Anasayfa - / - Etiket Arşivi: makale

Etiket Arşivi: makale

Prostat ve Prostat iltihabı

Prostat sadece erkeklerde bulunan bir salgı bezidir. Kadınlardaki rahmin karşıtı bir organdır.

mesane           uriner

PROSTATIN YERLEŞİMİ:
Prostat erkeklerde dış idrar yolunun ilk kısmını çevreleyen bir organdır. Mesane tabanında yer alır. Yetişkinde yüksekliği 20-25 mm kaidesinde ön-arka çapı 25 mm ve enine çapı 40 mm civarındadır. Ağırlığı 20-25 gramdır. Şekerli koniye benzer. Bir tabanı, tepesi, arka ön ve iki yan yüzü vardır. 
Tabanı: Mesane yüzüdür. Enine bir çıkıntı ile ön ve arka iki parçaya ayrılır. Ön parça mesane ile komşu olup, önünden dış idrar yolunun prostatik parçası geçer. Arka parçada prostatik bir oluk bulunur. Bu oluk içerisinde Meni yolu borusu yer alır. 
Tepe: Anüsten itibaren 3-4 cm öndedir. 
Arka yüz: Konveks ve arka aşağıya bakar. Dikey bir oluk gösterir, prostatı iki yan parçaya ayırır. Prostatın İç komşuluğu: Prostatın içinde bez dokusundan başka dış idrar yolu kanalı prostatik parçası, bunun üst kısmı çevresinde mesane büzücü kası bulunur 

PROSTATIN VAZİFESİ:
Prostat bir dış salgı bezidir. Aynı zamanda organizmanın ikincil seks organıdır. En önemli vazifesi meninin %95 ini teşkil ederek spermayı sulandırır. Böylece ejekulatın miktarını çoğaltarak döllenmeyi kolaylaştırır. Prostatik dokuda yüksek konsantrasyonda çinko vardır. Çinkonun karbonik anhidraz ve dehidrogenez enzimleriyle ilişkisi vardır. Çinko yetmezliklerinde prostat dumura uğrar. Prostatik Sekresyon: pH 6,5 olup süt görünüşünde özel bir kokusu olan bir sıvıdır. İçerisinde fibronilizin, asit fosfotaz ve beta glukuronidaz enzimleri tespit edilmiştir. Ayrıca plazmadan daha fazla miktarda Na, K, Ca ihtiva eder. Anyon bakımdan daha fakirdir. Bol sitrat bulunur. Bunlardan başka aminoasitler, proteinler, lipitler, kolesterol bulunur.
Prostat ergenlik yaşına kadar faal değildir. Ergenlikte faaliyet göstermeye başlar 25 yaşına kadar artar daha sonra faaliyetinde yavaş yavaş düşme görülür.

PROSTAT İLTİHAPLARI:

Prostat iltihabının tedavisi mümkündür. Ama elbette bunun şartları vardır. Tedavi bir bütündür. Yani tedavi sadece ilaç, doktor seçimi değil hastanın morali, gayreti, inancı, stresi de önemlidir. İlaç kullanımı doktorun tedavisi altındadır. Mikrop varsa antibiyotik kullanılır. Diğer ilaçlar, iltihap giderici ve vücut direncini artırıcı ilaçlardır. Prostat içine yapılan enjeksiyon ilaç ve antibiyotiklerinden bir çok hasta fayda görmektedir. Denemekte fayda vardır.
İlaç haricinde hastaya çok önemli iş düşüyor. Bir defa moral bozulmalı, başına gelen bu hastalıkla nasıl mücadele ederim diye gayret edecek. Hastalığı yeneceğim diye kendin kendine telkin yapması gereklidir. Takıntı bu hastalığın baş düşmanıdır. Birçok hasta prostat hastalığından ziyade takıntıdan muzdariptir. 
Ayrıca koruyucu ve kollayıcı tedbirlerinde alınması önemlidir. Mesela kabız kalmamak, günde 10 bardak su içmek, makat bölgesine sıcak uygulamak, sıcak su oturma seansları (Küvet) çok faydalıdır. Küçük bir kiremit parçasını makatla testis arasına koyup bu bölgeyi ısıtmak birçok hastaya çok iyi gelir. Acı, baharatlı, kırmızıbiberi, karabiberi, turşu ve ekşi besinler, kola, meşrubat gibi tahriş edici içecekleri, sigara, esrar, uyuşturucu, içki ve alkol gibi zararlı maddeleri kullanmaması lazım. Bunlar prostat iltihabı tedavisi, koruyucu ve kollayıcı tedavide çok, çok önemlidir. Doktor uygun görürse prostat masajları yapar. Haftada 1 masaj çok defa fayda verir. Düzenli ilişki veya manüel boşalmalar çok faydalıdır.
Prostat iltihabı hiçbir zaman hayat boyu devam etmez. En azından evlenince cinsel hayat düzene girince iyileşme ihtimali artar. Prostat iltihabı evlenmeye engel olmadığı gibi bilhassa tavsiye edilen bir şeydir.
Bunlara dikkat edin, çok rahatladığınız göreceksiniz. Hastalıkta zamanla geçecektir.

Daha geniş bilgi için şu yazımı da okuyun;
http://www.dralihatay.com/prostat.htm

Prostat iltihapları hâd (âcil) ve müzmin olmak üzere ikiye ayrılır.

1- Hâd (Acil) Prostat iltihabı:
Adi mikropların meydana getirdiği iltihaptır. Prostata kan yolu veya direkt olarak gelir. Sıklıkla dış idrar kanalı vasıtası ile gelen mikroplar prostatta iltihaba neden olurlar.
Belirtileri: İdrar yaparken huzursuzluk vardır. İdrarda yanma, sık idrara çıkma şikayetleri olur. İdrar bulanıklaşır. İdrarın başında veya sonunda 1-2 damla kan gelir. Prostat şiş ve gergin olduğundan idrar yapmada güçlük ortaya çıkar. Torbaların alt kısmında ağrı vardır. Yüksek ateş olur. Titremeler bulantı ve kusmalar buna eklenir. Günlerce ve haftalarca devam edebilir. İdrar dış deliğinden çok defa akıntı olmaz. Daha sonra tedavi edilmezse şikayetler hafifler veya apseye dönüşür. Böylece müzminleşir.
Teşhis: Akıntı varsa bu akıntının mikroskobik muayenesi yapılır. İdrar ve kan tahlilleri yapılır. Doktorun yapmış olduğu parmak ile makat muayenesinde prostat şiş, sıcak olarak parmağa gelir ve çok hassastır.

Tedavi:
1- Yatak istirahatı.
2- Sıvı ihtiyacını karşılamak için serumlar verilir.
3- Kabızlık varsa o düzeltilir.
4- Ağrı giderici fitiller kullanılır.
5- İdrar kültürü ve akıntıdan yapılacak tahlil ile mikrobun cinsi tespit edilerek uygun antibiyotik verilir.
6- Ön şikayetler geçtikten sonra prostat mesajı yapılır. 

2- Müzmin Prostat iltihabı:
Çok defa bir belirti vermez. Orta yaşlılarda ve genç olgunlarda görülür. Acil prostat iltihabından sonra veya daha önce hiç belirti vermemiş prostat iltihabından sonra ortaya çıkar.
Belirtileri:
1- İdrar yapmada huzursuzluk, sık idrara çıkma, idrarda yanma, bazen idrarda kanama şikayetleri olabilir. En önemli belirtisi idrar dış deliğinden gelen bir akıntıdır. Sabahları ilk idrardan önce çok fazladır. Rengi beyaz saydamdır. (Yeşil olmaması ile bel soğukluğundan ayrılır) Yapışkan bir sıvıdır. Salyaya benzer.
2- Çabuk yorulma, uyku bozuklukları, konsantrasyon bozuklukları vardır. Belin alt kısmında ağrı olur.
3- Seksüel arzu azalır. Sertleşme problemleri vardır. Erken boşalma görülür.
Teşhis:
Akıntının mikroskobik muayenesinde mikroplar ve iltihap hücreleri görülür. Kan idrar tahlilleri yapılır. Ayrıcı teşhis için filmler çekilir. Ultrasonografi yapılır.

Tedavi:
1- Hastalık müzmin olduğu için çok defa antibiyotik fayda vermez.
2- Ağrı giderici fitiller kullanıla bilinir.
3- Sinirleri yatıştırıcı ilaçlar ve vitaminler verilir.
4- İstirahat sağlanır. 
5- Sıcak su banyoları veya torbaların alt kısmına tatbik edilecek sıcak (Termofor) çok defa faydalıdır.
6- Doktor tarafından haftada 2 defa uygulanacak prostat mesajı ile prostat içerisindeki salgı ve iltihap dışarı atılacağı için hasta rahatlar.

Prostat iltihabının tedavisi mümkündür. Ama elbette bunun şartları var. Tedavi bir bütündür. Yani tedavi sadece ilaç, doktor seçimi değil hastanın morali, gayreti, inancı, stresi de önemlidir. İlaç kısmını doktor ayarlar İlaçlar mikrop varsa antibiyotik ve iltihap giderici ilaçlardır.

Prostat içine yapılan enjeksiyon ilaç ve antibiyotiklerinden bir çok hasta fayda görmektedir.
İlaç harici hastaya çok önemli iş düşüyor. Bir defa moralini bozmayacak, başına gelen bu hastalıkla nasıl mücadele ederim diye gayret edecek. Takıntı yapmayacak.

Ayrıca koruyucu ve kollayıcı tedbirlerinde alınması önemlidir. 

Mesela kabız kalmayacak, Günde 10 bardak su içecek, makat bölgesine sıcak uygulayacak, sıcak su oturma seansları yapacak(Küvet), acı baharatlı, ekşi şeyler yemeyecek, kola, meşrubat gibi tahriş edici şeyler içmeyecek. Sigarayı kesin olarak kullanmamsı lazım.

Doktor uygun görürse prostat masajları yaptıracak. Düzenli boşalmalar yapacak
Prostat iltihabı hiçbir zaman hayat boyu devam etmez. En azından evlenince cinsel hayat düzene girince iyileşme ihtimali artar.
Bunlara dikkat edin, çok rahatladığınız göreceksiniz. Hastalıkta zamanla geçecektir.
   

prostat1

PROSTAT BÜYÜMESİ
50 yaşının üzerindeki erkeklerin 1/3 ünde meydana gelir. Tümör olarak telaki edilse de Tümör değildir. Kadınların rahim büyümelerine benzer. Hormonsal etki ile meydana geldiği düşünülmektedir. Prostatın selim büyümesini kanser ile karıştırmamak lazımdır. Her ikisinde oluşum mekanizması değişik olup, biri meydana geldikten sonra diğeri onun devamı şeklinde olmaz. Fakat %15 oranında ikisi beraber bulunabilir.

Oluşum Sebebi:
1- Çok defa kesin sebep belli değildir. 
2- Müzmin iltihaptan sonra, damar sertliği, aşırı seksüel yaşam, beslenme faktörleri eskiden beri neden olarak gösterilse de prostatın büyümesinde bu etkenlerin rolü ispat edilememiştir.
3- Ayakta idrar yapma: Direk olarak prostat oluşumunda etkisi yoktur. Ancak ayakta idrar yapma sonucu idrarın bir kısmı idrar kesesinde (mesane) kalacağı için, bu artık idrara bağlı iltihap v.s gibi şikayetler gelişir. Bu nedenle mesanede idrar bırakmamak ve tam boşalmayı sağlamak için oturarak idrar yapmak gerekir. 
4- Hormonal Sebepler. Prostatın gelişmesinde testesteron (erkeklik hormonu) gibi bir çok hormonun etkisi vardır. Bilhassa ergenlik çağındaki hormonsal aktivite ile prostat gelişir. Erkeğin 50 yaşından sonra hormonlarında (testestron) bir azalma meydana gelir. İşte bu hormonun eksikliği dolayısıyla prostatın belirli bölgelerine etki yapamayacağı için prostatın lopları büyür ve içerisinden geçen idrar dış kanalını sıkıştırır. 

Etkisi: 
Prostat büyüdükten sonra idrar dış kanalını dışarıdan tazyik ile sıkıştırır ve hasta idrar yapamaz duruma gelir. Dış kanalın boyu uzar, yer değiştirir. Mesane içerisindeki idrarı boşaltamadığı için iç basıncı artar. İdrar kesesi kası aşırı büyür.İleriki safhalarda gevşer ve içerisinde daima bir miktar artık idrar bulur. İdrar atılamadığı için böbreklerde önceleri şişme ve büyüme meydana gelir. Böbreğin havuzcuğu idrar ile dolar ve bu idrarın basıncı ile böbrek dokusu erir. Daha sonraki safhada böbrek dokusu ince bir kağıt haline gelerek balon gibi şişer. Fonksiyonunu kaybettiği için atması gereken zararlı maddeleri atamaz. Kanda ürenin yükselmesi ile böbrek yetmezliği oluşur.

prostat3

Belirtiler:
1- İdrar belirtileri: İdrar yolları tıkanma derecesine göre belirtiler verir. Önceleri idrar çapı azalır ve idrar akımı yavaşlar. Ayakta veya oturarak idrar yaparken hasta ileriye doğru idrarını yapamaz. İdrar kesik kesik gelir. İdrar damlalar halinde akar. Tuvaletten dönüşte tam rahatlama yoktur. Mesanede hala idrar varmış hissi olur.
İdrar gelmesi için bir miktar beklenir. İdrar yapma yavaşladığı için idrar yapma süresi uzar. Mesanede idrar kaldığı için idrar varmış gibi olur. Sık sık idrara çıkılır. İdrarda kanamalar meydana gelir. Tabloya iltihapta karışırsa şikayetler daha çok artar. Gece idrar kalkmalar olur. Normal insan geceleyin ya idrara çıkmaz veya bir defa kalkabilir. Fakat prostatı büyüyen hastada 3 den fazla gece idrara kalkma olur.
2- Genel Belirtiler: İdrarın tam yapılmaması sonucu böbrekler kadar varan bir idrar durgunluğu vardır. Bu nedenle bele vuran ağrılar meydana gelir. Kanda üre yükseleceği için buna bağlı belirtiler gelişir: Bulantı, kusma, uyku hali, kilo kaybı olur.
İdrar kesesi çok şişecek olursa karın alt tarafında şişkin olarak ele gelir. Üzerine bastırılırsa idrar kaçırması olur. 
3-Laboratuar bulguları: İdrarda kanama veya iltihap hücreleri görülür. Kanada üre ve kreatinin artmıştır.
4- Rotgen Tetkiki: Düz böbrek filmi fazla bir şey göstermezse de ilaçlı film idrar kesesinin doluluğunu prostatın büyüklüğünü ve hepsinden önemlisi artık idrarı gösterir. Film çekildikten sonra hasta idrar yaptırılır ve tekrar flim çekilir. Bu son filmde ne kadar idrar kaldığı görülmüş olunur. (Artık idrar)
5- Sistoskopi: İdrar yolundan sokulan ışıklı bir aletle idrar kanalına ve mesane içerisine bakılır.
6- Ultrasonografi: Bu tetkikte prostatın büyüklüğünü ve artık idrarı göstermesi bakımından önemlidir. Aletin makattan sokularak yapılan bir çeşidi daha vardır ki daha detaylı bilgi verir. Ayrıca prostatın kanseri ile normal büyümesi arasındaki farkı ortaya koyar.

Tedavi: Selim prostat büyümeleri her ne kadar ilerleyici bir hastalık olsa da yan etkileri ortaya çıkmadıkça ameliyat gerekmez. Fakat tıkanma fazla ise, şikayetler varsa, kanama oluyorsa, tıkanma nedeni ile üre yükselmişse ameliyat uygulanılır.

1- Koruyucu Tedavi: Bu tedavi şekli aslında geçici bir tedavi olup hastayı rahatlatmak amacı taşır. İltihap varsa bu giderilir. Alkol gibi tahriş edici maddeler alınıyorsa bunlar yasaklanır. Sonda takılarak tıkanıklığın önüne geçilir.
2- İlaç Tedavisi: Hormon tedavileri eskiden beri denenmektedir. Son zamanlarda çıkan bazı ilaçlar mesanenin boşalmasını kolaylaştırmak amacı ile kullanılmaktadır. Prostatın büyümesi veya küçülmesine etkisi yoktur. Ancak hastayı büyük oranda rahatlatır. Yan etkisi olarak tansiyon düşüklüğü, halsizlik, ağız kuruluğu yapmaktadırlar.
3- Cerrahi tedavi (Ameliyat): En etkili tedavi şeklidir. Ameliyat yapılması sebepleri şunlardır.
. Tam tıkanıklık: Prostat çok büyüdüğünden tam tıkanıklık yapar ve yan etkiler başladığından dolayı ameliyat düşünülür.
. Mesanede taş da varsa hem prostat ameliyatı hem de taş ameliyatı yapılır.
. İlaç ile önlenemeyen iltihaplar ve kanamada
. Hastanın şikayetleri çok fazlaysa.
. Şayet hastanın üresi çok yüksekse idrar yollarına bir sonda konur ve 2-3 hafta beklenir, daha sonra ameliyat uygulanılır.

Ameliyat 2 şekilde yapılır
1- Açık ameliyat: 60 gramdan büyük prostatlarda açık ameliyat düşünülür. Bunu yanında mesane ile ilgili ameliyatlık bir durum varsa açık ameliyat tercih edilmelidir. Açık ameliyatta genellikle göbek altından kemiklere kadar olan kısım kesilerek karın içerisine girilip yapılır. Kanama kontrolü daha kolaydır. Prostatın büyüyen kısmı olduğu gibi çıkarılır. Hastanede yatma süresi biraz daha fazladır. 
2- Kapalı ameliyat: TUR aleti denilen bir alet ile yapılır. Bu alet ışıklı düz bir borudan meydana gelir. Kesici ve gözleyici kısımları vardır. İdrar dış deliğinden sokularak prostat dokusu ince dilimler halinde kesilir ve yıkama ile bu parçalar dışarı alınır. 45 gram olan prostatlarda uygulanmalıdır. Bundan daha fazla olan ameliyatlarda ölüm oranları artmaktadır. Kanam daha çoktur. Hastanın yatakta yatma süresi daha kısadır.
3- Balon ile genişletme: Balonlu bir sonda dış idrar yolundan geçirilir ve prostatın olduğu yerde şişirilir. Deneme safhasındadır.
4- Lazer ameliyatı: Lazer ile prostatın yakılması esasına dayanan bir metottur.

 

PROSTAT KANSERLERİ
Prostat kanserleri erkeklerde en sık görülen kanserlerdir. Akciğer ve bağırsak kanserlerinden sonra 3 cü sıradadır.

Sebebi: 
1- Sebebi çok defa belli değildir. Prostat kanserleri bir yaşlılık hastalığıdır. 50 yaşın altında çok nadirdir. Genellikle 70 yaşından sonra görülür ve yaş ilerledikçe sıklığı artar.
2- Hormonsal sebepler: Prostat kanserli hastalara kadınlık hormonu verilirse kanserin gerilediği görülmüştür. Bu nedenle oluşumunda da erkeklik hormonu etken olarak düşünülmektedir.
3- Hava kirliliği, fazla yağla beslenme, sebepler olabilir.
4- Müzmin prostat iltihaplarından sonra kanser vakaları görülmüştür.
Yayılımı:
Direk olarak çevre dokulara yayılabilir. Bir diğer yayılma yolu kan yoluyladır. Kanserli hücreler bu yol ile kısa zamanda Akciğere ve kemiklere yayılır

Belirtiler:
Erken devrede belirti vermediği için şikayetlere yol açmaz. Belirtiler ancak idrar yolunu tıkadıktan sonra ortaya çıkar. İdrar şikayetleri vardır. Zor idrar yapma, sık idrara çıkma, gece idrara kalkma şikayetleri daima bulunur.
Ağrı kesiciler ile geçmeyen bel ağrıları olur.

Tetkikler:
1- Kan ve idrar tahlilleri yapılmakla beraber özel bir belirti vermez.
2- Tümör Belirleyiciler: Bir çok maddenin kanda aranması ile prostat kanseri teşhisi konmaya çalışılır. Asit fostataz, Prostatik Asitfosfataz (PAP), Prostat Spesifik Antijeni (PSA) bunlardan bir kaçıdır. Bu maddeler hem teşhis koyucu hem de tedavinin seyri hakkında bilgi verir.
3- Rotgen İncelemeleri: Düz ve ilaçlı böbrek filmleri bir fikir verebilir. Kanserin kemiklere veya Akciğerlere yayılıp yayılmadığını anlamak için kemik ve akciğer filmleri çekilir. 
4- Ultrason ve Bilgisayarlı Tomografi: Hem prostat kanserini gösterme hem de yayılma derecesini anlamada önem arz eder.
5- Prostattan parça alma: Prostat kanserinden şüphelenildiği zaman gerek iğne ile gerekse başka bir yöntemle prostattan parça alınıp patolojide incelenilir. Sonucun negatif çıkması kanser olmadığı anlamına gelmez.

Tedavi:
Uygun tedavinin yapılabilmesi için tümörün durumu çok önemlidir. Kanser prostat içinde mi yoksa etrafa yayılmış mı? Akciğer ve kemikler gibi uzak yerlere sıçramış mı? Soruları önem kazanır.
1- Cerrahi Tedavi:İki yolla yapılır 
Açık ameliyat: Prostat dokusu ve çevre dokuları ve organlar olduğu gibi çıkarılır.
Kapalı ameliyat: Kanserin ancak bölgesel kaldığı durumlarda TUR denen aletle yapılır.
2- Işın Tedavisi (Radyoterapi): Dışarıdan belirli derecelerde rotgen şuaları verilir. Böylece kanser hücreleri öldürülmeye çalışılır. Diğer bir metotta ise radyoaktif maddeler prostat dokusu içerisine yerleştirilerek kanser yayılımı önlenir. 
3- Hormon Tedavisi: İleri devre prostat kanserlerinde uygulanılır. Bu amaçla kadınlık hormonu olan östrojen verilir 
4- Testislerin alınması: Erkeklik hormonu (Testosteron) un prostat kanseri oluşumunda direk etkisi vardır. Erkeklik hormonu da testislerden salgılandığı için ameliyatla testisler alınır. Böylece prostat kanserini alevlendiren erkeklik hormonu kaynağı kurutulmaya çalışılır
5- İlaç tedavisi: (Kemoterapi) Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar prostat kanserinde de kullanılır. Başarı şansı % 48 dir.

Geniş Bilgi için bakınız Prostat Kanseri 

DİĞER YAZILARIMIZ:
Penis Boyu Neden Önemlidir?
Genelev Gerçeği
Varikosel
Masturbasyon hakkında bilmek istedikleriniz.
Erken Boşalma ve Tedavisi
Sertleşme Sorunu ve Tedavisi 
Prostat Hastalıkları ve Prostat İltihabı 
Eşcinsellik ve Homoseksüellik
Porno ve Zararları
Böbrek Hastalıkları
Böbrek ve Oruç 
Sünnet 

Porno ve zararları

Porno; Seks görüntüsü içeren cinsel sahneleri televizyon, sinema ve internet gibi medya araçlarıyla seyretmektir. Pornografi sahnelerinde seks öğeleri açıkça gösterilir. Erotik sahnelerde ise seks ögeleri gösterilmez ama  insanı şehvete getirecek her türlü metot kullanılır. Pornografi bazı ülkelerde yasaldır. Türkiye de ise yasal olmayıp mahkeme kararı ile bu siteler kapatılmaktadır.

İnternetin %12 si pornografik öğeler barındıran seks siteleridir. Porno bağımlılığı her yaşta görülmekte olup, gençler arasında daha yaygındır. Bazı gençler günde 3-4 saat porno seyretmektedirler. Bazı çalışmalarda ve yapılan istatistiklerde kızların da porno bağımlısı olabildikleri görülmektedir.

Erkeklerin çoğu pornoyu mastürbasyonda uyarıcı olarak kullanır. Hem porno hem masturbasyon sonucunda suçluluk duygusu, utanma, pişmanlık ve aşağılanmışlık duygusu gibi acıları çekerler.

 

1- Porno Seyretmenin tıbbi sakıncaları:
Bilimsel çalışmalar pornografi izleyen bireylerin, beyinlerindeki gri maddenin küçüldüğünü göstermektedir. İnsanların beyni sonradan mı küçülüyor yoksa beyni küçük olduğu için mi porno seyrediyorlar tıp bunun cevabını verememektedir. Küçülen beyin kişinin şahsiyetini bozmakta ve bilinçli karar verme yeteneğini engellemektedir. Bu araştırmaların sonucunda pornoculuğun bir cinsel sapıklık olduğu kabul edilmiştir. Pornografi cinsellikle ilgili olmayıp bağımlılık yapan bir sapıklıktır. 


2- Psikolojik değerlendirme:
Porno bağımlıları normal hayatındaki cinsel uyarılar ile tatmin olamadıklarından pornodan medet umarlar. Bu bağımlılık mutsuzluk, isteksizlik, bitkinlik, hayattan zevk almama, karşı cinsle ilişki kuramama gibi sonuçlar doğurur.

Porno filmler de artistin 20-25 cm lik penis ve saatlerce süren ilişkide boşalmaması porno izleyen insanların kafasını karıştırır. Kendi penis boyu ve boşalma süresini istemsiz olarak kıyaslar ve tabii ki sonuç hüsran olur, bu durum psikolojiyi etkiler ve moral bozulur. Cinsel organdan ve cinsel zevklerden soğuma başlar.

Bu gibi durumlar, penisini uzatmak için olmadık çarelere başvuran insanları göstermektedir. Ayrıca, porno bağımlısı kişiler olmayan bir erken boşalma için endişeye kapılabilir.

Porno seks filmlerdeki hileler:

– Bu filmlerde özel sertleştirici iğneler kullanılır. Bu iğnelerin en büyük yan etkisi ilerde ereksiyon sorunu yapmasıdır. Porno Artistler para için bu işe razı olmaktadırlar. Halbuki ileride penis sertleşmesi olacağını bilseler bu filmlerde rol bile almayı düşünmezler.

– Boşalma süresinin uzun olması film eklemeleri sonucunda olur. Her boşalma ayrı ayrı sanki olmamış gibi ilk filme eklenir.

– Penis büyüklüğü de film çekim metotları sayesinde olmaktadır. Mesela Guliver cüceler ve devler ülkesinde filmlerini seyrettiyseniz, ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Orada insanlar dev gibi veya parmak kadar gösterilebiliyor. Türk filmlerinde de bu hileler kullanılmıştır. Mesela Cüneyt Arkın'ın oynadığı Battal Gazi filminde Cüneyt Arkın beş oku bir yay ile atıyor ve 5 kişiyi öldürüyor. Sanki güdümlü ok..

Buna inanmayanlar pornodaki kurgu ve abartıya inanabilirler. Bazen gerçekten büyük penisli artistler rol alabilir. Ama bunların penisi elbette atletik yapılarına, bünyesine göre büyük olabilir ve belirli kimselerdir. Mesela yapısal olarak zencilerin penisi daha uzundur.

 

3- Ahlaki ve Sosyal Değerlendirme:
Pornocular bu işin bağımlık olduğunu, alışkanlık yaptığını ve zararlı olduğunu bilirler. Her bağımlı gibi suçluluk ve pişmanlık duygusu içerisinde olurlar. Bunlarda ileride depresyon, sinir hastalığı, takıntı, stres gibi kalıcı hastalıklara neden olur. Bu filmler gençlere seksi özendirirken erken hamilelik, AİDS, belsoğukluğu gibi bulaşıcı hastalıklar, homoseksüellik gibi sapıklıkların sakıncalarından bahsetmemektedir. Sigaraların üzerine bile "Sigara öldürücüdür" yazmayı mecbur kılan hükümetler; bu filmlerdeki zararları maalesef açıklayıcı bilgi sunmamaktadırlar.

Porno insanların zamanlarını, yeteneklerini ve kaynaklarını tüketirler ve kendi karanlık, küçük porno dünyalarında tutsak eder.

Daha ileride Porno düşkünlüğü, aile içi cinsel ilişki, şiddet, teşhircilik ve diğer seksle ilgili suçlara neden olmaktadır. Hatta bazen intihara dahi sürükler. Aile bağı kopmuş kariyeri, saygınlığı kaybolmuş bir tip haline getirir. Porno iyi bir adamı alıp onu yürüyen bir ölüye çevirir. (Zombi)

 

4- Dini Sakıncası:
Kuran-ı Kerim'e göre porno gibi filmler seyretmek haramdır.
Allah(cc) Teâlâ şöyle buyuruyor: 
"(Ey Resûlüm), Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan beri alsınlar ve ırzlarını zinadan korusunlar. Bu kendileri için daha temizdir. Muhakkak ki Allah(cc), onların bütün yaptıklarından haberdardır"
Nur suresi Ayet 31
Peygamber Efendimiz de (A.S) harama bakış konusunda şöyle buyurmuştur: 
-”Yâ Ali! Arka arkaya bakma! İlk bakış senin için bağışlanmış ise de, fakat ikincisi senin değildir. Bakışı sürdürmeye hakkın yoktur” 
-Câbir bin Abdillah (RA): ‘Resûlullah’a (A.S) ansızın bakışı sordum. Bana derhal gözümü çevirmemi buyurdu.
Avret sayılan uzvun açılması ve bakılması, kimden olursa olsun haramdır ve günahtır. Ancak haramlık ve günah en mahrem noktalara yaklaştıkça artar ve ağırlaşır. (Fetâvây-i Hindiyye V/288; Dürer Hâsiyesi Abdülhalîm I/199)

 

5- SONUÇ ve ÇARE:

Porno filmler; film çekimlerinin bir yan dalı olup artık sektör haline gelmiştir. Porno seyretmeyi bir ihtiyaç gibi gösterip bu sektöre kan pompalanmaktadır. Zararı bilinse de bu sektörle mücadele etmek zordur. Artık Batı ülkelerinde de porno; cinsel bir sapıklık olarak kabul edilmekte ancak cinsel özgürlük adına bir şey yapılamamaktadır.

Maalesef sadece çocuk pornoculuğunu yasaklıyorlar ve çocukları pornodan uzak tutmaya çalışıyorlar. Küçük yaşta interneti kullanan çocuk porno ile erken yaşta tanışıyor. İleride kendisini bekleyen tehlikelere aldırmadan bir uçuruma doğru yol alıyor.

Bu nedenle artık aileler televizyon ve bilgisayarlara site engelleyici programlar kurmaktadırlar. Porno çocuklar ve gençler için bir tuzaktır. Çocuklarımız gençlerimizi yetişkinlerimizi bu tuzaktan korumalıyız.

Elbette eğitim şarttır. Çocuklara doğru cinsel bilgiler verilmeli, cinsel sapıklıkların, pornonun zararları anlatılmalıdır.

Aile; Hiç bir zaman çocuğu azarlamamalı yapmış olduğu bir yanlıştan dolayı kınamamalıdır. Doğru yolu, doğru olarak göstermek ebeveyninin en önemli vazifesidir. Boş zamanlarını ailesine ayırmak, arkadaş veya akraba gezileri gibi sosyal aktiviteler, hobi, müzik, sinema veya sanat gibi aktiviteler veya spor ile uğraşı çocuğun zararlı şeylere yönelmesini engellenmektedir. Çocuklara sosyal hayatı öğretmeli, onları meşgul edecek hobiler bulunmalıdır. Onların genç beyinlerini ve düşüncelerini işgal eden, medyanın olumsuz etkileri ile beynini harap edecek zararlı yayınlardan uzak tutmalıyız. Şayet böyle bir bağımlılık varsa psikiyatri uzmanından yardım alınmalıdır.

DİĞER YAZILARIMIZ:
Penis Boyu Neden Önemlidir?
Genelev Gerçeği
Varikosel
Masturbasyon hakkında bilmek istedikleriniz.
Erken Boşalma ve Tedavisi
Sertleşme Sorunu ve Tedavisi 
Prostat Hastalıkları ve Prostat İltihabı 
Eşcinsellik ve Homoseksüellik
Porno ve Zararları
Böbrek Hastalıkları
Böbrek ve Oruç 
Sünnet 

 

 

 

 

Erken Boşalma ve Tedavisi

Erken boşalma bir cinsel problem değildir. Cinsel yetersizlik ve cinsel uyumsuzluktur. Cinsel ilişkide en önemli şey uyumdur. Erkeğin kadının orgazmından önce boşalması bir cinsel uyumsuzluk göstergesidir. Kadın geç orgazm oluyorsa sorunu sadece erkeğe bağlamak doğru değildir. Bu durumda erkekte cinsel yetersizlik yoktur. Sadece uyumsuzluk vardır. Sonuçta bu sorun çözülmelidir. Uyumsuzluk ortadan kaldırılmalı ve tedavi edilmelidir. 

Erken boşalma sınıflandırılması şu şeklidedir.
1 -Penis vajina ya girmeden önce boşalma olursa; İleri derecede erken boşalma.
2 -Penis vajina da iken 1 dakika veya daha altı zamanda boşalma; Orta derece erken boşalma.
3- Penis vajinada iken 1 ila 5 dakika arası boşalma; Erken boşalma olarak kabul edilir.
İlişki süresi penis vajinada iken en az 5 dakika ve üstü normal olarak kabul edilir, ideali 5 ila 15 dakika arasıdır. 

 

Erken Boşalma Nedenleri:

Erken boşalmanın %99 sebebi psikolojiktir. %1 lik bölümü ancak bedensel ve yapısal bozukluklardan ileri gelir. Sebep kontrol etmeyi bilmemektir.
Bedensel nedenler:
1- Prostat büyümeleri ve prostat iltihapları, dış idrar yolu iltihapları erken boşalmaya neden olabilir. 
2 – Şeker hastalığı. Sinir ve damar uçlarını bozduğu için olumsuz etki gösterir. 
3- Bölgesel üreme ve idrar yolu hastalıkları 
4- Bölgesel duyu hasarı, sinirlerin hastalıkları
5- Karın ameliyatlar sonrası.

Psikolojik nedenler:

1- En sık neden ergenlik ve gençlik çağlarında yapılan mastürbasyonlardır. Masturbasyon yaparken yakalanma korkusu bir an önce boşalmayı sağlamak ve işi bitirmek isteği erken boşalmaya neden olur.
2- Aile baskısı, içe kapanıklık, sıkıntılı ruh hali Erken boşalmaya neden olabilir. Mastürbasyon yapamamış kişilerdeki aşırı duygu birikimine bağlı erken boşalma görülebilir.
3- Partnere aşırı ilgi, bağlılık ve sevgi, heyecanı arttırıp erken boşalmaya neden olabilir. Aşırı duygu birikime sahip ve aşırı heyecanlı olanlarda erken boşalma sık olarak görülür.
4- Uzun süreli cinsel perhiz sonucu erken boşalma normal kabul edilebilir. Burada yine heyecan büyük rol oynar.
5- Genelevde para karşılığı kurulan ilişkilerde tıpkı mastürbasyon gibi tek taraflı hazza yönelik duygular içerdiğinden orgazm zamanlaması gibi bir sorun ortada yoktur, gene amaç boşalıp rahatlamaktır.
Kişi çok defa ilk cinsel deneylerinde problem yaşar. Erkeklerin ilk gençlik cinsel deneyimleri genelev veya masturbasyon olduğu için bu durumda çok defa hayat kadının aceleci olması, bir an önce işi bitirmek istemesi erkekte tek taraflı hazın gelişmesine neden olur. Bu nedenlerle kişide erken boşalma meydana gelebilmektedir.
6- Yanlış kanaat, Gençlik yıllarında, sık sık, birden fazla orgazm olup sertleşme sağlanıldığından boşalmanın geciktirilmesi akla getirilmemiştir. Kadının geç tatmin olabileceği düşünülmediğinden amaç sadece en erken şekilde boşalıp rahatlamaktır. Evlenince de bu fikir sabitleşir ve beyinde yer yapar.

Tedavi: 

Cinsel eğitim çok önemlidir. Kişi boşalmayı kontrol edebilmelidir. Bunun yollarını ve metotlarını araştırmalıdır. Bir defa öğrendikten sonra artık alışkanlık haline gelir.

Erken boşalma için uygulanan metotlar veya ilaçlar fayda vermeyince hastalar hayal kırıklığına uğramakta bu da sertleşme sorunları yapmaktadır. Eşler gittikçe seksten uzaklaşma, cinsel hayata küsmekte psikolojik sorunlar başlamakta hatta evlilikler bitmektedir.  

Erken boşalma tedavisinde profesyonel destek almak çok önemlidir. Seks terapi merkezine eşlerin beraber baş vurarak bu sorunu daha kısa sürede çözmeleri mümkündür.

Hastalığı kabul edip psikiyatri uzmanına başvurmak tedavi yönünden atılacak ilk ve önemli adımdır. Psikiyatri uzmanı duruma göre psikanaliz ve ya psikoterapi yapacaktır. Çok defa vereceği vücudu gevşetecek rahatlatacak ilaç hastanın bütün sıkıntılarını giderecektir. Erken boşalmayı önleyici ilaçlarla veya geciktirici spreylerle çok defa fayda yerine zarar verir. Bunlar problemi daha çok büyütebilir. Yan etkileri olarak cinsel isteksizlik yapacak ve psikolojiyi daha çok bozulabilir. Cinsel ilişkide safhalar vardır. Boşalma anına geldiği zaman hiç kimse bu boşalmayı engelleyemez ve önleyemez. Ancak bu boşalma safhasında girmeden sistemi yavaşlatmak, durdurmak veya kontrol altına almak erken boşalmayı da önlenir.

Cinsel uyum kadının ve erkeğin karşılıklı birbirleri ile ilişkisi ve anlayışı ile sağlanır. Erkeğin yaklaşımı, sevecenliği, ön sevişme süresinin uzun olması ile kadın orgazmı öne alınabilir. Kadının yardımı erkeğin orgazmının geciktirilebilinir. Sonunda çiftler ortak bir noktada buluşurlar.

Erken boşalmasını engellemek için çeşitli yöntemler ve metotlar uygulanmaktadır. Bazı kimseler bu metotları kulaktan dolma veya internet ortamında okuyup uygulamaya kakmaktadır.  olamayınca hayal kırıklığına uğramakta ,panik olmaktadırlar,bu sorunun çözümü bir uzmandan destek almaktır. 

 

Erkeğin erken boşalmayı önleyecek bazı metot ve eksersizler:

1- Kegel Eksersizi: 1948 Yılında konuya ilk dikkat çeken Dr. Arnold Kegel oldu. Eksersiz yapılacak kaslar pelvik tabandaki pubokoksijus (PC) kaslarıdır. (Leğen kemiklerinin tabanını yapan kaslar) Bu kaslar anüsü (Makat, büyük tuvaletin çıktığı delik) çevreler oradan penis kök ve vajina çevresine uzanır. İstemli çalışan kaslar olduğu için idrar istemli tutmamızı ve büyük tuvalet yapmamızı sağlar. Bu kasları çalıştırmakla bazı durumlarda ve hastalıklarda idrar ve büyük tuvalet kaçırmanın önüne geçilebilir. Eksersizlerin faydalı erken boşalmayı da önleyebileceği görülmüştür. Problem bu kasların yerinin tam tespiti ve doğru kasları çalıştırma zorluğudur.
Profesyonel ve deneyimli terapist bazı aletler yardımı ile ve bu kasları uyaracak elektrik vermek yöntemiyle %06-70 başarılı olmaktadır.
Kişinin kendi başına evde yapacağı eksersiz şu şekildedir.

Ayakta, yatarken veya otururken dizler hafif açılır. Bacak hareket ettirilmez. Büyük tuvalet gelmişte tutuyormuş gibi yapılır. Ve makat (dübür) içe doğru çekilir. bir müddet böyle tutulur ve gevşetilir. Bu aynı idrar yaparken idrar akımını kesme ve tekrar yapma hareketidir. İdrar yaptığınızı düşünün ve idrar yaparken durdurmayı düşünün ve idrar yolunu kasın ve bırakın. Aynı eksersizi idrar tuvalette idrar yaparken de deneyebilirsiniz. Bu hareketi günde en fazla 1-2 defa yapın fazla yapmayın. Çünkü aşırı yük binen kasta gevşeme olur ve idrar kaçırmaları başlayabilir.

Bu eksersiz aynı gözü sıkıca yumak tekrar açmak gibidir. Kaslarınızı şiddetli kasın saniye bekleyin sonra gevşetin. Bu işlemi 5 defa yapın. Sonra 5 defa hızı bir şekilde arkası arkasına yapıp gevşeyin. Bu eksersizi günde en fazla 5 defa hızlı 5 defa tutarak günde 10 defa yapın. Günler ilerledikçe 5 saniyeyi uzatabilirsiniz. Etkili olabilmesi için 15 gün belki de 1 ay gerekebileceğini unutmayın. 
Kilo fazlalığı ve az su içmek kaslar üzerine olumsuz etki yapacağı için eksersizler faydalı olmayabilir.

2- Masters ve Johnson Metodu: Erken boşalmayı gidermek için orgazm ikinci plandır. Birleşme anında erkek, boşalmanın yaklaştığını hissettiği an kadına kendi aralarında anlaştığı bir şekilde işaret eder. Bunun üzerine kadın, penisin başını 4 saniye kadar kuvvetlice sıkar. Bu, boşalma dürtüsünün zayıflamasına neden olacaktır. Otuz saniye kadar sonra kadın yine eliyle eşinin penisini uyarmaya başlar. Erkek boşalmak üzere olduğunu haber verince kadın yine sıkma yöntemini uygular. Bu, erkek boşalana kadar 10-15 kez uygulanmalıdır. Erkeğin bundan önce orgazma ulaşmasında bir sakınca yoktur. 

Çift, bu yöntemle, orgazm olmadan uyarılma süresini uzattıktan sonra, sıra penisin dölyoluna girişine gelir. Bunun için 7-15 günlük bir "sıkma" uygulamasının geçmesi gerekir. Artık kadınla erkek cinsel birleşmeye geçebileceklerdir. Bu, erkeğin sırtüstü yatması ve kadının üste çıkarak penisi içine alması şeklinde olur. Ama bu noktada hiçbir zorlama ve sürtmenin olmaması önemlidir, çünkü amaç erkeğin dölyoluna girme duygusuna yavaş yavaş alışmasıdır. Boşalmanın yaklaştığını anlayınca kadına işaret edecek ve o da gövdesini erkeğin üstünden biraz kaldırarak yine sıkma hareketine geçecektir. Böyle birkaç uygulamadan sonra penisin dölyolu içine hareket ettirilmesi ve sürtme aşamasına geçilebilir. Masters ve Johnson, on yıllık araştırma dönemi içinde, bu yöntemi uygulayan 186 hastadan 182'sinin olumlu sonuç aldığını bildirmektedir.

DİĞER YAZILARIMIZ:
Penis Boyu Neden Önemlidir?
Genelev Gerçeği
Varikosel
Masturbasyon hakkında bilmek istedikleriniz.
Erken Boşalma ve Tedavisi
Sertleşme Sorunu ve Tedavisi 
Prostat Hastalıkları ve Prostat İltihabı 
Eşcinsellik ve Homoseksüellik
Porno ve Zararları
Böbrek Hastalıkları
Böbrek ve Oruç 
Sünnet 

Homoseksüellik Eşcinsellik

İnsanlar cinsel yönelmesi, cinsel tercihleri normalde karşı cinse karşıdır. Buna heteroseksüellik denir. Aynı cinse yönelmesin homoseksüellik, her iki cinse ilgi duyanlara ise biseksüel denir. Eşcinsellik veya homoseksüellik, aynı cinslerin ilişki halini anlatır. Erkeğin erkekle, kadının kadınla ilişki içerisinde bulunmasıdır. Bu bir ruh halidir. Cinsel ilişkide bulunmak şart değildir. Cinsleri ile birlikte olmayı arzulaması, cinsel fantezilerinin olması, âşık olması da eşcinsel kavramı içinde değerlendirilir. Eşcinsellik: cinsel ilişkinin anal ilişki yani anüs, makat ve popo ile yapılmasıdır. Bu organ cinsel ilişki amacı ile kullanılır. Erkekteki ilişki anal seks olarak, kadında tam anal seks olmazsa da aynı cinsin birbiri ile ters ilişkisidir.
 
Bu eylemde bulunan erkeklere eşcinsel, homo, gay, oğlan, oğlancı, ibne denir. Kadınlara ise sevici, lezbiyen denir. Erkek rolü üstlenen aktif homo, pasif rol oynayana pasif homo denir. Anal ilişkiye livata denir. Livata terimi anal yolla yetişkin veya genç erkekler arasında ve yetişkin erkek çocuk erkek arasındaki anal ilişki için kullanılan bir kelimedir.

LGBT; Lezbiyen Gay Biseksüel ve Transgender (Kişilikle cinsiyetin uyumsuz olması) kelimelerinin baş harflerinin kullanıldığı bir kısaltma olup ters ilişki içinde bulunanlar için kullanılan bir terimdir.
Bu başlık altında birçok dernek, vakıf ve topluluklar kurmuşlar ve kendilerine destek arama yoluna girmişlerdir.
MSM de aynı amaçla kullanılan bir terimdir (Male Sex Male) Erkek erkeğe seks demektir.
 
Gençliğinde bu eylemi merak sonucunda 1-2 defa yapıp sonra pişman olan kimseler gay veya homoseksüel değildir. Bunlar ileride evlenir heteroseksüel ilişkilerini devam ettirip ve çocuk sahibi olurlar. Ama ergenliğinde yapmış ve pişman olmuş bu fiilleri şuuraltından çok defa kaybolmaz.

Anüs, büyük tuvaletin çıktığı bağırsağın son bölümüdür. Anüs dış delik olup bundan önceki bölüm rektum dediğimiz ve dışkının biriktirildiği yerdir. Aslında bu bölge cinsel ilişki için anatomik ve fizyolojik olarak uygun değildir.
Penisin yapısına da uygun değildir. Bu nedenle yırtılmalara, kanama ve mikropla bulaşma sonucunda iltihaplara neden olur. Bu mikropların ilk yerleşeceği yer prostat olup, meydana getireceği hastalıkta prostat iltihabıdır.
Hâlbuki vajina gerek anatomi gerekse fizyonim bakımından penis ile tam bir uyum içindedir. Ayrıca vajinada kayganlaştırıcı sıvı salgılayan bezler bulunduğu için cinsel ilişki daha rahattır. Makatta bu kayganlaştırıcı salgı bezleri bulunmaz.
 
İnsanların anal seksi tercih etme sebepleri; Merak, psikolojik, genç kızların bekâretini bozmaktan korkmaları, arkadaşlarının telkin ve yönlendirmesi, medyanın teşviki gibi sebeplerdir. Medyanın bu hususta çok büyük olumsuz etkisi vardır. Bu fiili ve yapanları (Sanatçı diyerek) yücelterek kişilere cazip gösterip özendirmeleri sonucunda kişinin merakını çekiyor ve bu işi yapmasına neden oluyorlar. Tiraj veya reyting uğruna birçok kimsenin hayatını karartıyorlar.Dünyada 30 milyon porno sitesi olduğuna göre ve bu porno siteleri cinsel içeriği ile insanları yönlendirmesi durumun ciddiyetini gösteriyor.
Erkek ve kız yurtlarında, pansiyonlar, hamamlar homoseksüel ilişkilere uygun ortamlardır.
 
Homoseksüellik tarih boyunca olagelmiştir. Gerek tarih kitapları gerekse dini kitaplar bu hususta bize bilgi vermektedir. Ad ve Semud (Sodom ve Gomore kavimleri) kavmi, Roma Napoli Pompei halkı bunlara örnektir. Bu halk ve kavimler eşcinselliği ile özleşmişlerdir.
 
1- Eşcinselliğin ve anal ilişkinin tıbbi sakıncası:
a)Makatta yırtılma ve kanama: Makat kasları (dübür, anüs) çok hassas ve narin kaslardır. Bu kasların en ufak bir zorlamaması sonucunda makatta yırtılmalar meydana gelir. Yırtılma sonucu kanama olur. Yırtılan anüs cildi mikroplardan dolayı enfeksiyon ve iltihap gelişir. Şayet kişide basur denilen hemoroit varsa ağrı, kanama ve yırtıklara neden olur. Bu kanama günlerce sürer.
 
b)Makatta mikrop ile enfeksiyon: Makat büyük tuvaletin (dışkı, feçes) çıktığı yer olduğu için mikrobu en çok olan yerdir. Üstelik bu mikroplar çok dirençlidir. Bunun sonucunda prostat iltihabı meydana gelebilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar eşcinsellerde daha çok görülür.
Bunların başında AİDS, Kondilom (makat siğili), frengi gelir. Son zamanlarda makat kanseri riskinin anal ilişkide bulunanlarda arttığı tespit edilmişti.
 
c)Büyük tuvalet tutamama: Anal ilişkide bulunanlarda makat genişlediği için dışkı tutamama, gaz kaçırma gibi şikâyetler olmaktadır.
Anüs kasları gevşediği için buna bağlı olarak makat sarkmaları da sık görülür.
 
2- Psikolojik değerlendirme:
Eşcinsellik bir hastalık değildir. 1970-75 yıllarında ruhsal bozukluk olarak kabul etmiştir. Daha sonraki çalışmalarda eşcinsellerin diğer normal insanlardan psikolojik olarak bir farkı olmadığı görülmüş ve hastalık olarak kabul edilmemiş. Fakat toplumun yadırgayıcı hor görücü, dışlayıcı tutumu kişi üzerindeki olumsuz etkileri, ruhsal sorunlar yaşamasına neden olmaktadır.
 
İnternette birçok seks ve porno sitelerinde eşcinsellik ve anal ilişki normal ilişki gibi gösterilir. Amacı para kazanmak olan bu sitelere göre kadın veya erkeğin zevk alıyormuş gibi gösterir. Fakat yapılan araştırmalar anal seksin kadınlar tarafından psikolojik ve fiziksel olarak çok rahatsız edici bulunduğu tespit edilmiştir.
Kişi eşcinselliğe, psikolojik, merak, arkadaş telkini ve medya teşviki sonucu katılır. Bunların hepsi psikolojik problemler sonucu olur.
Annenin babanın kızları erkek gibi veya erkekleri kız gibi yetiştirip psikolojilerini bozabiliyor.
Bir zamanlar eşcinselliğin genetik bir bozukluk olduğu iddia edilmişse de doğru olmadığı sonradan ortaya çıkmıştır.
 
Birçok eşcinsel durumundaki çıkmazı anlayarak psikiyatri uzmanlarından yardım alma gereği duyar.
Kişinin yalnızlık duygusu, çaresizliği, yaptığının yanlış olduğunun bilincine varması, toplumun olumsuz tutumu ve yargısı, dışlanmak duygusu sonunda bir psikiyatri uzmanlığına gitme gerektiği sonucuna varır.
 
3- Ahlaki ve Sosyal Değerlendirme:
Eşcinsel erkek ve kadınlar her ne kadar kendi cinslerine yönelseler kendi cinsiyet özellikleriyle ilgili şikâyetleri olmaz. Olayı bu şekilde kabul ederler. Erkekler erkek, kadınlar kadın olduklarını kabul ederler ve cinsel kimliklerini değiştirme ihtiyacı duymazlar.
Fakat Kalbinin derinliklerinde bu işin yanlış olduğunu bilir.
 
4- Dini Sakıncası:
İslam dininin erkek erkeğe ve kadın kadına cinsel ilişkiyi haram kıldığı gibi, Hanımı ile anüs ilişkiye girilmesini de yasaklamıştır. Burada oral seksinde İslamiyetin yasaklamış olduğunu söyleyelim. Kuran'da eşcinsellik 15 surede ve 118 ayette konu işlenmiştir. Bu da konunun ne kadar önemli olduğu gösteriyor. İslam da eşcinsellik ve eşcinsel ilişkiler dinden sapma olarak değerlendirilmiştir. Bu gün birçok İslam ülkesinde Eşcinsellik; idam cezası, hapis veya ömür boyu hapis cezası, para ve kırbaç cezası veya sopa cezası ile cezalandırılmaktadır.

Lut kavmi eşcinselliği ve nasıl helâk (yok) edildiğine dair Kuran Ayetleri şunlardır. Şuara Suresi:160-168 A'raf Suresi:80-82 Ankebut Suresi, 28-29:

İslam dini eşler arasında da anal ilişkiyi yasaklamıştır.

“İyice temizlendikleri zaman ise Allah'ın emrettiği yerden onlara varın, yaklaşın Şüphesiz ki Allah çok tövbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de sever." Bakara,:222
"Kadınlarınız, tarlalarınızdır. Tarlalarınıza dilediğiniz gibi girin ve kendiniz için de önceden hazırlıkta bulunun. Allah'tan sakının ve bilin ki ona ulaşacaksınız." Bakara 223 
 
Peygamberimiz hadislerinde şöyle buyuruyor: "Kadınlara arka organlarından ilişkiye girmeyiniz."
"Karısına arka organından ilişki kuran kişi melundur; Allah'ın rahmetinden uzaktır." Ebû Dâvûd, Nikâh, 45; Müsned, I, 86; II, 444; Tirmizî, Taharet, 102; Mişkâtü'l-Mesâbih, II, 184)
 
Rasûlullah Sallallahu aleyhi ve sellem böyle yapana lanet etmiştir. Ebu Hureyre'den (r.a.) Rasûlullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğu rivayet edilir: "Kadınla dübüründen ilişkiye giren mel'undur/lanetlenmiştir."
 
SONUÇ ve ÇARE:
Eşcinsellik bir hastalık olarak kabul edilmediği için belirli bir tedavisi de yoktur. Her şeyden önce kişi kendisini sapkın olarak görüp psikiyatri tedavisi gerektiğine inanmalı ve tedavi için başvurmalıdır.
Ama birçok eşcinsel kendisini hasta kabul etmeyip durumundan memnun görünmektir. Bunun başlıca sebebi de zevk almaktan ziyade medya, arkadaş teşviki, psikolojik sorunlarıdır. Şikayet etmemesi nedeni bu işlevi alışkanlık haline getirmesidir.

Eşcinsellik her ne kadar iki kişi arasında geçiyor ve kimseyi ilgilendirmiyor gibi gözükse de sonuçta toplumlumu ilgilendiren bir konudur. Toplumsal sakıncası vardır. Cinsel özgürlük adına yapılan toplumun zarar veren her şey sakıncalıdır.
Eşcinseller son zamanda büyük mesafeler kaydetmişlerdir. Bugün başta İngiltere, Hollanda hatta Amerika’nın birçok eyaletinde eşcinseller birbiri ile resmi olarak evlenmektedir. Kurmuş oldukları dernekler, platformlar, internet baskısı bu işte önemli rol oynamıştır.

Eşcinseller için birçok tedavi yöntemler denenmiş ama başarılı olmamıştır. İlaç ve hormon tedavileri sonuç vermemiştir.
Alışkanlığın başlangıç döneminde psikolojik ve psikiyatrik tedavi, psikiyatri seansları fayda verebilir. Birçok otorite olumlu düşünmezse de fayda görenler vardır. Ama dediğimiz gibi tedavi olma kararlığı kişide olmalıdır.
Elbette medyanın olumsuz etkisinden kurtulmalı, Televizyon, internet, porno sitelerden uzak durmalı. İnancını artırıcı kitaplar okumalı, arkadaş çevresine dikkat edilmeli. Eşcinselliğin ve anal ilişkinin tıbbi zararları ve dini sakıncaları düşünmeli.

DİĞER YAZILARIMIZ:
Penis Boyu Neden Önemlidir?
Genelev Gerçeği
Varikosel
Masturbasyon hakkında bilmek istedikleriniz.
Erken Boşalma ve Tedavisi
Sertleşme Sorunu ve Tedavisi 
Prostat Hastalıkları ve Prostat İltihabı 
Eşcinsellik ve Homoseksüellik
Porno ve Zararları
Böbrek Hastalıkları
Böbrek ve Oruç 
Sünnet 

Penis Boyu

Penis boyu aslında bu kadar önemli değildir. Takıntı yapanlar için önemlidir. Öncelikle penis hakkındaki gerçekleri bilmek lazımdır.

Penisin boyu doğumda ortalama 2-2.5 cm dir. Ergenlik öncesi dönemde 5-6 cm, ergenlikte 8-10 cm'e ulaşır Ereksiyon yani sertleşen penis boyu ortalama 14-15 cm kadar olabilir.
Normal bir penisin ereksiyondaki boyu 9-11 cm dir. Bir penisin işlev görmesi için bu boyda olması yeterlidir. Penis boyu kişinin boyu ve kilosu ile orantılı değildir. Hele el ayak, burun büyüklüğü ile hiçbir ilgisi yoktur. Bu bilgiler sadece arkadaş ortamında yapılan espri ve geyik muhabbetleridir. Bilimsel bir dayanağı yoktur. İdeal penis boyu diye bir kavramda yoktur. Ancak İdeal bir peniste boy ve işlev bir arada olmalı denilebilir.
Penis boyutu genetik olmakla birlikte, iklim, ırk, gibi etkenlere göre değişir. Mesela Çinliler de küçük, zencilerde büyüktür. Sıcak iklimde (Mesela Arabistan, Afrika) yaşayanların penisi büyüktür. İranlılarınki kalın, İtalyanlarınki ince kabul edilir. Türk erkeğinin penis standardı 13-14 cm kabul edilir.

Penis ya gerçekten küçüktür veya küçük olduğu saplantısı vardır. 

Penis Küçüklüğü sebepleri:
1- Pensin yanlış ölçülmesi: Birçok erkek veya ergen penis ölçmeyi bilmez ve yanlış sonuçlar, yanlış sonuca götürür.
Penis, kemiği ve kıkırdağı olmayan elastik bir organ dokusu olduğu için yumuşaktır ve sarkar. Bu nedenle inik penis ucundan tutulup hafif gerdirilmeli ve kök kısmı ile başının en uç kısmı arasında kalan bölge bir cetvelle veya mezura ile ölçülmeli. Ereksiyon yani sertleşmiş penisi gerdirmeye gerek yoktur. Gene kök ile baş arasındaki mesafe ölçülmelidir.

2- Penis kökü çevresi yağ dokusu ile kaplıysa, penisin kök kısmı bu yağ dokusu arasında kalır ve penis 2cm daha kısa gibi görülür. Bu aslında küçüklük değil penisin gömülü olmasıdır. Genellikle tombalak, şişman erkek çocuklarda böyledir. Bu yağların eritilmesi veya estetik cerrahi ile alınması penisi 2 cm daha uzun gösterir. Böylece gerçek penis boyutu ortaya çıkar.

3- Penis 3-4 cm’se ve gelişmemişse buna mikro penis denir. Bu durum hormon eksikliğinden ileri gelir. Beyinden ve testisten salgılanan hormon eksikliğinde olur. Penisin gelişimini sağlayan hormon testosteron hormonudur. Bu hormon eksikliğinde takviye tedavisi ile penis gelişir. Ama gelişimini tamamlayamayan penise testosteron hormonu fayda vermez. Aksine bu penis büyütmek için doktor kontrolü olmadan bu hormonu kullanan erkeklerde ses incelir, göğüsler büyür ve kalça genişler yani kız görünümü meydana gelir.
Penis küçük olduğu takıntısına kapılanlar;
Erkeklerin %80 i penis konusunda şikâyetleri vardır. Penis boyu, penis şekli, penis güçsüzlüğü, sertleşme, erken boşalma en sık şikâyetlerdir. 

Bu kişiler penisleri normal boyda veya standart boyda olduğu hâlde küçük olduğunu düşünen bunu kendisine dert, takıntı, kuruntu, problem, stres yapanlardır. Aslında bunların kaygısı penislerinin küçük olması değil penisin işlev görmeyecek, partnerini tatmin edemeyecek korkusudur. 

Penis takıntısı olan ve özgüvenini kaybeden, bunu kendine dert eden erkekler ereksiyon güçlüğü, erken boşalma, cinsel ilişkiden zevk alamama ve cinsel isteksizlik gibi pek çok sorunla karşılaşırlar. Sabit düşünce ve takıntı kendilerini devamlı meşgul ettiği için bu şikâyetler ortaya çıkar.
Penis boyunu takıntı haline getirmeyen erkeklerin cinselliği daha doyurucu ve eşini daha mutlu ettikleri araştırmalar ile ortaya çıkmıştır.

Penis boyunu dert etmeden cinsel hayatı daha düzene sokmak için:
1- Eşler bir birine güvenmeli, birbiri ile samimi olmalı ve her konuyu açık, açık konuşabilmeli, birbirini sevmeli ve saygı duymalı şefkat göstermelidir. İstek ve beklentilerin paylaşılması, yeterli ön sevişme yapılması gereklidir
2- Orgazmın sadece penis boyu ile ilgili olmadığını bilmeleri gerekir. Orgazm beyinde gelişen bir olaydır. Penis boyu ve kalınlığı ile tatmin, orgazm arasında ilgi yoktur. Orgazm, tatmin ayrı şeyledir. Kadının kulağına tatlı dille söylenecek güzel söz bile kadının tatmin olması için yeterli olabilir.
Erkek zaten boşalınca orgazm olur. 
Kadında vajinal orgazm için penisin ucunun rahim ağzına kadar ulaşması önemlidir. Bunun için ortalama 9-10 cm uzunluk ve 1.5-2 cm kalınlık yeterlidir. Zaten Türk kadının vajina standardı 8-9 cm dir. Normal bir penis vajinanın dibine kadar ulaşır. Bundan daha büyük penisler kadına zevk değil acı verir. 
Erkek kendisini kadın orgazm makinesi gibi görürse elbette penis boyundan şikâyet edecektir. Kadın vajinasının hassas bölgesi iç ve dış dudaktan itibaren 4-5 cm içeridedir. Bu duruma göre 9 cm lik penis kadını çok rahat orgazma ulaştırır. Kadın sürtünme ile bile orgazma ulaşabilir.
3- Ruha odaklı sevişme tekniklerini öğrenip uygulamaları da gerekir. Fantezilerin faydası olabilir. 
4- Penis boyuyla cinsel performans arasında doğrudan bir ilişki bulunmaz. Şayet takıntı varsa penis boyundan daha önemli olduğunu gerçeğini kabul etmek gerekir. Penis boyu sadece psikolojik tatmini sağlayabilir, Kalın bir peniste cinsel zevki arttırabilir. Ama cinsellikte penis boyundan çok işlevi ağırlıklıdır, Duygusal birleşmenin olmadığı ve tam ereksiyon sağlayamayan bir erkek penis boyu normal olsa da eşini mutlu edemez. 
5- Bunun için söylenen en meşhur deyişler şöyledir: 
‘ Önemli olan boyu değil işlevidir.
‘Ne uzunu ne kalını, en makbul olanı, içinde en çok kalanı’
6- Boy mu işlev mi sorusuna verilecek en güzel cevap aslında "duygu"dur. Duygu cinselliği yaşamaktır.
7- 8- 18 cm üstü penisler genelde ilişki sırasında zevk yerine acı vermektedir.

Penis boyu takıntısı ve anksiyete erkekler arasında çok yaygındır. Ergen, ergenlikten çıkan birçok erkeğin derdidir. Eğitimli olsun olmasın birçok erkekte bu hastalık vardır.
Dünya ataerkil (Erkek egemen toplum) bir yapı üzerine kuruludur. Ataerkil toplumlarda penis gücü temsil eder. Kılıç, mızrak, kargı, cirit oynamak hep penisin şuur altındaki görüntüsüdür. Hatta Hacivat ve Karagöz oyunlardaki Hacivat’ın elindeki sopayı devamlı sallaması penisi sallamak manasına gelir. Böylece erkek kendini güçlü hisseder, rakibine üstünlük kurmak onu egemenlik altına almak ister.
Sigmund Freud çocuğun cinsiyete ilgisi 3-5 yaşları arasında başladığını yazar. Bu döneme Fallik dönem der. Bu dönemde çocuğun ilgisi cinsel organlardır. Erkekte penis, kızda vajina dikkati ön plandadır. Zaten uzmanlar bu yaşlar arasında çocuğun sünnet edilmesini tavsiye etmemektedirler. Çünkü çocuk her şeyi olan penis kesilecek yok edilecek manasını çıkarır. Penisin önemi bu yaşardan gelir ve ergenlik sonlarına kadar devam eder. Ona göre her şey penis ve erkekliğin simgesi gene penistir.

Penis boyu takıntısının ve anksiyetenin asıl nedeni, rekabet ve güç duygusudur. Mesele penisin boyu değil, kişinin onu algılama biçimidir.
Yani onun için önemli olan kaç cm olduğu değil algısındaki penis boyudur. Bu şeklide penisinin küçük olduğunu algılayan kişi, bilinçaltında, eşini daha iri penisli birine kaptırma endişeleri ve kaygıları olur ve bu bilinçaltında yer eder. 
Çocukların birbirine göstererek penis kıyaslamaları hatta yarıştırmaları bundandır. Penis büyük olmazsa tam erkek olamayacakları, evlenince kısır veya eşini tatmin edemeyecek korkuları, yanlış cinsel bilgi böylece bilinçaltına yerleşir.
Penis, tek başına düşünüldüğünde büyük ya da küçük ol(a)maz. Kişinin böyle algılamasının nedeni kendi penisini başkaları ile kıyaslamadır.
Sonuç olarak şunu diyebiliriz; Penis boyunu kendisine dert edenler takıntı ve anksiyete (kaygı) bozukluğu içindedir. Gençlerin takıntı yanında asıl problem penis değil anksiyetedir yani kaygı bozukluğu. Hanımıma karşı mahcup olur muyum? İlerde eşimi mutlu eder miyim? Eşim beni aldatır mı? Eşimle bu yüzden ayrılacak mıyım? Gibi sadece kaygı bozukluğu yaşamaktadırlar. Bu kaygı bozukluğu tedavi edilebilen bir hastalıktır.

Penis büyütmek için bilinen doğru ve yanlışlar:
1- Penisi büyütmek için yapılan ilaç ve alet kullanımı, cerrahi müdahale kalıcı bir çözüm getirmemekle birlikte risk ve yan etkileri çok fazladır.
2- Cerrahi operasyonlar ancak çok gerektiği halde yapılmalıdır. Ameliyat izi, ameliyat parçası kalıntısı gibi yan etkileri yanında buradaki damar ve sinirlerin kesilmesi nedeni ile sertleşme sorunları da yapabilir.
Ayrıca bu operasyonlar devlet hastanesinde yapılmadığı için serbest piyasada 7-8 bin lira gibi bir maliyet gerektirir.
Anestezi, narkoz riskleri de elbette olacaktır. Bunlara rağmen ameliyat olup pensini 2-3 cm büyüten olmuştur.
En iyisi kendiniz ve doktorunuzun ortak karar vermesi.
3- Penisi büyüten hiçbir ilaç, bitkisel ilaç yoktur. Piyasada satılan ve internete satışı sunulan her ilaç ve bu kisve altında satılanlar aldatmaca kandırmacadır.
Üstelik Sağlık Bakanlığı onayı var deyip, küçük, okunmaz puntolarla yazılan yazılarla ilanların altına konulmakta ve insanlar aldatılmakta takıntıları istismar edilmektedir. Sağlık Bakanlığı bunların hiç birine ruhsat vermemiştir. Sade Köy işleri ve Tarım Bakanlığı bitkisel kökenli olmasına dayanarak ruhsat veriyor ama etkisi hakkında bir şey söylemiyor.
Hele aktarlarda açık halde satılan ve her biri mikrop yuvası, ne olduğu belli olmayan bitkiler faydadan ziyade zarar veriyor.
Bunların karaciğer ve böbreklere zararlı olabileceği de çok açıktır.
4- Penis vakum pompalar penisi büyütmekten ziyade penise zarar veren aletlerdir. Penis damarındaki kanı emerek ve penis dokusu içine hapsederek penisi şişiren bu pompalardan fayda bulan bir kimseyi ne duyduk ne de gördük.
Ama bunu kullanıp sertleşme sorunu yapan ve peniste kalıcı deformasyon, eğrilik, şekil bozukluğu yapan çok hasta gördük.
5- Penis gerdirmek için kullanılan aletler (Traksiyon aletleri) gene aynı sebeplerden dolayı fayda yerine zarar verir.
6- Büyük ve uzun bir penis yerine,  uzun süre sertliğini koruyabilen daha küçük bir penise sahip olmak daha avantajlıdır. 
7- Penis takıntısı sadece erkeklerde değil kadınlarda da vardır. Yanlış ve eksik cinsel bilgi kadının da böyle olumsuz bir düşünceye sevk ederek küçük penisle orgazm, tatmin olmama arasında ilgi kurabilmektedir. Hele bunu erkeğe yansıtırsa durum daha da vahim bir hal almaktadır.
8- Hipnoz cinsel terapi olumlu sonuçlar vermektedir. Bu işle uğraşan bir psikiyatri uzmanı bulmak lazım.
9 Penis takıntısı olanların sayısı toplumda fazla yer tutmaz. Ama psikolojisi bozulan bu ergenler interneti aktif kullandıkları için herkeste bu dert varmış gibi algılanır.
10- Bu ergenler genellikle internetten porno seyrettikleri için (Ben bunlara "Pornocu" diyorum.) orada ilaçlarla suni olarak şişirilmiş penisleri görüyorlar birde kendi penislerine bakıyorlar takıntı halinde penislerinin küçük olduğunu zannediyorlar ve aşağılık duygusuna kapılıyorlar. 
11- Sizin penisinizle dalga geçen kadınlara sizde vajinasının ne kadar büyük olduğunu söyleyin. 

Sonuç ve Tavsiyeler: 
1- Her şeyden önce penisiniz 9-11 cm’se takıntı yapmaya gerek yoktur. ‘Önemli olan boyu değil işlevidir’ sözü size düstur olsun. Bunu kendinize dert ederseniz sizde takıntı, kuruntu, evham hastalığı başlar. Ki bu psikolojik hastalıklar küçük penis hastalığından daha kötüdür. Ömrünüzü çekilmez hale getirir. Hayattan zevk almanızı engeller. 
2- Medyanın olumsuz etkilerinden kendinizi koruyun. Bilhassa pornolardan uzak durun. Pornodaki uzun penislere, saatlerce süren geç boşalmalara aldanmayın. 
Buradaki edineceğiniz yanlış bilgiler sizi başta aşağılık duygusu olmak üzere birçok psikolojik hastalığa yakalanmanıza neden olur. 
3- Doğru bilgiler edinin. Bu hususta güvendiğiniz yazıları okuyun. Penis boyunu uzattığını iddia eden sitelerden uzak durun. Bu siteler kasıtlı olarak mallarını satmak için penisi küçük gösterdiklerini unutmayın
4- Arkadaş çevrenize dikkat edin. Bilgisiz, cahil, size zarar verecek arkadaşlardan uzak durun.
5- Penis boyu normal sınırlarda olduğu halde hâlâ penisinizin küçük olduğunu düşünüyorsanız, takıntı olmadığını düşünseniz bile bir psikiyatri uzmanından yardım almaktan çekinmeyin. Psikiyatrinin yapmış olduğu hipnoz tedavisinin faydalı olduğu bilimsel olarak ispat edilmiş olduğunu unutmayın.

DİĞER YAZILARIMIZ:
Penis Boyu Neden Önemlidir?
Genelev Gerçeği
Varikosel
Masturbasyon hakkında bilmek istedikleriniz.
Erken Boşalma ve Tedavisi
Sertleşme Sorunu ve Tedavisi 
Prostat Hastalıkları ve Prostat İltihabı 
Eşcinsellik ve Homoseksüellik
Porno ve Zararları
Böbrek Hastalıkları
Böbrek ve Oruç 
Sünnet 

Genelev Gerçeği

Genelev erkeklerin şehvetini tatmin için para karşılığında kadınlarla ilişkiye girdiği yerlerdir.
Randevu evleri daha özel yerlerdir. Ama sonuçta amaç aynıdır.
Burada kadınlar bedenlerini para karşılığında satarlar. Tabi ki bedeninin belirli bölgelerini. Mesela genelevde kadın göğüslerini ve dudaklarını, kalçalarını pazarlık dışında tutar.

Genelevin diğer isimleri: Aşağı mahalle, Kırmızı Fener, koltuk, kerhane, umumhane, fakülte, Hollanda Amsterdam da Red Light District denen mahalle vardır.

Buralarda hiçbir kadın kendi isteği ile çalışmaz. Kadınlara senet imzalatılır böylece ekonomik bağımsızlığı elinden alınır. Uyuşturucu ve alkol alışkanlığı ile maddi ve manevi bağımlılık sağlanır. 
İnsanlık ve kadın onurunun hiçe sayıldığı, ayaklar altına alındığı yerlerdir.

Genelevlerin patronu bir kişi gözükse de aslında devlete vergi veren işletme müesseselerdir. Meşhur Genelev patroniçesi Matild Manukyan (Ermeni) yıllarca Türkiye vergi şampiyonu olarak birçok meşhur firmaları, holdingleri sollamıştır. Yani onlardan daha fazla kazanmış ve bu kazancını vergi olarak devlete ödemiştir.
Bu durumdan devlet nasıl faiz, kumar gelirinden memnunsa gelen bu fuhuş parasından da memnundur.

Devlet genelev kadınlarını kayıt altında tutmak için onlara vesika vermektedir. Vesika ticari taksi plakası gibi sayısı bellidir. Türkiye de sayısı 3000 civarındadır. Yani çalışan kadın sayısı 3000 civarında olup bu sayı artmaz, eksilmez. 1968 yılında baş rolleri Türkan Şoray ve İzzet Günay’ın oynadığı "Vesikalı yarimim" filmi, Türkiye de genelev sorununa parmak basmış olsa da yeterli değildir.
Birde 1967 yılında Sadri Alışık’ın ve Fatma Girik’in oynadığı ‘Kız kolunda damga var’ filmi aynı amaçla çekilmiştir. Bununla ilgili birde şarkı olmalı.
Zannederim o zamanlar genelev kadınlarının koluna damga basılıyor,aynı hayvan damgalar gibi damgalanıyormuş. Kadınların ne derece aşağılandığı bir gerçektir. 

Genelevlerin gerekli olduğunu savunanların fikirleri genellikle şunlardır:
1- Genelev olmazsa tecavüzler çok artar. Bunun hakkında bilimsel bir çalışma yapılmamıştır. Sadece fikirdir. Bugün genel ev olmayan birçok şehirde tecavüz olayları artmamaktadır. Tecavüz bir ruh hastalığıdır. Genelev olsa da olmazsa da tecavüz olacaktır.
İnsan güdülerini kontrol etmesini bilmelidir. Kontrol edemiyorsa hayvanlardan farkı yoktur.

2- Genel evlerde kadınlar devamlı kontrol edildiği için cinsel yolla bulaşıcı hastalıklar kontrol altına alınır. Bu da doğru bir şey değildir.
Buradaki kadınlar üç ayda kontrol ediliyor, belki de ayda bir. Fakat şu bir gerçek ki cinsel yollarla bulaşan hastalıkların çoğu genel evlerden kapılıyor. Çünkü kadın hastalığı kaptığı andan itibaren 1 ay süre ile bulaştırıcıdır. 
Bir erkekle yattıktan sonra güzel temizlenmeyen bir kadın 10 dakika sonra başka bir erkekle yatarsa (ki çok defa böyle oluyor) hastalığı 2 ci erkeğe doğrudan bulaştırır.

3- Genelev olmazsa kadınlar bunu açık pazar halinde yapar iş kontrolden çıkar: Doğru bir şey değildir. Polis ve ahlak zabıtalarının müdahale ettiği bir yerde fuhuş artmaz. Devlet tarafından göz yumuluyor ondan dolayı fuhuş artıyor.

Genelevleri savunanların dayandığı noktalar bunlardır. Devlet vergi geliri için göz yumduğu genelevlerin sakıncalarını görmezden geldiği, üzerinde durmadığı nokta budur. Böylece genel evlerde birçok gencin hayatı kararmaktadır.

Erkekler neden geneleve gider?
1- Gençlerin birbirini "Milli olmak" amacı ile teşvik etmeleri.
2- Ergenlerin yeni bir kimlik arayışı ve cinsel kimliğini bulma isteği.
3- Evli erkeklerin evlerinde aradığı mutluluğu genelevde bulacağını zannetmesi.
4- Merak. Nefsine uymak.
5- Sertleşme sorunu olanların acaba başka bir kadında denersem sonuca ulaşır mıyım merakı.
6- Ergenlerin erkekliğini ispatlamak için mutlaka gerekli olduğunu zannetmeleri.
7- Zevk ve şehvetinin çok olduğunu ve geneleve gitmenin çare olduğunu zannetme.
8- Cahillik, genelevlerin zararının bilinmemesi. Bu müessesin devlet tarafından işletildiğinin düşünülmesi.Zararsız ve sakınca olmadığının zannedilmesi.
9- Arkadaşların "Evlenince başarılı olmasın" diyerek yanlış bilgi vermesi

Genelevler gitmenin sakıncaları ve zararları şunlardır:
1- Tıbbi Sakıncası: Genelevden bulaşan bir mikrop prostata yerleşirse prostat iltihabına dönüşür. Bu mikroplar çok dirençli ve verdiği zarar çok fazla olduğu için tedavisi zor ve çok uzun sürer. Şikayetler daha şiddetlidir. Başka bulaşıcı hastalıklar da olabilir. Bunlar frengi, AİDS, HPV dediğimiz virüslü sivilce, mantar, üretrit, klamidya enfeksiyonu dediğimiz penisin akıntılı hastalığı en sık görülenleridir.
Oradaki kadınlar temiz diyemeyiz. Daha önceki bir kişide hastalık varsa, kadın temizlenmeden (temizlense bile) ikinci bir kişi ile temas olması hastalığın bulaşmasına neden olur.

2- Psikolojik Sakıncası: Arkadaşları arasında milli olmak için gönderilen bir ergen orada geçireceği ruhi ve psikolojik travmayı ömür boyu  üzerinden atamayarak psikiyatri hastalığına neden olabilir. Bunlar psikolojik erken boşalma, sertleşme sorunları, aşağılık duygusu, güvensizlik sinir, stres, ruhi depresyon, ruhi deformasyon, hayal kırıklığıdır. Bu hastalıkların hepsi genelev kökenlidir. 
Çok defa evlilik hayatındaki cinsel hayatı hayal ederek giden kimseler aradığını burada bulamıyor ve hayal kırıklığına uğruyor. Kendi ailesi ile genelev kıyaslanır mı? Kadının aceleci olması, sertleşmeyi aceleye getirmesi, erkeklerden intikam almak amacı ile erkeği küçük görmesi, kişinin penisi ile dalga geçmesi bu psikolojik sorunları beraberinde getiriyor.
Aşağılık duygusu, mahcup olma, depresyon, çekingen olmak, güvensizlik kişide penis küçüklüğü takıntısı, erken boşalma, sertleşme sorunları olarak ortaya çıkar.

3- Ahlaki ve Sosyal Sakıncası: Burada çalışan kadınlar zavallılardır. Hepsinin annesi babası, kardeşi vardır ve istemeden bu yola düşmüşlerdir. Müşterisinin bir anlık zevki için kendini feda eden kimselerdir. Birilerinin kız kardeşi, anası halası, teyzesidir.
Hiç kimse anasının bacısının burada çalışmasını istemez. Peki, bu kadınların abisi, babası yok mu? Onlarda toplumun bir bireyi değil midir?

4- Kişisel Sakınca: Kişi sağlıklı bir düşünceyle bile genelevin sakıncasını mantığın da bulabilir.
Kalbinin derinliklerinde bu işin yanlış olduğunu bilir.
Birçok erkeğin el vurduğu bir et parçasına kendinin el vurması ve bundan zevk alması nasıl bir düşüncedir?
Bulaşıcı hastalık kapma riski (Aids gibi ölümcü hastalıklar dâhil), psikolojik hastalığa yakalanma riskini göze alarak, üstelik bunun için para vererek yapmayı hangi akıl hangi mantık hangi düşünce kabul eder?

5- Dini Sakıncası: Bu işlem zinadır. Allah yasaklamıştır. (İsrâ Suresi Ayet 32, Nur Suresi Ayet 2). Zina insanı helake (yok olmaya, Cehenneme) götüren ikinci büyük günahtır. Bilmeden gaflet ile yapılmışsa ahrette büyük cezası vardır. İnanan insanlar için böyledir inanmıyorsa,zaten mesele yoktur. Ama kendini samimi olarak İslam dininden kabul eden ve bunu his eden kimse İslamın emirlerine uymak zorundadır.
Bence geneleve gidip zina yapmanın en sakıncalı durumu budur. Allah'ın yasakladığı bir şeyi yapmak Allah' a ve peygambere savaş açmaktır. 
‘Ben seni Allah olarak tanımıyorum emirlerine uymuyorum’ demeye cesaret ister. Bir anlık zevk (zevk olsa bari) dünya ve ahreti kaybetmek akıl kârı değildir. Şahsen ben Allah'a savaş açmam/açamam, açacak olana da yol gösteremem. Bunun hesabından korkarım.

SONUÇ ve ÇARE:
Erkeklerde terbiye edilmemiş bu nefis, devlette bu ilgisizlik ve vergi hevesi oldukça genelev problemi devam edecektir.
Her insanda nefis vardır. Bu nefis kişinin hayatını idame ettirmesini sağlar. Yemek, içmek, soğuktan barınmak nefsin istekleri olduğu gibi neslini devam ettirmek nefsi de kendini cinsel birleşme ile gösterir. Çoluk, çocuğa, torun ve torbaya karışmak ister. Bu duygu insanın içgüdülerinde vardır.
Cinsel istek, nefis, zevk nesli devam ettirme güdüsü normal yollardan yapılmalıdır. Nesli devam ettirme cinsel yolla olacağı için cinsel hayatı meşru yollardan sağlamak gerekir. Bunun yolu dini ve ahlakî olarak evliliktir. Bu nedenle evlilik dışı ilişkiler dini, ahlakî olarak toplumda ve sosyal hayatta hoş karşılanmaz. 
Günümüzde evlilik yaşı ileri yaşlara kaymıştır. Bunun ekonomik ve sosyal birçok sebebi vardır. 25-30 yaşına gelen bir genç 
evlen(e)memektedir. Evlenmek için haklı olarak sosyal hayatını düzene sokmak istemektedir. (Ekonomik özgürlük, evlenmede seçicilik, meslek sahibi olmak, kariyer yapmak gibi.).  Peki bu gencin cinsel ihtiyaçları nasıl karşılanacak? Cinsel ihtiyaç aynı ekmek, su ihtiyacı gibidir. Bunların karşılanması gerekir.

Masturbasyon hakkındaki kitapçığıma şu linkten bakabilirsiniz:

http://www.dralihatay.com/soru-ve-cevaplarla-masturbasyon.html

Sonuç ve Tavsiyeler:
1- Her şeyin başı eğitim olduğu için gençleri bu hususta eğitmek gerekir. Aile, okul eğitimlerinde cinsel konular hakkında sağlıklı bilgiler verilmeli.
2- Ergenlik çağında çocuklara sahip çıkmalı. Yanlış yollara sapmaları önlenmeli.
3- Genelevlerin yukarıda saydığımız sakıncalarından bahsedilmeli.
4- Arkadaş çevresine dikkat etmeli.
5- Evlenmeleri hususunda teşvik etmeli, destek olmalı.
6- Çocuklara nefis terbiyesi, sabrı, tevekkülü öğretmeli.

DİĞER YAZILARIMIZ:
Penis Boyu Neden Önemlidir?
Genelev Gerçeği
Varikosel
Masturbasyon hakkında bilmek istedikleriniz.
Erken Boşalma ve Tedavisi
Sertleşme Sorunu ve Tedavisi 
Prostat Hastalıkları ve Prostat İltihabı 
Eşcinsellik ve Homoseksüellik
Porno ve Zararları
Böbrek Hastalıkları
Böbrek ve Oruç 
Sünnet 

Böbrek ve Oruç

Başlıklar:
1- Böbrek ve görevleri.
2- Orucun önemi ve faydaları.
3- Orucun vücuda etkisi.
4- Oruç ve sağlık yönünden yapılması yapılması gerekenler
5- Böbrek hastalıkları ve oruç
6- Böbrek hastalarında Ramazan diyeti.
 

1- Böbrek ve görevleri:
Böbrek, insan vücudunun en önemli organlarından biridir. Önemli olmasının nedeni yapmış olduğu görevlerden dolayıdır. Hepimiz böbreğin sadece kanı süzdüğünü zannederiz. Aslında böbreğin 6 önemli görevi vardır.

1-Metabolizma sonucu meydana gelen artıkları ve toksik maddeleri atmak
2-Vücutta su ve kan hacmini düzenlemek
3-Vücutta elektrolit dediğimiz iyon dengesini düzenlemek.
4-Kan basıncını düzenlemek.
5-Hormon salgılamak.
6-Vücudun asit baz dengesini ayarlamak. 

2- Orucun önemi ve faydaları:
Oruç, İslâm dininin 5 farzından biridir. Orucun hem maddi hem de manevi faydaları vardır. Maddi faydası insan vücudunun üzerine olan olumlu etkileridir. Manevi faydası ise Allah'ın bir emrini yerine getirmek ve sevap kazanmaktır. Hemen başta belirtelim oruç sadece Allah emir ettiği için yapılan bir ibadettir. Zayıflamak, vücuduma faydası olacak, organlarım dinlensin, tıp bakımından faydalıdır diye yapılan bir işlev değildir. Sadece Allah rızasını hatta Cennet'e girmek için yapılan bir ibadet değildir. Bunun önemini anlayınca hastalarında neden oruç tutmasını gerektirdiğini anlayabiliriz.

Bunu belirttikten sonra gelelim orucun maddi faydalarına yani vücuda tıbbi ve topluma olan faydalarına:
1- Bir sene boyunca çalışan insan vücudundaki, böbrek, mide, karaciğer gibi organlar oruç aracılığı ile dinlenme imkanı bulur.
2- Oruç insan nefsinin aşırı isteklerine ve ihtiraslarına engel olur. Oruç tutanlar daha sabırlıdırlar. İradeleri kuvvetlenir. Hastalıkları yenmenin ve sağlıklı yaşamanın irade ile direk bağlantısı vardır. Sigara ve kötü alışkanlıklar bu sayede bırakılır. Oruç bunu sağlar.
3-Oruç, toplumun ahlâkını iyiye ve güzele götürür. Toklar açların halinden daha iyi anlarlar. Bu nedenle yardımlaşma, acıma, şefkat ve merhamet duyguları gelişir. 

3- Orucun vücuda etkisi:
Oruç, insan sağlığının olumlu etkiler. Bu etkinin bir çeşidi de kan ve idrar tablosu üzerindedir. Böbrek kan dolaşımı kan üzerine direk etkili olduğu için orucun böbrek üzerine olumsuz bir etkisi görülmemiştir. Yapılan araştırmalarda 12-18 saatlik açlık ve susuzluk devresinin, serum protein fonksiyonları üzerinde belirli bir değişme tespit edilmiştir.
Ege Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma sonuçları şöyledir.
– Oruçluda kandaki üre artmamıştır. 
– Kandaki protein miktarları azalmamıştır. 
– Kan şeker seviyesinde sadece yüzde 84 mg'a kadar bir düşüş görülmüştür. 
– Serbest yağ asitleri artmamış, hatta eksilmiştir. Asitlerin kandaki miktarları artmıştır. 
– İdrarda aseton tespit edilememiştir. Kanda yağ miktarı fazla olan kimselerde, oruçla, serum trigliseridi ve kolesterol konsantrasyonunun azaldığını tespit etmişlerdir. Bu durum, damar sertliğinin düzelmesine güzel bir zemin teşkil eder. Orucun müspet bir tesiri de kan yapımı üzerindedir. Oruçlu iken kandaki besinler en az seviyeye düşünce, kemik iliği uyarılır. Bu yüzden, kanlı kişilerin tersine, kansızlık çekenler, oruç tuttuklarında daha kolay kan yaparlar. 

Bu durumda orucun insan sağlığı için mükemmel bir vasıta olduğunu görülmektedir.

4- Oruç ve sağlık yönünden yapılması yapılması gerekenler:
1-Ramazan ayında vücudun değişen düzene uyum sağlaması genellikle 3 hafta sürer. Bu durum böbrek ve kalp hastalarının tedavisinde bazı zorluklara yol açarak, ilaç alım saatlerinin yeniden düzenlenmesini gerekir

2-İftarda yağlı yemekleri fazla miktarda yememeleri, Oruçlarını açtıktan sonra, bir müddet dinlenip, yemeğe yavaş yavaş devam etmeleri önemlidir. Yemekleri daha çok sıvı nitelikle gıdalardan tercih etmeleri, kızartmalardan, yağlardan uzak durmaları bilhassa önemlidir.
Her türlü fazla gıda sindirim sisteminde ve organlarımızda birikerek fuzuli bir yer işgal eder ve organın görevini yapmasını engelleyerek gerekli hücrelerin yeteri kadar ve dengeli beslenmelerine engel olur. 
Vücut, kendisine verilen gereksiz besinlerin kötü etkisinden korunabilmek için sindirim organlarının görevlerinde azaltma yaparak mide-barsak-karaciğer ve böbrek hastalıkları ve şikâyetlere başlar.
Orucun böbrek yetersizliklerini iyileştirmedeki üstün faydalarından bahsederken araştırıcıların önemli tespitleri vardır. Açlık, kandaki toksik maddelerin düşmesine ve hatta organizma tarafından kullanılmasına sebep olarak böbreklerin yükünü önemli derecede azaltmaktadır. 

Yemeklerde karbonhidrat, protein ve yağlara da dikkat edilmesi gerekir. Karbonhidrat ihtiyacının karşılanmasında ekmek, beslenme alışkanlığımızın vazgeçilmezidir. Beyaz undan yapılan ekmeği ise sağlık açısından önerilmez, sindirimi kolay olduğu için çabuk acıktırıyor.
Ramazanda yaygın olarak yenen pide için de aynı şey geçerlidir. Çok tahıllı kepek ekmeği tavsiye ediyoruz. Oruç tutanlar için özellikle bol tahıllı kepek ekmeği oldukça faydalıdır. Sindirimi zor olup geç acıktırır. Ayrıca makarna, pilav, mantı gibi yemekler garnitür olarak çok az yenmeli, bulgur daha çok tercih edilmelidir. (alıntı)

5- Böbrek hastalıkları ve oruç:
İlk önce şunu belirtmekte fayda var. Orucun normal insan böbreği için çok faydalı olduğunu söylemiştik. Orucun her böbrek hastalığında böbrek üzerine olumsuz etkisi yoktur. Nasıl her kalp hastalığı veya her mide hastalığı oruca engel olmadığı gibi her böbrek hastalığında da orucun olumsuz etkisi olmayıp belirli ve ilerlemiş böbrek hastalarına etkisi olabilir.

Ramazan ayının başlangıcında bize gelip "Doktor bey ben böbrek hastasıyım oruç tutayım mı?" diyen hastalar çoktur. Burada bir ayrım yapmak zorunludur. Basit bir böbrek iltihabı, küçük bir taş veya kum rahatsızlıkları, prostat veya idrar boşaltım yolu gibi basit hastalıklarında oruç tutmaya engel bir durum yoktur.
Asıl önemli olan böbrek fonksiyonunu bozan böbrekte kalıcı hasar meydana getiren böbrek yetmezliği gibi hastalıklardır. Ama bizim halkımız bütün böbrek hasatlıklarını aynı kategoriye koyarak orucun sakıncalı olduğunu yanlış olarak düşünmektedirler.

Bir böbrek hastasının oruç tutmaması gerektiğini söyleyebilmek için bazı kriterlere ihtiyaç vardır.
Bir defa doktor hastası hakkında tam bilgi sahibi olmalıdır. Hastanın takibini bizzat kendisi yapması gerekir. Hastalığın gidişatı, tedavisi ve çıkan yan etkiler, sonuçları yönünden takip altına alması şarttır. Hastayı ilk defa gören ve tetkik ve tahlillerini bile yaptırmadan "Sen böbrek hastasısın oruç tutmazsan da olur" diyen doktorun sözlerine itibar edilmez. Hatta bazı doktorlar " Sen oruç tutuma günahı benim üzerime" diyenlere hiç güvenilmemelidir. Uzmanda olsa bu böyledir.

İslamiyet buna bir sınır getirmiştir. Oruç tutmama kararını hâzık bir doktorun yani güvenilir dindar bir doktorun, işinin ehli, uzman bir doktorun vermesini şart koşmuştur. 

Böbrek yetersizliğinde böbreğin çalışma ve fonksiyonu çok önemlidir. Bunun dereceleri; Küçük bir yetersizlikten diyalize giren hastalara kadar değişir. Bizim bahsedeceğimiz küçük yetersizlikler ve orta derecede olanlardır. Diyalize (böbrek makinesi) giren hastalar zaten orucu bozacak işlemler yapıldığı için konumuz dışıdır. Böbrek yetersizliğinde su içmek kesin tedavi olduğu için ve buna uymadığı zaman hastalıkları ilerleyecek olursa tutmaları sakıncalı olabilir. Çünkü bunlar çok defa iftarla sahur arasında su açıklarını kapatamazlar. Fakat iftarla sahur arasında 2-2.5 litre su içenler için bu mahsur olmayabilir.

Böbrek hastaların alacağı sıvı miktarı günlük çıkarılan idrar oranına bağlıdır, Pratik olarak şu formülle hesaplanır. 
Alınacak Sıvı Miktarı 24 Saat x 0,5 x Ağırlık x 1 gün önce çıkarılan idrar miktarı.

Bize gelip "Oruç tutayım mı" diye soran hastalarımıza tavsiyemiz şu oluyor. Şayet daha önce hiç görmediğimiz bir hastaysa "Geçen sene ne yaptın? Oruç tutuğun halde rahatsızlandıysan tutma. Veya 1-2 gün orucunuzu tutun kendinizde oruç tutma kuvveti buluyorsanız tutmaya devam edin. Ama bir rahatsızlık olursa tutmayabilirsiniz. İyi olunca kazasını tutarsınız veya fidyesini verirsiniz. Takip ettiğimiz hastaysa zaten hastanın durumuna göre yapacağı işlemi söylüyoruz ve hastayı gönül rahatlığı ile gönderiyoruz, böylece hastanın oruç gibi önemli bir ibadetine engel olmuyoruz.

6- Böbrek hastalarında Ramazan diyeti:
1- Kalorinizi yükseltmek için çay, ıhlamur, et suları, tuzsuz yağ, nişasta, şeker, sade akide şekeri, pişmaniye, sade lokum yiyebilirsiniz. 
2- Sebzeleri yıkadıktan sonra küçük parçalara bölüp haşlayın, haşladığınız bu suyu dökün, yağ istenirse et ilavesi ile pişirin. Yemeklerin suyunu yemekten kaçının. 
3- 1 yumurta 1 köfte kadar (30 gr ) et aynı değerdedir. İstenirse birinden biri yenebilir. 
4- 1 köfte kadar (30 gr) et yerine 3 yemek kaşığı kuru fasulye, nohut, kara bakla, barbunya, mercimekten birini yiyebilirsiniz. 
5- Etlerden koyun etini ve tavuk beyaz etini ve balığı tercih ediniz. 
6- Bitkisel sıvı yağlar ve zeytinyağı kullanınız. 
7- 5 öğünde az az, sık sık besleniniz. Yemeklerinizi yavaş yiyiniz. 

Yenilmemesi gereken yiyecekler: 
1- Önerilenden fazla süt, yumurta, et, balık, dil ve işkembe (işkembeyi 10 günde bir yiyebilirsiniz). 
2- İçeriği bilinmeyen çörek, kek, kurabiye, pastalar 
3- Konserve, turşu, salamuralar, sucuk, pastırma, sosis, salam, sakatatlardan karaciğer, beyin, böbrek, dalak, yürek. 
4- Çikolata, kuruyemişler, meşrubatlar, boza, kahve, kakao, neskafe 
5- Tahin helva, tahin, pekmez 
6- Bulgur 
?- Pancar, bakla, ıspanak, pazı tatlı kabağı,. mantar, enginar, asma yaprağı,karalahana 
8- Muz, kavun 
9- Tuz ve tuzlu yiyecekler, kabartma tozu, et suyu tabletleri 

DİĞER YAZILARIMIZ:
Penis Boyu Neden Önemlidir?
Genelev Gerçeği
Varikosel
Masturbasyon hakkında bilmek istedikleriniz.
Erken Boşalma ve Tedavisi
Sertleşme Sorunu ve Tedavisi 
Prostat Hastalıkları ve Prostat İltihabı 
Eşcinsellik ve Homoseksüellik
Porno ve Zararları
Böbrek Hastalıkları
Böbrek ve Oruç 
Sünnet 

Empotans (Sertleşme Sorunu)

İktidarsızlık kavramı bir çok kavramı içinde barındırır. Erken boşalma, sertleşme sorunu, cinsel birleşme kuramama, cinsel isteksizlik, kısırlık gibi kavramlar bu hastalık başlığı altında toplanabilir. Çok kimse eşcinselliği bile sertleşme sorunu olarak görür.1980'li yılların başına kadar iktidarsızlık dahil tüm cinsel işlev bozuklukları iktidarsızlık diye değerlendiriliyordu. Bütün cinsel sorunlar tek bir sorunmuş gibi algılandı.

Bir çok erkek bu sorunu için doktora gitmeye çekinir. Bunun nedeni hastanın iktidarsız dalgasını yemek istememesidir. Çünkü ülkemizde iktidarsızlık kelimesi aşağılayıcı bir damga ifade ediyor. Bu yüzden iktidarsızlık lafını dikkatli kullanmak gerekiyor.

İktidarsızlık, erektil disfonksiyon, cinsel işlev bozukluğu, empotans denilen sertleşme bozukluğu penisin erekte yani dikleşme fonksiyonunu yerine getirmemesidir. Penisin cinsel birleşmeyi sağlayacak yeterli sertliği koruyamamasıdır. Dikleşmeyen penis cinsel faaliyetini yerine getiremiyor demektir. Ereksiyon fonksiyonu kanın penisin sünger dokusuna dolması sonucu meydana gelir. Fakat fonksiyona ekili bir çok etken vardır. Ereksiyon için beyinden, omurilikten ve bölgesel sinirlerden uyarıcı gelmesi gerekir. Buna göre penis damar, sinir ve kasların, beyin, omurilik ve kanın normal olması gerekir. Bunlardan her hangi birinin bozuk olması sertleşme sorununa neden olur.

Bunun yanında psikolojik nedenler, ruhi gerginlik, bedensel ve ruh yorgunluğu, stres sertleşme sorunu yapabilir. Bazen hiç sebep yokken sertleşme sorunu olabilir. Bu nedenle erkekte sertleşme sorunu var demek için 3 aylık bir geçmişi olması gerekir. Erkeğin üç ay boyunca cinselliği arzuladığı halde ilişki sırasında yeterli sertliği sağlayamaması durumunda sertleşme sorunu var denir. Yaşla ilgisi vardır. İktidarsızlığın görülme oranı 70 yaşında yüzde 20, 75 yaşında ise yüzde 50'ye kadar yükseliyor. Erkeklerin %80 hayatlarının bir döneminde bu şikayete maruz kalabiliyor.

İktidarsızlık, erektil disfonksiyon, cinsel işlev bozukluğu, empotans denilen sertleşme bozukluğu penisin erekte yani dikleşme fonksiyonunu yerine getirmemesidir. Penisin cinsel birleşmeyi sağlayacak yeterli sertliği koruyamamasıdır. Dikleşmeyen penis cinsel faaliyetini yerine getiremiyor demektir. Ereksiyon fonksiyonu kanın penisin sünger dokusuna dolması sonucu meydana gelir. Fakat fonksiyona ekili bir çok etken vardır. Ereksiyon için beyinden, omurilikten ve bölgesel sinirlerden uyarıcı gelmesi gerekir. Buna göre penis damar, sinir ve kasların, beyin, omurilik ve kanın normal olması gerekir. Bunlardan her hangi birinin bozuk olması sertleşme sorununa neden olur.

Bunun yanında psikolojik nedenler, ruhi gerginlik, bedensel ve ruh yorgunluğu, stres sertleşme sorunu yapabilir. Bazen hiç sebep yokken sertleşme sorunu olabilir. Bu nedenle erkekte sertleşme sorunu var demek için 3 aylık bir geçmişi olması gerekir. Erkeğin üç ay boyunca cinselliği arzuladığı halde ilişki sırasında yeterli sertliği sağlayamaması durumunda sertleşme sorunu var denir. Yaşla ilgisi vardır. İktidarsızlığın görülme oranı 70 yaşında yüzde 20, 75 yaşında ise yüzde 50'ye kadar yükseliyor. Erkeklerin %80 hayatlarının bir döneminde bu şikayete maruz kalabiliyor. 

Sertleşme probleminin sebepleri nelerdir?

  1. Hormonal Nedenler: Beyin ve testis dokusunun salgılamış olduğu hormonların eksiklikleri. Testosteron (erkeklik hormonu), Prolaktin ve FSH (yumurtayı uyarıcı hormon) eksikliği sertleşme den sorumlu hormonlardır.
  2. Guatr ve tiroit bezi hastalıkları dolaylı olarak sertleşme sorunu yapabilir.
  3. Norojenik Nedenler: Beyin ve omurilikten gelen sinirlerin penis kaslarını çalıştırmaması sonucu meydana gelir. Bu sinirlerin alkol, şeker hastalığı, vitamin yetersizliği gibi etkenlerden dolayı yapısal bozukluklarda penis sinir, kas ve damar çalışma düzenini bozar.
  4. Damarsal Nedenler:
    4.a. Atardamar sebepleri: Penise gelen kan miktarının azalması sonucu olur. Bir penisin sertleşmesi için penis kan akımının 7 kat artması gerekmektedir. Tam sertleşmede damar basıncı 100 mmHg dır. Bu kanın gelmesini engelleyen damar cidarının kalınlaşması veya herhangi bir seviyede tıkanıklık sertleşme bozukluğuna neden olur.
    4.b. Toplar Damar Sebepleri: Sertleşmede toplar damarlarında rolü büyüktür. Bu damarlarda kan birikmeyecek olursa sertleşme olamayacağı gibi erken boşalma gibi şikâyetlerde meydana gelir.
  5. Psikolojik Sebepler: Performans kaygısı, başarısızlık korkusu, ön sevişmenin kısıtlılığı, travmatik cinsel deneyimler, bozuk aile ilişkileri, ortam şartları uygunsuzluğu, utangaçlık, çekingenlik, kültürel özellikleri, cinselliğe bakış açısı, eşiyle ilişkisi, işyerindeki problemler, sertleşme sorununa neden olan psikolojik nedenlerdir. 
  6. İlaçlar: Tansiyon için kullanılan ilaçlar bu duruma sıklıkla yol açar. Bazı kalp krizi önleyici ilaçlar, idrar söktürücü ilaçlar, depresyon önleyici ilaçlar, sinirleri yatıştırıcı bazı ilaçlar, bazı hormon ilaçları sertleşme sorununa neden olur. Uyuşturuculardan kokain, eroin, marihuana sertleşme problemine neden olur.
  7. Ayrıca sigara damar sertliği yaparak, alkol sinirlerin yapısını bozduğundan dolayı empotans nedendir.
  8. Alkol sinir uçlarını bozduğu için beyinden gelen uyarılara cevapsız kalan penis sertleşme sorunu yapar.
  9. Dış müdahale ile meydana gelen empotans: Karın büyük ameliyatları, böbrek nakli, şua tedavileri, bel fıtıklarının ameliyatları, mide barsak ameliyatları, prostat kanserlerinden sonra prostatın tümden çıkarılması., penis ameliyatları sonucu empotans meydana gelebilir.
  10. Diğer Hastalıklar: 
    Şeker hastalığı: Sertleşme problemi yapan en sık görülen hormon hastalığıdır. Hem sinirleri hem de damarları bozarak olumsuz etki yapar.
    Kolesterol damar sertliği yapığı için sertleşme sorunlarına neden olur.
    Kan hasatlıkları, kansızlık, aneminin bazı şekilleri sertleşme sorunu yapar.
    Böbrek hastalıkları: Böbrek yetmezliği nedeni ile diyalize (Böbrek makinesi) giren hastaların % 50 sinde empotans meydana gelir. Kanda erkeklik hormonunu düşmesi ve birçok ilaç kullanımı nedeni ile olur.
    Diğer hastalıklar: Kalp krizi geçirenlerde, safra kesesi ameliyatı olanlarda, Karaciğer hastalığı olanlarda, bazı kanser hastalıklarında sertleşme problemleri olur.


Sertleşme Probleminin Tedavi nasıl yapılır?

Tedavi her şeyden önce nedene yöneliktir.

  1. İlaçlar: Atar damar yetersizliklerinde damar içerisine damar büzücü ilaçlar verilir. Amaç daha çok kan gelmesi ve kanın penis içerisinde daha çok kalmasını sağlamaktır. Birleşmeden hemen önce yapılır. 30 dakika ile 1 saatlik sertleşme sağlanır. Bu da amaca uygundur.
  2. Vakum yöntemi: Vakum meydana getiren bir alet ve kavanoza benzeyen bir aygıtın içerisine penis konulur. Aletin vakumu sayesinde kan penis içerisine dolar. Bu sırada penis kök kısmına elastik bandajlar yerleştirilerek kanın geri kaçması önlenir. Yapılan bu işlem penisin sertleşmesini sağlar. % 60- 70 başarı sağlasa da kullanımı pratik değildir. Yan etkileri fazladır.
  3. Cerrahi Yöntemler: Şayet damar darlığı varsa ameliyat ile bu giderilir. Şant ameliyatları denilen bazı ameliyatlar ile penisin içyapısındaki damarlar karnın çeşitli damarları ile ağızlaştırılarak penisin daha çok kanlanması sağlanır.
  4. Penis Protezleri: Protezden önce mutlaka diğer metotlar uygulanmalı ve sonuç alınamazsa denenmelidir. Penis içerisine takılan çok çeşitli protezler vardır. Hidrolik prensiplerine göre çalışan protezler de vardır. Protezin bir ucuna balon konulur.Alet içerisinde sıvı vardır. Penisin sertleştirmek istendiği zaman bu balon pompalanarak protez şişirilir ve sertleşme sağlanır. 
  5. Hormonsal Tedavi: Erkeklik hormonu ve diğer hormonlar ancak bu hormon yetersizliğinde kullanılır.
  6. Psikolojik Tedavi: Psikoanalitik, hipnoz, davranış bozukluğu tedavileri bir psikiyatrisi uzmanı yardımı ile sağlanır. Eşi ile birlikte yanlış bildikleri bir şey varsa bunun doğrusu öğretilir. 
  7. İlaç tedavisi: Günümüzde bu amaçla kullanılan iki ilaç vardır 
    7.a. İndoialkilamin: Cinsel iştah açıcı bir ilaçtır. Penisin kanlanmasını sağlar.
    7.b. Sildenafil: Çok popüler olarak kullanılmaktadır. Sonuç % 60 olarak bildirilmişti. Damar genişletici kalp ilaçları ile birlikte kullanılmamalıdır. En iyisi bir doktor gözetiminde alınmasıdır.

 

Özetleyecek Olursak:

Sertleşme nedenleri 3 ana başlık altında toplanır.

  1. Patolojik: Penisin damar veya yapısal bir bozukluğu.
  2. Fizyolojik: Penis fonksiyon bozukluğu.
  3. Psikolojik: Stres ve heyecan gibi sebepler 

Bu sebeplerin ayrımını yapmak için bazı tetkik ve tahlillere ihtiyaç vardır. Sertleşme şikâyetleri olan kimselerde hemen psikolojik teşhisi konulmamalıdır. Yapılabilecek tetkik ve tahliller şunlardır. Penis doppler ultrasonu, penisin uyaranlara cevap verme testleri, kanda bilhassa testosteron hormonu olmak üzere bütün hormon tahlilleri, geniş biyokimya ve kan sayımı tahlili.

Bu tetkik ve tahlillerde bir şey bulunursa tedavi buna göre yapılır. Ama bir şey tespit edilmezse psikolojik kabul edilir. Bu durumda da bir psikiyatri uzmanından yardım alınır.

 

Varikosel

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Varikosel; Erkekler testis torbalarındaki damarların genişlemesidir. Testisi çepeçevre saran toplayıcı damarların bazı sebeplerden dolayı genişlemesi ve içerisinde kanı biriktirmesidir. Bu biriken kan testisin normal ısısını artırır ve sperm kalitesini bozar.

%98 sol tarafta olur.%2 ise her iki tarafta görülür.

Önemi kısırlığa sebebiyet vermesinden dolayıdır. Hastaların ağrı olmazsa da testisteki tohum hücrelerini bozacağı için tedavi olmaları gerekmededir.

20-30 yaş grubunda en fazladır. Hiç belirti vermeyen varikoseller de vardır.Bu oran toplumda %16-25 dir.
Solda sık görülmesinin sebepleri şudur.

  1. Soldaki toplar damarın boşaldığı yer ana damarla dik açı yapar.Bu nedenle kan tam olarak boşalmaz.
  2. Testisin sol toplar damarı daha uzundur.
  3. Sağ testis biraz daha aşağıda ve daha sarkıktır.
  4. Soldaki toplar damarın içerisinde kanı ileri pompalayacak kapakçıklar daha az ve yetersizdir.
  5. Soldaki damardaki basınç daha fazladır.Böylece kanı ileri sevk edemez.
  6. Genç bekarlarda psikonörotik bozukluklar diğer bir sebeptir.

Varikosel iki taraflı olduğu zaman karın içerisinde başka bir neden var mı diye araştırmakta fayda vardır.

Varikoselin çeşitleri:
 Varikosel doppler ultrason görüntüsüne ve damarların durumuna göre 2 tipe ayrılır. İki çeşit varikosel farkı doppler ultrason sonucu anlaşılır.
 İkisi arasındaki fark teknik konudur. Ameliyat kararı verilirken faydası olabilir.
 1- Stop tipi varikosel: Valsalva manevrası ile (Yani ıkınma ile) yapılan harekette reflü akımı (Geri akım, kaçak) testis damarı içindeyse ve akım olmuyor, hareketsizse stop tip varikosel diye adlandırılır, Genellikle Grade 1 derecelendirmesine uyar ve klinik varikosel olarak adlandırılır. Ameliyat kararı spermiogram tahliline göre konur. Çok defa acil bir ameliyata gerek kalmaz.
 2- Şant tipi varikosel: Testis damarı içindeki venöz kanlanmaya ilaveten testis kasları, damarı ve testisin çevre ven damarlarından pelvik bölgeye devamlı akımı izlenen varikoseller şant tipi varikosellerdir. Klinik olarak Grade 2-3 derecelenmesine uyar. Sperm değerleri çok defa düşüktür. Çok defa ameliyat edilmesi gerekir.

 

Varikoselin klinik olarak çeşitleri de şu şekildedir. (Varikosel derecelendirme)
Varikosel 1. dereceden 4. dereceye kadar derecelendirilmektedir. 
1. derecede ıkınmayla damarlar belirginleşir,
2. derecede damarlar orta kalınlıkta, 
3. derecede damarlar ileri derecede kalınlaşmış, 
4. derecede ise damarlar çok genişlemiş, kıvrımlar çok büyük yumaklar yapmıştır ve bozulmuş dolaşıma bağlı testislerde ufalma görülebilir

Varikoselin Etkisi

  1. İnsanda tohum hücrelerinin gelişmesi için en uygun ısı 35 derecedir.Normal vücut ısısı 36-37 derecedir.İşte bu aradaki ısı farkını testis torbası sağlar. Varikosel de ise kanlanma daha çok olduğundan dolayı torba bu özelliğini kaybeder. Dolayısıyla tohum hücrelerinde hem sayı hem de kalite olarak düşme gözükür.
  2. Testisin çevresinde kan göllenmesi olduğu için kanın içindeki bazı hormonlar direk olarak testise etki ederek tohum hücrelerini bozar.
     

Belirtileri:

Vakaların çoğu belirti vermez. Başka bir hastalığa bakılırken tesadüfen gözükür. Belirti veren varikosel de ağrı olabilir.Testiste çekilme hissi vardır.Bilhassa ayakta dururken ve sıcakta damarlar belirginleşir ve el ile bir sicim gibi his edilir.

İlerlemiş vakalarda testisin kıvamı yumuşamıştır ve büyüklüğü biraz azalmıştır. Varikoselin büyüklüğü ve tahribatına göre üç dereceye ayrılır. Bu derecelendirme normal el muayenesi veya ultrasonografi ile yapılır.

Tohum hücrelerinin sayımında varikoselin derecesi hakkında bilgi verir.Böylece ameliyat kararına yardımcı olur. Bu gün artık varikosel teşhisleri ve ameliyat kararları Doppler Ultrasonografi ile konulmaktadır.

Koruyucu tedbirler:

  1. Fazla ayakta durmamaya dikkat edilir.Akşam mutlaka uzun oturulup ayakların yükseğe kaldırılması sağlanır.
  2. Testis torbasındaki kan drenajını önleyen hareketlerden kaçınılır.
     

Tedavi:

Hasta evli çocuk sahibi ve bir şikayeti yoksa, koruyucu tedbirler ile hastalık tedavi edilir. Fakat ağrı varsa tohum hücresi tahlilinde (Spermiogram) sayı ve kalite düşükse ameliyat gereklidir. Ameliyat ne kadar erken yapılırsa testis hücreleri o kadar çok kurtarılacağı için iyidir. Çok büyük varislerde torbanın üzerinden damar paketlerinin çıkarılması ile ameliyat yapılır. Basit bir ameliyattır. Bölgesel uyuşturma ile gerçekleştirilir. Narkoz vermek gerekmez. Ameliyattan korkan ve endişeli olan hastalara narkoz verilebilir. Bu kararı narkoz doktoru hastanın durumuna (Kalp, akçiğer)ve tahlillerine göre verir.

Ameliyat:

Ameliyat 2 şekilde yapılır.

  1. Klasik: Kasık bölgesinin üzerinden açılır. Testis kordonu bulunur ve atar damarlar korunarak genişlemiş toplar damarlar bağlanır.
  2. Mikrocerrahi: Yine kasık kanalından açılır. Bu defa mikroskop altında atar ve toplar damar ayrımı yapılarak damarlar bağlanır.​

Son zamanlarda mikrocerrahi ile ameliyat yapılmasının daha avantajlı olduğu kongrelerde sunulmaktadır. Bu kararı biraz da ameliyat yapacak doktora bırakılması daha iyidir. Sebebi de her varikosel aynı olmamaktadır.

Ameliyat 20 dakika sürer. Mikrocerrahi 40-45 dakika daha uzun sürer.

Ameliyat sonrası tohum hücreleri tahlili 3 ay sonra tekrarlanır ve sonuç değerlendirilir.

Bazen varikosel ameliyat kısırlık yönünden sonuç vermemektedir. Bunun sebebi; Kısırlık sebebinin sadece varikosel olmamasıdır. 

 

Varikosel hakkında sık sorulan sorular:  

Varikosel nedir? Tedavide ameliyat şart mıdır ?

Varikosel aynı bacaklardaki damarların varisleşmesi gibi torba damarlarının genişlemesidir. Sebebi belli olmayıp bir damar bozukluğudur. Önemi, yumurtayı çevreleyen damarların göllenmesi sonucu ısı artışına neden olur ve testisin fonksiyonunu bozarak kısırlığa yol açar. 

Bu damar genişlemesini önleyecek veya tedavi edecek bir ilaç yoktur. varikoselin dereceleri vardır. Bu dereceler Doppler Ultrasonu sonucu belli olur.

  • Grade 1: Ameliyat gerekmeyebilir. Spermiogram tahlilindeki sperm değerleri göz önünde bulundurulur.
  • Grade 2: Spermiogram bozuksa ve ağrı varsa ameliyat gerekir. 
  • Grade 3: Ameliyat şarttır.
    Ameliyat 2 şekilde yapılır.
    — Normal cerrahi usul.
    — Mikroskop altında.
    Her iki metodun bir birine üstünlükleri yoktur. Önmli olan genişleme yapmış toplar damarların bağlanmasıdır. Bu sırada atar damar korunmalıdır. 
    Ameliyat narkoz vererek veya bölgesel uyuşturma (lokal) anestezi ile olur. 15 dakika sürer. Zor bir ameliyat değildir. Sabah ameliyat olan hasta akşam üzeri taburcu olabilir. Ameliyattan 2 saat sonra su ve yiyecek alabilir.

Ameliyat sonrası ağrılar ve şişlik ne kadar devam eder ? 

Ameliyat sonrası ameliyata bağlı şişlik veya ağrı çok defa görülür. Ağrının nedeni açıklanamazsa da şişlik damar düzenini bozulmasından dolayısı ile kan akımının zorlaşmasında ileri gelir. Bu şişlik 15 gün veya 1 ay kadar sürebilir. Ağrıda bu süre içerisinde olabilir. 1 aydan fazla devam eden ağrılar ve şişlik için tekrar kontrol etmek gerekir. Su veya kan toplanması, iltihap, cilt altı sıvının artmış olması gibi sebepler araştırılır. Bunun için ultrason çekmek gereklidir.

Hangi tip ameliyat olmalıyım ?

Ameliyat 2 şekilde yapılır.
Klasik: Kasık bölgesinin üzerinden açılır. Testis kordonu bulunur ve atar damarlar korunarak genişlemiş toplar damarlar bağlanır.

  1. Mikro cerrahi: Yine kasık kanalından açılır. Bu defa mikroskop altında atar ve toplar damar ayrımı yapılarak toplar damarlar bağlanır.

Son zamanlarda mikro cerrahi ile ameliyat yapılmasının daha avantajlı olduğu kongrelerde sunulmaktadır. Bu kararı biraz da ameliyat yapacak doktora bırakılması daha iyidir. Sebebi de her varikosel aynı olmamaktadır.

Ameliyat sonrası nelere dikkat etmelidir ?

  1. Çok ayakta durmamalı, uzun süre oturup kasıkları bükülmüş vaziyetine getirmemeli.
  2. Ağır kaldırmamalı. Zorlayıcı hareketler yapılmamalı. Kabızlıktan kaçınılmalı. Bol su ve posalı yiyecek yenmeli. Ikınma, öksürük ve hapşırmadan korunmalı. Bunlardan korunamıyorsanız elinizi yar yerine koyup sonra öksürün. Böylece karın içi basınç yara yerine zarar vermez. 
  3. Bisiklete, motosiklete binilmemeli.
  4. Bilhassa ayakları ve kalça üşütmemeli.
  5. Ağır spor ve futboldan en aşağı 2 ay uzak durmalı. Bundan sonra yinede çok yorulmamaya dikkat edilir. Futbolda testise veya kasığa bir tekme gelme ihtimalini unutmayın. Bu ameliyat yarasına ve testise normal halden daha çok zarar verebilir.
  6. Cinsel faaliyetler (Masturbasyon ve cinsel birleşme) en erken 20 gün sonra başlanılmalı. Şayet daha önce olursa yara açılması, iltihap kapma gibi yara yerine zararı olabilir. Spermlere veya testis işlevine zararı olmaz. Gece rüyada boşalma veya kendiliğinden boşalmanız ameliyat veya testisin fonksiyonuna zarar verici bir etkisi yoktur.
  7. Banyoyu dikiş alındıktan 1 gün sonra yapılması iyi olur. Şayet çok kirlenildiği düşünülürse yaraya gelmeyecek şekilde lifle ve sabunla vücut silinir.
  8. Doktorunuzun verdiği ilaçlar kullanılmalıdır.
  9. Sperm tahlili en erken 3 ay sonra yapılmalı. Bunun nedeni testis her 3 ayda bir sperm üretir. 6 aylık tahlilde iyi olur.
  10. Testis ve torbanın hareketini önleyen kot gibi dar pantolonun giyilmez.Kot pantolonunu bir diğer negatif etkisi yazları sıcak kışları soğuk tutuğu için testisin ısısını bozar.Ayrıca çok sert kaba ve kalın kumaş olması nedeni ile testisin havalanmasını önler.

Ameliyat sonrası spermde düzelme olur mu ? Kısırlık giderilir mi ?

Şayet kısırlık varikoselden ileri geliyorsa varikosel ameliyatlarında başarı şansı %80 dir. Ama kısırlığın nedeni başka şeylerse kısırlık kaybolmamaktadır. Fakat çok defa sperm değerleri, hareketlilik ve sayısı artmaktadır. Değerler hakkında kesin bilgi almak için spermiogramı ameliyattan 3 ay sonra yapılması gereklidir. Çünkü testis yeni sperm üretimi ancak bu periyottan sonra tamamlamaktadır.

Ameliyat sonrası damarlar elime geliyor. Neden ? 

Varikosel ameliyatında varisleşmiş damarlar çıkarılmayıp sadece bağlanmaktadır. Yani damar aynen yerinde durur ama bağlandığı için kan geri gidemez ve damar içinde kalır. Bu damar el ile his edilir. Bazen ameliyat olmamış gibi bir hisse sebebiyet verir. Bu normal bir durumdur. Bu damar 1.5-2 ay gibi bir zamanda kişinin yapısına göre erir. Körleşir.

Damardaki göllenme testisin dış kısmına direk etki eder hücrelerin hareketliliğini önler.

Bazı evlenmemiş genç bekarlarda soldaki bu şişkinlik psikolojik bozukluk meydana getirir.

DİĞER YAZILARIMIZ:
Penis Boyu Neden Önemlidir?
Genelev Gerçeği
Varikosel
Masturbasyon hakkında bilmek istedikleriniz.
Erken Boşalma ve Tedavisi
Sertleşme Sorunu ve Tedavisi 
Prostat Hastalıkları ve Prostat İltihabı 
Eşcinsellik ve Homoseksüellik
Porno ve Zararları
Böbrek Hastalıkları
Böbrek ve Oruç 
Sünnet 
  

Böbrek Hastalıkları

 

1. BÖBREĞİN DOĞUMSAL YAPI BOZUKLUKLARI: 

1.1. Her İki Böbreğin Olmaması: Bu durumda bebek ölü doğar. Tek Böbreğin olmaması sık değildir. Erkeklerde daha fazladır.

1.2. Fazla Sayıda Böbrek: Çok nadirdir. Üç veya dört tane olabilir

1.3. Düşük Böbrek: Böbrek normal yerinde değildir. Kasığa kadar inebilir. Ağrılara neden olur. Film ve tomografi ile teşhis konur. Gerekirse böbrek asma ameliyatı ile böbrek yerine konur.

1.4. At nalı Böbrek: Her iki böbreğin karın bölgesinde alt uçlarının bileşmesi ile meydana gelir. Çok defa belirti vermez. Tesadüfen film çekilmesi ile görülür.

1.5. Çok Kistli Böbrek: % 80-90 her iki tarafta görülür. Böbrek aynı büyüklükteki kistler tarafından kaplanmıştır. Kistler ( içi su dolu kesecikler) İltihaplanırsa ağrı, ateş idrarda kan ve idrar yanması görülür. Bazı durumlarda tansiyon yükselmesine neden olur.

2. BÖBREĞİN İLTİHAPLARI: 

Böbreğin adi mikropları ya tüm böbreği kapsar veya yerel olarak kalır. Daha ciddi vakalarda böbrek çevresine de yayılabilir. 
Mikroplar Böbreğe Üç Yolla Gelebilir:

  • Kan Yolu: Çok defa bir boğaz iltihabında veya vücutta herhangi bir odakta kan yolu ile böbreğe gelen mikroplar böbrek iltihabına neden olur. 
  • İdrar Yolu: İdrarda iltihap varsa, idrar yollarına takılan sonda vs. gibi nedenlerle buradaki mikroplar böbreğe ulaşır.2
  • Böbrek: İdrar borusu ve mesane çevresindeki mikroplar direk yol ile böbreğe gelir.3

Böbrek İltihapları Oluşuma Göre İkiye Ayrılır. 

  1. Acil Böbrek İltihapları 
  2. Müzmin Böbrek İltihapları

2.1. Acil Böbrek İltihapları: Bir veya iki böbrekte olur. Genellikle iki taraflıdır. Böbrek cerahat ile doludur.

Belirtileri

  • Sık ve Ağrılı İdrar, 
  • Üşüme ile ateş yükselmesi, 
  • Yanlarda ağrı, 
  • İdrarda mikrop ve akyuvar hücrelerinin görülmesi

Tetkikler: 1-İdrar ve kan muayeneleri yapılır.  2-Röntgen filmi ile taş olup olmadığına bakılır

Tedavi: 1-Yatak İstirahatı 2-Sıvı alımının artırılması. 3-İdrar Kültürü yapılarak mikrobun cinsi tespit edilir ve gerekli ilaçlar verilir. 4-Tedavi tam yapılmazsa hastalık müzminleşir. 

2.2. Müzmin Böbrek İltihapları: Böbreğin uzun süren iltihaplarıdır. Böbrek harabiyeti , böbrek yetmezliği ve üreme sonuçu ölüme sebebiyet verdiğinden önemlidir. 

Belirtiler:

  • Bazen belirti vermez yıllarca sürer.
  • Tansiyon yüksek olabilir.
  • İdrarda iltihap hücreleri bulunabilir.
  • Hastalar Zayıftır, Kilo almaz çabuk yorulur. Kansızlık vardır. 
  • Üre yüksek olur.

Tedavi: Hastalığın tedavisi güçtür ve zaman alır, bu durum hastalığın seyrine ve devam süresine, böbreği bozma derecesine bağlıdır. Buna rağmen hastaların %10’u tedaviye cevap verir. Hastalık yavaş ve ilerleyicidir.

Tetkikler: Böbrek Filmleri, kan idrar tahlilleri yapılır. Ultrason ve tomografi tetkikleri yapılabilir.

3. BÖBREK KİSTLERİ:

Böbrek kistleri iki şekilde olur:

  1. Tek Kist
  2. Çoklu Kist 

3.1. Tek Kistler : Bir böbrekte ince idrarlı kese şeklinde ve içerisi sıvı dolu büyük kistlerdir. Çok defa böbreğin alt veya üst ucunda olur. Doğuştan olabildiği gibi sonradanda oluşabilir. Böbreğin süzücü kanallarının tıkanması ile oluşur. 

Belirtileri : Çok defa belirti vermez. Taş vs. ameliyatlarında tesadüfen bulunur. Çok büyürse karın içine yapacağı baskı ile karın ağrıları yapar. 

Teşhis : Böbrek kistlerine en iyi teşhisi ultrason ile konur. Düz böbrek filimin de fazla bir şey görülmez ilaçlı yağlı böbrek filimi nispeten bilgi verir 

Tedavi : Çok büyük kistlerde, şikayetler fazla ise ve karın içi organlarına baskı yapıyor böbrekte harabiyet meydana getiriyorsa ameliyatla çıkarılmalıdır. On zamanlardaki teknolojik gelişmeye bağlı olarak iğne ile de kist sıvısı boşaltılmaktadır. Fakat bu ikinci metot ile kistin tekrar etme ihtimali çok fazladır. Ameliyat ile kistin civarı çıkarılırsa tekrar etmez.

3.2. Çoklu Böbrek Kistleri: 3 özelliği vardır. 

  • Doğuştan meydana gelir
  • İki taraflıdır
  • Katılımsal olarak devam eder

Her iki böbrekte çok sayıda ve çeşitli büyüklüklerde kistler vardır. Oluşumunda çoğunun rahim içi gelişmesi sırasında böbreğin yapı bozukluğundan ileri geldiği zannedilmektedir.

Belirtileri: 

  • Zayıflık ve zayıflama, 
  • Böbrek bölgesinde ağrı, 
  • % 50 İdrarda kanama, 
  • % 60 tansiyon yüksekliği, 
  • Baş ağrısı,
  • ayaklarda şişme,
  • nefes darlığı

Tedavi:  İstirahat uygulanır. Üremi tedavisi yapılır. İltihap varsa bununla mücadele edilir. Kist için ameliyat düşünülmez. Son zamanlarda böbrek nakli ameliyatları düşünülmektedir.

4. BÖBREK DÜŞÜKLÜĞÜ:

Böbreğin normal olması gerektiği yerde olmamasıdır. Normalde nefes alıp verilirken böbrek 2- 5 cm aşağı iner. Bu değerden daha fazla aşağı inerse böbrek düşüklüğünden bahsedilir. Sebepleri 3 şekilde gerçekleşir; 

  1. Çok zayıflayanlar: Böbreğin çevresindeki yağ dokusu
  2. Darbeler 
  3. Doğuştan Böbreğin askıları uzunsa meydana gelir

Belirtiler:

  • Her zaman belirti vermez 
  • Uzun zaman ayakta durunca ağrı oluşabilir
  • Bulantı ve kusma olabilir
  • İltihap olursa buna bağlı belirtiler oluşabilir

Tedavi: Şikayetler fazlaysa, yan etki olarak böbreğe bir tesiri olursa ameliyat düşünülür. Korselerin fazlası şüphelidir.

5. NEFRİTLER:

Böbrekte yapısal bozukluk meydana getiren iltihaplarına Nefrit denir. Adi mikropların meydana getirdiği iltihaplardan farklıdır. Böbrek dokusu bozulmuştur. Böbreğin faaliyetleri azaldığı için bununla ilgili belirtiler meydana gelir. Her iki böbreği tutar. Acil ve Müzmin olabilir.

5.1. Had (Acil) Nefritlerin Belirtileri: 

  • İştah atsızlık, zafiyet
  • Yüksek ateş, üşüme, titreme
  • İdrarda kanama en sık görülen belirtidir. 
  • Yüzde, göz çevresinde, bacaklarda şişme
  • Tansiyon yüksekliği
  • Kalp ile ilgili şikayetler sıktır. Nefes darlığı, öksürük morarma görülür.
  • Tansiyon yüksekliğine bağlı olarak şiddetli baş ağrısı, kusma, dalgınlık, kasılmalar oluşur. Göz damarlarında daralmalar meydana geldiğinden görme bozukluğu oluşur.

Tetkikler: 1- İdrar miktarı azalır. 2-İdrarda kanama görülür. 3-İdrarda protein miktarı fazladır. 

Tedavi: İdrarda iltihap varsa uygun antibiyotik verilir. Yatak istirahatı verilir. Proteinden fakir yiyecek. (et,süt yumurta yasaklanır) Tuz kısıtlaması yapılır

5.2. Müzmin Nefritler

Her yaşta olduğu gibi en sık 30-40 yaş arasında görülür. Hiç belirti vermeden birden ortaya çıktığı gibi acil nefritten sonunda görülebilir.

Belirtileri: 

  • İdrarda Protein, 
  • Ayaklarda şişme (Vücut suyunu atamadığı için), 
  • İdrarda bol miktarda kanama

6. BÖBREK YETMEZLİĞİ

Böbrek yetmezliği oluşum mekanizması olarak da 3’e ayrılır.

  1. Böbrek Öncesi Sebepler
  2. Böbrek nedenli olanlar
  3. Böbrek sonrası oluşan nedenler 

Böbrek öncesi sebepler: Her iki böbreğe kan gelişi azalmıştır. Böylece süzme de azalır. Kan kaybı ve su kaybında olur. Kalp atımı azalmıştır. Bu durum kalp hastalıklarında olduğu gibi damar hastalıklarında da olur. 

Böbrek Sonrası sebepler: Her iki idrar yolunda veya dış idrar kanalında tıkanıklıklar ( Taş vs.), Prostat büyümesi İdrar yolları ve mesane sinirlerinin çalışmaması, Ameliyat sırasında her iki idrar yolunun bağlanması

Böbreğe Bağlı Sebepler: Arsenik,Kurşun,Fosfor, mantar yemeği,alkol gibi zehirli ve toksik maddelerin böbrek yapısını bozması
Böbreğe hiç kan gelmediğinden böbrek harap olur. 

Belirtileri: Böbrek Yetmezliği belirtileri sebebe göre değişir kalp ve kan hastalıklarından ileri geliyorsa bununla ilgili tansiyon düşmesi,nabız düşmesi gibi belirtiler verir. Terleme, çarpıntı,nefes darlığı vardır. Hiç idrar çıkarılmıyorsa idrar yolları tıkanıklığı düşünülür. Bu prostat olabildiği gibi birde taş olabilir. İdrar hiç çıkmaz veya çok az çıkar kanda üre yükselmiştir.

Tedavi: Tedavide sebebe yöneliktir. Tıkanıklık varsa bunu giderilecek sonda konur. Uygun serumlar verilerek su kaybı giderilir. Kan kaybı varsa kan verilir. İltihap varsa uygun antibiyotik ile bu kurutulur. Üreyi artıracak ve proteinden fakir, karbonhidrattan zengin diyet yemeği verilir. Çok defa hastalar iştahsızdır, bulantı ve kusma vardır. İdrar söktürücü ilaçlar verilir. Böbrek yetmezliği zamanında müdahale ve uygun tedavi ile çok defa iyileşir. Bazen de müzminleşir.

İki tablo şeklinde görülür.

6.1. Had (Acil) Böbrek yetmezliği: 

Sebepleri:

  • Büyük ve uzun süren ameliyatlardan sonra
  • Ağır darbelerden sonra
  • Deprem gibi büyük hasar veren darbelerde
  • Damar bozuklukları
  • Çok şiddetli iltihaplar
  • İdrar yollarının acil tıkanmaları
  • Yanlış kan nakilleri
  • Sıcak çarpması ve yanıklar
  • Zehirlenmeler

6.1. Müzmin Böbrek yetmezliği: 

Böbreğin normal faaliyetini yapamamasıdır. Nominal bir böbrek 9/10 u hasar olsa bile faaliyet gösterir.

Sebepleri: 

  • Müzmin böbrek iltihabı
  • Şeker hastalığı
  • Uzun süre ve çok yüksek olan tansiyon
  • Gut hastalığı
  • İdrar yolu tıkanıklığı
  • Böbreği yavaş yavaş tahrip eden bir çok hastalık
  • Belirti ve Bulguları: 
  • İştah yoktur,bulantı ve kusma vardır
  • Yorgunluk,halsizlik,huzursuzluk
  • Tansiyon yüksekliği
  • İdrar miktarının azalması
  • Yüzde,göz çevresinde ve ayaklarda şişme
  • Adale çekilmeleri ve titremeler
  • Kanda üre, kreatinin, ürik asit artar
  • Kan iyotları değerleri bozulmuştur.

Tedavi: 


  • İltihabın tedavisi yapılır.
  • Tuz ayarlaması yapılır, diyet ayarlanır.
  • Bu diyet protein kısıtlaması şeklinde olur. 
  • Hipertansiyon düzeltilir. 
  • Hasta mümkün olduğu kadar hareket ettirilmemelidir. 
  • Üreye düşülmeye yönelik tedavi 2 şekilde yapılır.
    Karın zarına sıvı verilmesi (Periton Dializi) karın derisinde yapılan bir kesi ile karın zarı içerisinde 1 saat tutulur böylece sıvı ve kan arasındaki iyonların ve vücudun atması gereken maddeleri bu sıvıya geçmesi sağlanır. 1 saat sonra sıvı boşaltılır. Takriben verilen sıvı 25-30 litredir. 24 saat sürebilir
  • Böbrek makineleri: Diyaliz makinesi artık günümüzde üreyi düşürmek için diyaliz makineleri kullanılmaktadır.

MÜZMİN ( KRONİK) BÖBREK HASTALIĞINDA DİYET 

Hazırlayan: Emine Polatateş (Diyet Uzmanı) 

Böbrek fonksiyonlarının bozulmasıyla metabolizmayı etkileyen önemli olaylar birbirini izler. Böbreklerden su, sodyum, potasyum, fosfor gibi maddeler ile üre, ürik asit, kreatin gibi protein atığı zehirli maddeler atılamaz, kanda birikir. Bu değişiklikler sebebiyle beslenmede bazı önlemler almak gerekir. Hastanın laboratuar bulgularına göre doktoru özel bir diyet önerir. Diyet uzmanının hazırlayacağı diyet ile protein, tuz potasyum, fosfor ve su miktarları kontrol altına alınır. 

Yiyeceklerde birden fazla besin öğeleri bulunur. Hastanın hangi besin öğesinin hangi yiyeceklerde bulunduğunu bilmesi, diyetini iyi kullanmasını sağlar. Diyet uzmanı bu konularda gerekli açıklamaları yapıp yol gösterir. 

PROTEİN 
Vücut hücrelerinin yapıtaşıdırlar. Vücudun büyümesi, gelişmesi yıpranan hücrelerin onarılması için gereklidir. Et, balık, tavuk, süt ve türevleri, yumurta kaliteli protein kaynaklarıdır. Proteinin fazla alınmasında; bulantı, kusma iştah azalması az alınmasında; yorgunluk, güçsüzlük, kilo kaybı olur. 

POTASYUM 
Böbrekler tarafından kontrol edilen bir madensel öğedir. Kandaki düzeyi 3,6-5,5 meq/L'dir Günlük gereksinimi 2 mg'dır. Vücudun asit-baz dengesi ve normal kalp atışı için önemlidir. Böbrek hastalarında potasyumun fazlası böbreklerden süzülemez, kanda potasyum seviyesi artar, kavun, koyu yeşil yapraklı sebzeler, bal kabağı, patates, domates, kuru fasulye, fındık ve sütte potasyum bulunur. 

FOSFOR 
Kalsiyum ile fosfor kemikleri ve dişlerin sertleşmesini sağlayan bir madensel öğedir. Kandaki düzeyi 2,5-4,2 mg'dır. Günlük gereksinimi 500-700 mg'dır Böbrek hastalarında fosforun fazlası vücuttan atılamaz. Kanda fosforun artması, kemiklerdeki kalsiyumun dışarı atılmasına sebep olur. Proteinden zengin gıdalarda fosfor bulunur. Balık, organ etleri, sosis, salam, sucuk, yumurta, süt ve türevleri , kuru baklagiller, kurutulmuş meyveler, tahıllar fosfor kaynaklarıdır. 

SODYUM 
Vücuttaki bir madensel öğedir, Kandaki sodyum düzeyi 134-144 meq/ L'dır. Günlük sodyum gereksinimi 2,5-7 gr'dır. Buda 7,5-18 gr sofra tuzudur. Böbrek normal çalışmadığı zaman sodyum vücutta kalır. Sodyumun fazlası vücutta sıvı birikimine sebep olur. Tuz içeren yiyecekler şunlardır: Sucuk, Pastırma, salam, sosis, kavurma etler, dil, dalak, yürek, işkembe, soslar, hazır çorbalar, hazır her türlü gıdalar, tuzlu bisküvi, kraker, tuzlu kuruyemişler, konserve yiyecekler, salamura yiyecekler, turşular, zeytin, salça, soğan, sarmısak tozu. 

SIVI 
Akıcı durumda olan içeceklerdir. Su, kahve, çay, süt jöle, dondurma, çorba, soslar, meyve suları sıvı yiyeceklere örnektir. Böbrek hastalarının sıvıyı dışarı atma sorunları vardır. İdrar kusma, ishal ve fazla terleme ile de vücuttan sıvı atılır. Böbrek hastaların alacağı sıvı miktarı günlük çıkarılan idrar oranına bağlıdır, Pratik olarak şu formülle hesaplanır. 

Alınacak Sıvı Miktarı 24 Saat x 0,5 x Ağırlık x 1 gün önce çıkarılan idrar miktarı. 

Vücutta sodyum ve sıvının fazla bulunması yüksek tansiyon, nefes darlığı, ödem ve kilo artışına sebep olur. Fazla tuzlu yiyen kişi susar ve çok su içer. Çok su kilo artışını sağlar. 1 su bardağı su 160 gram'dır. İki su bardağı su içtiği zaman ortalama yarım kilo alınır. 

Sıvı kontrolü için;

  1. Sofra tuzu ve sodyumlu yiyeceklerden sakının, 
  2. Susuzluğunuzu giderecek kadar için, 
  3. Limon dilimleri ve çiklet ile ağzınızı nemlendirin, 
  4. Ağzınızı soğuk sıvılarla çalkalayın fakat içmeyin. 

DİYET ÖRNEKLERİ 

  1. Kronik böbrek hastalarında uygulanan diyet 
    40 Gram PROTEİNLİ TUZSUZ DİYET 
    (1500 kalori, 1400 mg Potasyum, 600 mg Fosfor, 300 mg Sodyum) 40 GRAM PROTEİNLİ DİYETTE 
    ÖRNEK YEMEK LİSTESİ 
    SABAH : 
    Çay veya ıhlamur(Şekerli) 
    1 adet yumurta veya 1 kibrit kutusu kadar tuzsuz peynir 
    2 tatlı kaşığı bal veya reçel 
    1 tatlı kaşığı tuzsuz yağ 1 ince dilim ekmek 
    ARA ÖĞÜN : 1 porsiyon meyve 
    ÖĞLE : 
    2 adet ızgara köfte veya aynı miktar et, tavuk 
    2 yemek kaşığı bitkisel yağlı sebze yemeği 
    1 çay bardağı yoğurt 
    2 yemek kaşığı pirinç pilavı 1 kase nişasta peltesi 
    ARA ÖĞUN : 1 porsiyon meyva 
    AKŞAM : 
    30 gram 1 küçük parça haşlama et 
    2 yemek kaşığı makarna 
    2 yemek kaşığı bitkisel yağlı sebze yemeği 
    1 ince dilim ekmek 
    GECE :
    1 çay bardağı süt (Şekerli) 
  2. Hemodiyaliz hastalarında uygulanan diyet 
    60 Gram PROTEİNLİ TUZSUZ DİYET 
    Günlük Yiyecek Miktar (gram) Ölçü 
    Süt veya yoğurt 300 3 çay bardağı 
    Tuzsuz peynir 30 1 kibit kutusu kadar 
    Yumurta 50 1 adet 
    Et-Tavuk-Balık 120 4 köfte 
    Ekmek 150 6 ince dilim 
    Sebze – 2 porsiyon 
    Meyve – 2 porsiyon 
    Yağ 20 2 yemek kaşığı 
    Bal veya Reçel 20 2 tatlı kaşığı 
    Günlük Yiyecek Miktar ( gram ) ( Ölçü )
    Süt veya yoğurt ( 200 ) ( 2 çay bardağı ) 
    Yumurta ( 50 ) ( 1 adet ) 
    Et-Tavuk-Balık ( 90 ) ( 3 köfte kadar ) 
    Ekmek ( 125 ) ( 5 ince dilim ) 
    Sebze ( – ) ( 2 porsiyon) 
    Meyva ( – ) ( 2 porsiyon )
    Yağ ( 20 )  ( 2 yemek kaşığı )
    Bal veya reçel ( 20 )  ( 2 tatlı kaşığı )

NOT 

  1. Kalorinizi yükseltmek için çay, ıhlamur, et suları, tuzsuz yağ, nişasta, şeker, sade akide şekeri, pişmaniye, sade lokum yiyebilirsiniz. 
  2. Sebzeleri yıkadıktan sonra küçük parçalara bölüp haşlayın, haşladığınız bu suyu dökün, yağ istenirse et ilavesi ile pişirin. Yemeklerin suyunu yemekten kaçının. 
  3. 1 yumurta 1 köfte kadar (30 gr ) et aynı değerdedir. İstenirse birinden biri yenebilir. 
  4. 1 köfte kadar (30 gr) et yerine 3 yemek kaşığı kuru fasulye, nohut, kara bakla, barbunya, mercimekten birini yiyebilirsiniz. 
  5. Etlerden koyun etini ve tavuk beyaz etini ve balığı tercih ediniz. 
  6. Bitkisel sıvı yağlar ve zeytinyağı kullanınız. 
  7. 5 öğünde az az, sık sık besleniniz. Yemeklerinizi yavaş yiyiniz. 

YENİLMEMESİ GEREKEN YİYECEKLER 

  1. Önerilenden fazla süt, yumurta, et, balık, dil ve işkembe (işkembeyi 10 günde bir yiyebilirsiniz). 
  2. İçeriği bilinmeyen çörek, kek, kurabiye, pastalar 
  3. Konserve, turşu, salamuralar, sucuk, pastırma, sosis, salam, sakatatlardan karaciğer, beyin, böbrek, dalak, yürek. 
  4. Çikolata, kuruyemişler, meşrubatlar, boza, kahve, kakao, neskafe 
  5. Tahin helva, tahin, pekmez 
  6. Bulgur, Pancar, bakla, ıspanak, pazı tatlı kabağı,. mantar, enginar, asma yaprağı,karalahana 
  7. Muz, kavun 
  8. Tuz ve tuzlu yiyecekler, kabartma tozu, et suyu tabletleri 

ÖNERİLER 

Dışarıda Yemek Yerken, 

  1. Özel diyet uyguladığınızı her zaman belirtiniz 
  2. Günlük et gereksinmenize göre etinizin miktarını ayarlayın. İsteyeceğiniz et salçasız veya haşlanmış tavuk, hindi ızgara et, biftek hamburger olabilir. 
  3. Yiyebileceğiniz miktarda sebze veya salata isteyiniz. Salatalarınızı sirke ve yağ ile lezzetlendiriniz. 
  4. Kızarmış ağır hamur tatlılarından kaçınınız. Müsaade edilen meyveler, sütlü tatlılar, dondurma yenebilir. 
  5. Şerbet, buzlu meyve suları, jöleler, kahve ve çay günlük sıvı ihtiyacınıza göre alınabilir. 
  6. Sigaranın akciğerlerde, damar sistemi ve ülserde olumsuz etkileri vardır. İçilmemesi önerilir. 

7. BÖBREK TÜMÖRLERİ:

Çok sık görülmez. Bütün tümörlerin %1 idir ve % 90 kötü huyludur. Sağ ve sol böbrekte aynı oranda görülür erkeklerde daha fazladır. 1-10 yaş ve 50-60 yaş arası daha fazladır 

Sebebi: 

Belli değildir. Hormonla ilgili olduğu zannedilmektedir. Tümör ya böbrek dokusunda veya havuzcuğun olur, iyi huylu veya kötü huyludur.
İyi huylu tümörler çok defa belirti vermez, önemli değildir. Tesadüfen film veya tomografi çekilince görülür. Böyle görülen veya mikroskop ile görülen idrar kanamaları olur. Belde veya yan taraflarda ağrı vardır. Tedavide kötü huylu tümör olması ihtimaline karşı böbreğin alınması ameliyatı yapılır. Çıkan parça patolojide incelenir. Böbreğin kötü huylu tümörleri (Kanser) orjini böbrek dokusundadır.

Belirtileri: 

  • Ağrı olmadan sebepsiz idrar kanamaları vardır bu belirti % 60-70 dir
  • Kan pıhtıları idrar yollarından geçerken ağrı yapar. Yanlışlıkla taş olduğu düşünülür.
  • %10 Vakalarda karın içerisinde bir kitle şeklinde belirti verir.
  • Zayıflama, kilo kaybı, önlenemiyor bulantı kusma gibi mide bağırsak şikayetleri
  • Tansiyon yüksektir
  • Ateş devamlı hiç düşmeyen bir ateştir
  • Kansızlık

Teşhis: Düz Böbrek filmleri ilaçlı (Yağlı) Böbrek filmleri çekilir. Ultrason ve Tomografi ile teşhis teyit edilir Kanser kan yolu ile kısa sürede yayılır en sık karaciğer ve kemiklere yayılım gösterir.

DİĞER YAZILARIMIZ:
Penis Boyu Neden Önemlidir?
Genelev Gerçeği
Varikosel
Masturbasyon hakkında bilmek istedikleriniz.
Erken Boşalma ve Tedavisi
Sertleşme Sorunu ve Tedavisi 
Prostat Hastalıkları ve Prostat İltihabı 
Eşcinsellik ve Homoseksüellik
Porno ve Zararları
Böbrek Hastalıkları
Böbrek ve Oruç 
Sünnet 

 

Göster
Gizle