Anasayfa - / - Etiket Arşivi: ali hatay

Etiket Arşivi: ali hatay

Prostat Kanseri

1- Prostat Kanseri Genel Bilgi
2- Prostat Kanserinde Transurethral İğne Biyopsisinin Değeri. Op. Dr. Ali Haty'ın Uzmanlık tezi.

Prostat kanseri; prostat hücrelerin kendine buyruk, kontrolsüz şekilde çoğalmasıdır.
50 yaşın altında görülmesi nadirdir. Genellikle 70 yaşından sonra görülür. Yaş ilerledikçe sıklığı artar. Erkeklerde en sık görülen kanser çeşidi prostat kanseridir.

Yayılma yolları:
1- Komşuluk yolu ile çevresindeki organlara direk olarak yayılır.
2- Kan yolu; Kana karışan tümör dokuları başka organlar gidip yerleşir ve burada çoğalma yapar.
3- Lenf yolu. Vücudun lenf dolaşımı dediğim 2 ci dolaşımına karışarak yine başka organlara yayılır.

En sık yayıldığı yer akciğer, karaciğer ve kemiklerdir. Bu nedenle prostat kanserinin yayılıp yayılmadığını anlamak için bilgisayarlı tomografi, MR ve kemik sintigrafisi çekilir.

Prostat kanseri oluşum Nedenleri:

1- Yaşlanmada risk artar.
2- Ailesel nedenler.
3- Irksal nedenler: Zencilerde daha fazla görülmektedir.4- Hormonsal nedenler: Ergenliğe girmeden yumurtaları alınan yani kısırlaştırılan erkeklerde prostat kanseri görülmemektedir. Kadınlık hormonu olan östrojen hormonunun artması durumunda (karaciğer kanseri, yaşlılıkta erkeklik hormonunu azalması durumunda prostat kanseri görülmemektedir.Buradan çıkarılacak sonuç erkeklik hormonu dediğimiz Testosteronun artması prostat kanserine neden olmaktadır.
5- Beslenme durumu: Yağlı ve kolesterollü yiyecekler. Sigara kesin olarak nedenler arasında sayılmazsa bile bir olumsuz etkisinin olduğu tahmin ediliyor.

Prostat kanseri belirtileri:

Kanser çok defa ilerleyinceye kadar belirti vermez. Bu nedenle 50 yaşını geçen erkeklerin rutin olarak prostat muayenesi olması önemlidir.
Belirtiler idrar yolu tıkanıklığına bağlı belirtilerdir.
1- Sık idrara çıkma, İdrar yaparken zorlanma, kesik kesik idrar yapma, idrarda yanma, ağrı
2- İdrarda kan görülmesi
3- Bel, kalça ağrıları 
4- Kanlı meni.

Teşhis (Tanı)

1- Hastanın yukarıda sayılan şikayetlerin olması.
2- Kanda PSA testi (Prostat Spesifik Antijeni)
3- Prostat ultrasonu.
4- Parmakla muayene: uroloji doktorunun hastanın anüsünden parmak sokarak muayenesidir. Buna Tuşe Rektal denir. Prostat bağırsağın son kısmı ile komşuluğundan dolayı parmakla bu prostata ulaşmanın en kolay yoludur. Prostatın en kolay ve emin muayenesi budur. Bu muayenede prostatın büyüklüğü ve sert bir odak olup olmadığı tespit edilir. Günümüzde artık prostat ultrasonu olduğu için parmak muayenesi bu ultrason ile değerlendirilmektedir.
5- Ultrason. Hem prostatın hem de diğer organların ultrasonda incelenmesi kanseri yakalama bakımından önemli olabilir.
6- Tomografi ve Sintigrafi: Kanserin yayıldığı yerleri tespit etmede önemlidir.
7- Biyopsi: makattan girilerek özel bir iğne ile prostat dokusundan parça alınıp patolojide incelenmesidir.

Prostat Kanseri ve PSA (Prostat Spesifik Antijeni) ilgisi:
PSA, Prostat hücreleri tarafından üretilen bir enzim olup meninin sıvılaşmasında rol oynar.

PSA prostattan salgılandığı için PSA nın tespiti ve seviyesi hastalığın teşhisinde ve hastalığın gidişatını öğrenmede önemlidir.

Normla değeri 4 ng/ml dır. Son zamanlarda bu değerin 2,5 ng/ml kabul edilmesi ve bu değerin üzerindeki değerlerde biyopsi yapılması tavsiye edilmektedir. 

PSA hakkında bilinmesi gerekenler:
PSA nın kanser harici artması

1- Parmak muayenesinden sonra PSA artabilir. Bu artış 24 saat kadar sürer.
2- İdrar yoluna sonda koymak, sistoskopi yapmak gibi travmatik nedenler.
3- Prostat damarlarında tıkanmalar
4- Prostatın iltihapları.
5- Prostatın büyümeleri.

Aşırı yorgunluk, eksersiz, aşırı cinsel ilişki, masurbasyon PSA yı etkilemez.

PSA ile yaş arasındaki ilgi:
40 – 49 yaş : 0 – 2.5 ;
50 – 59 yaş : 0 – 3.5 
60 – 69 yaş : 0 – 4.5 ;
70 yaş ve üstü : 0 – 6.5 ng / ml

PSA nın tek başına cevap vermediği durumlarda şunlara bakılmalıdır:

1- PSA dansity: Serum PSA değeri / TRUS ile saptanan prostat hacmi 0.15 den küçükse kanser ihtimali azalır.
2- PSA artış hızı:  6 ay içinde 3 defa PSA ölçülür. Bu artış 0.75 den küçük olmalıdır.
3- Serbest PSA ile Total PSA 0.25 ten büyükse kanser ihtimali azalır.

Kanserin gidişatı hakkında bilgi vermesi: PSA 4 ng/ml den küçükse yayılmamış sınırlı kalmıştır.10 ng/ml den büyük organla sınırlı 50 ng/ml den büyük lenf yolu ile yayılmış kabul edilir.

Gleason Skoru:
İğne biyopsine kanser teşhisi konulduktan ve patoloji raporundan sonra, kanser hücrelerinin görünümü, içindeki çekirdeklerin büyüklüğü ve şekline göre üreme ve yayılım hızı hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlayan bir derecelendirme metoduna Gleasonn skoru denir:
Gleanson düşük: Kanser hücreleri daha yavaş gelişen ve yayılma kabiliyeti göstermeyendir.
Gleason Skor 2-4: Kanser hücrelerinin farklılaşma iyi.
Gleason Skor 5-6: Orta farklılaşma
Gleason Skor 7-10: Farklılaşma köyü, hızlı çoğalma ve yayılma kapasitede olan hücreler.

PROSTAT KANSERİ EVRELEMESİ
T1-T2 de kanser prostat bezinde sınırlı kalmıştır.
T3 de yakın dokulara da metastaz (yayılım) yapmıştır.
T4 de ise uzak organlara da yayılım vardır.
Eski ancak hala kullanılan bir sistem de ise:
Evre A ve B' de kanser prostat bezinde sınırlı kalmıştır.
Evre C' de yakın dokulara da metastaz (yayılım) yapmıştır.
Evre D de ise kemik gibi uzak organlara da metastaz yapmıştır.

PROSTAT KANSERİNDE TEDAVİ:
Tedavinin ne şekilde olacağında dikkat edilecek hususlar:
1- Hastanın genel durumu.
2- PSA yüksekliği.
3- Biyopsi sonucu: Gleanson skoru değerleri.
4- Kanserin devresi.

1- Sadece takip etme.
2- Radikal prostatektom
3- Radyoterapi: External Radyoterapi: Dışarıdan radyasyon ışınlarının verilmesi ile yapılır. Brakiterapi : Prostat bezi içine radyoaktif maddeler yerleştirilerek yapılan tedavi
4- Hormonal tedavi:     Cerrahi kastrasyon:Testislerin alınması veya içinin boşaltılması Medikal kastrasyon: Hormonlarla testisin testosteron üretimini engellemek.
5- Kemoterapi
6- Kriyoterapi

PROSTAT KANSERİNDE TRANSURETHRAL İĞNE BİOBSİSİNİN DEĞER


PROSTATIN ANOTOMİSİ:    
ÖNSÖZ VE GİRİŞ
Not: Op.Dr.Ali Hatay'ın Uzmanlık Tezidir (1985)

   Prostat kanseri genellikle 50 yaşın üzerindeki erkeklerde görülür ve yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar. Prostat kanserinin sebebiyet verdiği ölüm oranı; akciğer, mide-barsak kanserinden hemen sonra üçüncü sırayı alır. Bu bize durumun ciddiyetini gösterir. Prostat kanseri genellikle yavaş gelişip geç devrede semptom vermesi, hastaların büyük kısmının metastazlar belirdikten sonra müracaat etmesi sebebiyle teşhis ve tedavinin gecikmesine ve hatta bazen imkansız bırakmalarına neden olmaktadır.
        Prostat kanseri genellikle % 80 prostatın rektumdan tuşe edilebilen posterior bölgesinden belirti vermez, fakat rutin rektum muayenesi ile teşhis edilebilir. Bundan dolayı 45 yaşını geçmiş her miksiyon şikayeti olan hastaya rutin tuşe rektal yapılmalıdır.
          Şüphesiz tuşe rektalde şüpheli bir sertlik her zaman bir prostat kanseri değildir. Böyle bir şüphenin kesinleştirilmesi için başka teşhis vasıtalarına başvurulur. Buda Prostat iğne biobsisi ile doku örneği alarak ve histopatolojik bulgu ile kesin teşhis konulması ile olur. Biobsi kesin teşhis koydurmasına rağmen, negatif sonuç hiçbir zaman kanseri ekarte etmez. Bu bilgilerin ışığında bizde prostat kanserinin teşhisinde önemli yeri olan prostat Tru-cut iğne biobsisi ile çalışmalar yaptık ve sonuçları değerlendirdik.
         Bana çalışmalarımda yardımcı olan, ürolog olarak yetişmemi sağlayan, kendisini her zaman minnetle anacağım değerli şefim (Rahmetli) Sayın Op.Dr.Muhittin OKUMUŞ a teşekkür ve saygılarımı sunarım. Ürolojinin ön bilgilerini öğreten ilk şefim Sayın Op.Dr.Metin SÜER e ve şef muavini Sayın Op.Dr.Burhan BAĞATUR a Cerrahi rotasyonum sırasında yakın ilgi ve alakasını gördüğüm Sayın Cerrahi Şefi Op.Dr.Sait ÖNAL a saygılarımı sunarım. Meslekte olgunlaşmamı sağlayan tezimin hazırlanmasında her türlü yardımı yapan, yakın ilgisini gösteren, bana ışık tutan ikinci şefim Sayın Prof.Dr.Şevket TUNCER e sonsuz saygı ve teşekkürlerimi sunarım. Beraber çalışmalarımız sırasında gerek pratik gerekse teorik bilgisini bizden hiç esirgemeden, usanmadan ve bıkmadan veren Baş asistanım Sayın Op.Dr.Zeki ALTIPARMAK a ve Klinik Baş asistanı Sayın Op.Dr.İhsan DEMİRKOL a en derin sevgi ve teşekkürlerimi sunarım.

Prostat erkeklerde urethranın ilk kısmını çevreleyen bir organdır. Mesane kollomu ile trianguler ligamentin arasında olup yetişkinde yüksekliği 20-25 mm kaidesinde ön-arka çapı 25mm ve enine çapı 40mm civarındadır. Ağırlığı 20-25 gramdır. Şekerli koniye benzer. Bir tabanı, apeksi, posterior anterior ve iki inferioreteral yüzü vardır. Tabanı: Mesane yüzüdür. Enine bir çıkıntı ile ön ve arka iki parçaya ayrılır. Ön parça mesane ile komşu olup, önünden ürethranın prostatik parçası geçer. Arka parçada prostatik isthmusu yapan bir oluk bulunur. Bu oluk içerisinde Duktus Ejeculatorius bulunur.  Apeks: Perine uro- genital diafrağması üzerinde, prostatoperineal Fasyanın ve rektumun önünde, anüsten itibaren 3-4 cm öndedir. Arka yüz: Konveks ve arka aşağıya bakar. Dikey bir oluk gösterir, prostadı iki yan parçaya ayırır. Rektum ile Denonviller fasyası ile ayrılır. Bu komşuluğundan dolayı kolayca rektumdan palpe edilebilir. Ön yüz: Öne ve yukarıya bakar. Alt kısmı urethranın diafrağmatik sfinkteri ile örtülür. Bunun önünde sfinktere ait preurethralbağ ve preprostatik yayıntı vardır. Daha önde Santorini Pleksusu, puboprostatikbağ ve pubisymfizi yer alır. Yan yüzler: Bu yüz M.Levator aninin ön bölümü ile bunu örten F. Diafrağmatis pelvis superior ile komşudur. Buradaki bağ doku içinde M. Prostatikus bulunur. Prostat Loju: Bu lojun ön duvarını lig, Puboprostatikumun prostat önü yaprağı yapar. Arka duvarını prostatoperitoneal fasya, yan duvarlarını da pelvisin üst diafrağmatik fasyası, alt duvarını urogenital diafrağma yapar. Bu loj içerisinde prostat kapsülünü pleksus venesus sarar. Prostat Lobları: Prostat glandının 5 grup lobu vardır. Orta lob, sağ ve sol lateral loblar, posterior, ve anterior loblar. Bunlar başka iyi gelişmemiş subservika (Albaran) ve subtrigonal (Home) lobları mevcuttur.
         Prostadın İç komşuluğu: Prostatın içinde bez dokusundan başka urethranın prostatik parçası, bunun üst kısmı çevresinde mesane sfinkteri, urethranın diafrağmatik sfinkterinin üst kısmı, ejekülatör kanallar ve prostatik utrikul bulunur. Prostatın atar damarları: Prostat A. İlaca internanın dalı olan a. Vezikalis inferior, a.hemorroidalis media ve a.pudandalis internanın internanın dallarından beslenir. Toplar Damarlar: Vezikoprostatik pleksus kanalı ile hypogastirik venlere dökülür. Bu pleksus V.dorsalis penis ile iştirak halindedir. Prostatik venler, prostat kapsülü ön yüzünde Santorini pleksüsünü teşkil eder. Lenf Damarları: Prostat çevresinde bir ağ yapar. İç ve dış iliac ganglionlara, sakral ganglionlara drene olur. Sinirler: Hypogastrik pleksustan gelir, ayrıca sakral pleksusun 3-4 sakral sinirlerinden gelir.

PROSTATIN HİSTOLOJİ:

      Prostat glandüler ve fibromüsküler dokudan oluşur. 1-Glandüler yapı: 30-50 adet tubuloalveoler ve sakküler bezden meydana gelmiştir. Bezler 16-32 kanal halinde collikulus seminalisin iki yanında nurethraya açılır. Büyük kavitelerde bazende kistik yapılar gösterir. Dar ve ince yan tüplerle çevrilmiştir. Epitel bir bazal membran üzerine oturur. Hücre stoplazmaları sekretuar granüllerden zengindir. Çoğu hematoksinle lipid lekeleri halinde boyanır. 2- Fibromüsküler Yapı: Zengin bağ dokusu , kollegen lifler, elastik şebeke ve çok sayıda düz kas liflerini ihtiva eder. Bu lifler collikusa ayrıca urethra çevresine de uzanarak internal sifinkterin oluşumunda rol oynar.

          Histolojik kesitte bez kavitelerinde lameller şekilde granüllü sekresyonlar görülür. (Kolloid kitlesi) Sekresyon koyulaşır kalsifiye olur ve prostat taşlarını meydana getirir. Prostatta glandüler diziliş özellik gösterir. İç İçe geçmiş iki glandüler alan mevcuttur. Büyük olan dış zon urethranın lateral duvarlarına açılır. Küçük olan iç zon submukozal olup prostatik sinusların tabanına açılır. İç ve dış zon iyi belirginleşmemiş bir kapsülle birbirlerinden ayrılır. İç zondan bening hyperplazi, dış zondan ise karsinom gelişir. Prostat hypertrofisinde iç zon büyüyerek dış zonu perifere sıkıştırır ve yalancı kapsül oluşturur. Buna cerrahi kapsül denir.

PROSTATIN FİZYOLOJİ:

     Prostat bir dış salgı bezidir. Aynı zamanda organizmanın sekonder sex organıdır. En önemli vazifesi sipermanın %95 ini teşkil ederek spermayı dülüe eder. Böylece ejekulatın miktarını çoğaltarak fertiliteyi kolaylaştırır. Prostatik dokuda yüksek konsantrasyonda çinko vardır. Çinkonun karbonik anhidraz vedehidrogenez enzimleriyle ilişkisi vardır. Çinko yetmezliklerinde prostat atrofiy e uğrar. Prostatik Sekresyon: pH 6,5 olup süt görünüşünde özel bir kokusu olan bir sıvıdır. İçerisinde fibronilizin, asit fosfotaz ve beta glukuronidaz enzimleri tespit edilmiştir. Ayrıca plazmadan daha fazla miktarda Na, K, Ca ihtiva eder. Anyon bakımdan daha fakirdir. Bol sitrat bulunur. Bunlardan başka aminoasitler, proteinler, lipitler, kollestrol bulunur. Prostatın üç endokrin bez ile münasebeti vardır.
– Testis: Testestron. Prostatın normal gelişebilmesi için Testestron a ihtiyacı vardır. Bu hormon eksikliğinden atrofiye olur ve fonksiyon göremez.
– Hipofiz: Fsh aracılığı ile etkilidir. – Adrenal: Buradan salgılanan adrojenlerin pek az tesiri vardır. Ostrojenin dış zondan atrofi iç zondan bir etki yapmadığı gözlenmiştir.

PROSTAT MALİGN TÜMÖRLERİ

1- Kanserler: a- Adonekanser: Vakaların %97 sini oluşturur. b- Epiderrmoid kanser: %2,5 oranında görülür. (Squamoz hücreli Ca) c- Mikst: % 0,5 oranındadır.
2- Sarkomlar: Prostatik mezodermal dokudan menşeini alır. Daha maligindirler ve çok nadir görülürler. a- Rabdomyosarkomb-Leiomyosarkom c-Fibrosarkom d- Diğerleri; Angiosarkom, myxosarkom ve karışık.

Pr.Ca

ADENOKANSER: İhsiyal lezyon %75 vakada posterior lobun kopsüle yakın periferik kısmından başlar. Bu sebeple rektal muayenede erkenden belli olur. Rektal muayenede prostat sert irregüler ve fiksedir. Rektum mukozası aradaki denonviller fasyası nedeni ile korunmuştur. Bundan başka kanser letaral loblardan ve nadirende orta lobdan başlar. Tümör etrafındaki prostat dokusundan ayrılmış değildir. Genellikli kapsül ile temastadır. Zamanla kapsülüde içerisine alır. Etyoloji: Gerçek neden bilinmemektedir. Fakat enüklerde prostat hyperplazisi ve kanserinin görülmemesi, antiandrojen tedavi ile ve orşiektomi sonucu gerilemesi hormonların etkisinin olduğunu düşündürmektedir. Prostatın iç zonu ostrojene duyarlıdır ve buradan hyperlazi, dış zon androjene duyarlı olup bu bölgeden de kanser geliştiği kabul edilmektedir.

Devrelendirme: Klinik görünüme göre üç tip gösterir. 1- Lavent tip: Hiçbir klinik belirti ve bulgu yoktur. Rastlantı sonucu histolojik kesitlerde bulunur. 2- Manifest tip: Kanserin tipik sempton, fizik ve labaratuvar bulguları vardır. 3- Occult tip: Hastalık kendini önce metastaslar ile gösterir. Asıl Prostat kanseri gizli kalır. Birkaç çeşit devrelendirme vardır. 4- Differansiyanyon derecesine göre GRADE 1-Çok iyi diferansiye
GRADE 2-İyi diferansiye
GRADE 3-Ilımlı Differansiye
GRADE 4-Az Differansiye
GRADE 5-Çok az differansiye (Anaplastik)
B- Evrelendirme
EVRE A veya 1 – Hiçbir belirti yok. Ameliyatta çıkarılan protostat foküsler halinde malign hücre tespit edilir. EVRE B veya 2 – Kapsülü aşmış 1cm çapında nodül EVRE C veya 3 – Prostat rektal muayenede sert ve nodüler olarak hissedilir. Metastas yoktur. Tipik prostatizm şikayetleri vardır. EVRE D veya 5 – Kanser prostatı aşar, metastas vardır. Rektal tuşe-de prostat fiksedir.
C- TNM Sistemi
T=(Tümör) Primer tümörün durumunu gösterir. T.0 dan T.4 e kadar değişik dereceleri vardır. N=(Nodül) Rejioner ve daha üst lenf bezlerinin durumunu belirtir. N.0 dan N.4 e kadar derecelendirilir. M=(Metastaz) Uzak metastazları belirtir. M=0 Uzak Metastaz yok M.1 – Uzak Metastaz Mevcut Bunlara ilaveten P (Histopatolojik Sınıflandırma) P.0-P.3 G (Histopaolojik Grade) G.0-G.3 Şeklinde de belirtilir.

Prostat Kanserinde Yayılma Yolu
1- Lenfatiklerle Yayılma: Perineural lenfatiklerle olur. Sakral, vezikal eksternal iliak, lumbal lenf bezlerine ulaşır, bazen retrograt lenf yolu ile testislereve epididimlere metastaz yapar. 2- Kan Yolu ile Yayılma: Vertebrelara, pelvis kemiklerine, femur başına ve vertebraların transver çıkıntılarına erkenden yayılır. Organlardan (Karaciğer, Akciğer, Beyine) metastaslar olur. Kemik Metastazları genellikle osteoblastiktir. Nadiren osteolitikve çok nadirende mikst şekildedir. 3- Direk Yayılma: a- Vesikula seminalis istikametinde b- Urethra ve eksternal sfinkter istikametinde c- Rektuma doğru yayılma 4- İntrakanaküller Yayılma: Ejekülator kanallar aracılığı ile epididim ve testise yayılır.

KLİNİK TABLO VE SEMPOMLAR

          Prostat kanserli hastaların %95 inde sempton obstiriksiyona bağlıdır. Şayet metastaz yapmışsa bununla ilgili semtomlarda tabloya eklenir. Erken devrede hiçbir belirti vermez. Daha sonra prostatizm şikayetleri ortaya çıkar. Enfeksiyon varsa ateş olur. Mesane ve urethraya ilerlemesi ile hematüri meydana gelir. Metastazlardan ilgili semtomların en önemlisi lumbosakral bölgedeki ağrılardır. Ağrı kalça ve bacaklara yayılır. Geç devrede kilo kaybı, iştahsızlık, renk solukluğu olur. Bulgular: Tuşe rektalde prostatta sert bir nodül veya prostat dokusu sert olarak palpe edilir. Daha geç devrede prostat irregüler ve tümü ile fiksedir. Fizik muayenede obstriksiyonun sonucu glop vezikal, hidro nefroz tespit edilebilinir.

KLİNİK TEŞHİS VASITALARI

1-Tuşe rektal 2-Prostat biobsisi 3-Laboratuar bulguları a) İdrarın kimyavi testleri b) Serum ve kan muayeneleri 4-Rontgen bulguları a-DÜSG b-İVP ve Ureterosistografi 5-Prostat sıvısının sitolojik tespiti 6-Aletle araştırma : Sistoskopi ve panendeskopi 7-Kemik iliği aspirasyon biobsisi

TUŞE REKTAL
En kıymetli teşhis vasıtası dır. Şu pozisyonlarla yapılır. 1-Genopektoral= Diz göğüs ve secde pozisyonu 2-Sims Pozisyonu= Hasta sol yanına yatar üst bacağı kendine çeker 3-Litotomi= Jinokolik pozisyon 4-Çömelme pozisyonu 5-Feotes pozisyonu

Tuşe
 

Bir rektal tuşe şu şekilde yapılır ve şu hususlara dikkat edilir. Hasta defekasyon yapmış olmalıdır. Eldiven giyilir ve işaret parmağına yağlayıcı bir madde (Vazelin) sürülür. İşaret parmağı rektuma yerleştirilmeden önce sfinkter kontrolü yapılır. Tonusu hakkında bilgi edinilir. Daha sonra parmak rektum a yerleştirilerek parmak pulpası ile rektumda kabarıklık yapan prostat palpe edilir. Prostat Büyüklüğü;
Rektum Lumeninin 1/4 ünü dolduruyorsa (+)
Rektum Lumeninin yarısını dolduruyorsa (++)
Rektum Lumeninin 3/4 ünü dolduruyorsa (+++)
Rektum Lumeninin Tamamını dolduruyorsa (++++)
pozitif olarak ifade edilir.
Prostat kanserinde büyüklükten ziyade sertlik aranır. Prostat kanserinden şüphelenmek için prostatta bir endürasyon safhası hissedilmelidir. Bu saha taş sertliğindedir. Prostat yüzeyi gayri muntazam veya nodülerdir. Bazen prostat büyümüş adenomatö bir hal almıştır. Fakat yeryer sert kısımlar mevcuttur ve intizamsızdır. Prostat yüzeyindeki rektum mukozasının mobil veya fikse olduğuna bakılır. Daha ileri safhada prostat bütünü ile sert ve nodüledir. ( tahta sertliği) Vezüküloseminaliste de endürasyon olup olmadığına bakılır. Tecrübeli bir el ekseriya tuşe rektal ile teşhise varabilir. Fakat ne yazık ki bütün erken lezyonlar rektal palpasyonda meydana çıkarılamazlar. Lateral ve medial olblardaki küçük sert nodüller üzerinde bulunan norma veya hipertrotik prostat dokusu tarafından maskelenerek tuşede hissedilenemiyebilinir. Prostatta palpe edilen nodüllerin %50 si kanser değildir. Tüberküloz nodülleri, granülomatöz prostatif, fibroz prostat nodülleri, prostat taşlarıda sert bir nodül olarak palpe edilir. Fakat kanser genellikle çevre dokudan belirgin bir sertlikle ayrılır. Böyle bir tanıda kesin durumu açıklamak için prostat biobsisi yapılır.

1- TRANSREKTAL İĞNE BİOBSİSİ

Tur İğne

PROSTAT BİOBSİSİ
Prostat biobsisi 5 yoldan yapılabilir.

1- Transrektal iğne biobsisi
2- Transperineal iğne biobsisi
3- Aspirasyon biobsisi
4- Açık prostat biobsisi
5- Transüretral biobsi Klinik durum biobsisi için gerekli olduğunda ideal biobsi tekniği basit emniyetli, doğru ve kolay uygulanabilmelidir. Bu kriterlere uygun iki biobsi, transrektal ve transperinealdir.

Tur İğne

1- TRANSREKTAL İĞNE BİOBSİSİ
Genel veya regional anestezi altında bir poliklinik işlemi olarak yapılabilinir. Kolay, basit veya tekrar tekrar yapma avantajlarına sahiptir. Diğer bir avantajı da parmak şüpheli alanı hisseder ve iğne kolayca buraya isabet ettirile bilinir. Dezavantajı ise proflaktik antibiotiğe rağmen bakteriemi ve sepsistir bu rizk antibiotik ile minimale indirilebilir. Bazı hastalar rahatsızlığı tolere edemeyebilir, yeterli materyel veya değişik materyel alınımı önleyebilir. Bu mahsuru da genel anestezi ile giderilebilir. Proflaktik olarak oral Trimethoprim-Sulfamethaozale veya allternatif olarak nitrofurantoin verilir ve biobsiden sonrada 4 gün devam edilir. Hastaya lavman yapılır ve jinekolojik pozisyonda yatırılır. Rektal temizlikten sonra işaret parmağı rehberinde, Travenol, Tru-cut iğnesi veya Vim-silverman iğnesi modifikasyonu olan bir Fraklin iğnesi ile prostatın biobsi yapılacak bölgesine itilirve materyal alınır. Komplikasyonlar:

Bakteriyemi ve Sepsis: Yeterli proflaksiye rağmen sıktır. Hastaları takriben %60 ı infekte olur. (13) Rektumdaki normal floranın prostat dokusu içerisine verilmesinden ileri gelir. Genellikle antibiotik vermekle önlenir. %5,6 oranında ağır seyreder, sepsis ve şok vakalarıda görülmüştür.

Rektal Kanama: Sıktır. Genellikle kendiliğinden kaybolur. Perirektal hemotam nadirdir. Rektal kanama prostatik damarlar ve hemorroidal damarlardan meydana gelir. Rektal komplikasyonlar transperineal metoda nazaran 6 defa daha sıktır.

Hamatüri: Hafif seyreder. Bazen mesane tamponandı yapacak kadar şiddetlidir. İğnenin mesane veya urethraya girmesinden ileri gelir.

Üriner enfeksiyon veprostatit, epididimit: Nadiren meydana gelir.

Tromboenboli (Derin venöz tranboz)

İdrar retansiyonu

Tümörün yayılımı

2- TRANSPERİNEAL İĞNE BİOBSİSİ
Genel veya regional anestezi altında yapılabilir. İğne rektum mukozasından geçmediğinden ana avantajı sepsis rizkinin minimum olmasıdır. Tru-cut veya Sim-Silverman iğnesi anal sfinkterin üzerinden perine içine sokulup 2. Elin parmağı rektum a sokularak bu parmak kılavuzluğun daprostatın uygun noktasından gerektiği kadar biobsi dokusu alınır. Bu metotta negatif sonuç oranı transrektal metoda nazaran daha yüksektir. Komplikasyonları, transrektal metoda benzer. Ayrıca retroputik hematom bildirilmiştir. Bu durum bilhassa küçük adenomlarda meydana gelir, çok ender olarak parineal biobsi sonucunda perineal emplantasyon meydana gelir.

3- ASPİRASYON BİOBSİSİ
Prostatik nodülden aspire edilen materyalin patolojik muayenesine dayanır. Franzen iğnesi ile yapılır. Rektal duvar arasından nodül içerisine direk olarak sokulur. Şırınga kullanılarak materyal nodülden aspire edilir. Metot diğer iğne biobsilerine nazaran daha az travmatiktir. Şayet aspirasyon uygun değilse teknik kullanılamaz ve patologun tecrübeli olması lazımdır. Epstein (1976) aspirasyon biobsisinin %87 oranında sonuç verdiğini belirtmiştir.

4- AÇIK PROSTAT BİOBSİSİ
Cerrahi tedavi düşünülen prostat kanserli hastada şüpheli nodülü izah etmek için yapılır. Böylece bu metodu radikal prostatektomi takip eder. Patolog Frozen-Seksion ile kontrol eder, kanserse radikal prostatektomi, sonuç negatifse insizyon yeri basitçe kapatılır. Biobsi materyali keza retroputik uygulama ilede alınabilinir. İnpotans olabileceği hastaya ikaz edilmelidir.

5- TRANSÜRETRAL PROSTAT BİOBSİSİ
Prostat kanserleri genellikle posterior lobtan geliştiğinden ve erken safhada kanser kapsülde sınırlı kaldığından bu metod zayıftır. Kanserin lokal gelişmesi veya ekstevazikal yayılımı, şüpheli alanın trasüretral ile çıkarılması ve bu materyalin incelenmesi ile teşhis edilir.

MATERYAL VE METOT
Kliniğimizde 7.8.1984 – 24.1.1985 Tarihleri arasında prostatizim şikayetleri ile yatan 50 hastaya Transrektal Tru-cut iğne biobsisi uyguladık. Bu hastaları rektal tuşelerine ve klinik bulgularına göre; Kanserden şüphelenmeyenler, hafif şüpheli, orta şüpheli ve kuvvetli şüpheli olmak üzere 4 katogoriye ayırdık.
Normal Prostat İrileşmesi…………………………………………………….29
(Kanserden Şüphelenmeyenler) Hafif Şüpheli………………………..14
Orta Şüpheli………………………………………………………………………..5
Kuvvetli Şüpheli…………………………………………………………………..2
T O P L A M ……………………………………………………………………….50
Vakalarımızın tuşe rektali, radyolojik tetkiki ve semtomlarına göre ön teşhisleri şöyleydi.
Prostat Hypertrofisi………………………………………………………………36
Prostat Karsinomu……………………………………………………………….12
Prostatit……………………………………………………………………………….2
T O P L A M ………………………………………………………………………..50

Vakalarımızın yaş dağılımı da şöyleydi.
50-60 yaş arası…………………………………………………………………….11
60-70    "      "   …………………………………………………………………….22
70-80    "      "   …………………………………………………………………….15
80 den büyük ……………………………………………………………………….2
T O P L A M ……………………………………………………………………….50

Yaş ortalaması 65 idi.

M E T O D
     Biobsi uygulamadan önce hastaya proflaktik olarak antibiotik verdik. Defekasyon yaptırarak rektumu boşaltmış olduk. Hastayı masaya jinekolojik-Litotripsi pozisyonunda yatırdık. Herhangi bir anestezi uygulamadık. Anal-Perineal temizlikten sonra rektum içini zefiranlı gaz ile temizlendi. Steril eldivenler giyilerek, sağ ele zefiran ile sterilize edilmiş Tru-cut iğnesi alındı. İğnenin ucu, sağ işaret parmağı ucuna dayanacak şekilde yerleştirildi. Parmağa bir parmaklık takıldı. Steril bir kaydırıcı (Vazelin) ile tuşe yapar tarzda rektuma girildi. Prostadın şüpheli noktası parmak ile hissedildi. Bu noktada parmak sabitleştirildi.
       Sol elin yardımı ile iğnenin ucu 0,5 cm prostat içerisine itildi. Bundan sonra iğnenin sürgüsü sol el yardımı ile 3-4 cm kadar ilerletildi. Bu sürgü sabit tutulurken iğnenin kesici kanalı, sürgü ile aynı hizaya gelinceye kadar ilerletilir. Sürgü çekilir ve biobsi materyali dışarı alınır. Alınan materyal yaklaşık 1-1,5 cm silindir şeklindeki prostat dokusudur. Biz vakalarımızda şüpheli alan birinci planda olmak üzere arka lob ve her iki lobdan olmak üzere üç parça aldık. Bu materyeli içerisinde alkol olan bir şişeye koyup histopatolojik inceleme için patolojik anatomi labaratuarına gönderdik. Biobsi bittikten sonra rektum zefiranlı gaz ile silindi ve vazelinli bir tampon ile tampone edildi. Bu tampon 12 saat sonra alındı. Vakaların birinde materyel yetersiz kaldı. Negatif sonuçlu 6 vakanın tuşe bulguları orta şüpheli olduğundan biobsiyi tekrar ettik. Biobsi sonuçlarımız şöyleydi.

Adenomyomatöz Prostat Hyperplazisi…………….33
Adenomyomatöz Hyperplazisi+Kr.Prostatit……..18
Adenokarsinon……………………………………………..3
Yetersiz Materyel…………………………………………..2
T O P L A M…………………………………………………56
(Not 6 vaka ikinci biobsili) Prostatektomi uygulandıktan sonraki histopatolojik değerlendirme şöyleydi.
Adenomyomatöz Prostat Hyperplazi……………….22
Adenomyomatöz Hyperplazi +Kr. Prostatif……….22
Adenokarsinon………………………………………………4
Ameliyat Olmayanlar……………………………………..2
TOPLAM……………………………………………………..50

KOMPLİKASYONLAR:

50 vakalık serimizde müşahede ettiğimiz komplikasyonlar şöyleydi.
Hematüri…………………….2…%4
Rektal Kanama……………5…%10
Ateş……………………………5…%10
a- Üriner enfeksiyon……..3
b- Sepsis…………………….2
T O P L A M………………..12…%24

D E Ğ E R L E N D İ R M E  VE  S O N U Ç;

         Kliniğimize prostatizim şikayetleri ile başvuran ve tuşe rektalleri karsinom şüpheli ve şüphesiz 50 vakaya tırans rektal Tru-cut iğne biobsisi uyguladık. 50 vakanın 36 sı klinik olarak prostat hypertrofisi, 12 si prostat kanseri şüphelisiydi. İki vakada da Prostatit düşündük. Biobsi sonucunda kuvvetli şüphe ettiğimiz 2 vakada ve şüphe etmediğimiz bir vakada adenokarsinom geldi. Bir vakada da biobsi sonucu hyperplazi +Kr. Prostatit olduğu halde prostotektomi histopatolojisi adenokarsinomdu. Bu iki vakada biobsi sonuçları negatifti. Hafif ve orta şüpheli 19 vakanın 15 ise sonuç adenomyomatöz hypeplazi+Kr. Prostatit idi. 4 vakada ise şüphe edilmediği halde prostatit gelmesi bize iğne biobsisinden sonra iltihabın geliştiği intibasını verdi. Bir biobside ise (Vaka 33) materyal yağ ve bağ dokusu ihtiva ettiğinden yetersiz kaldı ve bu vakada biobsiyi tekrar ettik. Ameliyat olan 48 hastanın prostatektomi histopatolojisi 44 ü adenomyomtöz hyperplazi, 4 ü adenokanserdi, 2 hastada çeşitli nedenlerle ameliyat olamadı. İğne biobsisi sonucu adenokarsinom gelen hastalara kliniğimiz de süpkapsüler orşiektomi + Dietilstilbesterol fosfat (Honvan) uyguladık. 12 vakamızda hematüri, rektal kanama ve ateş gibi komplikasyonlar gelişti. Bu toplam vakaların %24 ünü teşkil ediyordu. Bu oran H. Tümes ve L. Wibbach ın bildirdiği oranına yakındı. (10) Daha steril ve daha dikkatli çalışma sonucunda bu oranın düşeceği inancındayız.

S O N U Ç :
Pozitif bir biobsi, teşhisi doğrular fakat neğatif bir netice hiçbir zaman kanseri ekarte etmez. Çünkü biobsi materyali prostatın salim bir kısmından tesadüfen alınmış olabilir. İğne biobsisinde %25, Cerrrahi biobbide %3-5 yanılma payı vardır. İdeal biobsi tekniği basit, emniyetli, doğru ve kolay uygulanabilmelidir. Bu özelliklere uyan iki metod trasrektal ve transperineal iğne biobsisdir.

Prostat biobsisi yapılma amaçları şunlardır:
1- Klinik olarak kanser teşhis edilmiş hastaların seçimini yapmış olmak için ve tümörün histopatolojisini öğrenmek

2- Klinik belirti vermeyen fakat tuşe rektali şüpheli bulunan hastalarda kanseri kesinleştirmek. Prostat biobsisi şüpheli lezyonlarda şüpheyi giderecek ve histopatolojik tanıya varmak amacı ile prostat biobsisi kransrektal, transperineal ve transüretral olmak üzere üç yoldan yapılır. Kanser kaynağını prifenden aldığından teşhis için transüretral ve transperineal biobsi metotları güçtür. Bundan dolayı Transrektal biobsi en sık kullanılan biobsi metodudur.
Transrektal iğne biobsisi 2 yoldan yapılır.

1- Tru-cut, vim Silverman veya Travenol iğnesi ile yapılan biobsi

2- Trans rektal aspirasyon biobsisi: Frozen iğnesi ile yapılır. Rizikosundan dolayı büyük bir kitle Tru-cut iğne biobsisine karşıdır. Fakat kolaylığı, emniyeti ve isabet şansı fazla olduğundan çok defa tercih edilir. Aspirasyon biobsisi daha az rizikolu olmasına rağmen bugün bir çok ürolog tarafından uygulanmamaktadır. Bunun en büyük sebebi yeterli tecrübeli stoloğun bulunmamasıdır. Daha az travmatize edici ve komplikasyonları daha az olan aspirasyon metodu Avrupa da popüler, fakat Amerika da yaygın değildir. Gerek aspirasyon ve gerekse Tru-cut iğnesinin kombine kullanımı pozitif oranını %96 ya çıkarır. Biz kliniğimizde Tru-cut iğnesi ile transrektal iğne biobsisini uyguladık ve sonucun şüpheli teşhisi kesinleştireceği yönünden önemli bir yeri oyduğuna işaret ettik. Kliniğimizde, klinik olarak prostat şüpheli vakalarda Tru-cut transrektal iğne biobsisini uygulamaya karar verdik.
 

L İ T A R A T Ü R
1- Zeren Zeki . Anatomi
2- Kendi Sezer . Prostat Hastalıkları
3- Korkut Gıyas . Üroloji 1965 Sayfa 479-487 Prostat Kanseri
4- Alken E. Carl. Jürgen Sökeland . Üroloji Çec.Vural Solok
5- Tellaloğlu Sedat Türk Üroloji Dergisi Cilt V Sayı 2 sayfa55
6- Campell St. Zincke H. Surg. Gynecol. Obstet. 136.78.1978
7- Chiari R.Und Harzman R Urologe A 14.296.298 (1975)
8- Günalp İhsan Moderin Üroloji 1973 sayfa 284
9- Smit D.R. General Urology Ch 20 pp. 215 Carsinoma of prostat
10- H. Tümmers – L. Weibbach.Therapiewoche 26.426-4228 (1976)
11- F.Feizelmeir. Therapiewoche 26.4231-4234 (1976)
12- Tunç Murat . Türk Üroloji Dergisi 10. Cilt 2.Sayı 109.Sayfa
13- Glenn. Surg. Urology Ch. 34 pp 564 Prostat Carsinom
14- Bağatur Burhan . Prostat Kanserlerinde prostatik asit fosfatasların klinik değerlendirilmesi 15- Lin Bac Daves wel Harmata Patology 11.066-1979

Prostat ve Prostat iltihabı

Prostat sadece erkeklerde bulunan bir salgı bezidir. Kadınlardaki rahmin karşıtı bir organdır.

mesane           uriner

PROSTATIN YERLEŞİMİ:
Prostat erkeklerde dış idrar yolunun ilk kısmını çevreleyen bir organdır. Mesane tabanında yer alır. Yetişkinde yüksekliği 20-25 mm kaidesinde ön-arka çapı 25 mm ve enine çapı 40 mm civarındadır. Ağırlığı 20-25 gramdır. Şekerli koniye benzer. Bir tabanı, tepesi, arka ön ve iki yan yüzü vardır. 
Tabanı: Mesane yüzüdür. Enine bir çıkıntı ile ön ve arka iki parçaya ayrılır. Ön parça mesane ile komşu olup, önünden dış idrar yolunun prostatik parçası geçer. Arka parçada prostatik bir oluk bulunur. Bu oluk içerisinde Meni yolu borusu yer alır. 
Tepe: Anüsten itibaren 3-4 cm öndedir. 
Arka yüz: Konveks ve arka aşağıya bakar. Dikey bir oluk gösterir, prostatı iki yan parçaya ayırır. Prostatın İç komşuluğu: Prostatın içinde bez dokusundan başka dış idrar yolu kanalı prostatik parçası, bunun üst kısmı çevresinde mesane büzücü kası bulunur 

PROSTATIN VAZİFESİ:
Prostat bir dış salgı bezidir. Aynı zamanda organizmanın ikincil seks organıdır. En önemli vazifesi meninin %95 ini teşkil ederek spermayı sulandırır. Böylece ejekulatın miktarını çoğaltarak döllenmeyi kolaylaştırır. Prostatik dokuda yüksek konsantrasyonda çinko vardır. Çinkonun karbonik anhidraz ve dehidrogenez enzimleriyle ilişkisi vardır. Çinko yetmezliklerinde prostat dumura uğrar. Prostatik Sekresyon: pH 6,5 olup süt görünüşünde özel bir kokusu olan bir sıvıdır. İçerisinde fibronilizin, asit fosfotaz ve beta glukuronidaz enzimleri tespit edilmiştir. Ayrıca plazmadan daha fazla miktarda Na, K, Ca ihtiva eder. Anyon bakımdan daha fakirdir. Bol sitrat bulunur. Bunlardan başka aminoasitler, proteinler, lipitler, kolesterol bulunur.
Prostat ergenlik yaşına kadar faal değildir. Ergenlikte faaliyet göstermeye başlar 25 yaşına kadar artar daha sonra faaliyetinde yavaş yavaş düşme görülür.

PROSTAT İLTİHAPLARI:

Prostat iltihabının tedavisi mümkündür. Ama elbette bunun şartları vardır. Tedavi bir bütündür. Yani tedavi sadece ilaç, doktor seçimi değil hastanın morali, gayreti, inancı, stresi de önemlidir. İlaç kullanımı doktorun tedavisi altındadır. Mikrop varsa antibiyotik kullanılır. Diğer ilaçlar, iltihap giderici ve vücut direncini artırıcı ilaçlardır. Prostat içine yapılan enjeksiyon ilaç ve antibiyotiklerinden bir çok hasta fayda görmektedir. Denemekte fayda vardır.
İlaç haricinde hastaya çok önemli iş düşüyor. Bir defa moral bozulmalı, başına gelen bu hastalıkla nasıl mücadele ederim diye gayret edecek. Hastalığı yeneceğim diye kendin kendine telkin yapması gereklidir. Takıntı bu hastalığın baş düşmanıdır. Birçok hasta prostat hastalığından ziyade takıntıdan muzdariptir. 
Ayrıca koruyucu ve kollayıcı tedbirlerinde alınması önemlidir. Mesela kabız kalmamak, günde 10 bardak su içmek, makat bölgesine sıcak uygulamak, sıcak su oturma seansları (Küvet) çok faydalıdır. Küçük bir kiremit parçasını makatla testis arasına koyup bu bölgeyi ısıtmak birçok hastaya çok iyi gelir. Acı, baharatlı, kırmızıbiberi, karabiberi, turşu ve ekşi besinler, kola, meşrubat gibi tahriş edici içecekleri, sigara, esrar, uyuşturucu, içki ve alkol gibi zararlı maddeleri kullanmaması lazım. Bunlar prostat iltihabı tedavisi, koruyucu ve kollayıcı tedavide çok, çok önemlidir. Doktor uygun görürse prostat masajları yapar. Haftada 1 masaj çok defa fayda verir. Düzenli ilişki veya manüel boşalmalar çok faydalıdır.
Prostat iltihabı hiçbir zaman hayat boyu devam etmez. En azından evlenince cinsel hayat düzene girince iyileşme ihtimali artar. Prostat iltihabı evlenmeye engel olmadığı gibi bilhassa tavsiye edilen bir şeydir.
Bunlara dikkat edin, çok rahatladığınız göreceksiniz. Hastalıkta zamanla geçecektir.

Daha geniş bilgi için şu yazımı da okuyun;
https://www.dralihatay.com/prostat.htm

Prostat iltihapları hâd (âcil) ve müzmin olmak üzere ikiye ayrılır.

1- Hâd (Acil) Prostat iltihabı:
Adi mikropların meydana getirdiği iltihaptır. Prostata kan yolu veya direkt olarak gelir. Sıklıkla dış idrar kanalı vasıtası ile gelen mikroplar prostatta iltihaba neden olurlar.
Belirtileri: İdrar yaparken huzursuzluk vardır. İdrarda yanma, sık idrara çıkma şikayetleri olur. İdrar bulanıklaşır. İdrarın başında veya sonunda 1-2 damla kan gelir. Prostat şiş ve gergin olduğundan idrar yapmada güçlük ortaya çıkar. Torbaların alt kısmında ağrı vardır. Yüksek ateş olur. Titremeler bulantı ve kusmalar buna eklenir. Günlerce ve haftalarca devam edebilir. İdrar dış deliğinden çok defa akıntı olmaz. Daha sonra tedavi edilmezse şikayetler hafifler veya apseye dönüşür. Böylece müzminleşir.
Teşhis: Akıntı varsa bu akıntının mikroskobik muayenesi yapılır. İdrar ve kan tahlilleri yapılır. Doktorun yapmış olduğu parmak ile makat muayenesinde prostat şiş, sıcak olarak parmağa gelir ve çok hassastır.

Tedavi:
1- Yatak istirahatı.
2- Sıvı ihtiyacını karşılamak için serumlar verilir.
3- Kabızlık varsa o düzeltilir.
4- Ağrı giderici fitiller kullanılır.
5- İdrar kültürü ve akıntıdan yapılacak tahlil ile mikrobun cinsi tespit edilerek uygun antibiyotik verilir.
6- Ön şikayetler geçtikten sonra prostat mesajı yapılır. 

2- Müzmin Prostat iltihabı:
Çok defa bir belirti vermez. Orta yaşlılarda ve genç olgunlarda görülür. Acil prostat iltihabından sonra veya daha önce hiç belirti vermemiş prostat iltihabından sonra ortaya çıkar.
Belirtileri:
1- İdrar yapmada huzursuzluk, sık idrara çıkma, idrarda yanma, bazen idrarda kanama şikayetleri olabilir. En önemli belirtisi idrar dış deliğinden gelen bir akıntıdır. Sabahları ilk idrardan önce çok fazladır. Rengi beyaz saydamdır. (Yeşil olmaması ile bel soğukluğundan ayrılır) Yapışkan bir sıvıdır. Salyaya benzer.
2- Çabuk yorulma, uyku bozuklukları, konsantrasyon bozuklukları vardır. Belin alt kısmında ağrı olur.
3- Seksüel arzu azalır. Sertleşme problemleri vardır. Erken boşalma görülür.
Teşhis:
Akıntının mikroskobik muayenesinde mikroplar ve iltihap hücreleri görülür. Kan idrar tahlilleri yapılır. Ayrıcı teşhis için filmler çekilir. Ultrasonografi yapılır.

Tedavi:
1- Hastalık müzmin olduğu için çok defa antibiyotik fayda vermez.
2- Ağrı giderici fitiller kullanıla bilinir.
3- Sinirleri yatıştırıcı ilaçlar ve vitaminler verilir.
4- İstirahat sağlanır. 
5- Sıcak su banyoları veya torbaların alt kısmına tatbik edilecek sıcak (Termofor) çok defa faydalıdır.
6- Doktor tarafından haftada 2 defa uygulanacak prostat mesajı ile prostat içerisindeki salgı ve iltihap dışarı atılacağı için hasta rahatlar.

Prostat iltihabının tedavisi mümkündür. Ama elbette bunun şartları var. Tedavi bir bütündür. Yani tedavi sadece ilaç, doktor seçimi değil hastanın morali, gayreti, inancı, stresi de önemlidir. İlaç kısmını doktor ayarlar İlaçlar mikrop varsa antibiyotik ve iltihap giderici ilaçlardır.

Prostat içine yapılan enjeksiyon ilaç ve antibiyotiklerinden bir çok hasta fayda görmektedir.
İlaç harici hastaya çok önemli iş düşüyor. Bir defa moralini bozmayacak, başına gelen bu hastalıkla nasıl mücadele ederim diye gayret edecek. Takıntı yapmayacak.

Ayrıca koruyucu ve kollayıcı tedbirlerinde alınması önemlidir. 

Mesela kabız kalmayacak, Günde 10 bardak su içecek, makat bölgesine sıcak uygulayacak, sıcak su oturma seansları yapacak(Küvet), acı baharatlı, ekşi şeyler yemeyecek, kola, meşrubat gibi tahriş edici şeyler içmeyecek. Sigarayı kesin olarak kullanmamsı lazım.

Doktor uygun görürse prostat masajları yaptıracak. Düzenli boşalmalar yapacak
Prostat iltihabı hiçbir zaman hayat boyu devam etmez. En azından evlenince cinsel hayat düzene girince iyileşme ihtimali artar.
Bunlara dikkat edin, çok rahatladığınız göreceksiniz. Hastalıkta zamanla geçecektir.
   

prostat1

PROSTAT BÜYÜMESİ
50 yaşının üzerindeki erkeklerin 1/3 ünde meydana gelir. Tümör olarak telaki edilse de Tümör değildir. Kadınların rahim büyümelerine benzer. Hormonsal etki ile meydana geldiği düşünülmektedir. Prostatın selim büyümesini kanser ile karıştırmamak lazımdır. Her ikisinde oluşum mekanizması değişik olup, biri meydana geldikten sonra diğeri onun devamı şeklinde olmaz. Fakat %15 oranında ikisi beraber bulunabilir.

Oluşum Sebebi:
1- Çok defa kesin sebep belli değildir. 
2- Müzmin iltihaptan sonra, damar sertliği, aşırı seksüel yaşam, beslenme faktörleri eskiden beri neden olarak gösterilse de prostatın büyümesinde bu etkenlerin rolü ispat edilememiştir.
3- Ayakta idrar yapma: Direk olarak prostat oluşumunda etkisi yoktur. Ancak ayakta idrar yapma sonucu idrarın bir kısmı idrar kesesinde (mesane) kalacağı için, bu artık idrara bağlı iltihap v.s gibi şikayetler gelişir. Bu nedenle mesanede idrar bırakmamak ve tam boşalmayı sağlamak için oturarak idrar yapmak gerekir. 
4- Hormonal Sebepler. Prostatın gelişmesinde testesteron (erkeklik hormonu) gibi bir çok hormonun etkisi vardır. Bilhassa ergenlik çağındaki hormonsal aktivite ile prostat gelişir. Erkeğin 50 yaşından sonra hormonlarında (testestron) bir azalma meydana gelir. İşte bu hormonun eksikliği dolayısıyla prostatın belirli bölgelerine etki yapamayacağı için prostatın lopları büyür ve içerisinden geçen idrar dış kanalını sıkıştırır. 

Etkisi: 
Prostat büyüdükten sonra idrar dış kanalını dışarıdan tazyik ile sıkıştırır ve hasta idrar yapamaz duruma gelir. Dış kanalın boyu uzar, yer değiştirir. Mesane içerisindeki idrarı boşaltamadığı için iç basıncı artar. İdrar kesesi kası aşırı büyür.İleriki safhalarda gevşer ve içerisinde daima bir miktar artık idrar bulur. İdrar atılamadığı için böbreklerde önceleri şişme ve büyüme meydana gelir. Böbreğin havuzcuğu idrar ile dolar ve bu idrarın basıncı ile böbrek dokusu erir. Daha sonraki safhada böbrek dokusu ince bir kağıt haline gelerek balon gibi şişer. Fonksiyonunu kaybettiği için atması gereken zararlı maddeleri atamaz. Kanda ürenin yükselmesi ile böbrek yetmezliği oluşur.

prostat3

Belirtiler:
1- İdrar belirtileri: İdrar yolları tıkanma derecesine göre belirtiler verir. Önceleri idrar çapı azalır ve idrar akımı yavaşlar. Ayakta veya oturarak idrar yaparken hasta ileriye doğru idrarını yapamaz. İdrar kesik kesik gelir. İdrar damlalar halinde akar. Tuvaletten dönüşte tam rahatlama yoktur. Mesanede hala idrar varmış hissi olur.
İdrar gelmesi için bir miktar beklenir. İdrar yapma yavaşladığı için idrar yapma süresi uzar. Mesanede idrar kaldığı için idrar varmış gibi olur. Sık sık idrara çıkılır. İdrarda kanamalar meydana gelir. Tabloya iltihapta karışırsa şikayetler daha çok artar. Gece idrar kalkmalar olur. Normal insan geceleyin ya idrara çıkmaz veya bir defa kalkabilir. Fakat prostatı büyüyen hastada 3 den fazla gece idrara kalkma olur.
2- Genel Belirtiler: İdrarın tam yapılmaması sonucu böbrekler kadar varan bir idrar durgunluğu vardır. Bu nedenle bele vuran ağrılar meydana gelir. Kanda üre yükseleceği için buna bağlı belirtiler gelişir: Bulantı, kusma, uyku hali, kilo kaybı olur.
İdrar kesesi çok şişecek olursa karın alt tarafında şişkin olarak ele gelir. Üzerine bastırılırsa idrar kaçırması olur. 
3-Laboratuar bulguları: İdrarda kanama veya iltihap hücreleri görülür. Kanada üre ve kreatinin artmıştır.
4- Rotgen Tetkiki: Düz böbrek filmi fazla bir şey göstermezse de ilaçlı film idrar kesesinin doluluğunu prostatın büyüklüğünü ve hepsinden önemlisi artık idrarı gösterir. Film çekildikten sonra hasta idrar yaptırılır ve tekrar flim çekilir. Bu son filmde ne kadar idrar kaldığı görülmüş olunur. (Artık idrar)
5- Sistoskopi: İdrar yolundan sokulan ışıklı bir aletle idrar kanalına ve mesane içerisine bakılır.
6- Ultrasonografi: Bu tetkikte prostatın büyüklüğünü ve artık idrarı göstermesi bakımından önemlidir. Aletin makattan sokularak yapılan bir çeşidi daha vardır ki daha detaylı bilgi verir. Ayrıca prostatın kanseri ile normal büyümesi arasındaki farkı ortaya koyar.

Tedavi: Selim prostat büyümeleri her ne kadar ilerleyici bir hastalık olsa da yan etkileri ortaya çıkmadıkça ameliyat gerekmez. Fakat tıkanma fazla ise, şikayetler varsa, kanama oluyorsa, tıkanma nedeni ile üre yükselmişse ameliyat uygulanılır.

1- Koruyucu Tedavi: Bu tedavi şekli aslında geçici bir tedavi olup hastayı rahatlatmak amacı taşır. İltihap varsa bu giderilir. Alkol gibi tahriş edici maddeler alınıyorsa bunlar yasaklanır. Sonda takılarak tıkanıklığın önüne geçilir.
2- İlaç Tedavisi: Hormon tedavileri eskiden beri denenmektedir. Son zamanlarda çıkan bazı ilaçlar mesanenin boşalmasını kolaylaştırmak amacı ile kullanılmaktadır. Prostatın büyümesi veya küçülmesine etkisi yoktur. Ancak hastayı büyük oranda rahatlatır. Yan etkisi olarak tansiyon düşüklüğü, halsizlik, ağız kuruluğu yapmaktadırlar.
3- Cerrahi tedavi (Ameliyat): En etkili tedavi şeklidir. Ameliyat yapılması sebepleri şunlardır.
. Tam tıkanıklık: Prostat çok büyüdüğünden tam tıkanıklık yapar ve yan etkiler başladığından dolayı ameliyat düşünülür.
. Mesanede taş da varsa hem prostat ameliyatı hem de taş ameliyatı yapılır.
. İlaç ile önlenemeyen iltihaplar ve kanamada
. Hastanın şikayetleri çok fazlaysa.
. Şayet hastanın üresi çok yüksekse idrar yollarına bir sonda konur ve 2-3 hafta beklenir, daha sonra ameliyat uygulanılır.

Ameliyat 2 şekilde yapılır
1- Açık ameliyat: 60 gramdan büyük prostatlarda açık ameliyat düşünülür. Bunu yanında mesane ile ilgili ameliyatlık bir durum varsa açık ameliyat tercih edilmelidir. Açık ameliyatta genellikle göbek altından kemiklere kadar olan kısım kesilerek karın içerisine girilip yapılır. Kanama kontrolü daha kolaydır. Prostatın büyüyen kısmı olduğu gibi çıkarılır. Hastanede yatma süresi biraz daha fazladır. 
2- Kapalı ameliyat: TUR aleti denilen bir alet ile yapılır. Bu alet ışıklı düz bir borudan meydana gelir. Kesici ve gözleyici kısımları vardır. İdrar dış deliğinden sokularak prostat dokusu ince dilimler halinde kesilir ve yıkama ile bu parçalar dışarı alınır. 45 gram olan prostatlarda uygulanmalıdır. Bundan daha fazla olan ameliyatlarda ölüm oranları artmaktadır. Kanam daha çoktur. Hastanın yatakta yatma süresi daha kısadır.
3- Balon ile genişletme: Balonlu bir sonda dış idrar yolundan geçirilir ve prostatın olduğu yerde şişirilir. Deneme safhasındadır.
4- Lazer ameliyatı: Lazer ile prostatın yakılması esasına dayanan bir metottur.

 

PROSTAT KANSERLERİ
Prostat kanserleri erkeklerde en sık görülen kanserlerdir. Akciğer ve bağırsak kanserlerinden sonra 3 cü sıradadır.

Sebebi: 
1- Sebebi çok defa belli değildir. Prostat kanserleri bir yaşlılık hastalığıdır. 50 yaşın altında çok nadirdir. Genellikle 70 yaşından sonra görülür ve yaş ilerledikçe sıklığı artar.
2- Hormonsal sebepler: Prostat kanserli hastalara kadınlık hormonu verilirse kanserin gerilediği görülmüştür. Bu nedenle oluşumunda da erkeklik hormonu etken olarak düşünülmektedir.
3- Hava kirliliği, fazla yağla beslenme, sebepler olabilir.
4- Müzmin prostat iltihaplarından sonra kanser vakaları görülmüştür.
Yayılımı:
Direk olarak çevre dokulara yayılabilir. Bir diğer yayılma yolu kan yoluyladır. Kanserli hücreler bu yol ile kısa zamanda Akciğere ve kemiklere yayılır

Belirtiler:
Erken devrede belirti vermediği için şikayetlere yol açmaz. Belirtiler ancak idrar yolunu tıkadıktan sonra ortaya çıkar. İdrar şikayetleri vardır. Zor idrar yapma, sık idrara çıkma, gece idrara kalkma şikayetleri daima bulunur.
Ağrı kesiciler ile geçmeyen bel ağrıları olur.

Tetkikler:
1- Kan ve idrar tahlilleri yapılmakla beraber özel bir belirti vermez.
2- Tümör Belirleyiciler: Bir çok maddenin kanda aranması ile prostat kanseri teşhisi konmaya çalışılır. Asit fostataz, Prostatik Asitfosfataz (PAP), Prostat Spesifik Antijeni (PSA) bunlardan bir kaçıdır. Bu maddeler hem teşhis koyucu hem de tedavinin seyri hakkında bilgi verir.
3- Rotgen İncelemeleri: Düz ve ilaçlı böbrek filmleri bir fikir verebilir. Kanserin kemiklere veya Akciğerlere yayılıp yayılmadığını anlamak için kemik ve akciğer filmleri çekilir. 
4- Ultrason ve Bilgisayarlı Tomografi: Hem prostat kanserini gösterme hem de yayılma derecesini anlamada önem arz eder.
5- Prostattan parça alma: Prostat kanserinden şüphelenildiği zaman gerek iğne ile gerekse başka bir yöntemle prostattan parça alınıp patolojide incelenilir. Sonucun negatif çıkması kanser olmadığı anlamına gelmez.

Tedavi:
Uygun tedavinin yapılabilmesi için tümörün durumu çok önemlidir. Kanser prostat içinde mi yoksa etrafa yayılmış mı? Akciğer ve kemikler gibi uzak yerlere sıçramış mı? Soruları önem kazanır.
1- Cerrahi Tedavi:İki yolla yapılır 
Açık ameliyat: Prostat dokusu ve çevre dokuları ve organlar olduğu gibi çıkarılır.
Kapalı ameliyat: Kanserin ancak bölgesel kaldığı durumlarda TUR denen aletle yapılır.
2- Işın Tedavisi (Radyoterapi): Dışarıdan belirli derecelerde rotgen şuaları verilir. Böylece kanser hücreleri öldürülmeye çalışılır. Diğer bir metotta ise radyoaktif maddeler prostat dokusu içerisine yerleştirilerek kanser yayılımı önlenir. 
3- Hormon Tedavisi: İleri devre prostat kanserlerinde uygulanılır. Bu amaçla kadınlık hormonu olan östrojen verilir 
4- Testislerin alınması: Erkeklik hormonu (Testosteron) un prostat kanseri oluşumunda direk etkisi vardır. Erkeklik hormonu da testislerden salgılandığı için ameliyatla testisler alınır. Böylece prostat kanserini alevlendiren erkeklik hormonu kaynağı kurutulmaya çalışılır
5- İlaç tedavisi: (Kemoterapi) Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar prostat kanserinde de kullanılır. Başarı şansı % 48 dir.

Geniş Bilgi için bakınız Prostat Kanseri 

DİĞER YAZILARIMIZ:
Penis Boyu Neden Önemlidir?
Genelev Gerçeği
Varikosel
Masturbasyon hakkında bilmek istedikleriniz.
Erken Boşalma ve Tedavisi
Sertleşme Sorunu ve Tedavisi 
Prostat Hastalıkları ve Prostat İltihabı 
Eşcinsellik ve Homoseksüellik
Porno ve Zararları
Böbrek Hastalıkları
Böbrek ve Oruç 
Sünnet 

16.07.2016 – 30.12.2016 tarihli Hasta Odası 5.000 Sorular ve Cevaplar

Merhaba Değerli Hastalarım ve Okuyucularım!

Bu sayfada "Hasta Odası" uygulamamızda, Op. Dr. Ali Hatay tarafından cevaplanan, Üroloji ile ilgili "16.07.2016 – 30.12.2016 tarihleri arasındaki 5.000 sorular ve cevaplar" bulunmaktadır. İsterseniz direkt bu sayfa üzerinden; isterseniz, Eski mesajlar sayfamızda bulunan arama buttonu ile arama yapabilirsiniz.

 

Hasta/Hekim Hakları

 

HASTA HAKLARI KANUNU


BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve İlkeler
Amaç 
Madde 1- Bu Yönetmelik; temel insan haklarının sağlık hizmetleri sahasındaki yansıması olan ve başta Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda, diğer mevzuatta ve milletlerarası hukuki metinlerde kabul edilen "hasta hakları"nı somut olarak göstermek ve sağlık hizmeti verilen bütün kurum ve kuruluşlarda ve sağlık kurum ve kuruluşları dışında sağlık hizmeti verilen hallerde, insan haysiyetine yakışır şekilde herkesin "hasta hakları"ndan faydalanabilmesine, hak ihlallerinden korunabilmesine ve gerektiğinde hukuki korunma yollarını fiilen kullanabilmesine dair usul ve esasları düzenlemek amacı ile hazırlanmıştır.
Kapsam
Madde 2- Bu Yönetmelik; sağlık hizmeti verilen resmi ve özel bütün kurum ve kuruluşları, bu kurum ve kuruluşlarda veya bunların dışında hizmete katılan her kademedeki ve unvandaki ilgilileri ve hizmetten faydalanma hakkını haiz olan bütün fertleri kapsar.
Hukuki Dayanak
Madde 3- Bu Yönetmelik; 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 9 uncu maddesinin (c) bendine ve 181 sayılı Sağlık Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 43 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar 
Madde 4- Bu Yönetmelikte geçen deyimlerden;

a) Bakanlık: Sağlık Bakanlığı'nı,
b) Hasta: Sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan kimseyi,
c) Personel: Hizmetin, resmi veya özel sağlık kurumlarında ve kuruluşlarında veya serbest olarak sunulmasına bakılmaksızın, sağlık hizmetinin verilmesine iştirak eden bütün sağlık meslekleri mensuplarını ve sağlık meslekleri mensubu olmasa bile sağlık hizmetinin verilmesine sorumlu olarak iştirak eden kimseleri,
d) Sağlık kurum ve kuruluşu: Milli Savunma Bakanlığı'na ait olanlar hariç olmak üzere, sağlık hizmeti verilen resmi veya özel bütün kurum ve kuruluşlar ile tababet icra edilen bütün yerleri,
e) Hasta hakları: Sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan fertlerin, sırf insan olmaları sebebiyle sahip bulundukları ve T.C. Anayasası, milletlerarası antlaşmalar, kanunlar ve diğer mevzuat ile teminat altına alınmış bulunan haklarını,ifade eder.

İlkeler
Madde 5- Sağlık hizmetlerinin sunulmasında aşağıdaki ilkelere uyulması şarttır:
a) Bedeni, ruhi ve sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde yaşama hakkının, en temel insan hakkı olduğu, hizmetin her safhasında daima göz önünde bulundurulur.
b) Herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını haiz olduğu ve hiçbir merci veya kimsenin bu hakkı ortadan kaldırmak yetkisinin olmadığı bilinerek, hastaya insanca muamelede bulunulur.
c) Sağlık hizmetinin verilmesinde, hastaların, ırk, dil, din ve mezhep, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç ve ekonomik ve sosyal durumları ile sair farklılıkları dikkate alınamaz. Sağlık hizmetleri, herkesin kolayca ulaşabileceği şekilde planlanıp düzenlenir.
d) Tıbbi zorunluluklar ve kanunlarda yazılı haller dışında, rızası olmaksızın kişinin vücut bütünlüğüne ve diğer kişilik haklarına dokunulamaz.
e) Kişi, rızası ve Bakanlığın izni olmaksızın tıbbi araştırmalara tabi tutulamaz.
f) Kanun ile müsaade edilen haller ile tıbbi zorunluluklar dışında, hastanın özel hayatının ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.

İKİNCİ BÖLÜM

Sağlık Hizmetlerinden Faydalanma Hakkı
Adalet ve Hakkaniyete Uygun Olarak Faydalanma
Madde 6- Hasta,adalet ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde sağlıklı yaşamanın teşvik edilmesine yönelik faaliyetler ve koruyucu sağlık hizmetleri de dahil olmak üzere, sağlık hizmetlerinden ihtiyaçlarına uygun olarak faydalanma hakkına sahiptir. Bu hak, sağlık hizmeti veren bütün kurum ve kuruluşlar ile sağlık hizmetinde görev alan personelin adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun hizmet verme yükümlülüklerini de içerir.
Bilgi İsteme
Madde 7- Hasta, sağlık hizmetlerinden nasıl faydalanabileceği konusunda bilgi isteyebilir. Bu hak, hangi sağlık kuruluşundan hangi şartlara göre faydalanılabileceğini, sağlık kurum ve kuruluşları tarafından verilen her türlü hizmet ve imkanın neler olduğunu ve müracaat edilen kuruluşta verilen sağlık hizmetlerinden faydalanma usulüne öğrenme haklarını da kapsar.

Bütün sağlık kurum ve kuruluşları, hastayı birinci fıkra uyarınca bilgilendirmek için yeterli teknik donanımı haiz birimi oluşturmak; bu birimde, hastaya kesin ve yeterli bilgi verebilecek nitelik ve ehliyete sahip personeli daimi olarak istihdam etmek ve hastanın ihtiyacı olan birimlere kolayca ulaşabilmesini temin etmek üzere, kuruluşun uygun yerlerinde bilgilendirici tabela, broşür ve işaretler bulundurmak gibi tedbirleri almak zorundadırlar.

Sağlık Kuruluşunu Seçme ve Değiştirme

Madde 8- Hasta; tabi olduğu mevzuatın öngördüğü usul ve şartlara uyulmak kaydı ile, sağlık kurum ve kuruluşunu seçme ve seçtiği sağlık kuruluşunda verilen sağlık hizmetinden faydalanma hakkına sahiptir.

Mevzuat ile belirlenmiş sevk sistemine uygun olmak şartı ile hasta sağlık kuruluşunu değiştirebilir. Ancak,kuruluşu değiştirmenin hayati tehlikeye yol açıp açmayacağı ve hastalığının daha da ağırlaşıp ağırlaşmayacağı hususlarında hastanın tabip tarafından aydınlatılması ve hayati tehlike bakımından sağlık kuruluşunun değiştirilmesinde tıbben sakınca görülmemesi esastır.

Acil vaka'lar dışında, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olup da mevzuatın öngördüğü sevk zincirine uymayanlar aradaki ücret farkını kendileri karşılar.

Hastanın sağlık kuruluşunda kalmasında tıbben fayda bulunmayan veya bir başka sağlık kuruluşuna nakli gerekli olan hallerde, durum hastaya veya 15 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen kişilere açıklanır. Nakilden önce, gereken bilgiler nakil talebinde bulunulan veya tıbben uygun görülen sağlık kuruluşuna, sevk eden kuruluş veya mevzuatla belirlenen yetkililerce verilir. Her iki durumda da hizmetin aksamadan ve kesintisiz olarak verilmesi esastır.

Personeli Tanıma, Seçme ve Değiştirme
Madde 9- Hastaya talebi halinde, kendisine sağlık hizmeti verecek veya vermekte olan tabiplerin ve diğer personelin kimlikleri, görev ve unvanları hakkında bilgi verilir.

Mevzuat ile belirlenmiş usullere uyulmak şartı ile hastanın, kendisine sağlık hizmeti verecek olan personeli serbestçe seçme, tedavisi ile ilgilenen tabibi değiştirme ve başka tabiplerin konsültasyonunu istemek hakkı vardır.

Personeli seçme, tabibi değiştirme ve konsültasyon isteme hakları kullanıldığında, mevzuat ile belirlenen ücret farkı, bu hakları kullanan hasta tarafından karşılanır.

Öncelik Sırasının Belirlenmesini İsteme

Madde 10- Sağlık kuruluşunun hizmet verme imkanlarının yetersiz veya sınırlı olması sebebiyle sağlık hizmeti talebi zamanında karşılanamayan hallerde, hastanın, öncelik hakkının tıbbi kriterlere dayalı ve objektif olarak belirlenmesini istemek hakkı vardır.
Acil ve adli vaka'lar ile yaşlılar ve özürlüler hakkında öncelik sırasının belirlenmesinde ilgili mevzuat hükümleri uygulanır.

Tıbbi Gereklere Uygun Teşhis, Tedavi ve Bakım
Madde 11- Hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahiptir.
Tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamaz.
Tıbbi Gereklilikler Dışında Müdahale Yasağı
Madde 12- Teşhis, tedavi veya korunma maksadı olmaksızın, ölüme veya hayati tehlikeye yol açabilecek veya vücut bütünlüğünü ihlal edebilecek veya akli veya bedeni mukavemeti azaltabilecek hiçbir şey yapılamaz ve talep de edilemez.
Ötenazi Yasağı

Madde 13- Ötenazi yasaktır.
Tıbbi gereklerden bahisle veya her ne suretle olursa olsun, hayat hakkından vazgeçilemez. Kendisinin veya bir başkasının talebi olsa dahil, kimsenin hayatına son verilemez.
Tıbbi Özen Gösterilmesi

Madde 14- Personel, hastanın durumunun gerektirdiği tıbbi özeni gösterir. Hastanın hayatını kurtarmak veya sağlığını korumak mümkün olmadığı takdirde dahi, ıstırabını azaltmaya veya dindirmeye çalışmak zorunludur.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Sağlık Durumu İle İlgili Bilgi Alma Hakkı
Genel Olarak Bilgi İsteme
Madde 15- Hasta; sağlık durumunu, kendisine uygulanacak tıbbi işlemleri, bunların faydaları ve muhtemel sakıncaları, alternatif tıbbi müdahale usülleri, tedavinin kabul edilmemesi halinde ortaya çıkabilecek muhtemel sonuçları ve hastalığın seyri ve neticeleri konusunda sözlü veya yazılı olarak bilgi istemek hakkına sahiptir.
Sağlık durumu ile ilgili gereken bilgiyi, bizzat hasta veya hastanın küçük, temyiz kudretinden yoksun veya kısıtlı olması halinde velisi veya vasisi isteyebilir. Hasta, sağlık durumu hakkında bilgi almak üzere bir başkasına da yetki verebilir. Gerek görülen hallerde yetkinin belgelendirilmesi istenilebilir.
Hasta, tedavisi ile ilgilenen tabip dışında bir başka tabipten de sağlık durumu hakkında bilgi alabilir.
Kayıtları İnceleme
Madde 16- Hasta, sağlık durumu ile ilgili bilgiler bulunan dosyayı ve kayıtları, doğrudan veya vekili veya kanuni temsilcisi vasıtası ile inceleyebilir ve bir suretini alabilir. Bu kayıtlar, sadece hastanın tedavisi ile doğrudan ilgili olanlar tarafından görülebilir.
Kayıtların Düzeltilmesini İsteme
Madde 17- Hasta; sağlık kurum ve kuruluşları nezdinde bulunan kayıtlarında eksik, belirsiz ve hatalı tıbbi ve şahsi bilgilerin tamamlanmasını, açıklanmasını, düzeltilmesini ve nihai sağlık durumu ve şahsi durumuna uygun hale getirilmesini isteyebilir.

Bu hak, hastanın sağlık durumu ile ilgili raporlara itiraz ve aynı veya başka kurum ve kuruluşlarda sağlık durumu hakkında yeni rapor düzenlenmesini isteme haklarını da kapsar.

Bilgi Vermenin Usulü

Madde 18- Bilgi, gerektiğinde tercüman kullanılarak, hastanın anlayabileceği şekilde, tıbbi terimler mümkün olduğunca kullanılmadan, tereddüt ve şüpheye yer verilmeden ve hastanın ruhi durumuna uygun ve nazik bir ifade ile verilir.

Bilgi Verilmesi Caiz Olmayan ve Tedbir Alınması Gereken haller

Madde 19- Hastanın manevi yapısı üzerinde fena tesir yapmak suretiyle hastalığın artması ihtimalinin bulunması ve hastalığın seyrinin ve sonucunun vahim görülmesi hallerinde, teşhisin saklanması caizdir.

Hastaya veya yakınlarına, hastanın sağlık durumu hakkında bilgi verilip verilmemesi, yukarıdaki fıkrada belirtilen şartlar çerçevesinde tabibinin takdirine bağlıdır.

Tedavisi olmayan bir teşhis, ancak bir tabip tarafından ve tam bir ihtiyat içinde hastaya hissettirilebilir veya bildirilebilir. Hastanın aksi yönde bir talebinin bulunmaması veya açıklanacağı şahsın önceden belirlenmemesi halinde, böyle bir teşhis ailesine bildirilir.

Bilgi Verilmesini Yasaklama

Madde 20- İlgili mevzuat hükümlerine ve hastalığın mahiyetine göre yetkili mercilerce alınacak tedbirlerin gerektirdiği haller dışında; hasta, sağlık durumu hakkında kendisine veya ailesine veya yakınlarına bilgi verilmemesini isteyebilir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Hasta Haklarının Korunması

Mahremiyete Saygı Gösterilmesi

Madde 21- Hastanın, mahremiyetine saygı gösterilmesi esastır. Hasta mahremiyetinin korunmasını açıkça talep de edebilir. Her türlü tıbbi müdahale, hastanın mahremiyetine saygı gösterilmek suretiyle icra edilir.

Mahremiyete saygı gösterilmesi ve bunu istemek hakkı;

a) Hastanın, sağlık durumu ile ilgili tıbbi değerlendirmelerin gizlilik içerisinde yürütülmesini,
b) Muayenenin, teşhisin, tedavinin ve hasta ile doğrudan teması gerektiren diğer işlemlerin makul bir gizlilik ortamında gerçekleştirilmesini,
c) Tıbben sakınca olmayan hallerde yanında bir yakınının bulunmasına izin verilmesini,
d) Tedavisi ile doğrudan ilgili olmayan kimselerin, tıbbi müdahale sırasında bulunmamasını,
e) Hastalığın mahiyeti gerektirmedikçe hastanın şahsi ve ailevi hayatına müdahale edilmemesini,
f) Sağlık harcamalarının kaynağının gizli tutulmasını, kapsar.
Ölüm olayı, mahremiyetin bozulması hakkını vermez.

Eğitim verilen sağlık kurum ve kuruluşlarında, hastanın tedavisi ile doğrudan ilgili olmayanların tıbbi müdahale sırasında bulunması gerekli ise; önceden veya tedavi sırasında bunun için hastanın ayrıca rızası alınır.

Rıza Olmaksızın Tıbbi Ameliyeye Tabi Tutulmama

Madde 22- Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse, rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz.

Bir suç işlediği veya buna iştirak ettiği şüphesi altında bulunan kişinin işlediği suçun muhtemel delillerinin, kendisinin veya mağdurun vücudunda olduğu düşünülen hallerde; bu delillerin ortaya çıkarılması için sanığın veya mağdurun tıbbi ameliyeye tabi tutulması, hakimin kararına bağlıdır.

Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde bu ameliye, cumhuriyet savcısının talebi üzerine yapılabilir.
Bilgilerin Gizli Tutulması

Madde 23- Sağlık hizmetinin verilmesi sebebiyle edinilen bilgiler, kanun ile müsaade edilen haller dışında, hiçbir şekilde açıklanamaz.

Kişinin rızasına dayansa bile, kişilik haklarından bütünüyle vazgeçilmesi, bu hakların başkalarına devri veya aşırı şekilde sınırlanması neticesini doğuran hallerde bilginin açıklanması, bunları açıklayanın hukuki sorumluluğunu kaldırmaz.

Hukuki ve ahlaki yönden geçerli ve haklı bir sebebe dayanmaksızın hastaya zarar verme ihtimali bulunan bilginin ifşa edilmesi, personelin ve diğer kimselerin hukuki ve cezai sorumluluğunu da gerektirir.

Araştırma ve eğitim amacı ile yapılan faaliyetlerde de hastanın kimlik bilgileri, rızası olmaksızın açıklanamaz.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Tıbbi Müdahalede Hastanın Rızası
Hastanın Rızası ve İzin
Madde 24- Tıbbi müdahalelerde hastanın rızası gerekir. Hasta küçük veya mahcur ise velisinden veya vasisinden izin alınır. Hastanın, velisinin veya vasisinin olmadığı veya hazır bulunamadığı veya hastanın ifade gücünün olmadığı hallerde, bu şart aranmaz.
Kanuni temsilci tarafından muvafakat verilmeyen hallerde, müdahalede bulunmak tıbben gerekli ise, velayet ve vesayet altındaki hastaya tıbbi müdahalede bulunulabilmesi; Türk Medeni Kanunu'nun 272 nci ve 431 inci maddeleri uyarınca mahkeme kararına bağlıdır.
Kanuni temsilciden veya mahkemeden izin alınması zaman gerektirecek ve hastaya derhal müdahale edilmediği takdirde hayatı veya hayati organlarından birisi tehdit altına girecek ise, izin şartı aranmaz.
Üçüncü fıkrada belirtilen ve hayatı veya hayati organlardan birisini tehdit eden acil haller haricinde, rızanın her zaman geri alınması mümkündür.
Rızanın geri alınması, hastanın tedaviyi reddetmesi anlamına gelir.
Rızanın müdahale başladıktan sonra geri alınması, ancak tıbbi yönden sakınca bulunmaması şartına bağlıdır.
Tedaviyi Reddetme ve Durdurma

Madde 25- Kanunen zorunlu olan haller dışında ve doğabilecek olumsuz sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere; hasta kendisine uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetmek veya durdurulmasını istemek hakkına sahiptir. Bu halde, tedavinin uygulanmamasından doğacak sonuçların hastaya veya kanuni temsilcilerine veyahut yakınlarına anlatılması ve bunu gösteren yazılı belge alınması gerekir.

Bu hakkın kullanılması, hastanın sağlık kuruluşuna tekrar müracaatında hasta aleyhine kullanılamaz.
Küçüğün veya Mahcurun Tıbbi Müdahaleye İştiraki

Madde 26- Kanuni temsilcinin muvafakatinin gerektiği ve yeterli olduğu hallerde dahi, mümkün olduğu ölçüde küçük veya mahcur olan hastanın dinlenmesi suretiyle tıbbi müdahaleye iştiraki sağlanır.
Alışılmış Olmayan Tedavi Usullerinin Uygulanması

Madde 27- Klinik veya laboratuar muayeneleri sonucunda bilinen klasik tedavi metodlarının hastaya fayda vermeyeceğinin sabit olması ve daha evvel deney hayvanları üzerinde kafi derecede tecrübe edilmek suretiyle faydalı tesirlerinin anlaşılması ve hastanın rızasının bulunması şartları birlikte mevcut olduğunda, bilinen klasik tedavi metodları yerine başka bir tedavi usulü uygulanabilir. Ayrıca, bilinen klasik tedavi metodu dışındaki bir metodun uygulanabilmesi için, hastaya faydalı olacağının ve bu tedavinin bilinen klasik tedavi usullerinden daha elverişsiz sonuç vermeyeceğinin muhtemel olması da şarttır.

Evvelce tecrübe edilmemiş bir tıbbi tedavi ve müdahale usulü, ancak zarar vermeyeceğinin ve hastayı kurtaracağının mutlak olarak öngörülmesi halinde yapılabilir.

Altıncı Bölüm'de yer alan hükümler saklıdır.

Rızanın Şekli ve Geçerliliği
Madde 28- Mevzuatın öngördüğü istisnalar dışında, rıza herhangi bir şekle bağlı değildir.
Hukuka ve ahlaka aykırı olarak alınan rıza hükümsüzdür ve bu şekilde alınan rızaya dayanılarak müdahalede bulunulamaz.
Organ ve Doku Alınmasında Rıza
Madde 29- 18 yaşından küçük ve mümeyyiz olmayanlardan organ ve doku alınamaz. Bu şartları tamam olanlardan teşhis, tedavi ve bilimsel amaçlar ile organ veya doku alınması, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun'un 6 ncı maddesinde öngörülen yazılı şekil şartına tabidir. Ölüden organ ve doku alınma şartı ve cesetlerin bilimsel araştırma için muhafazası hususunda 2238 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi hükümleri saklıdır.
Aile Planlanması Hizmetleri ve Gebeliğin Sona Erdirilmesi
Madde 30- İlgilinin rızası mevcut olsun veya olmasın, Bakanlık tarafından tespit edilmiş olanlar dışındaki ilaç ve araçlar aile planlaması hizmetlerinde kullanılamaz.
Gebeliğin sona erdirilmesi, 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun ile öngörülen şartlara tabidir.
Sterilizasyon ve gebeliğin sona erdirilmesi hallerinde, hastanın rızası ile evli ise eşinin de rızası gereklidir.

Rızanın Kapsamı

Madde 31- Rıza alınırken hastanın veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılması esastır.

Hastanın, uygulanacak tıbbi müdahale için verdiği rıza, bu müdahalenin gerektirdiği sair tıbbi işlemleri de kapsar. Ancak, tıbbi işlemlerin uygulanmasında, bu Yönetmelikte ve diğer mevzuatta belirlenen hakların ihlal edilmemesi için azami ihtimam gösterilir.

ALTINCI BÖLÜM

Tıbbi Araştırmalar
Tıbbi Araştırmalarda Rıza
Madde 32- Hiç kimse; Bakanlığın izni ve kendi rızası bulunmaksızın, tecrübe, araştırma veya eğitim amaçlı hiçbir tıbbi müdahale konusu yapılamaz.

Tıbbi araştırmalardan beklenen tıbbi fayda ve toplum menfaati, üzerinde araştırma yapılmasına rıza gösteren gönüllünün hayatından ve vücut bütünlüğünün korunmasından üstün tutulamaz.

Tıbbi araştırmalar, sadece, mevzuata göre araştırmada bulunmayan yetkili ve yeterli tıbbi bilgi ve tecrübeyi haiz olan personel tarafından, mevzuat ile belirlenmiş bulunan yerlerde yürütülür.

Gönüllünün tıbbi araştırmaya rıza göstermiş olması, bu araştırmada görev alan personelin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Gönüllünün Korunması ve Bilgilendirilmesi

Madde 33- Araştırmalarda, gönüllünün sağlığına ve diğer kişilik haklarına zarar verilmemesi için gereken bütün tedbirler alınır. Araştırmanın gönüllüye vereceği muhtemel zararlar önceden tespit edilemediği takdirde; gönüllü, rızası bulunsa dahi, araştırma konusu yapılamaz.

Gönüllü; araştırmanın maksadı, usulü, muhtemel faydaları ve zararları ve araştırmaya iştirak etmekten vazgeçebileceği ve araştırmanın her safhasında başlangıçta verdiği rızayı geri alabileceği hususlarında, önceden yeterince bilgilendirilir.

Rıza Alınmasının Usulü ve Şekli
Madde 34- Tıbbi araştırma hakkında yeterince bilgilendirilmiş olan gönüllünün rızasının maddi veya manevi hiçbir baskı altında olmaksızın, tamamen serbest iradesine dayanılarak alınmasına azami ihtimam gösterilir.
Tıbbi araştırmalarda rıza yazılı şekil şartına tabidir.
Küçüklerin ve Mümeyyiz Olmayanların Durumu
Madde 35- Reşit ve mümeyyiz olmayanlara, kendilerine faydası olmadan, sırf tıbbi araştırma amacı güden tıbbi müdahaleler hiçbir surette tatbik edilemez. Faydaları bulunması şartı ile reşit ve mümeyyiz olmayanlar üzerinde tıbbi araştırma yapılması, velilerinin veya vasilerinin rızasına bağlıdır.
Kanuni temsilci tarafından muvafakat verilmeyen hallerde, 24 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.
İlaç ve Terkiplerin Araştırma Amacıyla Kullanımı
Madde 36- Özel mevzuatına göre izin veya ruhsat alınmış olsa dahi, sırf tıbbi araştırma amacı ile hasta üzerinde kendi rızası ve Bakanlığın izni bulunmaksızın hiçbir ilaç ve terkip kullanılamaz.

İaç ve terkiplerin tıbbi araştırmada kullanımı, 29/11/1993 tarihli ve 21480 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İlaç Araştırmaları Hakkında Yönetmelik hükümlerine tabidir.

YEDİNCİ BÖLÜM

Diğer Haklar
Güvenliğin Sağlanması
Madde 37- Herkesin, sağlık kurum ve kuruluşlarında güvenlik içinde olmayı bekleme ve bunu istemek hakları vardır.
Bütün sağlık kurum ve kuruluşları, hastaların ve ziyaretçi ve refakatçi gibi yakınlarının can ve mal güvenliklerinin korunması ve sağlanması için gerekli tedbirleri almak zorundadırlar.
Tutuklu ve hükümlerin sağlık kurum ve kuruluşlarında muhafazaları ile ilgili özel mevzuat hükümleri saklıdır.
Dini Vecibeleri Yerine Getirebilme ve Dini Hizmetlerden Faydalanma
Madde 38- Sağlık kurum ve kuruluşlarının imkanları ölçüsünde hastalara dini vecibelerini serbestçe yerine getirebilmeleri için gereken tedbirler alınır.
Kurum hizmetlerinde aksamalara sebebiyet verilmemek, başkalarını rahatsız etmemek ve personelce düzenlenip yürütülen tıbbi tedaviye hiç bir şekilde müdahalede bulunulmamak şartı ile hastalara dini telkinde bulunmak ve onları manevi yönden desteklemek üzere talepleri halinde, dini inançlarına uygun olan din görevlisi davet edilir. Bunun için, sağlık kurum ve kuruluşlarında uygun zaman ve mekan belirlenir.
İfadeye muktedir olmayıp da dini inancı bilinen ve kimsesiz olan agoni halindeki hastalar için de, talep şartı aranmaksızın, dini inançlarına uygun olan din görevlisi çağrılır.
Bu hakların nasıl ve ne zaman kullanılacağı ve bu konuda alınacak tedbirler, sağlık kuruluşunun çalışma usul ve esaslarını gösteren mevzuatta ayrıca düzenlenir.
İnsani Değerlere Saygı Gösterilmesi ve Ziyaret
Madde 39- Hasta, kişilik değerlerine uygun bir şekilde ve ortamda sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkına sahiptir.
Sağlık hizmetlerinde görev alan bütün personel; hastalara, yakınlarına ve ziyaretçilere güleryüzlü, nazik, şefkatli ve sağlık hizmetleri ile ilgili mevzuat ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde davranmak zorundadır.

Sağlık hizmetlerinin her safhasında, hastalara, onların bedeni ve ruhi durumları dikkate alınarak, hangi işlemin neden ve nasıl yapıldığı, yapılacağı ve bekletilmeleri söz konusu ise, bekletilmenin sebepleri hususunda gerekli ve yeterli bilgi verilir.

Sağlık kurum ve kuruluşlarında, insan haysiyetine yakışır gereken her türlü hijyenik şartların sağlanması, gürültünün ve rahatsız edici diğer bütün etkenlerin bertaraf edilmesi esastır. Gerektiğinde, bu hususlar hasta tarafından talep konusu yapılabilir.

Hasta ziyaretçilerinin kabul edilmesi, kurum veya kuruluşça belirlenen usul ve esaslara uygun olarak ve hastaların huzur ve sükunlarını bozacak fiil ve tutumlara sebebiyet vermeyecek şekilde gerçekleştirilir ve bu konuda gereken tedbirler alınır.

Refakatçi Bulundurma

Madde 40- Muayene ve tedavi sırasında hastaya yardımcı olmak üzere; mevzuatın ve kurum imkanlarının elverdiği ve hastanın sağlık durumunun gerektirdiği ölçüde, tedaviden sorumlu olan tabibin uygun görmesine bağlı olarak, refakatçi bulundurulması istenebilir.

Bu hakkın nasıl ve ne zaman kullanılacağı ve bu konuda alınacak tedbirler, sağlık kurum ve kuruluşunun çalışma usül ve esaslarını gösteren mevzuata ayrıca düzenlenir.

Hizmetin Sağlık Kurum ve Kuruluşu Dışında Verilmesi
Madde 41- Hastalar, aşağıdaki hallerde sağlık hizmetlerinden bulundukları yerlerde de faydalanabilirler:

a) Koruyucu sağlık hizmetlerinin verilmesinde,
b) Tıbbi sebeplerden dolayı sağlık kuruluşuna bizzat gidilemeyen veya götürülemeyen hallerde,
c) Tabii afetler gibi olağanüstü hallerde.
Hizmetin sağlık kuruluşu dışında verilmesi ile ilgili usul ve esaslar, Bakanlık tarafından ayrıca düzenlenir.

SEKİZİNCİ BÖLÜM
Sorumluluk ve Hukuki Korunma Yolları
Müracaat, Şikayet ve Dava Hakkı
Madde 42- Hastanın ve hasta ile ilgili bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakları vardır.
Sağlık Kurum ve Kuruluşlarının Sorumluluğu
Madde 43- Hasta haklarının ihlali halinde, personeli istihdam eden kurum ve kuruluş aleyhine maddi veya manevi veyahut hem maddi ve hem de manevi tazminat davası açılabilir.
Ancak, aleyhine dava açılacak merciin kamu kurum ve kuruluşu olması halinde;
a) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12 nci maddesine göre; hakkın bir idari işlem dolayısı ile ihlal edilmesi halinde ilgililer, doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine dava açma süresi içerisinde tam yargı davası açabilirler.
b) Aynı Kanun'un 13 üncü maddesi uyarınca, zarar verici eylemin öğrenildiği tarihten itibaren en geç bir yıl içinde maddi ve manevi tazminat olarak istenilen tazminat miktarı ayrı ayrı gösterilerek idareye müracaat edilmesi ve talebin açıkça veya zımnen reddi halinde kanuni süresi içinde idari yargı mercilerinde dava açılması gerekir.
Devlet Memuru veya Diğer Kamu Görevlisi Personelin Sorumluluğu

Madde 44- Bu Yönetmelikte gösterilmiş olan hasta haklarının fiilen kullanılmasına mani olan veya bu hakları başka şekilde ihlal eden personelin, cezai, mali ve inzibati sorumluluklarının tamamı veya bunlardan bir kısmı doğabilir.

Birinci fıkrada belirtilen sorumluluklar haricinde, ihlalin durumuna göre, personeli istihdam eden kurum ve kuruluş tarafından personel hakkında uygulanacak idari tedbir ve müeyyideler saklıdır.

Kamu Personelinin Sorumluluğunu Tespit Usulü

Madde 45- Kamu kurum ve kuruluşlarında görevli personelin, hasta haklarını ihlal eden fiil ve halleri, şikayet halinde veya idarece kendiliğinden tespit edildiğinde, hadisenin takibi, soruşturulması ve gerekir ise müeyyideye bağlanması için doğrudan valiliklerce veyahut Bakanlık veya personelin görevli olduğu kurumlar tarafından müfettiş veya muhakkik görevlendirilir.

Kamu Personeli Hakkındaki Müeyyideler
Madde 46- Hasta haklarının Devlet memuru veya diğer kamu görevlisi personel tarafından ve görevleri sırasında herhangi bir şekilde ihlali halinde uygulanacak müeyyideler aşağıda gösterilmiştir:

a) Kamu görevlisi olan personelin fiilinin niteliğine göre, soruşturmacı tarafından hakkında disiplin cezası teklif edilmiş ise, mevzuatın öngördüğü disiplin cezaları yetkili amir veya kurullarca usulüne göre takdir edilir.
b) Hak ihlali aynı zamanda ceza hukukuna göre suç teşkil ettiği takdirde, memur olan personel hakkında, Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat hükümlerine göre yapılan soruşturma sonucunda lüzum-u muhakeme kararı verilir ise, dosya cumhuriyet başsavcılığı'na gönderilerek ceza davası açılması ve böylece personel hakkında fiiline uygun bulunan cezai müeyyidenin tatbiki sağlanır.
c) Anayasa'nın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 129 uncu maddesinin beşinci fıkrası ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 13 üncü maddesi ve ilgili diğer mevzuat uyarınca, memurların ve diğer kamu görevlilerinin hukuki sorumluluğu doğrudan doğruya memur aleyhine açılacak dava yolu ile gerçekleştirilemez. Dava, 43 üncü maddede gösterilen usule göre, ancak idare aleyhine açılabilir. Bu personelin hukuki sorumluluğunun doğması, idare aleyhine açılacak dava neticesinde tazmin kararı verilmesine bağlıdır.

Kamu görevlisi personelin verdiği zarar, mahkeme kararı üzerine idare tarafından tazmin edildikten sonra, müsebbibi olan sorumlu personele rücu edilir.
d) Kamu görevlisi personelin mesleklerini resmi görevleri dışında serbest olarak icra etmekte iken işledikleri fiillerden dolayı haklarında 47 nci maddeye göre işlem yapılır.
Kamu Görevlisi Olmayan Personelin Sorumluluğu

Madde 47- Hasta haklarının Devlet memuru veya diğer kamu görevlisi olmayan personel tarafından herhangi bir şekilde ihlali halinde uygulanacak müeyyideler aşağıda gösterilmiştir:
a) Kamu görevlisi olmayan personel; hakları ihlal edilen hastanın doğrudan vaki olacak şikayeti üzerine veya bu fiillerin başka şekilde tespiti halinde Bakanlık veya başka kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan bildirim üzerine, bunların özel kanunlara göre kurulmuş olan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları haysiyet divanlarınca disiplin cezaları ile cezalandırılabilir.
b) Kamu görevlisi olmayan personelin hasta haklarını ihlallerinden doğan hukuki sorumlulukları, genel hükümlere göre doğrudan doğruya kendilerine veya bunları çalıştıran kurum ve kuruluşlara karşı veya hem kendilerine ve hem de çalıştıranlara karşı birlikte dava açılarak ileri sürülebilir.
c) Kamu görevlisi olmayan personel hakkında, ceza hukukuna göre suç teşkil eden fiilleri sebebiyle cezai müeyyideler tatbik edilmesi, genel hükümlere göre doğrudan doğruya cumhuriyet savcılıklarına yapılacak ihbar veya şikayet yoluyla gerçekleştirilebilir.

DOKUZUNCU BÖLÜM

Son Hükümler
Kurum ve Kuruluş Yetkililerinin Görevi
Madde 48- Sağlık kurum ve kuruluşlarının yetkilileri; bu Yönetmelikte ve diğer mevzuatta belirtilen hasta haklarının lafzına ve ruhuna uygun olarak kullanılabilmesine yardımcı olmak amacı ile bu Yönetmelikte gösterilen "hasta hakları"nı bir liste, tabela veya broşür haline getirerek, bunları sağlık kurum ve kuruluşunun, hastalar, personel ve ziyaretçiler tarafından kolayca ulaşılıp okunabilecek uygun yerlerinde bulundurmak da dahil olmak üzere, gereken bütün tedbirleri almakla mükellef ve yetkilidir.

Saklı Olan Hükümler
Madde 49- Milli güvenliğin, kamu düzeninin, kamu yararının, genel ahlakın ve genel sağlığın korunması maksatları ve kanun hükümleri ile getirilen özel düzenlemeler ve sınırlamalar saklıdır.
Yürürlük
Madde 50- Bu Yönetmelik, yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
Madde 51- Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür.
 

 

HASTA HAKLARI NEDİR?


Koruyucu Tedbirlerin Alınması Hakkı 
Her bir birey hastalıktan korunmak için uygun hizmet alma hakkına sahiptir. Bu amaca ulaşmak için sağlık hizmetlerinin görevi, sağlık hizmetlerinden, tıbbi ve teknolojik yeniliklerden yararlanmasını sağlamaktır. 

Yararlanma Hakkı 
Her birey sağlık ihtiyaçlarının karşılanması için sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkına sahiptir. Sağlık hizmetleri herkese eşit olarak verilmeli ve hastalığın türü, seyri ve tedavi maliyeti konusunda ayrım yapılmamalıdır. 

Bilgi Alma Hakkı 
Her birey, kendi sağlık durumu hakkında, mevcut sağlık hizmetleri ve onlardan nasıl yararlanabileceği konusunda ve tüm bilimsel araştırma ve teknolojik yenilikler ile ilgili bilgi alma hakkına sahiptir. Sağlık hizmeti verenler, hastanın kolay ulaşabileceği ve anlayacağı dilde bilgi vermek zorundadır. Hastaların kendi dosyalarında ve kayıtlarında kendileri ve hastalıkları ile ilgili bulunan bilgileri alma, fotokopi ile çoğaltma, soru sorma ve hata varsa onların düzeltilmesini talep etme hakkı vardır. 

Rıza (Onay) Hakkı 
Sağlığı ile ilgili kararlara iştirak edebilmesi için her birey kendisi ile ilgili bilgileri alma hakkına sahiptir. Bu bilgiler bilimsel araştırmalara katılım dahil olmak üzere, her türlü işlem ve tedavi için şarttır. Sağlık hizmeti verenler, gerçekleşecek herhangi bir ameliyat veya tedaviye ilişkin tüm bilgileri-riskleri, sıkıntıları, yan etkileri ve alternatif durumları ile ilgili bilgiler dahil olmak üzere hastalara vermek zorundadır. Hastanın tedavi veya tıbbi müdahaleye itiraz etme hakkı veya tedavi sürecinde kararını değiştirip devam edilmesine karşı itiraz etme hakkı vardır. Hasta isterse sağlık durumu ile ilgili bilgilendirmeyi reddetme hakkına da sahiptir. 

Özgür Seçim Hakkı 
Yeterli bilgiye sahip her birey farklı tedavi yöntemleri ve tedaviyi verecek kişiler arasında seçim yapma hakkına sahiptir. Hasta, hangi teşhis ve tedavi yönteminin kullanılacağı, hekim veya hastane seçimi konularında karar verme hakkına sahiptir. Sağlık hizmetleri, bu tedaviyi uygulayacak çeşitli sağlık kurumları ve doktorlar ile alınan sonuçlar hakkında bilgi verilmeli ve bu hakkın kullanımını kısıtlayan tüm engeller kaldırılmalıdır. 

Mahremiyet Hakkı 
Her birey kişisel bilgilerinin gizli tutulmasını talep etme hakkına sahiptir. Bir bireyin sağlık durumuna veya ona uygulanan tedaviye ilişkin bilgi ve veriler gizli olmalı ve muhafaza edilmelidir. Tıbbi müdahale ve ziyaretler sırasında bile kişisel gizliliğe saygı gösterilmeli, yani uygun ortamda yapılmalı ve gerçekten orada bulunması gerekli olan kişiler nezdinde yapılmalıdır. 

Hastaların Vaktine Saygı 
Her birey hızlı ve önceden belirtilen süre içersinde gerekli tedaviyi alma hakkına sahiptir. Bu hak, tedavinin her aşaması için geçerlidir. Belli bir süre içinde verilmesi gereken hizmetler için bekleme sürelerinin belirlenmesi sağlık hizmetlerinin görevidir. Önceden belirlenen süre içersinde sağlık hizmeti verilemezse aynı kalitede alternatif hizmetler kullanımı sağlanmalı ve bundan kaynaklanan harcamalar makul bir süre içinde hastalara geri ödenmelidir. Doktorlar hastalarına bilgi verme süresi dahil olmak üzere yeterli zaman ayırmalıdır. 

Saygınlık Görme Hakkı 
Her bireyin , saygı, itina ve ihtimam gösterilerek, güler yüzlü, nazik, şefkatli ve hijyenik şartlar sağlanmış, gürültü ve rahatsız edici bütün etkenler bertaraf edilmiş bir ortamda sağlık hizmeti alma hakkı vardır. 

Dini Vecibeleri Yerine Getirme Hakkı Her bireyin kuruluşun imkanları ölçüsünde ve idarece alınan tedbirler çerçevesinde, dini vecibelerini yerine getirme hakkı vardır. 

Ziyaret ve Refakatçi Hakkı 
Her bireyin, kurum tarafından belirlenen usul ve esaslara uygun olarak ziyaretçi kabul etme, mevzuat ve imkanlar ölçüsünde ve hekimin uygun görmesi durumunda refakatçi bulundurmayı isteme hakkı vardır. 

Kalite Standartları Hakkı 
Her birey yüksek kalitede sağlık hizmetinden yaralanma hakkına sahiptir. Kaliteli sağlık hizmeti hakkı, sağlık kurumları ve sağlık personelinin teknik performans, konfor ve insan ilişkileri açısından tatmin edici seviyelerde sunum yapmasını gerektirir. 

Güvenlik Hakkı 
Kötü işleyen sağlık hizmetlerinden, tıbbi yanlışlık ve hatalardan meydana gelen zararlardan her bir bireyin korunma hakkı vardır ve yüksek güvenlik standartlarını karşılayan sağlık hizmetleri ve tedavilerinden de yaralanma hakkı vardı. 

Yeniliklerden Yararlanma Hakkı 
Her birey uluslar arası standartlara göre, yeniliklerden- tanı yöntemleri dahil olmak üzere- yararlanma hakkına sahiptir. Sağlık Hizmetlerinin görevi, özellikle az rastlanan hastalıkları dikkate alarak araştırmalar yapmak ve onları desteklemektir. 

Gereksiz Ağrı/Acı ve Sıkıntıdan Sakınma Hakkı 
Her birey hastalığının her evresinde, mümkün olduğu ölçüde acı ve sıkıntıdan korunma hakkına sahiptir. Sağlık Hizmetleri bu amaçla hastanın tedavisinin kolay ve rahat geçmesi için gerekli tedbirleri almalıdır. 

Şikayet Hakkı 
Her bireyin bir zarar gördüğünde şikayette bulunma hakkı vardır. Sağlık Hizmetleri, hastalara sahip oldukları haklar konusunda bilgi vermelidir. Şikayet, belli bir süre içersinde sağlık hizmetleri yetkilileri tarafından yazılı olarak cevaplandırılmalıdır. 

Tazminat Hakkı 
Sağlık tedavisi sırasında fiziksel veya manevi ve psikolojik zarar gören bireyin tazminat alma hakkı vardır. Sağlık Hizmetleri, sorumluluğun gerçekte kimde olduğu tespit edilemese bile, zararın nedeni ve önemi ne olursa olsun tazminat hakkının her zaman var olduğunu temin etmelidir. 
 

 

HEKİM HAKLARI


Hekimlerin hastalarına, meslektaşlarına ve bağlı oldukları kuruma karşı sorumlulukları olduğu gibi hakları da vardır. Bu hakların ihlali söz konusu olduğunda ilgili taraf yalnızca hastalar değildir. 

Hekim haklarının daha bütünsel ele alınması gerektiği, bu haklara baktığımızda daha açık olarak görülüyor: 

Baskı Altında Olmadan Mesleğini Uygulama Hakkı: Mesleki uygulamada hekimin gereksinim duyduğu klinik özgürlüğün sağlanmasına engel olabilecek her türlü baskı girişimi mesleğin doğasıyla çelişir. Özellikle adli hekimlik alanında sorun çıkartabilen bu durumda hekim; Cumhuriyet Savcılığı ’na, Türk Tabipleri Birliği’ ne, Dünya Hekimler Birliği’ ne ve iç hukuku tükettiyse Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna başvurabilir. 

Hekimin Mesleği Uygularken Etik İlkeler Bağlı Olma Hakkı: Hekim mesleğini uygularken etik ikilemlerde yasal, politik, toplumsal, estetik ve ekonomik değerlerle çatışabilir. Bu çatışmayı çözümlerken hekimin özgür ve bağımsız karar verme hakkı olmalıdır. 

Çağdaş, Bilimsel Tıp Olanaklarının Uygulama Hakkı: Tıp eğitiminde yüksek teknolojinin tıptaki uygulama alanları ile tanışan bir hekimin iş yaşamında tanı ve tedavide söz konusu gelişmeleri yaşamayı istemesi hakkıdır. Bu durumda resmi bir hastaya bakıyorsa hekim hastasını ileri bir merkeze sevk edebilir. 

Kendi Değerlerine Ters Düşen Durumlardan Kaçınma Hakkı: Hastanın değerlerine saygı duyulan bir ilişkide hekim kendi değerlerini(hastalar açısından olumsuzluk yaratmamak koşulu ile ) savunabilir. Bir hekim kendi değerlerine ters düşen uygulamalara zorlanmamalıdır. 

Sağlığını Koruma Hakkı: Hekim, mesleğini uygularken sağlık risklerini en aza indirecek çalışma koşullarını talep etme hakkına sahip olmalıdır. Bulaşılabilirlik potansiyeli yüksek olan hastalıklarda hekimin kendi sağlığını tehlikeye atmama hakkını da tartışmak gerekir. 

Yeterli Bir Gelir Düzeyi Talep Etme Hakkı: Hekimlik mesleğindeki gelişmelerin izlenmesi, belirli bir bedeli gerektirir. Hukuken hekimin kendini ülke tıbbının gelişmesi düzeyinde yeterli yetiştirmesi gerekir. Bu hekimlerin; kitap alımı, dergi aboneliği ve kongre katılımı için bütçelerinden belirli bir pay ayırmalarını gerektirir. Yaptıkları ağır mesleki bilgi ve yoğun emek gerektiren ayrıca riskli hizmetin karşılığı, ödenmelidir. 

Hastayı Reddetme Hakkı: Hasta- hekimin ilişkisinin temelinde yer alan öğe güvendir. Hekimi kendisine güven duymayan hastayı reddetme hakkı olmalıdır.Tıpkı kendisindeki bulaşıcı hastalığı hekime söylemeyen hastada olduğu gibi. Bu durum hekimlik onurunun korunmasının olmazsa olmaz koşuludur. Kısaca doktor ya da diş hekimi acil yardım, resmi ya da insani görevin yerine getirilmesi hariç olmak üzere, mesleki ve kişisel nedenlerle hastaya bakmayabilir.( Tıbbi Deontoloji Tüzüğü 18. madde) 

Yönetsel Süreçlere Katılma Hakkı: Hekimin hem bulunduğu kurumda hem de ülke ile ilgili yönetsel süreçlerde etkili olma ve sağlıkla ilgili hazırlanan mevzuatta görüş bildirme hakkı olmalıdır. 

Danışma Hakkı: Hekimin gereksinim duyduğu anda konsültasyon hakkı olmalıdır. Bu danışmanlık süreci, tanı ve tedavi sorunları için olduğu kadar, etik sorunlar içinde söz konusu olabilir. Her hekimin etik karar verirken yetersiz kaldığı durumlarda bir klinik etik uzmanından danışmanlık istemeye hakkı olmalıdır. 

İyileşme Garantisi Vermeme Hakkı: Hekim bilimsel gereklere uygun olarak tanı koyar ve gereken tedaviyi uygular. Bu çalışmaların şifa ile sonuçlanmamasından dolayı, deontoloji bakımından tenkit edilemez.(Tıbbi Deontoloji Tüzüğü 13. madde) 

Yeterli Zaman Ayırma Hakkı: Hekimden hastasına gerekli özeni göstermesi, bilgi ve belgeleri iyi bir şeklide kaydetmesi, hastaya hastalığı ile ilgili bilgileri vermesi beklenmektedir. Bunların hepsi zaman alan eylemlerdir. Bu nedenle de bir hekim bir poliklinikte günde 20 hatadan fazlasına bakmama hakkına sahiptir.( Tababet Uzmanlık Yönetmeliği 10. madde.) 

Tanıklıktan Çekilme Hakkı: Hekim meslek sırrının söz konu olduğu durumlarda tanıklıktan çekilebilir. “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) 245/4, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu (CMUK) 48.madde” 

Tedavi Yöntemini Seçme Hakkı: Bir hastalığın tedavisinde aynı anda birden fazla tedavi yöntemi uygulanabilmekte ise, hekim bunlardan dilediğini seçmeye özgürdür. Fakat uzun zamandan beri bilinen ve genel olarak kabul edilmiş yöntemlere öncelik vermelidir. 
Tabip ve diş tabibi mesleğini uygularken hiçbir etki ve baskıya kapılmaksızın vicdani ve mesleki görüşüne göre davranır.(Tıbbi Deontoloji Tüzüğü 6. Madde) 

Acil Hizmetlerin Ambülans Sistemiyle Gerçekleştirilmesi: Acil durumlarda hastaya gitmeyen hekim taksirle ölüme sebebiyet suçundan sorumlu tutulur. Tıp etkinliğinin günümüzde ulaştığı düzey ve ambülans sisteminin oturduğu yerlerde ivedi durumlarda hekim aramak yerine, hastayı en çabuk biçimde olanakları yeterli bir sağlık kuruluşuna transfer etmeyen kişilerin, hekimin hastayı reddiyle oluşacak hukuksal durum ne ise benzeri durumda olmaları düşünülebilir. 
(Kaynak : Hanci İH; Hekimin Yasal Sorumluluk ve Hakları (Tıp ve Sağlık Hukuku) Toprak Ofset, 1999 İzmir )
 

 

HEKİM ETİK KURALLARI


Türkiye’ de hekimlik yapma hakkını kazanmış olup mesleği uygulayan tüm hekimlerin aşağıdaki kurallara uyması gerekiyor. 

Madde 5: Hekimin öncelikli görevi ; hastalıkları önlemeye ve bilimsel gerekleri yerine getirerek hastaları iyileştirmeye çalışarak, insanın yaşamını ve sağlığını korumaktır. Meslek uygulaması sırasında insan onurunu gözetmesi de, hekimin öncelikli ödevidir. 

Madde7: Hekim görevlerini her durumda hastaları arasındaki siyasal görüş, sosyal durum, dini inanç, milliyet, etnik köken, ırk, cinsiyet, yaş, toplumsal ve ekonomik durum ve benzeri farklılıkları gözetmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür. 

Madde9: Hekim, hastasından mesleğini uygularken öğrendiği sırları açıklayamaz. 
Hastanın ölmesi ya da o hekimle ilişkisinin sona ermesi hekimin bu yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Hekim, tanık ya da bilirkişi olarak mahkemeye çağrıldığında olayın meslek sırrı olduğunu ileri sürerek bu görevlerinden çekilebilir. 

Madde10: Hekim, görevi ve uzmanlığı ne olursa olsun, gerekli, tıbbi girişimlerin yapılamadığı acil durumlarda, ilk yardımda bulunur. 

Madde 11: Hekim mesleğini uygularken reklam yapamaz, ticari reklamlara araç olamaz, çalışmalarına ticari bir görünüm veremez; insanları yanıltıcı, paniğe düşürücü, meslektaşları arasında haksız rekabete yol açıcı davranışlarda bulunamaz. 

Madde 12: Hekim, gerekli bilimsel aşamalardan geçip ruhsatlandırılmamış kimyasal, farmakolojik, biyolojik maddeleri ilaç olarak kullanamaz. 

Madde13: Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi “hekimliğin kötü uygulaması” anlamına gelir. 

Madde14: Hekim öteki hekimlere veya tetkik-tedavi kuruluşlarına maddi çıkar karşılığı hasta gönderemez. 

Madde 18: Hekim tıbbı görevlerini yerine getirirken, gecikmenin hasta yaşamını tehdit edebileceği durumlar dışında, özel bilgi, beceri, gerektiren bir girişimde bulunamaz. 

Madde 21: Hekim hastasının sağlığı ile ilgili kararlar alırken; bilgilendirme hakkı, aydınlatılmış onam hakkı, tedaviyi kabul ya da red hakkı vb. hasta haklarına saygı göstermek zorundadır. 

Madde 23: Hekim acil vakalar gibi zorunlu durumlar dışına, hastasını bizzat muayene etmeden tedavisine başlayamaz. 

Madde 24: Hekim hasta üzerindeki etkisini tıbbi amaçlar dışında kullanamaz. 

Madde 26: Hekim hastasını, hastanın sağlık durumu, konulan tanı, önerilen tedavi yönteminin türü, başarı şansı ve süresi, tedavi yönteminin hastasının sağlığı için taşıdığı riskler, verilen ilaçların kullanılışı ve olası yan etkiler, hastanın önerilen tedaviyi kabul etmemesi durumunda hastalığın yaratacağı sonuçlar, olası tedavi seçenekleri ve riskleri konularında aydınlatır. 

Madde 30: Hekim, hastasının parasal durumu ne olursa olsun, kesin zorunluluk olmadıkça pahalı ilaçlar ve yöntemler öneremez, hastaya gereksiz harcamalar yaptıramaz ve yararı olmayacağını bildiği bir tedaviyi vermez. 

Madde 34: Hekim, tıbbi bilgi ve becerisiyle, işkence ve benzeri uygulamalara katılamaz, yardımcı olamaz, gerçeğe aykırı rapor düzenleyemez. 

Madde 38: Hekim, olağanüstü durumlar ve savaşta, evrensel nitelikteki tıbbi etik kuralları yansızlıkla uygular. 

Madde 40: İnsan üzerinde yapılacak klinik, deneysel ya da epidemiyolojik araştırmalar, gerek ilaç gerek cerrahi yöntem araştırmaları olsun, bilimsel bilgi birikimine katkıda bulunabilmek amacıyla yerel etik kurullardan geçmek koşuluyla yapılır. 

Madde 44: Hekim, araştırma verilerini değerlendirirken ve yayına hazırlarken bilimsel gerçekleri yansıtmalıdır. Kaynak göstermeden ve izin almadan başkalarına ait veriler, olgular ve yazılı eserler kullanılamaz. 

Madde 46: Hekimler, bu kurallar bütünü hükümlerine aykırı davranışlarda bulunduklarında 6023 Sayılı Türk Tabipleri Birliği Yasası’na göre tabip odaları yönetim kurulları tarafından onur kurullarına sevk edilirler. Hekimlerin disiplin soruşturmalarına uğraması, haklarında ayrıca hukuki veya cezai takibat yapılmasına engel değildir.

Homoseksüellik Eşcinsellik

İnsanlar cinsel yönelmesi, cinsel tercihleri normalde karşı cinse karşıdır. Buna heteroseksüellik denir. Aynı cinse yönelmesin homoseksüellik, her iki cinse ilgi duyanlara ise biseksüel denir. Eşcinsellik veya homoseksüellik, aynı cinslerin ilişki halini anlatır. Erkeğin erkekle, kadının kadınla ilişki içerisinde bulunmasıdır. Bu bir ruh halidir. Cinsel ilişkide bulunmak şart değildir. Cinsleri ile birlikte olmayı arzulaması, cinsel fantezilerinin olması, âşık olması da eşcinsel kavramı içinde değerlendirilir. Eşcinsellik: cinsel ilişkinin anal ilişki yani anüs, makat ve popo ile yapılmasıdır. Bu organ cinsel ilişki amacı ile kullanılır. Erkekteki ilişki anal seks olarak, kadında tam anal seks olmazsa da aynı cinsin birbiri ile ters ilişkisidir.
 
Bu eylemde bulunan erkeklere eşcinsel, homo, gay, oğlan, oğlancı, ibne denir. Kadınlara ise sevici, lezbiyen denir. Erkek rolü üstlenen aktif homo, pasif rol oynayana pasif homo denir. Anal ilişkiye livata denir. Livata terimi anal yolla yetişkin veya genç erkekler arasında ve yetişkin erkek çocuk erkek arasındaki anal ilişki için kullanılan bir kelimedir.

LGBT; Lezbiyen Gay Biseksüel ve Transgender (Kişilikle cinsiyetin uyumsuz olması) kelimelerinin baş harflerinin kullanıldığı bir kısaltma olup ters ilişki içinde bulunanlar için kullanılan bir terimdir.
Bu başlık altında birçok dernek, vakıf ve topluluklar kurmuşlar ve kendilerine destek arama yoluna girmişlerdir.
MSM de aynı amaçla kullanılan bir terimdir (Male Sex Male) Erkek erkeğe seks demektir.
 
Gençliğinde bu eylemi merak sonucunda 1-2 defa yapıp sonra pişman olan kimseler gay veya homoseksüel değildir. Bunlar ileride evlenir heteroseksüel ilişkilerini devam ettirip ve çocuk sahibi olurlar. Ama ergenliğinde yapmış ve pişman olmuş bu fiilleri şuuraltından çok defa kaybolmaz.

Anüs, büyük tuvaletin çıktığı bağırsağın son bölümüdür. Anüs dış delik olup bundan önceki bölüm rektum dediğimiz ve dışkının biriktirildiği yerdir. Aslında bu bölge cinsel ilişki için anatomik ve fizyolojik olarak uygun değildir.
Penisin yapısına da uygun değildir. Bu nedenle yırtılmalara, kanama ve mikropla bulaşma sonucunda iltihaplara neden olur. Bu mikropların ilk yerleşeceği yer prostat olup, meydana getireceği hastalıkta prostat iltihabıdır.
Hâlbuki vajina gerek anatomi gerekse fizyonim bakımından penis ile tam bir uyum içindedir. Ayrıca vajinada kayganlaştırıcı sıvı salgılayan bezler bulunduğu için cinsel ilişki daha rahattır. Makatta bu kayganlaştırıcı salgı bezleri bulunmaz.
 
İnsanların anal seksi tercih etme sebepleri; Merak, psikolojik, genç kızların bekâretini bozmaktan korkmaları, arkadaşlarının telkin ve yönlendirmesi, medyanın teşviki gibi sebeplerdir. Medyanın bu hususta çok büyük olumsuz etkisi vardır. Bu fiili ve yapanları (Sanatçı diyerek) yücelterek kişilere cazip gösterip özendirmeleri sonucunda kişinin merakını çekiyor ve bu işi yapmasına neden oluyorlar. Tiraj veya reyting uğruna birçok kimsenin hayatını karartıyorlar.Dünyada 30 milyon porno sitesi olduğuna göre ve bu porno siteleri cinsel içeriği ile insanları yönlendirmesi durumun ciddiyetini gösteriyor.
Erkek ve kız yurtlarında, pansiyonlar, hamamlar homoseksüel ilişkilere uygun ortamlardır.
 
Homoseksüellik tarih boyunca olagelmiştir. Gerek tarih kitapları gerekse dini kitaplar bu hususta bize bilgi vermektedir. Ad ve Semud (Sodom ve Gomore kavimleri) kavmi, Roma Napoli Pompei halkı bunlara örnektir. Bu halk ve kavimler eşcinselliği ile özleşmişlerdir.
 
1- Eşcinselliğin ve anal ilişkinin tıbbi sakıncası:
a)Makatta yırtılma ve kanama: Makat kasları (dübür, anüs) çok hassas ve narin kaslardır. Bu kasların en ufak bir zorlamaması sonucunda makatta yırtılmalar meydana gelir. Yırtılma sonucu kanama olur. Yırtılan anüs cildi mikroplardan dolayı enfeksiyon ve iltihap gelişir. Şayet kişide basur denilen hemoroit varsa ağrı, kanama ve yırtıklara neden olur. Bu kanama günlerce sürer.
 
b)Makatta mikrop ile enfeksiyon: Makat büyük tuvaletin (dışkı, feçes) çıktığı yer olduğu için mikrobu en çok olan yerdir. Üstelik bu mikroplar çok dirençlidir. Bunun sonucunda prostat iltihabı meydana gelebilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar eşcinsellerde daha çok görülür.
Bunların başında AİDS, Kondilom (makat siğili), frengi gelir. Son zamanlarda makat kanseri riskinin anal ilişkide bulunanlarda arttığı tespit edilmişti.
 
c)Büyük tuvalet tutamama: Anal ilişkide bulunanlarda makat genişlediği için dışkı tutamama, gaz kaçırma gibi şikâyetler olmaktadır.
Anüs kasları gevşediği için buna bağlı olarak makat sarkmaları da sık görülür.
 
2- Psikolojik değerlendirme:
Eşcinsellik bir hastalık değildir. 1970-75 yıllarında ruhsal bozukluk olarak kabul etmiştir. Daha sonraki çalışmalarda eşcinsellerin diğer normal insanlardan psikolojik olarak bir farkı olmadığı görülmüş ve hastalık olarak kabul edilmemiş. Fakat toplumun yadırgayıcı hor görücü, dışlayıcı tutumu kişi üzerindeki olumsuz etkileri, ruhsal sorunlar yaşamasına neden olmaktadır.
 
İnternette birçok seks ve porno sitelerinde eşcinsellik ve anal ilişki normal ilişki gibi gösterilir. Amacı para kazanmak olan bu sitelere göre kadın veya erkeğin zevk alıyormuş gibi gösterir. Fakat yapılan araştırmalar anal seksin kadınlar tarafından psikolojik ve fiziksel olarak çok rahatsız edici bulunduğu tespit edilmiştir.
Kişi eşcinselliğe, psikolojik, merak, arkadaş telkini ve medya teşviki sonucu katılır. Bunların hepsi psikolojik problemler sonucu olur.
Annenin babanın kızları erkek gibi veya erkekleri kız gibi yetiştirip psikolojilerini bozabiliyor.
Bir zamanlar eşcinselliğin genetik bir bozukluk olduğu iddia edilmişse de doğru olmadığı sonradan ortaya çıkmıştır.
 
Birçok eşcinsel durumundaki çıkmazı anlayarak psikiyatri uzmanlarından yardım alma gereği duyar.
Kişinin yalnızlık duygusu, çaresizliği, yaptığının yanlış olduğunun bilincine varması, toplumun olumsuz tutumu ve yargısı, dışlanmak duygusu sonunda bir psikiyatri uzmanlığına gitme gerektiği sonucuna varır.
 
3- Ahlaki ve Sosyal Değerlendirme:
Eşcinsel erkek ve kadınlar her ne kadar kendi cinslerine yönelseler kendi cinsiyet özellikleriyle ilgili şikâyetleri olmaz. Olayı bu şekilde kabul ederler. Erkekler erkek, kadınlar kadın olduklarını kabul ederler ve cinsel kimliklerini değiştirme ihtiyacı duymazlar.
Fakat Kalbinin derinliklerinde bu işin yanlış olduğunu bilir.
 
4- Dini Sakıncası:
İslam dininin erkek erkeğe ve kadın kadına cinsel ilişkiyi haram kıldığı gibi, Hanımı ile anüs ilişkiye girilmesini de yasaklamıştır. Burada oral seksinde İslamiyetin yasaklamış olduğunu söyleyelim. Kuran'da eşcinsellik 15 surede ve 118 ayette konu işlenmiştir. Bu da konunun ne kadar önemli olduğu gösteriyor. İslam da eşcinsellik ve eşcinsel ilişkiler dinden sapma olarak değerlendirilmiştir. Bu gün birçok İslam ülkesinde Eşcinsellik; idam cezası, hapis veya ömür boyu hapis cezası, para ve kırbaç cezası veya sopa cezası ile cezalandırılmaktadır.

Lut kavmi eşcinselliği ve nasıl helâk (yok) edildiğine dair Kuran Ayetleri şunlardır. Şuara Suresi:160-168 A'raf Suresi:80-82 Ankebut Suresi, 28-29:

İslam dini eşler arasında da anal ilişkiyi yasaklamıştır.

“İyice temizlendikleri zaman ise Allah'ın emrettiği yerden onlara varın, yaklaşın Şüphesiz ki Allah çok tövbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de sever." Bakara,:222
"Kadınlarınız, tarlalarınızdır. Tarlalarınıza dilediğiniz gibi girin ve kendiniz için de önceden hazırlıkta bulunun. Allah'tan sakının ve bilin ki ona ulaşacaksınız." Bakara 223 
 
Peygamberimiz hadislerinde şöyle buyuruyor: "Kadınlara arka organlarından ilişkiye girmeyiniz."
"Karısına arka organından ilişki kuran kişi melundur; Allah'ın rahmetinden uzaktır." Ebû Dâvûd, Nikâh, 45; Müsned, I, 86; II, 444; Tirmizî, Taharet, 102; Mişkâtü'l-Mesâbih, II, 184)
 
Rasûlullah Sallallahu aleyhi ve sellem böyle yapana lanet etmiştir. Ebu Hureyre'den (r.a.) Rasûlullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğu rivayet edilir: "Kadınla dübüründen ilişkiye giren mel'undur/lanetlenmiştir."
 
SONUÇ ve ÇARE:
Eşcinsellik bir hastalık olarak kabul edilmediği için belirli bir tedavisi de yoktur. Her şeyden önce kişi kendisini sapkın olarak görüp psikiyatri tedavisi gerektiğine inanmalı ve tedavi için başvurmalıdır.
Ama birçok eşcinsel kendisini hasta kabul etmeyip durumundan memnun görünmektir. Bunun başlıca sebebi de zevk almaktan ziyade medya, arkadaş teşviki, psikolojik sorunlarıdır. Şikayet etmemesi nedeni bu işlevi alışkanlık haline getirmesidir.

Eşcinsellik her ne kadar iki kişi arasında geçiyor ve kimseyi ilgilendirmiyor gibi gözükse de sonuçta toplumlumu ilgilendiren bir konudur. Toplumsal sakıncası vardır. Cinsel özgürlük adına yapılan toplumun zarar veren her şey sakıncalıdır.
Eşcinseller son zamanda büyük mesafeler kaydetmişlerdir. Bugün başta İngiltere, Hollanda hatta Amerika’nın birçok eyaletinde eşcinseller birbiri ile resmi olarak evlenmektedir. Kurmuş oldukları dernekler, platformlar, internet baskısı bu işte önemli rol oynamıştır.

Eşcinseller için birçok tedavi yöntemler denenmiş ama başarılı olmamıştır. İlaç ve hormon tedavileri sonuç vermemiştir.
Alışkanlığın başlangıç döneminde psikolojik ve psikiyatrik tedavi, psikiyatri seansları fayda verebilir. Birçok otorite olumlu düşünmezse de fayda görenler vardır. Ama dediğimiz gibi tedavi olma kararlığı kişide olmalıdır.
Elbette medyanın olumsuz etkisinden kurtulmalı, Televizyon, internet, porno sitelerden uzak durmalı. İnancını artırıcı kitaplar okumalı, arkadaş çevresine dikkat edilmeli. Eşcinselliğin ve anal ilişkinin tıbbi zararları ve dini sakıncaları düşünmeli.

DİĞER YAZILARIMIZ:
Penis Boyu Neden Önemlidir?
Genelev Gerçeği
Varikosel
Masturbasyon hakkında bilmek istedikleriniz.
Erken Boşalma ve Tedavisi
Sertleşme Sorunu ve Tedavisi 
Prostat Hastalıkları ve Prostat İltihabı 
Eşcinsellik ve Homoseksüellik
Porno ve Zararları
Böbrek Hastalıkları
Böbrek ve Oruç 
Sünnet 

Penis Boyu

Penis boyu aslında bu kadar önemli değildir. Takıntı yapanlar için önemlidir. Öncelikle penis hakkındaki gerçekleri bilmek lazımdır.

Penisin boyu doğumda ortalama 2-2.5 cm dir. Ergenlik öncesi dönemde 5-6 cm, ergenlikte 8-10 cm'e ulaşır Ereksiyon yani sertleşen penis boyu ortalama 14-15 cm kadar olabilir.
Normal bir penisin ereksiyondaki boyu 9-11 cm dir. Bir penisin işlev görmesi için bu boyda olması yeterlidir. Penis boyu kişinin boyu ve kilosu ile orantılı değildir. Hele el ayak, burun büyüklüğü ile hiçbir ilgisi yoktur. Bu bilgiler sadece arkadaş ortamında yapılan espri ve geyik muhabbetleridir. Bilimsel bir dayanağı yoktur. İdeal penis boyu diye bir kavramda yoktur. Ancak İdeal bir peniste boy ve işlev bir arada olmalı denilebilir.
Penis boyutu genetik olmakla birlikte, iklim, ırk, gibi etkenlere göre değişir. Mesela Çinliler de küçük, zencilerde büyüktür. Sıcak iklimde (Mesela Arabistan, Afrika) yaşayanların penisi büyüktür. İranlılarınki kalın, İtalyanlarınki ince kabul edilir. Türk erkeğinin penis standardı 13-14 cm kabul edilir.

Penis ya gerçekten küçüktür veya küçük olduğu saplantısı vardır. 

Penis Küçüklüğü sebepleri:
1- Pensin yanlış ölçülmesi: Birçok erkek veya ergen penis ölçmeyi bilmez ve yanlış sonuçlar, yanlış sonuca götürür.
Penis, kemiği ve kıkırdağı olmayan elastik bir organ dokusu olduğu için yumuşaktır ve sarkar. Bu nedenle inik penis ucundan tutulup hafif gerdirilmeli ve kök kısmı ile başının en uç kısmı arasında kalan bölge bir cetvelle veya mezura ile ölçülmeli. Ereksiyon yani sertleşmiş penisi gerdirmeye gerek yoktur. Gene kök ile baş arasındaki mesafe ölçülmelidir.

2- Penis kökü çevresi yağ dokusu ile kaplıysa, penisin kök kısmı bu yağ dokusu arasında kalır ve penis 2cm daha kısa gibi görülür. Bu aslında küçüklük değil penisin gömülü olmasıdır. Genellikle tombalak, şişman erkek çocuklarda böyledir. Bu yağların eritilmesi veya estetik cerrahi ile alınması penisi 2 cm daha uzun gösterir. Böylece gerçek penis boyutu ortaya çıkar.

3- Penis 3-4 cm’se ve gelişmemişse buna mikro penis denir. Bu durum hormon eksikliğinden ileri gelir. Beyinden ve testisten salgılanan hormon eksikliğinde olur. Penisin gelişimini sağlayan hormon testosteron hormonudur. Bu hormon eksikliğinde takviye tedavisi ile penis gelişir. Ama gelişimini tamamlayamayan penise testosteron hormonu fayda vermez. Aksine bu penis büyütmek için doktor kontrolü olmadan bu hormonu kullanan erkeklerde ses incelir, göğüsler büyür ve kalça genişler yani kız görünümü meydana gelir.
Penis küçük olduğu takıntısına kapılanlar;
Erkeklerin %80 i penis konusunda şikâyetleri vardır. Penis boyu, penis şekli, penis güçsüzlüğü, sertleşme, erken boşalma en sık şikâyetlerdir. 

Bu kişiler penisleri normal boyda veya standart boyda olduğu hâlde küçük olduğunu düşünen bunu kendisine dert, takıntı, kuruntu, problem, stres yapanlardır. Aslında bunların kaygısı penislerinin küçük olması değil penisin işlev görmeyecek, partnerini tatmin edemeyecek korkusudur. 

Penis takıntısı olan ve özgüvenini kaybeden, bunu kendine dert eden erkekler ereksiyon güçlüğü, erken boşalma, cinsel ilişkiden zevk alamama ve cinsel isteksizlik gibi pek çok sorunla karşılaşırlar. Sabit düşünce ve takıntı kendilerini devamlı meşgul ettiği için bu şikâyetler ortaya çıkar.
Penis boyunu takıntı haline getirmeyen erkeklerin cinselliği daha doyurucu ve eşini daha mutlu ettikleri araştırmalar ile ortaya çıkmıştır.

Penis boyunu dert etmeden cinsel hayatı daha düzene sokmak için:
1- Eşler bir birine güvenmeli, birbiri ile samimi olmalı ve her konuyu açık, açık konuşabilmeli, birbirini sevmeli ve saygı duymalı şefkat göstermelidir. İstek ve beklentilerin paylaşılması, yeterli ön sevişme yapılması gereklidir
2- Orgazmın sadece penis boyu ile ilgili olmadığını bilmeleri gerekir. Orgazm beyinde gelişen bir olaydır. Penis boyu ve kalınlığı ile tatmin, orgazm arasında ilgi yoktur. Orgazm, tatmin ayrı şeyledir. Kadının kulağına tatlı dille söylenecek güzel söz bile kadının tatmin olması için yeterli olabilir.
Erkek zaten boşalınca orgazm olur. 
Kadında vajinal orgazm için penisin ucunun rahim ağzına kadar ulaşması önemlidir. Bunun için ortalama 9-10 cm uzunluk ve 1.5-2 cm kalınlık yeterlidir. Zaten Türk kadının vajina standardı 8-9 cm dir. Normal bir penis vajinanın dibine kadar ulaşır. Bundan daha büyük penisler kadına zevk değil acı verir. 
Erkek kendisini kadın orgazm makinesi gibi görürse elbette penis boyundan şikâyet edecektir. Kadın vajinasının hassas bölgesi iç ve dış dudaktan itibaren 4-5 cm içeridedir. Bu duruma göre 9 cm lik penis kadını çok rahat orgazma ulaştırır. Kadın sürtünme ile bile orgazma ulaşabilir.
3- Ruha odaklı sevişme tekniklerini öğrenip uygulamaları da gerekir. Fantezilerin faydası olabilir. 
4- Penis boyuyla cinsel performans arasında doğrudan bir ilişki bulunmaz. Şayet takıntı varsa penis boyundan daha önemli olduğunu gerçeğini kabul etmek gerekir. Penis boyu sadece psikolojik tatmini sağlayabilir, Kalın bir peniste cinsel zevki arttırabilir. Ama cinsellikte penis boyundan çok işlevi ağırlıklıdır, Duygusal birleşmenin olmadığı ve tam ereksiyon sağlayamayan bir erkek penis boyu normal olsa da eşini mutlu edemez. 
5- Bunun için söylenen en meşhur deyişler şöyledir: 
‘ Önemli olan boyu değil işlevidir.
‘Ne uzunu ne kalını, en makbul olanı, içinde en çok kalanı’
6- Boy mu işlev mi sorusuna verilecek en güzel cevap aslında "duygu"dur. Duygu cinselliği yaşamaktır.
7- 8- 18 cm üstü penisler genelde ilişki sırasında zevk yerine acı vermektedir.

Penis boyu takıntısı ve anksiyete erkekler arasında çok yaygındır. Ergen, ergenlikten çıkan birçok erkeğin derdidir. Eğitimli olsun olmasın birçok erkekte bu hastalık vardır.
Dünya ataerkil (Erkek egemen toplum) bir yapı üzerine kuruludur. Ataerkil toplumlarda penis gücü temsil eder. Kılıç, mızrak, kargı, cirit oynamak hep penisin şuur altındaki görüntüsüdür. Hatta Hacivat ve Karagöz oyunlardaki Hacivat’ın elindeki sopayı devamlı sallaması penisi sallamak manasına gelir. Böylece erkek kendini güçlü hisseder, rakibine üstünlük kurmak onu egemenlik altına almak ister.
Sigmund Freud çocuğun cinsiyete ilgisi 3-5 yaşları arasında başladığını yazar. Bu döneme Fallik dönem der. Bu dönemde çocuğun ilgisi cinsel organlardır. Erkekte penis, kızda vajina dikkati ön plandadır. Zaten uzmanlar bu yaşlar arasında çocuğun sünnet edilmesini tavsiye etmemektedirler. Çünkü çocuk her şeyi olan penis kesilecek yok edilecek manasını çıkarır. Penisin önemi bu yaşardan gelir ve ergenlik sonlarına kadar devam eder. Ona göre her şey penis ve erkekliğin simgesi gene penistir.

Penis boyu takıntısının ve anksiyetenin asıl nedeni, rekabet ve güç duygusudur. Mesele penisin boyu değil, kişinin onu algılama biçimidir.
Yani onun için önemli olan kaç cm olduğu değil algısındaki penis boyudur. Bu şeklide penisinin küçük olduğunu algılayan kişi, bilinçaltında, eşini daha iri penisli birine kaptırma endişeleri ve kaygıları olur ve bu bilinçaltında yer eder. 
Çocukların birbirine göstererek penis kıyaslamaları hatta yarıştırmaları bundandır. Penis büyük olmazsa tam erkek olamayacakları, evlenince kısır veya eşini tatmin edemeyecek korkuları, yanlış cinsel bilgi böylece bilinçaltına yerleşir.
Penis, tek başına düşünüldüğünde büyük ya da küçük ol(a)maz. Kişinin böyle algılamasının nedeni kendi penisini başkaları ile kıyaslamadır.
Sonuç olarak şunu diyebiliriz; Penis boyunu kendisine dert edenler takıntı ve anksiyete (kaygı) bozukluğu içindedir. Gençlerin takıntı yanında asıl problem penis değil anksiyetedir yani kaygı bozukluğu. Hanımıma karşı mahcup olur muyum? İlerde eşimi mutlu eder miyim? Eşim beni aldatır mı? Eşimle bu yüzden ayrılacak mıyım? Gibi sadece kaygı bozukluğu yaşamaktadırlar. Bu kaygı bozukluğu tedavi edilebilen bir hastalıktır.

Penis büyütmek için bilinen doğru ve yanlışlar:
1- Penisi büyütmek için yapılan ilaç ve alet kullanımı, cerrahi müdahale kalıcı bir çözüm getirmemekle birlikte risk ve yan etkileri çok fazladır.
2- Cerrahi operasyonlar ancak çok gerektiği halde yapılmalıdır. Ameliyat izi, ameliyat parçası kalıntısı gibi yan etkileri yanında buradaki damar ve sinirlerin kesilmesi nedeni ile sertleşme sorunları da yapabilir.
Ayrıca bu operasyonlar devlet hastanesinde yapılmadığı için serbest piyasada 7-8 bin lira gibi bir maliyet gerektirir.
Anestezi, narkoz riskleri de elbette olacaktır. Bunlara rağmen ameliyat olup pensini 2-3 cm büyüten olmuştur.
En iyisi kendiniz ve doktorunuzun ortak karar vermesi.
3- Penisi büyüten hiçbir ilaç, bitkisel ilaç yoktur. Piyasada satılan ve internete satışı sunulan her ilaç ve bu kisve altında satılanlar aldatmaca kandırmacadır.
Üstelik Sağlık Bakanlığı onayı var deyip, küçük, okunmaz puntolarla yazılan yazılarla ilanların altına konulmakta ve insanlar aldatılmakta takıntıları istismar edilmektedir. Sağlık Bakanlığı bunların hiç birine ruhsat vermemiştir. Sade Köy işleri ve Tarım Bakanlığı bitkisel kökenli olmasına dayanarak ruhsat veriyor ama etkisi hakkında bir şey söylemiyor.
Hele aktarlarda açık halde satılan ve her biri mikrop yuvası, ne olduğu belli olmayan bitkiler faydadan ziyade zarar veriyor.
Bunların karaciğer ve böbreklere zararlı olabileceği de çok açıktır.
4- Penis vakum pompalar penisi büyütmekten ziyade penise zarar veren aletlerdir. Penis damarındaki kanı emerek ve penis dokusu içine hapsederek penisi şişiren bu pompalardan fayda bulan bir kimseyi ne duyduk ne de gördük.
Ama bunu kullanıp sertleşme sorunu yapan ve peniste kalıcı deformasyon, eğrilik, şekil bozukluğu yapan çok hasta gördük.
5- Penis gerdirmek için kullanılan aletler (Traksiyon aletleri) gene aynı sebeplerden dolayı fayda yerine zarar verir.
6- Büyük ve uzun bir penis yerine,  uzun süre sertliğini koruyabilen daha küçük bir penise sahip olmak daha avantajlıdır. 
7- Penis takıntısı sadece erkeklerde değil kadınlarda da vardır. Yanlış ve eksik cinsel bilgi kadının da böyle olumsuz bir düşünceye sevk ederek küçük penisle orgazm, tatmin olmama arasında ilgi kurabilmektedir. Hele bunu erkeğe yansıtırsa durum daha da vahim bir hal almaktadır.
8- Hipnoz cinsel terapi olumlu sonuçlar vermektedir. Bu işle uğraşan bir psikiyatri uzmanı bulmak lazım.
9 Penis takıntısı olanların sayısı toplumda fazla yer tutmaz. Ama psikolojisi bozulan bu ergenler interneti aktif kullandıkları için herkeste bu dert varmış gibi algılanır.
10- Bu ergenler genellikle internetten porno seyrettikleri için (Ben bunlara "Pornocu" diyorum.) orada ilaçlarla suni olarak şişirilmiş penisleri görüyorlar birde kendi penislerine bakıyorlar takıntı halinde penislerinin küçük olduğunu zannediyorlar ve aşağılık duygusuna kapılıyorlar. 
11- Sizin penisinizle dalga geçen kadınlara sizde vajinasının ne kadar büyük olduğunu söyleyin. 

Sonuç ve Tavsiyeler: 
1- Her şeyden önce penisiniz 9-11 cm’se takıntı yapmaya gerek yoktur. ‘Önemli olan boyu değil işlevidir’ sözü size düstur olsun. Bunu kendinize dert ederseniz sizde takıntı, kuruntu, evham hastalığı başlar. Ki bu psikolojik hastalıklar küçük penis hastalığından daha kötüdür. Ömrünüzü çekilmez hale getirir. Hayattan zevk almanızı engeller. 
2- Medyanın olumsuz etkilerinden kendinizi koruyun. Bilhassa pornolardan uzak durun. Pornodaki uzun penislere, saatlerce süren geç boşalmalara aldanmayın. 
Buradaki edineceğiniz yanlış bilgiler sizi başta aşağılık duygusu olmak üzere birçok psikolojik hastalığa yakalanmanıza neden olur. 
3- Doğru bilgiler edinin. Bu hususta güvendiğiniz yazıları okuyun. Penis boyunu uzattığını iddia eden sitelerden uzak durun. Bu siteler kasıtlı olarak mallarını satmak için penisi küçük gösterdiklerini unutmayın
4- Arkadaş çevrenize dikkat edin. Bilgisiz, cahil, size zarar verecek arkadaşlardan uzak durun.
5- Penis boyu normal sınırlarda olduğu halde hâlâ penisinizin küçük olduğunu düşünüyorsanız, takıntı olmadığını düşünseniz bile bir psikiyatri uzmanından yardım almaktan çekinmeyin. Psikiyatrinin yapmış olduğu hipnoz tedavisinin faydalı olduğu bilimsel olarak ispat edilmiş olduğunu unutmayın.

DİĞER YAZILARIMIZ:
Penis Boyu Neden Önemlidir?
Genelev Gerçeği
Varikosel
Masturbasyon hakkında bilmek istedikleriniz.
Erken Boşalma ve Tedavisi
Sertleşme Sorunu ve Tedavisi 
Prostat Hastalıkları ve Prostat İltihabı 
Eşcinsellik ve Homoseksüellik
Porno ve Zararları
Böbrek Hastalıkları
Böbrek ve Oruç 
Sünnet 

Genelev Gerçeği

Genelev erkeklerin şehvetini tatmin için para karşılığında kadınlarla ilişkiye girdiği yerlerdir.
Randevu evleri daha özel yerlerdir. Ama sonuçta amaç aynıdır.
Burada kadınlar bedenlerini para karşılığında satarlar. Tabi ki bedeninin belirli bölgelerini. Mesela genelevde kadın göğüslerini ve dudaklarını, kalçalarını pazarlık dışında tutar.

Genelevin diğer isimleri: Aşağı mahalle, Kırmızı Fener, koltuk, kerhane, umumhane, fakülte, Hollanda Amsterdam da Red Light District denen mahalle vardır.

Buralarda hiçbir kadın kendi isteği ile çalışmaz. Kadınlara senet imzalatılır böylece ekonomik bağımsızlığı elinden alınır. Uyuşturucu ve alkol alışkanlığı ile maddi ve manevi bağımlılık sağlanır. 
İnsanlık ve kadın onurunun hiçe sayıldığı, ayaklar altına alındığı yerlerdir.

Genelevlerin patronu bir kişi gözükse de aslında devlete vergi veren işletme müesseselerdir. Meşhur Genelev patroniçesi Matild Manukyan (Ermeni) yıllarca Türkiye vergi şampiyonu olarak birçok meşhur firmaları, holdingleri sollamıştır. Yani onlardan daha fazla kazanmış ve bu kazancını vergi olarak devlete ödemiştir.
Bu durumdan devlet nasıl faiz, kumar gelirinden memnunsa gelen bu fuhuş parasından da memnundur.

Devlet genelev kadınlarını kayıt altında tutmak için onlara vesika vermektedir. Vesika ticari taksi plakası gibi sayısı bellidir. Türkiye de sayısı 3000 civarındadır. Yani çalışan kadın sayısı 3000 civarında olup bu sayı artmaz, eksilmez. 1968 yılında baş rolleri Türkan Şoray ve İzzet Günay’ın oynadığı "Vesikalı yarimim" filmi, Türkiye de genelev sorununa parmak basmış olsa da yeterli değildir.
Birde 1967 yılında Sadri Alışık’ın ve Fatma Girik’in oynadığı ‘Kız kolunda damga var’ filmi aynı amaçla çekilmiştir. Bununla ilgili birde şarkı olmalı.
Zannederim o zamanlar genelev kadınlarının koluna damga basılıyor,aynı hayvan damgalar gibi damgalanıyormuş. Kadınların ne derece aşağılandığı bir gerçektir. 

Genelevlerin gerekli olduğunu savunanların fikirleri genellikle şunlardır:
1- Genelev olmazsa tecavüzler çok artar. Bunun hakkında bilimsel bir çalışma yapılmamıştır. Sadece fikirdir. Bugün genel ev olmayan birçok şehirde tecavüz olayları artmamaktadır. Tecavüz bir ruh hastalığıdır. Genelev olsa da olmazsa da tecavüz olacaktır.
İnsan güdülerini kontrol etmesini bilmelidir. Kontrol edemiyorsa hayvanlardan farkı yoktur.

2- Genel evlerde kadınlar devamlı kontrol edildiği için cinsel yolla bulaşıcı hastalıklar kontrol altına alınır. Bu da doğru bir şey değildir.
Buradaki kadınlar üç ayda kontrol ediliyor, belki de ayda bir. Fakat şu bir gerçek ki cinsel yollarla bulaşan hastalıkların çoğu genel evlerden kapılıyor. Çünkü kadın hastalığı kaptığı andan itibaren 1 ay süre ile bulaştırıcıdır. 
Bir erkekle yattıktan sonra güzel temizlenmeyen bir kadın 10 dakika sonra başka bir erkekle yatarsa (ki çok defa böyle oluyor) hastalığı 2 ci erkeğe doğrudan bulaştırır.

3- Genelev olmazsa kadınlar bunu açık pazar halinde yapar iş kontrolden çıkar: Doğru bir şey değildir. Polis ve ahlak zabıtalarının müdahale ettiği bir yerde fuhuş artmaz. Devlet tarafından göz yumuluyor ondan dolayı fuhuş artıyor.

Genelevleri savunanların dayandığı noktalar bunlardır. Devlet vergi geliri için göz yumduğu genelevlerin sakıncalarını görmezden geldiği, üzerinde durmadığı nokta budur. Böylece genel evlerde birçok gencin hayatı kararmaktadır.

Erkekler neden geneleve gider?
1- Gençlerin birbirini "Milli olmak" amacı ile teşvik etmeleri.
2- Ergenlerin yeni bir kimlik arayışı ve cinsel kimliğini bulma isteği.
3- Evli erkeklerin evlerinde aradığı mutluluğu genelevde bulacağını zannetmesi.
4- Merak. Nefsine uymak.
5- Sertleşme sorunu olanların acaba başka bir kadında denersem sonuca ulaşır mıyım merakı.
6- Ergenlerin erkekliğini ispatlamak için mutlaka gerekli olduğunu zannetmeleri.
7- Zevk ve şehvetinin çok olduğunu ve geneleve gitmenin çare olduğunu zannetme.
8- Cahillik, genelevlerin zararının bilinmemesi. Bu müessesin devlet tarafından işletildiğinin düşünülmesi.Zararsız ve sakınca olmadığının zannedilmesi.
9- Arkadaşların "Evlenince başarılı olmasın" diyerek yanlış bilgi vermesi

Genelevler gitmenin sakıncaları ve zararları şunlardır:
1- Tıbbi Sakıncası: Genelevden bulaşan bir mikrop prostata yerleşirse prostat iltihabına dönüşür. Bu mikroplar çok dirençli ve verdiği zarar çok fazla olduğu için tedavisi zor ve çok uzun sürer. Şikayetler daha şiddetlidir. Başka bulaşıcı hastalıklar da olabilir. Bunlar frengi, AİDS, HPV dediğimiz virüslü sivilce, mantar, üretrit, klamidya enfeksiyonu dediğimiz penisin akıntılı hastalığı en sık görülenleridir.
Oradaki kadınlar temiz diyemeyiz. Daha önceki bir kişide hastalık varsa, kadın temizlenmeden (temizlense bile) ikinci bir kişi ile temas olması hastalığın bulaşmasına neden olur.

2- Psikolojik Sakıncası: Arkadaşları arasında milli olmak için gönderilen bir ergen orada geçireceği ruhi ve psikolojik travmayı ömür boyu  üzerinden atamayarak psikiyatri hastalığına neden olabilir. Bunlar psikolojik erken boşalma, sertleşme sorunları, aşağılık duygusu, güvensizlik sinir, stres, ruhi depresyon, ruhi deformasyon, hayal kırıklığıdır. Bu hastalıkların hepsi genelev kökenlidir. 
Çok defa evlilik hayatındaki cinsel hayatı hayal ederek giden kimseler aradığını burada bulamıyor ve hayal kırıklığına uğruyor. Kendi ailesi ile genelev kıyaslanır mı? Kadının aceleci olması, sertleşmeyi aceleye getirmesi, erkeklerden intikam almak amacı ile erkeği küçük görmesi, kişinin penisi ile dalga geçmesi bu psikolojik sorunları beraberinde getiriyor.
Aşağılık duygusu, mahcup olma, depresyon, çekingen olmak, güvensizlik kişide penis küçüklüğü takıntısı, erken boşalma, sertleşme sorunları olarak ortaya çıkar.

3- Ahlaki ve Sosyal Sakıncası: Burada çalışan kadınlar zavallılardır. Hepsinin annesi babası, kardeşi vardır ve istemeden bu yola düşmüşlerdir. Müşterisinin bir anlık zevki için kendini feda eden kimselerdir. Birilerinin kız kardeşi, anası halası, teyzesidir.
Hiç kimse anasının bacısının burada çalışmasını istemez. Peki, bu kadınların abisi, babası yok mu? Onlarda toplumun bir bireyi değil midir?

4- Kişisel Sakınca: Kişi sağlıklı bir düşünceyle bile genelevin sakıncasını mantığın da bulabilir.
Kalbinin derinliklerinde bu işin yanlış olduğunu bilir.
Birçok erkeğin el vurduğu bir et parçasına kendinin el vurması ve bundan zevk alması nasıl bir düşüncedir?
Bulaşıcı hastalık kapma riski (Aids gibi ölümcü hastalıklar dâhil), psikolojik hastalığa yakalanma riskini göze alarak, üstelik bunun için para vererek yapmayı hangi akıl hangi mantık hangi düşünce kabul eder?

5- Dini Sakıncası: Bu işlem zinadır. Allah yasaklamıştır. (İsrâ Suresi Ayet 32, Nur Suresi Ayet 2). Zina insanı helake (yok olmaya, Cehenneme) götüren ikinci büyük günahtır. Bilmeden gaflet ile yapılmışsa ahrette büyük cezası vardır. İnanan insanlar için böyledir inanmıyorsa,zaten mesele yoktur. Ama kendini samimi olarak İslam dininden kabul eden ve bunu his eden kimse İslamın emirlerine uymak zorundadır.
Bence geneleve gidip zina yapmanın en sakıncalı durumu budur. Allah'ın yasakladığı bir şeyi yapmak Allah' a ve peygambere savaş açmaktır. 
‘Ben seni Allah olarak tanımıyorum emirlerine uymuyorum’ demeye cesaret ister. Bir anlık zevk (zevk olsa bari) dünya ve ahreti kaybetmek akıl kârı değildir. Şahsen ben Allah'a savaş açmam/açamam, açacak olana da yol gösteremem. Bunun hesabından korkarım.

SONUÇ ve ÇARE:
Erkeklerde terbiye edilmemiş bu nefis, devlette bu ilgisizlik ve vergi hevesi oldukça genelev problemi devam edecektir.
Her insanda nefis vardır. Bu nefis kişinin hayatını idame ettirmesini sağlar. Yemek, içmek, soğuktan barınmak nefsin istekleri olduğu gibi neslini devam ettirmek nefsi de kendini cinsel birleşme ile gösterir. Çoluk, çocuğa, torun ve torbaya karışmak ister. Bu duygu insanın içgüdülerinde vardır.
Cinsel istek, nefis, zevk nesli devam ettirme güdüsü normal yollardan yapılmalıdır. Nesli devam ettirme cinsel yolla olacağı için cinsel hayatı meşru yollardan sağlamak gerekir. Bunun yolu dini ve ahlakî olarak evliliktir. Bu nedenle evlilik dışı ilişkiler dini, ahlakî olarak toplumda ve sosyal hayatta hoş karşılanmaz. 
Günümüzde evlilik yaşı ileri yaşlara kaymıştır. Bunun ekonomik ve sosyal birçok sebebi vardır. 25-30 yaşına gelen bir genç 
evlen(e)memektedir. Evlenmek için haklı olarak sosyal hayatını düzene sokmak istemektedir. (Ekonomik özgürlük, evlenmede seçicilik, meslek sahibi olmak, kariyer yapmak gibi.).  Peki bu gencin cinsel ihtiyaçları nasıl karşılanacak? Cinsel ihtiyaç aynı ekmek, su ihtiyacı gibidir. Bunların karşılanması gerekir.

Masturbasyon hakkındaki kitapçığıma şu linkten bakabilirsiniz:

https://www.dralihatay.com/soru-ve-cevaplarla-masturbasyon.html

Sonuç ve Tavsiyeler:
1- Her şeyin başı eğitim olduğu için gençleri bu hususta eğitmek gerekir. Aile, okul eğitimlerinde cinsel konular hakkında sağlıklı bilgiler verilmeli.
2- Ergenlik çağında çocuklara sahip çıkmalı. Yanlış yollara sapmaları önlenmeli.
3- Genelevlerin yukarıda saydığımız sakıncalarından bahsedilmeli.
4- Arkadaş çevresine dikkat etmeli.
5- Evlenmeleri hususunda teşvik etmeli, destek olmalı.
6- Çocuklara nefis terbiyesi, sabrı, tevekkülü öğretmeli.

DİĞER YAZILARIMIZ:
Penis Boyu Neden Önemlidir?
Genelev Gerçeği
Varikosel
Masturbasyon hakkında bilmek istedikleriniz.
Erken Boşalma ve Tedavisi
Sertleşme Sorunu ve Tedavisi 
Prostat Hastalıkları ve Prostat İltihabı 
Eşcinsellik ve Homoseksüellik
Porno ve Zararları
Böbrek Hastalıkları
Böbrek ve Oruç 
Sünnet 

Soru/Cevaplı Cinsel İşlev Bozukluğu

İktidarsızlık teşhisi, 'erkeğin üç ay boyunca cinselliği arzuladığı halde ilişki sırasında yeterli sertliği sağlayamaması' halinde konuyor. Birkaç başarısızlık iktidarsızlık anlamına gelmiyor
Erkeklerin yüzde 80'i hayatının bir döneminde erkekçe bir sağlık sorunuyla karşı karşıya kalıyor. 

Sorunların başında hiç kuşkusuz cinsel işlev bozuklukları geliyor. Bunlar arasında en çok dikkat çeken de yüzde 10 görülme sıklığıyla iktidarsızlık. Yaşla birlikte yükselen iktidarsızlık oranları erkekleri ciddi anlamda telaşlandırıyor. İktidarsızlığın görülme oranı 70 yaşında yüzde 20, 75 yaşında ise yüzde 50'ye kadar yükseliyor. Gerek diğer cinsel işlev bozuklukları gerekse iktidarsızla ilgili tedaviler artık Türkiye'de rahatlıkla yapılabiliyor. Doğal viyagralardan mutluluk çubuğuna, haplardan psikolojik terapilere kadar uygulanan her türlü tedavi yöntemini konunun uzmanı ünlü doktorlarla görüştük. 
Bu dizide kadınlara da ilişkilerini hareketlendirecek ve sorunlara çözüm olabilecek önemli ipuçları var. 

'Sorun' üç ay sürerse… 
Profesör Dr. Halim Hattat, erkeklerin korkulu rüyası iktidarsızlığın nedenlerini ve tedavi yollarını anlatırken, bu 'komplike' durum için birçok branşın bir araya gelip teşhis koyduğunu söyledi. 
İktidarsızlık nedir? 
Tıp dilinde 'cinsel işlev bozukluğu' dediğimiz şey halk arasında iktidarsızlık diye adlandırılıyor. Ancak iktidarsız kelimesi Türk toplumunda aşağılama olarak kullanıldığından biz 'cinsel işlev bozukluğu' veya 'sertleşme sorunu' demeyi tercih ediyoruz. Üç ayı aşkın bir süre bir insanın cinsellikle ilgili arzu duyup ilişkiye girmek için yeterince sertleşme elde edememesi durumuna sertleşme sorunu adı verilir. Yani hayatının belirli bir döneminde 
tek bir kez başarısız olan insanın hemen doktora koşması gerekmiyor. Ancak bu durum altı ay devam ederse doktora başvurmalıdır. 

Hangi doktora başvurmalı? 
Yurtdışında 'cinsel fonksiyon bozuklukları'yla ilgili sorunlar tek bir doktor tarafından değil, beş altı değişik branştaki uzmanın bir arada olduğu kurullar tarafından ele alınıyor. Bu kurulda psikiyatr, nörolog, doğum kontrol uzmanı, iç hastalıkları uzmanı, üroloji uzmanı ve hormonlarla ilgilenen doktorlar bulunuyor. Değişik branşların bir arada çalışmasının nedeni sertleşme sorununun son derece komplike bir olay olması ve birçok nedenden kaynaklanmasıdır. Bu tür bir sorunu olan kişi her uzmana ayrı ayrı gittiğinde şikâyetini anlatmaktan bıkıyor ve belirli bir noktada sorununa çare aramaktan vazgeçiyor. 

Türkiye'de aynı mantıkla 1988 yılında YÖK'ün de kabullenmesiyle 'Cinsel Fonksiyon Bozuklukları Merkezi' kuruldu. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi bünyesinde kurulan merkez çok yönlü olarak hizmet veriyor. Herkesin bu merkeze ulaşması mümkün olmayabilir, bu nedenle ilk etapta ürologlara 
gidilerek yol gösterilmesi sağlanabilir. 
İktidarsızlık neden kaynaklanıyor? 
1990'lara kadar iktidarsızlık sorunlarının yüzde 90'ının psikolojik kökenli olduğu kabul ediliyordu. Ve yapılan araştırmalarda da bu ortaya çıkıyordu. Ancak 2000'li yıllara yaklaştıkça sertleşme sorununun esas büyük nedeninin organik olduğu belirlendi. Yüzde 100 organik ya da psikolojik değil ama organik nedenlerle birlikte psikolojik nedenler de etkili oluyor. Dolayısıyla biz böyle bir konuyu ele alırken üç aşamayı inceliyoruz. 

1- Organik sebepler 
2- Psikolojik sebepler 
3- İkisinin de birlikte olduğu nedenler

Organik faktörler 
Damarsal faktörler: Bunu anlatmak 
için peniste sertleşmenin nasıl olduğunu bilmek gerekiyor. Görsel veya kokusal yolla uyarılan beyin, bel kemiğinin arasındaki sinirler aracılığıyla penisi uyarır. İleti sinir sistemiyle penise ulaştığında içinde bazı maddeler salgılanır. Bu maddelerin salgılanmasında amaç damarları gevşetmektir. Damarları gevşetmekte nitrik oksit dediğimiz bir madde yapıtaşı teşkil eder. O maddenin mutlaka olması gerekir. Nitrik oksit salgısını engelleyen her hastalık ve her etken, iktidarsızlığa neden olur. 

Sertleşmenin olması için kanın penisin gevşeyen dokusunun içine dolması gerekir. Eğer damarlarda bir sorun varsa kan penisin içine yeteri kadar dolamaz veya dolsa bile kısa sürede dışarıya çıkarak sertleşme sorununu oluşturur. 
Damar sertliği de iktidarsızlığa neden olur mu? 
Damar sertliği tansiyon yapabilir ve tansiyon sonucunda da damarları gevşetip penise kan dolmasını sağlayan nitrik oksidin salgısı azalır. Bu durumda da sertleşme sorunu görülebilir.

Kaza da bir faktör olabilir mi? 
Trafik kazalarında veya herhangi bir kaza nedeniyle sinir ileti sisteminde ve bölgeye kan taşıyan damarlarda kesilme olabilir. Bu durum penise kan gitmesini engelleyerek iktidarsızlığa yol açar. 
Şeker hastalığının rolü var mı? 
Aslında diyabetin iki türlü etkisi var. Bizim hastalarımızın büyük bölümünü diyabetliler teşkil ediyor. Hem nörolojik, hem de damarsal sorunlar ortaya çıkabiliyor. Şeker hastalığı da, kontrolsüz olduğu durumlarda vücuttaki sinir sistemi üzerinde son derece olumsuz etkiler yaratır. Göz sinirlerini tahrip ederek görmeyi engelleyebileceği gibi penise beyinden mesaj ileten sinirler üzerinde de tahribat yapabilir. Bu sistemin çalışmaması da iktidarsızlığa neden olabilir. 
Başka hangi hastalıklar iktidarsızlık nedenidir? 
Alzheimer, multiple skleroz gibi beyin içinde algılamayı yapacak nöronları etkileyen hastalıklar da iktidarsızlığa yol açar. 

Alkolün ne gibi bir etkisi var? 
Alkol devamlı olarak alındığında sinir uçlarını uyuşturuyor ve beyinden gelen iletiyi etkiliyor. Böylece penisteki maddelerin salgısını azaltıyor. 
Baypas ameliyatı sonrasında birçok kişi sertleşme sorunu yaşıyor, bu durum neden kaynaklanıyor? 
Baypas sonrası aort çevresindeki dokular kullanıldığı için ereksiyonu oluşturan sinir ve damarlar da zarar görebiliyor. Ve bu nedenle ameliyat sonrası hastaların önemli bir bölümünde ereksiyon sorunu yaşanıyor. Bunda ameliyat sonrası kullanılan ilaçların da payı büyük. 

Sertleşme sorunuyla size başvuran bir erkek ne gibi testlerden geçiriliyor? 
İlk aşamada hastayla sohbet ediliyor. Hem psikolog hem ürologla ayrı ayrı konuşmalar yapılıyor. Ürolog organik anlamda geçirdiği hastalıklar, sorunları, kullandığı ilaçlar, damarsal yapısı, tansiyon, şeker gibi birçok soru soruyor. Psikolog da çocukluğundan başlayarak aile yapısı kültürel özellikleri, cinselliğe bakış açısı, eşiyle ilişkisi, işyerindeki konumuyla ilgili sorular yöneltiyor. Sonra bir tetkik formu ortaya çıkıyor. 

Kan ve hormon etkisi 
Rutin yapılan damarsal nörolojik, metabolik ve hormonal, tiroit fonksiyonları testleri uygulanıyor. Prostat kanseri var mı, karaciğer fonksiyonları normal mi, sorularına yanıt aranıyor. 

Kardiyolojik anlamda bir sorunu olup olmadığı da kardiyolog tarafından araştırılıyor. Bir ilaç verirsek alabilir mi, alamaz mı, bu belirleniyor. Eğer ortada komplike bir durum varsa, mesela sorun 10 yıldır devam ediyorsa, kişide organik ve psikolojik faktörler tümüyle inceleniyor. 
Doppler tetkiki: Damarların tıkalı olup olmadığını görmek için doppler yapılıyor. 

Erkeklerde sertleşmeyi oluşturan iki fonksiyon var. Bir, kanın dolması. İki, kanın yeterince penis içinde kalması. Doppler yarım saatlik bir incelemeyle, bunu ortaya çıkarıyor. Kişinin doppler çekilmeden önce aç olması veya özel bir şey yiyip içmesi gerekmiyor. Tek istediğimiz relaks olması. Önce hastanın normal halde damar fonksiyonlarına bakıyoruz. Daha sonra bir iğneyle ereksiyon sağlayarak sertleşme halindeki damar fonksiyonlarının nasıl çalıştığını inceliyoruz. Tam ereksiyon oluşuyor mu, ereksiyon ne kadar devam ediyor, bunları ölçüyoruz. Çünkü damarlardan kan gelebilir ama kan erken çıkar ve ereksiyon tam cinsel birleşme anında biter. 
Radyolojik inceleme: Dopplerin devamı şeklinde yapılıyor. Dopplerde görmediğimiz damarları radyolojik araştırmada görüyoruz. Erkekte ereksiyonun oluşması için ne kadar sıvıya gereksinim var, ereksiyonu ne kadar süre muhafaza edebiliyoruz sorularına yanıt buluyoruz. Bu durumların normal ve normal olmayan sınırları var. Onu ölçüyoruz. Sıvı vererek sertleşme oluşturuyoruz. Sıvının kaybolmadan peniste kalabilirliği ölçülüyor. 

Cinsellikle ilgili yanlışlar 

Erkek cinsel ilişkiyi her zaman ister ve buna her zaman hazırdır. 
Başka işlerde olduğu gibi cinsellikte de başarıya ulaşmak çok önemlidir. Her ilişki bir sınavdır. 
Erkek cinsel ilişkiyi yönetmek zorundadır. 
Sevişmek cinsel birleşme demektir. 
Erkek penisi sertleştiğinde en kısa süre içinde boşalması gerekir. 
Sevişme hakkında konuşmak ve düşünmek büyüyü bozar. 
Tüm fiziksel yakınlaşmalar cinsel birleşmeyle sonuçlanmalı. 
Her erkek kadına nasıl zevk vereceğini bilir. 
Sevişme ancak iki tarafın birlikte orgazm olmasıyla güzeldir. 
Eşler birbirini seviyorsa seksten zevk alır. 
İyi bir sevişme heyecanın sürekli tırmanması ve orgazmla sonlanması anlamına gelir. 
Mastürbasyon kötü bir şeydir ve zararlıdır. 
Cinsel ilişki sırasında masturbasyon yapılmaz. 
Erkeğin penisinin sertleşmemesi eşini çekici bulmadığı anlamına gelir. 
Cinsel birleşme sırasında fantezi kurmak yanlıştır. 
Erkek veya kadın sevişmeye hayır diyemez. 
Sevişmede neyin normal olduğuna ilişkin belirli kurallar vardır, dışına çıkılmaz.

İktidarsızlığa son 

'Mutluluk çubuğu' olarak da bilinen silikon protezlerin takılması yaklaşık bir saat sürüyor. Hastanede bir gün kalmak yeterli. Maliyet 1000-5 bin dolar, artı doktor ücreti. Kan şekeri yüksekse protez riskli

Hormon testinde ne bakılıyor, ne gibi ölçümler yapılıyor? 
Hormonlar yani erkeklik hormonu denen testosteronun yeterliliği de kan tahlili ile ölçülüyor. Erkeklik hormonunun azlığı kişide gözle de görülebiliyor. Sakallar seyrek ve az oluyor, ses inceliyor. 
Bir kişiye iktidarsızlık teşhisi ne kadar sürede konur? 
İki gün yeterlidir. Hastanın iki gece klinikte kalması ve testlerin yapılması gerekiyor. 
Testlerin maliyeti ne kadar? 
300-400 milyon lira. Hepsi paket halinde uygulanıyor. Uykuda ereksiyon testinin uygulandığı durumlarda hastanın kaldığı geceye göre değişen fiyat ödeniyor. 

Tüm testler yapıldı ve sonuçta hastada sertleşme sorunu belirlendi. Bundan sonra nasıl bir yol izleniyor? 
Elde ettiğimiz bulgulara göre uygulanacak iki tür tedavi var. 
1) Elimizdeki, sertleşme sorununu oluşturabilecek bulgulardan hangilerinin vazgeçilebilir olduğuna bakıyoruz. Örneğin alkol varsa uyuşturucu varsa, eşle ilgili sorunlar varsa, psikolojik bir sorun varsa psikoterapi öneriyoruz. Yeni evlenenlerin ilk gece sorunu da olabiliyor. 
Hiç cinsel deneyimi olmayan kişilerde, evlilik sırasında ilk kez cinsel ilişkiye girme baskısı nedeniyle sertleşme sorunları yaşanabiliyor. Bu gibi durumların çoğu cinsel bilgi yetersizliği nedeniyle ortaya çıkıyor. Cinsel ilişkiyi gösteren devlet bakanlığı kasetleri var. Biz cinsellik konusunda bilgi sahibi olmayan çiftlere bunları gösteriyoruz. Eğitim amaçlı bir izleme oluyor. Ayrıca diyabet, tansiyon ve kolesterol gibi sorunları olan hastaya öncelikle diyetle kan yağları, şeker ve tansiyonu düşürmelerini tavsiye ediyoruz. Ardından da hastaya güven aşılıyoruz. 
 

Psikolojik tedavi pahalı mı, maliyeti ortalama ne kadar tutuyor? 
Psikolojik tedavi çoğu kez fiziksel tedaviye yardım anlamındadır. Hasta psikologla 40-45 dakika konuşur. Bunun seansları da haftada bir kez olabilir. Paket olarak uygulanan bu tedavinin maliyeti de son derece düşük tutulmuştur. Ortalama 100 milyon lira civarındadır. 

2) Organik sorunlarda hastanın isteğine göre tedavi uygulanıyor. Eğer gerekli ise tedavi ameliyata kadar gidebiliyor. Bu aşamada hem psikolojik hem de ağızdan alınan ilaçlarla tedavi yapılıyor. Eğer neden başka ise mesela erken boşalma, ağrılı ereksiyon ise bu durumları ayrı ayrı araştırıp psikoterapi ve ilaç tedavisini beraber uyguluyoruz. 

İğneyle tedavi: Sertleşme sorunu yaşayan kişi cinsel ilişkiye girmeden önce penisine sertleşme sağlayacak özel bir iğne yaparak cinsel ilişkiye hazır oluyor. Bu belirli durumdaki kişilere uygulanıyor. Mesela prostat kanseri olmuş bir kişi bu yöntemi rahatlıkla uygulayabiliyor. Bu yöntem tedaviden çok, kişinin kendi kendine ereksiyon sağlayamadığı durumlarda cinselliği yaşaması amacıyla kullanılıyor. 

İğneler dolmakaleme benziyor. 
İğneyi hasta partnerinden gizli yapabiliyor. 
İlişkiye girmeden 15 dakika önce partnere belli etmeden yapılan iğne sertleşmeyi sağlıyor ve yaklaşık iki saat sürüyor. 
İdrar yolundan ilaç: İğne benzeri bir uygulama diyebiliriz. Hasta idrar yolundan bir tüp ilaç sıkıyor ve bu sayede sertleşmeyi 
sağlıyor. Bu ilacı sıktıktan kısa bir süre sonra sertleşme başlıyor ve yaklaşık yarım saat sonra son buluyor. 
Vakumla sertleşme: Vakum cihazı negatif basınçla ereksiyon olmasını sağlıyor. 
Bu da tıpkı iğne ve idrar yoluyla sıkılan ilaç gibi belirli bir süre devam ediyor. 
Bunların maliyeti nedir? 
Eğer hastaya ilaç vereceksek tedavinin maliyeti ilaçların fiyatlarıyla ilgili. Enjeksiyonlar da aynı şekilde ilaçların maliyetiyle ilgili. 

Protez silikon kimlere takılıyor? 
Diğer tedavilere cevap vermeyen kimselere takıyoruz. Yani hasta yukarıda sıraladığımız ağızdan alınan ilaçlar, iğneler, hormonal tedaviler ve kremlere cevap vermezse ameliyat yapılır. Bazıları da ben asla ilaç istemem, iğne istemem diyor. 
Bu gibi durumlarda da tek çare olarak ameliyat yapıyoruz ve halk arasında mutluluk çubuğu olarak bilinen protezleri takıyoruz. 

Protez nasıl takılıyor? 
Protez penisin kan dolması gereken yerine yerleştiriliyor. Bu protezlerin çeşitleri var. 
Sürekli sert kalan protezler: Protez uygulamasının ilk başladığı yıllarda çıkan bu model en basit ve en ucuz protezdir. Sürekli sert olan protezleri bile öyle ayarlıyoruz ki sürekli dimdik vaziyette durmuyor. İlişki sırasında erkek isteğe bağlı olarak yeterli büyümeye ulaşıyor. Çünkü sadece penis başının kanlanması bile büyüme için yeterli. 
Protezi takan birçok erkeğin eşi bu durumdan haberdar değil. Eşi uyurken de penisine dokunursa o anda mı sertleşti yoksa zaten sert miydi, bunu bilemiyor. 

Bükülebilen ve ilişki sırasında düzeltilen protezler: Ameliyatla penis içine yerleştirilen bu protezlerin içinde bir mekanizma bulunuyor. Mekanizma tamamen derinin içinde olduğu için dışarıdan hiçbir şey belli olmuyor. Protezi takan kişi ilişki öncesinde penisinin belirli bir yerine dokunarak mekanizmayı harekete geçiriyor ve böylece sertleşme sağlanıyor. Daha sonra yine aynı sistemle penisinde yumuşama sağlıyor. 

Pompalı protezler: İlişki sırasında şişirilerek sert hale getiriliyor. Penisin yanında elle kumanda edilen bir buton var. Buraya basılarak şişiriliyor ve yeniden bir düğmeye basılarak küçültülüyor. Bu buton ameliyat sırasında derinin altına yerleştirildiği için dışarıdan kesinlikle gözükmüyor. Hatta birçok kişi bunu partnerine belli etmeden kullanıyor. 
Partner erkekte protez olduğunun farkına bile varmıyor. Butona basıldığında protezin içindeki sıvı protezin ucuna doğru ilerlediği 
için sertleşme meydana geliyor. 
 

En iyisi pompalı veya bükülen protezler ise niye diğer protezi tercih edenler var? Fiyat farkı nedeniyle mi? 
Fiyat önemli değil, yani aralarında çok büyük fiyat farklılıkları yok. Ancak kişinin fiziksel durumu pompalı tipi uygulamaya yeterli olmayabilir. Örneğin elini kullanamayan bir kişi ilişki anında pompalı protezi şişiremez. Ya da çok şişman, çok yağlı veya diyabeti vardır, metabolik problemi vardır, bu gibi durumlarda da kişi pompalı ve düğmeliyi kullanamaz. Ayrıca yaşlı insanların fiziksel durumu böyle hareketleri yapmaya müsait olmayabilir. Biz bu durumlarda ameliyat öncesinde eşlerin de fikrini alıyoruz. 

Protez ameliyatı ne kadar sürüyor? 
Hasta ameliyata girdiği gün bile hastaneden çıkabilir. Ama yaşı ve diğer vücut fonksiyonları uygun değilse bir gün yatırıyoruz. Örneğin hasta diyabetikse bir gün hastanede kontrol altında tutmak istiyoruz. Ameliyat gününden bir gece önce akşam hastaneye yatan kişiyi sabah ameliyat ediyoruz. Ameliyathanede ilk hasta olmasına özen gösteriyoruz. 
Çok hassas bir ameliyat olduğu için mikrop kapmaması açısından böyle bir uygulamaya gerek duyuyoruz. Ameliyat bir saat civarında sürüyor ve genel anestezi yapılıyor. Bazen narkoz alamayacak durumda olan hastalara lokal anestezi de yapıyoruz. 

Protez kimlere takılmaz? 
İdrar yolu enfeksiyonu olan hastalara bu uygulama yapılmıyor. Ereksiyon oluşturacak nörolojik sebepler ortadan kaldırılmadan 
ameliyatı gerçekleştirmemiz mümkün değil. Ayrıca alerjik bünyesi olanlara da bu ameliyatı yapamıyoruz. Çünkü alerjisi olan kişi vücuda başka bir madde kabul edemeyeceği için protezin takılması sakıncalı oluyor. Yaşı çok ileri olanlara, 70'li yaşların ilerisinde olanlara bu protezi takmayı tercih etmiyoruz. Ayrıca kişinin bu ameliyatı olmadan önce eşinin onayını almış olmasına özen gösteriyoruz. Eğer eşinin onayını almazsa ameliyatı kabul etmiyoruz. Diyabetikse, kardiyolojik sorunu varsa kardiyologunun onayını almadan ameliyatı yapmıyoruz. 

Ne gibi riskleri var? 
Ameliyat sonrası alerji ve enfeksiyon bakımından çok önemli. Kan şekeri 400-500'lerde olan hastaya bu ameliyatı yapmıyoruz. Tansiyonu yüksek olanlarda risk var. Bir de her ameliyatta olduğu gibi anesteziden kaynaklanan riskler var. 

Protezin maliyeti nedir? 
Protezle ilgili maliyetler 1000-5 bin dolar arasındadır. Bu protezin kendi maliyetidir. Ayrıca buna hastanın seçtiği hastaneye göre bir de hastane masrafı eklenecektir. Örneğin biz devlet hastanesini mesela, Cerrahpaşa'yı örnek alırsak ameliyat 1.5 milyar lira civarındadır. Ameliyatı bir hocanın yapacağını düşünürsek 1 milyar lira civarında artı maliyet olur. 

Bunlar özel sigortalar tarafından kabul edilen ameliyatlar değildir. Emekli Sandığı protezin bazı modellerini ödüyor. Ancak bu uygulama protezin basit modelleri için geçerli. 

Protezin içinde ne var? 
Bu tam bir silikon değil. Ama alerji yapmayan ve silikona benzeyen bir madde. Bazılarının içinde sıvı, bazılarında ise özel gümüş tel var. İçinde hava da olabiliyor. 

Protez bir kere takıldığında kaç sene kullanılabiliyor? 
Protezler üretilirken sertleşme ve bükülme hesabı yapılıyor. Bir insanın ömür boyu kaç cinsel ilişkiye girebileceği, yüzde hesabıyla 
hesaplanıyor. Bu nedenle protezi takan kişi ekstra bir durum olmadığı sürece ömür boyu kullanabiliyor. 

Bu ameliyat için bir alt ve üst yaş sınırı var mı? 
18 yaşında kişi de bunu taktırabilir. Örneğin doğumsal diyabeti var, ayrıca bir kaza sonucu sinirlerinde veya damarlarında oluşan kesikler nedeniyle iktidarsızlık çıkmış olabilir. Bu nedenle yaşı küçük olsa da bu ameliyat yapılır. Üst yaş için de bir sınır var. 

Protez çubuk üremeyi olumlu veya olumsuz yönde etkiler mi? 
İlişkiye girmeye imkân sağladığı için olumlu yönde etki yapar. 

Uykuda ereksiyon testi 
Kişi mutlaka kliniğe geliyor ve uyuyor. İki veya üç gece klinikte kalması gerekiyor. Kalırken penisin uç kısmına ve dip kısmına iki tane prop takılıyor. Ve tıpkı kalp atımlarını tespit eden alet gibi minik bir alete bağlanıyor. Ereksiyonu tespit eden bu alet, hasta uykudayken ereksiyon olup olmadığını kaydediyor. 
Çünkü uykunun rüya fazında mutlaka sertleşme oluyor. Bu her erkekte yaşanıyor. Rüya fazına girince olan ereksiyon yaklaşık 15 dakika devam ediyor. Rüyadan çıkınca gevşiyor ve sonra rüyaya girince tekrar ereksiyon başlıyor. 
Penisin ucuna bağlı olan alet bunları kaydedince ertesi gün kaydettiği disket bilgisayara bağlanıyor ve hastanın gece boyunca yaşadığı ereksiyon durumu ortaya çıkıyor. 
Bu alet devlet hastanelerinde de var ama bütün bu sistemlerin hepsinin bir arada toplanması çok önemli. Yoksa zaman çok uzuyor ve kişi sıkıldığı için tetkikleri yarıda bırakabiliyor.

Riski düsürmek için! 
Doç. Dr. Teoman Cem Kadıoğlu, Türkiye'de iktidarsızlık oranı ve iktidarsızlığa yol açan etkenleri anlattı. Doç. Dr. Kadıoğlu, iktidarsızlığın psikolojik etkenleri arasında 'ilk deneyimin kötü geçmesi, arkadaşların anlattığı abartılı cinsel hikâyeler ve çocuklukta geçirilen travmaların bulunduğunu söyledi. 

İktidarsızlığın Türkiye'de görülme sıklığı nedir? 
Toplumumuzda erkeklerin yüzde 10'unda bu sorun vardır. Sosyoekonomik durum, sağlık etkileri ve sosyal yapılardan bağımsız olarak birçok nedenden kaynaklanan sertleşme sorununun dünyada görülme sıklığı da yüzde 10 olarak belirlenmiştir. Yüzde 10 birçok kişiye son derece az bir oran gibi gelse de tıbben çok yüksek bir orandır. 

Kimlerde iktidarsızlık riski daha yüksek? 
Erkeklerde iktidarsızlık sorunu yaşla birlikte artar. Yaş 70'e çıktığında yüzde 20, 75 yaşında ise yüzde 50'lere kadar uzanıyor. 55 yaşından sonra iktidarsızlık riski hızla artıyor. 

Cinsel yaşamın canlı olması iktidarsızlığı önler mi? 
Genç yaşlarda daha canlı cinsel yaşam sürdürenlerin cinsel aktivitesi yaş ilerleyince de canlı kalıyor. Cinsel yaşamı genç yaşlardayken de az olanların yaşlanınca cinsel aktivitesinde düşüş görülüyor. 70 yaşını geçen erkekler arasında yapılan bir istatistikte bunların yüzde 80'inin seksüel açıdan aktif olduğu gözlemlenmiş. Ama bu yüzde 80'inin hepsini eşli ilişkiler değil, mastürbasyon da oluşturmaktadır. İlerleyen yaşla birlikte vücutta bazı değişiklikler oluyor. Öncelikle meni miktarı azalıyor, boşalma şiddeti azalıyor, orgazm süresi kısalıyor ve arada ikinci sertleşmeye dek geçen süre de uzuyor. 

Sertleşme bozuklukları iki çeşit: 
1-Organik: Fiziksel bünyeye ait sebep. 
2-Psikolojik: 30 yıl önce sertleşme bozukluklarının psikolojik kökenli oldukları düşünülüyordu. 70-80'li yıllarda tersine döndü ve çoğunlukla fiziksel olduğu görüşü benimsendi. Şimdi bu iki faktörün etkileşimi ve bileşkesi ile ortaya çıktığı düşünülüyor. Tabii gençlerde daha çok psikolojik, 50 yaşın üzerinde ise fiziksel sorun olduğu düşünülüyor. 

'Birden olmaz' 
Bir fonksiyon birdenbire bitmiyor. Performans stresi, yaşlanma stresi bu durumda etkili oluyor. Bazen tren rayından çıkıyor ve o an için sorun görülüyor. Ancak kısa süreli tedaviyle cinsel aktivite tekrar rayına oturabiliyor. 

Sertleşme sorununun psikolojik nedenleri neler olabilir? 
Kapalı ortamlarda büyütülenlerde yani baskı altında yetiştirilenlerde bu sorun daha sık görülebiliyor. Çocukluğunda travma geçirenlerde, ensest ya da tecavüz girişimine uğrayanlarda ayrıca ilk cinsel deneyimini yaşadığı genelevde veya başka bir ortamda 
aşağılanma gibi bir durumla karşılaşanlarda bu sorun ortaya çıkabiliyor. 
Seksüel eğitim almamışlarda, aile ilişkileri kötü olanlarda, evhamlı insanlarda da sertleşme sorunu sıklıkla görülüyor. Eşle ilgili bir sadakatsizlik sorunu da etkili oluyor. 

Beklenti yüksekse 
Beklentileri normalin üzerinde olan insanlar da sertleşme riski altında. Örneğin kahvelerde abartılarak anlatılan cinsel ilişkiler bunu ciddiye alanlarda eksiklik hissi yaratıyor ve kişi kendine güvenini yitirerek iktidarsızlık sorunu yaşayabiliyor. 
Felaketler halinde örneğin deprem sonrası da cinsel sorunlarla ilgili artış gözüküyor. Birçok kişi iktidarsızlık şikâyetiyle kliniklere başvuruyor. 

Beyinle ters orantılı 
Aynı şekilde ekonomik kriz de cinsel sorunlarda etkili oluyor. Ayrıca dulluk, partnerin kaybı da bu durumlarda çok etkili. Başarısız olma kaygısı da sorunlara neden oluyor. 
Sistem şöyle gelişiyor: İnsanın beyni yumuşayınca penisi sertleşiyor. Beyni sertleşince yani herhangi bir nedenden dolayı strese girilince de penis yumuşuyor, yani sertleşme sorunları ortaya çıkabiliyor. 

Tansiyon ve kalp ilaçları da iktidarsızlık riski taşıyor mu? 
Kan basıncını düşürmeyi amaçlayan ilaçlar sertleşme bozukluğuna neden olabilir. Bu ilaçlar tüm vücutta olduğu gibi peniste de kanlanmayı azaltır ve penise giden kan miktarının azalmasıyla da erkekte ereksiyon sorunu ortaya çıkar. Damar genişletici etkisi olan kalp ilaçları da iktidarsızlığa neden olabilir. 

Sakinleştirici ilaçlar etkili mi? 
Sakinleştirici ilaçlar uyuşturucu etkilerinden dolayı insanda sertleşme sorununa neden olurlar. Zaten sürekli uyku halinde olan bir insanın libidosunun da düşeceği tartışmasızdır. 

Dikkat, her Viagra 'Viagra' değil 
Sertleşme tedavisinde ilacın rolü ne? 
Ağızdan alınan ilaçların çoğu geçmişte kaldı. 
Viagra artık tüm pazarı kapladı. Bütün iş bir denge meselesi, peniste sertleşme olduğu anda bile sertleşmeyi engelleyecek maddeler salgılanıyor. Daha sonra bu salgılar baskın hale geldiğinde sertleşme bitiyor. Viagra'nın içindeki aktif madde, sertleşmeyi sonlandıran salgıyı frenliyor. Cinsel istek olduğunda, sevişme başladığında sertleşmeye doğru etki oluyor. Bunu azaltan etkenler ise Viagra tarafından frenleniyor ve sadece pozitif etki ortaya çıktığı için daha güçlü bir ereksiyon yaşanıyor. 

En fazla 4 saat 
Viagra bu etkisiyle psikolojik kökenli iktidarsızlığa bile çare olabiliyor. Çok ağır bir organik durumda örneğin atardamarların penise kan taşıyamadığı bir durumda Viagra etkili olamaz. Viagra alındıktan bir saat sonra kişi cinsel ilişkiye girebiliyor. Etki iki-dört saat sürüyor ve sonra da yok oluyor. 

Viagra düzenli olarak kullanılınca mı etkili yoksa tek hap şeklinde mi? 
Tek hapta istenen etki sağlanıyor. İlacın etkisi geçtikten sonra da tekrar aynı etkiyi sağlamak için başka ilaç almak gerekiyor. Alındıktan bir saat sonra psikolojik olarak da kişinin kendine güvenini getiriyor. Ve kişi bunu düzenli olarak kullandığında sorunu da psikolojikse tedavi olabiliyor. Ancak fiziksel olarak uzun vadede iyileştirici bir etkisi yoktur. Bir de işleyen demir ışıldar mantığıyla hızlı bir cinsel yaşamı olan ve çok cinsel ilişkiye giren kişi ileride bunun ödülünü alıyor. Cinsel performansında düşüş yavaşlıyor. 

Viagra zararlı mı? 
Damarların genişlemesine yarayan ilaç sadece penisteki değil tüm damarları genişletiyor. Kalbe giden damarlarda da genişleme oluyor. Bütün damarlar genişleyince kalbe ve beyne giden kan miktarı da azalıyor. Böylece enfarktüs ortaya çıkabiliyor. 
Özellikle damar genişletme için dilaltı veya nitratlı ilaç alan kişilerde, uzun süredir seks yapmamış ileri yaşlardaki insanlarda ölümle sonuçlanan vakalar görülüyor. Ama insanlar cinsel ilişki sırasında ölüm riskinin zaten arttığı bir durumda oluyor. Kişi Viagra kullanmasa bile seks sırasında kalp ritmi artar, tıpkı spor yapar gibi. Siz yaşlı olan bir kişiye spor yaptırsanız da aynı şey oluyor. 

Partner genç olunca risk artıyor 
Örneğin 79 yaşında bir kişi Viagra alıp 69 yaşındaki eşiyle de birlikte olmuyor. Yani kişi yaşlı, partneri de genç olunca bir de Viagra ile aşırı performans gösterince sonuç tabii ki tehlikeli olabiliyor. Özellikle Viagra'nın dozu çok önemli. Doktor denetiminde hangi dozun alınacağına karar verilmesi gerekiyor. Viagra doping amacıyla da kullanılabiliyor. Kişi bir rekor denemesine gitmeye çalışıyorsa faydası olur. Ama normal ilişkiye ek keyif veya güç katmıyor. 

Viagra artık Türkiye'de işportada da satılıyor. Tezgâhtan ilaç almak doğru mu? 
Tahtakale'deki işportacılara gidip Viagra alıp kafasına göre kullananları da duyuyoruz. 
Öncelikle Viagra'nın dozu çok önemli. Ancak Tahtakale'de satılan ilaçların yüzde 90'ı zaten Viagra değil. Bir kısmı Viagra görünümünde ağrı kesici. Mavi olan Viagra şeklinde ilaçlar yapılıyor. Bunlar psikolojik olarak kişiyi rahatlatabilir. Ama içinde Viagra'nın aktif maddesi bulunmuyor. 

Bazı mide ilaçlarının da iktidarsızlığa neden olduğu doğru mu, hangileri? 
Evet, mideden fazla asit salgılanmasını engelleyen bazı ülser ilaçlarının uzun süreli kullanımında bu sorun görüldü, fakat daha sonra bu yan etkiyi azaltan ilaçlar kullanıma girdi. Şişkinliği azaltan ilaçlar için bu geçerli değil

'Acele'si olanlar doktora! 
Doç. Dr. Teoman Cem Kadıoğlu, erkeklerin karşılaştığı 'erken boşalma, penis eğriliği, ilk gece korkusu' gibi sorunları ve tedavi yollarını anlattı: 

Erken boşalma nedir? 
Cinsel birleşme, gerçekleştikten sonra her iki partneri de tatmin edecek makul sürede ilişkinin sürmesidir. Pratikte bu duhulden sonra ilişkiyi en az beş dakika sürdürebilmek anlamına gelir. 

Erken boşalmanın kökeni fiziksel mi psikolojik mi? 
Çoğunlukla bu sorun psikolojik kökenlidir. Cinsel yaşamda acemilik, partnere alışık olmama, rahat ortamda bulunmama, fazla veya az istek duyma, suçluluk duygusu gibi çeşitli etkenlerden kaynaklanabilir. 

Tedavisi mümkün mü? 
Evet, altta yatan bir ürolojik sorun varsa düzeltilir. Hastaya durumuyla ilgili rahatlatıcı bilgi verilir, partneriyle birlikte uygulayacağı teknikler anlatılır. Gerekli durumlarda ilaç tedavisi yapılır. 

Eğri penisin çaresi var mı? 
Biz bu duruma tıp dilinde 'peyroni' diyoruz. Penisin sertleşen bölümlerini sınırlayan kılıfın üzerindeki kireçlenmiş plaklar nedeniyle oluşan bir hastalık. Bu genelde ağrı ve penisin eğriliğine neden oluyor. Orta yaşlı erkeklerin yüzde 5 ile 1'ini etkileyen bir durum. Genelde 40- 60 yaş arasında görülüyor. Genetik bazı nedenlerle de oluşabiliyor. Travmaya bağlı olabiliyor. 
İltihabi durumlarda ya da şeker hastalarında sıkça görülüyor. Bu, gelişen bir durum, sabit bir durum değil. Sorun ne tarafta ise penis o tarafa doğru eğiliyor. Eğim belirli bir dereceye vardığında hasta cinsel ilişki sağlayamaz ve çok ağrı çeker duruma geliyor. 

Tedavisi nasıl yapılıyor? 
Bir süre destek (ilaç) tedavisiyle bekleme süresi koyuyoruz. Yaklaşık bir sene bekliyoruz. Eğer iyice şekil bozukluğu varsa düzeltici bir ameliyat yapmak gerekiyor. Destek tedavisi çok anlamlı bir tedavi değil. Hastaların yüzde 10-20'sinde eğrilikte azalma görüyoruz. Yüzde 60'ında da ameliyat gerektirebilecek eğrilikte artma görülüyor. Bu durum sertleşme sorunuyla birlikte de seyredebiliyor. Tedavisinde bazı özel yöntemler kullanılıyor. Penisin damarlarından alınan yamalar o bölgeye çıkarılarak konuyor. Bunda tek sorun var; penis boyunda bir santim kadar bir kısalma olabiliyor. Hastanın da bu durumu ameliyat olmadan önce bilmesi çok önemli. 

Bu ameliyat ne kadar sürüyor? 
Bir-iki saat sürüyor. Hastanın bir gün hastanede yatması gerekiyor. Damar sorunu olanlara bu ameliyatla birlikte protez de takılabiliyor. Çok yüksek maliyetleri yok. 1000-1500 dolar civarında. 

Penisi büyütmek, küçültmek, kalınlaştırmak için de estetik operasyonlar yapılıyor mu? 
Evet, böyle ameliyatlar yapılıyor. Kişinin kendi vücudundaki yağlar kullanılarak bölgeye yağ enjekte ediliyor ve kalınlaşma sağlanıyor. Ancak çok düzgün bir görüntü elde edilemiyor. En çok görülen, şişman erkeklerde penisin hemen önüne gelen yağ dokusunun alınmasıdır. Yağ dokusu alınınca organ ortaya çıkıyor ve sanki uzatma yapılmış gibi oluyor. Penisin kemiğe bir askı bağlantısı var onu kestiğinizde eskisine 
göre daha uzun ve sarkık durur. Ayrıca göbek altındaki yağların alınmasıyla da büyükmüş gibi görülebilir. 

İdeal ölçüler var mı? 
Türkiye'nin penis konusundaki ortalamaları Amerika ve Avrupa'nın ortalamasından biraz düşük olmakla birlikte Çin ve Japonya'nın ortalamasından daha yüksektir. Psikolojik olarak penisini küçük bulanların çoğu da aslında yanlış düşünüyor. Aslında ideal ölçü çiftlerin ilişkiden zevk aldıkları ölçüdür. Cinsel ilişki kurmaya yetecek ereksiyon halindeki penis boyu 10-11 santimetreden itibaren normal kabul edilir. Ortalaması 12-12.5 santimetreye oturuyor. Ancak bu ırklara göre farklılık gösterir. Ama aynı şekilde kadınların cinsel organlarıyla ilgili ölçüler de ırklara göre farklılıklar gösterir.
Ama sonuçta burada amaca bakmak gerekiyor, amaç cinsel haz ve çocuk sahibi olmak ise bunların boyutla birebir ilgisi yoktur. 

Performansın ölçüsü var mı? 
Performans da göreceli bir kavram. Bir temas kurduktan sonra ikincisini kuramıyorum diye gelenler var. Ama bu kişi 50 yaşında ve 10 senedir evli. Yani kişinin beklentisi çok önemli. Doktora gidiyor ve 'Ben niye iki kez üst üste ilişkiye giremiyorum' diyor. Bu, kadınlar arasında da var. Erkekler gerçek cinsel yaşamlarını çok az konuşuyorlar, kadınlar daha fazla konuşuyor. 

Cinsel hayatta ortamın rolü nedir? 
Değişik ortamlar cinsel yaşam için çok önemli. Cinselliğin kökeni olan heyecan verici etkilerden en önemlisi de değişiklik. Partner değişikliği, cinsel isteği artıran etken. Çok uzun yıllar beraber olunan, doğumlar yapmış, fizik olarak çökmüş bir eş ne kadar fazla sevgi olursa olsun cinsel açıdan eski isteği uyandırmayabiliyor.

Başka bir ortamda erkeğin karşısına çıkan çok genç bir kadının libido uyarısı farklı oluyor. Türklerdeki kuma işlerinin nedeni de budur. Evlerine bir yeni versiyon alıyorlar ve cinsel yaşamlarını renklendiriyorlar. Bunlar toplum hayatında hep olan şeyler. 

İlk gece korkusu da ülkemizde önemli sorunlardan birini teşkil ediyor. Bu korku iktidarsızlığa neden oluyor mu? 
İlk geceye bağlı iktidarsızlıklara sıkça rastlıyoruz. Gece yarısı düğün kıyafetleriyle bir güruh acil servise girer. Hepsi de biraz çekingen ve sıkıntılıdır. Doktora 'Bunlar evlendi ama damat ilk gece başarılı olamadı' der. Çocuk denebilecek yaştaki damat önümüze gelir. Biraz soruşturduğumuzda daha önce bir kadınla birlikte olmadığını anlarız.

Bugüne kadar bildiği tek şey mastürbasyondur. Üstelik düğün gecesi içki içmiştir ve strese girmiştir. Tüm bunlar toplandığında başarısızlık söz konusu olur. Bu gibi durumlarda penise yapılan tek bir iğneyle tedaviyi gerçekleştiriyoruz. Kişinin kendine güveni gelince zaten böyle bir sorunu kalmıyor. Eşle birlikte konuşmak çok önemlidir. Bu hastalar bilgilendirici konuşma sonrasında bir daha doktora ihtiyaç duymaz. İlk gece sorunları ülkemizdeki baskıcı büyütme şeklinden kaynaklanan bir sorundur. Bu durum dünya literatürüne bile girdi. Avrupa veya Amerika'da böyle bir sorun yok. Çünkü kişi çocukluktan itibaren cinselliği normal şekilde yaşıyor ve kabulleniyor. Cinsel organını da bir tabu olarak görmüyor. Çoğu da cinselliği evlilik öncesi partneriyle birlikte yaşıyor. Hiçbir ülkede bizdeki gibi kızla çocuğu bir odaya koyup kapıda bekleme durumu yaşanmıyor. 

İktidarsızlık için bitkisel ilaçlar
Naneden kerevize 'Viagra' 
Nane: Cinsel isteği artırır. Erkekte psikolojik iktidarsızlığı giderir. 
Kuşdili: Tüm salgı bezlerini dengeli bir şekilde çalıştırır. Erkeklerde iktidarsızlığı giderir. 
Kekik: Vücudun savunma gücünü ve erkekte cinsel arzuyu artırır. 
Tarçın: Cinsel isteği artırır. 
Zencefil: Tüm vücudu uyararak bedenin ve zihnin çalışma gücünü artırır. Erkekte cinsel gücü artırır. 
Maydanoz: Bedenin yorgunluğunu ve ruhi bunalımını giderir. Libidoyu yükseltir. 
Kişniş: Erkeklerde cinsel arzuyu artırır. Günde bir kahve kaşığı kullanılır. Sinir sistemine de çok yararlıdır. 
Kırmızı biber: Cinsel isteği artırır. Ancak damar sertliği, üre ve tansiyonu olanlar yememelidir. 
Vanilya: Çeşitli nedenlere bağlı iktidarsızlığa karşı etkili. Erkeklere cinsel güç kazandırır. 
Sivribiber: Bol miktarda C, P, K vitamini içerir. Erkeklerde cinsel isteği artırır. 
Hardal: Cinsel arzuyu artırmanın yanı sıra sinirleri kuvvetlendirir. Midesi hassas olanlar, karaciğer, damar sertliği ve tansiyon rahatsızlığı bulunanlar kullanmamalı. 
Kereviz: Çeşitli iç salgı bezlerine tesir eder ve onların faaliyetlerini artırır. Bu yüzden erkeklerde cinsel faaliyeti artırır. 
Ayçiçeği: Bol protein ihtiva eder, içeriğinde bol miktarda E vitamini vardır. İktidarsızlığa engel olur. Kalp ve sinir hastalıklarına karşı koruyucu. Cinsel arzuyu artırır. 
Greyfurt: İçerdiği bol C vitaminiyle dinçlik verir. Aynı şekilde cinsel yaşama da etkisi olur. 
Çam fıstığı: Bol E vitamini var. Cinsel tükenme, buna bağlı olarak ruhi çöküntü ve kalp rahatsızlıklarına karşı etkili. 
Antepfıstığı: Protein ve E vitamini içerir. Cinsel arzuyu artırır. 
Mesir macunu 
Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi Hafsa Sultan, Manisa'da hastalanır ve hastalığına çare bulunamaz. Hafsa Sultan'ın yaptırdığı Sultan Camii Medresesi'nin başına getirilen Merkez Efendi, bitki ve baharat karışımından oluşan bir macun hazırlar. 41 çeşit baharat karıştırılarak hazırlanan bu macun sayesinde sağlığına kavuşan Hafsa Sultan, ilacın bütün hastalara dağıtılmasını ister. Ağrı, hazımsızlık ve iştahsızlıklara karşı da kullanılan mesir macunu, dünyada 'Türk Viagrası' olarak tanınıyor. 

Tarihi afrodizyaklar 
Eskiden Endülüslü kadınlar erkekleri etkilemek için eteklerinin altına kayısı yaprakları ya da kayısı çiçekleri koyarmış. 
Muz, 18. yüzyılda cennetin 'yasak meyvesi' olarak ün yapmış. 
17. yüzyılda enginar yiyenlere 'yoldan çıkmış' gözüyle bakılırmış. 
Eski bir Fransız atasözü: Kadınlar kerevizin erkekler üzerindeki etkisini bilselerdi, onu aramak için Paris'ten Roma'ya giderlerdi. Kereviz, 15. Louis'nin metresi Madam de Pompadour'nun da gizli silahıydı..

Bir testle prostat teshisi 
Doç. Dr. Teoman Cem Kadıoğlu, erkeklerin korkulu rüyası olan prostat hakkında bilgi verdi. 

Prostat nedir? 
Doğuştan itibaren her erkekte bulunan ve idrar torbasının tam çıkışını çepeçevre saran bir salgı bezidir. İdrar yollarının savunmasını yapan ve meniye katılan değişik salgılar 
üretir. Yani prostat belirli bir yaştan sonra olan değil, doğuştan itibaren tüm erkeklerde bulunan bir organdır. Ancak belirli bir yaştan sonra prostat büyümeye başlar. Bu büyüme tamamen fizyolojiktir. Saçlara ak düşmesi, derinin kırışması gibi normal yaşamın bir parçasıdır. Prostatın büyümesi için iki şart lazım: 
1- İnsanın yaşlanması. 
2- Erkeklik hormonunun olması: Yani kişinin prostat sorunu olabilmesi için erkekliğinin olması gerekir. Hadım edilmiş kişinin yani yumurtalıkları alınmış bir kişinin prostat sorunu olmaz. 
Prostatın türleri var mı? 
Prostat erkeklerin baş belası. Üç önemli hastalığı var. Bu üç hastalık organda genellikle değişik zamanlarda olmakla birlikte birbirinden tamamen ayrı olup aynı anda üçü birden de olabilir. 
1- Prostatitler: Prostatın iltihabıdır. 
İnsanı acil olarak hastaneye koşturan, idrarı yapamaz hale getiren bir hastalık. Ağırlıklı olarak gençlerde görülür. Cinsel yolla bulaşır. Hijyene dikkat etmemek de prostat iltihabına neden olabilir. Yüksek ateş ve idrar yapamama gibi şikâyetlerle başlar ve kişiyi yatağa düşürebilir. Prostat iltihabının tam tedavisi zor. Çünkü antibiyotikler bu organın içine zor geçer. 

İltihap yıllarca insanı süründürebilir. Bu nedenle bilhassa cinsel yolla bulaşan hastalıklarda çok dikkatli tetkik yapılması ve doğru tedavi edilmesi gerekir. Doğru tedavi edilmezse yıllarca bu durum devam eder ve sonucunda da kısırlık bile ortaya çıkabilir. Hastalıklı kişiyle beraber olduktan bir-iki hafta sonra idrar yolunda sızlama, kaşıntı, akıntı görülebiliyor. Bu durumdaki erkeğin mutlaka doktora (ürologa) başvurması gerekir. 

2- Büyümesi: Büyüyerek çevresinde bulunan idrar yolunu sıkılaştırması ve idrar yapmada zorluk oluşmasıdır. Bu hemen hemen herkeste normal olarak görülür. Sonuçta erkeklerin yüzde 10'u hayatlarının belirli bir döneminde prostatla ilgili bir sorundan dolayı ameliyat olurlar. Herhangi bir şekilde idrar yapmakta rahatsızlık hissedenlerin ise yüzde 30'u ameliyatlık haldedir. 

Prostat belirtileri gösteren kişi ne yapmalıdır? 
60 yaşındaki birinde belirtilerin bir kısmı var diyelim. Bu durum böbreklerine, idrar yollarına bir zarar vermiyorsa, yani iltihaba neden olmuyorsa burada kişiye bağlı bir durum vardır. Kişinin sosyal hayatı, çalışma hayatı değerlendirilir. Mesela kişi bir çiftçi ise bu tür durumlarla daha kolay başa çıkabilir. Tarlada çalıştığı için istediği zaman tuvalete gider. Ama bu kişi bir hâkim ise, bir holding yöneticisi ise mahkeme sırasında, toplantı sırasında sık sık ara vermek zorunda kalır. Bir şoförse ikide bir benzinci arar. Ama bir emekli 
istediği zaman tuvalete gidebilir. Herkesin prostatı büyür ama sadece bazıları ameliyat olmak zorundadır. Gerçekten şikâyetleri olmayan kişileri lüzumsuz yere ameliyat edersek daha mutsuz olurlar.

3- Prostat kanseri: İleri yaşlarda sık görülen bir başka türü de kanserdir. 60 yaşındaki insanlarda yüzde 30'unda, 70 yaşındaki insanların yüzde 40'ında kanser başlangıcı olacak kadar bozulmuş hücrelere rastlanır. Batı ülkelerinde trafik kazalarında ölen belirli yaşlardaki erkekler tarandığında 70 yaşındakilerin yarıya yakınında kanser görülür. Prostat kanseri erken aşamalarda yakalandığında tamamıyla yok edilebilir ve hastalıktan eser kalmaz. Ama geç teşhis edilirse, hastalık kemiklere yayılırsa sadece idare edici tedaviler yapılır. Batı ülkelerinde 40-45 yaşından itibaren PSA denilen bir tetkikle tarama yapılarak, kanser araştırılır. Kadınların meme taraması yaptırdığı gibi erkeklerin de bu testi yaptırması gerekmektedir. Basit bir kan testidir.
 
Sonraki aşamalar nelerdir? 
Prostat için başvuran insanı, tüm bu şikâyetleri değerlendirdikten sonra muayene ederiz. Bu muayene makattan parmakla yapılır. 
Hem kanser hem de prostatın ne kadar büyüdüğünü görmek açısından bu önemlidir. Mesela normalde bu kestane kadar bir organdır. Büyüyerek greyfurt kadar olur. Normalde 20 gram olan bu organ 200-250 grama kadar ulaşabilir. Dışarıdan bakılınca görülmez, makata doğru büyür. Kanser şüphesi varsa ultrason eşliğinde bir parça alınarak dokuda kanser olup olmadığı anlaşılır. 

Prostat sonrası iktidarsızlık sorunu oluşur mu? 
Bu tip ameliyatları olan insanlar genellikle yaş nedeniyle büyüyen prostatı küçültmeyi amaçlıyorlar. Bu nedenle yaşları ileri. Bir de ameliyat geçirince iktidarsızlık, en azından kendine güvensizlik dönemi olabiliyor. Kapalı prostat ameliyatı sonrası yüzde 10, açık prostat ameliyatı sonrası yüzde 15 bir iktidarsızlık riski var. Prostat kanseri ameliyatında ise iktidarsızlık riski çok yüksektir. Bir de bu ameliyattan sonra yaklaşık hastaların dörtte 
üçünde meni ileriye doğru değil arkaya idrar kesesine doğru fışkırıyor. Bu durumda da iktidarsızlık değil ama kısırlık ortaya çıkıyor. 

Önlemek için ne yapmalı? 
Sebze meyve ağırlıklı beslenme öneriliyor. Batı usulü fastfood tarzı beslenmenin prostat kanseri riskini artırdığı söyleniyor. 
Bu nedenle prostatı önlemek için yapılacak belirli bir tedavi şekli olmasa da doğal beslenmenin her türlü hastalığa olduğu gibi prostat kanserine de iyi geldiği belirtiliyor. Bitki kökleriyle ilgili ilaçlardan da bahsediliyor. Ancak bunların hiçbirinin yüzde 100 doğruluğunun kanıtlanmadığı da bir gerçek. 

Sık sık tuvalete koşturur 
Prostatı olan insanların bazılarının ya da bir kısmının yaşadığı belirtiler: 
1-İdrar yaptıktan sonra boşalamama hissi. 
2-Sık sık idrara gitme 
3-İdrarı kesik kesik yapma 
4-Sıkışık bir şekilde sık sık koşarak acil hissiyle tuvalete gitme 
5-İdrar yaparken akımın çok ince olması 
6-İdrar yaparken ıkınmak zorunda kalmak 
7-Geceleri iki ya da daha fazla tuvalete kalkma ihtiyacı 
8-İnce ve ayak dibine doğru idrar yapmak 
9-İdrar sonrası damlamalar olması 
10-İdrar kaçırma 
11-Mesanenin dolarak şişmesi ve idrar yapamama sonrası şiş bir karınla hastaneye koşturmak 

Prostat ameliyatı nasıldır? 
Kanser tespit edilmemişse hastaların çoğunu kapalı ameliyatla ya da gereğinde açık ameliyatla tedavi ediyoruz. Kapalı ameliyatlar 90 gramın altında olanlarda kullanılır. Kapalı ameliyat, cerrah uzmansa açık ameliyat kadar iyidir ve hasta daha az hastane de kalır, daha az rahatsızlık çeker. 
Prostat büyükse açık ameliyat zorunlu. Prostat ameliyatında prostat kanseri ameliyatından farklı olarak tüm prostat alınmaz. Bunu bir portakal olarak düşünün. Prostat, sulu dokunun şişmesiyle oluşur. Kanser ise bunun kabuğundadır. Kanser ameliyatında kabukla beraber tüm organ çıkıyor. 

Kapalı ameliyat nedir? 
Kapalı ameliyatta penisten fiberoptik bir aletle girerek prostatın, bir portakal oyulması gibi kazınmasıyla yapılır. 

Açık ameliyat nasıl olur? 
Açık ameliyatta prostata karından kesilerek ulaşılır ve prostat küçültülür. 
Ameliyat dışında tedavi var mı? 
Isı tedavisi, ultrason tedavisi, mikrodalga tedavisi, balonla germe tedavisi gibi birtakım ek tedavi yöntemleri deneniyor. Ama en başarılı yöntem cerrahi tedavi. Ameliyat olamayacak kadar ağır durumdakiler, kalp hastaları, anestezi alamayacak olanlar ya da çok ileri yaşlarda olup narkoz riski yüksek olanlar için ilaç tedavisiyle işemeyi düzenlemek mümkün. Ama genç yaşlardan itibaren ilaç vermek hem ekonomik olarak hem de kişinin bu ilaçları uzun süre kullanması gerektiğinden sakıncalı. 

Bu ameliyatların riski nedir? 
Bunlar, belirli komplikasyonları olan ameliyatlardır. Ama genelde kapalı prostat ameliyatının komplikasyonları açık ameliyata 
göre çok daha düşüktür. Günümüzde kapalı, açık prostat ameliyatları ve prostat kanseri ameliyatları emin ellerde yapılıyor. Gayet hızlı ve risksizler. Ölüm riski yüzde 1'in altına indirilmiştir. Bu, ameliyat sırasında ve ameliyat sonrasındaki üç aylık dönem için geçerlidir. 

Prostat ameliyatı ne kadar sürer? 
Kapalı prostat ameliyatı bir saatin altında, açık prostat ameliyatı 1.5 saat sürer. Kanser ameliyatı da 1.5 saat alır. 

Hastanede kaç gün yatmak gerekir? 
Kapalı prostat ameliyatı sonrası hasta üç gün hastanede yatar. Bu süre açık prostat ameliyatından sonra beş gün. 
Ameliyatın maliyeti ne kadardır? 
Devlet hastanesinde ve bir öğretim üyesi tarafından yapıldığı takdirde 2 milyar lira civarındadır. Kanserle ilgili ameliyatların maliyeti biraz daha farklı.

Babalığa engel değil 
Bir çiftin çocuğu olmuyorsa ilk akla gelen, kadında bir sorun bulunduğu. İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Teoman Cem Kadıoğlu, erkeklerde görülen kısırlık ile iktidarsızlık bağlantısı hakkında bilgi verdi. 

İktidarsızlıkla kısırlık birbirine karıştırılıyor. Doğru mu? 
Hayır bu kanı yanlış. İktidarsız, sertleşme yaşamayan kişiler de çocuk sahibi olabilirler. Spermin gelmesiyle, kalitesiyle ilgili bir durumdur. 

Bir erkek, 'Çocuğum olmuyor' diye size geldi? Ne yaparsınız? 
Biz olaya çocuğu olmayan insanlardan ziyade çocuğu olmayan çiftler diye bakarız. Çünkü çocuk kadın ve erkeğin katkısıyla oluşur. 

Ne gibi aşamalardan geçiyor? 
1- Kendisiyle konuşuruz, birtakım bilgiler alırız. Çocukluğundan itibaren geçirdiği hastalıklar, ameliyatlar, kadınlardan kapabileceği iltihabi ve mikrobik hastalıklar olabilir. Ayrıca meslek yaşamıyla ilgili, çevresiyle ilgili bilgileri alırız. Kullandığı ilaçlar ve eşiyle ilişkisinin sıklığını öğreniriz. 
2- Daha sonra muayene yaparız. Birçok sorun, muayenede ortaya çıkar. 
3- Diğer bir aşamada ise kişinin spermleriyle ilgili testler, gerekirse hormon ve kan testleri isteriz. Bazı genetik tetkikler isteyebiliriz. Ya da bazı ultrason, MR gibi görüntüleme tekniğiyle yapılan testler gerekebilir. 

Erkek kısırlığı ilaçlara bağlı olabilir mi? 
Eroin, morfin gibi maddelerin kullanımı ve vücut çalışan insanların doping için aldıkları maddeler, çocuk olmasını engelleyebilir ve zorlaştırıcı etkide bulunabilir. Çünkü bu tip ilaçlar kasları kuvvetlendirmek adına vücudun normal hormonal düzenini bozar. 
Şişmanlık kısırlık nedeni mi? 
Eğer şişmanlık hormonalsa ve obezite boyutlarındaysa etkili olabilir. Vücuttaki hormonal dengesizlik spermlerde de etkisini gösterir. 

Sigara kısırlık yapar mı? 
Sigara, sperm yapısı üzerinde de olumsuz etki yaratır. Sigara kullanan erkeklerde bu tip sorunların daha fazla olduğu gözlemleniyor. 

Alkol kısırlık nedeni mi? 
Hayır, alkol kullanımının spermler üzerinde bir etkisi yok. Alkol de uzun süreli ve sık kullanımında sorun yaratır. Ancak sigara daha zararlı. 
Başka hangi nedenler var? 
Çocuğu olmayan erkeklerin bir kısmının nedeni de 'ideopatik'tir. Yani kısırlıklarının nedeni belli değildir. Bunlar sadece bünyevi durumlar. Gerçi kısırlığın genetik kökenleri olduğu ortaya çıksa da yine de nedenleri tam olarak anlaşılmaz. Nedeni belli olmadığı için tedavisi de çok zordur. 

Kısırlık nedeni olan tüplerde tıkanıklık nasıl oluşur? 
Tüplerde tıkanıklık dört faktöre bağlı olarak meydana gelir: 
1- Zaman içinde gelişen kistlere bağlı olarak kısırlık sorunu ortaya çıkabilir. 
2- Doktor eliyle, yani vazektomi denilen bir doğum kontrol yöntemi sonucu tüplerin bağlanmasıyla gelişebilir. 
3- Doğumsal olabilir. Genetik nedenlerle, nakil yolları olan tüplerin gelişmemesi sonucu ortaya çıkar. 
4- Bir de cinsel yolla bulaşan bazı hastalıklar sonucu bu kanallarda tıkanmalar oluşur. Örneğin gonore, bel soğukluğu gibi gençlikte kadınlardan kapılan hastalıkların tedavi edilmemesi sonucu kısırlık ortaya çıkabilir. 
Tıkanıklık nedeni olan kısırlıkları artık özel mikrocerrahi ve endoskopik yöntemlerle başarıyla giderip normal yolla hamile kalınmasını sağlıyoruz. 
Bu tip hastalıkları kişi kaptığı günlerde anlayamaz mı? 
Bu hastalıklar her zaman olmasa da çoğu kez belirti verir. Mesela idrar yaparken yanma, tıpkı nezlede akıntı olması gibi. Tabii bu hastalığın ilerlemesinde yetersiz tedavi de etkili oluyor. Halkımız eczaneye gidiyor, bir ilaç alıyor. İlaç bir süre iyi geliyor ama sonra hastalık yine ortaya çıkıyor.  

Tüberküloz yani verem hastalığı da kısırlık yapabilir. 
Bu nedenlerden hangileri tedavi edilebilir, hangileri edilemez? 
Erkek kısırlığının en sık rastlanan ve tedavisi mümkün olan nedeni varikoseldir. Ergenlikte başlayan yumurta damarlarındaki varisleşme giderek ilerler ve spermlerin sayı, hareketlilik ve dölleme gücünü zamanla düşürür. Geç kalınmadan ve özel mikrocerrahi teknikle ameliyat edilerek ortadan kaldırılabilir. 
Bu teknikle hastaların yüzde 80'i ameliyattan fayda görür. Eski yöntemlerle başarısız varikosel ameliyatı geçirenlere de mikrocerrahi teknikle düzeltme ameliyatı yapabiliyoruz. 

Üniversitede son 10 yılda yaklaşık 2 bin kişiye uyguladığımız bu yeni yöntemle birçok hasta doğal yoldan çocuk sahibi oldu. Ayrıca bu teknikle aşılama ve tüp bebek yapılması gereken hastalarda döllenme oranı artıyor. 
Meni kanallarında tıkanıklık varsa bunu ortadan kaldırıcı mikrocerrahi ya da endoskopik ameliyatlar da yapılabiliyor. Sonuç alamadığımız durumlarda basamaklı olarak yardımlı üreme tekniklerini uygularız. Yani döllenmeye yardımcı oluruz. Erkeğin sperm üretimini maksimuma çıkarırız. Daha sonra aşılama ya da tüp bebekle döllenme sağlarız. Hormon eksikliğinin ilaçla tedavisi mümkün. 

Aşılama ne demek? 
Erkeğin spermi alınıp, laboratuarda iyileri seçilir. Bazı kimyasal maddelerle hareketliliği artırılır. Aynı şekilde kadının da yumurta sayı ve kalitesi ilaçlarla 
artırıldıktan sonra aşılama işlemi yapılabilir. Anestezi yapmadan erkeğin spermi bir çeşit enjektörle kadının rahmine bırakılır ve spermlerin yumurtayı döllemesi beklenir. Bu yöntem hem erkek hem de kadın kısırlığında kullanılır. Varikoseli olanların bu işlem öncesi tedavi olması, başarı şansını artırır. 

Sperme bağlı kısırlık nasıldır? 
Miktarın azlığı, kıvamı, hücre hareketliliği, 
hücrelerin ölü olması ve iltihap, yapısal bozukluk olabilir. Bunlar gözle saptanamaz, uzman laboratuarlarda değerlendirilir. 
Yaş kısırlık nedeni mi? 
Yaş doğurganlık açısından erkekler için önemli bir sorun teşkil etmiyor. Ancak varikoseli olan kişide, yaşla birlikte bu hastalık ilerlediğinden kısırlık etkisi olabilir. Erkek 80'li yaşlarda bile baba olabilir. 

Kimin çocuğu olmaz? 
Yumurtasında hiç sperm olmayan erkekler çocuk sahibi olamaz. Ancak ilerleyen teknoloji ve insan kopyalanmasıyla erkek kısırlığı da son bulacak. Ancak bu çocuk erkeğin kendi hücresinden kopyalanacağı için kendisinin bire bir taklidi olacak. 
Erkek kısırlığı yüzde kaç oranında görülüyor? 
Dünya Sağlık Örgütü'nün rakamlarına göre kısırlık sorunlarının yüzde 30'u erkeklerden kaynaklanıyor. Yüzde 20 vakada da kısmen erkeğin etkisi saptanıyor. Evli çiftlerin yaklaşık yüzde 15'inde kısırlık sorunu vardır. 

Erkek kısırlığı tedavisinin maliyeti yaklaşık olarak nedir? 
Belli bir fiyat vermek mümkün değil. Çok basit bir doktor muayenesi ve spermiogram ücreti olabilir. Bizim üniversitedeki özel muayene ücreti 40 milyon lira. Sperm tetkiki 30 milyon lira civarında. Toplam olarak 250-300 milyon liraya tetkikler yapılır. Eğer ameliyat gerekiyorsa 1.5-2 milyar lira bir maliyet çıkar. Aşılama ortalama 200 milyon lira. Tüp bebek gerekiyorsa 2500-3000 dolar tutar. Eğer tüplerde tıkanma varsa mikrocerrahi ameliyatlarla açılması gerekir. Bunun maliyeti de 2-4 milyar lira. 

Türkiye'de yapılamayan kısırlık tedavileri var mı? 
Hayır, her ameliyat burada yapılıyor. Hatta biz daha yüksek sayıda hasta gördüğümüzden tecrübemiz fazla. Mesela mikrocerrahi varikosel ameliyatında dünyadaki en büyük sayı yaklaşık 2 bin ile kliniğimize (İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji Kliniği) ait. 

Çocuğu olmayan bir erkek nereye başvurmalı? 
Ürologa hatta androloğa başvurması gerekiyor. 
İstanbul Tıp Fakültesi'nde Androloji Bölümü var. Androloji iki kollu bir bilim dalı. Bir kolu kısırlık yani infertilite, diğer kolu da impotans, yani erkeklik sorunlarıyla ilgili. Çiftler önce tüp bebek merkezlerine değil doktorlara gitmeli. Böylece birçok basit sorun tedavi edilir, doğal yoldan çocuk sahibi olunabilir. Tüp bebek gibi pahalı ve komplikasyonlu bir yöntem sadece gerek duyulan çiftlerde, son çare olarak uygulanmalı. 

Önce erkek mi, kadın mı doktora başvuracak? 
Aslında her ikisinin de aynı anda başvurması gerekli. Ama önce erkeğin tetkiklerinin yapılmasında fayda var. Oysa ülkemizde önce kadınlar doktora gönderiliyor. Kadınların kısırlığı son aşamasına kadar araştırılıyor. Hatta gereksiz yere tedavi görüyorlar. 

Kabakulak kısırlık yapar mı? 
Kabakulak hastalığı, ergenlikten sonra bu hastalığa yakalanan erkeklerin yüzde 30'unun yumurtalığında şişme yapar. O virüs yumurtayı da etkiler ve iltihaba yol açar. Bunun şiddetine göre yumurtanın tamamen iltihaplanması söz konusu. Eğer çift taraflı olursa döl hücreleri üreten yumurtalar tamamen zarar görür ve kısırlık ortaya çıkar. Tedavisi de mümkün değil. Ailelerin çok dikkatli olması gerekir. Ergenlik dönemi ve sonrasında kabakulak aşısı olmaları, eğer hastalığa yakalanırlarsa da yumurta iltihabını önleyen ilaçlar kullanmaları önerilir. 

Mesleğin etkisi var mı? 
Aşırı sıcak ortamda çalışanlar, ayrıca petrokimya türü kimyasalların dumanıyla iç içe olanlar kısırlık tehlikesiyle karşı karşıya kalır. 
Hangi meslek grupları risk altında? 
Çok sıcak ortamlarda ve sürekli oturarak çalışanlar. Örneğin fırıncılar, cam ve döküm atölyelerinde çalışanlar, tellaklar ve 
uzun süre hiç kalkmadan otomobil kullananlar risk altında sayılır. 

İlk çocukla gelen tehlike 
Psikiyatr Doç. Dr. Cem İncesu, karşılaştıkları cinsel sorunları anlatırken, 
'erken boşalmanın, kasları tutmayı öğrenmekle tedavi edildiğini, bebekle birlikte topyekûn değişen hayatların, erkeği cinsel isteksizliğe sürükleyebildiğini söyledi. 

Bir psikiyatris olarak sizce 'iktidarsız' kime denir? 
İktidarsızlığın tıbbi bir karşılığı yoktur. Doktorlar arasında yapılan bir araştırmada birçok farklı branştan doktora 'İktidarsızlık nedir?' diye sorduk. Karşılığında 'erken boşalma, sertleşme sorunu, cinsel birleşme kuramama, cinsel isteksizlik, kısırlık' gibi cevaplar aldık. Bazıları iktidarsızlığın kısırlık olduğunu düşünüyor. Hatta iktidarsızlığın eşcinsellik olduğunu düşünenler bile var. 1980'li yılların başına kadar iktidarsızlık dahil tüm cinsel işlev bozuklukları iktidarsızlık diye değerlendiriliyordu. Bütün cinsel sorunlar tek bir sorunmuş gibi algılandı ve bu yüzden tanı-tedavi aşamaları gereksiz yere uzadı. Ne zaman ki biz cinselliğin farklı hastalıkları olduğunu anladık, çok ileriye gittik. 

İnsanlar neden bu kelimeden bu kadar korkuyor? 
İnsanları hekime gitmekten alıkoyan en önemli etken, 'iktidarsız' dalgasını yemek. Birçok hasta cinsel açıdan sorunu olmasına rağmen 'iktidarsız' damgasını yememek için hekime gitmek istemiyor. 
Ülkemizde iktidarsızlık kelimesi aşağılayıcı bir damga ifade ediyor. Bu yüzden iktidarsızlık lafını dikkatli kullanmak gerekiyor. 
Toplumumuzda erken boşalma da önemli bir sorun ama çoğu kimse bunun farkında değil. Erken boşalmada psikolojik faktörler ne kadar etkili? 
Yüzde 99 diyebilirim. Tartışmasız bir şekilde erken boşalmanın organik nedenleri çok çok nadirdir.


Erken boşalmanın tedavisi psikiyatride çok kolaydır. Çünkü nedeni yüzde 99 psikolojiktir. Psikolojik nedenlerden kastedilen şudur. Hastanın psikolojik bazı sorunları var bu nedenle erken boşalıyor değildir. 
Burada sorun olan kişinin boşalma kontrolünü öğrenmesidir. Bu aynen yüzmeyi öğrenmek gibi bir şeydir. Bisiklete binmeyi öğrenmek gibidir. Ya da küçükken nasıl idrarımızı tutamayız ve zamanla bazı kasları kullanarak idrarımızı tutmayı öğreniriz, bunun gibi bir şey. Aynen bunun gibi boşalma kontrolü de bazı kasları kontrolde tutmayı öğrenmekle mümkün olur. Her erkeğin böyle bir yeteneği vardır. Ancak bunu cinsel deneyim kazandıkça öğrenir. Bu durum cinsel deneyimin yanı sıra, genel eğitim düzeyi ile de ilgilidir. 

Erken boşalmanın toplumsal etkenleri var mı? 
Bu konuyla ilgili ülkemizde çok yanlış mitler var. Mesela erken boşalmanın çok iyi olduğu düşünülür. Bir de en önemli etkiler arasında yer alan genelev faktörü var. İlk cinsel deneyimini genelevde yaşayan birçok erkek var. Bunlar, hızlı işleyen çark içinde hızlı çalışan kadınların kurbanı oluyor. İşini bitirip bir sonrakine geçmek isteyen kadın, kişiyi erken boşalmaya yönlendiriyor. İlk deneyimle birlikte bunun hep böyle olacağı anlayışı beyine yerleşiyor. Bu deneyimi yaşayan erkek, hızla ilerleyen bir sürecin beklentisi içinde oluyor. 

Toplumumuzda erken boşalmanın oranı nedir? 
Her dört ya da beş erkekten biri erken boşalma sorunu yaşar. Tıpta yüzde 1 bile yüksek bir oranken, birçok kişi yeterli cinsel deneyim yaşamalarına rağmen bunu normal sayıyor. 

Bunun bir standardı var mı? 
Birleşme başladıktan sonra ilk altı yedi dakika içindeki boşalma erken boşalmadır. 
İlk üç dakika da net bir şekilde erken boşalmadır. 
Bizim "Bu kişi düzeldi" dememiz için geçmesi gereken süre 8-10 dakikalık birleşme süresidir. Ama boşalma kontrolü geliştikten sonra bir erkek 15-20 dakika hatta yarım saat bile boşalmadan cinsel ilişki yaşayabilir. Bu mümkündür. Erkeklerin yaklaşık üçte ikisi de böyle yaşıyor. Geri kalan üçte bir içinse bunun öğrenilerek kazanılması mümkündür. 

Cinsel sorunlarla size başvuranlar nelerden şikâyet ediyor? 
Bize gelen her 100 kişiden yaklaşık 20'sinin cinsel işlev bozukluğu olmadığını görüyoruz. Bu gibi kişilerin aslında bir cinsel işlev bozukluğu yok ama kişinin birtakım kaygıları var. Toplumun yanlış bilinçlendirmesinden kaynaklanan yanlış düşünceleri var. Biz bu gibi durumlarda danışmanlık hizmeti veriyoruz. Ama yüzde 80'inde sorun oluyor. 

Erken boşalmanın tedavisi nasıl yapılıyor? 
Erken boşalmanın bütün dünyada uygulanan çok basit bir terapisi vardır. Boşalmayla ilgili özgün birtakım egzersizlerden oluşur. Basamak basamak hastaya özellikle de çifte verilen ödevler vardır. Kişi bunları uygulayarak boşalma kontrolünü öğrenebilir. 
Süre olarak iki ile dört ay alır. Seans süresi olarak altı ile 10 seans arasındadır. 
Sekiz saat olabilir. Kesinlikle çift olarak tedaviye gelmelerini öneriyoruz. Eşle beraber alındığında tedavinin başarı oranı yüzde 90'dır. Eş olmazsa yani biz kişiyi yalnız alırsak tedavi oranı yüzde 40'lara kadar düşüyor. Düzenli partneri olmayan kişide de duruma göre karar veriyoruz. 'Ben altı ay sonra evleniyorum' diyorsa 
'Evlendikten sonra gel' diyoruz. Ya da 'Bekârım ama düzenli olarak birlikte olduğu biri var' diyorsa partneriyle gelmesini öneriyoruz. 

Bu tedavinin maliyeti ortalama ne kadardır? 
Seans ücreti ortalama 50 milyon liradır. Laboratuar, ameliyat gibi şeylere bu tedavide gerek kalmaz. Bazen ek bir ilaç yazmak da gerekebiliyor. 
Halk arasında iktidarsızlık diye adlandırılan sertleşme sorunu neden oluşur? 

Bu biraz daha karmaşık. Erken boşalmaya göre organik faktörlerin daha ön planda olduğu bir konu. Ne kadarı organik ne kadarı psikolojik tartışması ürologlarla psikiyatrisiler arasında sürüyor. Eskiden yüzde 90 psikolojik, yüzde 10 organik deniyordu. Sonradan birtakım organik faktörleri saptayabilmek için gerekli olan teknoloji çok arttı ve organik etkilerin daha fazla olduğu çıktı. 
Ama bu yine de tartışmalı bir konu. 
Sadece organik bir nedenle mesela bir prostat ameliyatı sonrasında ortaya çıkan sertleşme sorununu bile tamamen organik bir nedene bağlamak ve bunun psikolojik nedenini göz ardı etmek mümkün değil. Sorunun altında yatan önemli nedenlerden biri, prostat ameliyatı sonrasında 'Acaba cinsel yaşamım eskisi gibi olacak mı?' kaygısı. Bu kişilerin yarısından çoğu depresyon yaşıyor. 

Tanı için psikiyatrisiler ne gibi incelemeler yapıyor? 
Kişinin ve eşinin çocukluğundan itibaren cinselliğe bakış açısı ve cinsellikle ilgili yaşadıkları, kültürel yapısı irdelenir. Ne zamandan beri bu sorunu yaşıyor, bir hastalıkla mı yoksa kişinin hayatındaki bir değişiklikle mi oldu? İlk çocuğun doğumu veya evlilikle ilgili sorunlar da etkili oluyor. Diğer önemli sorulardan biri de kişinin bu sorunu cinsel yaşamının her alanında yaşayıp yaşamamasıdır? Örneğin mastürbasyonda, evliliğinde, sevgilisiyle veya metresiyle ilişkisinde sorun farklılık gösterebilir. Yalnızca eşiyle birlikte sertleşme sorunu yaşayan bir kişi mastürbasyon yaparken böyle bir sorun yaşamaz. Bazıları da bu sorunu eşiyle değil sevgilisiyle yaşar. Sevgilisine kendisini ispatlama duygusu içindedir, strese girer. 

Psikolojik faktörler nelerdir? 
Yanlış inanışlar çok büyük bir etken oluşturuyor. Abartılı ereksiyon öyküleri, abartılı ereksiyon beklentileri erkeklerin başına bela olur. Çünkü bunun baskısı altında yaşıyorlar. Bu nedenle en ufak bir teklemede diyelim ki o gün alkol almış veya işyerinde tartışması olmuş kişi olumsuz etkiler içinde yatağa giriyor ve sorun yaşanabiliyor. Bu son derece doğaldır. Ama kişi bunu 'Eyvah ben iktidarsız oldum' diyerek sorun haline dönüştürür. Bizim 'performans beklentisi anksiyetesi dediğimiz durum ortaya çıkıyor. Kişi bir beklenti içine giriyor ve sorun giderek büyüyor. Olmayan bir sorun bile var hale geliyor. 

Performans anksiyetesi nedir? 
Performans anksiyetesi başladığı zaman yatak, sorun yaşayan kişi için haz duyulan bir ortam olmaktan çıkıyor ve bir arenaya dönüşüyor. Kişi kafasında hep şu sorunla yatağa giriyor. Acaba olacak mı? Olursa devam edebilecek mi? Ereksiyonu yeterli sürede sürdürme de önemli. Birçok ereksiyon sorunu tam birleşme aşamasında olur. Birçok kişi sevgilisiyle performans anksiyetesini daha çok yaşar. Çünkü karısı yıllardır birlikte olduğu çocuklarının annesi ve garantide olan kadındır. Ama genç bir sevgilinin garantisi yok. Üstelik kişi kendini her zamankinden daha başarılı olma zorunda hissediyor ve bu aşamada performans anksiyetesi ortaya çıkıyor. 

Kıskançlık da etkiler mi? 
'Sen kiminle telefonda konuşuyordun?' ya da 'Bugün benden habersiz nereye gittin?' gibi bir soruyla başlayan kıskançlık, bir süre sonra şüpheye dönüşür ve kişide 'Benim erkekliğim acaba yeterli değil mi?' sorusu belirir. 'Karımı yeterince tatmin edemediğim için o başka erkeklere bakıyor' kuşkusuyla birleşince erkekte yine korku ve bunun sonucunda başarısızlık durumu ortaya çıkıyor. Kişinin hiçbir sorunu olmasa da bu sorun başlıyor. 

Sertleşme sorununun nedenleri nelerdir? 
Bu, üç aşamada ele alınır. 
1- Hazırlayıcı etkenler 
2- Başlatıcı etkenler 
3- Sürdüren etkenler 
Bir olayın oluşması için uygun bir zemin gereklidir. Obsesif kişilerde bu durum sıkça görülür. Obsesif kişiler her konuda mükemmellik arar. Aşırı temizlik, kuralcılık takıntısı olan kişilerde de seksle ilgili sorunlar yaşanır. Hele bir kez böyle bir sorun yaşanmışsa 'Bende nasıl olmaz, ben niye başaramadım' düşüncesi içine girer. Hemen performans anksiyetesi gelişir. Yanlış inançlar, eğitim sistemi de zemin oluşturabilir. Bu zemin içerisinde bir organik nedenle kişi sertleşme sorunu yaşarsa dünyanın sonu geldiğini ve artık ereksiyon olamayacağını düşünüyor. Birçok ilacın yan etkisi var. O başladığı an bunu sürdüren etken devreye giriyor. 

Sertleşme sorunu tedavisi ne kadar sürüyor? 
Eşle birlikte gelmek başarı şansını yükseltir. Sadece psikolojik tedavi altı-10 seans arası sürer. Başarı oranı yüzde 50'lerde dolanır. 
İktidarsızlık sorununun yaşanmasında eşin faktörü nedir? 
Eşin fazla eleştirisi, kendine özen göstermemesi, aldatması olabilir. 
Evlilikte 'ilk gece' ülkemizde niye soruna dönüşebiliyor? 
İlk gecede erkeklerin omzunda ağır bir yük var. Kapıda çarşaf için bekleyen birileri olduğu zaman strese girmemek mümkün değil. Kimileri ise daha önce hiç kimseyle beraber olmamış eşinin çok fazla acı çekeceğini düşünerek strese giriyor. Bu ve bunun gibi birçok nedenle evliliklerinin ilk gecesinde cinsel birleşmeyi erteleyen kişiler var. 

İktidarsızlığın çocukluktan kaynaklanan nedenleri nelerdir? 
Küçük yaşta anne-babayı cinsel ilişki sırasında görmek de cinsel bir travmadır. Kafasında çok farklı bir anne baba kavramı olan çocuk, bir anda farklı bir durumla karşılaşır ve bu onda derin bir iz bırakabilir. 

İlk çocuğun doğumu cinsel hayatı nasıl etkiliyor? 
Bu durum cinsel fonksiyon bozukluklarında hep gözden kaçan bir unsurdur. Aileye yeni bir bireyin katılması aslında çok mutlu bir olaydır. Ancak bu mutlu olayın altında gözden kaçan çok önemli bir başka etken 
vardır. Amerikan Psikiyatrik Sınıflandırma Sistemi'nin belirlediği 'Psiko sosyal Stres Faktörleri' sıralamasında; Yakınların ölümü, kaza gibi sorunların yanında evde ilk çocuğun doğumu da katastrofik stres faktörleri arasında yer alır. 

En ağır stres faktörüdür. 
Çünkü hayat topyekûn değişir. İlk çocuğun doğumundan sonra boşanma girişimleri, kavgalar, depresyonlar artar. Bunlarla birlikte cinsellik de etkilenir. Erkek açısından ek olarak bir de rol karmaşası yaşanır. O güne kadar cinsel partneri olarak gördüğü eşi o zamandan sonra bir anne ve ebeveyn rolünü üstlenir. Bu psikolojik olarak erkekleri çok etkiler. Kadınlarda da gebeliğin sonucunda hormonal değişiklikler ortaya çıkar. Emzirme dönemi boyunca beyinden prolaktin hormonu salgılanır. Bu hormon aynı zamanda cinsel isteksizliğe neden oluyor. Kadında bu dönemde cinsel isteksizlik başlar. Bu erkeği daha da kötü bir duruma iter. 

Alıntı: Ferhan Kaya POROY (Radikal)

Mutlu Cinsellik

Mutlu Cinsellik – Cinsellik doğamızın bir parçası. Ancak bu doğal 'eylem' Türkiye'de otoriter baba figürleri, katı yetiştirilme tarzları, ezik anneler, zayıf iletişim, tecrübesizlik gibi nedenlerle gerektiği gibi yaşanamıyor. Bu nedenle Türkiye'de cinsel işlev bozukluğu nedeniyle doktora başvuranların yarısını vajinismuslu kadınlar oluşturuyor. Uyarılma, cinsel istek ve orgazm bozukluğu ise her üç kadından birinin sorunu. bu durumların hepsi "mutlu cinsellik" kavramını etkiliyor.

Uzmanların anlatımları her ne kadar cinsellik konusunda tabuların yavaş yavaş kırıldığını, özellikle kadınların doktora başvuru sayılarında artış olduğunu gösterse de hâlâ taşrada ve büyük şehirlerin varoşlarında bildik kurallar işliyor. Kapı önünde 'kanlı çarşaf bekleyenler', evlendiği erkekle ilk temasını 'ilk gece' yaşayanlar hâlâ çoğunlukta. Bu da aslında en büyük devrimin yatak odasında yapılması gerektiğinin bir göstergesi. Çünkü dokunmayı, sevişmeyi, doğamızın bir parçası olan cinselliği yaşamayı keşfedememiş olmak aslında insanın kendini keşfedememesi anlamına geliyor. Sağlıklı bir beden ve ruh için cinselliğin doyumlu olması gerekiyor. 

Uzmanların anlatımları ve araştırmalar iyi gitmeyen bir cinsel yaşamın iş hayatını, sosyal hayatı etkilediğini, depresyon ve panik bozukluk başta olmak üzere çeşitli ruhsal sorunlara yol açtığını gösteriyor. 
Oysa ki mutlu bir cinsel hayat insanı daha sağlıklı yapıyor. Bu bile tek başına konunun önemini gösteriyor aslında. O halde mutlu bir cinselliği yaşamak çok mu zor? Aslında değil. Bu konuda kişilerin bilgisi arttıkça, iletişim kuruldukça hem sorunlar daha kolay atlatılıyor hem de mutlu cinselliğin kapısı aralanıyor. 

Dünyada yapılan bir araştırma cinselliğin önemli olduğunu şöyle ortaya koyuyor: Cinsel özgüven güçlü bir aşk için de gerekir… Mutlu cinsellik ise kadın ve erkeğin karşılıklı tatminiyle mümkün. Türk Androloji Derneği Yönetim Kurulu üyesi ve Mersin Üniversitesi Tıp Fak. Üroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Selahattin Çayan, "Bir tarafın cinsel mutsuzluğu diğerini etkiliyor" diyor. 

Mutlu cinselliği nasıl tanımlayabiliriz? Bunun kuralları var mı? 

En güzel tanımı cinselliği paylaşan iki tarafın da cinsel yaşamlarından tatmin olmasıdır. Cinsel yaşamdan karşılıklı alınan mutluluk çiftlerin günlük hayatlarını da etkiler. Çünkü cinsel mutluluk kişinin yaşam kalitesinin en önemli belirleyicilerinden biridir ve mutlu bir cinsel yaşam, çiftlerin hayat kalitesini yükseltir. Cinsel hayatta yaşanan mutluluk insanların gündelik yaşamlarındaki genel sağlık durumlarını iyileştirir. Mutsuz bir cinsel yaşam insanların günlük hayatlarını olumsuz etkiler, farklı psikolojik sorunlar doğurur. Kısaca mutlu bir cinsel yaşam mutlu bir hayat demektir. 
Cinsel mutluluk her bireyin hakkıdır ve bu doğrultuda bireyler isteklerini ve problemlerini ertelememeli. Cinsellikten iki tarafın da mutlu olmasını sağlamak için, çiftlerin cinsellikle ilgili var olan tabularını kırmaları, birbirleriyle kuvvetli bir iletişime sahip olmaları, isteklerini ve varsa sorunlarını karşılıklı olarak konuşmaktan çekinmemeleri gerekir. Her şeyde olduğu gibi cinsel yaşamda da zaman zaman sorunlar yaşamak normaldir. Önemli olan bu sorunların ne olduğunu bilmek, bunlar için çözüm aramaktan çekinmemektir. Çiftler çözemedikleri sorunları için mutlaka doktora başvurmalı. 

Kadın ve erkek için mutlu cinsellik farklı mı? 

Mutlu cinsellik, ancak kadın ve erkeğin karşılıklı mutlu olması ve tatminiyle sağlanır. Eşlerin aynı derece zevk aldığı bir cinsel yaşam çiftlerin hayatlarını zenginleştirir, günlük yaşamlarını olumlu etkiler. Mutsuz ve problemli bir cinsel yaşam insanların günlük hayatlarını olumsuz etkiler, farklı psikolojik sorunlar doğurur. 
Özellikle sertleşme sorununun erkeklerin sadece cinsel yaşamlarında bir problem olarak kalmadığı günlük hayatlarında çok farklı problemler doğurduğu gözlemleniyor. Bu sorun erkeklerde özgüven kaybı, agresif tavırlar, depresyon gibi farklı psikolojik problemlere sebep olur. Özellikle Türk toplumunda sertleşme sorununun 'iktidarsızlık' 
olarak algılanması bu sorunları daha da büyütüyor. Erkekler iktidarsız olarak algılanmaktan korktukları için bu sorunlarını kimseyle paylaşamaz hale gelmiştir. Oysa ki 'iktidarsızlık' terimi, ereksiyonun hiç olmaması ve boşalma sorununu da içeren cinsel işlevin birçok aşamasındaki sorunu kapsar. Sertleşme sorununu, 'iktidarsızlık' olarak tanımlamak doğru değil. 

Nasıl tanımlanmalı o zaman? 

Sertleşme sorunu, tatmin edici bir cinsel performans için yeterli penis sertleşmesinin olmaması veya ilişki boyunca sertleşmenin sürdürülememesidir. 
Sertleşme sorunu, hafif derecede olabileceği gibi tümüyle yitirilen sertleşme fonksiyonuna kadar geniş bir yelpazede olabilir. Türkiye'de sertleşme sorunu bulunan erkeklerin yüzde 80'inden fazlasında tam bir işlev kaybı değil, hafif ya da orta derecede sertleşme sorunu bulunduğu saptanmıştır. Ayrıca sertleşme sorununun ürolog gözetiminde etkili ve güvenilir tedavisi mümkündür. 
Harris Interactive tarafından Türkiye dahil dünyanın 27 ülkesinde, 40-80 yaş arası erkek ve kadınların cinsel yaşam hakkındaki tutum ve inançlarını belirlemek amacıyla 27 bin 500'den fazla kadın ve erkek arasında yürütülen 'Daha İyi Cinsel Yaşam Global Araştırması'nın sonuçlarına göre, partnere çekici gelebilmek, cinsel birleşme, ön sevişme ve cinsel mutluluk hem erkekler hem de kadınlar için 'çok önemlidir. Çiftlerin yüzde 90'ı 'cinsel özgüvenin' güçlü bir aşk yaşamı için gerekli olduğunu belirtiyor. 

Tabuları kırın, iletişim kurun: Çiftlerin mutlu cinsellikten beklentileri ne? 
Genel olarak kadın ve erkek cinsel yaşamlarında karşılıklı tatmini bekler. Çünkü bir tarafın mutsuzluğu, isteksizliği veya problemi mutlaka diğer tarafı da olumsuz etkiler. Böyle durumlarda çiftler tabularını kırmalı, isteklerini ve sorunlarını karşılıklı konuşmalı. 'Global araştırma' erkeklerin yüzde 62'sinin ve kadınların yüzde 41'inin cinsel yaşamlarını iyileştirmeyi istediklerini göstermiştir. 
Bir çift veya çiftlerden biri cinsel hayatından memnun değilse ne yapmalı? 
Bir ürologa başvurmalı ve doktor gözetiminde cinsel işlev bozukluklarına yol açabilecek risk faktörleri araştırılmalıdır. 
Cinselliği olumsuz etkileyen ve erkekten kaynaklanan faktörler nelerdir? 
Cinsel arzuda azalma, erken boşalma gibi sorunlar ve sertleşme bozukluğu cinselliği olumsuz yönde etkileyen en önemli faktörler. Erkeklerin hayatları boyunca ereksiyon ile ilgili sorunlu dönemleri olabilir, ancak 40 yaşın altında sertleşme bozukluğu daha az olarak görülür. Sertleşme sorunu yaşla birlikte giderek artar. 70 yaşındaki erkeklerde yüzde 65 oranında sertleşme bozukluğu vardır. Bu artış özellikle damarsal bozukluklara bağlıdır ve diyabetik erkeklerde sertleşme sorunu yaklaşık 10 yıl daha erken ortaya çıkar. 

Cinsellik beyinde başlar: "Sertleşme" nasıl oluşur? 
Uyarıldığınız zaman beyniniz bir dizi olayı başlatmak için sinyal gönderir. Penis içindeki kan damarları gevşeyip genişleyerek penise gelen kan akımını hızlandırır. Aynı anda penis içinde uzanan, korpora kavernoza adı verilen süngersi oluşumlar da şişer ve toplardamarlar üzerinde baskı oluşturarak penis dışına çıkan kan akımını kısıtlarlar. İçeri giren kanın dışarı çıkandan daha fazla olması sonucunda penis büyüyerek sertleşme oluşur. 
Sertleşme, beyin, kan damarları, sinir ve hormonların mükemmel bir denge içinde çalışmasının bir sonucudur. 
'Sertleşme' sorunu ne kadar yaygın? 
40 yaş ve üstü her 10 erkekten 7'si faklı şiddetlerde sertleşme sorunu yaşıyor. 
Ancak Türkiye'de sertleşme sorunu yaşayan 8 milyon erkek var. 10 hastadan birisi doktora başvuruyor. 
Hangi durumlarda sertleşme sorunundan söz edilebilir? 
Penis sertliği dört kategoride incelenebilir: 
Derece 1: Penis daha büyük ama ilişki için yeterli sertlik yok 
Derece 2: Penis sert ancak birleşme için yeterli sertlikte değil 
Derece 3: Penis birleşme için yeterli sertlikte ancak tam olarak sert değil 
Derece 4: Tam olarak sert penis İlk iki derecede sertleşme kalitesine sahip olan erkeklerde sertleşme sorunundan bahsedilir. 

Göster
Gizle