ŞİİRLER |
EĞİLME!
Zincirin altınsa da koparıp kır
Susmak ne imiş yere haykır,göğe haykır
Vicdan bile duymaz çıkmassa bir ahı
Sessiz kölelerdir yaratan bin bir ilahı
Elbet put olurlar öpülen eller etekler
Elbet öpen oldukça olur öptürecekler
Hürriyet o en son şerefindir onu satma
Bir tanrı yeter kendine bin tanrı yaratma
İnsandaki dört tane ayak devirini bilme
Mahvolsa eğilmezdi baban sende eğilme
MEHMET AKİF ERSOY
BÜLBÜL
Bütün dünyâya küskündüm, dün aksam pek bunalmiştım;
Nihayet, bir zaman kirlarda gezmis, köyde kalmistim.
Sehirden kaçmak isterken sular zâten kararmisti;
Pek issiz bir karanlik sonradan vadiyi sarmisti.
Isik yok, yolcu yok, ses yok, bütün hilkat kesilmis lâl...
Bu istigrâki tek bir nefha olsun etmiyor ihlâl.
Muhitin hâli "insaniyet"in timsâlidir, sandim;
Dönüp maziye tirmandim, ne hicranlar,neler andim!
Tasarken hasrolup beynimden artik bin müselsel yâd,
Zalâmin sinesinden fiskiran memdüd bir feryâd,
O müstagrak, o durgun vecdi nâgâh öyle costurdu:
Ki vâdiden bütün, yer yer,eninler çaglayip durdu.
Ne muhrik nagmeler, yâ Rab, ne mevcâmevc demlerdi:
Agaçlar, taslar ürpermisti, güyâ Sür-i Mahserdi!
__Esin var, âsiyânin var, bahârin var, ki beklerdin;
Kiyametler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin?
O zümrüd tahta kondun, bir semâvi saltanat kurrdun;
Cihânin yurdu hep çignense, çignenmez senin yurdun.
Bugün bir5 yemyesil vâdi, yarin bir kipkizil gülsen,
Gezersin, hânümânin sen, için sen, kâinâtin sen.
Hazansiz bir zemin isterse,sâyed ruh-i ser-bâzin,
Ufuklar, bu'd-i mutlaklar bütün mahküm-i pervâzin.
Degil bir kayda, sigmazsin-kanatlandin mi-eb'âda;
Hayâtin en muhayyel gâyedir ahrâra dünyâda.
Neden öyleyse mâtemlerle eyâmin perisandir?
Niçin bir damlacik gögsünde bir umman hurüsandir?
Hayir, mâtem senin hakkin degil... Mâtem benim hakkim:
Asirlar var ki, aydinlik nedir, hiç bilmez âfâkim!
Teselliden nasibim yok, hazân aglar bahârimda;
Bugün bir hânümansiz serseriyim öz diyârimda!
Ne hüsrandir ki: Sark'in ben vefâsiz kansiz evlâdi,
Serâpâ Garb'a çignettim de çiktim hâk-i ecdâdi!
Hayalimden geçerken simdi; fikrim hercümerc oldu,
Salâhaddin-i Eyyubi'lerin, Fatih'lerin yurdu.
Ne zillettir ki: Nakuus inlesin beyninde Osman'in;
Ezan sussun, fezâlardan silinsin yâdi Mevlâ'nin!
Ne hicrandir ki: En sevketli bir mâzi serâb olsun;
Okudretler, osatvetlerharab olsun, türâb olsun!
Çökük bir kubbe kalsin ma'bedinden yildirim Hân'in;
Senâ'atlerle çignesin muazzam kabri Orhan'in;
Ne haybettir ki: Vahdet-gâhi dînin devrilip,tas,tas,
Sürünsün simdi milyonlarca me'vasiz kalan dindas!
Yikilmis hânümanlar yerde iskenceyle kivransin;
Serilmis gövdeler, binlerce,yüzbinlerce dogransin!
Dolassin, sonra, Islam'in harem-gâhinda nâ-mahrem...
Benim hakkim, sus ey bülbül, senin hakkin degil
ÇANAKKALE SEHITLERINE
Su Bogaz harbi nedir? Var mi ki dünyâda esi?
En kesîf ordularin yükleniyor dördü besi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarilmis ufacik bir karaya.
Ne hayâsizca tehassüd ki ufuklar kapali!
Nerde _ gösterdigi vahsetle <<bu: bir Avrupali>>
Dedirir - yirtici, his yoksulu, sirtlan kümesi,
Varsa gelmis, açilip mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, bütün akvâm-i beser,
Kayniyor kum gibi, tûfan gibi, mahser mahser.
Yedi iklîmi cihânin duruyor karsina da,
Ostralya'yla beraber bakiyorsun: Kanada!
Çehreler baska, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahsetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ!
Ah o yirminci asir yok mu, o mahlûk-i asîl,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkiyla, sefil,
Kustu Mehmedcigin aylarca durup karsisina;
Döktü karnindaki esrârim hayâsizcasina.
Maske yirtilmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakîkat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tarîbe müvekkel esbâb,
Öyle müdhis ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Öteden sâikalar parçaliyor âfâki;
Beriden zelzeler kaldiriyor a' mâki;
Bomba simsekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor gögsün üstünde o arslan neferin.
Yerin altinda cehennem gibi binlerce lâgam,
Atilan her lâgamin yaktigi: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhis tipidir: Savrulur enkaaz-i beser..
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Bosanir sirtlara, vâdilere, sagnak.
Saçiyor zirha bürünmüs de o nâmerd eller,
Yildirim yaylimi tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangini, durmus da açik sînelere,
Sürü hâlinde gezerken sayisiz tayyâre.
Top tüfekten daha sik, gülle yagan marmîler...
Kahraman ordyu seyret ki bu tehdîde güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmindan;
Alinir kal' a mi gögsündeki kat kat îman?
Hangi kuvvet onu, hâsâ, edecek kahrina râm?
Çünkü te' sîs-i Ilâhî o metîn istihkâm.
Sarilir, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beserin azmini tevkif edemez sun-i beser;
Bu gögüslerse Hudâ'nin ebedi serhaddi;
« O benim sun-i bedi'im, onu çignetme» dedi
Âsimin nesli... diyordum ya... nesilmis gerçek:
Iste çignetmedi nâmûsunu, çignetmeyecek.
Sühedâ gövdesi, bir baksana, daglar, taslar...
O, rükû olmasa, dünyâda egilmez baslar,
Yaralanmis temiz alnindan, uzanmis yatiyor,
Bir hilâl ugruna, yâ Rab, negünesler batiyor!
Ey, bu topraklar için topraga düsmüs, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alni deger.
Ne büyüksün ki kanin kurtariyor Tevhîd'i...
Bedr'in arslanlari ancak, bu kadar sanli idi.
San dar gelmeyecek makberi kimler kazsin
« Bu, tasindir» diyerek Kâbe'yi diksem basina;
Rûhumun vahyini duysam da geçirsem tasina;
Sonra gök kubbeyi alsam da, rîda namiyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecramiyle,
Mor bulutlarla açik türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yi uzatsam oradan;
Sen bu âvîzenin altinda, bürünmüs kanina,
Uzanirken, gece mehtabi getirsem yanina,
Türbedarin gibi tâ fecre kadar bekletsem ;
Gündüzün fecr ile âvîzeni lebriz etsem;
Tüllenen magribi, aksamlari sarsam yarana...
Yine bir sey yapabildim diyemem hâtirina.
Sen ki, son ehl-i salibin kirarak savletini,
Sarkin en sevgili sultâni Sâlâhaddin`i,
Kiliç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki, Islam`i kusatmis, boguyorken hüsran,
O demir çemberi gögsünde kirip parçaladin;
Sen ki, rûhuna beraber gezer ecrami adin;
Sen ki, a`sara gömülsen tasacaksin...Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu, cihat...
Ey sehit oglu sehid, isteme benden makber,
Sana agûsunu açmis duruyor peygamber HÜSRAN
Ben böyle bakip durmayacaktim, dili bagli,
Islam'i uyandirmak için haykiracaktim.
Gür hisli, gür imanli beyinler, cosar ancak,
Ben zaten uzunboylu düsünmekten uzaktim!
Haykir! Kime, lakin? Hani sahipleri yurdun?
Ellerdi yatanlar, saga baktim, sola baktim;
Feryadimi artik bogarak , na'sini, tuttum,
Bin parça ettim si'irime gömdüm de biraktim.
Seller gibi vadiyi eninim saracakken,
Hiç çaglamadan, gizli inen yas gibi aktim.
Yoktur elemimden su sagir kubbede bir iz;
Inler "Safahat"imdaki hüsran bile sessiz!
O SEHIDIN ARDINDAN
Bir leyle-i kadirde dusen din icin yere,
Su matemli kalbimden, o ulkucu sehide...
Saldirtmadan sag iken mubarek magbedine.
Uzanan el kirilir bu kutsal dine!...
Yemin ettik ulkudas, yolumus yolun olsun,
Imansiz alcaklardan zafer kimin haddine?
Bakma gozlerimize, gozden degildir o yas,
Neden aglayalim, olmedin ki ulkudas'..
Ovmeyecegim seni, cunku ovgu az sana,
Sen ki bayragin gibi, boyandin bir al kana.
"Dugun gecesi" demis bu olume Mevlana
Bir leyle-i kadirde kavustun sen Mevla'na
Omuzlarda gitsede albayraktaki naas
Sana oldun diyemem, olmedinki ulkudas.
Seninle din yolunda, olmustuk biz yoldas.
Sen bizi gectin ama, yetisiriz ulkudas
Ne tez geldi yigidim, genc yasta sana hazan
Sehide su isitti, aklasti kara kazan.
Sen borcunu odedin sira bizde ulkudas"..
Simdi senin dinini bu emin eller bekler
Atom atsalar bile, yaradani kim terkler?
Ama ne var ki boyle uruyecek kopekler
Sen sehit oldun yigit, onlar geberecekler"..
Vurulup tertemiz alnindan uzanmis yatiyor,
Bir hilal ugruna Yarap ne gunesler batiyor
O zaman vecd ile bin secde eder-varsa-tasim ;
Her cerîhamdan,Ilahi, bosanip kanli yasim,
Fiskirir rûh-i mücered gibi yerden na'sim!
O zaman yükselerek Ars'a deger, belki, basim.
***
Dalglan sen de safaklar gibi ey sanli hilâl!
Olsun artik dökülen kanlarimin hepsi helal,
Ebediyyen sana yok irkima yok izmihlâl:
Hakkidir, hür yasamis, bayragimin hürriyet;
Hakkidir, Hakk'a tapan ,milletimin istiklâl.
ZULMÜ ALKISLAYAMAM, ZALIMI ASLA SEVEMEM,
GELENIN KEYFI IÇIN GEÇMISE KALKIP SÖVEMEM.
ATIYI KARANLIK GÖREREK AZMI BIRAKMAK, ALÇAK
BIR ÖLÜM VARSA, EMINIM, BUDUR ANCAK.
KENDI SAGLAM, HISSI, RUHU ÖLMÜS MILLETIN!
ISTE EN KORKUNCU HÜSRANIN, HELAKIN, HAYBETIN!
Müslümanlik nerde! Bizden geçmis insanlik bile...
Adem aldatmaksa maksad, aldanan yok, nafile!
Kaç hakiki müslüman gördümse, hep makberdedir;
Müslümanlik, bilmem amma, galiba göklerdedir;
Istemem, dursun o payansiz mefahir bir yana...
Gösterin ecdada az çok benziyen kan bana!
Isterim sizlerde görmek irkinizdan yadigar,
Çok degil, ancak Necip evlada layik tek siar.
Varsa sayet, söyleyin, bir parçacik insafiniz:
Böyle kansiz miydi -hasa- kahraman ecdadiniz?
Böyle düsmüs müydü herkes ayrilik sevdasina?
Benzeyip sirazesiz bir mushafin eczasina,
Hiç görülmüs müydü olsun kayd-i vahdet tarumar?
Böyle olmus muydu millet canevinden rahnedar?
Böyle açliktan bogazlar miydi kardes kardesi?
Böyle adet miydi bi-perva, yemek insan lesi?
Irzimizdir çignenen, evladimizdir dogranan...
Hey sikilmaz, aglamazsan, bari gülmekten utan!...
"His" denen devletliden olsaydi halkin behresi:
Payitahtindan bugün tasmazdi sarhos naresi!
Kurd uzaklardan bakar, dalgin görürmüs merkebi.
Saldirirmis ansizin yaydan bosanmis ok gibi.
Lakin, ask olsun ki, aldirmaz otlarmis esek,
Sanki tavsanmis gelen, yahut kiliksiz köstebek!
Kâr sayarmis bir tutam ot fazla olsun yutmayi...
Hasmi, derken, çullanirmis yutmadan son lokmayi!...
Bu hakikattir bu, sasmaz, bildigin usluba sok:
Halimiz merkeple kurdun ayni, asla farki yok.
Burnumuzdan tuttu düsman; biz bogaz kaydindayiz;
Bir bakin: hala mi hala ihtiras ardindayiz!
Saygisizlik elverir... Bir parça olsun arlanin:
Vakti çoktan geldi, hem geçmektedir arlanmanin!
Davranin haykirmadan nakus-u izmihaliniz...
Öyle bir buhrana sapmistir ki, zira, halimiz:
Zevke dalmak söyle dursun, vaktiniz yok mateme!
Davranin zira gülünç olduk bütün bir aleme,
Beklesirken gökte yüz binlerce ervah, intikam;
Yerde kalmis, na'sa benzer kavm icin durmak haram!...
Kahraman ecdadinizdan sizde bir kan yok mudur?
Yoksa, istikbalinizden korkulur, pek korkulur.
ZİNDANDAN MEHMED'E MEKTUP
Zindanda iki hece. Mehmed'im lafta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de geri adım,boynunda yafta...
Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
Kavuşmak mı?..Belki ..Daha ölmedim!
Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
Git ve gel... Yüz adım...Bin
yıllık konak
Ne ayak dayanır buna ,ne
tırnak!
Bir alem ki, gökler boru içinde.
Akıl almazların zoru içinde
Üstüste sorular soru içinde.
Düşün mü, konuş mu, sus mu ,
unut mu?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?
Bir idamlık Ali vardı, asıldı
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil...
Müdür bey dert dinler, bugün "maruzat"!
Çatik kaş...Hükümet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş kim eder azat?
Anlamaz; yazsız, pulsuz, dilkeçem...
Anlamaz! ruhuma geçti bilekçem!
Saat beş dedi mi, bir yırtıcızıl
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekün içinde yazıl ve çizil!
İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik, mintanlarla et.
Somurtuş ki bıçak, nara ki tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccademin yönünde şefkat
Beni kimsecikler okşamaz
madem
Öp beni alnımdan, sen
seccadem!
Çaycı getir ilaç kokulu çaydan!
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda dakika farksız aydan
Karıştır çayını zaman
erisin
Köpük köpük, duman duman
erisin!
Peykeler, duvara mıhlı peykeler
Duvarda, başlardan yağlı lekeler
Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler...
Duvar,katil duvar yolumu
biçtin
Kanla dolu sünger... Beynimi
içtin
Sukut... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar
Tek nokta seçemez dünyada nazar
Yerinde mi acep, ölu ve mezar?
Yeryüzü boşaldı habersiz miyiz?
Güneşe göç varda , kalan biz
miyiz?
Ses demir, su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir.
Ne gelir ki elden, kader bu, emir...
Garip pencerecik, küçük
daracık;
Dünyaya kapalı, Allah'a açık
Dua, dua eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış
Bir soluk, bir tütsü, bir
uçan buğu
İplik ki incecik, örer
boşluğu
Ana rahmi zahir, şu bizim koğuş
Karanlığında nur, yeniden doğuş....
Sesler duymaktayim; Davran ve koğuş!
Sen bir devsin, yükü
ağırdır devin!
Kalk ayağa, dimdik
doğrul ve sevin!
Mehmed'im, sevinin , başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın elbet bizim,
elbet bizimdir!
Gün doğmuş ,gün batmış
, ebed bizimdir
Necip Fazıl
İBRAHİM SADRİ
Kus Hatiralari
Benim çocuklugumda soframiza kuslar konar
rüyalarimiza melekler ugrardi.
Kapimizdan yogurtçu
bahçemizden ishakkusu
kalbimizden yeni çikan sarkilar geçerdi.
Kisin bir sobamiz olurdu
sobanin yaninda kedimiz
kedinin önünde yün yumagi
bir Hayat Bilgisi fotografi gibiydik.
Yerli mali kullanan
yurdun üç tarafi denizlerle çevrili
kuruüzüm incir findik
tütün çay narenciye kavun-karpuz yetistiren
kuru üzüm ve inciri satan
karsiliginda
çamasir makinesi radyo ve otomobil alan
bir topragin fertleri...
Biraz yoksul biraz mütevekkil
biraz mahcup biraz kirilgan
biraz naif ama hep umutlu...
Özlerdik.
Memleketteki halamizi
ince dogranmis bir dilim pastirmayi
yurttan sesler korosunu
aksam komsuluklarini
radyo tiyatrolarini
sabah ezanini
kalayciyi bozaciyi
münir nureddin sarkilarini
orhan boran yarismalarini
kandil gecelerini duvar sarmasiklarini
bakkalimizin utana sikila veresiye hatirlatmalarini
okul önü koz helvalarini
aksam oturmalarini
ve hayati...
Top oynardik
ip atlar kedi kovalar
taslarla birbirimizin basini yarar
mahalle savaslari çikarir
gece olunca da tutar babalarimizin elinden
yazlik sinemalara gider
Sadri Alisik Vahi Öz
Belgin Doruk Cüneyt Arkin seyreder
Olimpos gazozlari içer
güler eglenir bagirir çagirir
dönerken yildizlari sayardik.
Biz sıkı çocuklardik.
Hepimizin birer yildizi vardi
onlara isim takardik
onlar da bize isim takardi
pus ve dumandan önce bu sehrin
geceleri gökirpan ve isimleri takilan yildizlari vardi.
Benim yildizima Mehlika adini vermistik
biz kimseden yana degildik.
Kimsenin de kendinden yana olmasini istedigi birileri
olmazdi
Bir degirmendeydik
ögütülen
ögütülürken türküler söyleyen
bugday basaklarina benziyorduk.
Ben
çorbalardan tarhanayi
yemeklerden kurufasulyayi
sigaralardan Harmani
belki bunun için çok sevdim.
Yollar bozuk musluklar bozuk
ziller bozuk paralar bozuk
ama adamlar saglam idi.
Bu sehrin yildizlari vardi.
Saçlarina kurdelalar takan
çivitle yikanmaktan asinmis beyaz çoraplarina
leke bulasmasin diye su birikintilerinden sakinan
gözleri önünde
yürekleri ve beslenme çantalari ellerinde
küçük çocuklari vardi bu sehrin
bu sehrin yildizlari vardi.
Ben Fenerbahçeyi amcam Vefayi tutardi.
Konya tahil ambari Mersin muz cennetiydi.
Taksimden Fatihe troleybüs kalkar
Sishanede mutlak raydan çikardi.
Vallahi hayat zor ve fakat çok matrakti.
Muammer Karacan'nin adina bir tiyatro binasi yoktu
bizzat kendisi vardi.
Basimiz agrirdi komsumuz vardi
gönlümüz daralirdi komsumuz vardi
Çorbamizi umutlarimizi
memleket kadar kalbimiz paylastigimiz komsularimiz
vardi.
Geceleri bekçimiz
gündüzleri sütçümüz
bizim kadar zayif da olsa
nohuta ve makarnaya alismis da olsa
Sarman adinda bir kedimiz
ceplerimizde kirik misketlerimiz
çamur bulasigi ellerimiz
ve gülümseyen bir yüzümüz
kimseye göstermekten utanmayacagimiz bir içimiz
biraraya gelerek çektirebilecegimiz
bir aile fotografimiz vardi.
Bir sabah bütün iyi seylerin
Ayvansaray iskelesinden
hayal ülkesine dogru demir alan
bir sirket-i hayriyye vapuru gibi
aramizdan ayrildigini gördük
Sonra Ayvansaray'in sularinin çekildigini yazdi
gazeteler.
Süheyla hanimin Raci beyin
Melahat mehves ablanin
Niko'nun Ercüment efendinin çekildigini ise
yazmadilar nedense.
Ama yok ama yoklar.
Ne Harman sigarasi kaldi geriye
ne Olimpus gazozu
ne Sadri Alisik.
Kalan bir tortuydu belki.
Belki kirik bir rüya denizi
belki suya düsürdügümüz suretimizin
cep aynamiza nüktedan bir yansimaydi hersey.
Hersey Maltepe sigarasinin
hep arandiginda
her bakkalda bulunabilmesi ile
büyüsünü kaybetmisdi belki de .
belki de biz bir rüya mi görmüstük?
Hadi hepsi yalandi.
Hadi hepsi hayaldi.
Hadi hepsini ben uydurmustum.
Ama rüyalarimizin melekleri
ve soframizin daim konuklari kuslar?
Ya onlar?
Onlari siz de görmediniz mi?
Sizin de sofraniza konup
rüyalariniza ugramadilar mi?
Onlar da mi yalandi? hadi gidiyorsun
yurekten kan gidiyor sen gidiyorsun
hersey gidiyor
gokte bulut,dagda kar,düzde kervan gidiyor
solgun bir gul oluyor insan
bir demet kir cicegi öluyor,sen gidiyorsun
ne ucuz yasiyorsun,ne kolay
bir kristal gibi ellerimden dusuyorsun
bakma oyle
ben kaniyorum sen üsüyorsun
kolay degil yalan bu
yaralayan kanayan koca bir yalan
yalan iste
sevdigim yalan
sarkilardan arta kalan ve sabah bugusu
ve tarla faresi ve ekmek derdinde isci kalbi gibi
yumusak sicak bir yalan
islak gozlerimle geciyorum yarali bir ceylanin kalbinden
ceplerimde kul var
bir yangindan arta kalan
sordugum adreslerde kimse oturmuyor
ve kimse olmuyor ben sordugum zaman
hersey bir yalan gibi yandigi zaman
yanliz oldugunu anliyor insan
anladim ve gectim
yarali bir ceylanin kalbinden
aynami kirdim fotagraflarimi yaktim
nasilda acimasizdim tatralarima karsi
nasilda umarsiz
su gordum dusumde
karanlikti ve gurultuyle cagliyordu
ceplerimde kul vardi ve yaniyordu
sonra sabah oluyor
ve bir ceylan kalbinde alem agliyordu
hayir diyordu bir dagkoylusu
hic birsey icin gec degil
ve gec degil
birsey icin hicbirsey
birsey vardi oyleyse birsey
beni ceken
gecenin dagdasindan uzaga
kocaman cayirlara ceken birsey
gumrah irmaklara
sonra sicaga sonra aciya
sonra yaralarima merhem olmaya kapima dayanan
birsey
tutsana beni birakmasana
olsun yaralasana
olsun agrisada
yalanda olsa kalsana
dagkoylusu
askin oldugu yerde ben varim
sen olmasanda ben varim
yagmur yagar saclarim filizlenir
bir yildiz duser omuzlarima
islik calar,islanir, sarkilarimi soyler gecerim kapindan
camlarin bugusundan ve yagmurun kokusundan
tanirlar beni
bilirler
en iyi yalanlarini alirim onlarin
adresler sorarim kimseler oturmaz orada
ve kimseler olmaz ben sordukca
dagkoylusu
simdi gidersen
simdi git
kalirsan simdi
Ben seni hic sevmedim ki
yorgun aksamlarda soyledigimiz sarkilari sevdim
bir cicege gulmeni bir gule benzemeni sevdim
bir de yildizlari sevdim
eylul aksamlarinda gelip gozlerinde durdular
Ben seni hic sevmedim ki
beni yola kodugunda ayrilmayi sevdim
kursunlari sevdim beni vurdugunda
aglamayi sevdim beni unuttugunda
aglamayi sevdim yanliz oldugumu anladigimda
ayakta kalmami sevdim
yikilmami sevdim seni her hatirladigimda
ekmegi sever gibi sevdim sensizligi
su gibi ozledim temmuz gunesinde sesini
ikindide yagmur gibi
geceleyin ruzgar gibi sevdim seni sevdigimi
Ben seni hic sevmedim ki
kuslara sarkilar ogretmeni sevdim
menekseyle konusmani
nisana hatirlatmani
baharin adinda yanlizlik olmadigini
dustugum zaman kanayan yanlarimi
ve tuhafligimi usudugum zaman
sakiz satan cocuklari yeni cikan sarkilari
her kaybettiginde kazanan yanlarini sevdim
denize dusmus gul gibi dustum atese
ben yangini sevdim
ben yandigim zaman boyle iste
Ben seni hic sevmedim ki
bir gece ceylan indi dagdan kalbine
bir gece siir gibi kibrit alevinde
alemin ortasinda kimsesizligin sesinde
bugusunda sabahin
acimasizliginda ahin
aglayan yuzunde isanin
ferahlatan gucuyle duanin
korkutan yaniyle narin
gulun ustune
tutundugum umudun ustune
korkunun ustune
senin ustune
hepsinin ustune
ben seni hic sevmedim ki
gittigin zaman
gitmeni sevdim
evreni sevdim geldigin zaman
kalmani sevdim
urkuyordum sana sana alismaktan
yinede sevdim gulumsemeyi
mendilimi sallarken seni goturen trenin arkasindan
kirlara ilk kar dustugu zaman
olumun en guzel oldugunu sevdim
seni icimde oldurdugum zaman
her kaybettigimde kazanan yanlarini sevdim
denize dusmus gul gibi dustum atese
ben yangini sevdim
yandigim zaman boyle iste
ben seni hic sevmedim ki
ben sevdim mi adam gibi severim
İBRAHİM
SADRİ
YUNUS EMRE
DELI GONUL
Tasdin yine deli gonul
Sular gibi caglar misin
Aktin yine kanli yasim
Yollarimi baglar misin
Nidem elim ermez yare
Bulunmaz, derdime care
Oldum ilimden avare
Beni bunda egler misin
Yavi kildim ben yoldasi
Onulmaz bagrimin basi
Gozlerimin kanli yasi
Irmak olup caglar misin
Ben toprak oldum yoluna
Sen asiri gozedirsin
Su karsima gogus gerip
Tas bagirli daglar misin
Harami gibi yoluma
Arkuru inen karli dag
Ben yarimden ayri dustum
Sen yolumu baglar misin
Karli daglarin basinda
Salkim salkim olan bulut
Sacin cozup benim icun
Yasin yasin aglar misin
Esridi YUNUS'un cani
Yoldayim, illerim hani
YUNUS duste gordu seni
Sayru musun, saglar misin
Dunya umruna meyleni verme
Sen de kurtulmazsin ecel elinden
Ben filanim diye gogsunu germe
Sen de kurtulmazsin ecel elinden
Iskender de geldi alemi gezdi
Zaloglu Rustem'in tahtini bozdu
Yunus baligiyla deryayi yuzdu
O da kurtulmadi ecel elinden
Soyler dervis Yunus serveti SAMAN
Taci tahti aldi gitti Suleyman
Lokmanlar derdine olmadi derman
O da kurtulmadi ecel elinden
ISTERIDUM ALLAH'I
Isteridüm Allah'i
Buldumisa ne oldi
Aglaridum dün ü gün
Güldümise ne oldi
Erenler meydaninda
Yuvarlanur tup idüm
Padisah çevgâninda
Kaldumisa ne oldi
Erenler sohbetinde
Deste kizil gül idüm
Açildum ele geldüm
Soldumisa ne oldi
Alimler ulemalar
Medresede buldiysa
Ben harâbat içinde
Buldumisa ne oldi
BIR GONUL YIKTIN ISE
Bir kez gönül yikdin ise
Bu kildigin namaz degil
Yetmis iki millet dahi
Elin yüzün yumaz degil
Hani erenler geldi geçdi
Bunlar yardu kaldi göçdü
Pervaz urup Hakk'a uçdu
Hümâ kusudur kaz degil
Yol oldur ki dogru vara
Er oldur alçakda dura
Göz oldur ki Hakk'i göre
Yüceden bakan göz degil
Dogru yola gittin ise
Er etegin tuttun ise
Bir hayir da ettin ise
Birine bindir az degil
Yunus bu sözleri çatar
Sanki bali yaga katar
Halka metâlarin satar
Yükü cevrherdir tuz degil
BIZ KIME ASIKSAVUZ ALEMLER
Biz kime âsiksavuz âlemler ana âsik
Kime degül diyelüm bir kapudur bir tarik
Biz neyi seversevüz masûka ani sever
Dostumuzun dostina yad endise ne lâyik
Sen gerçek âsikisan dostun dostina dost ol
Bu halde kalurisan dosta degül yarasik
Yetmis iki millete kurban ol âsikisan
Tâ âsiklar safinda tamam olasin sadik
Sen Hakk'a âsikisan Hak sana kapu açar
Ko seni begenmegi varlik evini bir yik
Hâs u âm mutî asi dost kulidur cümlesi
Kime eydibilesin gel evünden tasra çik
Yunus'un bu dânisi genc-i nihan sözidür
Dosta âsik olanlar iki cihandan fârik
BU DUNYADAN GIDER OLDUK
Bu dunyadan gider olduk
Kalanlara selam olsun
Bizim icin hayir dua
Kilanlara, selam olsun
Ecel buke belimizi
Soyletmeye dilimizi
Hasta iken halimizi
Soranlara, selam olsun
Tenim ortaya acila
Yakasiz gomlek bicile
Bizi bir asan vech-ile
Yunanlara, selam olsun
Azrail alir canimizi
Kurur damarda kanimiz
yuyacagin, kefenimiz
Saranlara, selam olsun
Sala verile kasdimiza
Gider olduk dostumuza
Namaz icin ustumuze
Duranlara, selam olsun
Dunyaya gelenler gider
Hergiz gelmez yola gider
Bizim halimizden haber
Soranlara, selam oolsun
Miskin YUNUS soyler sozun
Yas doldurmus iki gozun
Bizi bilmeyen ne bilsin
Bilenlere, selam olsun
ERENLER BIR DENIZDUR
Erenler bir denizdür
Âsik gerek dalasi
Bahri gerek denizden
Girüp gevher alasi
Gine biz bahri olduk
Denizden gevher alduk
Sarraf gerek gevherün
Kiymetini bilesi
Muhammed Hakk'i bildi
Hakk'i kendüde gördi
Cümle yerde Hak hâzir
Göz gerekdür göresi
Âlimler kitab düzer
Karayi aka yazar
Gönüllerde yazilur
Bu kitabun sûresi
HIC BILMEZEM KEZEK KIMIN
Hiç bilmezem kezek kimün
Aramuzda gezer ölüm
Halki bostan idinmisdür
Diledügin üzer ölüm
Bir nicenün belin büker
Bir nicenün yasin döker
Bir nicenün mülkin yikar
Var gücini üzer ölüm
Yigidi koca olinca
Komaz kendüyi bilince
Birini koyup gülince
Gözlerini süzer ölüm.
EVVEL BENEM AHIR BENEM
Evvel benem ahir benem
Canlara can olan benem
Azup yolda kalmislara
Hâzir meded iren benem
Düs dösedüm bu yerleri
Çöksü urdum bu daglari
Sayvân eyledüm gökleri
Girü dutup duran benem
Dahi aceb âsiklari
Ikrâr u din iman oldum
Halkun gönlinde küfrile
Islâmila iman benem
Halk içinde dirlik düzen
Bu üstine kara dizen
Dört kitabi togru yazan
Ol yazilan Kur'an benem
Yunus degül buni diyen
Kendüligidir söyleyen
Kâfir olur inanmayan
Evrel âhir heman benem
ILIM ILIM BILMEKTIR
Ilim ilim bilmektir
Ilim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktir
Okumaktan mânâ ne
Kisi Hakk'i bilmektir
Çün okudun bilmezsin
Ha bir kuru emektir
Okudum bildim deme
Çok tâat kildim deme
Eri Hak bilmez isen
Abes yere yelmektir
Dört kitabin manasi
Bellidir bir elifde
Sen elifi bilmezsin
Bu nice okumaktir
Yunus Emre der hoca
Gerekse var bin hacca
Hepisinden eyice
Bir gönüle girmektir
YUNUS EMRE HAK CIHANA DOLUDUR
Hak cihana doludur
Kimseler Hakk'i bilmez
Onu sen senden iste
Ol senden ayri olmaz
Ahret yavlak irakdir
Dogruluk key yarakdir
Ayrilik sarp firakdir
Hiç giden geri gelmez
Gelin tanis olalim
Isi kolay kilalim
Sevelim sevilelim
Dünya kimseye kalmaz
Yunus sözün anlarsan
Mânâsini dinlersen
Sana iy(i) dirlik gerek
Bunda kimseye kalmaz.
ISIDIN EY YARENLER
Isidin ey yarenler
Ask bir günese benzer
Aski olmayan gönül
Misâl-i tasa benzer
Tas gönülde ne biter
Dilinde agu tüter
Niçe yumsak söylese
Sözü savasa benzer
Aski var gönül yanar
Yumsanur muma döner
Tas gönüller kararmis
Sarp kati kisa benzer
Geç Yunus endiseden
Gerekse be bîseden
Ere ask gerek önden
Ondan dervise benzer
BANA SENI GEREK SENI
Askin aldi benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanarim dün ü günü
Bana seni gerek seni
Ne varliga sevinirim
Ne yokluga yerinirim
Askin ile avunurum
Bana seni gerek seni
Askin âsiklar öldürür
Ask denizine daldirir
Teselli ile doldurur
Bana seni gerek seni
Askin sarabindan içem
Mecnun olup daga düsem
Sensin dün ü gün endisem
Bana seni gerek seni
Eger beni öldüreler
Külüm göge savuralar
Topragim orda çagira
Bana seni gerek seni
Yunus'durur benim adim
Gün geçtikçe artar odum
Iki cihanda maksûdum
Bana seni gerek seni
YA ILAHI GER SUAL ETSEN BANA
Yâ Ilâhî ger sual etsen bana
Bu durur anda cevabim us sana
Ben bana zulm eyledim ettim günah
N'eyledim n'ettim sana ey padisah
Ben mi düzdüm beni sen düzdün beni
Pür ayip nise getirdin ey Ganî
Gözüm açip gördügüm zindan içi
Nefs ü hevâ pür dolu seytan içi
Haps içinde ölmeyeyim deyü aç
Mismil ü murdar yedim bir iki kaç
Nesne eksildi mi mülkünden senin
Geçti mi hükmüm ya hükmünden senin
Rizkini yiyip seni aç mi kodum
Ya yiyip öynünü muhtaç mi kodum
Geçmedi mi intikamin öldürüp
Çürütüp gözümü toprak doldurup
Kil gibi köprü yaparsin geç deyü
Sen seni gel dûzahimdan seç deyü
Kil gibi köprüden âdem mi geçer
Ya düser ya dayanir yahud uçar
Kullarin köprü yaparlar hayr içün
Hayri budur kim geçeler seyr içün
Tâ gerek bünyâdi muhkem ola ol
Ol geçenler eydeler us dogru yol
Terzi kurarsin hevâset dartmaga
Kasd idersin beni oda atmaga
Terezî ana gerek bakkal ola
Yâ bezirgân tâcir ü attar ola
Çün günah murdarlarun murdaridur
Hazretinden yaramazlar kâridur
Sen basirsin hod bilürsün hâlimi
Pes ne hâcet dartasin âmâlimi
Degmedi hiç Yunus'dan sana ziyan
Sen bilürsün âsikâre vü nihan
Bir avuç topraga bunca kiyl ü kal
Neye gerek iy kerim-i zül-celâl
IYI DOST ASKUN DENIZINE
Iyi dost askun denizine
Girem gark olam yüriyem
Iki cihan meydan ola
Devranum sürem yüriyem
Bülbül olubani ötem
Gönül olam canlar utam
Basumi elüme alip
Yolina varam yüriyem
Sükür gördüm didarini
Asdum visâlün yârini
Bu benlik senlik sarini
Terkini uram yüriyem
Yunus'dur ask âvâresi
Biçareler biçaresi
Sendedür derdüm çaresi
Dermanum soram yüriyem
OL DOST BIZE GELMEZ ISE
Ol dost bize gelmez ise
Ben dosta girü varayin
Çekeyin cevr ü cefâyi
Dost yüzin görüvireyin
Sermaye bir avuç toprak
Ani dahi aldi bu ask
Ne sermaye var ne dükkân
Bazara neye varayin
Kurilmisdur dost dükkani
Dost içine girmis gezer
Günahum çok gönlüm sizer
Ben dosta çok yalvarayin
Gönlüm eydür dost benümdür
Gözüm eydür dost benümdür
Gönlüm eydür göze sabr it
Bir dem haberin sorayin
Hak nazar kildugi cana
Bir göz ile bakmak gerek
Ana kim ol nazar kila
Ben ani nice yireyin
|
AnaSayfa |