açısı, eşiyle ilişkisi, işyerindeki konumuyla ilgili sorular yöneltiyor. Sonra bir tetkik formu ortaya çıkıyor. 

Kan ve hormon etkisi 
Rutin yapılan damarsal nörolojik, metabolik ve hormonal, tiroit fonksiyonları testleri uygulanıyor. Prostat kanseri var mı, karaciğer fonksiyonları normal mi, sorularına yanıt aranıyor. 

Kardiyolojik anlamda bir sorunu olup olmadığı da kardiyolog tarafından araştırılıyor. Bir ilaç verirsek alabilir mi, alamaz mı, bu belirleniyor. Eğer ortada komplike bir durum varsa, mesela sorun 10 yıldır devam ediyorsa, kişide organik ve psikolojik faktörler tümüyle inceleniyor. 
Doppler tetkiki: Damarların tıkalı olup olmadığını görmek için doppler yapılıyor. 

Erkeklerde sertleşmeyi oluşturan iki fonksiyon var. Bir, kanın dolması. İki, kanın yeterince penis içinde kalması. Doppler yarım saatlik bir incelemeyle, bunu ortaya çıkarıyor. Kişinin doppler çekilmeden önce aç olması veya özel bir şey yiyip içmesi gerekmiyor. Tek istediğimiz relaks olması. Önce hastanın normal halde damar fonksiyonlarına bakıyoruz. Daha sonra bir iğneyle ereksiyon sağlayarak sertleşme halindeki damar fonksiyonlarının nasıl çalıştığını inceliyoruz. Tam ereksiyon oluşuyor mu, ereksiyon ne kadar devam ediyor, bunları ölçüyoruz. Çünkü damarlardan kan gelebilir ama kan erken çıkar ve ereksiyon tam cinsel birleşme anında biter. 
Radyolojik inceleme: Dopplerin devamı şeklinde yapılıyor. Dopplerde görmediğimiz damarları radyolojik araştırmada görüyoruz. Erkekte ereksiyonun oluşması için ne kadar sıvıya gereksinim var, ereksiyonu ne kadar süre muhafaza edebiliyoruz sorularına yanıt buluyoruz. Bu durumların normal ve normal olmayan sınırları var. Onu ölçüyoruz. Sıvı vererek sertleşme oluşturuyoruz. Sıvının kaybolmadan peniste kalabilirliği ölçülüyor. 

Cinsellikle ilgili yanlışlar 

Erkek cinsel ilişkiyi her zaman ister ve buna her zaman hazırdır. 
Başka işlerde olduğu gibi cinsellikte de başarıya ulaşmak çok önemlidir. Her ilişki bir sınavdır. 
Erkek cinsel ilişkiyi yönetmek zorundadır. 
Sevişmek cinsel birleşme demektir. 
Erkek penisi sertleştiğinde en kısa süre içinde boşalması gerekir. 
Sevişme hakkında konuşmak ve düşünmek büyüyü bozar. 
Tüm fiziksel yakınlaşmalar cinsel birleşmeyle sonuçlanmalı. 
Her erkek kadına nasıl zevk vereceğini bilir. 
Sevişme ancak iki tarafın birlikte orgazm olmasıyla güzeldir. 
Eşler birbirini seviyorsa seksten zevk alır. 
İyi bir sevişme heyecanın sürekli tırmanması ve orgazmla sonlanması anlamına gelir. 
Mastürbasyon kötü bir şeydir ve zararlıdır. 
Cinsel ilişki sırasında masturbasyon yapılmaz. 
Erkeğin penisinin sertleşmemesi eşini çekici bulmadığı anlamına gelir. 
Cinsel birleşme sırasında fantezi kurmak yanlıştır. 
Erkek veya kadın sevişmeye hayır diyemez. 
Sevişmede neyin normal olduğuna ilişkin belirli kurallar vardır, dışına çıkılmaz.

İktidarsızlığa son 

'Mutluluk çubuğu' olarak da bilinen silikon protezlerin takılması yaklaşık bir saat sürüyor. Hastanede bir gün kalmak yeterli. Maliyet 1000-5 bin dolar, artı doktor ücreti. Kan şekeri yüksekse protez riskli

Hormon testinde ne bakılıyor, ne gibi ölçümler yapılıyor? 
Hormonlar yani erkeklik hormonu denen testosteronun yeterliliği de kan tahlili ile ölçülüyor. Erkeklik hormonunun azlığı kişide gözle de görülebiliyor. Sakallar seyrek ve az oluyor, ses inceliyor. 
Bir kişiye iktidarsızlık teşhisi ne kadar sürede konur? 
İki gün yeterlidir. Hastanın iki gece klinikte kalması ve testlerin yapılması gerekiyor. 
Testlerin maliyeti ne kadar? 
300-400 milyon lira. Hepsi paket halinde uygulanıyor. Uykuda ereksiyon testinin uygulandığı durumlarda hastanın kaldığı geceye göre değişen fiyat ödeniyor. 

Tüm testler yapıldı ve sonuçta hastada sertleşme sorunu belirlendi. Bundan sonra nasıl bir yol izleniyor? 
Elde ettiğimiz bulgulara göre uygulanacak iki tür tedavi var. 
1) Elimizdeki, sertleşme sorununu oluşturabilecek bulgulardan hangilerinin vazgeçilebilir olduğuna bakıyoruz. Örneğin alkol varsa uyuşturucu varsa, eşle ilgili sorunlar varsa, psikolojik bir sorun varsa psikoterapi öneriyoruz. Yeni evlenenlerin ilk gece sorunu da olabiliyor. 
Hiç cinsel deneyimi olmayan kişilerde, evlilik sırasında ilk kez cinsel ilişkiye girme baskısı nedeniyle sertleşme sorunları yaşanabiliyor. Bu gibi durumların çoğu cinsel bilgi yetersizliği nedeniyle ortaya çıkıyor. Cinsel ilişkiyi gösteren devlet bakanlığı kasetleri var. Biz cinsellik konusunda bilgi sahibi olmayan çiftlere bunları gösteriyoruz. Eğitim amaçlı bir izleme oluyor. Ayrıca diyabet, tansiyon ve kolesterol gibi sorunları olan hastaya öncelikle diyetle kan yağları, şeker ve tansiyonu düşürmelerini tavsiye ediyoruz. Ardından da hastaya güven aşılıyoruz. 
 

Psikolojik tedavi pahalı mı, maliyeti ortalama ne kadar tutuyor? 
Psikolojik tedavi çoğu kez fiziksel tedaviye yardım anlamındadır. Hasta psikologla 40-45 dakika konuşur. Bunun seansları da haftada bir kez olabilir. Paket olarak uygulanan bu tedavinin maliyeti de son derece düşük tutulmuştur. Ortalama 100 milyon lira civarındadır. 

2) Organik sorunlarda hastanın isteğine göre tedavi uygulanıyor. Eğer gerekli ise tedavi ameliyata kadar gidebiliyor. Bu aşamada hem psikolojik hem de ağızdan alınan ilaçlarla tedavi yapılıyor. Eğer neden başka ise mesela erken boşalma, ağrılı ereksiyon ise bu durumları ayrı ayrı araştırıp psikoterapi ve ilaç tedavisini beraber uyguluyoruz. 

İğneyle tedavi: Sertleşme sorunu yaşayan kişi cinsel ilişkiye girmeden önce penisine sertleşme sağlayacak özel bir iğne yaparak cinsel ilişkiye hazır oluyor. Bu belirli durumdaki kişilere uygulanıyor. Mesela prostat kanseri olmuş bir kişi bu yöntemi rahatlıkla uygulayabiliyor. Bu yöntem tedaviden çok, kişinin kendi kendine ereksiyon sağlayamadığı durumlarda cinselliği yaşaması amacıyla kullanılıyor. 

İğneler dolmakaleme benziyor. 
İğneyi hasta partnerinden gizli yapabiliyor. 
İlişkiye girmeden 15 dakika önce partnere belli etmeden yapılan iğne sertleşmeyi sağlıyor ve yaklaşık iki saat sürüyor. 
İdrar yolundan ilaç: İğne benzeri bir uygulama diyebiliriz. Hasta idrar yolundan bir tüp ilaç sıkıyor ve bu sayede sertleşmeyi 
sağlıyor. Bu ilacı sıktıktan kısa bir süre sonra sertleşme başlıyor ve yaklaşık yarım saat sonra son buluyor. 
Vakumla sertleşme: Vakum cihazı negatif basınçla ereksiyon olmasını sağlıyor. 
Bu da tıpkı iğne ve idrar yoluyla sıkılan ilaç gibi belirli bir süre devam ediyor. 
Bunların maliyeti nedir? 
Eğer hastaya ilaç vereceksek tedavinin maliyeti ilaçların fiyatlarıyla ilgili. Enjeksiyonlar da aynı şekilde ilaçların maliyetiyle ilgili. 

Protez silikon kimlere takılıyor? 
Diğer tedavilere cevap vermeyen kimselere takıyoruz. Yani hasta yukarıda sıraladığımız ağızdan alınan ilaçlar, iğneler, hormonal tedaviler ve kremlere cevap vermezse ameliyat yapılır. Bazıları da ben asla ilaç istemem, iğne istemem diyor. 
Bu gibi durumlarda da tek çare olarak ameliyat yapıyoruz ve halk arasında mutluluk çubuğu olarak bilinen protezleri takıyoruz. 

Protez nasıl takılıyor? 
Protez penisin kan dolması gereken yerine yerleştiriliyor. Bu protezlerin çeşitleri var. 
Sürekli sert kalan protezler: Protez uygulamasının ilk başladığı yıllarda çıkan bu model en basit ve en ucuz protezdir. Sürekli sert olan protezleri bile öyle ayarlıyoruz ki sürekli dimdik vaziyette durmuyor. İlişki sırasında erkek isteğe bağlı olarak yeterli büyümeye ulaşıyor. Çünkü sadece penis başının kanlanması bile büyüme için yeterli. 
Protezi takan birçok erkeğin eşi bu durumdan haberdar değil. Eşi uyurken de penisine dokunursa o anda mı sertleşti yoksa zaten sert miydi, bunu bilemiyor. 

Bükülebilen ve ilişki sırasında düzeltilen protezler: Ameliyatla penis içine yerleştirilen bu protezlerin içinde bir mekanizma bulunuyor. Mekanizma tamamen derinin içinde olduğu için dışarıdan hiçbir şey belli olmuyor. Protezi takan kişi ilişki öncesinde penisinin belirli bir yerine dokunarak mekanizmayı harekete geçiriyor ve böylece sertleşme sağlanıyor. Daha sonra yine aynı sistemle penisinde yumuşama sağlıyor. 

Pompalı protezler: İlişki sırasında şişirilerek sert hale getiriliyor. Penisin yanında elle kumanda edilen bir buton var. Buraya basılarak şişiriliyor ve yeniden bir düğmeye basılarak küçültülüyor. Bu buton ameliyat sırasında derinin altına yerleştirildiği için dışarıdan kesinlikle gözükmüyor. Hatta birçok kişi bunu partnerine belli etmeden kullanıyor. 
Partner erkekte protez olduğunun farkına bile varmıyor. Butona basıldığında protezin içindeki sıvı protezin ucuna doğru ilerlediği 
için sertleşme meydana geliyor. 
 

En iyisi pompalı veya bükülen protezler ise niye diğer protezi tercih edenler var? Fiyat farkı nedeniyle mi? 
Fiyat önemli değil, yani aralarında çok büyük fiyat farklılıkları yok. Ancak kişinin fiziksel durumu pompalı tipi uygulamaya yeterli olmayabilir. Örneğin elini kullanamayan bir kişi ilişki anında pompalı protezi şişiremez. Ya da çok şişman, çok yağlı veya diyabeti vardır, metabolik problemi vardır, bu gibi durumlarda da kişi pompalı ve düğmeliyi kullanamaz. Ayrıca yaşlı insanların fiziksel durumu böyle hareketleri yapmaya müsait olmayabilir. Biz bu durumlarda ameliyat öncesinde eşlerin de fikrini alıyoruz. 

Protez ameliyatı ne kadar sürüyor? 
Hasta ameliyata girdiği gün bile hastaneden çıkabilir. Ama yaşı ve diğer vücut fonksiyonları uygun değilse bir gün yatırıyoruz. Örneğin hasta diyabetikse bir gün hastanede kontrol altında tutmak istiyoruz. Ameliyat gününden bir gece önce akşam hastaneye yatan kişiyi sabah ameliyat ediyoruz. Ameliyathanede ilk hasta olmasına özen gösteriyoruz. 
Çok hassas bir ameliyat olduğu için mikrop kapmaması açısından böyle bir uygulamaya gerek duyuyoruz. Ameliyat bir saat civarında sürüyor ve genel anestezi yapılıyor. Bazen narkoz alamayacak durumda olan hastalara lokal anestezi de yapıyoruz. 

Protez kimlere takılmaz? 
İdrar yolu enfeksiyonu olan hastalara bu uygulama yapılmıyor. Ereksiyon oluşturacak nörolojik sebepler ortadan kaldırılmadan 
ameliyatı gerçekleştirmemiz mümkün değil. Ayrıca alerjik bünyesi olanlara da bu ameliyatı yapamıyoruz. Çünkü alerjisi olan kişi vücuda başka bir madde kabul edemeyeceği için protezin takılması sakıncalı oluyor. Yaşı çok ileri olanlara, 70'li yaşların ilerisinde olanlara bu protezi takmayı tercih etmiyoruz. Ayrıca kişinin bu ameliyatı olmadan önce eşinin onayını almış olmasına özen gösteriyoruz. Eğer eşinin onayını almazsa ameliyatı kabul etmiyoruz. Diyabetikse, kardiyolojik sorunu varsa kardiyologunun onayını almadan ameliyatı yapmıyoruz. 

Ne gibi riskleri var? 
Ameliyat sonrası alerji ve enfeksiyon bakımından çok önemli. Kan şekeri 400-500'lerde olan hastaya bu ameliyatı yapmıyoruz. Tansiyonu yüksek olanlarda risk var. Bir de her ameliyatta olduğu gibi anesteziden kaynaklanan riskler var. 

Protezin maliyeti nedir? 
Protezle ilgili maliyetler 1000-5 bin dolar arasındadır. Bu protezin kendi maliyetidir. Ayrıca buna hastanın seçtiği hastaneye göre bir de hastane masrafı eklenecektir. Örneğin biz devlet hastanesini mesela, Cerrahpaşa'yı örnek alırsak ameliyat 1.5 milyar lira civarındadır. Ameliyatı bir hocanın yapacağını düşünürsek 1 milyar lira civarında artı maliyet olur. 

Bunlar özel sigortalar tarafından kabul edilen ameliyatlar değildir. Emekli Sandığı protezin bazı modellerini ödüyor. Ancak bu uygulama protezin basit modelleri için geçerli. 

Protezin içinde ne var? 
Bu tam bir silikon değil. Ama alerji yapmayan ve silikona benzeyen bir madde. Bazılarının içinde sıvı, bazılarında ise özel gümüş tel var. İçinde hava da olabiliyor. 

Protez bir kere takıldığında kaç sene kullanılabiliyor? 
Protezler üretilirken sertleşme ve bükülme hesabı yapılıyor. Bir insanın ömür boyu kaç cinsel ilişkiye girebileceği, yüzde hesabıyla 
hesaplanıyor. Bu nedenle protezi takan kişi ekstra bir durum olmadığı sürece ömür boyu kullanabiliyor. 

Bu ameliyat için bir alt ve üst yaş sınırı var mı? 
18 yaşında kişi de bunu taktırabilir. Örneğin doğumsal diyabeti var, ayrıca bir kaza sonucu sinirlerinde veya damarlarında oluşan kesikler nedeniyle iktidarsızlık çıkmış olabilir. Bu nedenle yaşı küçük olsa da bu ameliyat yapılır. Üst yaş için de bir sınır var. 

Protez çubuk üremeyi olumlu veya olumsuz yönde etkiler mi? 
İlişkiye girmeye imkân sağladığı için olumlu yönde etki yapar. 

Uykuda ereksiyon testi 
Kişi mutlaka kliniğe geliyor ve uyuyor. İki veya üç gece klinikte kalması gerekiyor. Kalırken penisin uç kısmına ve dip kısmına iki tane prop takılıyor. Ve tıpkı kalp atımlarını tespit eden alet gibi minik bir alete bağlanıyor. Ereksiyonu tespit eden bu alet, hasta uykudayken ereksiyon olup olmadığını kaydediyor. 
Çünkü uykunun rüya fazında mutlaka sertleşme oluyor. Bu her erkekte yaşanıyor. Rüya fazına girince olan ereksiyon yaklaşık 15 dakika devam ediyor. Rüyadan çıkınca gevşiyor ve sonra rüyaya girince tekrar ereksiyon başlıyor. 
Penisin ucuna bağlı olan alet bunları kaydedince ertesi gün kaydettiği disket bilgisayara bağlanıyor ve hastanın gece boyunca yaşadığı ereksiyon durumu ortaya çıkıyor. 
Bu alet devlet hastanelerinde de var ama bütün bu sistemlerin hepsinin bir arada toplanması çok önemli. Yoksa zaman çok uzuyor ve kişi sıkıldığı için tetkikleri yarıda bırakabiliyor.

Riski düsürmek için! 
Doç. Dr. Teoman Cem Kadıoğlu, Türkiye'de iktidarsızlık oranı ve iktidarsızlığa yol açan etkenleri anlattı. Doç. Dr. Kadıoğlu, iktidarsızlığın psikolojik etkenleri arasında 'ilk deneyimin kötü geçmesi, arkadaşların anlattığı abartılı cinsel hikâyeler ve çocuklukta geçirilen travmaların bulunduğunu söyledi. 

İktidarsızlığın Türkiye'de görülme sıklığı nedir? 
Toplumumuzda erkeklerin yüzde 10'unda bu sorun vardır. Sosyoekonomik durum, sağlık etkileri ve sosyal yapılardan bağımsız olarak birçok nedenden kaynaklanan sertleşme sorununun dünyada görülme sıklığı da yüzde 10 olarak belirlenmiştir. Yüzde 10 birçok kişiye son derece az bir oran gibi gelse de tıbben çok yüksek bir orandır. 

Kimlerde iktidarsızlık riski daha yüksek? 
Erkeklerde iktidarsızlık sorunu yaşla birlikte artar. Yaş 70'e çıktığında yüzde 20, 75 yaşında ise yüzde 50'lere kadar uzanıyor. 55 yaşından sonra iktidarsızlık riski hızla artıyor. 

Cinsel yaşamın canlı olması iktidarsızlığı önler mi? 
Genç yaşlarda daha canlı cinsel yaşam sürdürenlerin cinsel aktivitesi yaş ilerleyince de canlı kalıyor. Cinsel yaşamı genç yaşlardayken de az olanların yaşlanınca cinsel aktivitesinde düşüş görülüyor. 70 yaşını geçen erkekler arasında yapılan bir istatistikte bunların yüzde 80'inin seksüel açıdan aktif olduğu gözlemlenmiş. Ama bu yüzde 80'inin hepsini eşli ilişkiler değil, mastürbasyon da oluşturmaktadır. İlerleyen yaşla birlikte vücutta bazı değişiklikler oluyor. Öncelikle meni miktarı azalıyor, boşalma şiddeti azalıyor, orgazm süresi kısalıyor ve arada ikinci sertleşmeye dek geçen süre de uzuyor. 

Sertleşme bozuklukları iki çeşit: 
1-Organik: Fiziksel bünyeye ait sebep. 
2-Psikolojik: 30 yıl önce sertleşme bozukluklarının psikolojik kökenli oldukları düşünülüyordu. 70-80'li yıllarda tersine döndü ve çoğunlukla fiziksel olduğu görüşü benimsendi. Şimdi bu iki faktörün etkileşimi ve bileşkesi ile ortaya çıktığı düşünülüyor. Tabii gençlerde daha çok psikolojik, 50 yaşın üzerinde ise fiziksel sorun olduğu düşünülüyor. 

'Birden olmaz' 
Bir fonksiyon birdenbire bitmiyor. Performans stresi, yaşlanma stresi bu durumda etkili oluyor. Bazen tren rayından çıkıyor ve o an için sorun görülüyor. Ancak kısa süreli tedaviyle cinsel aktivite tekrar rayına oturabiliyor. 

Sertleşme sorununun psikolojik nedenleri neler olabilir? 
Kapalı ortamlarda büyütülenlerde yani baskı altında yetiştirilenlerde bu sorun daha sık görülebiliyor. Çocukluğunda travma geçirenlerde, ensest ya da tecavüz girişimine uğrayanlarda ayrıca ilk cinsel deneyimini yaşadığı genelevde veya başka bir ortamda 
aşağılanma gibi bir durumla karşılaşanlarda bu sorun ortaya çıkabiliyor. 
Seksüel eğitim almamışlarda, aile ilişkileri kötü olanlarda, evhamlı insanlarda da sertleşme sorunu sıklıkla görülüyor. Eşle ilgili bir sadakatsizlik sorunu da etkili oluyor. 

Beklenti yüksekse 
Beklentileri normalin üzerinde olan insanlar da sertleşme riski altında. Örneğin kahvelerde abartılarak anlatılan cinsel ilişkiler bunu ciddiye alanlarda eksiklik hissi yaratıyor ve kişi kendine güvenini yitirerek iktidarsızlık sorunu yaşayabiliyor. 
Felaketler halinde örneğin deprem sonrası da cinsel sorunlarla ilgili artış gözüküyor. Birçok kişi iktidarsızlık şikâyetiyle kliniklere başvuruyor. 

Beyinle ters orantılı 
Aynı şekilde ekonomik kriz de cinsel sorunlarda etkili oluyor. Ayrıca dulluk, partnerin kaybı da bu durumlarda çok etkili. Başarısız olma kaygısı da sorunlara neden oluyor. 
Sistem şöyle gelişiyor: İnsanın beyni yumuşayınca penisi sertleşiyor. Beyni sertleşince yani herhangi bir nedenden dolayı strese girilince de penis yumuşuyor, yani sertleşme sorunları ortaya çıkabiliyor. 

Tansiyon ve kalp ilaçları da iktidarsızlık riski taşıyor mu? 
Kan basıncını düşürmeyi amaçlayan ilaçlar sertleşme bozukluğuna neden olabilir. Bu ilaçlar tüm vücutta olduğu gibi peniste de kanlanmayı azaltır ve penise giden kan miktarının azalmasıyla da erkekte ereksiyon sorunu ortaya çıkar. Damar genişletici etkisi olan kalp ilaçları da iktidarsızlığa neden olabilir. 

Sakinleştirici ilaçlar etkili mi? 
Sakinleştirici ilaçlar uyuşturucu etkilerinden dolayı insanda sertleşme sorununa neden olurlar. Zaten sürekli uyku halinde olan bir insanın libidosunun da düşeceği tartışmasızdır. 

Dikkat, her Viagra 'Viagra' değil 
Sertleşme tedavisinde ilacın rolü ne? 
Ağızdan alınan ilaçların çoğu geçmişte kaldı. 
Viagra artık tüm pazarı kapladı. Bütün iş bir denge meselesi, peniste sertleşme olduğu anda bile sertleşmeyi engelleyecek maddeler salgılanıyor. Daha sonra bu salgılar baskın hale geldiğinde sertleşme bitiyor. Viagra'nın içindeki aktif madde, sertleşmeyi sonlandıran salgıyı frenliyor. Cinsel istek olduğunda, sevişme başladığında sertleşmeye doğru etki oluyor. Bunu azaltan etkenler ise Viagra tarafından frenleniyor ve sadece pozitif etki ortaya çıktığı için daha güçlü bir ereksiyon yaşanıyor. 

En fazla 4 saat 
Viagra bu etkisiyle psikolojik kökenli iktidarsızlığa bile çare olabiliyor. Çok ağır bir organik durumda örneğin atardamarların penise kan taşıyamadığı bir durumda Viagra etkili olamaz. Viagra alındıktan bir saat sonra kişi cinsel ilişkiye girebiliyor. Etki iki-dört saat sürüyor ve sonra da yok oluyor. 

Viagra düzenli olarak kullanılınca mı etkili yoksa tek hap şeklinde mi? 
Tek hapta istenen etki sağlanıyor. İlacın etkisi geçtikten sonra da tekrar aynı etkiyi sağlamak için başka ilaç almak gerekiyor. Alındıktan bir saat sonra psikolojik olarak da kişinin kendine güvenini getiriyor. Ve kişi bunu düzenli olarak kullandığında sorunu da psikolojikse tedavi olabiliyor. Ancak fiziksel olarak uzun vadede iyileştirici bir etkisi yoktur. Bir de işleyen demir ışıldar mantığıyla hızlı bir cinsel yaşamı olan ve çok cinsel ilişkiye giren kişi ileride bunun ödülünü alıyor. Cinsel performansında düşüş yavaşlıyor. 

Viagra zararlı mı? 
Damarların genişlemesine yarayan ilaç sadece penisteki değil tüm damarları genişletiyor. Kalbe giden damarlarda da genişleme oluyor. Bütün damarlar genişleyince kalbe ve beyne giden kan miktarı da azalıyor. Böylece enfarktüs ortaya çıkabiliyor. 
Özellikle damar genişletme için dilaltı veya nitratlı ilaç alan kişilerde, uzun süredir seks yapmamış ileri yaşlardaki insanlarda ölümle sonuçlanan vakalar görülüyor. Ama insanlar cinsel ilişki sırasında ölüm riskinin zaten arttığı bir durumda oluyor. Kişi Viagra kullanmasa bile seks sırasında kalp ritmi artar, tıpkı spor yapar gibi. Siz yaşlı olan bir kişiye spor yaptırsanız da aynı şey oluyor. 

Partner genç olunca risk artıyor 
Örneğin 79 yaşında bir kişi Viagra alıp 69 yaşındaki eşiyle de birlikte olmuyor. Yani kişi yaşlı, partneri de genç olunca bir de Viagra ile aşırı performans gösterince sonuç tabii ki tehlikeli olabiliyor. Özellikle Viagra'nın dozu çok önemli. Doktor denetiminde hangi dozun alınacağına karar verilmesi gerekiyor. Viagra doping amacıyla da kullanılabiliyor. Kişi bir rekor denemesine gitmeye çalışıyorsa faydası olur. Ama normal ilişkiye ek keyif veya güç katmıyor. 

Viagra artık Türkiye'de işportada da satılıyor. Tezgâhtan ilaç almak doğru mu? 
Tahtakale'deki işportacılara gidip Viagra alıp kafasına göre kullananları da duyuyoruz. 
Öncelikle Viagra'nın dozu çok önemli. Ancak Tahtakale'de satılan ilaçların yüzde 90'ı zaten Viagra değil. Bir kısmı Viagra görünümünde ağrı kesici. Mavi olan Viagra şeklinde ilaçlar yapılıyor. Bunlar psikolojik olarak kişiyi rahatlatabilir. Ama içinde Viagra'nın aktif maddesi bulunmuyor. 

Bazı mide ilaçlarının da iktidarsızlığa neden olduğu doğru mu, hangileri? 
Evet, mideden fazla asit salgılanmasını engelleyen bazı ülser ilaçlarının uzun süreli kullanımında bu sorun görüldü, fakat daha sonra bu yan etkiyi azaltan ilaçlar kullanıma girdi. Şişkinliği azaltan ilaçlar için bu geçerli değil

'Acele'si olanlar doktora! 
Doç. Dr. Teoman Cem Kadıoğlu, erkeklerin karşılaştığı 'erken boşalma, penis eğriliği, ilk gece korkusu' gibi sorunları ve tedavi yollarını anlattı: 

Erken boşalma nedir? 
Cinsel birleşme, gerçekleştikten sonra her iki partneri de tatmin edecek makul sürede ilişkinin sürmesidir. Pratikte bu duhulden sonra ilişkiyi en az beş dakika sürdürebilmek anlamına gelir. 

Erken boşalmanın kökeni fiziksel mi psikolojik mi? 
Çoğunlukla bu sorun psikolojik kökenlidir. Cinsel yaşamda acemilik, partnere alışık olmama, rahat ortamda bulunmama, fazla veya az istek duyma, suçluluk duygusu gibi çeşitli etkenlerden kaynaklanabilir. 

Tedavisi mümkün mü? 
Evet, altta yatan bir ürolojik sorun varsa düzeltilir. Hastaya durumuyla ilgili rahatlatıcı bilgi verilir, partneriyle birlikte uygulayacağı teknikler anlatılır. Gerekli durumlarda ilaç tedavisi yapılır. 

Eğri penisin çaresi var mı? 
Biz bu duruma tıp dilinde 'peyroni' diyoruz. Penisin sertleşen bölümlerini sınırlayan kılıfın üzerindeki kireçlenmiş plaklar nedeniyle oluşan bir hastalık. Bu genelde ağrı ve penisin eğriliğine neden oluyor. Orta yaşlı erkeklerin yüzde 5 ile 1'ini etkileyen bir durum. Genelde 40- 60 yaş arasında görülüyor. Genetik bazı nedenlerle de oluşabiliyor. Travmaya bağlı olabiliyor. 
İltihabi durumlarda ya da şeker hastalarında sıkça görülüyor. Bu, gelişen bir durum, sabit bir durum değil. Sorun ne tarafta ise penis o tarafa doğru eğiliyor. Eğim belirli bir dereceye vardığında hasta cinsel ilişki sağlayamaz ve çok ağrı çeker duruma geliyor. 

Tedavisi nasıl yapılıyor? 
Bir süre destek (ilaç) tedavisiyle bekleme süresi koyuyoruz. Yaklaşık bir sene bekliyoruz. Eğer iyice şekil bozukluğu varsa düzeltici bir ameliyat yapmak gerekiyor. Destek tedavisi çok anlamlı bir tedavi değil. Hastaların yüzde 10-20'sinde eğrilikte azalma görüyoruz. Yüzde 60'ında da ameliyat gerektirebilecek eğrilikte artma görülüyor. Bu durum sertleşme sorunuyla birlikte de seyredebiliyor. Tedavisinde bazı özel yöntemler kullanılıyor. Penisin damarlarından alınan yamalar o bölgeye çıkarılarak konuyor. Bunda tek sorun var; penis boyunda bir santim kadar bir kısalma olabiliyor. Hastanın da bu durumu ameliyat olmadan önce bilmesi çok önemli. 

Bu ameliyat ne kadar sürüyor? 
Bir-iki saat sürüyor. Hastanın bir gün hastanede yatması gerekiyor. Damar sorunu olanlara bu ameliyatla birlikte protez de takılabiliyor. Çok yüksek maliyetleri yok. 1000-1500 dolar civarında. 

Penisi büyütmek, küçültmek, kalınlaştırmak için de estetik operasyonlar yapılıyor mu? 
Evet, böyle ameliyatlar yapılıyor. Kişinin kendi vücudundaki yağlar kullanılarak bölgeye yağ enjekte ediliyor ve kalınlaşma sağlanıyor. Ancak çok düzgün bir görüntü elde edilemiyor. En çok görülen, şişman erkeklerde penisin hemen önüne gelen yağ dokusunun alınmasıdır. Yağ dokusu alınınca organ ortaya çıkıyor ve sanki uzatma yapılmış gibi oluyor. Penisin kemiğe bir askı bağlantısı var onu kestiğinizde eskisine 
göre daha uzun ve sarkık durur. Ayrıca göbek altındaki yağların alınmasıyla da büyükmüş gibi görülebilir. 

İdeal ölçüler var mı? 
Türkiye'nin penis konusundaki ortalamaları Amerika ve Avrupa'nın ortalamasından biraz düşük olmakla birlikte Çin ve Japonya'nın ortalamasından daha yüksektir. Psikolojik olarak penisini küçük bulanların çoğu da aslında yanlış düşünüyor. Aslında ideal ölçü çiftlerin ilişkiden zevk aldıkları ölçüdür. Cinsel ilişki kurmaya yetecek ereksiyon halindeki penis boyu 10-11 santimetreden itibaren normal kabul edilir. Ortalaması 12-12.5 santimetreye oturuyor. Ancak bu ırklara göre farklılık gösterir. Ama aynı şekilde kadınların cinsel organlarıyla ilgili ölçüler de ırklara göre farklılıklar gösterir.
Ama sonuçta burada amaca bakmak gerekiyor, amaç cinsel haz ve çocuk sahibi olmak ise bunların boyutla birebir ilgisi yoktur. 

Performansın ölçüsü var mı? 
Performans da göreceli bir kavram. Bir temas kurduktan sonra ikincisini kuramıyorum diye gelenler var. Ama bu kişi 50 yaşında ve 10 senedir evli. Yani kişinin beklentisi çok önemli. Doktora gidiyor ve 'Ben niye iki kez üst üste ilişkiye giremiyorum' diyor. Bu, kadınlar arasında da var. Erkekler gerçek cinsel yaşamlarını çok az konuşuyorlar, kadınlar daha fazla konuşuyor. 

Cinsel hayatta ortamın rolü nedir? 
Değişik ortamlar cinsel yaşam için çok önemli. Cinselliğin kökeni olan heyecan verici etkilerden en önemlisi de değişiklik. Partner değişikliği, cinsel isteği artıran etken. Çok uzun yıllar beraber olunan, doğumlar yapmış, fizik olarak çökmüş bir eş ne kadar fazla sevgi olursa olsun cinsel açıdan eski isteği uyandırmayabiliyor.

Başka bir ortamda erkeğin karşısına çıkan çok genç bir kadının libido uyarısı farklı oluyor. Türklerdeki kuma işlerinin nedeni de budur. Evlerine bir yeni versiyon alıyorlar ve cinsel yaşamlarını renklendiriyorlar. Bunlar toplum hayatında hep olan şeyler. 

İlk gece korkusu da ülkemizde önemli sorunlardan birini teşkil ediyor. Bu korku iktidarsızlığa neden oluyor mu? 
İlk geceye bağlı iktidarsızlıklara sıkça rastlıyoruz. Gece yarısı düğün kıyafetleriyle bir güruh acil servise girer. Hepsi de biraz çekingen ve sıkıntılıdır. Doktora 'Bunlar evlendi ama damat ilk gece başarılı olamadı' der. Çocuk denebilecek yaştaki damat önümüze gelir. Biraz soruşturduğumuzda daha önce bir kadınla birlikte olmadığını anlarız.

Bugüne kadar bildiği tek şey mastürbasyondur. Üstelik düğün gecesi içki içmiştir ve strese girmiştir. Tüm bunlar toplandığında başarısızlık söz konusu olur. Bu gibi durumlarda penise yapılan tek bir iğneyle tedaviyi gerçekleştiriyoruz. Kişinin kendine güveni gelince zaten böyle bir sorunu kalmıyor. Eşle birlikte konuşmak çok önemlidir. Bu hastalar bilgilendirici konuşma sonrasında bir daha doktora ihtiyaç duymaz. İlk gece sorunları ülkemizdeki baskıcı büyütme şeklinden kaynaklanan bir sorundur. Bu durum dünya literatürüne bile girdi. Avrupa veya Amerika'da böyle bir sorun yok. Çünkü kişi çocukluktan itibaren cinselliği normal şekilde yaşıyor ve kabulleniyor. Cinsel organını da bir tabu olarak görmüyor. Çoğu da cinselliği evlilik öncesi partneriyle birlikte yaşıyor. Hiçbir ülkede bizdeki gibi kızla çocuğu bir odaya koyup kapıda bekleme durumu yaşanmıyor. 

İktidarsızlık için bitkisel ilaçlar
Naneden kerevize 'Viagra' 
Nane: Cinsel isteği artırır. Erkekte psikolojik iktidarsızlığı giderir. 
Kuşdili: Tüm salgı bezlerini dengeli bir şekilde çalıştırır. Erkeklerde iktidarsızlığı giderir. 
Kekik: Vücudun savunma gücünü ve erkekte cinsel arzuyu artırır. 
Tarçın: Cinsel isteği artırır. 
Zencefil: Tüm vücudu uyararak bedenin ve zihnin çalışma gücünü artırır. Erkekte cinsel gücü artırır. 
Maydanoz: Bedenin yorgunluğunu ve ruhi bunalımını giderir. Libidoyu yükseltir. 
Kişniş: Erkeklerde cinsel arzuyu artırır. Günde bir kahve kaşığı kullanılır. Sinir sistemine de çok yararlıdır. 
Kırmızı biber: Cinsel isteği artırır. Ancak damar sertliği, üre ve tansiyonu olanlar yememelidir. 
Vanilya: Çeşitli nedenlere bağlı iktidarsızlığa karşı etkili. Erkeklere cinsel güç kazandırır. 
Sivribiber: Bol miktarda C, P, K vitamini içerir. Erkeklerde cinsel isteği artırır. 
Hardal: Cinsel arzuyu artırmanın yanı sıra sinirleri kuvvetlendirir. Midesi hassas olanlar, karaciğer, damar sertliği ve tansiyon rahatsızlığı bulunanlar kullanmamalı. 
Kereviz: Çeşitli iç salgı bezlerine tesir eder ve onların faaliyetlerini artırır. Bu yüzden erkeklerde cinsel faaliyeti artırır. 
Ayçiçeği: Bol protein ihtiva eder, içeriğinde bol miktarda E vitamini vardır. İktidarsızlığa engel olur. Kalp ve sinir hastalıklarına karşı koruyucu. Cinsel arzuyu artırır. 
Greyfurt: İçerdiği bol C vitaminiyle dinçlik verir. Aynı şekilde cinsel yaşama da etkisi olur. 
Çam fıstığı: Bol E vitamini var. Cinsel tükenme, buna bağlı olarak ruhi çöküntü ve kalp rahatsızlıklarına karşı etkili. 
Antepfıstığı: Protein ve E vitamini içerir. Cinsel arzuyu artırır. 
Mesir macunu 
Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi Hafsa Sultan, Manisa'da hastalanır ve hastalığına çare bulunamaz. Hafsa Sultan'ın yaptırdığı Sultan Camii Medresesi'nin başına getirilen Merkez Efendi, bitki ve baharat karışımından oluşan bir macun hazırlar. 41 çeşit baharat karıştırılarak hazırlanan bu macun sayesinde sağlığına kavuşan Hafsa Sultan, ilacın bütün hastalara dağıtılmasını ister. Ağrı, hazımsızlık ve iştahsızlıklara karşı da kullanılan mesir macunu, dünyada 'Türk Viagrası' olarak tanınıyor. 

Tarihi afrodizyaklar 
Eskiden Endülüslü kadınlar erkekleri etkilemek için eteklerinin altına kayısı yaprakları ya da kayısı çiçekleri koyarmış. 
Muz, 18. yüzyılda cennetin 'yasak meyvesi' olarak ün yapmış. 
17. yüzyılda enginar yiyenlere 'yoldan çıkmış' gözüyle bakılırmış. 
Eski bir Fransız atasözü: Kadınlar kerevizin erkekler üzerindeki etkisini bilselerdi, onu aramak için Paris'ten Roma'ya giderlerdi. Kereviz, 15. Louis'nin metresi Madam de Pompadour'nun da gizli silahıydı..

Bir testle prostat teshisi 
Doç. Dr. Teoman Cem Kadıoğlu, erkeklerin korkulu rüyası olan prostat hakkında bilgi verdi. 

Prostat nedir? 
Doğuştan itibaren her erkekte bulunan ve idrar torbasının tam çıkışını çepeçevre saran bir salgı bezidir. İdrar yollarının savunmasını yapan ve meniye katılan değişik salgılar 
üretir. Yani prostat belirli bir yaştan sonra olan değil, doğuştan itibaren tüm erkeklerde bulunan bir organdır. Ancak belirli bir yaştan sonra prostat büyümeye başlar. Bu büyüme tamamen fizyolojiktir. Saçlara ak düşmesi, derinin kırışması gibi normal yaşamın bir parçasıdır. Prostatın büyümesi için iki şart lazım: 
1- İnsanın yaşlanması. 
2- Erkeklik hormonunun olması: Yani kişinin prostat sorunu olabilmesi için erkekliğinin olması gerekir. Hadım edilmiş kişinin yani yumurtalıkları alınmış bir kişinin prostat sorunu olmaz. 
Prostatın türleri var mı? 
Prostat erkeklerin baş belası. Üç önemli hastalığı var. Bu üç hastalık organda genellikle değişik zamanlarda olmakla birlikte birbirinden tamamen ayrı olup aynı anda üçü birden de olabilir. 
1- Prostatitler: Prostatın iltihabıdır. 
İnsanı acil olarak hastaneye koşturan, idrarı yapamaz hale getiren bir hastalık. Ağırlıklı olarak gençlerde görülür. Cinsel yolla bulaşır. Hijyene dikkat etmemek de prostat iltihabına neden olabilir. Yüksek ateş ve idrar yapamama gibi şikâyetlerle başlar ve kişiyi yatağa düşürebilir. Prostat iltihabının tam tedavisi zor. Çünkü antibiyotikler bu organın içine zor geçer. 

İltihap yıllarca insanı süründürebilir. Bu nedenle bilhassa cinsel yolla bulaşan hastalıklarda çok dikkatli tetkik yapılması ve doğru tedavi edilmesi gerekir. Doğru tedavi edilmezse yıllarca bu durum devam eder ve sonucunda da kısırlık bile ortaya çıkabilir. Hastalıklı kişiyle beraber olduktan bir-iki hafta sonra idrar yolunda sızlama, kaşıntı, akıntı görülebiliyor. Bu durumdaki erkeğin mutlaka doktora (ürologa) başvurması gerekir. 

2- Büyümesi: Büyüyerek çevresinde bulunan idrar yolunu sıkılaştırması ve idrar yapmada zorluk oluşmasıdır. Bu hemen hemen herkeste normal olarak görülür. Sonuçta erkeklerin yüzde 10'u hayatlarının belirli bir döneminde prostatla ilgili bir sorundan dolayı ameliyat olurlar. Herhangi bir şekilde idrar yapmakta rahatsızlık hissedenlerin ise yüzde 30'u ameliyatlık haldedir. 

Prostat belirtileri gösteren kişi ne yapmalıdır? 
60 yaşındaki birinde belirtilerin bir kısmı var diyelim. Bu durum böbreklerine, idrar yollarına bir zarar vermiyorsa, yani iltihaba neden olmuyorsa burada kişiye bağlı bir durum vardır. Kişinin sosyal hayatı, çalışma hayatı değerlendirilir. Mesela kişi bir çiftçi ise bu tür durumlarla daha kolay başa çıkabilir. Tarlada çalıştığı için istediği zaman tuvalete gider. Ama bu kişi bir hâkim ise, bir holding yöneticisi ise mahkeme sırasında, toplantı sırasında sık sık ara vermek zorunda kalır. Bir şoförse ikide bir benzinci arar. Ama bir emekli 
istediği zaman tuvalete gidebilir. Herkesin prostatı büyür ama sadece bazıları ameliyat olmak zorundadır. Gerçekten şikâyetleri olmayan kişileri lüzumsuz yere ameliyat edersek daha mutsuz olurlar.

3- Prostat kanseri: İleri yaşlarda sık görülen bir başka türü de kanserdir. 60 yaşındaki insanlarda yüzde 30'unda, 70 yaşındaki insanların yüzde 40'ında kanser başlangıcı olacak kadar bozulmuş hücrelere rastlanır. Batı ülkelerinde trafik kazalarında ölen belirli yaşlardaki erkekler tarandığında 70 yaşındakilerin yarıya yakınında kanser görülür. Prostat kanseri erken aşamalarda yakalandığında tamamıyla yok edilebilir ve hastalıktan eser kalmaz. Ama geç teşhis edilirse, hastalık kemiklere yayılırsa sadece idare edici tedaviler yapılır. Batı ülkelerinde 40-45 yaşından itibaren PSA denilen bir tetkikle tarama yapılarak, kanser araştırılır. Kadınların meme taraması yaptırdığı gibi erkeklerin de bu testi yaptırması gerekmektedir. Basit bir kan testidir.
 
Sonraki aşamalar nelerdir? 
Prostat için başvuran insanı, tüm bu şikâyetleri değerlendirdikten sonra muayene ederiz. Bu muayene makattan parmakla yapılır. 
Hem kanser hem de prostatın ne kadar büyüdüğünü görmek açısından bu önemlidir. Mesela normalde bu kestane kadar bir organdır. Büyüyerek greyfurt kadar olur. Normalde 20 gram olan bu organ 200-250 grama kadar ulaşabilir. Dışarıdan bakılınca görülmez, makata doğru büyür. Kanser şüphesi varsa ultrason eşliğinde bir parça alınarak dokuda kanser olup olmadığı anlaşılır. 

Prostat sonrası iktidarsızlık sorunu oluşur mu? 
Bu tip ameliyatları olan insanlar genellikle yaş nedeniyle büyüyen prostatı küçültmeyi amaçlıyorlar. Bu nedenle yaşları ileri. Bir de ameliyat geçirince iktidarsızlık, en azından kendine güvensizlik dönemi olabiliyor. Kapalı prostat ameliyatı sonrası yüzde 10, açık prostat ameliyatı sonrası yüzde 15 bir iktidarsızlık riski var. Prostat kanseri ameliyatında ise iktidarsızlık riski çok yüksektir. Bir de bu ameliyattan sonra yaklaşık hastaların dörtte 
üçünde meni ileriye doğru değil arkaya idrar kesesine doğru fışkırıyor. Bu durumda da iktidarsızlık değil ama kısırlık ortaya çıkıyor. 

Önlemek için ne yapmalı? 
Sebze meyve ağırlıklı beslenme öneriliyor. Batı usulü fastfood tarzı beslenmenin prostat kanseri riskini artırdığı söyleniyor. 
Bu nedenle prostatı önlemek için yapılacak belirli bir tedavi şekli olmasa da doğal beslenmenin her türlü hastalığa olduğu gibi prostat kanserine de iyi geldiği belirtiliyor. Bitki kökleriyle ilgili ilaçlardan da bahsediliyor. Ancak bunların hiçbirinin yüzde 100 doğruluğunun kanıtlanmadığı da bir gerçek. 

Sık sık tuvalete koşturur 
Prostatı olan insanların bazılarının ya da bir kısmının yaşadığı belirtiler: 
1-İdrar yaptıktan sonra boşalamama hissi. 
2-Sık sık idrara gitme 
3-İdrarı kesik kesik yapma 
4-Sıkışık bir şekilde sık sık koşarak acil hissiyle tuvalete gitme 
5-İdrar yaparken akımın çok ince olması 
6-İdrar yaparken ıkınmak zorunda kalmak 
7-Geceleri iki ya da daha fazla tuvalete kalkma ihtiyacı 
8-İnce ve ayak dibine doğru idrar yapmak 
9-İdrar sonrası damlamalar olması 
10-İdrar kaçırma 
11-Mesanenin dolarak şişmesi ve idrar yapamama sonrası şiş bir karınla hastaneye koşturmak 

Prostat ameliyatı nasıldır? 
Kanser tespit edilmemişse hastaların çoğunu kapalı ameliyatla ya da gereğinde açık ameliyatla tedavi ediyoruz. Kapalı ameliyatlar 90 gramın altında olanlarda kullanılır. Kapalı ameliyat, cerrah uzmansa açık ameliyat kadar iyidir ve hasta daha az hastane de kalır, daha az rahatsızlık çeker. 
Prostat büyükse açık ameliyat zorunlu. Prostat ameliyatında prostat kanseri ameliyatından farklı olarak tüm prostat alınmaz. Bunu bir portakal olarak düşünün. Prostat, sulu dokunun şişmesiyle oluşur. Kanser ise bunun kabuğundadır. Kanser ameliyatında kabukla beraber tüm organ çıkıyor. 

Kapalı ameliyat nedir? 
Kapalı ameliyatta penisten fiberoptik bir aletle girerek prostatın, bir portakal oyulması gibi kazınmasıyla yapılır. 

Açık ameliyat nasıl olur? 
Açık ameliyatta prostata karından kesilerek ulaşılır ve prostat küçültülür. 
Ameliyat dışında tedavi var mı? 
Isı tedavisi, ultrason tedavisi, mikrodalga tedavisi, balonla germe tedavisi gibi birtakım ek tedavi yöntemleri deneniyor. Ama en başarılı yöntem cerrahi tedavi. Ameliyat olamayacak kadar ağır durumdakiler, kalp hastaları, anestezi alamayacak olanlar ya da çok ileri yaşlarda olup narkoz riski yüksek olanlar için ilaç tedavisiyle işemeyi düzenlemek mümkün. Ama genç yaşlardan itibaren ilaç vermek hem ekonomik olarak hem de kişinin bu ilaçları uzun süre kullanması gerektiğinden sakıncalı. 

Bu ameliyatların riski nedir? 
Bunlar, belirli komplikasyonları olan ameliyatlardır. Ama genelde kapalı prostat ameliyatının komplikasyonları açık ameliyata 
göre çok daha düşüktür. Günümüzde kapalı, açık prostat ameliyatları ve prostat kanseri ameliyatları emin ellerde yapılıyor. Gayet hızlı ve risksizler. Ölüm riski yüzde 1'in altına indirilmiştir. Bu, ameliyat sırasında ve ameliyat sonrasındaki üç aylık dönem için geçerlidir. 

Prostat ameliyatı ne kadar sürer? 
Kapalı prostat ameliyatı bir saatin altında, açık prostat ameliyatı 1.5 saat sürer. Kanser ameliyatı da 1.5 saat alır. 

Hastanede kaç gün yatmak gerekir? 
Kapalı prostat ameliyatı sonrası hasta üç gün hastanede yatar. Bu süre açık prostat ameliyatından sonra beş gün. 
Ameliyatın maliyeti ne kadardır? 
Devlet hastanesinde ve bir öğretim üyesi tarafından yapıldığı takdirde 2 milyar lira civarındadır. Kanserle ilgili ameliyatların maliyeti biraz daha farklı.

Babalığa engel değil 
Bir çiftin çocuğu olmuyorsa ilk akla gelen, kadında bir sorun bulunduğu. İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Teoman Cem Kadıoğlu, erkeklerde görülen kısırlık ile iktidarsızlık bağlantısı hakkında bilgi verdi. 

İktidarsızlıkla kısırlık birbirine karıştırılıyor. Doğru mu? 
Hayır bu kanı yanlış. İktidarsız, sertleşme yaşamayan kişiler de çocuk sahibi olabilirler. Spermin gelmesiyle, kalitesiyle ilgili bir durumdur. 

Bir erkek, 'Çocuğum olmuyor' diye size geldi? Ne yaparsınız? 
Biz olaya çocuğu olmayan insanlardan ziyade çocuğu olmayan çiftler diye bakarız. Çünkü çocuk kadın ve erkeğin katkısıyla oluşur. 

Ne gibi aşamalardan geçiyor? 
1- Kendisiyle konuşuruz, birtakım bilgiler alırız. Çocukluğundan itibaren geçirdiği hastalıklar, ameliyatlar, kadınlardan kapabileceği iltihabi ve mikrobik hastalıklar olabilir. Ayrıca meslek yaşamıyla ilgili, çevresiyle ilgili bilgileri alırız. Kullandığı ilaçlar ve eşiyle ilişkisinin sıklığını öğreniriz. 
2- Daha sonra muayene yaparız. Birçok sorun, muayenede ortaya çıkar. 
3- Diğer bir aşamada ise kişinin spermleriyle ilgili testler, gerekirse hormon ve kan testleri isteriz. Bazı genetik tetkikler isteyebiliriz. Ya da bazı ultrason, MR gibi görüntüleme tekniğiyle yapılan testler gerekebilir. 

Erkek kısırlığı ilaçlara bağlı olabilir mi? 
Eroin, morfin gibi maddelerin kullanımı ve vücut çalışan insanların doping için aldıkları maddeler, çocuk olmasını engelleyebilir ve zorlaştırıcı etkide bulunabilir. Çünkü bu tip ilaçlar kasları kuvvetlendirmek adına vücudun normal hormonal düzenini bozar. 
Şişmanlık kısırlık nedeni mi? 
Eğer şişmanlık hormonalsa ve obezite boyutlarındaysa etkili olabilir. Vücuttaki hormonal dengesizlik spermlerde de etkisini gösterir. 

Sigara kısırlık yapar mı? 
Sigara, sperm yapısı üzerinde de olumsuz etki yaratır. Sigara kullanan erkeklerde bu tip sorunların daha fazla olduğu gözlemleniyor. 

Alkol kısırlık nedeni mi? 
Hayır, alkol kullanımının spermler üzerinde bir etkisi yok. Alkol de uzun süreli ve sık kullanımında sorun yaratır. Ancak sigara daha zararlı. 
Başka hangi nedenler var? 
Çocuğu olmayan erkeklerin bir kısmının nedeni de 'ideopatik'tir. Yani kısırlıklarının nedeni belli değildir. Bunlar sadece bünyevi durumlar. Gerçi kısırlığın genetik kökenleri olduğu ortaya çıksa da yine de nedenleri tam olarak anlaşılmaz. Nedeni belli olmadığı için tedavisi de çok zordur. 

Kısırlık nedeni olan tüplerde tıkanıklık nasıl oluşur? 
Tüplerde tıkanıklık dört faktöre bağlı olarak meydana gelir: 
1- Zaman içinde gelişen kistlere bağlı olarak kısırlık sorunu ortaya çıkabilir. 
2- Doktor eliyle, yani vazektomi denilen bir doğum kontrol yöntemi sonucu tüplerin bağlanmasıyla gelişebilir. 
3- Doğumsal olabilir. Genetik nedenlerle, nakil yolları olan tüplerin gelişmemesi sonucu ortaya çıkar. 
4- Bir de cinsel yolla bulaşan bazı hastalıklar sonucu bu kanallarda tıkanmalar oluşur. Örneğin gonore, bel soğukluğu gibi gençlikte kadınlardan kapılan hastalıkların tedavi edilmemesi sonucu kısırlık ortaya çıkabilir. 
Tıkanıklık nedeni olan kısırlıkları artık özel mikrocerrahi ve endoskopik yöntemlerle başarıyla giderip normal yolla hamile kalınmasını sağlıyoruz. 
Bu tip hastalıkları kişi kaptığı günlerde anlayamaz mı? 
Bu hastalıklar her zaman olmasa da çoğu kez belirti verir. Mesela idrar yaparken yanma, tıpkı nezlede akıntı olması gibi. Tabii bu hastalığın ilerlemesinde yetersiz tedavi de etkili oluyor. Halkımız eczaneye gidiyor, bir ilaç alıyor. İlaç bir süre iyi geliyor ama sonra hastalık yine ortaya çıkıyor.  

Tüberküloz yani verem hastalığı da kısırlık yapabilir. 
Bu nedenlerden hangileri tedavi edilebilir, hangileri edilemez? 
Erkek kısırlığının en sık rastlanan ve tedavisi mümkün olan nedeni varikoseldir. Ergenlikte başlayan yumurta damarlarındaki varisleşme giderek ilerler ve spermlerin sayı, hareketlilik ve dölleme gücünü zamanla düşürür. Geç kalınmadan ve özel mikrocerrahi teknikle ameliyat edilerek ortadan kaldırılabilir. 
Bu teknikle hastaların yüzde 80'i ameliyattan fayda görür. Eski yöntemlerle başarısız varikosel ameliyatı geçirenlere de mikrocerrahi teknikle düzeltme ameliyatı yapabiliyoruz. 

Üniversitede son 10 yılda yaklaşık 2 bin kişiye uyguladığımız bu yeni yöntemle birçok hasta doğal yoldan çocuk sahibi oldu. Ayrıca bu teknikle aşılama ve tüp bebek yapılması gereken hastalarda döllenme oranı artıyor. 
Meni kanallarında tıkanıklık varsa bunu ortadan kaldırıcı mikrocerrahi ya da endoskopik ameliyatlar da yapılabiliyor. Sonuç alamadığımız durumlarda basamaklı olarak yardımlı üreme tekniklerini uygularız. Yani döllenmeye yardımcı oluruz. Erkeğin sperm üretimini maksimuma çıkarırız. Daha sonra aşılama ya da tüp bebekle döllenme sağlarız. Hormon eksikliğinin ilaçla tedavisi mümkün. 

Aşılama ne demek? 
Erkeğin spermi alınıp, laboratuarda iyileri seçilir. Bazı kimyasal maddelerle hareketliliği artırılır. Aynı şekilde kadının da yumurta sayı ve kalitesi ilaçlarla 
artırıldıktan sonra aşılama işlemi yapılabilir. Anestezi yapmadan erkeğin spermi bir çeşit enjektörle kadının rahmine bırakılır ve spermlerin yumurtayı döllemesi beklenir. Bu yöntem hem erkek hem de kadın kısırlığında kullanılır. Varikoseli olanların bu işlem öncesi tedavi olması, başarı şansını artırır. 

Sperme bağlı kısırlık nasıldır? 
Miktarın azlığı, kıvamı, hücre hareketliliği, 
hücrelerin ölü olması ve iltihap, yapısal bozukluk olabilir. Bunlar gözle saptanamaz, uzman laboratuarlarda değerlendirilir. 
Yaş kısırlık nedeni mi? 
Yaş doğurganlık açısından erkekler için önemli bir sorun teşkil etmiyor. Ancak varikoseli olan kişide, yaşla birlikte bu hastalık ilerlediğinden kısırlık etkisi olabilir. Erkek 80'li yaşlarda bile baba olabilir. 

Kimin çocuğu olmaz? 
Yumurtasında hiç sperm olmayan erkekler çocuk sahibi olamaz. Ancak ilerleyen teknoloji ve insan kopyalanmasıyla erkek kısırlığı da son bulacak. Ancak bu çocuk erkeğin kendi hücresinden kopyalanacağı için kendisinin bire bir taklidi olacak. 
Erkek kısırlığı yüzde kaç oranında görülüyor? 
Dünya Sağlık Örgütü'nün rakamlarına göre kısırlık sorunlarının yüzde 30'u erkeklerden kaynaklanıyor. Yüzde 20 vakada da kısmen erkeğin etkisi saptanıyor. Evli çiftlerin yaklaşık yüzde 15'inde kısırlık sorunu vardır. 

Erkek kısırlığı tedavisinin maliyeti yaklaşık olarak nedir? 
Belli bir fiyat vermek mümkün değil. Çok basit bir doktor muayenesi ve spermiogram ücreti olabilir. Bizim üniversitedeki özel muayene ücreti 40 milyon lira. Sperm tetkiki 30 milyon lira civarında. Toplam olarak 250-300 milyon liraya tetkikler yapılır. Eğer ameliyat gerekiyorsa 1.5-2 milyar lira bir maliyet çıkar. Aşılama ortalama 200 milyon lira. Tüp bebek gerekiyorsa 2500-3000 dolar tutar. Eğer tüplerde tıkanma varsa mikrocerrahi ameliyatlarla açılması gerekir. Bunun maliyeti de 2-4 milyar lira. 

Türkiye'de yapılamayan kısırlık tedavileri var mı? 
Hayır, her ameliyat burada yapılıyor. Hatta biz daha yüksek sayıda hasta gördüğümüzden tecrübemiz fazla. Mesela mikrocerrahi varikosel ameliyatında dünyadaki en büyük sayı yaklaşık 2 bin ile kliniğimize (İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji Kliniği) ait. 

Çocuğu olmayan bir erkek nereye başvurmalı? 
Ürologa hatta androloğa başvurması gerekiyor. 
İstanbul Tıp Fakültesi'nde Androloji Bölümü var. Androloji iki kollu bir bilim dalı. Bir kolu kısırlık yani infertilite, diğer kolu da impotans, yani erkeklik sorunlarıyla ilgili. Çiftler önce tüp bebek merkezlerine değil doktorlara gitmeli. Böylece birçok basit sorun tedavi edilir, doğal yoldan çocuk sahibi olunabilir. Tüp bebek gibi pahalı ve komplikasyonlu bir yöntem sadece gerek duyulan çiftlerde, son çare olarak uygulanmalı. 

Önce erkek mi, kadın mı doktora başvuracak? 
Aslında her ikisinin de aynı anda başvurması gerekli. Ama önce erkeğin tetkiklerinin yapılmasında fayda var. Oysa ülkemizde önce kadınlar doktora gönderiliyor. Kadınların kısırlığı son aşamasına kadar araştırılıyor. Hatta gereksiz yere tedavi görüyorlar. 

Kabakulak kısırlık yapar mı? 
Kabakulak hastalığı, ergenlikten sonra bu hastalığa yakalanan erkeklerin yüzde 30'unun yumurtalığında şişme yapar. O virüs yumurtayı da etkiler ve iltihaba yol açar. Bunun şiddetine göre yumurtanın tamamen iltihaplanması söz konusu. Eğer çift taraflı olursa döl hücreleri üreten yumurtalar tamamen zarar görür ve kısırlık ortaya çıkar. Tedavisi de mümkün değil. Ailelerin çok dikkatli olması gerekir. Ergenlik dönemi ve sonrasında kabakulak aşısı olmaları, eğer hastalığa yakalanırlarsa da yumurta iltihabını önleyen ilaçlar kullanmaları önerilir. 

Mesleğin etkisi var mı? 
Aşırı sıcak ortamda çalışanlar, ayrıca petrokimya türü kimyasalların dumanıyla iç içe olanlar kısırlık tehlikesiyle karşı karşıya kalır. 
Hangi meslek grupları risk altında? 
Çok sıcak ortamlarda ve sürekli oturarak çalışanlar. Örneğin fırıncılar, cam ve döküm atölyelerinde çalışanlar, tellaklar ve 
uzun süre hiç kalkmadan otomobil kullananlar risk altında sayılır. 

İlk çocukla gelen tehlike 
Psikiyatr Doç. Dr. Cem İncesu, karşılaştıkları cinsel sorunları anlatırken, 
'erken boşalmanın, kasları tutmayı öğrenmekle tedavi edildiğini, bebekle birlikte topyekûn değişen hayatların, erkeği cinsel isteksizliğe sürükleyebildiğini söyledi. 

Bir psikiyatris olarak sizce 'iktidarsız' kime denir? 
İktidarsızlığın tıbbi bir karşılığı yoktur. Doktorlar arasında yapılan bir araştırmada birçok farklı branştan doktora 'İktidarsızlık nedir?' diye sorduk. Karşılığında 'erken boşalma, sertleşme sorunu, cinsel birleşme kuramama, cinsel isteksizlik, kısırlık' gibi cevaplar aldık. Bazıları iktidarsızlığın kısırlık olduğunu düşünüyor. Hatta iktidarsızlığın eşcinsellik olduğunu düşünenler bile var. 1980'li yılların başına kadar iktidarsızlık dahil tüm cinsel işlev bozuklukları iktidarsızlık diye değerlendiriliyordu. Bütün cinsel sorunlar tek bir sorunmuş gibi algılandı ve bu yüzden tanı-tedavi aşamaları gereksiz yere uzadı. Ne zaman ki biz cinselliğin farklı hastalıkları olduğunu anladık, çok ileriye gittik. 

İnsanlar neden bu kelimeden bu kadar korkuyor? 
İnsanları hekime gitmekten alıkoyan en önemli etken, 'iktidarsız' dalgasını yemek. Birçok hasta cinsel açıdan sorunu olmasına rağmen 'iktidarsız' damgasını yememek için hekime gitmek istemiyor. 
Ülkemizde iktidarsızlık kelimesi aşağılayıcı bir damga ifade ediyor. Bu yüzden iktidarsızlık lafını dikkatli kullanmak gerekiyor. 
Toplumumuzda erken boşalma da önemli bir sorun ama çoğu kimse bunun farkında değil. Erken boşalmada psikolojik faktörler ne kadar etkili? 
Yüzde 99 diyebilirim. Tartışmasız bir şekilde erken boşalmanın organik nedenleri çok çok nadirdir.


Erken boşalmanın tedavisi psikiyatride çok kolaydır. Çünkü nedeni yüzde 99 psikolojiktir. Psikolojik nedenlerden kastedilen şudur. Hastanın psikolojik bazı sorunları var bu nedenle erken boşalıyor değildir. 
Burada sorun olan kişinin boşalma kontrolünü öğrenmesidir. Bu aynen yüzmeyi öğrenmek gibi bir şeydir. Bisiklete binmeyi öğrenmek gibidir. Ya da küçükken nasıl idrarımızı tutamayız ve zamanla bazı kasları kullanarak idrarımızı tutmayı öğreniriz, bunun gibi bir şey. Aynen bunun gibi boşalma kontrolü de bazı kasları kontrolde tutmayı öğrenmekle mümkün olur. Her erkeğin böyle bir yeteneği vardır. Ancak bunu cinsel deneyim kazandıkça öğrenir. Bu durum cinsel deneyimin yanı sıra, genel eğitim düzeyi ile de ilgilidir. 

Erken boşalmanın toplumsal etkenleri var mı? 
Bu konuyla ilgili ülkemizde çok yanlış mitler var. Mesela erken boşalmanın çok iyi olduğu düşünülür. Bir de en önemli etkiler arasında yer alan genelev faktörü var. İlk cinsel deneyimini genelevde yaşayan birçok erkek var. Bunlar, hızlı işleyen çark içinde hızlı çalışan kadınların kurbanı oluyor. İşini bitirip bir sonrakine geçmek isteyen kadın, kişiyi erken boşalmaya yönlendiriyor. İlk deneyimle birlikte bunun hep böyle olacağı anlayışı beyine yerleşiyor. Bu deneyimi yaşayan erkek, hızla ilerleyen bir sürecin beklentisi içinde oluyor. 

Toplumumuzda erken boşalmanın oranı nedir? 
Her dört ya da beş erkekten biri erken boşalma sorunu yaşar. Tıpta yüzde 1 bile yüksek bir oranken, birçok kişi yeterli cinsel deneyim yaşamalarına rağmen bunu normal sayıyor. 

Bunun bir standardı var mı? 
Birleşme başladıktan sonra ilk altı yedi dakika içindeki boşalma erken boşalmadır. 
İlk üç dakika da net bir şekilde erken boşalmadır. 
Bizim "Bu kişi düzeldi" dememiz için geçmesi gereken süre 8-10 dakikalık birleşme süresidir. Ama boşalma kontrolü geliştikten sonra bir erkek 15-20 dakika hatta yarım saat bile boşalmadan cinsel ilişki yaşayabilir. Bu mümkündür. Erkeklerin yaklaşık üçte ikisi de böyle yaşıyor. Geri kalan üçte bir içinse bunun öğrenilerek kazanılması mümkündür. 

Cinsel sorunlarla size başvuranlar nelerden şikâyet ediyor? 
Bize gelen her 100 kişiden yaklaşık 20'sinin cinsel işlev bozukluğu olmadığını görüyoruz. Bu gibi kişilerin aslında bir cinsel işlev bozukluğu yok ama kişinin birtakım kaygıları var. Toplumun yanlış bilinçlendirmesinden kaynaklanan yanlış düşünceleri var. Biz bu gibi durumlarda danışmanlık hizmeti veriyoruz. Ama yüzde 80'inde sorun oluyor. 

Erken boşalmanın tedavisi nasıl yapılıyor? 
Erken boşalmanın bütün dünyada uygulanan çok basit bir terapisi vardır. Boşalmayla ilgili özgün birtakım egzersizlerden oluşur. Basamak basamak hastaya özellikle de çifte verilen ödevler vardır. Kişi bunları uygulayarak boşalma kontrolünü öğrenebilir. 
Süre olarak iki ile dört ay alır. Seans süresi olarak altı ile 10 seans arasındadır. 
Sekiz saat olabilir. Kesinlikle çift olarak tedaviye gelmelerini öneriyoruz. Eşle beraber alındığında tedavinin başarı oranı yüzde 90'dır. Eş olmazsa yani biz kişiyi yalnız alırsak tedavi oranı yüzde 40'lara kadar düşüyor. Düzenli partneri olmayan kişide de duruma göre karar veriyoruz. 'Ben altı ay sonra evleniyorum' diyorsa 
'Evlendikten sonra gel' diyoruz. Ya da 'Bekârım ama düzenli olarak birlikte olduğu biri var' diyorsa partneriyle gelmesini öneriyoruz. 

Bu tedavinin maliyeti ortalama ne kadardır? 
Seans ücreti ortalama 50 milyon liradır. Laboratuar, ameliyat gibi şeylere bu tedavide gerek kalmaz. Bazen ek bir ilaç yazmak da gerekebiliyor. 
Halk arasında iktidarsızlık diye adlandırılan sertleşme sorunu neden oluşur? 

Bu biraz daha karmaşık. Erken boşalmaya göre organik faktörlerin daha ön planda olduğu bir konu. Ne kadarı organik ne kadarı psikolojik tartışması ürologlarla psikiyatrisiler arasında sürüyor. Eskiden yüzde 90 psikolojik, yüzde 10 organik deniyordu. Sonradan birtakım organik faktörleri saptayabilmek için gerekli olan teknoloji çok arttı ve organik etkilerin daha fazla olduğu çıktı. 
Ama bu yine de tartışmalı bir konu. 
Sadece organik bir nedenle mesela bir prostat ameliyatı sonrasında ortaya çıkan sertleşme sorununu bile tamamen organik bir nedene bağlamak ve bunun psikolojik nedenini göz ardı etmek mümkün değil. Sorunun altında yatan önemli nedenlerden biri, prostat ameliyatı sonrasında 'Acaba cinsel yaşamım eskisi gibi olacak mı?' kaygısı. Bu kişilerin yarısından çoğu depresyon yaşıyor. 

Tanı için psikiyatrisiler ne gibi incelemeler yapıyor? 
Kişinin ve eşinin çocukluğundan itibaren cinselliğe bakış açısı ve cinsellikle ilgili yaşadıkları, kültürel yapısı irdelenir. Ne zamandan beri bu sorunu yaşıyor, bir hastalıkla mı yoksa kişinin hayatındaki bir değişiklikle mi oldu? İlk çocuğun doğumu veya evlilikle ilgili sorunlar da etkili oluyor. Diğer önemli sorulardan biri de kişinin bu sorunu cinsel yaşamının her alanında yaşayıp yaşamamasıdır? Örneğin mastürbasyonda, evliliğinde, sevgilisiyle veya metresiyle ilişkisinde sorun farklılık gösterebilir. Yalnızca eşiyle birlikte sertleşme sorunu yaşayan bir kişi mastürbasyon yaparken böyle bir sorun yaşamaz. Bazıları da bu sorunu eşiyle değil sevgilisiyle yaşar. Sevgilisine kendisini ispatlama duygusu içindedir, strese girer. 

Psikolojik faktörler nelerdir? 
Yanlış inanışlar çok büyük bir etken oluşturuyor. Abartılı ereksiyon öyküleri, abartılı ereksiyon beklentileri erkeklerin başına bela olur. Çünkü bunun baskısı altında yaşıyorlar. Bu nedenle en ufak bir teklemede diyelim ki o gün alkol almış veya işyerinde tartışması olmuş kişi olumsuz etkiler içinde yatağa giriyor ve sorun yaşanabiliyor. Bu son derece doğaldır. Ama kişi bunu 'Eyvah ben iktidarsız oldum' diyerek sorun haline dönüştürür. Bizim 'performans beklentisi anksiyetesi dediğimiz durum ortaya çıkıyor. Kişi bir beklenti içine giriyor ve sorun giderek büyüyor. Olmayan bir sorun bile var hale geliyor. 

Performans anksiyetesi nedir? 
Performans anksiyetesi başladığı zaman yatak, sorun yaşayan kişi için haz duyulan bir ortam olmaktan çıkıyor ve bir arenaya dönüşüyor. Kişi kafasında hep şu sorunla yatağa giriyor. Acaba olacak mı? Olursa devam edebilecek mi? Ereksiyonu yeterli sürede sürdürme de önemli. Birçok ereksiyon sorunu tam birleşme aşamasında olur. Birçok kişi sevgilisiyle performans anksiyetesini daha çok yaşar. Çünkü karısı yıllardır birlikte olduğu çocuklarının annesi ve garantide olan kadındır. Ama genç bir sevgilinin garantisi yok. Üstelik kişi kendini her zamankinden daha başarılı olma zorunda hissediyor ve bu aşamada performans anksiyetesi ortaya çıkıyor. 

Kıskançlık da etkiler mi? 
'Sen kiminle telefonda konuşuyordun?' ya da 'Bugün benden habersiz nereye gittin?' gibi bir soruyla başlayan kıskançlık, bir süre sonra şüpheye dönüşür ve kişide 'Benim erkekliğim acaba yeterli değil mi?' sorusu belirir. 'Karımı yeterince tatmin edemediğim için o başka erkeklere bakıyor' kuşkusuyla birleşince erkekte yine korku ve bunun sonucunda başarısızlık durumu ortaya çıkıyor. Kişinin hiçbir sorunu olmasa da bu sorun başlıyor. 

Sertleşme sorununun nedenleri nelerdir? 
Bu, üç aşamada ele alınır. 
1- Hazırlayıcı etkenler 
2- Başlatıcı etkenler 
3- Sürdüren etkenler 
Bir olayın oluşması için uygun bir zemin gereklidir. Obsesif kişilerde bu durum sıkça görülür. Obsesif kişiler her konuda mükemmellik arar. Aşırı temizlik, kuralcılık takıntısı olan kişilerde de seksle ilgili sorunlar yaşanır. Hele bir kez böyle bir sorun yaşanmışsa 'Bende nasıl olmaz, ben niye başaramadım' düşüncesi içine girer. Hemen performans anksiyetesi gelişir. Yanlış inançlar, eğitim sistemi de zemin oluşturabilir. Bu zemin içerisinde bir organik nedenle kişi sertleşme sorunu yaşarsa dünyanın sonu geldiğini ve artık ereksiyon olamayacağını düşünüyor. Birçok ilacın yan etkisi var. O başladığı an bunu sürdüren etken devreye giriyor. 

Sertleşme sorunu tedavisi ne kadar sürüyor? 
Eşle birlikte gelmek başarı şansını yükseltir. Sadece psikolojik tedavi altı-10 seans arası sürer. Başarı oranı yüzde 50'lerde dolanır. 
İktidarsızlık sorununun yaşanmasında eşin faktörü nedir? 
Eşin fazla eleştirisi, kendine özen göstermemesi, aldatması olabilir. 
Evlilikte 'ilk gece' ülkemizde niye soruna dönüşebiliyor? 
İlk gecede erkeklerin omzunda ağır bir yük var. Kapıda çarşaf için bekleyen birileri olduğu zaman strese girmemek mümkün değil. Kimileri ise daha önce hiç kimseyle beraber olmamış eşinin çok fazla acı çekeceğini düşünerek strese giriyor. Bu ve bunun gibi birçok nedenle evliliklerinin ilk gecesinde cinsel birleşmeyi erteleyen kişiler var. 

İktidarsızlığın çocukluktan kaynaklanan nedenleri nelerdir? 
Küçük yaşta anne-babayı cinsel ilişki sırasında görmek de cinsel bir travmadır. Kafasında çok farklı bir anne baba kavramı olan çocuk, bir anda farklı bir durumla karşılaşır ve bu onda derin bir iz bırakabilir. 

İlk çocuğun doğumu cinsel hayatı nasıl etkiliyor? 
Bu durum cinsel fonksiyon bozukluklarında hep gözden kaçan bir unsurdur. Aileye yeni bir bireyin katılması aslında çok mutlu bir olaydır. Ancak bu mutlu olayın altında gözden kaçan çok önemli bir başka etken 
vardır. Amerikan Psikiyatrik Sınıflandırma Sistemi'nin belirlediği 'Psiko sosyal Stres Faktörleri' sıralamasında; Yakınların ölümü, kaza gibi sorunların yanında evde ilk çocuğun doğumu da katastrofik stres faktörleri arasında yer alır. 

En ağır stres faktörüdür. 
Çünkü hayat topyekûn değişir. İlk çocuğun doğumundan sonra boşanma girişimleri, kavgalar, depresyonlar artar. Bunlarla birlikte cinsellik de etkilenir. Erkek açısından ek olarak bir de rol karmaşası yaşanır. O güne kadar cinsel partneri olarak gördüğü eşi o zamandan sonra bir anne ve ebeveyn rolünü üstlenir. Bu psikolojik olarak erkekleri çok etkiler. Kadınlarda da gebeliğin sonucunda hormonal değişiklikler ortaya çıkar. Emzirme dönemi boyunca beyinden prolaktin hormonu salgılanır. Bu hormon aynı zamanda cinsel isteksizliğe neden oluyor. Kadında bu dönemde cinsel isteksizlik başlar. Bu erkeği daha da kötü bir duruma iter. 

Alıntı: Ferhan Kaya POROY (Radikal)

Mutlu Cinsellik

Mutlu Cinsellik – Cinsellik doğamızın bir parçası. Ancak bu doğal 'eylem' Türkiye'de otoriter baba figürleri, katı yetiştirilme tarzları, ezik anneler, zayıf iletişim, tecrübesizlik gibi nedenlerle gerektiği gibi yaşanamıyor. Bu nedenle Türkiye'de cinsel işlev bozukluğu nedeniyle doktora başvuranların yarısını vajinismuslu kadınlar oluşturuyor. Uyarılma, cinsel istek ve orgazm bozukluğu ise her üç kadından birinin sorunu. bu durumların hepsi "mutlu cinsellik" kavramını etkiliyor.

Uzmanların anlatımları her ne kadar cinsellik konusunda tabuların yavaş yavaş kırıldığını, özellikle kadınların doktora başvuru sayılarında artış olduğunu gösterse de hâlâ taşrada ve büyük şehirlerin varoşlarında bildik kurallar işliyor. Kapı önünde 'kanlı çarşaf bekleyenler', evlendiği erkekle ilk temasını 'ilk gece' yaşayanlar hâlâ çoğunlukta. Bu da aslında en büyük devrimin yatak odasında yapılması gerektiğinin bir göstergesi. Çünkü dokunmayı, sevişmeyi, doğamızın bir parçası olan cinselliği yaşamayı keşfedememiş olmak aslında insanın kendini keşfedememesi anlamına geliyor. Sağlıklı bir beden ve ruh için cinselliğin doyumlu olması gerekiyor. 

Uzmanların anlatımları ve araştırmalar iyi gitmeyen bir cinsel yaşamın iş hayatını, sosyal hayatı etkilediğini, depresyon ve panik bozukluk başta olmak üzere çeşitli ruhsal sorunlara yol açtığını gösteriyor. 
Oysa ki mutlu bir cinsel hayat insanı daha sağlıklı yapıyor. Bu bile tek başına konunun önemini gösteriyor aslında. O halde mutlu bir cinselliği yaşamak çok mu zor? Aslında değil. Bu konuda kişilerin bilgisi arttıkça, iletişim kuruldukça hem sorunlar daha kolay atlatılıyor hem de mutlu cinselliğin kapısı aralanıyor. 

Dünyada yapılan bir araştırma cinselliğin önemli olduğunu şöyle ortaya koyuyor: Cinsel özgüven güçlü bir aşk için de gerekir… Mutlu cinsellik ise kadın ve erkeğin karşılıklı tatminiyle mümkün. Türk Androloji Derneği Yönetim Kurulu üyesi ve Mersin Üniversitesi Tıp Fak. Üroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Selahattin Çayan, "Bir tarafın cinsel mutsuzluğu diğerini etkiliyor" diyor. 

Mutlu cinselliği nasıl tanımlayabiliriz? Bunun kuralları var mı? 

En güzel tanımı cinselliği paylaşan iki tarafın da cinsel yaşamlarından tatmin olmasıdır. Cinsel yaşamdan karşılıklı alınan mutluluk çiftlerin günlük hayatlarını da etkiler. Çünkü cinsel mutluluk kişinin yaşam kalitesinin en önemli belirleyicilerinden biridir ve mutlu bir cinsel yaşam, çiftlerin hayat kalitesini yükseltir. Cinsel hayatta yaşanan mutluluk insanların gündelik yaşamlarındaki genel sağlık durumlarını iyileştirir. Mutsuz bir cinsel yaşam insanların günlük hayatlarını olumsuz etkiler, farklı psikolojik sorunlar doğurur. Kısaca mutlu bir cinsel yaşam mutlu bir hayat demektir. 
Cinsel mutluluk her bireyin hakkıdır ve bu doğrultuda bireyler isteklerini ve problemlerini ertelememeli. Cinsellikten iki tarafın da mutlu olmasını sağlamak için, çiftlerin cinsellikle ilgili var olan tabularını kırmaları, birbirleriyle kuvvetli bir iletişime sahip olmaları, isteklerini ve varsa sorunlarını karşılıklı olarak konuşmaktan çekinmemeleri gerekir. Her şeyde olduğu gibi cinsel yaşamda da zaman zaman sorunlar yaşamak normaldir. Önemli olan bu sorunların ne olduğunu bilmek, bunlar için çözüm aramaktan çekinmemektir. Çiftler çözemedikleri sorunları için mutlaka doktora başvurmalı. 

Kadın ve erkek için mutlu cinsellik farklı mı? 

Mutlu cinsellik, ancak kadın ve erkeğin karşılıklı mutlu olması ve tatminiyle sağlanır. Eşlerin aynı derece zevk aldığı bir cinsel yaşam çiftlerin hayatlarını zenginleştirir, günlük yaşamlarını olumlu etkiler. Mutsuz ve problemli bir cinsel yaşam insanların günlük hayatlarını olumsuz etkiler, farklı psikolojik sorunlar doğurur. 
Özellikle sertleşme sorununun erkeklerin sadece cinsel yaşamlarında bir problem olarak kalmadığı günlük hayatlarında çok farklı problemler doğurduğu gözlemleniyor. Bu sorun erkeklerde özgüven kaybı, agresif tavırlar, depresyon gibi farklı psikolojik problemlere sebep olur. Özellikle Türk toplumunda sertleşme sorununun 'iktidarsızlık' 
olarak algılanması bu sorunları daha da büyütüyor. Erkekler iktidarsız olarak algılanmaktan korktukları için bu sorunlarını kimseyle paylaşamaz hale gelmiştir. Oysa ki 'iktidarsızlık' terimi, ereksiyonun hiç olmaması ve boşalma sorununu da içeren cinsel işlevin birçok aşamasındaki sorunu kapsar. Sertleşme sorununu, 'iktidarsızlık' olarak tanımlamak doğru değil. 

Nasıl tanımlanmalı o zaman? 

Sertleşme sorunu, tatmin edici bir cinsel performans için yeterli penis sertleşmesinin olmaması veya ilişki boyunca sertleşmenin sürdürülememesidir. 
Sertleşme sorunu, hafif derecede olabileceği gibi tümüyle yitirilen sertleşme fonksiyonuna kadar geniş bir yelpazede olabilir. Türkiye'de sertleşme sorunu bulunan erkeklerin yüzde 80'inden fazlasında tam bir işlev kaybı değil, hafif ya da orta derecede sertleşme sorunu bulunduğu saptanmıştır. Ayrıca sertleşme sorununun ürolog gözetiminde etkili ve güvenilir tedavisi mümkündür. 
Harris Interactive tarafından Türkiye dahil dünyanın 27 ülkesinde, 40-80 yaş arası erkek ve kadınların cinsel yaşam hakkındaki tutum ve inançlarını belirlemek amacıyla 27 bin 500'den fazla kadın ve erkek arasında yürütülen 'Daha İyi Cinsel Yaşam Global Araştırması'nın sonuçlarına göre, partnere çekici gelebilmek, cinsel birleşme, ön sevişme ve cinsel mutluluk hem erkekler hem de kadınlar için 'çok önemlidir. Çiftlerin yüzde 90'ı 'cinsel özgüvenin' güçlü bir aşk yaşamı için gerekli olduğunu belirtiyor. 

Tabuları kırın, iletişim kurun: Çiftlerin mutlu cinsellikten beklentileri ne? 
Genel olarak kadın ve erkek cinsel yaşamlarında karşılıklı tatmini bekler. Çünkü bir tarafın mutsuzluğu, isteksizliği veya problemi mutlaka diğer tarafı da olumsuz etkiler. Böyle durumlarda çiftler tabularını kırmalı, isteklerini ve sorunlarını karşılıklı konuşmalı. 'Global araştırma' erkeklerin yüzde 62'sinin ve kadınların yüzde 41'inin cinsel yaşamlarını iyileştirmeyi istediklerini göstermiştir. 
Bir çift veya çiftlerden biri cinsel hayatından memnun değilse ne yapmalı? 
Bir ürologa başvurmalı ve doktor gözetiminde cinsel işlev bozukluklarına yol açabilecek risk faktörleri araştırılmalıdır. 
Cinselliği olumsuz etkileyen ve erkekten kaynaklanan faktörler nelerdir? 
Cinsel arzuda azalma, erken boşalma gibi sorunlar ve sertleşme bozukluğu cinselliği olumsuz yönde etkileyen en önemli faktörler. Erkeklerin hayatları boyunca ereksiyon ile ilgili sorunlu dönemleri olabilir, ancak 40 yaşın altında sertleşme bozukluğu daha az olarak görülür. Sertleşme sorunu yaşla birlikte giderek artar. 70 yaşındaki erkeklerde yüzde 65 oranında sertleşme bozukluğu vardır. Bu artış özellikle damarsal bozukluklara bağlıdır ve diyabetik erkeklerde sertleşme sorunu yaklaşık 10 yıl daha erken ortaya çıkar. 

Cinsellik beyinde başlar: "Sertleşme" nasıl oluşur? 
Uyarıldığınız zaman beyniniz bir dizi olayı başlatmak için sinyal gönderir. Penis içindeki kan damarları gevşeyip genişleyerek penise gelen kan akımını hızlandırır. Aynı anda penis içinde uzanan, korpora kavernoza adı verilen süngersi oluşumlar da şişer ve toplardamarlar üzerinde baskı oluşturarak penis dışına çıkan kan akımını kısıtlarlar. İçeri giren kanın dışarı çıkandan daha fazla olması sonucunda penis büyüyerek sertleşme oluşur. 
Sertleşme, beyin, kan damarları, sinir ve hormonların mükemmel bir denge içinde çalışmasının bir sonucudur. 
'Sertleşme' sorunu ne kadar yaygın? 
40 yaş ve üstü her 10 erkekten 7'si faklı şiddetlerde sertleşme sorunu yaşıyor. 
Ancak Türkiye'de sertleşme sorunu yaşayan 8 milyon erkek var. 10 hastadan birisi doktora başvuruyor. 
Hangi durumlarda sertleşme sorunundan söz edilebilir? 
Penis sertliği dört kategoride incelenebilir: 
Derece 1: Penis daha büyük ama ilişki için yeterli sertlik yok 
Derece 2: Penis sert ancak birleşme için yeterli sertlikte değil 
Derece 3: Penis birleşme için yeterli sertlikte ancak tam olarak sert değil 
Derece 4: Tam olarak sert penis İlk iki derecede sertleşme kalitesine sahip olan erkeklerde sertleşme sorunundan bahsedilir. 

Kısırlık ve Sebepleri

Günümüzde kısırlık artık çok nadiren düzeltilemeyecek bir nedene bağlı olabilir. bunu gerçek kısırlık (sterilite) olarak adlandırıyoruz. Ör: kadının erken menopoz'a girmesi (35 yaş altında), kadının rahminin veya yumurtalıklarının ameliyatla alınmış olması, erkeğin hiç sperm üretememesi (azospermi) gibi. bunların dışında kısır çiftlerde, üreme yeteneği değişik oranlarda azalmış olmakla beraber tedavi ile çocuk sahibi olmak mümkündür.

Kısırlık tedavisine başlamadan önce kadın ve erkeğin detaylı bir şekilde araştırılıp altta yatan nedenlerin ortaya çıkarılması gerekir. bu araştırmalar sırasında önceden fark edilmemiş bazı hastalıklar ve yapısal değişiklikler de ortaya çıkabilmektedir. yapılacak tedaviler de bu nedenlere göre planlanır. bazen başka bir hastalık gebelik oluşmasına engel olabilir ve bu durumun tedavisi ile çocuk sahibi olmak mümkün olur.

Kadında Kısırlık:

Kadında gebelik oluşmamasının ana sebepleri adet ve yumurtlama düzensizlikleri, endometriozis, polikistik over, erken menapoz, rahim kanallarının kapalı olması veya üreme sistemine ait yapısal bozukluklar olabilir.

  • Yumurtlama Düzensizlikleri:
    Yumurtlama düzensizlikleri, kadın kısırlığının en sık görülen sebebidir. yumurtlama, yumurtalıklarda gelişip olgunlaşan yumurtaların barındıkları içi sıvı dolu keseciklerden (folikül) atılması işlemidir. yumurtlama olmaksızın döllenme ve gebelik oluşamaz. seyrek veya sık adet görme veya hiç adet görememe yumurtlama ile ilgili problemi düşündürür. ancak düzenli adet gören kadınlarda da yumurtlama düzensizliği olabilir.
  • Rahim Kanalları Hasarı:
    Rahim kanallarının kısmen veya tamamen tıkalı olması halinde spermler yumurtaya ulaşamaz. rahim kanallarına hasar veren olaylar arasında daha önce geçirilmiş karın içi veya üreme organlarına ait enfeksiyonlar, endometriozis, ameliyat sonrası oluşan yapışıklıklar veya geçirilmiş bir dış gebelik sayılabilir.
  • Endometriozis:
    Endometriyozis, rahimin içini döşeyen ve adet görülen rahim içi dokunun, rahim dışında odaklar halinde bulunmasıdır. normal yerleşiminin dışında bulunan bu odaklar, zamanla rahim tıkanmasına, veya yumurtlamanın bozulmasına neden olabilir. endometrioz lu hastaların %70’i kısırlık problemi yaşamaktadır.
  • Rahim Ağzı (serviks) Daktörü – Rahim Faktörü:
    İnfertiliteye sebep olan rahim problemleri arasında, şekil bozuklukları, enfeksiyonlar ve mukus kalitesinin iyi olmayışı, rahim ağzında (serviks) veya rahim içinde gelişen polipler sayılabilir. polip ler iyi huylu, küçük, et beni gibi doku oluşumlarıdır. kötü bir hastalıkla ilgileri yoktur, fakat bazen gebeliğe engel olabilirler. adetin değişik evrelerinde rahim ağzı salgısı (mukus) hormonların etkisi ile miktar ve kıvam olarak değişiklikler gösterir. mukus, uygun nitelikte olmaması halinde spermin, kadın üreme yollarında ilerlemesine engel olabilir.
  • Miyom (myom):
    Yapısal olarak iyi huylu rahim tümörleri olan myomlar da, büyüklüklerine, yerleşim yerlerine ve sayılarına bağlı olarak kısırlığa neden olabilirler.
  • İmmünolojik faktörler (Bağışıklık Sistemi):
    Kısırlıkta rol oynayan immunolojik faktörlerin tanısı zor, tedavisi ise sınırlıdır. kadının servikal mukusunda bulunan sperme karşı antikorlar yani, bağışıklık maddeleri, erkeğin kendi spermine karşı oluşturduğu antikorlar, hatta döllenmiş yumurtanın rahime yerleşmesini engelleyen bağışıklık faktörleri kısırlığın nedeni olabilir.
  • Açıklanamayan – Nedeni İzah Edilemeyen Kısırlık:
    Bazen, kadın ve erkekte yapılan muayene ve tetkiklere rağmen kısırlığı izah edecek bir neden bulunamaz. Özellikle bu durum, çiftlerde umutsuzluğa ve hayal kırıklığına yol açmaktadır. kendileri üzüldükleri gibi, aile ve çevreye karşı bir eziklik hissetmektedirler. ortada belli bir neden yokken çocuk sahibi olamamak bazen karı kocanın birbirini, hatta ailelerin birbirlerini suçlamasına yol açabilmektedir.


Erkekte kısırlık:

Erkekte sperm hücrelerinin üretiminde sayısal azlık (oligosperm), hareket azlığı (astenosperm) veya yokluğu (azosperm), hücrelerin kümelenmeleri (aglütinasyon) gibi nedenler tek başına olabileceği gibi bütün bu faktörler bir arada bulunabilir. bazen, sperm hücresi, sperm kanallarının tıkalı olması nedeniyle dışarı çıkamaz (tıkanıklığa bağlı azospermi) veya hücre yapımının olmayışı ile ilgili olan yapısal azospermi görülebilir.

Sperm sayı ve kalitesini etkileyen nedenler:

Sperm yapımı ve olgunlaşmasına ait problemler, erkek kısırlığı nedenleri arasında en geniş grubu oluşturur. sperm hücreleri, yeterli sayı, şekil veya hareket özelliklerinde olmamaları nedeniyle yumurtayı döllemeyebilirler. Spermatogenez (sperm yapım ve olgunlaşması) üzerine olumsuz etkisi olan birkaç faktör vardır.

  • Bazı Enfeksiyon Hastalıkları üreme organlarını etkileyerek testislerde sperm yapımını bozabilirler. ergenlik çağından sonra geçirilen kabakulak hastalığının %25 oranında infertiliteye sebep olması en iyi bilinen örnektir.
  • Hormonal Eksiklikler: sperm yapımını sağlayan fsh ve lh hormonlarındaki düzensizlikler en sık görülen şeklidir.
  • İmmünolojik Bozukluklar: bazı erkekler, kendi spermlerine karşı antikorlar oluşturarak, sperm hareketlerinin bozulmasına veya aglütinasyonlara (spermlerin başlarından veya kuyruklarından yapışarak hareket yeteneğini kaybetmesi) neden olabilirler.
  • Varikosel: testisler skrotum adı verilen torba yapıları içinde bulunurlar. skrotumdaki venlerin varisleşmesi (varikosel) de sperm kalitesini bozabilir. varikosel, erkek hastalarda %21-41 oranında görülür. benzer bir durum bacaklarda damarların genişlemesi ile olan varislere benzer. testiste olduğunda varikosel adını alır. İleri derecelerde ağrıya neden olabilir.
  • Çevresel Faktörler ve Hayat Tarzı sperm kalitesini etkileyebilir. Çalışma ortamındaki uçucu gazlar (boya, mobilya, akü sanayi), radyasyona maruz kalma ve bazı kanser tedavileri de geçici veya kalıcı olarak sperm yapımını durdurabilir.
  • Genetik olarak bazı erkeklerin y kromozomunda bulunan gen değişiklikleri, sperm hücrelerinin azlığı veya yokluğuna neden olabilir. 
  • Sperm Kanallarında Tıkanıklıklar:
    sperm kanallarındaki tıkanıklıklar, spermin geçişine kısmen veya tamamen (oligospermi, azospermi) engel olabilir. bu durum doğuştan olabileceği gibi daha sonra oluşan enfeksiyonlara ve ameliyat yan etkilerine bağlı olarak da ortaya çıkabilir.
  • Cinsel İlişkiye Ait Problemler
  • Empotans (sertleşme problemleri) veya erken boşalma, bu grupta yer alan sebeplerdir.


Yapılması Mutlaka Gerekli Olan Tetkikler

  • Öngörüşme, jinekolojik muayene ve ultrasonografi: kısırlık nedeni olabilecek hormonal yapıya ait ipuçları araştırılır (kilo, kıllanma, memelerden süt gelmesi, büyümüş tiroid bezi vs.), üreme sistemi, yumurtalıklar ve rahim ultrasonafi yardımı ile değerlendirilir. Üreme organlarına ait enfeksiyonlar, bu sistemin yapısal bozukluklarının bir kısmı , rahime ait miyom polip gibi urlar ve rahim için tabakasınınnın (endometrium) özellikleri, yumurtalıkların yapısı, kistleri teşhis edilebilir.
  • Kadında hormon tetkikleri: fsh, lh, prl, tsh, e2
  • HSG (histero-salpingo-grafi, rahim kanallarının filmi) : rahim ağzından verilen ilaçlı maddenin rahim boşluğunu doldurup kanallardan geçerek karın boşluğuna dağılışı bir dizi röntgen filmi ile tespit edilir. hsg olarak adlandırılan bu tetkik rahim kanallarının geçirgenliği hakkında bilgi verir ve rahim boşluğunun şekil bozuklukları ve yer kaplayan oluşumlarının tanınmasını sağlar. kanalların her ikisinin de tıkalı olması kesin kısırlık nedenidir ve tüp bebek yapılmasını gerektirir. kanallardan bir tanesi açık diğeri kapalı ise gebe kalma şansı azalmakta, kısırlık ihtimali daha da artmaktadır. bu gibi durumda aşılama tedavisi kadının yaşına, evlilik yılına, sperm analizine göre değerlendirilip, gerekirse tüp bebek yapılabilir. 


Gerektiğinde yapılabilecek tetkikler:

  • Rahim boşluğunun değerlendirilmesi (hidro-sonografi): rahim ağzından verilen sıvının ultrason kontrolu altında rahim boşluğunu doldurması izlenerek, rahim içinde yer kaplayan oluşumlar tesbit edilebilir. bu yöntem ile rahim içi dokunun gelişme durumu, polip, miyom gibi oluşumlar tesbit edilmektedir.
  • Laparoskopi: genel anestezi altında göbek altından 1 cm’lik bir kesi ile karın boşluğuna girilip optik bir sistem aracılığı ile karın içinin gözlenmesidir. yumurtalık ve rahim kanallarının yapısal ilişkilerinin araştırılması, karın içindeki endometriozis odaklarının tespiti, ve gerektiğinde bazı cerrahi müdahalelerin açık ameliyata geçmeden yapılabilmesi için önerilebilir. ancak gerekirse yapılmalıdır.
  • Histeroskopi: rahim içini ilgilendiren bir problemden şüphelenildiğinde uygulanır. rahim kanalından rahim boşluğuna doğru ilerletilen bir optik sistem ile görüntü alınıp, cerrahi olarak problemin giderilmesini sağlamak üzere önerilen bir yöntemdir. ancak gerekirse yapılmalıdır. bu yöntemle, rahim içi direkt görülebilir, buradaki dokudan biyopsi, miyom veya polip gibi oluşumlar alınabilir. 

Erkeğin değerlendirilmesi

  • Sperm Tetkiki: 3-4 günlük cinsel perhizden sonra mastürbasyon yoluyla verilen sperm, sayı, hareket özelliği ve yapısal durum bir çok yönden değerlendirilir. sperm yıkama işlemi ile dölleme yeteneğinin arttırılması açısından sağlanan fayda araştırılır.
  • Muayene: sperm tetkikinde tespit edilen soruna göre testislerin durumu değerlendirilir, varikosel, enfeksiyon gibi problemler araştırılır.
  • Erkekte Hormon Tetkikleri: fsh, lh, testosteron, free testosteron, prl, tsh . 

Sevgili çiftler, kısırlık kimsenin istemediği bir durum. ne yazık ki evli çiftlerin %15-20 gibi bir kısmı bu durumla karşılaşıyor. türkiye gibi aile kurma ve çocuk sahibi olmanın çok önem verildiği ülkelerde kısır olmak bireyler üzerine ağır psikolojik sıkıntılar yüklemektedir. burada, aile büyüklerinin, çevrenin, adet ve törelerin, toplumun baskıları bazen bir kabus niteliğini almaktadır.

Son 15-20 yılda kısırlık tedavisi konusunda büyük ilerlemeler kaydedildi. tüp bebek ve bu kavramın içeriğindeki teknikler eskiden ümitsiz olan çiftlere özlemlerinin gerçekleşmesinde çok büyük imkanlar sağlıyor. fakat, tüp bebek ve hatta klasik tedaviler bile maddi yönden pahalı olma özelliklerini koruyorlar. Kısırlık tedavisi, ister klasik ister tüp bebek yöntemleri ile olsun, çiftler üzerinde büyük stres, kaygı, gerginlik, korku, uykusuzluk, iç sıkıntısı, depresyon gibi değişik derecelerde psikolojik baskılara neden olabilmektedir.

Kısırlık söz konusu olan çiftler, öncelikle bu sorunu çevrelerinden saklama ihtiyacı duyuyorlar. daha fazla saklayamayınca da tedavi arayışına giriyorlar. tedaviye girdikten sonra artık günlük hayattan kopuyorlar. karı koca birbirlerine karşı daha içlerine kapanık hale geliyorlar. Çevrede gördükleri her çocuk onlarda bir burukluk ve hüzün yaratıyor. sanki çocuk sahibi olamamak bir suçmuş gibi algılanıyor ve toplum içinde eziklik hissediyorlar.

Bütün bu anlattığım ifadeler tüm çiftlerde olmasa bile bazılarında değişik derecelerde izlenebiliyor. bu konuda, çiftlere tedaviyi yapan doktora çok önemli sorumluluk düşmektedir. doktorun, böyle durumları önceden sezebilmesi ve elden geldiğince çiftlere, aileye yardımcı olması, onlarla sohbet etmeye zaman ayırması gerekir. Çünkü, bu karamsar tabloyu yok edecek mucizevi bir ilaç veya yöntem yok henüz. fakat, biliyoruz ki sıkıntılarımızı paylaşmak hepimiz için rahatlatıcı etkiye sahiptir, çiftlere de tedavinin ağır manevi yükünü kaldırmada yardım edebilir. doktor, çiftlere olduğu kadar gerekirse yakın aile çevresine de yardımcı olmaları yönünde telkinde bulunabilir.

Bazı kısırlık vakalarında çok kısa tedavi süresi veya ilk denemede gebe kalma gerçekleştiğinde bu tür psikolojik sıkıntılar daha hafif atlatılabiliyor. diğer taraftan, uzun süredir tedavi görmelerine rağmen gebe kalamayan çiftlerde sorunlar daha ağır hale gelebiliyor. böyle durumlarda doktorlara da büyük sorumluluk düşmektedir.

İnsanlar genel olarak sorunları ağır bile olsa onlarla baş edebiliyor. yeter ki sorunlarını anlatabilsinler, paylaşabilsinler. İnsanın sorunlar karşısında direnmesinde ve çözüm bulmasında en itici güç umudunun olmasıdır.

ICSI adıyla da bilinen mikro enjeksiyon, günümüzde teknolojinin infertilite alanına kazandırdığı en yüz güldürücü tekniklerden biridir. Çok kısa bir zaman öncesine dek imkansız denilen durumlarda bile icsi çiftlerin gebeliğe ulaşma şansını arttırmaktadır. dünyada ve türkiye'de bir çok mikro enjeksiyon bebeği sağlıklı bir şekilde yaşamlarını sürdürmektedir.

İnfertil çiftlerde yardımla üreme için icsi (intra cytoplasmic sperm injection) ya da bilinen adıyla mikroenjeksiyonun kullanılması, in vitro fertilizasyon ve embriyo transferi (ivf-et) yöntemlerinin gelişmesinden beri ulaşılan en önemli gelişmedir. 1970'li yılların sonlarında ve 1980'li yılların başlarında tüp bebek (ivf-et) yönteminin ilk geliştirilme amacı, tüplerin tıkalı olduğu kadın infertilite olguları idi. bu şekilde tüpler by-pass edilebileceklerdi.ivf ile, sadece tüplerin devre dışı bırakılmasının değil aynı zamanda daha az sayıda sperm ile döllenmenin başarılabileceği fikri ortaya çıkmıştır. bu yöntemde yumurta ve sperm özel serumların içinde aynı tüpe konur ve döllenmenin oluşması beklenir. nispeten daha az sayıda sperm oositlerle laboratuar ortamında karşılaştırılmakta ve daha sonra embriyo gelişimi izlenerek uygun zamanda rahim içine embriyo transferi yapılmaktadır.

IVF ile erkek faktör infertilitesinin tedavisi bir noktaya kadar başarılıdır. ivf'e rağmen hala gebeliğe ulaşamayan ve sperm sorunu olan çiftlerde ileri tekniklerin geliştirilmesine ihtiyaç duyulmuştur. geliştirilen ilk teknik parsiyel zona diseksiyonu (pzd) dur ve hemen sonrasında sub zonal inseminasyon (suzi) kullanılmaya başlanmıştır. bu tekniklerin ikisinde de amaç sperm-yumurta yakınlaşmasını sağlamaktır.

PZD'de yumurta hücresinin zona ismi verilen dış tabakasına mikro-pipet yardımıyla bir delik açılır. böylece sperm zonayı by-pass eder ve direk ara boşluğa (perivitellin aralığa) geçer.

SUZİ işleminde, mikro-pipet içine bir veya daha fazla sayıda sperm alınır, yumurta tutulur. pipet zona boyunca geçirilir ve sperm direk perivitellin aralığa enjekte edilir.

Ulaşılan en üst noktada ise icsi yani mikroinjeksiyon yöntemi tüm tekniklerin önüne geçmiştir. tek bir sperm yumurtanın içine direk enjekte edilir.

İCSİ'nin geliştirildiği ilk dönemlerde sperm yumurta karşılaşmasında döllenmeme riski taşıyan çiftlerde uygulanması, bunun dışında geleneksel ivf yöntemine devam edilmesi düşünülmekte idi. oysa günümüzde bir çok tüp bebek merkezi, başarı oranlarının daha yüksek olması nedeniyle tüm tüp bebek uygulamalarını icsi ile yapar hale gelmiştir. icsi yapılabilme imkanı varken sadece ivf uygulanması tercih edilmemeye başlanmıştır.

Geleneksel Olarak ICSI Gerekenler;

  • Grup-I : Önceki ivf denemelerinde döllenme sağlanamayan olgular,
  • Grup-II : Önceki ivf denemelerinde döllenme oranı düşük olanlar,
  • Grup-III : tesa/tese gibi cerrahi yöntemlerle sperm elde edilmek durumundaki olgular,
  • Grup-IV : sperm parametreleri kötü olanlardır.

Ovulasyon indüksiyonu yapılarak fazla miktarda yumurta hücresi oluşturulmaya çalışılır. oluşan folliküller takip edilir ve uygun büyüklüğe gelmesi beklenir. bu arada ölçülen e2 seviyeleri ile yumurtalıkların tedaviye verdiği cevap değerlendirilir. yumurta toplama günü kararlaştırılır.

Yumurta toplanmasını (opu) takiben alınan oositler (yumurta hücreleri) önce işlemden geçirilerek yıkanır ve artıklardan arındırılırlar. oositler seçilir ve uygun olgunlukta olanlar icsi için hazırlanır. bu arada alınan spermler de bazı özel yıkama işlemlerinden geçirilerek hazırlanır. seçilen spermlerden enjeksiyon yapılacak oosit sayısı kadar sperm ayrılır ve hareketsizleştirilir. sperm mikro-pipete alınır ve başka bir pipetle tutulan oositin içine enjekte edilir. bu işlem her oosit-sperm çifti için tekrarlanır.

Enjeksiyon sonrası, özel serumların içinde uygun sıcaklıkta ve karbondioksit yoğunluğunda inkübatöre konur. ve döllenme oranları ve gelişim kalitesi belli aralıklarla izlenir.

Ovulasyon indüksiyonu (yumurtlama uyarıcı) tedavileri, birkaç ilacın bir arada kullanıldığı çeşitli protokollerden oluşur. hangi ilacın ne dozda ve hangi şemada başlanacağı kişinin muayene sonuçlarına, hormon profiline, önceki tedavilere verdiği yumurtlama cevabına ve neden tüp bebek uygulaması yapıldığına göre değişir.

Kullanılacak ilaçlar tedavi siklusunun başında belirlenerek, reçete düzenlenir ve gerekli ilaçların tedaviye hazırlık döneminde temin edilmesi istenir.

 

İlaçlar:

Olgun yumurtalar elde etmek için birtakım ilaçlar kombine olarak kullanılır. her hastanın kişisel özelliklerine göre değişik ilaç rejimleri kullanılır. ancak, çoğu rejimler aşağıda adı geçen ilaç gruplarını içerir.

  1. Grup 
    Decapeptyl : günlük veya tek kez yapılan enjeksiyonlar.
    Suprefact : burun spreyi şeklinde uygulanır.
    Suprecur : burun spreyi şeklinde uygulanır.
    Lucrin : günlük veya tek kez yapılan enjeksiyonlar.
    Synarel : burun spreyi şeklinde uygulanır.
    Zoladex : tek enjeksiyon olarak uygulanır.

     

     

     

    Bu ilaçlara gnrh analogları adı verilir ve down regulation dediğimiz, hipofiz bezinin doğal olarak fsh ve lh üretimini kısarak, olgunlaşmakta olan folliküllerin erkenden bozulmalarını önleyerek çok önemli bir yer tutarlar.
     

  2. Grup
    Metrodin, follegon saf fsh, pergonal, humegon, menogon ise fsh ve lh hormonlarını beraber içerir ve bunlar günlük enjeksiyonlarla follikül gelişimini uyarırlar.
     
  3. Grup
    Pregnyl, profasi ve choragon ise hcg denen hormonu içerir ve yumurta alımı işleminden 2 gün önceki gece uygulanır. bu hormonun etkisi büyümüş folliküller içerisindeki yumurtaları olgulaştırarak döllenmeye hazır hale getirmek ve aynı zamanda progesteron salgılanmasını başlatmaktır.
     
  4. Grup
    Progesteron: yumurta toplanmasından sonra bu hormon vainal fitiller şeklinde uygulanır. alternatif olarak, günlük enjeksiyonlar olarak da kullanılabilir. bu ilacın amacı endometrium denen rahmin iç duvarını embriyoların yuvalanmasına hazırlamaktır. bazen ek olarak hormonal destek olarak hcg enjeksiyonları da kullanılabilir.

Bu ilaçlar, gebelik olmasa bile adetinizi geciktirebilir. bu nedenle embriyo transferinden 12-14 gün sonra kanda b-hcg hormonu ölçülerek gebelik saptanmalıdır.

Tedavi nasıl yapılmaktadır?

Tedaviye hazırlık dönemi sırasında 1-2 aylık doğum kontrol hapı (microgynon, desolett, ginera vs) kullanılır. doğum kontrol hapları, sonra kullanılacak yumurtlama ilaçlarına yumurtalıkların vereceği cevabı arttıracaktır. takiben burun spreyi (suprefact) veya decapeptyl, lucrin, zoladex gibi enjeksiyonlara genellikle adet kanamasının ortalama 1 hafta öncesinden (uzun protokol), bazı durumlarda ise adetin 1. günü (kısa protokol) başlanır. bu ilaçlara başlayacağınız tarihi doktorunuz belirleyecektir.

Uzun protokolde ilacın başlangıcından 2 hafta kadar sonra ilk pazartesi veya salı sabahı vajinal ultrason tetkiki ve e2 ölçümü için randevu verilecektir. ultrason tetkiki oldukça kolay ve hızlı olup boş mesane ile uygulanır ve yumurta uyarılmasına başlanmadan önce rahim ve yumurtalıklarda bir sorun olup olmadığına bakılır. kanda e2 ölçümünün sonucu ve ilaç dozajlarının bildirilmesi ile bir sonraki randevunuzun ayarlanması için aynı gün öğleden sonra veya ertesi sabah koordinatör hemşire ile telefonla görüşmeniz gerekecektir. ultrason normal ve e2 seviyeniz gereken düşüklükte ise metrodin, pergonal vs ile yumurta uyarılmasına başlanabilir.

Çoğu zaman metrodin, pergonal vs. enjeksiyonlarına genellikle Çarşamba-cuma günleri arası akşam üzeri başlanır ve günde bir kez uygulanır. size bu enjeksiyonları hangi dozda, nasıl ve kaç gün uygulayacağınız bildirilecektir. gerekirse bir randevu alıp görüşerek daha detaylı bilgi alabilirsiniz. bu sırada bir sonraki randevunuz da verilecektir. bu muhtemelen enjeksiyonları 5 gün yaptırdıktan sonraki sabah olacaktır. bu vizitte yine kısa süren bir vajinal ultrason incelemesi ile follikül gelişimi izlenecek ve kanda e2 ölçülecektir. lütfen aynı gün öğleden sonra saat 15:00 ila 17:00 arasında telefon ederek koordinatör hemşireyi arayınız ve sonuçlarınız ile ilgili olarak tedaviye devam ve bir sonraki randevu ile ilgili talimatlarınızı alınız.

Folliküller yeterli büyüklüğe gelmiş ve e2 seviyesi uygun ise, size artık hcg 10.000 u olarak (pregnyl, profasi veya choragon ) verilebilir. bu enjeksiyonu yumurta toplanması işleminden 34-36 saat öncesinde yaptırmak çok önemlidir. bu genellikle işlemin 2 gün öncesinin gecesi olacaktır. enjeksiyonun tam zamanını koordinatör hemşire size bildirecektir.

Tedavi siklusunun iptalini gerektiren sebepler:

  1. Birkaç günlük metrodin,pergonal vs. kullanımından sonra follikül gelişimi hiç olmaz veya çok zayıf ise size tedaviyi iptal etmeniz tavsiye edilebilir. daha sonra ne yapılabileceği hususunda aynı gün veya daha sonraki bir vizitte tartışılabilir. genellikle tavsiyeler ya metrodin, pergonal vs. dozajını yükseltme ve/veya kısa protokole dönmektir.
  2. Metrodin, pergonal vs enjeksiyonlarına aşırı cevap vermiş ve şiddetli ohss riski mevcut ise, siklus iptali bir seçenektir ve bu konu da tartışılacaktır. siklus iptali durumunda ileride planlanacak strateji geliştirilecektir.

 

Cerrahİ sperm arama (pesa, ptsa, tese)

Erkeğin menisinde hiç sperm olmaması durumunda (azospermi) mikroenjeksiyon işleminde kullanılacak olan spermin testislerden alınması gündeme gelmektedir. bu uygulamanın başlaması ile erkek kısırlığı konusunda devrim yaşanmıştır. tıkanıklığa bağlı azospermi olgularında kanalların içine ince bir iğne ile girilerek sperm aranır (pesa). bu tür olgularda kendi kliniğimizde sperm bulma oranımız %99.6?dır.

Tıkanmanın olmadığı durumlarda ise problem daha karışıktır. bu durumlarda erkek yumurtalığının çeşitli bölümlerinde çok kısıtlı da olsa bir üretim söz konusu olabilmektedir. yumurtalığın çeşitli bölümlerinden çok sayıda küçük parça alınarak bu parçaların içerisinde sperm hücresi aramak gerekmektedir. parça iğne ile (ptsa) ya da açık cerrahi ile alınabilir (tese). bu teknikle hastaların yaklaşık %60?ında sperm bulunabilmektedir. Üretim bozukluğuna bağlı azospermi olgularında gebelik oranları biraz daha düşüktür.

 

Destekli Yuvalama

Yardımcı üreme tekniklerine başvuran çiftlerin yarasından fazlasında embriyo gelişmesine rağmen gebelik olmamaktadır. döllenme olmasına rağmen gebelik oluşmamasının kaynağı muhtemelen embryonun rahime yerleşme safhasındadır. embriyonun rahim içine yerleştirilmesini takiben değişik olaylar oluşmaktadır. İlk olarak embriyo bölünmeye ve büyümeye devam etmekte belli bir boya erişince kendisini çevreleyen zarı (zona pellusida) yırtarak endometriumolarak adlandırılan rahim içindeki dokunun derinliklerine yerleşerek büyümesine burada devam etmektedir.

Gebeliğin oluşmamasının en önemli nedeni embriyonun bu zarı yırtarak dışarı çıkmaması ve dolayısı ile rahim duvarına yerleşmemesi olduğu kabul edilmektedir. bu problemi çözmek için embryoyu, çevreleyen bu zarda transfer işlemi öncesi kimyasal veya mekanik yötemlerle küçük bir delik açılarak embriyonun bu zarı yırtması ve rahim duvarına yerleşmesi sağlanmaktadır. yapılan bilimse çalışmalar bu yöntemle gebelik oranlarında hissedilir bir yükselme olduğunu göstermektedir. vkv amerikan hastanesi yardımcı Üreme teknikleri merkezi?nde bu teknik kısaca şu şekilde uygulanmaktadır: İlk olarak embriyo mikroskopik bir iğne ile embriyo duvarından teğet geçilerek iki noktada delik açılır. embriyo rahim içinde büyümesine devam ederken zayıf olan bu noktalarda zarını delebilir.

 

Preimplantasyon genetik tani (pgt)

Preimplantasyon genetik tanı (pgt), ailesinde genetik hastalıkları olan çiftlerin ya da uygulanan tedavilere cevap vermemiş intefil ailelerin tüp bebek yöntemi kullanılarak sağlıklı bebeğe kavuşmalarını sağlayan yeni bir genetik tanı yöntemi olup bu yöntemle çiftlerden elde edilen embriyolar tek tek incelenerek genetik olarak sağlıklı olan embriyolar anormal embriyolardan ayrılır ve anne adına genetik olarak normal olduğu saptanan embriyolar transfer edilir. bu sayede genetik bozukluğu olan çocuğa sahip olma riski yüksek olan çiftler için hamilelik en başından kontrol altına alınmış olur. ivf?de olumsuz sonuçların başlıca sebeplerinden biri kromozom anomalisi dolayısıyla meydana gelen düşüklerdir. bu nedenle pgt, özellikle ileri yaştaki ivf hastalarına ait oositlerde %43.1?lik gibi yüksek oranda kromozom anomalisine rastlanması sebebi ile ileri yaş anne adaylarına önerilmektedir. ayrıca ülkemizde sıklıkla görülen talasemi ve orak hücreli anemi genetik hastalıkların gebelik öncesi analizi de pgt ile yapılabilmektedir. gelişen genetik teknikler ve bilgiye ulaşma olanaklarının artması çiftlerin, pgt ve diğer prenatal tanı yöntemleri hakkında sağlık merkezlerine başvurmalarını kolaylaştırmıştır. asıl amacı aileleri sağlıklı bebeklere kavuşturmak olan ivf, preimpantasyon genetik tanı?nın uygulanması ile birlikte başarıya ulaşma konusunda bir daha atılmasını sağlamıştır.

 

Blastokist Transferİ

Son dönemlerde geliştirilmiş medium sistemleri kullanılarak embriyo canlılığı laboratuar ortamında daha da uzatılmış ve buna bağlı olarak günümüzde tüp bebek merkezlerinde, daha yüksek gebelik oranlarının elde edildiği 5. ya da 6. gün transferleri yaygınlaşmaya başladı. buna blastokist transferi adı verilir. embriyonun ana rahmine tutunmadan önce ulaştığı en son aşamaya blastokist aşaması denir.

Blastokist Transferlerinin Avantajları Şunlardır:

  • Gelişim potansiyeli daha iyi olan embriyoları seçebilme
  • Canlılğı yüksek olan daha az sayıda embriyo transfer ederek çoğul gebelik olasılığını azaltması
  • Embryo gelitimini daha iyi gözleyebilme
  • Embryoları en yüksek gelişim potansiyeline sahip oldukları dönemde yani blastokist aşamasında doldurabilme
  • Preimplantasyon genetiği uygulayan merkezlerde trophectoderm (blastokiste ait hiç hücre tabakaları) biopsisi uygulayabilmek ve bu doku embriyonik olmadığı için ethik problemleri ortadan kaldırabilmek
  • Embriyo canlılığının incelenebileceği metodlara fırsat tanıması.


Embriyo Dondurma

İnsan gametlerinin ve embriyolarının dondurulmasının tüp bebek pratiğinde büyük önemi vardır. tüp bebek uygulamalarında çoğul gebelik riskini en aza indirmek için genel yaklaşım en fazla üç embriyo transfer etmektir. bu durumda akla gelen ilk soru elde edilen fazla embriyoların ne şekilde değerlendirileceğidir. bu şekilde elde edilen fazla embriyoların dondurulması hastaya hem ekonomik, hem de psikolojik bir avantaj sağlar. ayrıca dondurulan embriyolar transfer edileceği zaman hasta herhangi bir tedaviye gereksinim duymaz. embriyo dondurma işlemi tüp bebek uygulamalarında başarı şansını arttıran bir işlem olarak da değerlendirilebilir.

Emriyo dondurma ve çözme işlemi, embryolar kimyasal maddelerle (kriyoprotektan) dengelendikten sonra soğutulması ve -196 c sıvı nitrojen içinde depolanması, çözüldükten sonra da krioprotektan ortamından uzaklaştırılarak ileri gelişimi sağlamak için özel kültür ortalamanın içine alınmasıdır. her iki işlemde çok dikkatli yapılır. rutin tüp bebek ve mikroenjeksiyon uygulamalarında embriyo dondurma ile gebelik oranları %15-25 arasında değişir. aynı siklusda gebelik elde edilmiş ve kalan embriyolar dondurulmuş ise bu kez gebelik oranı %40 kadar olur. Çiftlerden izin belgesi alınarak dondurulan embriyolar Türkiye'de 1997 yılında yürürlüğe giren bir yasa ile üç yıl boyunca sıvı nitrojen içerisinde saklanabilir.

 

Sperm Analizi:

Sperm analizi, tedavinin planlanmasında çok önemli değere sahiptir. bu nedenle, iyi bir merkezde, bu işten anlayanlar tarafından yapılması gerekir. eksik, yetersiz veya yanlış yapılan bir tahlil, yanlış tedavi planlanmasına, zaman kaybına ve tekrar tahlil istenmesi nedeniyle mali kayıplara neden olabilir.

Tedaviyi planlayan ve uygulayan doktorun sperm analizini yeterli şekilde değerlendirmesi hayati önemi olan bir konudur. ayrıca, spermin nasıl ve hangi şartlarda alınması gerektiği de erkeğe iyice anlatılmalıdır.

Sperm tahlili için erkeğin 2-7 gün arası boşalmaması gerekir. sperm verirken su, tükürük, sabun veya başka bir kayganlaştırıcı kullanılmaması gerekir. sperm odası gürültüden uzak, sakin ve sessiz bir ortam olmalı, gözden uzak bir yerde bulunmalıdır. İçinde lavabo, temizlik malzemeleri, rahat bir oturma imkanı olmalıdır. bazen uygun olmayan şartlarda sperm vermek zorunda kalan erkekler bu konudan şikayetçi olmaktadır. sperm vermede sorun yaşayanlar için gerekli imkanlar sağlanmalıdır.

 

Azospermi:

Erkeğin menisinde canlı veya cansız hiç sperm hücresi olmamasıdır. bu durum 2 şekilde ortaya çıkar:

  1. Tıkayıcı Tip: burada erkeğin yumurtalıklarında (testis) sperm hücre yapımı olmasına rağmen hücreleri ileten kanallarda tıkanıklık olması nedeniyle (daha önce geçirilmiş iltihabi bir hastalık gibi) sperm hücreleri dışarı çıkamaz. bu hastalarda enjektör ve iğne yardımı ile sperm kanallarından hücre alınır. (tesa, mesa, pesa)
  2. Hücre Yapımının Olmaması: burada ise sperm hücresini yapımı ya hiç olmamakta, ya da hücre olgunlaşması tamamlanamadığı olgun sperm hücresi bulunmamaktadır. bu tip azospermi pek çok nedenden olabilir: Ör: İnmemiş testis, genetik kaynaklı gibi. bu hastalarda testislerden iğne yardımı ile hücre aranır (tesa). eğer hücre bulunamazsa testislerden biyopsi ile çok küçük parçalar alınır ve hücre aranır (tese, mikrotese) 

Her iki azospermi tipinin ayırıcı tanısında;

  • Sperm analizi
  • Erkeğin muayenesi
  • Erkeğin hormon tetkiklerinin
  • Erkeğin genetik tetkikinin yapılması gerekir. 

tıkayıcı tipte olan azospermi de hücre bulunma şansı hemen hemen kesindir ve başarı şansı yüksektir.

Hücre yapımının olmadığı veya çok az olduğu ikinci tipte hücre bulunma şansı %30-50 dir. eğer hücre bulunamazsa en az 6 ay ara ile biyopsi tekrar edilebilir.

Bazı durumlarda, azospermi tanısı konulanlarda nadir de olsa tekrar yapılan menide yapılan sperm analizinde çok az sayıda canlı hücre bulunabiliyor. bu nedenle, hastaların her zaman dikkatli değerlendirilmesi gereklidir.

Bu genel bilgiler dışında, her erkeğin kendi özel durumuna göre bir değerlendirme yapılıp ileriye yönelik tüp bebek şansı ayrıca ayrıntılı olarak tartışılıp ona göre karar verilmelidir.

İmmotil sperm: (%100 hareketsiz) Erkeğin menisinde hareketli sperm hücrelerinin olmayışıdır. burada hücrelerin kuyruk yapısında bir anormallik söz konusudur. hücre sayısı değişik olabilir. burada, iki durum söz konusudur:

  1. hücrelerin hepsi ölüdür.
  2. hücrelerin bir kısmı canlıdır fakat hareket yeteneğini kaybetmiştir. 

Bunun için canlılık testi yapılır. bu test sonucuna göre uygun vakalarda tüp bebek yaplır. eğer canlı hücre yoksa erkeğin testislerinden biyopsi ile sperm hücresi aranır.

Oligospermi: (sayı) Sperm hücrelerinin sayı olarak azlığını ifade eder. eğer, sperm hücre sayısı 20 milyon/ml den az ise oligospermi tanısı konur. bu azlığın derecelerine göre tedavi düzenlenir.

Astenospermi: (az hareketlilik) sperm hücrelerinin hareket azlığını ifade eder. burada:

  1. Hızlı ileri hareketli (hiperaktif) (a)
  2. Yavaş hareketli (b)
  3. Yerinde hareketli (c)
  4. Hareketsiz (d) 

Şeklinde bir sınıflandırma vardır. tedavinin planlanmasında özellikle hiperaktif olanlar önemlidir.

Teratospermi: (Şekil farklılıkları) İnsan sperm hücrelerinin kendine has “iğ” şeklinde bir baş yapısı vardır. bazen sperm başı değişik şekillerde olur. her normal sperm analizinde bazı hücrelerin “anormal şekilli” şeklinde yazıldığı görülür ve belli bir yüzde ile ifade edilir. eğer, anormal şekilli sperm hücrelerinin oranı hemen hemen % 100 ise teratospermiden bahsedilir. bu tanı bazen hastalarda kaygılara yol açmaktadır. sanki bu hücrelerle tüp bebek yapılırsa ve gebelik oluşursa bebeğin anormal olmasından korkulmaktadır. halbuki, bu tip hücreler doğal yollardan kadının yumurtasını dölleyemezler; ancak, tüp bebek uygulamasında kullanılabilirler.

Şunu unutmamak gerekir: tüp bebek uygulamalarında sperm hücreleri ne durumda olursa olsun, gerek duyulduğunda genetik testlerin yapılmasından kaçınmamalıdır. tedavilerin ayrıntıları çiftlerle beraber tartışılmalıdır.

Aglütinasyon: (kümeleşme) sperm hücrelerinin baş, kuyruk gibi bölgelerinden irili ufaklı kümeler oluşturmasıdır. bu durumda sperm hareket etse bile yerinden ayrılamadığı için yumurta dölleme kabiliyetini kaybetmiştir. bu durumda mutlaka sperm yıkama yapılarak değerlendirilmelidir. genellikle menide bulunan bazı bağışıklık maddeleri bu duruma yol açabilir.

Sperm yıkama: ünümüzde sperm analizinin artık ayrılmaz bir parçası olmuştur. yıkama yapılmadan bir sperm analizini değerlendirmek çok sağlıklı olmamaktadır. bazı özel hücre kültürü sıvıları ile meni yıkanarak istenmeyen maddeler ayrılarak sağlıklı sperm hücrelerinin değerlendirilmesi mümkün olmaktadır.

Kruger Testi: Bu test sperm şekline göre yapılan özel bir değerlendirmedir. sonuçlar intertilite tedavisinin planlanmasında önem arz eder. Şöyle ki:

  • %14 ve üzeri normal, doğal ilişki veya aşılamaya uygun
  • %5-13 sınırda, yıkama sonuçlarına, ve diğer intertilite nedenlerine göre karar vermek gerekir
  • %4 ve daha az ise tüp bebek gerekir. 

Kruger kriteri azaldıkça spermin yumurtayı dölleme yeteneği de azalmaktadır.

Diğer Kriterler:

  • Sperm hücrelerinin değerlendirilmesi genellikle meni alındıktan 2 saat sonra değerlendirilmektedir. Özellikle bazı durumlarda 2. saatte hücre hareketi yüzdesi iyi iken, 6 ve daha ileri saatlerde bu yüzdenin hızla azaldığı ve bazen % 0 olduğuna rastlanmaktadır. bu önemli bir kriterdir
  • Menide toplam ileri hareketli sperm sayısı 5 milyon altında ise tüp bebek daha iyi bir tedavi yöntemdir.
  • Meni miktarı normalde 2-7 cc olarak kabul edilir. bazen 2 cc altında meni elde edilir. bu az miktar meni ile doğal yoldan gebe kalma şansı çok düşüktür.
  • Gereksiz kullanılan bazı ilaçlar sperm analizinde tam ters bir etki ile hücre azlığına veya yokluğuna yol açabilir. bu gibi durumlarda ilacı kestikten en az 2 ay sonra yeni bir tetkik yapılmalıdır.
  • Aşırı sigara ve alkol tüketimi (özellikle 5-10 seneden fazla) sperm hareket ve sayısında azalmalara yol açabilir
  • Başka bir hastalık nedeniyle alınan ilaçlar (ör: mide rahatsızlıkları, depresyon) sperm üzerinde olumsuz etki yapabilirler. 


Alıntı: www.tup-bebek.us

Göster
Gizle