HABERLER  ve MAKALELER


Okumak İstediğiniz Konuyu Seçin


1- Kızların Sünnet Olması
2- Su İçmenin Faydaları

3- Böbrek Taşları
4- Hemoroit

5- Cinsel IQ
6- Küçük Penis
7- Hypospadias: Peygamber sünneti. İdrar deliğinin altta olması
8- Enüresis: Altını ıslatma
9- Sünnet
10- Mutlu Cinsellik
11- Kısırlık ve Sebepleri
12- Tüp Bebek1
13- Tüp Bebek2

14- Böbrek ve Oruç

Kızların Sünnet Olması
Her yıl 130 milyon kız sünnet oluyor
BM verilerine göre, her yıl yaklaşık 2 milyon kız çocuğu, sünnet nedeniyle hayatını kaybetme tehlikesi yaşıyor. Kadın sünneti, ''Afrika ülkelerinde kadınlığa atılan ilk adım'' olarak tanıtılıyor.

12:47 TSI 26 Ağustos 2005 CumaVAN - Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, dünyada her yıl 130 milyon kadın ve kız çocuğu sünnet ediliyor.

Stockholm Rinkeby Belediyesi’nde Kadın Çalışmaları Merkezi’nde danışmanlık yapan ve Uçan Süpürge İsveç Sorumlusu olan Tülin Uygur, kadın sünneti geleneğinin, yaygın olarak Afrika kıtasının orta bölümünde bulunan 30 ülkede görüldüğünü belirtti. Bu bölgedeki kadınların yüzde 72’sinin, diğer Afrika ülkelerindeki bazı etnik gruplardaki veya kabilelerdeki kadınların ise yüzde 18’inin sünnetli olduğunu dile getiren Uygur, Umman, Yemen, Birleşik Arap Emirliği, Endonezya, Malezya ve Kuzey Irak’taki bazı Kürt bölgelerinde de daha az olmakla birlikte sünnet geleneğine rastlandığını söyledi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO), 1975 yılından sonra kadın sünnetini incelemeye başladığını belirten Tülin Uygur, Avrupa’nın ise 1980’den sonra Afrika’dan gelen göçler nedeniyle bu soruna ilgisinin arttığını vurguladı. Bu ülkelerden gelen göçmenlerin, kadın sünnetini, Avrupa, Kanada, Amerika, Yeni Zelanda ve Avustralya’ya taşıdığını ifade eden Uygur, bundan sonra kadın sünnetinin, kadınlara yönelik şiddetin en uç uygulamalarından biri olarak tüm dünyayı ilgilendiren bir sorun olmaya devam ettiğini vurguladı.

Tülin Uygur, “BM verilerine göre, dünyada her yıl 130 milyon kadın ve kız çocuğu sünnet oluyor. Ayrıca yaklaşık her yıl 2 milyon kız çocuğu, sünnet nedeniyle hayatını kaybetme tehlikesi içinde yaşıyor” dedi.


KADIN SÜNNETİNİN KÖKENİ
Mısır’da yapılan arkeolojik kazılarda, bazı kadın mumyaların sünnetli olduğunun belirlendiğini, kadın sünnetinin, MÖ 1600’lü yıllardan kalan duvar resimlerinde de detaylı şekilde tasvir edildiğini belirtti.

Bu verilerin, kadın sünnetinin çok eski çağlara dayandığının kanıtı olduğunu kaydeden Uygur, sünnetin, Afrika’da Hıristiyan, Müslüman, Musevilerin yanı sıra tek tanrılı olmayan dinlere inanan gruplarda da yoğun olarak uygulanmasının, geleneğin tarihinin, tek tanrılı dinlerden daha eski olduğunu gösterdiğini kaydetti.

ÇOCUK SAYISI KADAR SÜNNET
Uygur, Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, kadın sünnetinin, delme, dağlama, kazıma, vajinanın içine, kanamaya yol açacak çeşitli bitkiler yerleştirme gibi şekillerde uygulandığını belirtti. Cibuti, Somali ve Sudan’da ise kadınların yüzde 98’inin, sünnetin en ağır şekli olan “firavun yöntemi-infibulation” ile sünnet edildiğini bildiren Uygur, ayrıca Mısır’ın güneyi, Eritre, Etiyopya, Gambia, Çad, Kenya ve Mali’nin bazı bölgelerinde de bu tür sünnetin uygulandığını kaydetti. Uygur, firavun yönteminde, kadınların her doğum sonrası yeniden sünnet edildiğini, doğurdukları çocuk sayısı kadar sünnet olduğunu, aynı acıları defalarca aynı yoğunlukta yaşamak zorunda kaldıklarını dile getirdi.

“SÜNNETLİ KIZLARIN STATÜLERİ YÜKSELİYOR”
Sünnet yaşının bölgelere göre değiştiğini ifade eden Uygur, Etiyopya ve Nijerya’da kız bebeklerin 8 günlükken, Mısır’da 3-8, Sudan’da 5-8, Somali’de 4-10 ve diğer pek çok ülkede ise 13-15 yaşları arasında sünnetin yapıldığını kaydetti

Sünnetin, genital bölge uyuşturulmadan bıçak, tıraş bıçağı, keskin cam parçaları ve keskin teneke kenarları kullanılarak yapıldığını anlatan Uygur, yaranın tutturulmasında ise ağaç dikenleri, kemik çiviler, iğne, hayvan kılları ve deriden elde edilen ipliğin kullanıldığını kaydetti.

Uygur, kadının sünnet edilmesinin, “büyümenin” ve “kadınlığa atılan ilk adımın gereği” olarak tanıtıldığını ifade ederek, “Sünnet olan kızlara hediyeler ve elbiseler sunulur. Az çığlık atan kızlar, herkesin beğenisini ve takdirini alırken, çok çığlık atan kızlar, hem acıları, hem de utançlarıyla baş başa bırakılır. Ancak sonuçta sünnetli kızların genel olarak çevrelerinde statüleri yükselir. Evlenmeleri garanti altına alınır” dedi.

Sünnetle birlikte sağlık sorunlarının da başladığını anlatan Uygur, uyuşturulmadan ve steril olmayan araçlarla yapılan müdahalenin hemen ardından kan kaybına bağlı şok, kansızlık, kan zehirlenmesi, enfeksiyonlar, idrar yaparken yaranın yanması gibi sorunların ortaya çıktığını ifade etti.

Tülin Uygur, gelişmiş ülkelerin, Afrika’nın sadece yeraltı ve yerüstü kaynaklarıyla ilgilenmesinin, bazı misyoner grupların da olayı sadece “antropolojik boyutlarıyla” incelemesinin, sorunun göz ardı edilmesine yol açtığını belirtti.


YUKARIYukarı ___________  YazıcıyaYolla YazıcıyaYolla____________ Tavsiye Et____________ Yorum Yaz
 

Su İçmenin Faydaları

Terleme yoluyla su kaybı böbrek ve idrar yollarında taş oluşmasına sebep oluyor Hava sıcaklığının yüksek olması sonucu vücuttaki suyun daha çok terleme yoluyla dışarı atılmasının idrarın azalmasına, bu durumun da böbrek ve idrar yollarında taş oluşmasına zemin hazırladığı bildirildi. Çukurova Üniversitesi (Ç.Ü) Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Zeren, yaptığı açıklamada, çok farklı sebeplerle oluşabilen böbrek ve idrar yolu taşlarının büyüklüğü ve yoğunluğuna göre şiddetli ağrılara yol açabildiğini söyledi.



SU KAYBI TEHLİKELİ

Zeren, sıcak havanın özellikle yaz dönemlerinde böbrek taşı hastaları için risk oluşturduğu gibi, yeni hastalıklara da zemin hazırladığını belirtti. Zeren, "Sıcak havada terleme ile su kaybedilmesi, idrarı azaltarak böbrek taşı oluşmasına yol açıyor. Orta yaş üzerindeki erkeklerde ise risk daha fazla oluyor" dedi. Bazı idrar yolu taşlarının ise oldukça iri olmalarına rağmen hiçbir şikayete yol açmadıklarının da görüldüğünü, bunların ancak başka nedenlerle yapılan incelemeler sırasında tesadüfen saptandığını ifade eden Zeren, şöyle konuştu: "Yaz aylarında, riski azaltabilmek için günün büyük bölümünü kapalı ve klimalı ortamlarda geçirenler günde 3 litre, güneşli ortamlarda bulunanlar ise 4-5 litreden fazla su içmeli. Özellikle, nem oranı oldukça yüksek olan kentlerde böbrek taşı hastaları daha dikkatli olmalı.

TAŞIN BELİRTİLERİ
Ayrıca, limon suyunun bazı taşların oluşumuna engel olduğu da bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır. Bu nedenle, günlük sıvı ihtiyacının bir kısmının limonata olarak alınması yararlıdır. Gazlı içeceklerden ise kaçınmak gerekir." Gece çok sık idrara kalkmanın, bulantı, kusma ve idrarın hafif kanlı olmasının böbrek taşı belirtisi olabileceğine dikkati çeken Zeren, "Eğer ağrı birkaç günden uzun sürerse, idrar yaparken şiddetli yanma, yüksek ateş gibi belirtiler olursa hemen bir uzmana başvurulması gerekir" dedi.
Recai YAHYAOĞLU

YUKARIYukarı ___________  YazıcıyaYolla YazıcıyaYolla____________ Tavsiye Et____________ Yorum Yaz
 

BÖBREK TAŞI

Hayati öneme sahip olan bu kıymetli organımızın iç havuzcuk denilen kısımlarında, bazı etkenlerden dolayı KUM ve TAŞ oluşabilir. Bu konuda biraz bilgi edinen kişi, mevcut taşın büyümesi durdurabilir, eritilmesi ve atılması sağlanabilir, yeniden taş oluşması önlenebilir. Böbrekleri taş ve kum yapanların, bilmeleri gereken hususlar aşağıda izah edilmiştir.

TAŞIN OLUŞMASININ NEDENLERİ:

Böbreklerin taş yapmasının nedeni aşağıda izah edildiği gibi çeşitli nedenlerle bünyede bazı eksikliklerin doğması, taşların oluşmasına neden olmaktadır. Bu eksiklikler giderilince bünye normalleşir ve taş yapmaz olur.

Çeşitli tip taşların oluş nedenleri başka başkadır.Bazı genel ve özel nedenler vardır. Herkes bu genel ve özel nedenleri bilmeli, böylece çok acı veren böbrek taşını önlemelidir.

Az su içilmesi:

Normal olarak yaz, kış orta yaşlı bir kimse, günde 1,5 – 2,5 litre su içmelidir. Böbrekler bu su ile yıkanır ve kandan süzdükleri artık maddeleri bu su ile idrar şeklinde dışarı atarlar. Canımız istesin veya istemesin, özellikle böbrekleri kum ve taş yapanlar her gün bu miktar suyu içmelidir.

Bağırsaklardaki faydalı mikropların zarar görmesi:

Yediğimiz gıdalardan yararlanmamız bağırsaklardaki faydalı mikroplar vasıtası ile olmaktadır. Uzun süre ishal olmak, Antibiyotik veya Sülfamitli ilaç kullanmak bu faydalı mikropların büyük kısmının yok olmasına neden olur. Bunun sonucu yediğimiz gıdalardan "B" vitamini ve bazı proteinlerin bünyemizce alınması azalır."B" vitaminini yeterince alamayan kimselerin, sinirleri zayıflar, saçlarında dökülmeler başlar ve "B6" vitaminin eksikliği OKZALAT, "B13" vitamini eksikliği ise ÜRAT tipi taşın oluşmasına neden olur.

idrarın tadının değişmesi:

Sağlıklı kişilerde idrarın tadı hafif ekşidir. İdrarın tadı, eczanelerden alınacak TURNUSOL kağıtları ile kolayca tespit edilebilir. İdrarın ekşiliğine pH derecesi denir. Sağlıklı bir kişide idrarın pH derecesi 5,8 – 6,2 arası oynar. Bazı hasatlıklar nedeniyle veya bazı gıda maddelerinin sürekli ve çok yenmesinden idrarın pH derecesi 5,8 aşağı veya 6,2’den yukarı olabilir. Bu iki sınır dışındaki idrar içersinde ayrı, ayrı çeşitli mikroplar üreme imkanı bulur ve böbreklerde ayrı tiplerde taşların oluşmasına neden olurlar.

TAŞIN TİPLERİ:

Okzalat tipi taş:

En fazla rastlanan taş tiplerinden biridir. Okzalik asit yediğimiz karbonhidratlı (şekere dönüşen) gıdaların hazım kademeleri sırasında meydana gelir ve idrar içersinde okzalik asit hemen herkeste bulunur. Bu asit idrarda bulunan kalsiyum ile birleşerek kalsiyum okzalat tipi kum ve taşı oluşturur. Bu taşın oluşmasının nedeni pH derecesinin 5,2’den aşağıya düşmesi sonucu olur. Düşük olmasının sebebi ise; Beslenme bozukluğundan, "B6" vitamini eksikliğinden, bu vitaminin eksikliği ise, fazla antibiyotikli ilaç kullanmak, şeker hastalığı, karaciğer yetersizliği, kolesterol yüksekliği, sürekli ishal gibi rahatsızlığı olanlarda görülür. Okzalat tipi taş; sarımsı renkte, cam görünüşlü ve sivri çıkıntılıdır.

Ürat tipi taş:

Proteinli gıdalar, hazımları sırasında çeşitli kademelerde parçalanırlar ve sonunda üre ve üre asidi halinde idrarla dışarı atılır. İdrarda bulunan bu protein artıkları böbrekte ÜRAT TAŞI haline gelir. Beslenmelerde ihtiyaçtan fazla proteinli gıda yenmesi, proteinlerin parçalanmasını sağlayan "B13" vitamini eksikliği, aşırı antibiyotikli ve sülfamitli ilaçların kullanılması, şeker hastalığı, karaciğer yetersizliği gibi rahatsızlıklardan böbrekler süzme işini tam yapamaması sonucu ürat tipi taş oluşur. Ürat tipi taş; kırmızımsı renkte, cam görünüşlü ve sivri çıkıntılı uçludur.

Kolestrol tipi taş:

Bu tip taş ürat tipi taşa benzer.

Fosfat tipi taş:

Nefrit, piyelonefrit, kanser, cilt hastalıkları, deri yanması gibi rahatsızlıklarda pH derecesi yükselir. Bundan dolayı idrar içersinde çeşitli mikroplar ürer ve böbreklerde fosfat tipi taş oluşur. Bu taş tipi daha çok böbrek rahatsızlığı olanlarda görülür. Fosfat tipi taş; mat, açık kahve renkte, köşesiz, üst üste yapışmış yuvarlakçıklardan oluşmuştur sivri çıkıntıları yoktur.

ÖNERİLER

Böbrekleri taş yapanların "A, E, B, B6 ve B13" vitaminlerini bol almalıdırlar veya bu vitamini içeren gıdaları bol yemelidirler. Fazla antibiyotikli ve sülfamitli ilaçlar ile "D" vitamini kullanmamalıdırlar. İdrarın pH’nı ölçerek düşük ise yükselten, yüksek ise düşüren gıdalarla beslenilmeli ve idrarın ekşiliği normal değerlere gelmesi sağlanmalıdır.

İdrar pH’ını yükselten gıdalar;

Lahana, patates, karnabahar, pırasa, domates, zeytin, salatalık, incir, turp, nar, muz, çilek, erik, kiraz, kaysı, şeftali, elma, armut, ıspanak, kereviz, marul, süt, havuç, limon, portakal ve üzüm.

İdrar pH’ını düşüren gıdalar;

Margarin, pirinç, ekmek, bisküvi, badem, soğan, tere yağ, unlu besinler, enginar, bezelye, mantar, mercimek, kuru fasulye, peynirler, fıstık, ceviz, yumurta, etler, av etleri, beyaz etler,

“BUHARA ŞİFALI BİTKİLER” Taş eritme tozundan, sabah ve akşam tok karnına bir çay bardağı suya bir çay kaşığı dolusu karıştırıp içiniz. Böbreklerdeki kum ve taşları eritir. Böbreklerde taşın tekrar etmemesi için, yılda bir, 15 gün süre ile kullanmanızı tavsiye ederiz.

NOT: Fosfat tipi taş genelde az görülür ve zor erir. Bu tip taşın erimesi için taş tozu şu şekilde kullanılmalı; sabah, öğle, akşam birer çay kaşığı taş tozu, bir çay bardağı suya karıştırıp içilmeli.


YUKARIYukarı ___________  YazıcıyaYolla YazıcıyaYolla____________ Tavsiye Et____________ Yorum Yaz  

HEMOROİT:

  Hemoroidal doku damar yumağı (anjiyo kavernöz) yapısında olan ve anüsün çıkışında yastıkçık görevi gören bir dokudur. İç ve dış hemoroid olarak ikiye ayrılır. Anüsün ciltten kalınbarsak hücrelerine geçiş bölgesinde dişli çizgi olarak adlandırılan çizginin üst kısmında olanlara iç hemoroid, alt kısmında olanlara dış hemoroid Hemoroidal dokuda atardamar ve toplardamarlar (arteriyovenöz) arası direkt bağlantılar mevcuttur. Bu yapı sayesinde kalınbarsağın en son kısmındaki sensörlerin uyarısıyla hemoroidal doku içindeki kan miktarı hızlı bir şekilde ayarlanıp istemsiz olarak anüsten sıvı ve gaz çıkışını engelleyen bir yastık mekanizması şeklinde çalışır. Hemoroidal doku bu yönüyle insan yaşamının günlük yaşam kalitesini sağlamakta önemli yere sahiptir.

   Hemoroidal doku kalınbarsak duvarına Park ligamanı olarak adlandırılan bağlarla bağlıdır. Kronik kabızlık, ıkınma, gebelik ve uzun süreli ayakta durarak çalışmak gibi nedenler bağların (Park Ligamanı) zarar görmesine, bu dokunun aşağıya doğru sarkmasına, içindeki kan dolaşımının bozulmasına ve doku içinde kan göllenmesine neden olur. Hemoroidal dokunun sarkması, çoğu kez kalınbarsak dokusunun (mukoza) anüs dışına sarkması olarak tarif edilen mukozal prolapsus ile birliktedir. Anatomik yapısı bozulan, aşağıya doğru sarkma ile kan göllenmesi olan ve büyüyen bu doku hemoroidal hastalığa neden olur. Hemoroidal hastalıkta özellikle kabızlık döneminde sert dışkının çıkışında aşağıya sarkma, kanama ve ağrı sıklıkla görülen yakınmalardır.

  Hemoroidal hastalık 4 derecede incelenir.
1. derecede hemoroidal doku büyümüştür. Özellikle sert dışkı sonrasında kanama görülür, fakat sarkma yoktur.
2. derecede büyümüş olan hemoroidal doku kanama ile birlikte özellikle tuvalet sırasında şişer, aşağıya sarkar, tuvalet sonrası kendiliğinden normale döner.
3. evreye gelmiş hemoroidal hastalıkta sarkan hemoroidlerin normal pozisyona gelmesi için elle itilmesi gerekir.
4. evrede ise sarkmış olan hemoroidler elle de normal pozisyona getirilemez ve acil operasyon gerektirir.

Bunların dışında herhangi bir evrede akut tromboz denilen hemoroid dokusu içinde kan göllenmesi sonucu pıhtılaşma meydana gelebilir. Sıklıkla çok ağrılı bir durumdur ve çoğu kez acil operasyon gerekir. Batı toplumlarındaki insanların yaklaşık %50’si hayatlarının herhangi bir döneminde hemoroidal hastalıkla ilgili yakınma yaşarlar. Hastalığın görülme sıklığı yaşla birlikte artmakta, yakınması olan bu kişilerin yaklaşık %20’sinde girişimsel tedavi gerekmektedir. Girişimsel tedavi yapılan ya da ilaç tedavisi yapılan hastaların toplamı göz önüne alındığında tedavi maliyeti ve işgücü kaybı ile günümüz modern toplumlarının en önemli sağlık sorunlarından biridir. ...
 
Hemoroit tedavi yöntemleri

İLAÇ TEDAVİSİ 1. Kortikosteroid İçeren Pomadlar Kortikosteroid (kortizon) içeren kremler hemoroidal dokudaki ödemi ve tahrişi baskılarlar. Böylece ağrı ve çoğu kez de kanama kontrol altına alınabilir. Kortiko steroidli kremlerin; oluşabilecek yan etkiler nedeniyle, uzun süreli ve sık kullanımı önerilmemektedir. 2. Aneljezik (ağrı kesici ) Kremler Ağrı kesici madde içeren kremler hemoroidal hastalığın yarattığı ağrıyı ciltten emilme yoluyla bölgesel olarak azaltır. Tedavi edici özellikleri yoktur. 3. Dışkıyı Yumuşatan İlaçlar Bu ilaçların hemen tamamı şurup şeklindedir. Şekerli ve/veya hipertonik yapıları nedeniyle bağırsak içine sıvı çekerler ve dışkının yumuşamasını sağlarlar. Uzun süreli kullanım genelde ilaç etkisinin giderek azalmasına neden olur. 4. Kan Dolaşımı Düzenleyicileri Bu grup ilaçlar yalnız hemoroidal dokunun değil, toplardamar sisteminin diğer hastalıklarında da (örn: varis) kullanılmaktadır. Toplardamar sisteminin basıncını düşüren ve dolaşımı kolaylaştıran etkiye sahiptirler. Kullanıldıkları sürece etkilidirler. Fakat tedavi edici özellikleri yoktur. 5. Oturma Banyosu Sıcak suya oturma sıcak su buharının üzerinde oturma ya da çeşitli dezenfektanlar katılmış sıcak suya oturma şeklindedir. Özellikle dışkılama sonrası hemoroidle birlikte fissürü (yırtık) olan hastalarda rahatlama sağlamaktadır.
Kaynak: Mutlu insan

YUKARIYukarı ___________  YazıcıyaYolla YazıcıyaYolla____________ Tavsiye Et____________ Yorum Yaz

CİNSEL IQ
Kaynak: Buldun Net

Avrupa Cinsel Tıp Derneği’nin Londra’daki kongresinde ünlü kadın seksolog Dr. Carmita Abdo, erkeklerin cinsel tatmin ve mutluluğunu ölçen 10 soruluk bir ‘Cinsel IQ’ testi sundu.

Dr. Abdo’nun geliştirdiği test, cinsel yaşamın ve seksin kalitesini ölçmek için uluslararası standartlar içeriyor. Yani ülkelere göre değişen bir şey değil, her yerde geçerli... Brezilyalı Dr. Abdo, Sao Paulo Üniversitesi Tıp Fakültesi yöneticilerinden. Psikiyatri Enstitüsü Cinsel Bozuklukların Tedavisi Kliniği’nin başında. Hazırladığı test, ereksiyon kalitesiyle cinsel tatmin arasında doğrudan bağlantı olduğunu gösteren araştırmalardan yola çıkılarak geliştirildi. Cinsel ilişki kalitesi, ön sevişme, ereksiyon, cinsel birleşme ve orgazm gibi ilişkinin tüm aşamalarını kapsayan 10 soruluk bir anket. Dr. Abdo, cinsel IQ testinin, kişinin cinsel tutumlarını hem duygusal hem de fiziksel açıdan değerlendiren basit fakat etkili bir çalışma olduğunu söylüyor. Dr. Abdo’ya göre, cinsel IQ, ‘yatakta iyi olmak’ konusunda objektif bir değerlendirme sağlıyor. ‘Böylece her zaman büyük ilgi ve spekülasyon konusu olan cinsel performansın yeterince iyi olup olmadığı değerlendirilebiliyor’ diyor.

10 soruluk test

Bu test erkekler için hazırlanmıştır. Cinsel yaşamlarının son altı ayına bakarak aşağıdaki 10 soruya cevap vermeleri gerekiyor. Cevaplardan her biri, cinsel doyumun sıklığına ve derecesine bağlı olarak 1 ile 5 arasında bir puanla değerlendiriliyor. Hiçbir zaman seçeneği 1 puan, nadiren 2, zaman zaman 3, çoğu zaman 4, her zaman 5 puan olarak hesaplanıyor. Puanların toplamı 2 ile çarpıldığında 100 üzerinden ‘Cinsel IQ’ puanı ortaya çıkıyor. Yalnız burada önemli bir nokta var. Lütfen sorulara dürüst yanıtlar verin.

Libidonuz cinsel ilişkiyi başlatmaya yetecek kadar yüksek mi?

1 2 3 4 5
Cinsel çekiciliğinizin, partnerinizi yatağa gitmeye ve doyurucu bir cinsel ilişkide bulunmaya yöneltecek kadar yüksek olduğunu düşünüyor musunuz?

1 2 3 4 5
Ön sevişme sürecinin hem sizin hem de partneriniz için zevkli ve doyurucu olduğunu düşünüyor musunuz?
1 2 3 4 5

Partnerinizin cinsel doyuma ulaşması sizin cinsel performansınızı etkiliyor mu?
1 2 3 4 5

Ereksiyonunuzu, cinsel ilişkiyi doyurucu bir orgazmla sonuçlandırmaya yetecek kadar koruyabiliyor musunuz?
1 2 3 4 5

Cinsel olarak uyarıldığınızda, penisiniz, cinsel ilişkiyi doyurucu bir orgazma taşıyacak kadar sertleşiyor mu?
1 2 3 4 5

Cinsel etkinlik sırasında penisinizin sertliğini koruyabiliyor musunuz?
1 2 3 4 5

Boşalma sürecinizi kontrol edebiliyor ve böylece cinsel etkinliği siz istediğiniz sürece uzatabiliyor musunuz?
1 2 3 4 5

Seks sırasında orgazm olabiliyor musunuz?
1 2 3 4 5

Cinsel performansınız sizi yatakta daha maceracı olmaya (örneğin farklı pozisyonlar denemeye, vb.) veya daha sık seks yapmaya yöneltiyor mu?
1 2 3 4 5

Sonuçlar:

80-100: Ateşli aşk yaşamı
Cinsel bakımdan kendimden çok memnunum ve seks yaşamımın zevkini sonuna kadar çıkarıyorum. Ön sevişme, ereksiyon, orgazm, her şey iyi.

60-80:Sıcak aşk yaşamı
Seks yapmaktan zevk alıyorum, fakat geliştirmem gereken bazı noktalar var. Örneğin belki biraz ön sevişmeden daha fazla zevk almaya çalışmam gerekiyor.

40-60:Soğuk aşk yaşamı
Cinsel yaşamımın daha iyi olabileceğini görüyor, üzülüyorum. Bu konuda en büyük sıkıntım yeterince konsantre olamamam.

20-40:Hayal kırıklığı
Seks yaşamımdan yeterince doyum sağlamadığımı hissediyorum. Sorun nerede acaba? İstesem de olmuyor. Ciddi bir ereksiyon problemim var.

0-20:Sadece hüsran
İyi bir kitaptan, seks yaşamımdan aldığım zevkten daha fazla zevk aldığım şeklinde ciddi endişelerim var. Ya da ne bileyim bir futbol maçından.

GERİ YUKARI

  YazıcıyaYolla
YazıcıyaYolla

ANASAYFA
AnaSayfa

 SıkKullanılanlaraEkle
FavorilereEkle

AnaSayfaYap
AnaSayfaYap


TavsiyeEt

YorumYaz

Kapat