İktidarsızlık ve Cinsel İsteksizlik


Türkiye'de cinsellik hem kadın hem de erkek için hâlâ önemli bir sorun. Çünkü genellikle sorun dile getirilmiyor. Örneğin, sertleşme sorunu yaşayan her 10 erkekten sadece biri doktora başvuruyor. Hastaların çoğu ya utandığı ya da bu konuyu konuşmanın doktoru rahatsız edeceğini düşündüğü için doktora gitmiyor. Oysa Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Bülent Alıcı, "Bu konu çok önemli, çünkü sertleşme başka bir hastalığın ilk belirtisi olabiliyor" diyor. Prof. Dr. Alıcı, sertleşme sorunları konusunda soruları yaıtladı.
 
İktidarsızlık nedir?
İktidarsızlığın kelime anlamı gücünü kaybetmektir. Çok olumsuz bir ifade olan iktidarsızlık yerine bilimsel olarak da kabul gören doğru tanım 'sertleşme sorunu'dur. Sertleşme sorunu bir erkeğin sürekli veya tekrarlayan biçimde, cinsel ilişki için yeterli sertliği sağlayamaması ya da sertliği sürdürememesidir.


Sertleşme sorunu sık görülen bir durum mu?
Bilimsel veriler erkeklerin yarısının hayatlarının herhangi bir döneminde en az bir kez hafif ya da şiddetli sertleşme sorunu yaşadığını gösteriyor. Yapılan çalışmalarda yaş ilerledikçe sertleşme sorununun sıklığının da arttığını görüyoruz. Ortalama olarak 40'lı yaşlarda yüzde 40, 50'li yaşlarda yüzde 50, 60'lı yaşlarda yüzde 60 sertleşme sorunu görülüyor.
 
Sertleşme sorunu bu kadar sık görülmesine karşın hep aynı şiddette yaşanmıyor. Hafif, orta veya şiddetli olabilir. Örneğin Türkiye'de yapılan bir çalışmada 40-70 yaş arası sertleşme sorunu yüzde 69 oranında olmasına rağmen şiddetli sertleşme sorunu yaşayanların oranı sadece yüzde 10.
Bu kadar sık görülen sertleşme sorunu hastalarca dile getiriliyor mu?
Cinsel güce verilen önemden dolayı sertleşme sorunu yaşayan bir erkek bu durumu hemen kabullenip ortaya koymuyor. Sorunun sadece kendinde bulunduğunu düşünüyor ve konuyu başkalarına veya doktora açmaktan çekiniyor. Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de sertleşme sorunu yaşayan erkeklerin ancak 10'da biri doktora başvuruyor. Bunun nedenleri araştırıldığında ortaya şöyle bir tablo çıkıyor:
Hastaların yüzde 75'i utanma nedeniyle, yüzde 70'i sertleşme sorununu tıbbi bir sorun olarak görmediği için, yüzde 68'i ise bu konuyu konuşmanın doktoru rahatsız edeceğini düşündüğünden doktora gitmiyor.

Sertleşme nasıl oluyor?
Sertleşmenin olabilmesi için öncelikle cinsel isteğin olması gerekir. Cinsel isteği uyaran ise erkeklik hormonu olan testosterondur. Testosteron olmadan cinsel isteğimiz olmaz. Cinsel istekle birlikte uyarılma gerçekleşir, yani peniste sertleşme olur.
Sertleşmenin gerçekleşmesi için penise giden sinirlerin normal olması, çalışması, penis içinde kan damarlarının genişlemesi gibi bazı koşullar gerekli. Cinsel uyarı olmadan gece uyku sırasında da sertleşme olabilir. Sağlıklı kişilerde gece uykusu sırasında rüyanın görüldüğü dönemde penise kan akımı artar ve sertleşme olur.
 
Sertleşme sorunu neden kaynaklanır?
1980'li yıllara kadar sertleşme sorununun çoğunlukla psikojenik (ruhsal kaynaklı) olduğu düşünülürdü. Ancak yapılan araştırmalarla sertleşmenin nasıl oluştuğu tam olarak anlaşıldığında sorunun çoğunlukla psikojenik olmadığı, organik (fiziksel) sebeplerin daha fazla olduğu görüldü.
Yani gerekli hormon, sinir, damar ve adale sisteminde meydana gelen bozukluklar sertleşme sorununa yol açabiliyor. Sorunun kaynağı sadece fiziksel olabileceği gibi, hem fiziksel hem de psikojenik olabilir.
 
Penis boyutunda bir ölçü var mı, cinsel ilişki sıklığı ne kadar olmalı?
Sönük haldeyken penis çekildiğinde boyu dokuz santimin altındaysa fiziksel yetersizlikten söz edilebilir. Cinsel ilişki sıklığı bakımından psikolojik olarak doğru miktar her iki kişiyi de mutlu edecek miktardır.
Fiziksel olarak gençlerde sıklık serbest zaman ve enerjiyle sınırlıdır. 30'lu yaşlarda haftada iki-üç kez ilişki normal kabul edilirken yaşla birlikte bu sıklık haftada bire hatta 15 günde bire iniyor.

Psikolojik sebepler sertleşme sorununa nasıl yol açıyor?
Kişinin fiziksel yapısında yetersizlik olduğunu düşünmesi, cinsel bilgi eksikliği, deneyimsizlik, başarılı olamama korkusu, cinsel taciz veya yaralanma, ekonomik problemler, ailevi sorunlar, depresyon gibi birçok durumda sertleşme sorunu görülebilir. Bu kişiler fiziksel olarak sağlıklı olsalar da beyinde cinsel uyarı engellenir ve sertleşme bozukluğu ortaya çıkar.
 
Psikolojik sebepler en çok kimlerde görülüyor?
Türkiye'de cinsel eğitim eksiği çok fazla olduğundan genç erkeklerde daha fazla görüyoruz. Örneğin, ilk gece korkusunun altında başaramama korkusu, aşırı heyecan ve cinsel bilgi eksikliği yatabiliyor. Gençlerde nadiren fiziksel neden saptıyoruz.
Tedavi için ne kadar erken başvurulursa başarı o kadar yüksek oluyor. Yaş ilerledikçe fiziksel nedenler daha fazla görülüyor.

Fiziksel nedenler neler?

Normal sertleşme için gerekli olan hormonlar, sinir sistemi, penisteki damar ve iç adale yapısı gibi sistemlerin birinde ya da birkaçında bozukluk olduğunda sertleşme sorunu ortaya çıkar. En sık kalp-damar sistemi hastalıkları, diyabet (şeker hastalığı), yüksek tansiyon, depresyon hastalarında sertleşme sorunu görülür. Kişide sertleşme sorununa bağlı olarak başka problemler de ortaya çıkabiliyor. Örneğin sinirsel gerginlik, özgüven kaybı, hayat kalitesinde azalma, insan ilişkilerinde olumsuz etki gibi.
 
Sertleşme sorunu için başvurmak ve araştırmak niçin önemli?
Sertleşme sorununun nedenini aramak, altta yatan ve hasta tarafından bilinmeyen başka hastalıkların tanısını sağlayabilir. Bu konu çok önemli, çünkü sertleşme sorunu bir başka hastalığın ilk belirtisi olabiliyor.
Bunlar, yüksek kan yağları, kalp damar hastalığı, yüksek tansiyon, diyabet ve depresyondur. Yüksek tansiyonu olanların yüzde 68'inde sertleşme sorunu olabiliyor. Sertleşme sorunu olanların ise yüzde 60'ında yüksek kan yağları, yüzde 40'ında koroner damar tıkanıklığı, yüzde 20'sinde diyabet ve yüzde 11'inde depresyon görülüyor.

Sertleşme sorunu yaratabilecek risk faktörleri var mı?
Öncelikle yaşlanmayla cinsel fonksiyonlarımız azalır. Ancak sertleşme sorunu yaşlanmanın bir sonucu değildir. Yaşlanmanın yarattığı psikolojik durum olumsuzluk yaratabilir. Esas olarak kronik hastalıklardan olan yüksek tansiyon, diyabet, kalp damar hastalıkları ve depresyon risk faktörlerindendir.
Sağlıksız yaşam koşulları, sigara kullanımı, stres ve alkol bağımlılığı da sertleşme sorununa yol açabilir. Bazı tansiyon düşürücüler (beta-blokerler, tiazid diüretikler) ve antidepresanlar gibi bazı ilaçlar da sertleşme sorununa neden olabilir.

Altında başka hastalıklar yatabilir
Hastalıklara göre sertleşme sorunu yaşama riski ne kadar artıyor?
Diyabet varsa dört, prostat hastalığı varsa üç, damar sertliği, yüksek tansiyon ve depresyon varsa iki kat fazla risk yaşanıyor.
Kalp-damar hastalıkları nasıl etkiler?
Kalp-damar hastalığına yol açan sebepler arasında yüksek tansiyon, diyabet, yüksek kan yağları ve genetik yatkınlık sayılabilir. Özellikle tansiyon ve kan yağları damar cidarında kalınlaşma ve sertleşmeye yol açar. Sertleşme için gerekli olan kan akışı azalır. Sigara ve stres damar cidarlarını ve penis iç dokusunu kötü etkileyerek sertleşme bozukluğu yaratır.

Sertleşme sorunu olan hastalar hangi şikâyetlerle doktora başvuruyor?

Hastaların bir kısmı sorununu doktora doğrudan söylüyor, bir kısmı da dolaylı yoldan aktarıyor. Mesela prostat şikâyeti olduğunu söylüyor. Uygun sorular sorunca asıl sorununun sertleşme problemi olduğunu görüyoruz.
Sertleşme sorunu başka bir hastalığın belirtisi olabilir mi?
Sertleşme sorunuyla gelen hastanın incelenmesi sırasında kendisinin farkında olmadığı diyabet, yüksek tansiyon, kan yağlarında yükseklik ve buna bağlı kalp-damar hastalıkları ortaya çıkıyor. Yani sertleşme sorunu bu hastalıkların ilk belirtisi olabiliyor. Bu yüzden hastalar bilinçli olmalı ve sertleşme sorunu olduğunda doktora başvurmalı.

Sigara tiryakiliği de seks hayatının düşmanlarından. Sigara hem damar tıkanıklığı hem de damar cidarında kasılma yaparak cinselliği olumsuz etkiliyor. Uzun ve renkli seks için bir önlem de kolesterolü düşürmek

Cinselliğin önündeki engeller bir değil: Sigara, stres, yüksek tansiyon, aşırı alkol tüketimi, işkolik olmak... Bunlar bir araya geldiğinde, mutlu bir cinsel hayattan bahsetmek pek mümkün olmuyor. Oysa bu risk faktörlerinden bir bir kurtulmak, hem seks hayatını, hem de kalp ve beyin sağlığını korumada çok önemli. 

Kimler sertleşme sorunu yaşayabilir?

Yaş ilerledikçe sertleşme sorunu artıyor, fakat sertleşme sorunu yaşlanmanın bir sonucu değil. Yaşla birlikte sıklığı artan kronik hastalıklar (yüksek tansiyon, diyabet) sertleşme sorunu yaratabilir. Bu hastalıkların dışında çok sayıda risk faktörü de var. Örneğin, kilolu, sigara içen, işkolik, yüksek tansiyonu nedeniyle ilaç kullanan, sık alkol alan, eşi ya da partneriyle sık tartışan bir kişiyi düşünelim.
'Bunlardan hangisi sertleşme sorunu yaratıyor?' diye sorarsak, cevap 'Hepsi' olacaktır.
 

Sigara bu sorunda nasıl bir rol oynuyor?
Sigaranın kötü etkisi iki şekilde ortaya çıkıyor. Birincisi, sigara damar sertliği yaratır. Bunun sonucunda kalp ve beyin damarları daralarak ölümcül sonuçlar doğurabilir. Sertleşme sorunu ölümcül değildir ama cinsel hayatınızı öldürür. Sigaranın içindeki kimyasal maddeler penise giden küçük damarların tıkanmasına yol açarak sertleşmeyi engelleyebilir.
İkinci olarak, sigara damar cidarında kasılmaya yol açarak penise giden kan akımını azaltır ve sertleşme güçlüğü başlar. Bazen penise kan normal gelse bile damar sertliği olan kişilerde cinsel ilişkideki hareket sırasında kan bacak ve kalça bölgesine kaçar ve sertleşme devam edemez.

Sorunun hormonlarla ilişkisi var mı?
Özellikle erkeklik hormonu olan testosteron cinsel isteğimizle ilişkilidir. Testosteronun penis iç yapısı üzerine de etkisi var. Testosteron düzeyindeki düşüklük hem isteği, hem de penis iç yapısını olumsuz etkileyerek sertleşme sorununa yol açabilir. Diğer hormonal bozukluklar, örneğin diyabet, tiroid bezi, böbrek üstü bezi veya hipofiz bezi hastalıklarında da hormonal değişiklikler oluşarak sertleşmeyi etkilerler.
Diyabetle ilişkisi nedir?
Diyabeti olan erkek hastaların yarısında zaman içinde sertleşme sorunu gelişiyor. Tip 1 diyabeti olan, ensülin bağımlısı genç hastalarda bu problem daha erken ortaya çıkabiliyor.
Tip 2 diyabeti olan ensüline bağımlı olmayan ve daha geç yaşlarda ortaya çıkan diyabette sertleşme sorunu daha yavaş gelişiyor. Diyabeti olan erkeklerde birkaç nedenle sertleşme sorunu meydana geliyor. Öncelikle diyabet küçük kan damarlarına zarar vererek penise kan akımını azaltıyor. İkinci olarak çevre sinirlerde bozukluk oluşturarak penise sertleşme için gerekli uyarının iletilmesini engelliyor. Bu hastalarda penisten beyne giden uyarılarda da azalma oluyor ve sertlik elde etmek güçleşiyor. Son olarak diyabette genel sağlık daha kötü seyredebiliyor. Buna karşı en iyi yol kan şekerini ve tansiyonu kontrol altında tutmaktır.
Kan yağları sertleşmeyi nasıl etkiliyor?
Kolesterol ve trigliserid gibi kan yağlarındaki yükseklik kalp-damar hastalığı yaratıyor; penise giden kan akımını azaltarak sertleşme bozukluğuna neden oluyor. Özellikle yüksek kötü huylu kolesterol sertleşmeyi olumsuz etkiliyor.

Başka neler sertleşme sorunu nedeni?
Penise gelen sinirlerde hasara yol açabilecek MS gibi rahatsızlıklar veya kaza, hastalık sonucu oluşan omurilik sinir hasarları sayılabilir.
Prostat kanseri ameliyatları, kolon, rektum ameliyatları gibi bazı operasyonlardan sonra da sertleşmeyi sağlayan sinirler etkilenerek sertleşme bozulabilir. Penisin eğrilmesine yol açan bir hastalık olan peyronie de sertleşmeyi bozabilir. Bu hastalıkta penis sertleşse bile eğrilir ve ilişkiyi engelleyebilir. Bir başka neden, ilaç kullanımı. Bazı ilaçlar sertleşme sorunu yaratabilir. Bunlar arasında antidepresanlar, tansiyon düşürücüler ve mide koruyucularından bazıları sayılabilir. Yine bir başka sebep priapizm sonrası sertleşme bozukluğunun gelişmesidir. Priapizm cinsel uyarı olmaksızın istek dışı uzun süreli sertleşmenin olmasıdır. Bu durumda penis içinde kan uzun süre hapsolduğu için oksijen azalır ve doku kalıcı biçimde zarar görebilir.
Bu nedenler önlenebilir mi?
Omurilik sinir hasarı gibi bazı sebepler geri dönüşsüzdür. Sertleşme sorununa yol açabilecek birçok kronik hastalığın iyi tedavi edilmesi koruyucu olabilir. Örneğin, kan yağları yüksek olan bir kişi diyet ve egzersizle kan yağlarını normal seviyeye indirir, sigara veya alkol alışkanlığından vazgeçer, stresten uzak kalırsa sertleşme sorununu geciktirebilir. Keza yaşlanmayla ortaya çıkan kısmi hormonal yetersizlik durumunun düzeltilmesiyle bu sorun önlenebilir. Ayrıca şekeri olanların kan şekerini, tansiyonunu iyi kontrol etmesi koruyucu olabilir.

Birçok hastalıkta olumsuz faktör olan stres, erkeklerin cinsel yaşamını da kâbusa çevirebiliyor. Stresle ortaya çıkan kimyasal maddeler damarlarda sigara gibi kasılma yapıyor

Stres cinselliği nasıl etkiliyor?
Erkekler bu sözü duymak istemiyor ancak stres pek çok hastalık için risk faktörü. Stres yoğun olmazsa direncimizi artıran bir etki gösterebilir ama yoğunlaştığı zaman başta sertleşme sorunu olmak üzere pek çok hastalığa davetiye çıkarır. Stresle ortaya çıkan kimyasal maddeler önce sigara gibi damarlarda kasılmaya neden olur, uzun zaman içinde de kan basıncını yükselterek damarlarda kalıcı hasara yol açar. Penise, kalbe, beyine kan az gider. Stresle eşler arası ilişkide de bozulmalar olur. Kısırdöngü haline gelebilen bu durumda hem fiziksel hem de ruhsal etkilenme ortaya çıkar. Dolayısıyla stresimizi azaltacak tedbirlere başvurmak genel sağlığımızla birlikte cinsel sağlığımız için de koruyucu olacaktır.
Sertleşme sorununda teşhis kolay mı?
16'ncı yüzyılda Avrupa'da bir kadın eşindeki sertleşme sorunu nedeniyle boşanmak istediğinde hâkim, erkeğin sertleşme yeteneğini kontrol için mahkemede bir grup tanık önünde eşiyle ilişki kurmasını istermiş.
Neyse ki günümüzde gelişmiş tanı yöntemleriyle sertleşme sorununa yol açan nedenler ortaya çıkarılabiliyor. Tanı için en önemli nokta, tıbbi ve cinsel hayata ilişkin hikâyenin iyi alınmasıdır. Hasta-doktor arasındaki bu konuşma sorunun tedavisinin temel taşıdır. Sorunun ruhsal veya fiziksel kaynaklı olup olmadığı tahmin edilebilir.
Bazen hastanın anlattıkları gerçek durumu yansıtmayabilir. İlk görüşmede olmasa bile bir sonraki görüşmede hastanın eşiyle birlikte hikâyeyi doktora anlatması daha doğru bir yaklaşım. Şikâyetin ne şiddette olduğu, kişinin kendi kendine doldurduğu bazı sorgu formlarıyla anlaşılabilir. Psiko-seksüel hikâye, fizik muayene ve bazı laboratuar testleri tanı için çoğunlukla yeterlidir.
Özel durumlarda intrakavernöz enjeksiyon, penil doppler ultrasonografi, NPT testi gibi ileri tanı yöntemleri gerekebilir.

Hepsini yaptırmak gerekmez
Teşhis için bu saydığınız testlerin hepsi yapılmalı mı?
Günümüzde 'hedefe yönelik tanı ve tedavi' yaklaşımı daha çok benimseniyor. Hedefe yönelik demek, hastanın isteği doğrultusunda tanı için gerekli testlerin bir kısmının veya hepsinin yapılmasıdır. Sertleşme sorununun fiziksel kaynaklı olup olmadığını ve şiddetini yapılacak temel testlerle anlayabiliriz. Tedavi buna göre seçilebilir.
Hasta sebebi bilmek istemiyorsa, sadece tedavi talep ediyorsa testlerin hepsinin yapılması gerekmez.
Hangi durumlarda ileri testler yapılmalı? Buna hasta mı karar veriyor?
Üç durumda ileri testler yapılabilir. Birincisi, yapılan temel testlerde doktor normal olmayan bir durum gördüğünde gerekli olduğu için ileri testleri yapar ve yaptırır.
İkincisi, bazı hastalarımız sertleşme sorununa yol açan asıl sebebi öğrenmek istediklerinde penil doppler ultrasonografi, kavernozometri, grafi, gece uyku testi gibi ileri tetkikler yapılabilir. Bu tetkikler tedavinin sırasını ve şeklini değiştirmez.
Ama durumu kabullenmekte zorluk çeken hastalar için belgelendirme ve kişinin merakını tatmin için kullanılabilir. Özellikle genç hastalar, fiziksel bir sorunları olmadığı belgelendiğinde, sorunun psikolojik olduğunu görerek altta yatan sebebi çözme yolunda adım atıyor.
Son olarak, akademik araştırma amacıyla ileri testler yapılabilir.

Tanı için mutlaka yapılması gereken testler hangileri?
Hastalık hikâyesi, semptom skorlaması, fizik muayene, açlık kan şekeri, testosteron, kan yağlarının ölçümü mutlaka yapılmalı. Bir de orta yaş ve üzerinde prostat hastalıklarının teşhisinde kullanılan PSA testi yapılmalı. Cinsel hikâyenin büyük önemi var.
Sorunun ne kadar zamandır devam ettiği, aniden veya uzun zaman içinde gelişip gelişmediği, sabah uyandığında peniste sertlik olup olmadığı, eşin soruna nasıl tepki verdiği, penisin yapısında bozukluk veya ağrı olup olmadığı sorularak sorunun psikolojik veya fiziksel kaynaklı oluşu ayırt edilebilir.

Peki sertleşme sorunu nasıl tedavi ediliyor?
Sertleşme sorunu tedavisinde asıl amaç normal bir cinsel yaşam sağlamak. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre sertleşme sorununun ortadan kaldırılmasında koruyucu hekimlik, birinci, ikinci ve üçüncü basamak tedavi adımları var. Koruyucu hekimlik kişide değiştirilebilir risk faktörleri ve sebep varsa bunların düzeltilmesini kapsıyor.
Bu şekilde durum düzelmiyorsa birinci basamak tedavi, cinsel danışmanlık, eğitim ve oral (ağızdan kullanılan) ilaçlarla yapılır. Durum düzelmemişse vakum cihazı, penise iğne uygulamaları gibi lokal tedaviler uygulanır. Yine durum düzelmemişse üçüncü basamak tedavi olan cerrahi tedavi (penil protez) uygulanır.

Koruyucu hekimlik ile sertleşme sorunu giderilebilir mi?
Yaşam stilinde değişiklikler sertleşme sorunu şiddetli değilse etkili olur. Bunlar sigarayı bırakmak, alkol alımını sınırlamak, uyuşturucu madde alımından kaçınmak, sağlıklı yeme alışkanlığı kazanmak ve düzenli spor yapmaktır. Bu şekilde cinsel fonksiyonlarda önemli düzelme sağlanabilir.
Cinsel danışmanlık ve eğitimin rolü nedir?
Cinsellik bireysel değildir. Kişiler arası problemlerin çözümü özellikle psikolojik sorunları nedeniyle sertleşme sorunu yaşayanlarda önemlidir. Bilgi eksikliği veya yanlış cinsel bilgi korku yaratır, kişide başaramama korkusunu yerleştirir.
Cinsel danışmanlık ve eğitim bu hastalarda tek başına tedavi için yeterli olabiliyor. Depresyonu olanlarda, depresyonu tedavi etmek sertleşme sorununu çözebilir. Ancak bazen ilacın kendisi sertleşme sorunu yaratabilir, bu nedenle bu ilaçlar dikkatli ve uzman kişilerce kontrollü verilmelidir.

İlaçlar yüzde 60-85 etkili
Sertleşme sorunu için ağızdan kullanılan ilaçlar nelerdir?
Fosfodiesteraz-5 inhibitörü denilen ilaçlar kullanılıyor. Bunlar sildenafil sitrat (Viagra), vardenafil (Levitra) ve tadalafil (Cialis)'tir. Türkiye'de üçüde var. Cinsel uyarı olduğunda sertleşmeyi sağlayan maddenin hücrede yıkılmasını geciktirerek daha fazla sertlik oluşmasını sağlarlar. Bu ilaçların etkinlik ve güvenilirlikleri kanıtlandı. Gerek fiziksel gerekse psikolojik nedenli sorunlarda yüzde 60-85 oranlarında etkili oluyorlar.

İlaçları kimler güvenle kullanabilir?
Ağızdan alınan ilaçların farklı özellikleri mi var?
Evet. Farklı molekül yapıları özelliklerinin de farklı olmasına yol açıyor.
Viagra ve Levitra'nın molekül yapıları birbirine benzer olduğundan etki ve yan etkileri de birbirine benziyor. Cialis ise diğerlerinden farklı moleküle sahiptir. Etki süresi 36 saate kadar çıkıyor.

Bu ilaçlar ne kadar güvenli?

Bazen damarlarda yarattıkları genişlemeye bağlı geçici yan etkiler olabiliyor. Ancak yan etkiler şiddetli değil, bu nedenle tedaviyi bırakma oranı düşüktür. Her 100 hastadan sadece üçü tedaviyi bırakmak zorunda kalıyor. Ayrıca bu ilaçlar kalp üzerine yük eklemiyor. İki kat merdiveni rahat çıkabilen kişi bu ilaçları da kullanabilir. Kalp krizi riskini artırmıyor. Bu ilaçları kullananlarda kalp krizi görülme oranı, ilaç kullanmayan toplumdaki normal kalp krizi riski ile aynıdır.

Kimler bu ilaçları kullanmamalı?
Nitrat içeren ilaç alanlar kesinlikle kullanmamalı. Yüksek riskli kalp-damar hastalığı olan hastalar bu ilaçlardan uzak durmalı. AIDS için kullanılan ilaçlarla birlikte alınmamalı. Eritromisin (Antibiyotik), simetidin (Mide ilacı) gibi ilaçlarla da dikkatli kullanılmalı.

Ağızdan kullanılan ilaçlar etkili olmazsa ne yapılmalı?
Bu ilaçların nasıl kullanıldıkları çok önemli. Günde sadece bir tane ve ilişkiden ortalama bir saat önce alınmalıdır. Cinsel uyarı olmadan etkilerini gösteremezler. Bunların haricinde testosteron hormonu düşük olan kişilerde de etkileri azalır. Bu tip hastalarda eksik olan testosteron yerine konulduğunda aynı ilaç daha etkili olur. Bu koşullarda etkili olmadıklarını söyleyebilmek için ilaç en az altı kez değişik zamanlarda denenmiş olmalıdır. Etki olmaz veya yetersiz olursa, ikinci tedavi basamağına geçilebilir.

Sertleşme sorununda ilaçlardan fayda görmeyenleri vakum, iğne gibi 'ikinci basamak' tedaviler bekliyor. Ancak bu yöntemleri de tercih etmeyenler bir saatlik operasyonla protez taktırabiliyor

Sertleşme sorununa karşı ağızdan alınan ilaçlar etkisiz kaldığında devreye vakumdan kendi kendine iğneye kadar birçok seçenek giriyor.

İlaçlar etkisiz olursa ne yapılabilir?
İkinci basamak tedavilere geçilebilir. Bunlar sırasıyla vakum cihazı, kendi kendine iğne tedavisi, idrar yoluna sıkılan ilaç kullanımıdır. Vakum cihazı denilen araç, penis üzerine geçirilen bir fanus ve bu fanus içindeki havayı emen bir pompadan oluşur. Penis üzerine silindir şeklindeki fanus yerleştirildikten sonra pompa aracılığıyla fanus içindeki hava emilir. Bu şekilde penis kanla dolarak fanus içinde büyür. Sebep ne olursa olsun, yüzde 90 başarıyla sertleşme sağlar. Ağızdan ilaç veya penise iğne kullanamayacak hastalarda rahatlıkla kullanılabilir. Dezavantajı ise şu: Hazırlığı zaman alır. Bu yöntemi Türkiye'de hastalarımız pek benimsemedi.

Kendi kendine iğne tedavisi nedir?
İlaç kullanarak başarı sağlanamayan hastalarda penis içine insülin iğnesiyle sertleşme sağlayan bazı ilaçlar uygulanabiliyor. Bu ilaçlar prostaglandin E1, papaverin ve fentolamin olmak üzere üç tane.
Tek başına ya da karışım şeklinde kullanılabiliyor. İlaç uygulandıktan beş-10 dakika sonra sertleşme oluşur. İlacın cinsine ve dozuna, hastanın sertleşme sorununun şiddetine göre etki süresi değişir.
İlacın seçimi ve etki süresinin ayarlanması doktor tarafından uygulanarak ayarlanır. Hasta önerilen dozu ihtiyaç hissettiğinde kendi kendisine yapabilir. Yan etkileri şunlardır:
İlacın etkisi uzun sürerek sertlik devam edebilir. Sertliğin dört saatten uzun sürmemesi gerekli. Aksi takdirde penis içinde oksijen azalarak dokuya zarar verebilir.
Bu tedavi yöntemiyle ortalama başarı yüzde 60-65 arasında. Gelelim kullanılan ilaçların özelliklerine... Papaverin en az etkili olandır, ancak en ucuzudur. Prostaglandin E1 en etkili ve pahalısıdır. Papaverin daha fazla yan etki yaratıyor. İkili-üçlü karışımlar kullanarak yan etki oranı düşürülebilir. Ayrıca karışımla hem ilacın etkinliği artar hem de maliyeti azaltılır.

İğneyi herkes kullanabilir mi?
Kan hastalığı veya kanama problemi olanlar, penis içinde doku sertliği bulunanlar (Peyronie hastalığı), el becerisi düşük olanlar kullanmamalı.
İğne korkusu olanlarda tedaviye alışmak mümkün olmayabiliyor. Avantajı hızla sertlik oluşması. Dezavantajı ise ilacı üzerinizde taşıma zorluğu, iğne yapılan yerde kısa süren ağrı hissi veya sertlik olması.
İdrar yoluna yapılan ilaçlar nedir?
İdrar yolu içine sertleşme sağlayan 'prostaglandin E1' denilen bir madde jel gibi uygulanıyor. Türkiye'de bu ilaç yok.
 
Bu yöntemlerden fayda görmeyen hastaların tedavi şansı var mı?
Ağızdan kullanılan ilaçlar, vakum cihazı veya kendi kendine iğne tedavisinden fayda görmeyen ya da kabul etmeyen hastalara, psikojenik (ruhsal) sertleşme sorunu olup psikiyatrik tedaviden uzun süre yarar görmeyen hastalara, şiddetli peyronie hastalığı olanlara ve orak hücreli anemide penis protezi (mutluluk çubuğu) ameliyatı öneriliyor. Penis protezleri silikondan yapılır. Bükülebilir ve şişirilebilir olan iki türü vardır.
Bükülebilir penis protezi nedir?
Penisin kanla dolan iki silindir şeklindeki yapısı içine yerleştirilen ve sertleşmeyi sürekli sağlayan bir protezdir. Büküldüğünde hasta giysilerini giyebilir. Ucuz ve kullanımı kolaydır. Penisin sönük haline dönememesi ve doğal görünmemesi ise dezavantajıdır.
Ya şişirilebilir protezler...
Hidrolik sistem esasına göre çalışır. Penis içine yerleşen iki silindir, deposu ve pompası olan sistemler. Şişirilebilen protezler iki ve üç parçalı olmak üzere iki çeşit. İki parçalı penis protezinde iki silindir ve bir pompa var. Üç parçalı da bir de depo kısmı var. Şişirilebilen iki silindir penis içine, depo karın içine pompa ise torba içine, testis (yumurtalık) yanına cilt altına yerleştirilir. Bu parçaların hiçbiri dışardan görülmez. Pompa kısmı sıkılarak depodan sıvı penise dolar. Pompa üzerindeki bir düğmeye basılınca da sönük haline döner.

Protez kimlere takılabilir, ameliyat riskli mi?
Penis protezi erişkin, kanser tanısı ve enfeksiyonu olmayan, beklentisi yüksek hastalara takılabilir. Psikiyatrik rahatsızlığı olanlar ve el becerisi olmayanlarda uygun değil. Ameliyat sonrası enfeksiyon gelişmesi ve vücudun protezi reddetmesi mümkün. Enfeksiyon riski yüzde 2-3. Yeni geliştirilmiş protezlerin dışı antibiyotik kaplı. Bu da enfeksiyon riskini çok azaltıyor.
Ameliyat ne kadar sürüyor?
Yaklaşık bir saat. Hastanede kalma süresi bir-iki gün. İlk 1.5 ay bakım çok önemli, ilişki önerilmiyor.
Protezlerin ömrü var mı?
Protezler hayat boyu kullanılabilir. Mekanik parçalarda bozukluk gelişme riski yüzde 5 civarında.
Protezlerin fiyatı ne kadar?
Modele göre değişiyor. Hastane ve doktor ücreti hariç olarak bükülebilir protezler 1000-1500 YTL. Şişirilebilir (balonlu) protezler 3.5-5 YTL. Şişirilebilir penis protezlerinin yüzde 80'ini devlet karşılıyor.

Sertleşme sorunu yaşayan bazı erkeklerin eşleri bunu görmezden geliyor. Bir kısmı, mevcut ilişkinin kendisine yettiğini söylerken, sertleşme sorununu eşinin kendisini sevmemesi olarak algılayan da var

Yatak odasındaki sorunlar, genellikle tek taraflı olmuyor. Tamamen sağlıklı bir erkek, kendisine yakınlaşmayan, uyarmayan bir kadın karşısında sertleşme sorunu yaşayabilir. Bazı durumlarda da kadın, sertleşme sorunundan kendisini sorumlu görür, eşinin artık kendisini sevmediğini düşünür


Erkekte görülen sertleşme sorununda kadının rolü var mı?
Cinsel ilişki daima iki kişiyi ilgilendiren bir durum. Cinsel işlev bozukluğu şikâyetiyle gelen bir çiftte erkeğe yoğunlaşmak kolay, ancak erkeğin cinselliğinin bir kısmı eşiyle iletişimine bağlı. Kadının cinsel ilişkiye nasıl yaklaştığı önemli. Tamamen sağlıklı bir erkek, kendisine yakınlaşmayan, uyarmayan bir kadın karşısında sertleşme sorunu yaşayabilir. Bu durum özellikle sertleşmesi sınırda olan erkeklerde daha belirgin. Sık görülen bir durum da şu:
Çoğu zaman sertleşme sorunu yaşayan bir çift şehir dışında veya rahat bir ortamda sorun yaşamıyor. Stres ve sorumluluklardan uzaklaşmak, kadının daha istekli ve aktif olmasını sağlayabilir. Bu da erkeğin uyarılma derecesinin artmasıyla sonuçlanır. Erkeğin sertleşebilmesi ve kadının cinsel olarak buna cevap verebilmesi ancak sakin ortamda ve cinselliğe zaman ayrıldığında mümkün.
 
Tedaviye eşler birlikte mi gitmeli?
Mutlaka gerekli değil. Ama ilk basamak tedavilerine cevap alınamazsa kadının da görüşmeye gelmesi uygun. Bazen durumu izah ederken erkek farklı, kadın tamamen farklı değerlendirmede bulunabilir.
Erkek için kısmen yeterli gördüğü bir sertlik, kadın için hiç yeterli olmayabilir. Veya kadının hiçbir şikâyeti yokken erkek kendisini yetersiz görüyor olabilir. Kadının erkek için önerilen tedaviyi, davranışları bilmesi sorunu birlikte kabullenmeleri ve tedaviye uyum açısından çok önemli.

Kadının eşe yaklaşımı nasıl olmalı?
Erkekte sertleşme sorunu başladığında eş veya partnerinin üç davranış biçimi var.
İlk ve en sık görülen, kadının sorunu görmezden gelmesidir. Erkek durumundan bahsettiğinde de 'Sen söyleyene kadar farkına bile varmadım. Ancak, benim için önemli değil' diyebilir. İkincisi, kadın mevcut sertleşmenin kendisi için yeterli olduğunu ama sorun erkek için önemli olduğu takdirde yardımcı olacağını söyleyebilir.
Son olarak, kadın bu olaydan etkilendiğini yıkıcı bir biçimde belli edebilir. Olayı da genellikle iki biçimde yorumlar. Ya 'Cinsel cazibemi yitirdim ve sorun benden kaynaklanıyor', ya da 'Eşim enerjisini başka bir alanda ve başka kişiyle kullanıyor' şeklinde düşünür. Birinci ve üçüncü yaklaşım mevcut durumu daha da kötüleştirebilir. Burada erkeğin ihtiyacı anlayışlı ve destekleyici olan ikinci yaklaşımdır.
Peki bu durumdaki bir erkek kadına nasıl davranmalı?
Aslında kadının cinsel sorun yaşama riski, erkeklerin sorunundan daha az ya da önemsiz değil. Ancak sertleşme sorunu olduğunda kadın tarafından önem verilen nokta, eşinin kendisini hâlâ sevdiğini ve istendiğini bilmesidir. Kadın, sertleşme sorununun kendi hatası olmadığını ve eşinin hâlâ kendisiyle ilişki istediğini bilmek ister. Kadının ikinci ihtiyacı kişisel cinsel tatminidir. Çoğu erkeğin kafasında 'Seks eğer orgazmla sonlanmamışsa seks değildir' düşüncesi var. Bu kadın için her zaman doğru değil. Kadınların dörtte biri hayatında hiç orgazm yaşamazken, her
ilişkide orgazm yaşayan kadın sayısı çok az.
Erkeğin amacı her seferinde eşine orgazm yaşatmak olduğu takdirde başarısızlık kaçınılmaz. Kadın için yakınlaşma daha ön planda. Ancak, orgazm için bilinmesi gereken şey şu: Sadece vajinal uyarıyla orgazm olabilen kadın sayısı az. Uyarının vücudun diğer noktalarına da yoğunlaşması gerekir.

Kadın cinsel işlev bozukluğu nedir?
Geçmişte kadının pasif rolü olduğu ve kadın cinsel işlev bozukluğunun olamayacağı düşünülürdü. Erkek sertleşme ve sorunlarıyla ilgili yapılan çalışmalarda hem sistemin nasıl çalıştığı hem de sorunların sebepleri çok iyi aydınlatılabildi. Bu nedenle son beş-altı yıldır kadın cinsel işlevi ve bozukluklarıyla ilgili çalışmalar yoğunlaştı. Erkekte olduğu gibi kadında da cinsel işlev döngüsü istek, uyarılma, orgazm ve gevşeme (memnuniyet) olmak üzere dört aşamalıdır. Cinsel işlevi ilgilendiren istek, uyarılma, orgazm bölümlerinden biri veya birkaçının oluşmaması ve cinsel ilişki sırasında ağrı, kadın cinsel işlev bozukluğu olarak tarif edilir.
Kadının cinsel yanıtı nasıl olur?
Kadın cinselliği cinsel isteğin olmasıyla başlar. Cinsel isteği erkeklerde olduğu gibi kadında da testosteron denilen erkeklik hormonu sağlar. Kadında erkekten çok daha az miktarda erkeklik hormonu var ve bu cinsel istekle alakalı. İstek olduğunda uyarılma başlar. Uyarılma aşamasında cinsel organa kan akışında artış olur. Dış dudaklar ve klitoris büyür, vajen (hazne) kayganlaşır. Göğüs duyarlı hale gelir. Vücut ilişkiye hazır olur. Haz yoğunlaşmasıyla orgazm oluşur. Kadınlarda orgazm sırasında rahimde ve tüm vücutta kasılmalar oluşur ve prolaktin, oksitosin gibi hormonlar salgılanır. Beyinde salgılanan seratonin maddesi mutluluk yaratır. Son olarak da gevşeme olur.

19 soruda kadınların cinsel işlevi test ediliyor

Kadın cinsel işlev bozukluğu sık görülen bir durum mu? En sık hangi şikâyetler görülüyor?
Erkeklerde olduğu gibi yaş ilerledikçe sıklığı artıyor ve ilerleyici özelliği var. Toplumda genellikle yüzde 40-45 oranında görülüyor. En sık görülen şikâyet cinsel istek azlığıdır, her üç kadından birinde bu soruna rastlanıyor. Cinsel uyarılma bozukluğuna bağlı gelişen kayganlıkta azalma her dört kadından birinde; orgazm bozukluğu ise kadınların yüzde 30'unda görülüyor. Bunların dışında ilişkiye bağlı ağrı, vajinismus, cinsel tiksinti bozukluğu ve ilişki dışı ağrı şikâyetleri görülebiliyor.
Kadınlardaki cinsel sorunların sebepleri neler?
Diyabet, yüksek tansiyon, kalp-damar hastalıkları, menopoz, geçirilmiş cerrahi tedaviler, cinsel travmalar, stres ve eş/partner ilişkileri en sık
görülen sebeplerdir. Pek çok sorunun temelinde erkeklerde olduğu gibi fiziksel bozukluğun yanı sıra psikolojik sebepler de yer alır.
Kadındaki cinsel işlev bozukluğu nasıl teşhis edilir?
Tıbbi ve cinsel işlev hikâyesi en önemli tanı aracıdır. Cinsel işlevin hangi aşamasında sorun olduğunun belirlenmesi için geliştirilmiş sorgu
formlarından yararlanıyoruz. Bu formda cinsel istek, uyarılma, kayganlık, orgazm, genel tatmin ve ağrıyla ilişkili 19 soru yer alıyor. Bu form diyabet, kardiyoloji gibi değişik polikliniklerde şikâyetini dile getirmeyen hastaları bilinçlendirmek üzere hazır bulunduruluyor. Hemşireler aracılığıyla yardım talep edenlere formu doldurmaları teklif ediliyor. İleri tetkik olarak kan testleri (kan şekeri, kan yağ düzeyleri, östrojen, testosteron, tiroid hormonları gibi) ve gerekli olduğu takdirde vajen asiditesi, kan akışının ölçümü, sinir iletisi gibi bazı özel testler de yapılıyor.

Kadınlarda cinsel isteksizliğin hem psikolojik hem fiziksel nedenleri var. Hormon eksikliği, tedavisi kolay fiziksel nedenler arasında

Kadınlardaki cinsel sorunların fiziksel sebepleri var mı?
Erkeklerde olduğu gibi kadınlarda da cinsel işlevi etkileyen fiziksel sebepler var. Örneğin şeker hastalığı olan bir kadının hem sinirlerinde hassasiyet azalabilir, hem de damar yapısı bozulabilir. Bu da genital organların kanlanmasında ve his algılamasında azalmaya yol açar. Ortaya çıkan sorun kayganlığın oluşmasını zorlaştırır; ilişki sırasında kuruluk, ağrı yaratabilir.
Bir başka örnek, sık vajinal enfeksiyon geçiren kadınlardan verilebilir. Örneğin mantar enfeksiyonları klitorisi örten deride büzülmeye, klitorisin gömük kalması sonucu uyarılmada azalmaya neden olabilir. Bunlar fizik muayenede teşhis edilebilir.

Yaygın isteksizlik nedenleri ne?

Cinsel isteksizlik hormonal dengesizlikten, kronik hastalıklardan olabileceği gibi psikolojik nedenlerden, kullanılan ilaçlardan ve eş ilişkilerindeki bozukluktan kaynaklanabilir. Erkeklik hormonu olan testosteron kadınlarda da cinsel istekten sorumludur. Özellikle yaşla birlikte bu hormon azalabilir, bu da cinsel isteksizlik ortaya çıkarabilir. Kadında androjen (testosteron) eksiği olduğunda cinsel isteksizliğe depresyon da eşlik edebilir. Cinsel isteksizlik olduğunda vajinal kuruluk, ağrılı cinsel ilişki ve orgazm olamama görülebilir.

Kadında androjen eksikliğinin belirtileri var mı?
Evet. Kendini iyi hissetmeme, açıklanamayan sürekli yorgunluk hali, hafızada zayıflama, cinsel isteksizlik, vajinal kuruluk belirtiler arasında. Daha ileri dönemde kas gücünde azalma ve kemik erimesi oluşur.
Cinsel sorunların psikolojik nedenleri neler?
Cinsellikle ilgili bilgi eksikliği cinselliği benimsemeyi, bundan keyif almayı engeller. Eş/partner iletişimindeki yetersizlik ya da bozukluk da cinsel sorunlara yol açabilir. Ayrıca depresyon ve kaygılar da cinsel fonksiyon bozukluğuna yol açar.
Menopoz cinselliği nasıl etkiliyor?
Menopozda östrojen hormonunun ani düşüşü söz konusu. Böylece vajinal kan akımında azalma, ciltte incelme ve genital duyularda azalma meydana gelir. Vajinal kuruluk oluşur. Tüm bunlar ilişkiyi zorlaştırır.

Kadınlardaki cinsel sorunlar nasıl tedavi ediliyor?
Altı başlıkta toplanabilir. Öncelikle cinsel bilgi eksikliğinin giderilmesi için danışmanlık, gerekirse seks terapisi yapılır. Hormon eksikliklerinin giderilmesi için hormon tamamlama tedavileri, damar genişletici ilaçlar, merkezi sinir sistemine etkili ilaçlar, mekanik araç kullanımı ve alternatif tedavi yöntemleri seçenekler arasında.
 
Hormon tamamlama tedavisi nedir?
Hormon tedavisi genellikle menopoz sonrası kadınlara kullanılır. Kullanılan başlıca hormonlar östrojen ve androjendir. Östrojen menopoz döneminde görülen sıcak basmasını giderir, osteoporozu azaltır, vajen duvarını kalınlaştırır, kan akışını artırır, vajinal kayganlıkta artışı sağlar. Östrojenle testosteron birlikte kullanıldığında cinsel istek de olumlu etkilenir. Östrojen ve testosteronun birlikte kullanıldığı pek çok çalışmada cinsel istekte, uyarılmada ve orgazmda artış olduğu bildiriliyor. DHEA kadın cinsel işlev bozukluğu tedavisi için kullanılan bir başka androjendir.

Kadın cinsel işlev bozukluğu tedavisinde ne tür cihazlar kullanılıyor?
Uyarılmada zorluk yaşayan kadınlarda EROS adı verilen klitoral vakum cihazı kullanılabiliyor. Bu cihazın klitoris üzerine uyan bir başlığı var; kişinin ayarladığı şiddette vakum yaratarak klitorisin kanla dolmasını sağlıyor. Bu cihaz dışında radyoterapi görmüş ve vajinal darlık gelişmiş kadınlarda vajinal genişleticiler kullanılabiliyor.

Uzunca bir süre sekse ilginin azalması, hiç cinsel hayal kurulmaması, istek olmaması durumunda kadınlarda cinsel fonksiyon bozukluğundan söz ediliyor. Çaresi, seks terapisi...
Birçok kadın her ne kadar sekse ilgilerindeki azalmayı sorun olarak görmese de, aslında bu tedavi gerektiren bir sorun sayılıyor.
 

Kadınlarda ne zaman cinsel istek bozukluğundan bahsedilir?
Uzun süre cinsel fantezi, arzunun olmaması veya zayıf olması durumunda kadında cinsel istek bozukluğundan bahsederiz. Sevişme isteğinin yanında cinsel hayaller kurmak, cinsel konularla ilgilenmek gibi bir istek de ya hiç yoktur ya da seyrektir. Sevişme veya mastürbasyon sırasında uyarılma belirtileri ya zayıftır ya da hiç gerçekleşmez. Ayrıca cinsel haz da ortaya çıkmaz veya çok zayıftır. Orgazm genellikle olmaz.
Hangi yaşlarda ortaya çıkar?
Erişkinliğin başından beri olabileceği gibi sonradan da çıkabilir. Başlangıçta normal bir isteğin bulunduğu bir dönemin olması, cinsel isteksizliğin sonradan gelişen bir nedene bağlı olduğunu düşündürür. Bu durum büyük olasılıkla tedaviye iyi yanıt verir. Ergenliğin başından beri olan cinsel isteksizlikte daha ciddi etkenler vardır.

Cinsel istek bozukluğu niye olur?

Nedenleri biyolojik ve psikolojik olarak ikiye ayırabiliriz. Biyolojik nedenler içinde hastalıklar ve ilaçlar bulunur. Koroner yetmezlik, kalp krizi, böbreküstü bezlerinin fazla ya da az çalışması, cinsellik hormonlarının azlığı, tiroid hormonlarının azlığı ya da artışı, epilepsi, beyin kanamaları gibi rahatsızlıklar cinsel ilgiyi azaltabilir. Ayrıca depresyon ilaçları, lityum, bazı tansiyon ilaçları, psikoz tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar cinsel isteği azaltabiliyor.

Peki psikolojik nedenler nedir?

En önemlilerinden biri kişilik bozuklukları. Bazı kişiler genel olarak haz almaktan, mutlu ve keyifli olmaktan kaçınırlar. Kendilerini acılarla dolu, talihsiz bir kurban olarak hissederler. Bu kişiler keyifli olan ve zevk veren birçok şeyden olduğu gibi cinsel haz almaktan da kaçınırlar. Bu kişilerde cinsel isteksizlik çoğunlukla ergenliğin başından beri vardır. Böyle bir durumda kısa seks terapisi yararlı olmayabilir ve daha uzun süreli terapi gerekebilir. Bir diğer önemli neden, cinsel kimlik veya yönelim sorunlarıdır. Cinsel ilgileri kendi cinsine yönelik olarak gelişen bazı kadınlar bu arzularını bastırırlar veya gizlerler.
Depresyon isteksizliğe yol açar mı?
Evet. Depresyon başta olmak üzere birçok psikiyatrik rahatsızlık cinsel isteği azaltır ya da geçici bir süre ortadan kaldırır. Cinsel isteği olumuz etkileyebilecek diğer psikiyatrik rahatsızlıklar şöyle sıralanabilir: Yaygın anksiyete bozukluğu, obsesif-kompülsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu, panik bozukluk, özellikle anksiyetenin yoğun olduğu dönemlerde şizofreni.

Stres neden olabilir mi?
Stres ve üzüntü kaynağı olan yaşantılar cinsel isteksizlikte önemli rol oynayabilir. Yas, ekonomik güçlükler, bir yakının hastalığı gibi olaylar cinsel isteği azaltabilir.
Yaş faktörü ne kadar etkili?
Belli yaş dönemlerinde cinsel yaşamlarının biteceğine ilişkin yanlış düşünceleri olan ya da yaşın getirdiği değişikliklerden utanan kadın isteğini göz ardı etmeye çalışabilir. Ayrıca kilo alımı, sarkmış göğüsler gibi fiziksel değişikler ve çekiciliğin kaybı gibi düşünceler sekse ilgiyi azaltabilir.
Eşe ilgi kaybı isteksizlik nedeni mi?
Birçok çift birlikteliklerinin ilerleyen dönemlerinde birbirlerine eskisi kadar cinsel ilgi duymamaya başlar. Birbirinde aradığını bulamamak, eşiyle mutlu olamamak, kızgınlıklar, hayal kırıklıkları gibi genel ilişkideki sorunlar cinsel isteğe olumsuz yansır.

Cinsel isteksizlik nasıl tedavi edilir?
Kadın işlev bozuklukları seks terapisine çok iyi yanıt verir ve başarıyla tedavi edilebilir. Seks terapileri haftada bir olmak üzere ortalama sekiz seans sürer, yani iki ayda tamamlanır. İstek bozukluğunda eğer sorun güncel nedenlerden değil de daha eski yaşantı ve çatışmalara bağlıysa başarı oranı biraz düşebilir. Ancak standart cinsel tedaviyle iyileştirilemeyen kadınlarda daha uzun süreli terapilerle oldukça başarılı sonuçlar alınıyor. Cinsel istek azlığı psikiyatrik bir hastalığa ya da onun tedavisinde kullanılan ilaçlara bağlıysa, öncelikle hastalığın cinsel isteği etkilemeyen bir ilaçla tedavisi gerekir. Psikiyatrik rahatsızlık düzelme gösterdiği halde cinsel isteksizlik devam ediyorsa seks terapisi ya da soruna yönelik özel yaklaşımlar gerekebilir.

Hiç orgazm olmamış kadına iki ayda tedavi

Orgazm bozukluğu tanısı ne zaman konulur?
Eğer ilişkide sürekli ve tekrarlayan biçimde orgazm gerçekleşmiyorsa ya da çok nadiren oluyorsa bu durumda orgazm bozukluğundan söz ederiz. Hayatında hiç orgazm olmamış ya da çok nadir orgazm olmuş kadınlar var. Kadınların bir kısmı mastürbasyonla orgazm olabilir ama aynı şeyi cinsel birleşme sırasında yaşayamazlar. Mastürbasyonla orgazm olabilen kadınlar tedaviye daha kolay yanıt verir.
Sık görülen bir sorun mu?
Cinsel birleşmeyle orgazm olamama kadınlarda çok yaygın bir sorun. Birçok araştırma kadınların yüzde 40-60 kadarının orgazm olamadıklarını gösteriyor. Sorun bu kadar yaygın olmasına karşın bir uzmana başvuru oranı yüksek değil. Kadınlar cinsel haz alma ve doyuma ulaşmayı pek önemsemiyor. Eğer cinsel birleşme oluyor ve erkek açısından bir memnuniyetsizlik yoksa kadınlar da bir sorun yokmuş gibi davranmayı, hatta orgazm taklidi yapmayı tercih ediyor. Birçok araştırmaya göre cinsel sorunu olan kadınların evlilikleri yüzde 83 oranında mutlu.
Bazı kadınlar neden orgazm olamaz?
Ameliyatlar nedeniyle vajinanın yapısı bozulan ya da omurilik lezyonu olan kadınlarda orgazm bozukluğu gelişebilir. Ancak orgazm yetisi vajinanın boyutu veya pelvis kaslarının (vajina bölgesi kasları) gücüyle bağlantılı değil. Bir de psiko-sosyal nedenler var.
Nedir bunlar?
Örneğin orgazm bozukluğu olan kadınlarda yetersizlik duyguları ve olumsuz beden imgesi daha sık görülür. Bu kadınlar cinselliklerinden, ilişkilerinden ve cinsel aktivitelerinin tipinden pek memnun değildir. Yine baba-kız ilişkisindeki olumsuzluklar orgazm bozukluğuna neden olabilir. Ayrıca geleneksel kadın rolünün dışına çıkamamak da orgazm bozukluğunda önemli rol oynuyor. Bu gruptaki kadınlar cinsellikle ilgili her türlü duygu ve davranışlarını kontrol eder, cinselliklerini sadece eşlerine yanıt vermekle sınırlar.
Orgazm yetisi yaşla birlikte artar mı?
Evet. 20'li yaşlarda fazla cinsel deneyimi olmayan kadınlarda cinsel birleşmeyle orgazm daha azdır.

Bozukluk nasıl tedavi edilir?

Tedavinin iki basamağı var. Önce kadının yalnız başına sonra da eşiyle birlikte orgazm olması planlanır. Tedavide önce çiftin sevgi ve yakınlık konusunda iletişim ve deneyimlerini artıracak ödevler verilir. Hiç orgazm yaşamamış bir kadınla terapinin ilk hedefi, engelleyici tüm çevresel etkenleri yok etmektir. Orgazm sorunu seks terapisiyle iki ayda tedavi ediliyor.
 

Radikal gazetesi Arşivinden Alıntıdır.