| UROLOJİDE CİNSEL PROBLEMLER Kaynak: Mutlu İnsan |
Okumak istediğiniz konuyu seçiniz
01-
CİNSELLİĞİN FİZYOLOJİSİ
02- CİNSEL İSTEKSİZLİĞİN NEDENLERİ
03-
CİNSEL UYARILMA BOZUKLUĞU
04-
CİNSEL GÜÇSÜZLÜK
05-
İKTİDARSIZLIK
06- CİNSEL İLİŞKİ SAYISI
07-
SERTLEŞME SORUNU
08-
MASTÜRBASYON
09-
PENİS HASTALIKLARI
10-
PROSTAT HASTALIKLARI
11-
KADINDA CİNSEL İKTİDARSIZLIK
12-
ERKEK ORGAZM
13-
KADIN ORGAZMI
14- BİRLİKTE ORGAZM
15- KADINDA CİNSEL UYARILMA BÖLGELERİ
16-
CİNSEL İLİŞKİ SIRASINDA AĞRI
17-
ERKEKTE KISIRLIK
18-
GECE RÜYADA BOŞALMA
19-
CİNSEL İLİŞKİDE PREZERVATİF
20-
CİNSEL GÜCÜ ARTIRMAK
21-
ERKEK
CİNSEL SORUNLARI
22-
BOŞALMA
GÜÇLÜĞÜ
23-
KADINDA AĞRILI CİNSEL İLİŞKİ
24-
VAGİNUSMUS
25-
EVLENMEDEN ÖNCE YAPILACAK ŞEYLER
26-
İLK GECE
27-
KANSER TEDAVİSİNDE CİNSEL İŞLEV BOZUKLUĞU
28-
CİNSEL AKTİVİTE VE KALORİ
29- CİNSELLİKTE DOĞRU BİLİNEN
YANLIŞLAR
30- KÜÇÜK PENİS
31- ERKEKTE GECE BOŞALMASI
32- ERKEN BOŞALMA
CİNSELLİĞİN
FİZYOLOJİSİ:
Masters ve Johnson (1966) cinsel yanıtın dört basamaklı bir modelini
tanımlamışlardır:
Uyarılma:
Uyarılma fiziksel olabileceği gibi cinsel fantaziler gibi psikolojik ya da hem
psikolojik hem fiziksel uyarıcılar aracılığıyla sağlanabilir. Kadında vajinal
lubrikasyon (ıslanma) ve küçük dudakların kanla dolması ile oluşan uyarılma
sonucu erkekte peniste, kadında ise klitoriste ereksiyon (sertleşme) oluşur.
Uyarılma birkaç saate kadar sürebilir.
Plato:
Uyarılmanın tepe noktasına ulaşması sonucu oluşan bu ikinci basamakta erkekte
testisler büyüyerek yükselir; kadında vajinal duvarın dış dörtte üçünde orgazmik
platform adı verilen tipik kasılmalar oluşur ve meme büyüklüğü dörtte bir
oranında artar. Penis ve vajina hacminin artmasıyla renk değişiklikleri de
belirmeye başlar. Plato basamağı 30 saniyeden birkaç dakikaya kadar uzayabilir.
Boşalma ve orgazm:
Erkekte semenin (sperm, meni) güçlü bir şekilde dışarı atılması ile boşalma ve
çoğu kez orgazm oluşur. Erkek orgazmına prostat, seminal veziküller, vaza
deferens ve üretranın 4-5 ritmik kasılması eşlik eder. Kadında vajinanın alt
bölümünde istemsiz kasılma ile uterusda güçlü ve sürekliliği olan kasılmalar
olur. Dış ve iç anal sfinkterde de kasılmalar oluşur. Ayrıca büyük kas
gruplarında istemli ve istemsiz hareketler olur. Kan basıncı yükselir, kalp hızı
artar. Orgazm 3-15 saniye sürer ve bilinçte hafif sislenme görülür. Üretradan
sıvının geçişi erkeğe doruk doyum duygusunu verir. Prostat bir kez kasıldıktan
sonra “boşalmanın kaçınılmazlığı” adı verilen durum oluşmakta ve orgazm bu
boşalmaya paralel olarak yaşanmaktadır.
Çözülme (Rezolüsyon):
Genital organlardan kanın çekilmesiyle bedenin uyarılma öncesi durumuna dönüşü
olup, buna sübjektif bir rahatlama (gevşeme) duygusu eşlik eder. Orgazm
oluştuğunda çözülme hızlıdır, ancak bazen 2 ila 6 saat sürebilir. Çözülmenin
hızı aynı zamanda cinsel yanıt döngüsünün hangi hızda tamamlandığına bağlıdır.
Masturbasyon gibi döngünün hızlı tamamlandığı durumlarda çözülme de hızlıdır.
Buna karşın cinsel yanıt döngüsünün uzadığı durumlarda çözülme de yavaş
olmaktadır (Hawton 1985). Çözülme döneminden sonra kişiye göre değişen sürelerde
refraktör döneme girilir bu esnada yeni bir uyarılma sağlamak mümkün değildir.
Erkekte bu dönemin birkaç dakikadan birkaç saate kadar sürmesine karşın, kadında
çoklu ve ardı ardına orgazm kapasitesi olduğu bilinmektedir.
Masters ve Johnson cinsel yanıtın fizyolojik döngüsü içindeki evreleri
tanımlamakla birlikte, bu döngünün ön koşulu olan “cinsel istek” kavramına
değinmemiş, cinsel ilgi ve istek aşamasının tanımlaması daha sonra Kaplan (1979)
tarafından yapılmıştır.
Cinsel işlev bozuklukları
A.Tanımı
Cinsel işlev bozuklukları, cinsel ilgi veya yanıtın normal biçiminin sürekli
bozulması durumu olarak tanımlanabilir. Bu tanıma göre daha önceleri, “cinsel
sapma” olarak tanımlanan cinsel yönelim bozukluklarından farklı bir gruptur.
Yukarıdaki tanımlamanın şu nedenlerden dolayı tatminkar olduğu söylenemez:
Birincisi, çeşitli zamanlarda ve farklı insanlarda hatta aynı bireyde farklı
zamanlarda cinsel ilgi ve performans spektrumu o kadar geniştir ki, “normal”
deyimi neyin normal sayılacağı sorusunu akla getirmektedir. İkincisi herhangi
bir bireyin cinsel işlevlerinde bozulma var diyebilmek için o kişi veya
partnerinin bir sorun olduğunu düşünmesi gerekir; ancak bu düşünceye arkadaş
çevresi, medya, farklı tıbbi görüşler gibi çevresel faktörlerden kolaylıkla
etkilenebilmektedirler (Hawton 1989).
Cinsel işlev bozukluğu deyince aklımıza bedensel bir hastalığa bağlı olmayan,
kısa bir sürede kendiliğinden düzelmeyen veya kısa süreli de olsa sık tekrar
ederek süreklilik kazanmış, transseksüalite ya da homoseksüalite gibi cinsel
kimliği ilgilendiren sorunları veya teşhircilik, röntgencilik gibi cinsel eğilim
ve dürtü kontrolü sorunlarını içermeyen normal cinsel döngüyü bozan
rahatsızlıklar gelmelidir. Bu tanıma örneğin ilk defa geneleve gitmiş aşırı
heyecanlı, gitmeden alkol almış, uygunsuz bir ortam ve tavırla karşılaşmış bir
delikanlının o gün veya devam eden ve birkaç kez daha ortaya çıksa da sonrasında
düzelen sertleşme sorunu dahil edilemez. Ancak o günden sonra bu kaygıyla bir
çok ilişkisinde sertleşme sorunu tekrarlıyorsa bu durumda cinsel işlev
bozukluğundan söz edilebilir.
B.Cinsel İşlev Bozukluklarının Sınıflandırılması:
DSM IV’de (APA 1994) Masters ve Johnson’un (1966) tanımlamasından değişiklikler
yapılarak (uyarılma ve plato evreleri, uyarılma adı altında birleştirilmiştir)
ve Kaplan’ın sınıflaması gözönünde bulundurularak cinsel yanıt döngüsü :
1.Cinsel istek 2. Uyarılma 3. Orgazm ve 4. Çözülme şeklinde tanımlanmıştır.
DSM IV’e göre CİB, cinsel yanıtların bu fizyolojik döngüsünde oluşan bozulmalar
veya cinsel birleşme aşamasında oluşan ağrıyla karakterizedir ve CİB birden
fazla aşamada görülebilir.
İstek aşamasında her iki cinste cinsel ilgi ve istek bozukluğu (CİİB) veya
cinsel kaçınma bozukluğu görülebilir. Uyarılma aşamasında kadında cinsel
uyarılma bozukluğu, erkekte ise ereksiyon bozukluğu; orgazm aşamasında kadında
veya erkekte orgazm bozukluğu (geç veya ağrılı boşalma/boşalamama) ve erken
boşalma; cinsel ağrı bozuklukları ise kendisini her iki cinsiyette disparenü
veya kadında vaginismus biçiminde gösterebilir. Ayrıca bu işlev bozuklukları
birarada da bulunabilirler
Cinsel İşlev Bozukluğu Nedenleri
Organik (bedensel hastalık) nedenler önemli yer tutmaktadır. Ancak organik
nedenler genellikle tek başına değil, psikolojik etkenlerle birlikte cinsel
işlev bozukluklarının ortaya çıkmasında rol alır. Organik nedenler temelde:
Vasküler (damarsal) nedenler
Hormonal nedenler
Nörolojik nedenler biçiminde sınıflanabilir.
Hawton’a göre (1989) cinsel işlev bozukluklarının psikolojik nedenleri:
Hazırlayıcı (yatkınlaştırıcı) nedenler:
Yasaklayıcı bir biçimde yetiştirilme, bozuk aile ilişkileri, travmatik cinsel
deneyimler, yetersiz ve yanlış cinsel bilgiler (cinsel mitler).
Ortaya Çıkarıcı (başlatıcı) nedenler:
Eşler arası ilişkide bozulma, doğum, partnerde CİB, sadakatsizlik, başarısız
deneyim, depresyon ve anksiyete, travmatik cinsel deneyimler, yaşlanma, organik
hastalıklara tepki, yetersiz ve yanlış bilgiler.
İdame Ettirici (sürdüren) nedenler:
Performans kaygısı, başarısızlık korkusu, partnerin abartılı istekleri,
partnerler arasında iletişim bozukluğu, suçluluk duyguları, partnerler arasında
çekicilik kaybı, cinsel alan dışındaki ilişkilerde bozulma, yakın ilişkiye girme
korkusu, yetersiz ve yanlış cinsel bilgiler, ön sevişmenin kısıtlılığı,
depresyon ve anksiyete.
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
CİNSEL İSTEKSİZLİĞİN NEDENLERİ:
Türkiye için hala kapalı kutu görümünde olan cinsellikle ilgili sorunlar, kadın
ve erkekleri farklı etkiliyor. 40 yaşını geçen erkeklerin yüzde 52’ sinde
değişik düzeylerde cinsel fonksiyon bozukluğu görülüyor. Kadınlarda ise, cinsel
soğukluk orgazm olamama ve vaginusmus sorunları en önemli hastaneye başvuru
nedenleri arasına yer alıyor. Uzmanlara göre cinsel sorunlar birçok nedenin bir
araya gelmesinden doğuyor.
Cinsel deneyimin yetersizliği, cinsel bilgilenmenin eksikliği yada yanlışlığı,
eşle olan genel ilişkinin zayıflığı, katı yetiştirilme tarzı, yerleşik yanlış
inanışlar, kalıp yargılar ve başarısızlık endişesi başlıca psikolojik faktörler
arasında yer alıyor.
Erkeklerin cinsel sorunlarının başında ereksiyon olamamak geliyor. Araştırmalar
bu sorunun önümüzdeki 5 yıl içinde dünyada 400 milyon erkeği ilgilendireceğini
gösteriyor.
5 Milyon erkekte ereksiyon güçlüğü sorunu var.
Dünya verileri Türkiye’ ye uyarlandığında, ülkemizde değişik düzeylerde
ereksiyon güçlüğü olan 5 milyon erkeğin bulunduğu ortaya çıkıyor.
Kadınların cinsel sorunlarının çözümünde yaşanan en önemli eksiklik ise Türkiye’
deki cinselliğin hala tabu olmasından doğuyor.
Ülkemize genç kızların hala evlenmeden önce jinekoloğa gitme yüzdesi çok düşük.
Bu nedenle var olan hastalıklara zamanında müdahale edilemiyor.
Cinsel konularda eğitimsiz olan kadınlar, cinsel isteksizlik duydukları
konusunda bir karara dahi varamıyorlar ya da bilgisizlikten doğan nedenlerle
isteksizlik duymalarına neden olacak travmatik deneyimler yaşıyorlar. Özellikle
kadınlar için en önemli sorun; cinsel isteksizliklerini doğal kabul etmeleri…
Her 10 Erkekten 3’ ünde Cinsel İşlev Bozukluğu Var
Türk erkekleri için cinsellik hayatlarının çok önemli bir parçası. Ancak cinsel
sorunları yok sayıyorlar. Hem erkek hem de kadınların çoğu bu sorunları hafife
alıyor, tıbbi sorun olarak algılamıyor, çoğu zaman geçici olduğunu düşünüyor ve
yaşlanmanın doğal bir parçası olarak görüyor. Toplumumuzda her 10 erkekten 3’
ünde , yaşa bağlı olarak da her 100 kadından 19-50’ sinde cinsel işlev bozukluğu
bulunuyor. Yapılan araştırmalar; cinsel sağlık sorunlarının 40-80 yaş arasındaki
erkek ve kadınların üçte birinden fazlasını etkilediğini ancak bu sorunları
partneri ile ya da doktoruyla konuşmanın sayısının az olduğunu ortaya çıkardı.
Cinsellikle ilişkili, fiziksel, ruhsal ve sosyokültürel sağlık ve esenlik
sürecinin kesintisiz olarak yaşanması olarak değerlendirilen cinsel sağlık; hem
erkek hem de kadında ilişkileri, mutluluğu ve yaşam kalitesini doğrudan
etkiliyor.
40-80 yaş arasındaki kadın ve erkeklerin cinsel sağlıkları ile ilgili tutum ve
inanışlarını öğrenmek, seksin ve cinsel yaşamın önemini ve yaşamımızdaki rolünü
tespit etmek, kadın ve erkeklerin cinsel fonksiyon bozukluğu konusundaki tedavi
arayışlarını belirlemek ve cinsel yaşama ilişkin tutumları değişik toplum ve
kültürler ile karşılaştırabilmek için Prizer İlaç "Global Cinsel Tutum ve
Davranışlar" konulu dünya çapında bir araştırma yaptırdı. Aralarında Türkiye’
nin bulunduğu 32 ülkede 40-80 yaş arasındaki 27 bin 500’ den fazla kadın ve
erkeği kapsayan bu araştırmanın sonuçları dikkat çekti.
Türkiye ayağında; İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Samsun, Diyarbakır ve Erzurum
illerimizdeki 1500 kadın ve erkekle yüz yüze görüşme yapıldı.
Araştırmaya göre, tüm yaş gruplarındaki kadınlar arasında cinsel ilişkiye girme
sıklığı ayda 1-4 kez arasında değişiyor. Türk erkeklerinin ve kadınlarının diğer
ülkelere kıyasla daha büyük bir bölümü (yüzde 60) , cinsel performanstaki
azalmanın ikili ilişkileri etkileyeceğine inanıyor. Diğer ülkelerdeki
erkeklerden farklılık gösteren sonuçlardan biri , Türk erkeklerinin yaklaşık
dörtte üçünün , erkeğin cinsel ilişkiye girebilmesinin ilişki açısından önemli
olduğunu düşünmesidir.
İlişkiye girme yaş ilerledikçe azalıyor.
Cinselliğin yaşamlarının önemli bir parçası olduğunu düşünen Türk kadınlarının
oranı, erkeklere göre daha düşük olmakla birlikte, diğer ülkelerdeki kadınlarla
benzerlik gösteriyor. Diğer dünya ülkelerinden farklı olarak, Türk erkekleri
arasında cinselliğin yaşamlarının önemli bir parçası olduğunu düşünenlerin oranı
çok daha yüksek bulunuyor. Özellikle 40-49 yaş arasındaki kadınlardaki
cinselliğe önem verenlerin oranı anlamlı şekilde düşüyor.
Araştırmaya göre, Türk erkek ve kadınlarının ortalama olarak yüzde 71’i son bir
yıl içinde cinsel ilişkiye girmiş. Erkekler arasında son bir yıl içinde cinsel
ilişkiye girdiğini belirtenlerin oranı ise yüzde 83. Cinsel ilişkiye girme
sıklığı yaş grubu yükseldikçe azalıyor.
Araştırma’ da Türkiye’de partneriyle ilişkisinin fiziksel olarak zevk verici ve
duygusal olarak tatmin edici olduğunu düşünen erkeklerin oranı kadınlara kıyasla
daha yüksek bulundu. Erkeklerin bu konudaki memnuniyet düzeyleri yaş ilerledikçe
düşüyor. Kadınlar arasında ise özellikle 40-49 yaşından sonra, memnuniyet
düzeyinde anlamlı azalma görülüyor. Türk kadınlarının memnuniyet düzeyleri diğer
ülke kadınlarına kıyasla daha düşük.
Erkekler arasında herhangi bir nedene bağlı cinsel işlev bozukluğu sorunu
yaşayanların oranı yüzde 28, kadınlarda ise yüzde 43 civarında oluyor.
Erkeklerin tüm yaşlarda yaşadığı sorunlar genelde erken boşalma ve cinsel
ilişkiden zevk almama olarak açıklanıyor.
Tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi Türk erkek ve kadınları da, cinselliğe olan
ilginin kadınlarda 50’ li yaşlarda, erkeklerde ise 60’ lı yaşlarda azaldığını
düşünüyor.
Araştırmanın en çarpıcı sonucu ise cinsel işlev bozukluğu için çare arama
yaklaşımları oldu. Cinsel sorun yaşayanların sadece yüzde 12’si bu sorununu
doktor ile konuşuyor. Cinsel sorunlar eş, partner veya arkadaş ile paylaşılan
kitap, dergi vb. kaynaklardan bilgi edinilmesi gereken bir sorun olarak
algılanıyor. Çünkü cinsel sorunlar ciddi olmayan, geçici olduğu düşünülen, tıbbi
bir sorun olarak görülmeyen ve yaşlanmanın doğal bir parçası kabul edilen bir
süreç olarak algılanıyor.
CİNSEL UYARILMA BOZUKLUĞU:
Bu grupta erkek erektil bozukluğunu ve kadın uyarılma bozukluğunu kapsar. Tanıda
hastanın cinsel aktivitesinin süresi, yoğunluğu, odağı göz önüne alınmalıdır.
Eğer cinsel uyaran odağa yönelik değil ise, yoğunluk ve süresi yetersiz ise tanı
konmamalıdır. Kadınlar: Evliliğini göreceli olarak mutlu şekilde yürüten
kadınlarda %33 oranında uyarılma problemi tanımlanmıştır. Uyarılmayı
sürdürmedeki zorluk psikolojik çatışmaları (anksiyete, suçluluk ve korkular)
veya fizyolojik değişmeleri yansıtabilir. Testesteron, östrojen, prolaktin ve
tiroksin gibi hormon seviyelerinde değişmeler ve antihistaminik ilaç
kullanımının uyarılma bozukluğunun etiyolojisinde rol oynadığı ileri
sürülmüştür. Erkekler Bu hastalık erkeklerde erektil disfonksiyon veya impotans
olarak adlandırılmaktadır.
Cinsel güçsüzlük (Empotans) erkekte penisin
sertleşememesidir. Hekimlerin karşısına sık çıkan bir yakınmadır ve hastaya
büyük sıkıntı yaşatır. Genç erkeklerdeki prevalansı %8 olarak tahmin
edilmektedir. Bununla beraber daha geç yaşlarda da ilk kez görülebilir. Değişik
yöntemlerle impotansın organik mi yoksa psikolojik mi olduğu anlaşılır.
Bu
yöntemler nokturnal penil tumescence (geceleri kendiliğinden olan ereksiyonlar)
izleminden , ultrasonografi ve penis içerisine ereksiyon sağlayıcı madde (papaverin
) enjeksiyonuna kadar uzanabilir. Nedeni anlamakta iyi bir hastalık öyküsü son
derece değerlidir. Kendiliğinden olan ereksiyonlar (REM uykusunda olan) oldukça
değerlidir. Böyle bir durumda impotansın psikolojik faktörlerle meydana geldiği
düşünülmelidir. İmpotansın psikolojik nedenleri çözülmemiş ödipiyal veya
preödipiyal çatışmalar, cezalandırıcı süper ego, güven duygusunun gelişmemesi ve
yetersizlik duyguları olabilmektedir. Erektil disfonkısiyon denilen bu durum
eşler arası ilişki sorunlarının varlığını da gösterebilir. ...
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
CİNSEL GÜÇSÜZLÜK:
Ülkemizde ve dünyada erkeklerin daha çok ileri yaşlarda olsa da artık genç
yaşlarda da sık karşılaştığı bir hastalıktır. Cinsel güçsüzlük çok çeşitli
şekillerde tanımlanabilir ama kısaca erkeğin cinsel gücünden memnun olmaması
olarak da tarif edilebilir. Bazen bu durum gerçek bir cinsel güçsüzlük değilse
de kişi hekime başvurmaktadır. Özellikle şehir yaşantısının getirdiği stres ile
bu hastalığın hem sıklığı artmış hem de daha genç yaşlarda görülmeye
başlamıştır. Cinsel güçsüzlükte neden ya ruhsal ya da bedenseldir.
Burada ilke
olarak hasta öncelikle bir üroloji uzmanı tarafından değerlendirilir ve bedensel
bir neden olup olmadığı araştırılır. Eğer böyle bir neden saptanmazsa veya
ruhsal bir neden düşünülürse bir psikiyatri uzmanına yollanır. Bazen her iki
nedende mevcut olabilir ve bu nedenle her iki branştaki hekim tarafından tedavi
gereklidir. Bazen ortaya çıkan bedensel hastalıklar nedeniyle hastanın bir iç
hastalıkları veya beyin cerrahi uzmanı tarafından da tedavisi gerekebilir.
Bedensel hastalık olarak çeşitli hormon hastalıkları, şeker, böbrek, karaciğer,
kalp-damar hastalıkları gibi nedenler bulunabilir. Kullanılan çeşitli ilaçlar
nedeniyle olabilir. Sonuçta erkeklik organının damarlarında veya sinirlerinde
hasar meydana gelir.
Genelde bu hastalıklarda yakınmalar yavaş yavaş gelişir.
Kavga, ani stres gibi durumlarda başlangıç anidir ve çoğu zaman bu neden hasta
tarafından da fark edilir.
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
SERTLEŞME SORUN
Sertleşememe birçok erkeğin özellikle de orta yaş ve üstü erkeklerin birçoğunun
ciddi bir kaygısıdır. Erkek sekste daha çok penisiyle değerlendirilmektedir.
Kadın yapısı gereği, istemese de uygun olmasa da erkeğe vereceği cinsel hizmet
yönünden özel bir hazırlık yapmasına gerek yoktur. Her zaman her yerde her
şekilde ilişkiye girebilir. Bundan zevk alıp almayacağı ayrı bir konudur. Erkek
ise cinselliği yöneten ve bitiren taraf olarak hazırlanmalı ilişkiye uygun ve de
bu ilişkiyi sürdürebilecek halde olmalıdır; bu da basit açıklama ile erkeğin
penisinin sertleşmesi ve bu sertliği sürdürme sürecidir( tabii ki ideali bu
süreye kadının hazırlanma süresini de eklemektir!!)
Erkekte genç yaştaki
her koşulda sertleşme imkanı yaş ilerledikçe bedensel eskimeye, sosyal ve
ekonomik koşullara, strese de bağlı olarak azalacaktır. Sertleşme yetersizliği
veya sertleşememe sorunu üç nedenden oluşabilir. 1- Bedensel durumlar 2-
Psikolojik durumlar 3- Hem bedensel hem de psikolojik nedenlerin beraber olduğu
durumlar Sorunun nerede olduğunu bulmak ilk önce sorgulama ile olur. Cinsel
ilişkide sertleşme problemi olan kişinin mastürbasyon yaparken veya sabah
sertleşmelerinin olup olmadığı sorunun kaynağına yol gösterebilir. Diğer bir
yöntem de bedensel bir takım testlerin mesela penisteki kan akımının ölçülmesi,
penise çeşitli ilaç uygulamaları gibidir.
Bunların sonucu kişiyi muayene eden
hekimce değerlendirerek sorunun nereden kaynaklandığı ilk önce bulunur,
bulunmalıdır. Bedensel ise, çeşidine ve koşullara göre ilaç veya ameliyat
önerilir. Sorun psikolojik ise uygun terapi yapılır veya terapiye yönlendirilir.
Psikolojik baskılar erkek sertleşme faktörünü önemli ölçüde etkilemektedir
Bunlar ekonomik yetersizlik, sosyal ilişkiler, penis büyüklüğü kaygısı, erken
boşalma korkusu, partneri tatmin edememe şüphesi, partnerinin zevk almaması, suç
işlediğini düşünme kaygısı, aldatma veya aldatılma korkusu, veya da başka
erkeklerle karşılaştırılma korkusu gibi nedenlerdir. Psikolojik sorunların
kaynağa yönelik çözümü ile erkekteki sertleşme sorununun çözümünde başarı
yüksektir. Sorun nereden kaynaklanırsa kaynaklansın çözümünü en kısa sürede
bulmak gerekir.
Basit bir sertleşme korkusunun başlattığı sertleşme problemi
çözülmezse, neden yokken günbegün artacak daha ağırlaşacaktır. Bedensel bir
sorunun uygun yöntemlerle çözülmemesi ise erkekte gene psikolojik baskıyla
bedenselin yanına psikolojik sorun da ekleyebilecektir. Sertleşme kaygısı
yaşayan erkeklerin birçoğunun daha sonra gerçek anlamda sertleşme sorunu
yaşadıkları görülmektedir. Sertleşme sorunu olan erkek cinsel açıdan
yetersizliğini hissedip kendini zavallı ve güçsüz görüp kadınlardan ve toplumdan
uzaklaşacak, sosyal ilişkilerinden, iş hayatında başarısızlık yaşayacaktır.
Hatta eşcinsellik kaygılarına bile kapılabilecektir. Bu yüzden nedeni ne olursa
olsun çözümü büyük oranda olan bu sorun için kısa zamanda uygun yerlere
başvurmak erkek sağlığı ve gelecek nesiller için faydalı olacaktır.
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
MASTURBASYON:
İnsanların yüzde doksan beşi (%95'i) mastürbasyon yapar, peki kalan yüzde beşi (%
5'i) ne yapar? Kalan % 5'i yalan söyler! Biraz yumuşatırsak bunu ;yaptıkları
şeyi masturbasyon olarak kabul etmemeye çalışırlar ,yada masturbasyon
yaptıklarını bilmezler. Cinsel organlarla ilgili haz verici her şey masturbasyon
sayılabilir, mesela bir kadının heyecanlanıp bacaklarını sıkıştırıp bırakması
bile,ve masturbasyonda illa orgazma ulaşmak gerekmez.
Masturbasyon kelimesi
Latince ''masturbare=(elle bozmak )'' fiilinden türemiştir. Günümüzde kullanımı;
kişinin (kadın veya erkek) kendi kendine cinsellik yaşaması veya cinsel doyuma
ulaştırması için yaptığı eyleme denir. Daha modernize bir açıklama ile ; bir
cinsel tepki üreten istemli kendi kendine uyarım olarak tanımlanabilir.
Masturbasyon hayal gücünün veya fantazinin sonsuz kullanımı ile gerçekleşir,kişi
bu sırada kendisini ve karşıdakini dilediği gibi düşünür ve sonsuz bir güce
sahip olur, bu yüzden de hiç bir cinsel eylem bu sınırsızlıkta ve mükemmellikte
gerçekleşmez. Bu da ilk cinsel eylemlerde bazen hayal kırıklığı yaratabilir. Ama
hiç bir düşünce de tensel dokunmanın veya hissetmenin ve de sevginin yerini de
tutamaz. Masturbasyon zararlımıdır ?
Eğer kişinin sosyal yaşantısını ,normal
seksüel ilişkilerini bozacak düzeyde değil ise zararsızdır. Kişi eğer bir
seksüel partneri varsa o olmadığı zamanlarda masturbasyon yapabilir ama bunun
sayısı ve sıklığı partnerine olan arzusunu etkilemeyecek şekilde olmalıdır. Eğer
kişinin düzenli seks partneri yoksa veya hiç partneri yoksa, arzu ettiği sürece,
hissettiği sıklıkta mastürbasyon yapabilir. Mastürbasyonun kadında veya erkekte
hiç bir fiziksel (bedensel) kötü tesiri yoktur ,aksine rahatlamayı ve gevşemeyi
sağlar. Ayıp değil bir gerekliliktir. Toplumda söylenen diğer her şey tamamen
uydurmadır; - yok sivilce yapar, -gözleriniz kör olur, -boy uzamasını durdurur,
-ileride çocuğunuz olmaz, -kızlarda adet düzenini bozar, -erkeklerde ileride
sertleşme sorunu yaratır, -penis boyunun uzamasını durdurur gibi söylentiler ve
bilgiler ve buna benzer her şey tamamen uydurmadır. Dilediğiniz yer ve zamanda
tabi ki başkalarının haklarına (kişisel veya kanuni) saygı duyarak, kimseye
zarar vermeden masturbasyon yapabilirsiniz.
Bu sizin hakkınız ve bedensel
özgürlüğünüzdür. Özellikle bazı gençler mastürbasyon sonrası suçluluk duygusuna
kapılırlar, bu yaptığınızdan suçluluk duymak anlamsız ve de gereksiz bir
duygudur,ayıp,yasak,kötü,size veya başkasına zarar vermeyen, yalızca sizin
bedeninizi ve hislerinizi ilgilendiren bir şeyden huzursuz olmanın gereği
yoktur,bu bir ihtiyaçtır, bundan utanmayınız,suçluluk duymayınız. Yalnız
masturbasyon sizin için kaçınılmaz bir olay , bir tutku haline gelmişse, normal
cinsel ilişkiye tercih ediyorsanız, veya normal seksten partnerinizden zevk
alamayıp masturbasyona yöneliyorsanız bir cinsel tedavi merkezine baş vurup bu
alışkanlığınızı veya tercihinizi değiştirmek için öneri ve tedavi almalısınız.
Mastürbasyon konusunu biraz yaşa ve cinsiyete göre ayırırsak; Genç erkeklerde
özellikle cinsel hayatı olmayan gençlerde, masturbasyon neredeyse bir zorunluluk
halindedir, bunun nedeni ise: Sperm (meni - er suyu) üretimi devamlıdır ve hiç
durmaz, üretilen spermler bir kesede toplanır ve boşaltılmaya hazır beklerler,
arkadan da devamlı sperm üretimi olur ve bu keseye boşalır, bu kesenin bir
hacmi, bir kapasitesi vardır, bu hacim dolunca cinsel istek artar, yoğunlaşır
eğer ilişki veya boşalma gerçekleşmezse kasıklarda ağrı, aşırı cinsel istek
başlar, bazen kese o kadar dolmuştur ki büyük tuvalet yaparken veya ıkınırken
vücut içi basınç arttığından bu sırada penisten sperm akar veya idrar sonrasında
sümüksü bir akıntı olarak penisten gelir (bu boşalma değildir ve zevk vermez
sadece sperm akar).
Eğer kişi boşalmaz veya ilişki kurmazsa belli bir süreden
sonra ki bu süre kişiden kişiye değişir( 4 ila 15 gün), erkek uykuda boşalır ve
keseyi boşaltarak arkadan gelen spermlere yol açar. Hamamcı olduk veya rüyacı
olduk deyimi buradaki boşalmaya bağlı yıkanma gerekliliğinden gelmiştir.
Erkeklerdeki cinsel arzu kontrolsüzlüğü de devamlı üretilen sperm ve onun
boşaltılması isteği sonucu ve de toplumsal öğretilerin yani tabuların erkeğe
kuralsız cinsellik yaşamayı bir hak ve övünç kaynağı olarak hissettirmesi olup
bayanların erkeklerde anlayamadıkları duygusuz cinsel istek bundan dolayıdır.
Erkeklerde uyarı ve doyuma ulaşma daha çok penisin etrafının kavranma hissinin
tatmini ve özellikle penisin baş kısmında bulanan zevk hücresi diye
isimlendirilen sinir uçlarının sürtünmeye ve karşıdan gelen basınca karşı
taşıdıkları hislerden oluşur.
Erkekler genelde elleriyle cinsel organlarını
okşayarak masturbasyon yaparlar, bunun için elleri kuru olabilir, genelde
kayganlaştırıcı bazı maddeler; tükürük, krem, sabun (sabunun penis içine
kaçtığında acıya yol açacağı unutulmamalıdır) kullanılır. Gene erkekler
masturbasyon yaparken penislerini başka cisimlere sürerek de veya kavrama
hareketini sağlayıcı bir takım boşluklara penislerini sokup çıkararak yaparlar.
Veya sertleşmiş penise su tutarakta masturbasyon gibi çeşitli yöntemlerde
kullanırlar. Son zamanlarda ülkemizde de satılan yapay vajina benzeri araçlarda
erotik malzeme satılan dükkanlarda bulunmakta ve kullanılmaktadır.
Kısaca kişiye
zevk veren her şey bu amaçla kullanılabilir. Kadınlarda ise; bakire olanlar veya
olmayanlar olarak değerlendirmeliyiz çünkü toplumumuzda bekaret hala önemli bir
konu olarak kabul edilmektedir . Kadınlarda masturbasyon erkeklerdeki kadar
fiziksel dokunma gerçekleşmeden düşünce bazında da gerçekleşebilir.Sadece
göğüslerine dokunarak dahi masturbasyon yapabilirler. Fiziksel istek kasık
bölgesine yayılan sıcaklık orada bir basınç hissinin duyulmasına ve klitorise
dokunulmasının ihtiyacı ve vajen içinde doldurulması gerekli bir boşluk hissi
ile ortaya çıkar.
Vajende ki boşluk hissi daha önce cinsel ilişkiye girmemiş
bayanlarda çok az veya yoktur.Cinsel ilişki yaşamış kadınlarda ise bu vücut
tarafından tanınmıştır ve hissedilir. Genelde ya klitoris (bızır) elle okşanır
veya iki bacak açıp kapanarak sıkıştırılır veya kadına zevk verebilecek bir şeye
sürtülür. Bakire olan kadınlar genelde bu şekilde masturbasyon yaparlar. Ve
bunun kızlık zarına hiç bir zararı yoktur. Daha az olarak klitoris okşanırken
vajen girişine parmakla baskı uygulanabilir veya vajen girişi veya küçük
dudaklar okşanabilir. Bunun da kızlık zarına hiç bir zararı yoktur. Ve bazı
bayanlar kızlık zarı olmayanlar veya önemsemeyenler vajen içine parmak veya
parmaklarını sokarlar veya içeriye doluluk hissi verebilecek herhangi bir şey
(deodorant kutusu,salatalık,muz,kalem gibi) kullanırlar.Son zamanlarda ülkemizde
de bulunan yapay penisler de veya titreşim sağlayan bazı seks oyuncakları da
yaygın olarak kullanılmaktadır. Bazı bayanlar ise hem klitorise sürtünme veya
baskı hem de vajen içine doluluk sağlayarak masturbasyon yaparlar.
Duşta
basınçlı suyun klitorise tutulması ile masturbasyon ise bayağı yaygın bir
yöntemdir, bu da kızlık zarına zarar vermez. Anne ve babalara ve de herkese ;
cinsellik içgüdüsel bir duygu olup soyunu sürdürme, hayata ve kendinden sonraya
bedeninden bir parça bırakma hissinin bir uzantısıdır. Yani
frenlenemez,önlenemez ve yok edilemez.Belki baskılayabilir veya başka bir hisse
veya uğraşa yönlendirebilirsiniz ama bunun sağlıksız sonuçları ve acısı daha
sonra çok fazla olarak başka yerlerde ve konumlarda ortaya
çıkmaktadır.Kuşumuzun, kedimizin veya köpeğimizin cinsel arzularını düşünüp
dikkate aldığımız halde kendimizin ,yakınlarımızın veya çocuklarımızın bu tip
ihtiyaçlarını görmemezlikten gelmeye veya anlamamaya çalışmak kendimizi
kandırmaktır. Özellikle cinsel yaşantıya sahip olamayan veya olamamış gençlerde
bu istek frenlenemez.Bu yüzden gerekli olan masturbasyon için onları yanlış
bilgilendirip korkutmayınız. Yaş ve kişinin sosyal konumu bu arzuyu yok etmez bu
bir ihtiyaçtır.
Yalnız bebekler de de bazen masturbasyon benzeri davranışlar
görülebilir bu onları korkutmadan önlenebilir,anlayabilecek yaşta olanlar doğru
yönlendirilip bilgilendirilmelidir.Bu konu ilerdeki yazılarımızda ele
alınacaktır. Peki çocuklarımıza nasıl davranalım; ilk önce onlara bu konularda
sağlıklı bilgiler verelim eğer sizde bilmiyor veya bu konuları konuşamıyorsanız
çekinmeden destek alabileceğiniz yerlere baş vurabilirsiniz veya okuyup
öğrenebilecekleri bazı bilgi kaynakları sağlayabilirsiniz.En önemli olan şey
yanlış bilgi vermemektir.Ufak bir kızken annesi tarafından anal (arkadan-popodan
- makat-rektum ) ilişkiye girmesin diye arkadan ilişki kuranlar kanser olur diye
korkutulup yönlendiren bir hastamın kabız olursam da aynı etki olur kanser
olurum ölürüm fikri ile yaşadığı ve hissettiklerini, bu yüzden yeme içme
problemi yaşadığını, uzun süre psikiyatrik tedavi alıp halen de tam olarak
iyileşemediğini ve de iyileşemeyeceğini düşünürseniz yanlış bilginin bir insanın
hayatına, yaşantısına nasıl bir etki yaptığını anlarsınız.
Onları kendileri ile
kalabilecekleri ruhları ve bedenlerini tanıyabilecekleri mekanlarda rahat
bırakalım.Odasının kapısını kilitlemesine izin verin veya kapısını çalıp onun
olurunu almadan odasına girmeyiniz.Kötü bir şey yapacaksa zaten yapar, sertlikle
hiç bir şey engellenmez sadece inanarak doğruyu anlatın oda anlayacaktır.Veya
banyoda gereğinden fazla kalırsa onu rahatsız etmeyiniz, orayı gerçekten
kullanmaya ihtiyacınız olana kadar onu rahat bırakınız, bir insan banyoda ne
yapabilir ki veya ne yapar sizce? En önemli şey ise onlar her ne kadar sizin
bedeninizin bir parçası olsalar da onlarında bir ruhlarının olduğunu unutmamak,
onların kişiliklerine saygı duymaktır.
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
PENİS HASTALIKLARI
Penisin erkekte iki önemli fonksiyonu vardır. 1-İdrar atılımı:Böbrekten süzülen
idrarın dış idrar kanal yolu ile dışarı atılımını sağlamak 2-Üreme fonksiyonu:
Tesiste yapılan tohum hücrelerini meni vasıtası ile kadın haznesine ulaştırmak.
PENİSİN YAPISI: Penis kök gövde ve baş olmak üzere 3 kısma ayrılır. Kök kısmı
torbanın ön yüzünde makata kadar uzanan bölge içerisinde kaslara gömülü
vaziyette durur. Gövde deri ile kaplı ve içerisinde 3 tane sertleştirici
kıkırdak dokusundan yapılmış organdan meydana gelir. Kıkırdaktan daha ince
yapılıdır. Bu yapıya kan dolması neticesinde sertleşme meydana gelir. Baş kısmı
penisin en uç kısmında yer alır. Penisi ucunda bir şapka gibi durur. Bu bölge
sünnet olmamışlarda deri ile kaplıdır. Sünnet ile kesilen kısım bu deridir.
Penisin kan dolaşımı atardamar ve toplar damar sistemi sertleşmede dolayısıyla
döllenme ve seksüel aktifte çok önemlidir.
PENİSİN YAPI BOZUKLUKLARI: Çok defa
testis mesane gibi başka yapı bozuklukları da vardır. Penisin hiç olamaması
nadirdir. Nadiren çift penis olur. Penis doğuştan kıvrık olabilir. Bunun yanında
yine doğuştan büyük ve küçük penis olabilir.
1- Penis Sünnet derisinin dar
olması: Sünnet derisinin uç kısmı çok dardır. Toplu iğne başı kadar bir açıklık
vardır. Derinin iç yüzeyi penisin baş kısmına yapışıktır. Deri başın gerisine
çekilemez. Ya doğuştan olur veya daha sonra iltihabı bir olaydan sonra gelişir. Şayet çok darsa hasta idrar yapamaz. Hatta idrar deri altında toplanması ile
sünnet derisi balon gibi şişer. İdrar damlalar halinde akar. Tedavi edilmezse
idrarın tahrişi sonunda iltihap gelişir ve bu iltihap penis baş bölgesinde
yaralara neden olur. Tedavi sünnettir. (Sünnet için tıklayın)
2-Sünnet derisinin
geriye kaçması: Sünnet derisi penis baş kısmının gerisine çekilmesi ile tekrar
öne gelememesidir. Genellikle sünnet derisinin darlıklarında oluşur. Çocuk veya
anne babası tarafından temizlik amacı ile deri geriye çekilir, daha sonra deri
burada şişer ve kızarır, penis başını boğar. Tedavide şayet erken devreyse deri
öne çekilmeye çalışılır. Fakat geç kalmışsa sünnetten başka çare yoktur. Sadece
ufak bir deri parçasını kesmek ve iyileşmeye bırakmak çok defa sonuç vermez.
3-Penis yaralanmaları: Penis oynak bir organ olduğundan darbelere karşı kendini
korur Tamamen kopma kazalardan sonra veya kasti olarak (kıskançlık ve intikam
nedeni ile) kesilmesinden sonra oluşur. Darbelerde penise kan oturur. Penis
kırılmaları ise sertleşmiş haldeki penisin ani ve sert bir şekilde bükülmesi
sonucu meydana gelir. Sertleşme problemlerine meydan vermemek için erken tedavi
önemlidir.
4-Penis iltihapları: Çocuklarda darlık nedeni ile büyüklerde ise
temizliğe riayet etmemeden ileri gelir. Sünnet derisinin ve/veya penis başının
iltihabı şeklinde olur. 5-Penisin kireçlenmesi: (Peyroni hastalığı) Penisin
kıkırdağımsı doku içerisinde plak şeklinde bağ dokusunun oluşmasıdır. Sebebi
belli değildir. Genellikle 40 yaşından sonra görülür. Penis sırtında veya her
iki yan tarafında olabilir. Nerede olursa sertleşmiş penis aksi istikamette
bükülmüş olarak durur. Ağrı vardır. Bazen birleşme mümkün olmaz.
El ile
hissedile bilinir. Zararsız bir hastalık olmasına rağmen hastanın şikayeti varsa
tedavi edilmelidir. Nadiren kendiliğinden kaybolur. E vitamini faydalıdır.
Ameliyat tavsiye edilmez. Plağın içerisine kireç giderici ilaçların verilmesi
fayda sağlar 6-Penisin kendiliğinden ağrılı sertleşmesi: Penis seksüel istek
duymadan ve uzun süren sertleşmesidir. Hasta çok ağrı duyar. Her yaşta meydana
gelir. Damar sistemi bozulmuştur penisin kıkırdak dokusu içerisinde kan
pıhtıları oluşur. Sinir sistemi hastalıklarında da meydana gelebilir. Bazen
sebep tümoral bir oluşumdur. Birden bire meydana gelir. Ağrılıdır. İdrara
yapılamaz veya damlalar halinde gelir. Meni boşalsa bile sertlik devam eder.
Sertleşme 1-2 gün bazen aylarca sürer. Normal haline dönse bile sonunda
iktidarsızlık meydana gelir. Tedavide enjektör ile pıhtılaşmış kan boşaltılır.
Pıhtıyı giderecek ilaçlar verilir. Ameliyat ile bu pıhtılar boşaltılır. 7-Penis
Tümörleri Penis siğilleri çok görülür. Penisin sırtında veya değişik yerlerinde
olur. Tek veya çoktur. Küçük ben şeklinde fakat karnabahar gibi girintili
çıkıntılıdır. Zararsızdır.
Tedavide elektrik ile yakılır veya ameliyat ile çıkarılır. Penis Kanseri:
Çok defa sünnetsizlerde görülür.Penis başı iltihaplarından sonra gelişebilir.
Müzmin tahriş edici maddelerden sonrada oluşabilir. Görünüşte yarayı andırır.
Sert nodül şeklinde de olabilir. Teşhis parça alınıp patolojide incelenmesi ile
konur. Erkan teşhis konulacağı için ameliyat ile alınır. Sonuç diğer kanserlere
nazaran iyidir .
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
PROSTAT HASTALIKLARI:
Prostat sadece erkeklerde bulunan bir salgı bezidir. Kadınlardaki rahmin karşıtı
bir organdır.
PROSTATIN YERLEŞİMİ: Prostat erkeklerde dış idrar yolunun ilk
kısmını çevreleyen bir organdır. Mesane tabanında yer alır. Yetişkinde
yüksekliği 20-25 mm kaidesinde ön-arka çapı 25 mm ve enine çapı 40 mm
civarındadır. Ağırlığı 20-25 gramdır. Şekerli koniye benzer. Bir tabanı, tepesi,
arka ön ve iki yan yüzü vardır. Tabanı: Mesane yüzüdür. Enine bir çıkıntı ile ön
ve arka iki parçaya ayrılır. Ön parça mesane ile komşu olup, önünden dış idrar
yolunun prostatik parçası geçer.
Arka parçada prostatik bir oluk bulunur. Bu
oluk içerisinde Meni yolu borusu yer alır. Tepe: Anüsten itibaren 3-4 cm
öndedir. Arka yüz: Konveks ve arka aşağıya bakar. Dikey bir oluk gösterir,
prostatı iki yan parçaya ayırır. Prostatın İç komşuluğu: Prostatın içinde bez
dokusundan başka dış idrar yolu kanalı prostatik parçası, bunun üst kısmı
çevresinde mesane büzücü kası bulunur
PROSTATIN VAZİFESİ: Prostat bir dış salgı
bezidir. Aynı zamanda organizmanın ikincil seks organıdır. En önemli vazifesi
meninin %95 ini teşkil ederek spermayı sulandırır. Böylece ejekulatın miktarını
çoğaltarak döllenmeyi kolaylaştırır. Prostatik dokuda yüksek konsantrasyonda
çinko vardır. Çinkonun karbonik anhidraz ve dehidrogenez enzimleriyle ilişkisi
vardır. Çinko yetmezliklerinde prostat dumura uğrar. Prostatik Sekresyon: pH 6,5
olup süt görünüşünde özel bir kokusu olan bir sıvıdır. İçerisinde fibronilizin,
asit fosfotaz ve beta glukuronidaz enzimleri tespit edilmiştir. Ayrıca plazmadan
daha fazla miktarda Na, K, Ca ihtiva eder. Anyon bakımdan daha fakirdir. Bol
sitrat bulunur.
Bunlardan başka aminoasitler, proteinler, lipitler, kollestrol
bulunur. Prostat ergenlik yaşına kadar faal değildir. Ergenlikte faaliyet
göstermeye başlar 25 yaşına kadar artar daha sonra faaliyetinde yavaş yavaş
düşme görülür.
PROSTAT İLTİHAPLARI: Prostat iltihapları hâd (âcil) ve müzmin
olmak üzere ikiye ayrılır.
1- Hâd (Acil) Prostat iltihabı: Adi mikropların
meydana getirdiği iltihaptır. Prostata kan yolu veya direkt olarak gelir.
Sıklıkla dış idrar kanalı vasıtası ile gelen mikroplar prostatta iltihaba neden
olurlar. Belirtileri: İdrar yaparken huzursuzluk vardır. İdrarda yanma, sık
idrara çıkma şikayetleri olur. İdrar bulanıklaşır. İdrarın başında veya sonunda
1-2 damla kan gelir. Prostat şiş ve gergin olduğundan idrar yapmada güçlük
ortaya çıkar. Torbaların alt kısmında ağrı vardır. Yüksek ateş olur. Titremeler
bulantı ve kusmalar buna eklenir. Günlerce ve haftalarca devam edebilir. İdrar
dış deliğinden çok defa akıntı olmaz. Daha sonra tedavi edilmezse şikayetler
hafifler veya apseye dönüşür. Böylece müzminleşir. Teşhis: Akıntı varsa bu
akıntının mikroskobik muayenesi yapılır. İdrar ve kan tahlilleri yapılır.
Doktorun yapmış olduğu parmak ile makat muayenesinde prostat şiş, sıcak olarak
parmağa gelir ve çok hassastır. Tedavi: 1- Yatak istirahatı. 2- Sıvı ihtiyacını
karşılamak için serumlar verilir. 3- Kabızlık varsa o düzeltilir. 4- Ağrı
giderici fitiller kullanılır. 5- İdrar kültürü ve akıntıdan yapılacak tahlil ile
mikrobun cinsi tespit edilerek uygun antibiyotik verilir. 6- Ön şikayetler
geçtikten sonra prostat mesajı yapılır.
2- Müzmin Prostat iltihabı: Çok defa bir
belirti vermez. Orta yaşlılarda ve genç olgunlarda görülür. Acil prostat
iltihabından sonra veya daha önce hiç belirti vermemiş prostat iltihabından
sonra ortaya çıkar.
Belirtileri:
1- İdrar yapmada huzursuzluk, sık idrara çıkma,
idrarda yanma, bazen idrarda kanama şikayetleri olabilir. En önemli belirtisi
idrar dış deliğinden gelen bir akıntıdır. Sabahları ilk idrardan önce çok
fazladır. Rengi beyaz saydamdır. (Yeşil olmaması ile bel soğukluğundan ayrılır)
Yapışkan bir sıvıdır. Salyaya benzer.
2- Çabuk yorulma, uyku bozuklukları,
konsantrasyon bozuklukları vardır. Belin alt kısmında ağrı olur.
3- Seksüel arzu
azalır. Sertleşme problemleri vardır. Erken boşalma görülür. Teşhis: Akıntının
mikroskobik muayenesinde mikroplar ve iltihap hücreleri görülür. Kan idrar
tahlilleri yapılır. Ayrıcı teşhis için filmler çekilir. Ultrasonografi yapılır.
Tedavi: 1- Hastalık müzmin olduğu için çok defa antibiyotik fayda vermez.
2-
Ağrı giderici fitiller kullanıla bilinir.
3- Sinirleri yatıştırıcı ilaçlar ve
vitaminler verilir.
4- İstirahat sağlanır.
5- Sıcak su banyoları veya torbaların
alt kısmına tatbik edilecek sıcak (Termofor) çok defa faydalıdır.
6- Doktor
tarafından haftada 2 defa uygulanacak prostat mesajı ile prostat içerisindeki salgı ve iltihap dışarı atılacağı için hasta rahatlar.
PROSTAT BÜYÜMESİ 50
yaşının üzerindeki erkeklerin 1/3 ünde meydana gelir. Tümör olarak telaki edilse
de Tümör değildir. Kadınların rahim büyümelerine benzer. Hormonal etki ile
meydana geldiği düşünülmektedir. Prostatın selim büyümesini kanser ile
karıştırmamak lazımdır. Her ikisinde oluşum mekanizması değişik olup, biri
meydana geldikten sonra diğeri onun devamı şeklinde olmaz. Fakat %15 oranında
ikisi beraber bulunabilir.
Oluşum Sebebi:
1- Çok defa kesin sebep belli
değildir.
2- Müzmin iltihaptan sonra, damar sertliği, aşırı seksüel yaşam,
beslenme faktörleri eskiden beri neden olarak gösterilse de prostatın
büyümesinde bu etkenlerin rolü ispat edilememiştir.
3- Ayakta idrar yapma: Direk
olarak prostat oluşumunda etkisi yoktur. Ancak ayakta idrar yapma sonucu idrarın
bir kısmı idrar kesesinde (mesane) kalacağı için, bu artık idrara bağlı iltihap
v.s gibi şikayetler gelişir. Bu nedenle mesanede idrar bırakmamak ve tam
boşalmayı sağlamak için oturarak idrar yapmak gerekir.
4- Hormonal Sebepler.
Prostatın gelişmesinde testosteron (erkeklik hormonu) gibi bir çok hormonun
etkisi vardır. Bilhassa ergenlik çağındaki hormonal aktivite ile prostat
gelişir. Erkeğin 50 yaşından sonra hormonlarında (testosteron) bir azalma
meydana gelir. İşte bu hormonun eksikliği dolayısıyla prostatın belirli
bölgelerine etki yapamayacağı için prostatın lopları büyür ve içerisinden geçen
idrar dış kanalını sıkıştırır.
Etkisi: Prostat büyüdükten sonra idrar dış
kanalını dışarıdan tazyik ile sıkıştırır ve hasta idrar yapamaz duruma gelir.
Dış kanalın boyu uzar, yer değiştirir. Mesane içerisindeki idrarı boşaltamadığı
için iç basıncı artar. İdrar kesesi kası aşırı büyür.İleriki safhalarda gevşer
ve içerisinde daima bir miktar artık idrar bulur. İdrar atılamadığı için
böbreklerde önceleri şişme ve büyüme meydana gelir. Böbreğin havuzcuğu idrar ile
dolar ve bu idrarın basıncı ile böbrek dokusu erir. Daha sonraki safhada böbrek
dokusu ince bir kağıt haline gelerek balon gibi şişer. Fonksiyonunu kaybettiği
için atması gereken zararlı maddeleri atamaz. Kanda ürenin yükselmesi ile böbrek
yetmezliği oluşur.
Belirtiler: 1- İdrar belirtileri: İdrar yolları tıkanma
derecesine göre belirtiler verir. Önceleri idrar çapı azalır ve idrar akımı
yavaşlar. Ayakta veya oturarak idrar yaparken hasta ileriye doğru idrarını
yapamaz. İdrar kesik kesik gelir. İdrar damlalar halinde akar. Tuvaletten
dönüşte tam rahatlama yoktur. Mesanede hala idrar varmış hissi olur. İdrar
gelmesi için bir miktar beklenir. İdrar yapma yavaşladığı için idrar yapma
süresi uzar. Mesanede idrar kaldığı için idrar varmış gibi olur. Sık sık idrara
çıkılır. İdrarda kanamalar meydana gelir. Tabloya iltihapta karışırsa şikayetler
daha çok artar. Gece idrar kalkmalar olur. Normal insan geceleyin ya idrara
çıkmaz veya bir defa kalkabilir. Fakat prostatı büyüyen hastada 3 den fazla gece
idrara kalkma olur.
2- Genel Belirtiler: İdrarın tam yapılmaması sonucu
böbrekler kadar varan bir idrar durgunluğu vardır. Bu nedenle bele vuran ağrılar
meydana gelir. Kanda üre yükseleceği için buna bağlı belirtiler gelişir:
Bulantı, kusma, uyku hali, kilo kaybı olur. İdrar kesesi çok şişecek olursa
karın alt tarafında şişkin olarak ele gelir. Üzerine bastırılırsa idrar
kaçırması olur.
3-Laboratuar bulguları: İdrarda kanama veya iltihap hücreleri
görülür. Kanada üre ve kreatinin artmıştır.
4- Rotgen Tetkiki: Düz böbrek filmi
fazla bir şey göstermezse de ilaçlı film idrar kesesinin doluluğunu prostatın
büyüklüğünü ve hepsinden önemlisi artık idrarı gösterir. Film çekildikten sonra
hasta idrar yaptırılır ve tekrar film çekilir. Bu son filmde ne kadar idrar
kaldığı görülmüş olunur. (Artık idrar)
5- Sistoskopi: İdrar yolundan sokulan
ışıklı bir aletle idrar kanalına ve mesane içerisine bakılır.
6- Ultrasonografi:
Bu tetkikte prostatın büyüklüğünü ve artık idrarı göstermesi bakımından
önemlidir. Aletin makattan sokularak yapılan bir çeşidi daha vardır ki daha
detaylı bilgi verir. Ayrıca prostatın kanseri ile normal büyümesi arasındaki
farkı ortaya koyar ...
Tedavi: Selim prostat büyümeleri her ne kadar ilerleyici bir hastalık olsa da yan
etkileri ortaya çıkmadıkça ameliyat gerekmez. Fakat tıkanma fazla ise,
şikayetler varsa, kanama oluyorsa, tıkanma nedeni ile üre yükselmişse ameliyat
uygulanılır.
1- Koruyucu Tedavi: Bu tedavi şekli aslında geçici bir tedavi olup
hastayı rahatlatmak amacı taşır. İltihap varsa bu giderilir. Alkol gibi tahriş
edici maddeler alınıyorsa bunlar yasaklanır. Sonda takılarak tıkanıklığın önüne
geçilir.
2- İlaç Tedavisi: Hormon tedavileri eskiden beri denenmektedir. Son
zamanlarda çıkan bazı ilaçlar mesanenin boşalmasını kolaylaştırmak amacı ile
kullanılmaktadır. Prostatın büyümesi veya küçülmesine etkisi yoktur. Ancak
hastayı büyük oranda rahatlatır. Yan etkisi olarak tansiyon düşüklüğü,
halsizlik, ağız kuruluğu yapmaktadırlar.
3- Cerrahi tedavi (Ameliyat) En etkili
tedavi şeklidir. Ameliyat yapılması sebepleri şunlardır. . Tam tıkanıklık:
Prostat çok büyüdüğünden tam tıkanıklık yapar ve yan etkiler başladığından
dolayı ameliyat düşünülür. . Mesanede taş da varsa hem prostat ameliyatı hem de
taş ameliyatı yapılır. . İlaç ile önlenemeyen iltihaplar ve kanamada . Hastanın
şikayetleri çok fazlaysa. . Şayet hastanın üresi çok yüksekse idrar yollarına
bir sonda konur ve 2-3 hafta beklenir, daha sonra ameliyat uygulanılır.
Ameliyat
2 şekilde yapılır
1- Açık ameliyat: 60 gramdan büyük prostatlarda açık ameliyat
düşünülür. Bunu yanında mesane ile ilgili ameliyatlık bir durum varsa açık
ameliyat tercih edilmelidir. Açık ameliyatta genellikle göbek altından kemiklere
kadar olan kısım kesilerek karın içerisine girilip yapılır. Kanama kontrolü daha
kolaydır. Prostatın büyüyen kısmı olduğu gibi çıkarılır. Hastanede yatma süresi
biraz daha fazladır.
2- Kapalı ameliyat: TUR aleti denilen bir alet ile yapılır.
Bu alet ışıklı düz bir borudan meydana gelir. Kesici ve gözleyici kısımları
vardır. İdrar dış deliğinden sokularak prostat dokusu ince dilimler halinde
kesilir ve yıkama ile bu parçalar dışarı alınır. 45 gram olan prostatlarda
uygulanmalıdır. Bundan daha fazla olan ameliyatlarda ölüm oranları artmaktadır.
Kanam daha çoktur. Hastanın yatakta yatma süresi daha kısadır.
3- Balon ile
genişletme: Balonlu bir sonda dış idrar yolundan geçirilir ve prostatın olduğu
yerde şişirilir. Deneme safhasındadır.
4- Lazer ameliyatı: Lazer ile prostatın
yakılması esasına dayanan bir metottur.
PROSTAT KANSERLERİ Prostat kanserleri
erkeklerde en sık görülen kanserlerdir. Akciğer ve bağırsak kanserlerinden sonra
3 cü sıradadır.
Sebebi:
1- Sebebi çok defa belli değildir. Prostat kanserleri
bir yaşlılık hastalığıdır. 50 yaşın altında çok nadirdir. Genellikle 70 yaşından
sonra görülür ve yaş ilerledikçe sıklığı artar.
2- Hormonal sebepler: Prostat
kanserli hastalara kadınlık hormonu verilirse kanserin gerilediği görülmüştür.
Bu nedenle oluşumunda da erkeklik hormonu etken olarak düşünülmektedir.
3- Hava
kirliliği, fazla yağla beslenme, sebepler olabilir.
4- Müzmin prostat
iltihaplarından sonra kanser vakaları görülmüştür. Yayılımı: Direk olarak çevre
dokulara yayılabilir. Bir diğer yayılma yolu kan yoluyladır. Kanserli hücreler
bu yol ile kısa zamanda Akciğere ve kemiklere yayılır
Belirtiler: Erken devrede
belirti vermediği için şikayetlere yol açmaz. Belirtiler ancak idrar yolunu
tıkadıktan sonra ortaya çıkar. İdrar şikayetleri vardır. Zor idrar yapma, sık
idrara çıkma, gece idrara kalkma şikayetleri daima bulunur. Ağrı kesiciler ile
geçmeyen bel ağrıları olur.
Tetkikler:
1- Kan ve idrar tahlilleri yapılmakla
beraber özel bir belirti vermez.
2- Tümör Belirleyiciler: Bir çok maddenin kanda
aranması ile prostat kanseri teşhisi konmaya çalışılır. Asit fostataz, Prostatik
Asitfosfataz (PAP), Prostat Spesifik Antijeni (PSA) bunlardan bir kaçıdır. Bu
maddeler hem teşhis koyucu hem de tedavinin seyri hakkında bilgi verir.
3- Rotgen İncelemeleri: Düz ve ilaçlı böbrek filmleri bir fikir verebilir. Kanserin
kemiklere veya Akciğerlere yayılıp yayılmadığını anlamak için kemik ve akciğer
filmleri çekilir.
4- Ultrason ve Bilgisayarlı Tomografi: Hem prostat kanserini
gösterme hem de yayılma derecesini anlamada önem arz eder.
5- Prostattan parça
alma: Prostat kanserinden şüphelenildiği zaman gerek iğne ile gerekse başka bir
yöntemle prostattan parça alınıp patolojide incelenilir. Sonucun negatif çıkması
kanser olmadığı anlamına gelmez.
Tedavi: Uygun tedavinin yapılabilmesi için
tümörün durumu çok önemlidir. Kanser prostat içinde mi yoksa etrafa yayılmış mı?
Akciğer ve kemikler gibi uzak yerlere sıçramış mı? Soruları önem kazanır.
1-
Cerrahi Tedavi:İki yolla yapılır Açık ameliyat: Prostat dokusu ve çevre dokuları
ve organlar olduğu gibi çıkarılır. Kapalı ameliyat: Kanserin ancak bölgesel
kaldığı durumlarda TUR denen aletle yapılır.
2- Işın Tedavisi (Radyoterapi)
Dışarıdan belirli derecelerde rotgen şuaları verilir. Böylece kanser hücreleri
öldürülmeye çalışılır. Diğer bir metotta ise radyoaktif maddeler prostat dokusu
içerisine yerleştirilerek kanser yayılımı önlenir.
3- Hormon Tedavisi: İleri
devre prostat kanserlerinde uygulanılır. Bu amaçla kadınlık hormonu olan
östrojen verilir
4- Testislerin alınması: Erkeklik hormonu (Testosteron) un
prostat kanseri oluşumunda direk etkisi vardır. Erkeklik hormonu da testislerden
salgılandığı için ameliyatla testisler alınır. Böylece prostat kanserini
alevlendiren erkeklik hormonu kaynağı kurutulmaya çalışılır 5- İlaç tedavisi:
(Kemoterapi) Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar prostat kanserinde de
kullanılır. Başarı şansı % 48 dir.
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
Canlı doğarken tek bildiği şey ölüm dür ve
yaptığımız her şey hayatta kalmak için,yaşamak için yaptığımız şeylerdir.
Yaşamak, dünyada kalmak bir haz ve zevktir, ölüm ise elem ve kederdir, insan ve
tüm canlılar elemden kaçar hazza yönelirler. Her canlı yaşamda kalmayı ister ve
bunun için çaba gösterir. Yaşamda kalabilmek yani ölmemek için doğuştan var olan
bazı yeteneklerimiz vede hislerimiz vardır,bunlar sonradan
öğrenilmez,değiştirilemez şeylerdir.
Hayvanlarda bunlara iç güdü
diyoruz,insanlardakine ise DÜRTÜ ismini veriyoruz. Dürtüler bilinç altından
gelir.Çok kabaca bir örnek verirsek yeni doğmuş bir bebeğin meme emmeyi bilmesi
veya acıkınca ağlaması bir dürtüdür. Evet cinsellikte bir dürtüdür,hayatın ve de
neslin devamını sağlamak için var olan bir dürtüdür.Ama cinsellik ikincil-ikinci
sırada bir dürtüdür.
Birincil dürtüler kişinin o gün için yaşamda kalmasını
sağlayan dürtülerdir ki;bunlar yemek yemek ,su içmek,uyumak gibi yapılması
gereken yapılmazsa kişinin hayatını kaybetmesine neden olacak dürtülerdir.
Canlıların hayatta kalmaktan haz duyduklarını ve her şeyi bunun için
yaptıklarını biliyoruz.Ama gerçek olan bir şey var,oda her canlının sonunda
öleceği,ama biz yaşamaktan bu dünyada olmaktan mutluyuz ve daha uzun kalmak
istiyoruz,bunun için ne yapabiliriz??
Yapabileceğiniz tek şey ama tek şey bir
şeyler üretip sizden sonraya bırakmak ,bununda en doğru,basit ve de tatminkar
yolu bedeninizden bir parça üretmek ve bunu sizden sonraya bırakmak yani çocuk
sahibi olmaktır. Sahip olunan çocukla canlı bedeninden olan bir parçanın
kendinden sonrada dünyada kalacağını bilir ve bir huzur,mutluluk duyar ve de
dürtülerini tatmin eder.Neden torunların şimdi insanın kendi çocuklarından daha
fazla sevildiği hakkında bir fikriniz oluşturur, çünkü torun o kişinin kendinden
sonra dünyada kalacak ama kendi çocuğundan daha fazla dünyada kalacak parçasıdır
,garantisidir. Bu yüzden insanlar kendi çocuklarını kendileri gibi görüp
yapamadıkları şeyleri onların üzerinden yaşamayı isterler ve kendi
istediklerinin dışında hareket etmesinden mutlu olmazlar,kabul edemedikleri şey çocuklarının da bir beyni ve de hisleri olduğudur,sorunda buradan yaşanır. O zaman
cinsellik nedir?
Cinsellik; bir dürtüdür, ikincil öneme sahip bir dürtüdür,amacı
neslin devamını sağlamaktır. Neden cinsellik yaşarız; -Üremek için; -Zevk
duyduğumuz için; -İletişim ,paylaşım olduğu için; (aynı sinemaya gitmek gibi,el
ele tutuşup yürümek gibi bir paylaşım,insanların bir birini tanımasıdır) -Nosyon
olduğu için;yapılması gerekli olduğuna anladığımız bir şeydir, ne kadar çok
sıklıkta yapılırsa o kadar iyi olduğu öğretilir veya öğrenilir.
Bazen gelen
maillerde veya telefonda sorulur ben haftada şu kadar seks yapıyorum yeterlimi?
Neden bana günde 3 veya 4 öğün yiyorum yeterlimi diye sormuyorsunuz,acıkınca
yiyorsunuz,sekste acıkınca yapılır,sayısı standardı yoktur,bizse bazı tabularda
sıkışıp sekse bazı gereklilikler yüklemişizdir. Cinsel arzu nedir? Cinsel arzu
kişinin karşı cinsle ilişkiye girme arzusu olup bedensel (hormonal) problemi
olmayan herkeste mevcuttur. Ne zaman cinsel arzu duyarız sorusunu yukarıda
anlattığımız konuların ışığında şöyle tanımlayalım isterseniz;
Bedensel olarak
yeterli olgunluğa erişmiş kadın veya erkek o gününü yaşamsal olarak garantiye
aldığında cinsel arzu duyar,bunu açıklayan en güzel ata ''sözü fakirin karnı
doyunca pipisi kalkarmış ''sözüdür. Cinsel arzu kavramı kişiden kişiye ve
toplumdan topluma değişmekle beraber genel anlamda bir eşle seks ilişkisine
girmeyi istemektedir. Ne kadar isteğin yeterli olduğu ,ne kadarının az olduğu
kadından kadına değişir. Bizim toplumumuzda kadınların istek ile ilgili
sıkıntılarını çeşitli gruplarda incelemek gerçekçi ve faydalı olacaktır;
Erkekler ve kadınlar kabaca aynı ölçüde cinsel istek duyarlar ama yetiştirilme
şartları ,içinde bulunulan koşullar,aile baskısı,ahlaki ve de dini etkiler
kadınların bu isteklerini baskılamalarını,başka kanallara yönlendirmelerini,veya
gösterememelerine neden olur. Bu yüzden bu konuda rahat olan erkekler
genelde cinsel ilişki arzusunu kadınlardan daha sık duyarlar; bir bayan olarak
eşinizin seksi sizden daha sık ve de daha fazla arzu etmesi sizin seks isteği
yönünden bir probleminiz olduğu anlamına gelmez.
Cinsel istek nerelerden doğar;
binlerce uyarı cinsel istek doğurabilir, -görme, -koku, -duyma, -dokunma,
-tatma, -düşünce ve de - duygular Genel olarak neler cinsel isteksizlik yapar;
-en başta gebe kalma korkusu , -ikinci olarak bakire kadınlarda kızlık zarını
kaybetme korkusu özellikle evlilik öncesi ilişkilerde -üçüncü sırada eğer kadın
seks isterse veya bunu gösterirse partnerin kadın hakkında ne düşünebileceği
-canının acıyacağı korkusu veya şüphesi -çevrenin baskısı ve düşünceleri
-ahlaksal dinsel yasaklamalar -aile baskısı yetişme tarzı -fiziki
olmayan nedenler arasında, eşle anlaşmazlık (uyumsuzluk) çok görülen bir
nedendir, -depresyon -partnere güvenmeme -erkek partnerin erken boşalması
-ilişki sırasında acı duyma veya kuruluk -cinsel ilişkiye zorlanmak -taciz veya
tecavüz yaşamak -fiziki olarak hormonsal bozukluklar -çeşitli hastalıklar
-ilaçların yan etkileri bulunmaktadır. - hayatın ileri yıllarında (ileri
yaşlarda) bir ölçüde azalır. Cinsel isteği olmayan kadın var mıdır?
Normal
hormon yapısına sahip her kadında cinsel istek vardır,cinsel isteksizlik veya
zevk alamama veya orgazm olamama gibi şikayetlerle baş vuran kadınların yapılan tetkiklerinde de görülmüştür ki ancak bunların %1'inin gerçekten bedensel
problemi vardır.Geri kalan %99'luk kesimin problemi tamamen psikolojiktir.
Cinsel isteksizlik,zevk alamama veya orgazm olamama düzeltilebilinir mi?(eğer
bedensel bir neden yoksa) Evet ,gerekli zaman ve maddiyat sağlandıktan sonra
problemi düzeltilemeyecek kadın yoktur,her kadına istek duyması,ilişkiden zevk
alması veya orgazm olması öğretilebilinir. Ne kadar zamanda düzelir bu sorun?
Sorunun düzelmesi kişiden kişiye göre farklılık gösterir,yetiştirilme
tarzı,işi,eşi,içinde bulunduğu ortamlara göre bu çok çok değişiklikler gösterir.
Bedensel sorun olup olmadığı nasıl anlaşılır? Yapılacak basit bir jinekolojik
muayene ve de bir kaç hormon tahlili her zaman fazlasıyla yeterli olmaktadır.
Cinsel isteksizliği,zevk alamamayı ve orgazm olamamayı isterseniz farklı
sosyal gruplarda inceleyelim; Bekarlarda; en büyük korku kızlık zarının zarar
görmesi veya acımasıdır, -aile baskısı da çok çok önemlidir(bununla ilgili
açıklama ilerde vardır) gebe kalma korkusu da önemli bir yer teşkil eder.
Partnerin sizi kötü kadın olarak görüp görmeyeceği düşüncesi de önemlidir
tabiî ki, Ve de
toplumsal baskılar vazgeçilemez bir istek yok edicidir. bu yüzden bir çok genç
kız ya cinsel arzularını baskılar yada masturbasyona yönelir.Masturbasyonda zara
zarar vermez,gebe kalamaz,günah işlememiş,ailesini üzmemiş olur ve ailesindeki
erkekleri başka bir erkekle aldatmamış olur,çünkü o yaşlarda sevgi farkı ayırt
edilemez,partnere sevgi duyarsa ailesine vereceği sevgiden çalıyormuş gibi
hissedebilir bazen genç kızlarımız.
Evli kadınlarda; evli kadınlar uzaydan mı
geliyor hayır onlarda yıllarca bunları yaşayarak yada yaşatılarak büyüyorlar ve
bu hisler bir alışkanlık haline geliyor ,daha sonra evleniyorlar. Evlilikte
sosyal uyumsuzluk,koca ile olan sorunlar ve maddi sıkıntılar isteksizliği
yaratabiliyor veya arttırabiliyor.Sizi döven,sevmeyen veya aşağılayıp kötü
davranan birisiyle sevişmek için istek duyabilir misiniz?
Bir çok kadın aile
evindeki baskıdan sıkıntılı hayattan kurtulmak için evlenir ve koca evinde daha
fazla baskı ile karşılaşır. Korunmayı kabul etmeyen çok çocuk sahibi olmayı
erkeklik gibi gören kocalar yüzünden gebe kalma ve kürtaj olma korkusu yaşayan
bir kadın nasıl cinsellik duyabilir ki.
Adatılmak ta kadında cinsel soğukluk
yaratır. Ayrıca seksi kadının bir vazifesi ,erkeğe vermesi gereken bir hizmet
olarak gören bazı erkekler yeterli veya hiç uyarı sağlamadan kadınla ilişkiye
girmektedirler buda kadına acı verir ve cinsellikten soğutur. Yukarıda
yetiştirme tarzı demiştik;düşünün küçük bir kız çocuğusunuz dünyadaki en önemli
varlıklar anneniz ve babanız,onlar olmadan yaşayamazsınız, onların sevgisi ve
ilgisi sizin için hayatta en önemli şey;anne ve babanız veya aile çevresi size
söyle bir mesaj veriyorlar daha doğrusu pırıl pırıl daha boş sayılabilecek bir hafızaya şöyle bir şifre ,işletim sistemi koyuyorlar; bizim kızımız
canımızdır, bizi hiç üzmez,biz ona çok güveniriz,a sla bizi üzecek hiç bir şey
yapmaz.İleri yaşlarda ara sıra mesaj tazelenir,yenilenir,ben kızıma
güvenirim,başka kızlar gibi değildir,doğruyu bizi neyin üzeceğini bilir. Tamam
ana mesaj verildi,yani işletme programı beyne konuldu,anne baba
üzülmeyecek,onları üzecek bir şey yapmayacaksınız,onlar üzülürlerse sizi
sevmezler sizde onların sevgisi ilgisi olmadan yaşayamazsınız.
Şimdide işletme
programının alt şifrelerini koyalım; iyi kızlar erkeklerle beraber olmazlar,
aile şerefimiz çok önemlidir, konu komşu ne der? kızımın bakire olmadığını
duyacağıma öleyim daha iyi(bu çok yaygındır ,üniversite düzeyinde yaptığım anket
çalışmalarında genç kızlara sorulan eğer aileniz bakire olmadığınızı bilse ne
olurdu sözüne verilen ilk cevap; ''kalp krizi geçirip ölürlerdi her halde''
ikinci cevap;''beni evden atarlardı'' üçüncü sıklıkta verilen cevap ise ;''beni
öldürürler 'olmuştu.
Programlama şöyle devam eder; çevreden ve televizyonlardan
verilen haberlerle alt yapı kuvvetlendirilir,mesela şöyle; Ayşe hanımın kızı
şöyle yapmış,ailesi kahroluyormuş,babasına felç gelmiş veya kalp krizi
geçirmiş.Televizyondan ise ,bak aile sözü dinlemeyen kızların sonu budur gibi
mesajlar verilir. Üçüncü aşamadaki programlama:sen iyi bir kızsın(cinsellik
isteyen veya yaşayanlar kötüdür)beyaz gelinlikle evlenecek,çocuk
doğuracaksın.-kadının görevi eşine hizmet ve çocuk doğurmaktır,iyi kadınlar bunu
yapar,kötülerin ise hayatlarını yaşama hakkı vardır.
Daha ağır olarak eğer ki
onların istemediği şeyleri yapmaya yönelirseniz size soğuk davranıp sevgilerini
kısarlar ve siz dünya bu şekilde yaşanamaz zannedersiniz,küçükken ben annem ve
babam olmadan hayatta kalamayacağımı -hiç bir zaman için-ve eğer onlar beni
sevmezlerse hayatımın biteceğini zannederdim ki, bu bütün çocuklarda böyledir.
Bir de kız çocuklarının babaya olan sevgisinin paylaşılması gibi hissettirilir
karşı cinse olan ilgisi ve kız çocuğu sanki babasından olan sevgisinden
çalıyormuş gibi zanneder eğer bir erkeğe ilgi duyarsa ,halbuki ikisi ayrı ayrı
hisler ve sevgilerdir. Arabamızı aynı yere park etmeyi,aynı yere oturmayı bile
alışkanlık haline getirmişken yıllarca çocukluğundan itibaren şartlanmış olarak
yetiştirilen bir kişinin tamam sen evlendin 25 yıl sana verdiğimiz
mesajları,baskıları ve alışkanlıklarını unut,baskıladığın,ayıp, günah olan
hislerini,yönlendirdiğin hislerini canlandır ve düzelt,cinselliğini
yaşayabilirsin demekle olmuyor bütün bunlar.
Ya bu hisler düzelmiyor yada geri
gelmiyor veya kadın yıllarca alıştığı dost olduğu zararsız olan masturbasyon
alışkanlığından kurtulamıyor,evliliği bambaşka hayal eden erkeğini prensi
kendini de pamuk prenses olarak gören kadın gerçek hayatla hele birde erkeğin
kaba ve de anlayışsız davranışlarıyla karşılaşınca karşı cinsten iyice soğuyor ve
cinselliği ya hiç yaşamıyor ve hissetmiyor yada masturbasyonla yaşayıp
ilişkiden zevk almıyor.
Masturbasyon hayal gücünün veya fantezinin sonsuz
kullanımı ile gerçekleşir,kişi bu sırada kendisini ve karşıdakini dilediği gibi
düşünür ve sonsuz bir güce sahip olur, bu yüzden de hiç bir cinsel eylem bu
sınırsızlıkta ve mükemmellikte gerçekleşmez. Bu da cinsel eylemlerde bazen hayal
kırıklığı yaratabilir.Kadın alıştığı bu düzenin dışına çıkıp normal cinsellikten
zevk alamaz. Kadında orgazm nedir? Teknik terimleri bırakıp gerçekçi
olalım.Kadın orgazmı erkekten çok çok farklıdır.Erkekteki gibi orgazm ile gelen
bir sıvı görsel bir olay yoktur kadın orgazmında.Ve bu her kadından kadına çok
çok farklılık gösterir.
KADIN İÇİN ORGAZM TANIMI: ''Yaşadığınız bir cinsel eylem
veya ilişki bittikten sonra gergin kalmıyorsanız,boğazınızda yutamadığınız bir
lokma varmış gibi hissetmiyorsanız,kendiniz mutlu ve de rahat hissediyorsanız
ve sizin için yeterliyse siz orgazm olmuşsunuz demektir.'' Bırakınız başkaları
ne derlerse desinler,ne yazılırsa yazılsın fark etmez,mühim olan sizin
gerçeğinizdir. Peki bunları yaşayamayan yada hissedemeyenler ne yapacaklar?
Erişkin kişilerde bunu kendi kendine çözümü çok zordur,en basit ve kolay yolu
destek almaktır. Nereye başvurup destek alabilirler? Gerek bize gerekse bir
seksüel terapi merkezine baş vurup destek alıp tedavi olabilirler. Yani tedavisi
vardır ve bu durum düzeltilebilinir mi? Evet tedavisi vardır,gerekli koşullar
sağlandıktan sonra her türlü sıkıntı gibi buda düzeltilir,kişinin cinsel istek
duyması ,veya cinsel ilişkiden zevk alması veya orgazm olması öğretilir. Bu
konuda çok başvuru oluyor mu?
Maalesef Türkiye koşullarında bu kadınlarımız
içinde sıkça yaşanan bir durum. Bize de bu konuda sıkça başvuru oluyor ve destek
verip terapiye aldığımız bir çok hastamızın şimdi mutlu ve sağlıklı cinsel
hayatı var. Mühim olan kadın olmaktan utanmamaktır,cinsellikten utanmamaktır.
Hayat güzeldir, kadın olmak ayrıcalıktır. Güzelliği ayrıcalıklı olarak yaşamanın
keyfini çıkarın ! Geliniz size destek olalım,sizde sağlıklı ve mutlu bir cinsel
hayata sahip olunuz!! Biz kadına saygı duyuyor,cinselliğin her kadının hakkı
olduğuna inanıyoruz.
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
Cinsel uyarılma ve takip eden orgazm, Masters
ve Johnson’un 1966′da gönüllü bireylerde yaptıkları orijinal çalışmada hem
erkekler, hem de kadınlarda ayrıntılı olarak incelenmiştir ve dahası, bu
orijinal çalışmayı günümüze kadar daha ayrıntılı olan bir çalışma takip
etmemiştir. Cinsel uyarılma ve orgazm ile ilgili bilgilerimizin tümüne yakınını
bu iki bilim adamının çalışmasından edindiğimizi rahatlıkla söyleyebiliriz.
Orgazm nedir? Orgazm olgusunu tarif etmek zordur.
Orgazm, çeşitli cinsel
uyaranlarla beynin uyarılması ile başlayan ve uyaranların etkisiyle kişide hem
bedensel hem de ruhsal olarak algılanan bir “histir”. Orgazm oluşumu için en
önemli uyaran dokunsal olanlar olmasına karşın (cinsel ilişki ve kendi kendini
tatmin dokunsal uyaran türleridir) sadece görsel veya işitsel uyaranlarla orgazm
olunması da özellikle kadınlarda imkan dahilindedir. Orgazmın işlevi nedir?
Orgazm oluşumu için cinsel uyaranlarla cinsel birleşmeye hazırlanan beden ve ruh
ikilisi, kendi kendini tatminle veya cinsel ilişkiyle kişinin haz almasını
sağlamaktadır.
Erkekte orgazm sperm kanallarının açılarak spermin dışarı
boşalmasını sağlar ve bu nedenle orgazm erkeğin üreme işlevlerinin çok önemli
bir parçasını oluşturur. Bilimsel olarak gebelik oluşması için kadının orgazm
olmasının şart olduğu şeklinde bir bilgi yer almamakla beraber son veriler
orgazm esnasında oluşan rahim kasılmalarının spermlerin Fallop tüplerine daha
kolay geçtiğini göstermektedir. Orgazma giden yolda kadın cinselliğinin evreleri
Masters ve Johnson yaptıkları çalışmalarda kadında cinsel uyarılmayla başlayan
ve orgazm ile sonuçlanan sürecin dört ayrı evreye bölünebileceğini
saptamışlardır. Gerek normal cinsel işlevlerin anlaşılması, gerekse cinsel işlev
bozukluklarının sınırlarının çizilebilmesi açısından bu evreleşme kendini tanımak
isteyen bir kadının olduğu kadar, konuyla ilgilenen diğer kişilerin de
faydalanabileceği net bilgiler içermektedir.
Bu evreleşmeye göre kadın cinsel
ilişki esnasında aşağıdaki evrelerden geçer Uyarılma Evresi Plato Evresi Orgazm
Evresi Çözülme Evresi Bu evreler kadında ve erkekte oldukça benzerdir. Her bir
evrenin devam etme süresi kadından kadına bariz değişiklikler gösterebilir ve
birbirini ardı ardına takip eden bu evrelerden biri yaşanmadan diğerine geçiş
olamayacağı kabul edilir. Bu evre cinsellik dürtüsünün kişide cinselliği yaşama
ihtiyacı ortaya çıkarmasıyla başlar. Kişide hayali veya gerçek uyaranlar
cinsellik arzusunu ortaya çıkarmıştır.
Kadın fiziksel (partneri veya kendisi
tarafından direkt uyarılma) veya psikolojik (görsel, düşsel ve benzeri
uyaranlarla uyarılma) olarak uyarıldığında ortaya çıkan cinsellik yaşama
arzusuyla başlayan evredir. Cinsellik arzusu ortaya çıktığında eğer bu arzu
engellenmezse tüm bedende cinselliğe hazırlık için değişiklikler başlar. Kadının
vajina salgıları cinsel uyaranın başlamasıyla saniyeler içinde belirgin olarak
artar, vajina girişindeki Bartholin salgı bezleri faaliyete geçer. Klitoris ve
dudaklarda büyüme ve şişme, göğüs bölgesinde ve memelerde kızarma meydana gelir.
Vajina uzar ve genişler, dış dudaklar birbirinden uzaklaşır, rahim yükselir.
Genital sistemdeki bu değişikliklerin genel amacı kadının bedensel olarak cinsel
ilişkiye hazırlanmasını sağlamaktır. Kadında bu evrede kalp atışları hızlanır ve
solunum sayısı artar, kan basıncı yükselir.
Vücuttaki kas grupları kasılmaya
başlar. Memeler ve meme uçları da büyüyerek daha belirgin hale gelir. Bazı
kadınlarda yüzde, boyunda ve göğüste kızarmalar meydana gelir. Erkekte uyarılma
evresi penisin ereksiyonu (sertleşmesi) şeklinde gerçekleşir. Uyarılma evresinin
temel amacı kadının bedensel olarak cinsel ilişkiye hazırlanmasını sağlamaktır. Genital bölgedeki bu değişikliklerin tümü bölgede kan akımının belirgin bir
şekilde artması sonucunda ortaya çıkar. Bu evrede cinsel gerginlik ve erotik
duygular yoğunlaşır. Cilt değişiklikleri daha belirgin hale gelir, memeler ve
meme uçları daha fazla dikleşir.
Dudaklar da daha çok şişerek koyu kırmızı bir
renk alırlar. Vajinanın alt 1/3′lük kısmı şişip kalınlaşarak “orgazmik platform”
adlı yapıyı meydana getirir. Rahim tümüyle yukarı çıkmıştır. Vajinanın üst
kısmında genişleme ve uzama meydana gelir Yeterli uyaran olduğunda bu dönem
orgazmla son bulur. Erkekte plato evresinde penisten berrak ve kaygan bir sıvı
gelir. Bu sıvının içinde az sayıda canlı sperm bulunabileceğinden kadının erkek
boşalmadan bile (”geri çekme” yönteminde olduğun gibi) gebe kalması imkan
dahilindedir. Plato evresi cinsel ilişkinin en aktif dönemlerinden biridir ve
uyarılmayla başlayan cinsellik dürtüsü ve takip eden cinsellik dışavurumu (kendi
kendini tatmin veya cinsel ilişki) bu evrenin sonunda orgazmla sonuçlanır. Plato
evresinin dıştan gözlenebilen en önemli özelliği orgazm evresine yaklaşıldıkça
bir önceki evrede büyümüş olan klitorisin küçülme eğilimi göstermesidir. Plato
evresinin sonlarına gelindiğinde klitoris orijinal boyutunun yarısına kadar
küçülebilir.
Bu küçülme, orgazmın yaklaştığını gösteren önemli bulgulardan
biridir. Bu evrenin süresi kadından kadına, hatta bazen aynı kadında bir cinsel
eylemden diğerine belirgin değişiklikler gösterebilir. Orgazm evresi, önceki
evrelerde “artmış olan gerginliğin boşaltılması” şeklinde tarif edilebilir.
Orgazm esnasında vajina, perine, anüs ve orgazmik platformda yer alan kaslardan
kaslarda istemsiz ve şiddetli kasılmalar ortaya çıkar. Bu kasılmalar ortalama
0.8′er saniyelik aralıklarla ortaya çıkarlar ve toplam dört saniye kadar kısa
sürebilecekleri gibi, 15 saniye kadar uzun da sürebilirler. Kasılmalara
vajinanın daha da genişleyerek boyunun uzaması eşlik eder ve nihayet rahimde de
kasılmalar ortaya çıkar. Rahim kasılmaları bazı kadınlar tarafından belirgin
şekilde hissedilirler. Yukarıda bahsedilen kasılmalar kadının orgazm hissi
yaşamasını sağlar.
Orgazm oluştuğunda cilt kızarıklığı en üst seviyeye ulaşır.
Kadının yüz kasları da kasılır ve acı çekiyormuş gibi bir görünüm arz edebilir.
Orgazm esnasında kadın vücudu adeta “kaskatı kesilir”. Kalp hızı, solunum hızı
ve kan basıncı yüksek seyretmeye devam ederler. Kadınların çoğu bu aşamada bel
bölgesinde, “beyinlerinde” ve genital bölgelerinde değişik bir karıncalanma
hissinden bahsetmişlerdir.
Refrakter peryod Orgazm sonrası erkeklerde oluşan
refrakter periyod (cinsel uyaranlara kayıtsız kalınan, yani yeni bir cinsel
ilişkiye başlamanın mümkün olmadığı dönem) genç erkeklerde bir kaç dakika
sürerken, daha ileri yaşlarda birkaç saate kadar çıkabilir. Bu süre bireyler
arası belirgin farklılıklar gösterebilir. Kadınlarda genellikle refrakter peryod
yoktur veya çok kısadır ve kadınlar ardı ardına defalarca orgazm olabilirler.
Kadınların yalızca az kısmı vajinal yolla orgazm olabilir. Birçok kadında,
orgazma ulaşmak için direkt klitoris uyarısı gereklidir. Orgazmla birlikte
uyarılma evresinde biriken tüm gerginlik kaybolur. Kişi beyinden orgazm
esnasında salgılanan endorfinlerin (”mutluluk hormonları”) etkisiyle gevşer ve
kendini iyi hisseder. Takiben uyarılma evresinde ortaya çıkan değişikliklerin
tümü “çözülerek” geri döner. Tüm bu geri dönüş süreci 5-10 dakika sürer. Çözülme
evresinde tüm değişiklikler geri döner. Kadınların çoğunda orgazm sonrası
klitoris ve meme uçları hassaslaşır ve ağrıya duyarlı hale gelir
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
BİRLİKTE ORGAZM
Kadınların ve erkeklerin cinsel yanıtlarının fizyolojisinde bazı farklılıklar
vardır. Genellikle erkekler daha çabuk, kadınlar daha yavaş uyarılırlar. Yaşları
ilerledikçe erkeklerin uyarılması biraz uzar, kadınlar ise yaşları ve cinsel
deneyimleri arttıkça daha hızlı uyarılmaya başlarlar. Çoğu erkek için en uyarıcı
durum, cinsel birleşmedir. Kadın orgazmının tetiğini çeken klitoris ise, cinsel
birleşme sırasında uyarılmaya uygun bir yerde ve konumda değildir.
Bu nedenle de cinsel birleşme sırasındaki dolaylı cinsel uyarılar, çoğu kadının
orgazm olması için yeterli olmaz. Birçok kadının orgazmı için, cinsel
birleşmeden önce klitorisin doğrudan uyarılması, bazı kadınlar için de cinsel
birleşme sırasında da klitorisin doğrudan uyarılmasının sürdürülmesi gerekir.
Genellikle erkekler hızlı, sert ve dikey hareketleri daha uyarıcı bulurken,
kadınlar yavaş, yumuşak, yatay ve kesintisiz uyarıları tercih eder.
Elbette, iki insan arasındaki cinsellik, fizyolojik özelliklerin çok ötesinde
birçok faktörden etkilenir. Ancak cinsel davranışlarımız sonucunda oluşan cinsel
yanıtlar, fizyolojik temele dayalıdır. Cinsel ilişkiyi, sevişmeyi, bedensel
fizyolojimiz, kişisel durumumuz kadar cinsel eşimizle genel ilişkimiz de
etkiler. Aynı zamanda iyi bir cinsel ilişkinin nasıl olması gerektiği hakkındaki
düşüncelerimizin de hem sevişmemize etkisi vardır, hem de cinsel yaşantımızı
değerlendirmemize.
Birçok kişi, birçok çift, iyi bir cinsel ilişkide eşlerin mutlaka birlikte
orgazm olmaları gerektiğine inanır. Oysa, kadın ve erkek cinsel yanıtlarının
fizyolojik farklılığı, kişilerin orgazm olacakları anı tam olarak
belirleyememeleri, birbirlerinin yanıtlarını tam olarak ve anında bilememeleri
gibi birçok nedenle, çiftler nadiren aynı anda orgazm olurlar.
Ancak birbirlerini çok iyi tanıyan çiftler, arada bir birlikte, aynı anda orgazm
olur. Ayrıca birlikte orgazm olmak, iyi bir cinsel ilişki için zorunlu ya da
daha çok zevk almak için gerekli de değildir. Ama birlikte orgazm olmanın
mutlaka gerekli olduğu düşüncesi, birçok insanın kendi cinsel ilişkilerinden
hoşnutsuz olmasına neden olur. Birçok çift cinsel yaşamlarını bu yanlış inanış
yüzünden doyumsuz olarak değerlendirebilir.
Saatlerce sevişebiliriz, cinsel birleşme dakikalarca sürebilir. Ancak orgazm
saniyeler süren bir cinsel yanıttır. Orgazm sırasında, çevremize olan
farkındalığımız geçici olarak bozulur, azalır. Kendi bedenimizden aldığımız
cinsel hazza odaklanırız. Orgazm olma anında bir kişinin, kendisinin veya cinsel
eşinin davranışlarını, cinsel yanıtlarını izlemesi pek de kolay değildir.
Dolayısıyla bir yandan orgazm olurken, bir yandan cinsel eşimizin orgazmından
ayrı bir keyif almamız da pek söz konusu olamaz.
Üstelik sevişme sırasında, aynı anda orgazm olma beklentimiz nedeniyle,
kendimizin ve cinsel eşimizin cinsel yanıtlarıyla gereğinden fazla ilgilenmemiz,
sevişmenin keyfini kaçırabilir. Hem bizi sevişen kişi olmaktan çıkarıp,
sevişmenin gözlemcisi haline getirebilir, hem de birlikte olması hedeflenen
orgazmı kişisel olarak da yok edebilir.
Orgazm yanıtı, kendimizi sevişmeye bıraktığımızda, başka bir şeye değil yalnızca
sevişmeye ve aldığımız cinsel hazza odaklandığımızda, kendiliğinden ve kolayca
gelebilecekken, cinsel eşim orgazm olacak mı kaygısıyla bozulup kaybolabilir.
İki insan arasındaki cinsellik, fizyolojik yanıtlar temelinde gelişen, çok
boyutlu ve keyifli bir süreçtir. Gerçek dışı beklentiler ve yanlış inanışlar,
cinsel doyumumuzu olumsuz etkilemekten başka bir işe yaramazlar.
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
Kadın cinselliği oldukça karmaşıktır ve bu
özelliğiyle erkeklerden belirgin şekilde ayrılır. Kadınlar cinsel ilişkide
erkeklere göre çok daha fazla seçicidirler ve bir erkeği yeterince tanımadan
onunla cinsel bir beraberliğe "sıcak bakmazlar". Kadınların çoğunun erkeklerden
farklı olarak duygusal anlamda "bir şeyler hissetmeksizin" bir erkekle beraber
olmaya istekli olmayacakları rahatlıkla söylenebilir.
Ünlü psikanalist Karen Horney eserlerinde insanın doğasının temelde sevgi veya güç arayışı içerisinde
olduğunu ve bir insanın davranışlarını yönlendiren en önemli etkenlerden birinin
bu arayışını tatmin etmek olduğunu ima etmiştir. Bu görüşe göre insanların
bazıları diğerlerinin kendilerini sevmesine önem verirken, diğerleri sevilmekten
çok güçlü olmak peşindedirler. Bu görüşün devamında Horney, kadınların yapısal
olarak daha çok sevgi odaklı, erkeklerin ise güç odaklı olduğu görüşünü
taşıdığını ifade etmiştir.
Yani Horney'e göre kadın için bir erkeğin sevgisini
kazanmış olmak ön plandayken, bir erkek için ön planda olan kadının onu güçlü
görmesidir. Karen Horney sevgi ve güç arayışının cinselliğe de yönlendiğini,
kadının cinselliği daha çok "seviliyor olmanın" bir ifadesi olarak gördüğünü,
erkeğin ise cinselliği "güçlü olmanın, kadına sahip olmanın" bir ifadesi olarak
görme eğiliminde olduğunu belirtmiştir. Cinsel Uyaranlar Uyaran, beynimizin
bilinçli bölgesinde bize bir duygu yaşatan ve bizi belli bir davranışa
yönlendiren bir mesajdır.
Refleks uyaranlar bizi otomatik davranışlara
yönlendirirken karmaşık uyaranlar öncelikle bir "his" yaşamamızı sağlar ve daha
sonra bizi harekete geçirir. Beynimiz çok çeşitli uyaranları algılama yeteneğine
sahiptir. Tüm uyaranların ortak özelliği duyu organlarımız vasıtasıyla alınması
ve bir kimyasal mesaja dönüştürülerek beynimize aktarılmasıdır. Gözler,
kulaklar, burun, tad alma organlarımız ve cildimizle algıladıklarımız yukarıda
anlatılan bir şekilde beynimize ulaştırılır ve bir tepkinin doğmasına neden
olur. Sevdiğimiz birinin görüntüsü veya sesi bize daha farklı bir duygu
yaşatırken, sevmediğimiz birini görmek veya sesini duymak bize yaşattığı olumsuz
duyguyla bizi o kişiden ruhsal veya fiziksel olarak uzaklaşma davranışında
bulunmaya yönlendirir. NLP adı verilen ve son zamanlarda giderek yaygınlaşma
eğiliminde olan öğretiye göre insanlar duyularında seçici davranmaktadırlar.
Bazı insanlar dokunsal, bazıları işitsel, bazıları ise görsel uyaranlardan daha
fazla etkilenmekte ve daha çok etkilendikleri uyaran onlarda daha bariz davranış
değişikliği oluşturmaktadır. Bu görüş cinsel uyaranlara aktarıldığında çıkan
sonuç şudur: Bazı insanlar dokunulmaktan, bazıları cinsel içerikli konuşmalardan
ve seslerden, bazıları ise cinsel içerikli görüntülerden diğer uyaranlara göre
daha fazla etkilenmekte ve kişinin tercih ettiği uyaran onu cinsel açıdan daha
fazla uyarmaktadır. Bir örnek vererek bu teori daha iyi anlaşılabilir hale
getirilebilir:
Bir erkek, daha önceden beraber olduğu bir kadını yalnızca
sözleriyle etkileyebilmeyi başarmış, bir başka kadın ise ona "dokunulmaktan çok
hoşlandığını, ancak sözlerin onu fazla etkilemediğini" söylemiştir. Bu iki
kadından ilki duysal yönelimli, ikinci kadın ise dokunsal yönelimli bir
kadındır. Genel olarak söylemek gerekirse erkekler daha çok görsel ve işitsel
eğilimli, kadınlar ise daha çok dokunsal ve işitsel eğilimlidir.
Kadınlar
erkeklerden farklı olarak pornografik yayınları seyretmekten fazla zevk almaz,
duygusal olarak "bir şeyler hissettikleri" erkeğin ona temas etmesinden
hoşlanırlar. Kadınların Dokunulmaya Duyarlı Bölgeleri Sinir uçlarının diğer
bölgelere göre belirgin bir şekilde yoğun olması nedeniyle kadınların çoğunda genital bölgenin en duyarlı bölgesi klitoristir ve en güçlü orgazmlar bu
bölgenin uyarılmasıyla ortaya çıkar. Her kadının yapısı diğerine göre farklıdır
ve kendini iyi tanıyan bir kadın dokunulduğunda kendisini en çok uyaran bölgeyi
iyi tanır. Kadınların çoğunda memeler, meme uçları, dudaklar ve vajina
dokunulmaya duyarlı diğer bölgelerdir. Yine boyun bölgesinde bazı noktalar,
kulak memeleri, bacakların iç yüzeyleri ve karın cildi çoğu kadın için cinsel
açıdan oldukça uyarıcıdır. Kadınların sıklıkla işitsel yönelimli olmaları
nedeniyle eşleri tarafından kulaklarına fısıldanan güzel sözler de kadınları
etkiler. Kadınların dokunulmaya duyarlı bölgelerini belirlemeleri, cinsel
ilişkiye hazırlık aşamasının en güzel şekilde yaşanabilmesi ve kadının cinsel
ilişkiye mükemmel bir şekilde hazırlanabilmesinin sağlanabilmesi açısından
önemlidir. Her duyarlı erkeğin eşinin dokunulmaktan hoşlandığı bölgeleri iyi
bilmesi gerekir.
Bazı kadınların dokunulmaya duyarlı bölgeleri o kadar
"hassastır" ki, kadın bu bölgeye uygulanan bir uyaranla orgazm olabilir. G
Noktası ( G Spot) G noktası, Graefenberg adlı bilim adamı tarafından 1944
yılında tarif edilen ve vajina ön duvarının ortalarında yer alan bir bölgedir. G
noktasının varlığı veya orgazmdaki önemi bazı doktorlar tarafından
reddedilmekte, bazıları ise G noktasını vajina orgazm oluşumunun merkezi olarak
kabul etmektedir. Kadının Ejakulasyonu (Boşalması) Kadında orgazmı sonrasında
bazen aynen erkekteki ejakulasyona (boşalmaya) benzer bir sıvı geldiği saptanmış
olmakla beraber bu sıvının aslında idrar olduğu ve kadındaki "ejakulasyon" yani
"boşalma" olarak tarif edilen olayın muhtemelen orgazm esnasında idrar kaçağı
olduğu sonradan anlaşılmıştır. Gerçekten de hiçbir idrar kaçırma şikayeti
olmayan bir kadında güçlü bir orgazm sonrasında istemsiz idrar kaçağı
olabilmektedir.
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
Cinsel yaşamda tüm duygu ve coşkular türlü
roller oynarlar. Bunların, sonuçlan kişiden kişiye ve de cinsel faaliyetin
şekline göre değişen etkileri vardır. Acı ve ağrı duyma da bunlardan biridir.
Bir çok hekimler, acı duyma ile cinsel coşku arasında çok yakın bir benzerlik ve
bağ olduğunu öne sürmüşlerdir Özellikle kadının cinsel yaşantısının her
bölümünde acının kesin ve kaçınılmaz bir yeri, bir payı olduğu ileri sürülür.
Erginlik çağına girdiği ve ilk adet görmeğe başladığı dönemlerde kasık
bölgelerinde zaman zaman ağrılar duyar. Hattâ bunlara gelişme ağrıları gibi
adlar verilmiştir. Daha sonra, cinsel ilişkiler kurmaya yeni başladığında,
erdenlik zarının yırtılması az ya da çok acı uyandırabilir.
Gebeliğin ve doğumun
da ayrı ayrı acılı devreleri vardır. Normal sayılmayan ya da tam bir cinsel doyuru ile sonuçlanmayan birleşmeler de kadına acı çektirebilir. Buna karşılık,
bazı kadınlar olağan acıları da, bilgisizlik ya da cinsel eğitimin yetersizliği
yüzünden gözlerinde fazla büyütürler. Bu kadınlarda cinsel birleşmeye karşı bir
«acı duyma korkusu» yerleşir.
Birçok kadınların cinsel birleşmelerden herhangi
bir tat duymayıp, tam tersine yalnızca acı duymalarının bir nedeni de işte bu
acı duyma korkusudur. Öte yandan, cinsel coşkuya kendilerini tüm derinliği ile
salıveren kadın ve erkeklerde de acı duygusuna çok benzeyen birtakım belirtiler
görülür. Cinsel birleşmenin en yüksek coşku noktasında, kadın ve erkeğin
yüzleri, büyük acı çekmekte olan kişilerin yüzündeki ifadeleri taşır.
Can acıtan
bir takım sevişme hareketleri bu cinsel coşku içerisinde hoşa bile gidebilir.
Kişinin cinsel yaşantısını ilk olarak bilimsel açıdan ele alan ve bu nedenle de
modern cinsellik biliminin babası sayılan Havelock Ellis, bir kitabının «aşk ve
ağrı» başlığını taşıyan bölümünde şöyle demektedir: «Erkeğin kadına karşı gücünü
göstermek için onun canını acıtmaktan zevk alışı, onun cinsel içgüdüsünün olağan
unsurlarından biridir.
Normal bir erkek, sevdiği kadını biraz hırpalar ve ona
bir dereceye kadar bedenî acı verirse, bunu o kadına zulüm ya da işkence yapmak
isteği ile yaptığı söylenemez. O yalnızca, hattâ belki de bilinçsiz olarak,
sevdiği kadını hırpalamanın ona karsı duyduğu sevginin bir sonucu olduğunu kabul
eder. Zaten bu gibi durumlarda ters tepki gösteren kadınların sayısı çok azdır.
Cinsel coşkunun baskısı altında bedenî gücünü böylece açığa vuran ve sevdiği
kadını hırpalayan erkek, bu hırpalamadan kadının hoşlanacağına inanır. Bundan
başka, unutulmaması gereken, dikkate değer bir nokta daha vardır.
Cinsel coşku-
içinde bulunan bir kadında görülen belirtiler ve davranışlar, can acısı duymakta
olan bir kişide görülen belirtilere son derece benzer. Bir kadın yazarın da pek
doğru olarak belirttiği gibi «bir zulüm ya da işkencenin meydana getirdiği acı
ve ağrıların dış belirtileri, gözyaşları, çığlıklar, inlemeler, vb., cinsel zevk
ve coşku içinde kendini yitirmiş ve erkeğe artık yapmamasını yalvardığı halde,
aslında gerçek istediğine kavuşmuş olan bir kadının gösterdiği belirtilerden pek
değişik değildir.» Ancak, acı duyma ya da acı vermenin bu olağan sayılan biçim,
ve sınırları dışına çıkıldığı zaman yalnızca ezilmekten tat duyma Algolagni,
yalnızca can acısından tat duyma Dulolagni, işkence etme sadizm ya da işkenceye
uğramayı mazoşizm tek cinsel haz kaynağı haline getirme gibi sapıklıklar meydana
çıkar.
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
GECE RÜYADA BOŞALMA
Ergenlik dönemine gelmiş bir erkekte sperm (meni - er suyu) üretimi devamlıdır
ve hiç durmaz. Bu üretilen spermler bir kesede toplanır ve boşaltılmaya hazır
beklerler,arkadan da devamlı sperm üretimi olur ve bu keseye boşalır ,bu kesenin
bir kapasitesi, bir hacmi vardır bu kapasite dolunca kasıklarda dolgunluk hissi
artar ve tabiî ki cinsel istekte artar ve yoğunlaşır eğer boşalma ilişki veya
masturbasyonla gerçekleşmezse kasıklarda ağrı ,aşırı cinsel istek başlar. Bu
sürecin devam etmesine rağmen boşalma olmazsa bazen kese o kadar dolmuştur ki
büyük tuvalet yaparken veya ıkınırken vücut içi basınç arttığından bu sırada
penisten sperm akar (bu boşalma değildir ve zevk vermez sadece sperm akar).
Eğer
kişi boşalmaz veya ilişki kurmazsa belli bir süreden sonra ki bu süre kişiden
kişiye değişir (ortalama4 ila 10 gün),vücut arkadan gelen spermlere yer açmak
için uykudayken boşalır ve keseyi boşaltarak arkadan gelen spermlere yol açar.
Bu boşalma genelde erotik rüyalar eşliğinde olur.Bazen bu rüyalar hatırlanır, bazen de hatırlanmaz.
Genelde rüyada tam bir ilişki kurulamaz. Hamamcı olduk
veya rüyacı olduk deyimi buradaki boşalmaya bağlı yıkanma gerekliliğinden isim
almıştır. Bu cinsel yönden aktif olan erkeklerde yaşlılığa ,cinsel gücün kaybına
kadar sürmektedir. Gece boşalmalarının sıklığı boşalma (masturbasyon veya cinsel
ilişki ile ) sıklığı ile orantılıdır.Aynı zamanda yaşa, yaşanan cinsel
uyarılırın yoğunluğuna vede cinsel yapıya (hormon düzeyine) bağlı olarak kişiden
kişiye göre farklılıkta gösterir. Gece rüyada boşalmalar tamamen normal bir
fiziksel olaydır, bir hastalık değildir.
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
İNSEL İLİŞKİDE PREZERVATİF:
AIDS: HIV her türlü cinsel ilişki ile bulaşır. Güvenli cinsel yaşam kurallarına
uyularak cinsel yolla bulaşmadan korunulur. Cinsel ilişkide KORUYUCU KILIF
(prezervatif, kondom, kaput) kullanın. Kurduğunuz ilişkinin tehlikeli
olmayacağını düşünseniz bile prezervatif kullanımını ihmal etmeyin. Koruyucu
kılıf en büyük dostunuzdur. Çoğumuz HIV'in fahişelerde, uyuşturucu
kullananlarda, eşcinsellerde bulunduğunu ve kendimize HIV'in geçmeyeceğini
sanırız.
Ancak AIDS belirli bir sosyal grubun hastalığı değildir. Hastalığın
mikrobu olan HIV, cins, ırk, renk, din, yaş farkı gözetmeksizin herkese
bulaşabilir. HIV, kontrolsüz kan verilmesi, HIV ile kirlenmiş alet kullanılması
gibi kişinin elinde olmayan nedenlerle ya da kişinin kendisinin ya da cinsel
eşinin HIV pozitif kişilerle prezervatif kullanmadan ilişki kurması durumunda
kişiye ve eşine bulaşabilir. HIV pozitif olan kendisini ve cinsel eşini korumak
için her türlü cinsel ilişkisinde prezervatif kullanmalıdır. Prezervatif doğru
takılmalı ve kayganlaştırıcı kullanılmalı!
Prezervatifi paketinden çıkarırken
zedelenmemesine dikkat edin. Kesici aletler kullanmak ya da uzun tırnaklar
prezervatife zarar verebilir. Prezervatifi penis sertleştikten sonra takın.
Ucundaki (meninin akması için ayrılan bölümü) sıkarak havasını boşalttıktan
sonra prezervatifi penisin başına yerleştirin. Prezervatifi alt kısmından
aşağıya doğru açın. Son olarak, üzerine kayganlaştırıcı sürün. Kayganlaştırıcı
hem alacağınız hazzı artırır hem de riski azaltır. Kayganlaştırıcı (lubricant)
cinsel birleşmenin daha rahat gerçekleşmesini sağlayarak prezervatifin
yırtılmasını engelleyen bir sıvıdır.
Prezervatifi taktıktan sonra üzerine
kayganlaştırıcı sürmek güvenli seks için gereklidir. İstenirse, parmak ile anüs
deliğine de kayganlaştırıcı sürülebilir. Vazelin, el kremi, masaj yağı gibi
maddeleri kullanmayın. Bunlar, kimyasal özellikleri yüzünden prezervatifin zarar
görmesine neden olurlar. Doğru kayganlaştırıcı yağ içermemeli, su bazlı
olmalıdır. Boşaldıktan sonra, prezervatifi alt kısmından tutarak çıkarın. Hiçbir
zaman aynı prezervatifi ikinci kez kullanmayın. Son olarak penisinizi yıkayın.
Bu, penisin üzerinde meni kalmamasını sağlar ve boşalmanın ardından olası
sevişmelerde güvenli olursunuz. Açılmamış prezervatifi ısıdan, güneşten, floresan ışığından ve nemden koruyun. Bunlar, prezervatifin ana maddesi olan
lateks'i zayıflatarak ilişki sırasında prezervatifin zedelenmesine, yırtılmasına
neden olabilirler.
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
CİNSEL GÜCÜ ARTIRMAK: DOĞAL AFRODİSYAKLAR:
Eski çağlardan beri insanoğlunun ilgisini çeken afrodizyaklar, özellikle
Uzakdoğu kökenli öğretilerde geniş biçimde yer alıyor. Sözgelimi, seks sanatı
olarak bilinen Taoculuk’ ta besinler "yin" ve “yang" olarak ikiye ayrılıyor.
Kadınlar için yin, erkeklere için yang türü besinler öneriliyor.
Yin besinler; yeşil ve lifli sebzeler, az miktarda balık eti ile meyve ve
baklagillerden oluşuyor. Yang gıdalar ise; tuzlu ve fazla pişmiş yiyecekler ile
kök bitkiler, hayvansal besinler ve hububatları kapsıyor. Taocu felsefede,
insanların tavsiye edildiği şekilde beslendikleri takdirde, her zaman mükemmel
bir cinsel yaşam sürdürebilecekleri iddia ediliyor.
Hindistan’daki bazı yoga öğretilerinde fazla şekerli yiyeceklerden kaçınılması
istenirken, Çinliler polen içeren gıdalar alınmasını tavsiye ediyorlar.
Beslenmenin insan yaşamında doruğa çıktığı zamanın başlangıç noktası, anne
karnındaki döneme rastlıyor. Yani cinsel hayatımızın ne kadar renkli ve etkili
olacağı annemizin karnındayken şekillenmeye başlıyor.
Diyabet ve Beslenme Uzmanı Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık bu konuda şu bilgileri
veriyor: "Besinleri; proteinler, karbonhidratlar, yağlar, su, vitamin ve
mineraller olarak 6 gruba ayırabiliriz. Bunların çoğu, kalori sağlayan, günlük
hareketi temin eden besin kaynaklarıdır. Yani bir tür yakıt. Ama vücudun kalıcı
maddeleri protein, vitamin ve minerallerdir. Bunlar organizmanın esas yapı
taşını oluştururlar. İşte, seksüel organların ve hormonların gelişimi de anne
karnında, bu yapı taşlarının konmasıyla başlıyor. Bu evrede eksik ve kötü
beslenme, açlık gibi durumlar, çocukta bir fonksiyon eksikliğine neden
olabiliyor.”
Prof. Dr. Bağrıaçık, seks yaşamı için ikinci önemli evrenin gelişme yaşı olarak
adlandırılan ergenlik dönemi olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor:
"Bu dönemde yetersiz beslenme kadar aşırı beslenmenin de olumsuzlukları
görülüyor. Şişmanlık, oburluk, fazla yağlı gıdalarla beslenme gibi alışkanlıklar
cinsel organların fonksiyonlarını engelleyen veya azaltan etki yapıyor. Bir
erkek çocuk 7-12 yaş arasında birden bire kilo alırsa yumurtalıkları küçülüyor
ve gelişmesi zayıflıyor. Kız çocuğunun ise adet görmesi gecikiyor, göğüsleri
gelişmiyor. Rahimde ya da yumurtalıklarda gelişme bozuklukları ortaya
çıkabiliyor."
Uzmanlar, cinsel performansı artırmak için çeşitli ilaçlara yönelmektense,
düzenli ve sağlıklı bir beslenme programı izlemenin çok daha yararlı olacağını
savunuyorlar.
Dometes ve kaysı cinsel isteği artırıyor
Cerrahpaşa Tıp Fakültesine yapılan bazı araştırmalarda domates ve kayısıda
bulunan PP vitaminin cinsel performansı ve isteği artırdığını ortaya çıkardı. Bu
durum, hem C vitamini hem de PP vitamini açısından zengin olan domatesi
sofraların baş tacı ediyor.
Cinsel performansı artıran maddeler arasında başı, iyot ve B vitamini çekiyor. B
vitamini en çok buğdayda bulunuyor. Ayrıca C vitaminini de unutmamak gerekiyor.
C vitamini almanın en ideal yolu ise sabah kahvaltısında ya da ara öğünlerden
birinde bir kase çilek yada kivi yemek. Ayrıca yeşil sebzelerde portakal,
mandalina ve greyfurtta da C vitamini olduğunu unutmayın.
Özellikle erkekler günlük çinko alımına dikkat etmelidir. Çünkü çinko, erkeğin
sperm üretimini artıran mineraller arasında yer alıyor. Erkeklerin pırasa,
lahana türü sebzeleri bolca tüketmesi gerekiyor.
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
ERKEK CİNSEL SORUNLARI:
1-Cinsel isteksizlik
Erkekler cinsel isteksizlikleri için nadiren yardım ararlar. Ancak cinsel
isteksizliğe ikincil olarak ortaya çıkan performans (becerememe) sıkıntısı ve
sonucunda ortaya çıkan sertleşme sorunu için başvurmaları daha sık görülür. Bu
sorun için başvurma nedeninin azlığının diğer bir nedeni, erkekler arasında
yaygın olarak inanılan ve “gerçek bir erkeğin sekse her zaman hazır olması ve
her koşulda seksi yapabilmesi” ile ilgili olan yanlış bir inanıştır. Fiziksel
nedenlerin dışında bu sorun çoğunlukla eşle yaşanan evlilik sorunlarından ya da
depresyondan kaynaklanmaktadır.
2-Sertleşme sorunu-Ereksiyon sorunu: (Empotans)
Cinsel ilişki için gerekli ve yeterli sertleşmeyi sağlayamama ve/veya
sürdürememe olarak tanımlanır.
Yaşla bu sorun artar ancak yaşlanmanın mutlak sonucu değildir. Sosyal,
psikolojik ve bedensel yaşama ciddi olumsuz etkileri olabilir. Türkiye de 40 yaş
üzeri erkeklerin %69’u bu sorunu kısmen ya da tamamen yaşamaktadır. Genel
nüfusta bu oran %10-20 civarındadır.
Risk faktörlerinin en önemli ve sık olanları:
Yaşlanma, Damar sertliği, Şeker hastalığı, Kalp, böbrek, Karaciğer hastalıkları,
Bazı ameliyatlar, Omurilik yaralanmaları
Uyuşturucu, alkol, sigara ve bazı tıbbi ilaçlar
PSİKOLOJİK sorunlar: aşırı stres (özellikle işe bağlı), depresyon, kötü bir
çocukluk dönemi, cinsel bilgisizlik, geçmişte yaşanmış cinsel taciz, genelev
yada benzeri deneyimdeki başarısızlık, eş ile yaşanan uyumsuzluk olarak
sıralanabilir.
Sertleşme sorunum fiziksel mi yoksa psikolojik mi?
Sertleşme sorunu olan ve sorunun psikolojik olduğunu düşünen kişiler doktora
başvurduğunda sorunun gerçekten psikolojik çıkma olasılığı yüksek.
Uzun süreli bir hastalığınız, ilaç kullanım öykünüz yoksa sorununuz aniden
başladıysa, sabah sertlikleriniz varsa sorununuz büyük olasılıkla psikolojik!!!!
Ancak çoğu durumlarda ayırım yapmak oldukça güç
Örnek: Toplumuzda ki yaygın kanının aksine şeker hastalığında cinsel sorunlar
çoğunlukla hastalığın çok ileri dönemlerinde ortaya çıkar. Ama bazı erkeklerin
bu olasılığı duymaları bile onlarda cinsel sorun yaratabilir. Bu şartlarda sorun
psikolojik kabul edilir.
Bir erkek her ortamda ilişkiye girmeli (havada, karada denizde), tanımadığı bir
kadınla her ortamda bu işi yapmalı, seksi erkek adam başlatır. Erkek seksi
hiçbir ortamda reddetmemeli. Bu gibi erkeğin beynine işlenmiş yanlış inanışlar,
aslında erkek cinselliğinin en büyük düşmanıdır. Örneğin aşırı alkollüyken bir
kez başarısız olmuş bir erkek için yukarıdaki yanlış inanışlar geçerli ise artık
her ilişki erkekliğini sınamak için bir sınav haline dönüşür. Kişi artık
cinselliğin çekiciliğinden çok bu işi nasıl yaptığına odaklanır ve sorunu devam
eder gider.
Benzer şekilde yaşlılığa yada fiziksel sorunlarına bağlı olarak sertliği biraz
azalan erkek eğer kadını ancak çok sert (taş gibi) bir penisle tatmin
edebileceğine inanıyorsa, bu inancın doğuracağı sıkıntı onun elindekini de
kaybetmesine ve cinsellikten kaçmasına neden olabilir.
3-Erken Boşalma:
Bu sorunun tam tatmin edici bir tanımı yoktur; bazı yazarlar erkeğin eşini
tatmin edemeden boşalmasını erken boşalma olarak kabul etmişken, çoğunluğu erken
boşalmayı penisin henüz ilişkiye girmeden ya da girdikten hemen sonra
boşalmasını erken boşalmanın tanımı olarak kabul etmektedir. Erkeklerin üçte
biri erken boşalmaktadır ancak anlaşıldığı kadarıyla bunu sorun edenlerin sayısı
oldukça azdır, çünkü toplumda daha az görülmesine rağmen bizlere başvuran
erkeklerin çoğunluğu ereksiyon yani sertleşme sorunları yaşayanlardır.
Bu sorunu yaşayanların öykülerinde çoğunlukla hızla ve suçlulukla yapılan
mastürbasyon vardır.
Eşin haklı olarak erken boşalmadan şikayetçi olması erkeğin stresini daha da
arttırır ve sorun daha fazla sürer ve kısırlık, eşler arası evlilik sorunları
gibi sorunlar yaşanır.
Erken boşalma yaşayanlar çoğunlukla dikkatini başka yere verme, geciktirici krem
kullanma gibi yöntemlere başvururlar ancak bu sorunu çoğunlukla çözmediği gibi,
alınan zevki de büsbütün azaltmaktan başka bir işe yaramaz.
Ön sevişme yapmak bu grup için durumu daha da ümitsiz hale getirir. Bu
gruptakilerin eşleri çoğunlukla azalmış cinsel istek, orgazm sorunu gibi
sorunlar yaşarlar.
Boşalma Yetmezliği ile ilgili detaylı bilgi
Yoğunluğu ve süresi yeterli bir cinsel etkinlik sırasında, olağan bir cinsel
uyarılma evresi sonrası, sürekli ya da yineleyici bir biçimde orgazmın gecikmesi
ya da olmaması şeklinde tanımlanır. Boşalmanın hiç olmaması (mastürbasyon, uyku
ve cinsel ilişki sırasında), kısmen oluşması (mastürbasyonda oluşan ancak cinsel
partnerle ilişkide gerçekleşmeyen boşalma) ya da uzun süren bir uyarılma veya
cinsel birleşmeye karşın ejakülasyonda gecikme şeklinde ortaya çıkabilir.
Boşalmanın hiç olmaması çoğu kez organik patolojiye işaret eder. Bazı ilaçların
kullanımı boşalmayı geciktirebilmektedir. Benzer bir tablo olan retrograd
ejakülasyonda orgazm duyumu alınmakta ancak penisten dışarıya bir ejakülat
çıkmamaktadır. Mesanedeki iç sfinkter aktivitesinin inhibe olması sonucu
ejakülatın mesane için atılmasıyla oluşan genellikle prostatektomi, diyabet,
nöroleptik kullanımı gibi organik nedenlere bağlı ortaya çıkan bir sorundur.
Seminal sıvı içermesi nedeniyle ilişkiden sonraki idrarın bulanık gelmesi tanıda
değerli bir bulgudur. ...
Yoğunluğu ve süresi yeterli bir cinsel etkinlik sırasında, olağan bir cinsel
uyarılma evresi sonrası, sürekli ya da yineleyici bir biçimde orgazmın gecikmesi
ya da olmaması şeklinde tanımlanır. Boşalmanın hiç olmaması (mastürbasyon, uyku
ve cinsel ilişki sırasında), kısmen oluşması (mastürbasyonda oluşan ancak cinsel
partnerle ilişkide gerçekleşmeyen boşalma) ya da uzun süren bir uyarılma veya
cinsel birleşmeye karşın ejakülasyonda gecikme şeklinde ortaya çıkabilir.
Boşalmanın hiç olmaması çoğu kez organik patolojiye işaret eder. Bazı ilaçların
kullanımı boşalmayı geciktirebilmektedir. Benzer bir tablo olan retrograd
ejakülasyonda orgazm duyumu alınmakta ancak penisten dışarıya bir ejakülat
çıkmamaktadır. Mesanedeki iç sfinkter aktivitesinin inhibe olması sonucu
ejakülatın mesane için atılmasıyla oluşan genellikle prostatektomi, diyabet,
nöroleptik kullanımı gibi organik nedenlere bağlı ortaya çıkan bir sorundur.
Seminal sıvı içermesi nedeniyle ilişkiden sonraki idrarın bulanık gelmesi tanıda
değerli bir bulgudur.
Boşalma Yetmezliği tedavi yöntemleri
Yoğunluğu ve süresi yeterli bir cinsel etkinlik sırasında, olağan bir cinsel
uyarılma evresi sonrası, sürekli ya da yineleyici bir biçimde orgazmın gecikmesi
ya da olmaması şeklinde tanımlanır. Boşalmanın hiç olmaması (mastürbasyon, uyku
ve cinsel ilişki sırasında), kısmen oluşması (mastürbasyonda oluşan ancak cinsel
partnerle ilişkide gerçekleşmeyen boşalma) ya da uzun süren bir uyarılma veya
cinsel birleşmeye karşın ejakülasyonda gecikme şeklinde ortaya çıkabilir.
Boşalmanın hiç olmaması çoğu kez organik patolojiye işaret eder. Bazı ilaçların
kullanımı boşalmayı geciktirebilmektedir. Benzer bir tablo olan retrograd
ejakülasyonda orgazm duyumu alınmakta ancak penisten dışarıya bir ejakülat
çıkmamaktadır. Mesanedeki iç sfinkter aktivitesinin inhibe olması sonucu
ejakülatın mesane için atılmasıyla oluşan genellikle prostatektomi, diyabet,
nöroleptik kullanımı gibi organik nedenlere bağlı ortaya çıkan bir sorundur.
Seminal sıvı içermesi nedeniyle ilişkiden sonraki idrarın bulanık gelmesi tanıda
değerli bir bulgudur. ...
Yoğunluğu ve süresi yeterli bir cinsel etkinlik sırasında, olağan bir cinsel
uyarılma evresi sonrası, sürekli ya da yineleyici bir biçimde orgazmın gecikmesi
ya da olmaması şeklinde tanımlanır. Boşalmanın hiç olmaması (mastürbasyon, uyku
ve cinsel ilişki sırasında), kısmen oluşması (mastürbasyonda oluşan ancak cinsel
partnerle ilişkide gerçekleşmeyen boşalma) ya da uzun süren bir uyarılma veya
cinsel birleşmeye karşın ejakülasyonda gecikme şeklinde ortaya çıkabilir.
Boşalmanın hiç olmaması çoğu kez organik patolojiye işaret eder. Bazı ilaçların
kullanımı boşalmayı geciktirebilmektedir. Benzer bir tablo olan retrograd
ejakülasyonda orgazm duyumu alınmakta ancak penisten dışarıya bir ejakülat
çıkmamaktadır. Mesanedeki iç sfinkter aktivitesinin inhibe olması sonucu
ejakülatın mesane için atılmasıyla oluşan genellikle prostatektomi, diyabet,
nöroleptik kullanımı gibi organik nedenlere bağlı ortaya çıkan bir sorundur.
Seminal sıvı içermesi nedeniyle ilişkiden sonraki idrarın bulanık gelmesi tanıda
değerli bir bulgudur.
4-Geç boşalma:
Nadir görülen bir sorundur. Bunun birkaç biçimi mevcuttur. Bir grup hasta her
koşulda (mastürbasyon ve uyku dahil ) geç boşalır, diğer bir grup ilişkiye girer
ancak mastürbasyonla boşalır. Üçüncü grup ise oldukça uzun bir ilişki süreci
sonucu boşalır. Bu gruptaki erkeklerin çoğunluğu genel hayatlarında oldukça
kontrollü yaşamaya çalışan özelliktedirler.
5-Ağrılı boşalma:
Çok nadir görülür fiziksel nedenlerin dışında sıkıntı ile bağlantılı olarak, o
bölgenin kaslarının spazmından kaynaklanabilir.
6-Cinsel fobi:
Daha karmaşık ve çoğunlukla çocukluk dönemlerinden kaynaklanan sorunlara bağlı
olabilir.
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
BOŞALMA
GÜÇLÜĞÜ
Erkeklerin çoğu, sevişme sırasında, daha eşleri doyuma ulaşmadan, hatta
yeterince heyecanlanmadan, kendilerinin hızla orgazm oldukları durumları
yaşamışlardır. Sevişmenin daha başlangıcında meydana gelen böyle bir erkek
orgazmına, erken boşalma denir. Erkeklerin cinsel sorunları arasında en yaygın
olanı budur. Bazılarında boşalma, penis daha dölyoluna girmeden bile olabilir.
Çoğundaysa, bir iki sürtünmenin ardından hemen orgazm gelir. Teknik anlamda,
cinsel birleşme gerçekleşmiştir. Eğer erkeğin orgazmı, penis vajinanın
içindeyken olmuşsa, erken boşalmaya rağmen kadın gebe kalacaktır.
Cinsel eylemin hangi aşamasında olursa olsun, boşalma erkeğe belli bir haz
verir, zevkli bir gevşeme, rahatlama sağlar. Ama sevişme, heyecanlanma ve cinsel
gerilim süresi ne kadar uzunsa, boşalma ve rahatlamayla gelen haz da o kadar
büyük olur. Dolayısıyla, erken boşalmanın getireceği fiziksel ve duyusal haz,
uzun süreli bir sevişmenin ardından gene orgazmın vereceği hazdan daha az
olacaktır. Bunun da ötesinde, bir şeyin daha başlamadan bitmesi anlamına gelen
böyle bir durum, boşalmadan duyulan hazza mutlaka yetersizlik, başarısızlık ve
kaygı duyguları karıştıracaktır. Eşini doyuramamış olmak da erkeğin bu
başarısızlık ve kaygı duygularını şiddetlendirecektir.
Erken boşalma, genellikle, ilk cinsel deneylerini hep "aceleyle" yaşamış
kişilerde görülür. Bu deneylerin esas amacı, erkeğin cinsel geriliminin fazla
gecikmeden giderilmesidir ve kadın da, eğer varsa, sadece bu amaca ulaşmak için
kullanılan bir araç durumundadır. İlk gençlik yıllarında erkeklerin
genelevlerdeki ilişkileri ya da genel olarak, hiçbir mahremiyet koşulunun
bulunmadığı durumlarda aceleyle tamamlanan cinsel birleşme deneyleri, erkeklerde
erken boşalmayı bir alışkanlık haline getirebilir. Aynı şekilde, yakalanma
korkusu içinde yapılan masturbasyon da, eğer çok sık denenen bir doyum yolu
haline gelmişse, cinsel birleşme sırasında erken boşalmanın nedeni olabilir.
Erkek yaşantısında çok sık görülen bütün bu deneylerin ortak yanı, yakalanma
korkusundan veya herhangi bir başka nedenden ötürü orgazmını aceleye
getirmesidir.
Cinsel arzunun ilk uyanışıyla boşalma arasındaki süre, kadın erkek
arasındaki bedensel ve ruhsal temasın verdiği haz duygusuyla değil, gerginlik,
kaygı ve sabırsızlıkla doludur. Erkek bu süreyi kısaltmaya çalışmaktadır; öyle
ki, bunun yarattığı koşullanma, onun en küçük uyarılara karşı aşırı ölçüde
duyarlılaşmasına neden olduğu için, daha sonra kadınlarla girişeceği cinsel
birleşme deneylerinde de erken boşalma kaçınılmaz olacaktır. Erken boşalmadan
yakınan erkeklerin çoğu, merkezi sinir sistemleri aşırı ölçüde duyarlı
kişilerdir. Bu durum, çocukluklarında sık sık yataklarını ıslatmalarına neden
olmuştur; bundan ötürü cezayla ya da alayla karşılaşmaları, onları ergenlik
çağına doğru daha da duyarlı ve kaygılı kişilere dönüştürmüştür.
İngiltere ve
Amerika'da kliniklerde yapılan gözlemler, erken boşalma sorunundan yakınan
erkeklerin genellikle çevrelerinden kopuk kişiler olduğunu ortaya koymuştur. Bu
kopukluk ya çok ürkek ve ezik bir kişilikte ya da aşırı ölçüde saldırgan ve
iddialı davranışlarda kendini belli etmektedir. Bu tür kişiler, başkalarının
kendileri hakkındaki düşünce ve yargılarına hastalık derecesine varan bir önem
vermekte ve bu yüzden insanlara karşı sürekli tetikte durmakta, kimseye
güvenmemektedir. Çoğu zaman ilk cinsel deneylerini büyük bir gizlilik içinde
yürütmüşlerdir. Çünkü çevrenin kendilerini ayıplamasından korkmaktadırlar.
Kadınlarla ilk ilişkilerinde de, özellikle fazla değer vermedikleri,
bağlanmayacakları kadınları seçmişler ve gerçek doyuma ulaşmaktan çok erkeklik
güçlerini kanıtlamayı amaçlamışlardır. Daha sonraları, uzun süreli bir ilişkiye
girdiklerinde de, erken boşalmanın ve doyumsuzluğun ilk belirtileriyle
karşılaşmışlardır.
Kuşkusuz, bu türden komplekslerden uzak, rahat kişiler de erken boşalma
sorunuyla karşılaşabilir. Sırf başka bir eş bulamamaktan ötürü edinilen bir
genelev alışkanlığı, oldukça sık görülen bir nedendir. Erkek cinselliği ile
kadın cinselliği arasındaki fark da bir etken olabilir: erkekler görsel
uyarılardan şiddetle etkilenirler, eşlerinin çıplak bir görüntüsü onlara ilk
heyecanı vermeye yeter, bundan sonra gelen bir fiziksel temas, bir sürtünme,
onları kolayca orgazma sürebilir. Oysa kadınların heyecanı, çoğu zaman ancak
dokunsal uyarıların, bedensel temasın belli bir aşamasında başlar; ve orgazma
ulaşmaları için de oldukça uzun bir süre gerekir. Erkeklerin çoğu,
küçüklüklerinde çişlerini tutmayı öğrendikleri gibi, yetişkinliklerinde de
orgazmlarını geciktirmeyi öğrenirler, ama aşırı heyecanlı, duyarlı ya da düpedüz
bilgisiz olanlar bunu başaramayabilir ya da gerek duymayabilirler.
Eğer çok
köklü psikolojik nedenlerden kaynaklanmıyorsa, erken boşalma basit cinsel terapi
teknikleriyle giderilebilecek bir sorundur. Bu sorunla karşılaşmış çoğu erkek,
dikkatlerini başka bir şeye çevirerek, örneğin işlerini düşünerek ya da birden
yüze kadar sayarak boşalmayı geciktirmeye çalışırlar. Ama bu , çok etkin bir
çözüm değildir; hatta erkekteki kaygıyı arttıracağı için tam ters sonuç verdiği
de olur. Daha da önemlisi, bu yöntem, erkeğin kendini bütün varlığıyla cinsel
coşkuya teslim etmesini önler; oysa gerçek doyumun temel şartı da budur. Bir
başka denenmiş yol da, erkeğin kadına hiç acele etmeden, yumuşakça girmesi ve
bir süre hareket etmeden bu durumda kadının üzerinde yatmasıdır. Bu durumda
penis, vajina içinde hiç hareketsiz dururken, erkek karnını kadının klitoris
bölgesine ağır ağır ama bastırarak sürtebilir. Bu kendi boşalmasını
geciktirirken, kadının orgazmını hızlandıracaktır. Bu tür teknikler, boşalmayı
geciktirmekle birlikte, erkeğin kendini unutmasını önledikleri ve hep kontrollü
davranmasını gerektirdikleri için, cinsel birleşmeden alınan zevki azaltırlar.
Bunların hepsinde, erkek, doyurucu bir cinselliğin ana koşulu olan kadınla
iletişim ve bütünleşme yerine kendi hareketlerini aşırı ölçüde kontrol edecek,
kendisiyle baş başa kalacaktır.
Buna karşılık, kadın eşin de cinsel terapide
aktif bir rol alması, terapiyi de sevişmenin bir parçası haline getireceği için
alınan sonuçlar daha başarılı olmaktadır. Masters ve Johnson tarafından
geliştirilen ve iki eş arasında uygulanan bir yöntem şudur: her şeyden önce
kadınla erkek mutlaka orgazma ulaşma düşüncesini bir yana atarlar. Kadın yatakta
sırtını bir yastığa dayayarak oturur. Erkek, başı kadının göğsüne yaslanacak
şekilde, kadının bacakları arasına uzanır ve bacaklarını açar. Bundan sonra
kadın, dikleşene kadar erkeğin penisiyle oynar. Erkek, boşalmanın yaklaştığını
hissettiği an kadına işaret eder. Bunun üzerine kadın, penisin başını kuvvetlice
sıkar; bu sıkma dört saniye kadar devam etmelidir. Bu, boşalma dürtüsünün
zayıflamasına neden olacaktır. Otuz saniye kadar sonra kadın yine eliyle eşinin
penisini uyarmaya başlar. Erkek boşalmak üzere olduğunu haber verince kadın yine
sıkma yöntemini uygular. Bu, erkek boşalana kadar 10-15 kez uygulanmalıdır.
Erkeğin bundan önce orgazma ulaşmasında bir sakınca yoktur. Çift, bu yöntemle,
orgazm olmadan uyarılma süresini uzattıktan sonra, sıra penisin dölyoluna
girişine gelir. Bunun için 7-15 günlük bir "sıkma" uygulamasının geçmesi
gerekir. Artık kadınla erkek cinsel birleşmeye geçebileceklerdir. Bu, erkeğin
sırtüstü yatması ve kadının üste çıkarak penisi içine alması şeklinde olur. Ama
bu noktada hiçbir zorlama ve sürtmenin olmaması önemlidir, çünkü amaç erkeğin
dölyoluna girme duygusuna yavaş yavaş alışmasıdır. Boşalmanın yaklaştığını
anlayınca kadına işaret edecek ve o da gövdesini erkeğin üstünden biraz
kaldırarak yine sıkma hareketine geçecektir. Böyle birkaç uygulamadan sonra
penisin dölyolu içine hareket ettirilmesi ve sürtme aşamasına geçilebilir. Masters ve Johnson, on yıllık araştırma dönemi içinde, bu yöntemi uygulayan 186
hastadan 182'sinin olumlu sonuç aldığını bildirmektedir.
Birleşmenin uzatılması
Sevişme çoğu zaman erkeğin orgazmıyla sonuçlanan kısa ve mekanik bir edimdir.
Oysa erkeğin sevişme sırasında heyecan ve tepkilerini kontrol ederek birleşmeyi
uzatması gerektiği düşüncesinin de oldukça eski bir tarihi vardır. Hindu
dininde, meninin en yüksek coşkunun maddi karşılığı olduğu düşünülür. Bu nedenle
erkeğin mümkün olduğu kadar az meni harcamasına dikkat edilir. Hindu dininin
bazı kollarında da, erkeğin cinsel perhizden çok, birleşmede kendini kontrol
etmesine ve boşalmadan kaçınmasına dikkat edilir. Bu dinin yetenekli
sahiplerinin, birleşme sırasında meni akışını tersine çevirdiği ve vücutlarına
geri akan meninin kendilerine hayati bir güç kazandırdığı ileri sürülmektedir.
Bununla birlikte, fizyologlar, dışa meni akmaksızın gerçekleşen bu orgazmda
meninin aslında idrar torbasına aktığını ve bunun da esas olarak idrar borusu
üzerinde basınç uygulanmasıyla meydana geldiğini belirtmişlerdir. Ne olursa
olsun, bu "iç boşalmanın" erkekte orgazmın uzamasına yardım ettiği
bilinmektedir. Ne var ki, bu tür tekniklerin öğrenilmesi ortalama yirmi yıl
almakta ve insan ustalaştığında artık cinsel yaşamdan asıl zevk alacağı gençlik
ve orta yaşlılık yılları geride kalmış olmaktadır.
Batı toplumlarında da cinsel birleşmeyi uzatma teknikleri geliştirilmiştir.
Ondokuzuncu yüzyılın ortalarında ABD'de New York eyaletindeki Oneida komününün
üyeleri, Carezza adıyla bilinen bir yöntem oluşturmuşlardır. Oneida topluluğunda
her erkek topluluktaki bütün kadınlarla evli sayıldığından ve bu da topluluğun
nüfusunun aşırı artmasına yol açabileceğinden, komün yöneticileri, hem bir doğum
kontrol yöntemi hem de bir haz tekniği olarak carezza'yı ortaya atmışlardır.
Carezza, İtalyanca "okşamak" sözcüğünden gelmektedir. Bu tekniğin yardımıyla
erkekler, orgazma ulaşmaksızın bir saat süreyle sevişirken, kadınlar da rahatça
birkaç kere orgazm yaşayabilmektedir. Komünün ilkelerine göre, belli bir süre
içinde yeterli kontrolü sağlayamayan erkekler, topluluktan uzaklaştırılmaktadır.
Ünlü Penthouse dergisinin cinsel sorunlar danışmanı Xaviera Hollander, boşalmayı
geciktirmek ya da bütün bütün engellemek için erkek ve kadının , Hollander'in
kendi uzun deneylerinden çıkardığı bazı kurallara dikkat etmeleri gerektiğini
söylemektedir. Penis bir kez dölyoluna bütünüyle girdikten sonra, orgazmı
geciktirmek güçleşmektedir. Hollander, erken ya da hızlı boşalmanın yalnızca
erkeklere özgü bir sorun olduğunu, bu yüzden bundan kaçınmak isteyen erkeğin
sevişmede "erkeksi" rolden sıyrılması gerektiğini belirtmektedir. Bunun için,
erkeğin tek bir "hedefe" orgazma yönelik sevişmeden vazgeçmesi ilk koşuldur:
erkek, tıpkı henüz cinsel birleşmede bulunmaya cesaret edemeyen ama "necking" ve
"petting" yoluyla koitus öncesi cinsel temastan azami zevki elde etmeye çalışan
16 yaşındaki bir çocuk gibi davranmalıdır. Penisi dölyoluna sokmak yerine,
klitorise ve dölyolu ağzına ya da eşinin kalçalarına ve göğüslerine sürtmelidir.
Bu sürtünmeden sonra, penisin sadece başını dölyoluna sokmalıdır. Bunun bir kaç
kez, erkeğe bir kontrol ve güven duygusu gelinceye kadar tekrarlanması
zorunludur:
bu, kadını coşkulandırırken erkekte tam tersine "serinkanlı ve kendini tutabilen
bir aşık" olduğu duygusunu uyandıracaktır. Kadın penisin bütününü içine çekmek
istediğinde de erkek buna izin vermemeli, penisini dölyolundan çekmelidir. Böyle
uzun bir uyarılma süresinden sonra, erkek penisini bütünüyle dölyoluna
sokabilecektir ama, bu aşamada da sert bir giriş yapmaması ve dölyolu içinde
ileri-geri gidip gelmemesi gerekir: penis, uzunca bir süre, dölyolu içinde
hareketsiz kalmalı ve eşler el, ağız, ayak yoluyla sevişmelidir. Bundan sonra
penis yine yavaşça dışarı çekilmeli ve aynı hareketler tekrarlanmalıdır.
Bu
süreç, kadını daha da coşkulandırdıkça, erkeğin kendi sabır ve kontrolüne olan
güveni de aynı oranda artacaktır. Ancak Hollander'e göre, bu tür tekniklerden de
önemlisi, kişilerin kendilerini orgazma zorlamaktan vazgeçmeleridir:
"ön-oyunlara başladığınız andan itibaren, okşamalarınızı tüy gibi hafif tutun.
Bu, hareketlerinizdeki erkeksi aceleciliğin ortadan kalkmasına yardım edecektir"
Hollander, kadının da penis içindeyken kıvrılmaktan, ritmik hareketlerden mümkün
olduğu kadar kaçınmasını önermektedir; özellikle, bir çok kadının hem de büyük
bir güçlükle öğrendiği dölyolunu kasma ve sıkma hareketleri bir yana
bırakılmalıdır.
Cinsel haz süresini uzatmasına rağmen Carezza tekniği de bir çok yönden
eleştiriye uğramaktadır. Erkeğin menisini tutmasının ruhsal ve bedensel
sağlığını olumsuz yönde etkileyeceği düşünülmektedir. Carezza; sinirliliğe,
prostat rahatsızlığına, idrar yolları hastalıklarına yol açabilecektir. Carezza
yandaşları ise, tam tersini ileri sürmektedirler: zaman zaman uygulanan bir
uzatma tekniği, erkeğe zindelik vermektedir. Üstelik, her erkek de carezza'yı
sürekli olarak uygulayamayacağı için zorunlu olarak boşalma yaşayacak ve bu da
birikmiş meninin vücuttan atılması için yeterli olacaktır. Bunun dışında daha
fazla boşalma zaten fiziksel olarak gerekli değildir. Günümüzde cinsel eşitlik
savunucuları da carezza 'nın yararlarına giderek inanmaktadır, bu teknik,
erkeğin cinsel duygu ve deneylerinin kadınınkine daha çok yaklaşmasına,
benzemesine olanak vermektedir, çünkü Carezza tekniğini geliştiren erkekler,
cinselliği sadece üreme organlarında yaşamak yerine, tıpkı kadınlar gibi tüm
vücutlarında duyacaklardır. Erkeğin cinsel tepkisinin "lokal" niteliğinin bu
şekilde aşılması, onun her seferinde orgazm olmasını önleyeceği gibi, duyacağı
hazzın da saldırgan öğelerden arınmasını sağlayacaktır.
Ancak, burada gözden kaçırılmaması gereken bir nokta daha vardır: birleşmeyi
uzatmak için carezza uygulayan erkek bazen aşırı dikkatli, aşırı kontrollü
davranır; sevişmenin vazgeçilmez boyutu olan kendiliğindenlik, bu aşırı bilinçli
teknik yüzünden tamamıyla kaybolur. Bunu fark eden, eşinin zevk almak yerine
kendisine zevk vermeye çalıştığını, kendisiyle birlikte cinsel coşkuya katılmak
yerine bir "laboratuar deneyini" dışarıdan seyreder gibi davrandığını gören kadının da heyecan
düzeyi düşer. İşte bu durumda, elinden gelen herşeyi yaptığına, en "çıldırtıcı
teknikleri" uyguladığına inanmış olan erkek, eşinin tepkisiz kaldığını görünce
onu "soğuklukla" suçlamaya başlar. Sonuçta, eşinde gidermeye çalıştığı
heyecansızlık ve soğukluğa kendisi yol açmış olur. Öyleyse, cinsel doyumun
ikinci kuralının uzatma tekniklerinde de geçerli olduğunu unutmamak gerekir:
insan, sevişme sırasında kendisinin zevk almadığı birşeyi yapmaktan mümkün
olduğu kadar kaçınmalıdır.
Wilhelm Reich'a göre, cinsel birleşme eylemi iki aşamaya ayrılır: birinci aşama,
heyecanın ve uyarılmanın irade olarak kontrol edilebildiği aşamadır.
İkincisiyse, cinsel coşkunun artık iradi olarak kontrol edilmediği, bütün
vücudun iradesiz kasılmalarla orgazm noktasına ulaştığı aşamadır. Sevişmenin
uzatılması birinci aşamada hem olanaklıdır hem de uyarımı ve hazzın artmasını
sağlayacaktır. Buna karşılık, ikincisinde cinsel edimin yarıda kesilmesi ya da
durdurulması insana son derece tatsız bir duygu vereceği gibi, vücutta ve
özellikle kasıkta, cinsel organlar bölgesinde ağrılara da yol açacaktır.
Reich, iradi kontrol aşamasında, penisin dölyolu içinde hafif, yavaş ve
kendiliğinden sürtünmesinin de hazzı azamileştirmek için en uygun yol olduğunu
söylemektedir. Kuşkusuz, bu aşırı bilinçli ve kontrollü bir biçimde değil
oldukça kendiliğinden ve herkesin daha önceki deneylerine göre değişen bir
tarzda yapılmalıdır. Bu aşamada, sürtünmenin durdurulması da zevkli bir duygu
uyandıracak ve birleşmenin uzamasını sağlayacaktır. Hareketsiz kalındığında
uyarılma ve heyecan biraz azalacak ama bütünüyle kaybolmayacaktır. Penisin
dışarı çekilmesi de acı vermeyecektir; ama bunun bir süre hareketsiz kalındıktan
sonra yapılması doğru olur. Bundan sonra sürtünmeye yeniden başlandığında,
heyecan ve uyanma, daha önce bırakılan noktanın da üzerine çıkacak ve üreme
organlarından tüm vücuda yayılacaktır. Bunu, kişilerin tercihine göre uzun ya da
kısa tutmak olanağı vardır. Ancak, sürtünme sürdürülürse, artık kontrolün mümkün
olmadığı bir noktaya gelinecektir.
Gerçekte, kadınla erkeğin orgazm süreleri arasında sanıldığı kadar büyük bir
fark yoktur. Mastürbasyon yapan kadınlar ortalama 4 dakikada orgazma ulaşırlar;
bu süre erkeklerde de ortalama 2-4 dakikadır. Aralarındaki fark, uyarıldıktan ve
heyecanlandıktan sonra orgazma ulaşma sürelerinde değil, uyarılma hızlarında
yatmaktadır. Erkek, kadından daha çabuk heyecanlanır, her an uyarılmaya hazır
gibidir. Kadının uyarılmasıysa biraz daha vakit alır. İşte erkek de bu noktada
sabırlı, düşünceli ve
yaratıcı olmak zorundadır. Kuşkusuz burada erkeğin dayanacağı başlıca "esin
kaynağı" kendi deneyleri ve özellikle eşiyle birlikte yaşadığı cinsel coşku
anlarıdır. Hiç bir kadının ve hiç bir erkeğin cinsel tepkileri birbirinin aynı
değildir. Bu nedenle, birleşmeyi uzatmak isteyen bir erkeğin, kendi cinsel
tepkilerini tahlil etmiş olmanın yanı sıra, eşini de iyi tanıması gerekir.
Bununla birlikte, uyulmasında yarar olan bazı genel kurallar da vardır,.
Bunlardan en basiti, "duruşlarla ilgilidir: erkeğin üstte kadının altta
bulunduğu duruş erkeğin çok hızla uyarılmasına ve boşalmasına neden olur.
Kadının üstte olduğu duruşlar, ya da daha iyisi, yan yana duruşlar erkekte
orgazmı biraz daha geciktirebilmektedir.
Yine Hint kültüründe geliştirilmiş yararlı bir teknik de pranayama'dır. Bu,
soluk almanın kontrol edilmesi demektir. Zamanla geliştirilebilecek olan bu
teknik, yürek atışlarının kontrol edilmesini de
beraberinde getirmektedir ki, bu bedensel mekanizmaların her ikisi de kişinin
cinsel uyarılma ve heyecan düzeyi ile yakından bağıntılıdır. Erkek, yavaş ve
hafif soluk almaya çalışmalıdır. Bu bütün vücudun rahatlamasını ve gevşemesini
sağlayacak ve doğruca cinsel organlara ve orgazma yönelik bir sevişmenin
"acilliğini" kısmen giderecektir.
Çiftin birleşmeyi uzatmasına, ortak mutlulukları için vazgeçilmez bir zorunluluk
olarak değil, tadılması gereken bir zevk, bir çeşni olarak bakmak gerekir. Başlı
başına bir amaç olarak alınan cinsel atletizm de giderek heyecansızlaşır,
kısırlaşır. Böyle bir durum, erkeğin zevk almaktan çok, eşine zevk vermeyi
amaçladığını gösterir ki, bu da çok tek yanlı bir doyum biçimidir. Bu tür
erkekler için kadının her orgazmı, kendi başarı hanelerine kaydedilen bir
puandır. Böyle bir durum,erkekte cinsel yeterlilikten çok cinsel kaygı ve
güvensizliğin belirtisidir.
Kaynak:
Dr atasagun
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
KADINDA AĞRILI CİNSEL İLİŞKİ (ağrılı
cinsel ilişki) (Disperoni)
Cinsel ilişki sırasında ya da sonrasında acı duyulması ağrılı cinsel ilişki
olarak adlandırılır. Erkekleri de etkileyebilmekle birlikte genellikle
kadınlarda görülür. Ağrılı cinsel ilişkisi olan kadınlar sıklıkla vajina,
klitoris ve labialarda (iç ve dış dudaklar) ağrı duyabilirler. ağrılı cinsel
ilişki nedenleri çok olmakla beraber hemen hepsi tedavi edilebilir niteliktedir.
Yaygın sebepler şunlardır
Lubrikantların yokluğuna bağlı olarak gelişen vajinal kuruluk
Atrofik vajinit (sıklıkla menopoz sonrası kadınlarda görülen vajinal mukozanın
incelmesi durumu)
Bazı ilaçların yan etkileri (örneğin antihistaminikler ya da tamoksifen )
Sentetik iç çamaşırları, spermisitler (gebeliği önleyici maddeler) ve vajinal
yıkama materyallerine karşı oluşan alerjik durumlar
Endometriozis: uterusun en iç tabakası olan endometriumun normal yeri dışında
pelvis içinde, farklı yerlerde de bulunması ve büyümesi nedeniyle, başta
kısırlık olmak üzere pelvik ağrı ve ağrılı cinsel ilişki ile seyredebilen
hastalık
Vulvo - vajinal bezlerin iltihabı
Vajinal bölgeyi etkileyen cilt hastalıkları
Üriner sistem hastalıkları,vajinal mantar hastalıkları,cinsel yolla geçen
hastalıklar
Psikolojik travma (özellikle çocukluk yaşlarında olmakla birlikte ergenlikte de
yaşanmış olan cinsel taciz veya benzeri ruhsal travmatik olaylar)
Belirtiler.
Ağrılı cinsel ilişkisi olan kadınlar vajina girişinde yüzeysel bir acı duymakla
birlikte, penisin daha ileri girişlerinde daha derin acı duyabilirler. Bazı
kadınlar genellikle bu acının verdiği korku ile ilişki sırasında, vajinal
kasların, penisin içeri girmesine engel olacak kadar sıkı şekilde kasılmasıyla
seyreden ve vajinismus denen klinik tabloya maruz kalabilirler.
Teşhis.
Ağrılı cinsel ilişkinin teşhisi tipik olarak sizdeki belirtilere bağlıdır. Tıbbi
ve seksüel hikayenizle birlikte jinekolojik muayenenin de yardımıyla doktorunuz
bu şikayetlerinizin nedenini bulmaya çalışacaktır.
Acının, genital organlara dokunmakla mı yoksa erken ya da derin penetrasyonla
(girişle) mı oluştuğunu ayırt etmek, nedeni bulmak için önemli bir anahtardır.
Doktorunuz acının yeri, süresi ve ilişki sonrasında ne kadar sürdüğünü de
soracaktır. Ayrıca şu sorular da doktorunuz tarafından sorulabilir ;
Daha önceleri, seksüel hayatınızda hiç ağrılı bir cinsel ilişki deneyiminiz oldu
mu ? veya en başından beri tüm cinsel ilişki deneyimleriniz ağrılı mı idi ?
Hiç uygun bir kayganlaştırıcı kullandınız mı ve eğer kullandıysanız ağrıda
azalma oldu mu ?
Seksüel hayatınızla ilgili bilgiler (özellikle cinsel yolla geçen hastalıklar
konusunda riskli deneyimleriniz oldu mu ?)
Daha önce hiç cinsel tacize uğradınız mı ? ya da bir şekilde cinsel organlarınız
travmaya maruz kaldı mı ?
Eğer orta yaşlarda iseniz ve düzensiz adet sikluslarınız(dönemleriniz), sıcak
basmaları veya vajinal kuruluk şikayetleriniz de varsa muhtemelen atrofik
vajinit hastalığı olabilir (menopoz sırasında östrojen hormonunun azalmasına
bağlı olarak vajinal mukozanın incelmesi).
Eğer yeni anne olmuşsanız ve bebeğinizi emziriyorsanız, emzirme olayı da vajinal
kuruluk ve buna bağlı olarak ağrılı cinsel ilişkiye neden olabilir.
Bu fizik muayene sırasında doktorunuz vajinanızı kuruluk, yangı ve özellikle
mantar ve herpes başta olmak üzere enfeksiyonlar, genital siğiller ve varsa yara
izleri açısından değerlendirecektir. Ayrıca doktorunuz endometriozise ait
olabilecek pelvik bir kitle ya da hassasiyet olup olmadığını anlamak için
bimanuel (iki elle) muayene ile iç genital (üreme organlarıyla ilgili) organları
da değerlendirecektir. Ve eğer gerek görürse bu şikayetlerinizin artmasına neden
olabilecek, cinsel taciz, travma ya da anksiyete gibi konular için başka bir
uzmanla konsültasyona gidebilir.
Ne kadar beklenmeli.
Şikayetlerinizin süresi tamamen altta yatan nedene bağlıdır. Eğer uygun olmayan
bir lubrikant kullanımı nedeniyle oluşan bir vajinal kuruluk sözkonusu ise daha
uygun birini kullanmakla belirtiler hızla gerileyecektir. Eğer vajinal kuruluğun
nedeni atrofik vajinit ise bir ya da iki haftalık lokal-vajinal bir östrojenli
krem kullanımı ile düzelecektir. Eğer bir üriner enfeksiyon ya da vajinal mantar
hastalığı mevcutsa, bir haftalık bir antibiyotik tedavisi ile enfeksiyonla
birlikte ağrılı cinsel ilişki de yok olacaktır. Eğer cinsel yolla geçen bir
hastalığa maruz kalmış olmanız nedeniyle ağrılı cinsel ilişki varsa bunun
tedavisi de antibiyotik ile olacak ama muhtemelen biraz daha uzun sürecektir.
ağrılı cinsel ilişkinin nedeni liken planus veya liken skleroz gibi bir cilt
hastalığı ise steroidli kremlerle tedavi uygulanacaktır ancak bu da uzun bir
süre alabilir. Eğer ağrılı cinsel ilişki aylar hatta yıllar gibi uzun bir
süreden beri varsa muhtemelen olaya psikolojik faktörler de eklenmiştir ve bu
durumda belirtiler daha da artmadan uzun süreli bir terapiye ihtiyacınız
olabilir.
Korunma.
Cinsel taciz ya da travma gibi bazı ağrılı cinsel ilişki nedenleri elde olmasa
da diğer ağrılı cinsel ilişki nedenlerinden önlemler almak yoluyla korunmak
mümkündür;
Sıkı giysiler giymeyerek, pamuklu iç çamaşırı kullanarak, hijyenik faktörlere
daha dikkat ederek (sık iç çamaşırı değişmek ve genital bölgeyi mümkün olduğunca
terden ve nemden uzak tutmak gibi) ve yüzme sonrasında ıslak mayonuzu
değiştirerek vajinal mantardan büyük oranda korunabilirsiniz
Üriner enfeksiyonlardan korunmak için ve cinsel ilişki sonrasında mümkünse
işeyiniz ve tuvalet sonrası cinsel organınızı önden arkaya doğru siliniz.
Cinsel yolla geçebilen hastalıklardan sakınmak için öncelikle tek eşliliği
tercih ediniz veya mutlaka prezervatif kullanınız.
Vajinal kuruluk varsa uygun bir lubrikant kullanınız ve eğer kuruluk atrofik
vajinit gibi bir duruma bağlıysa tedavisi yoluna gidiniz.
Eğer endometriozis varsa ilişki sırasında derin penetrasyondan (girişlerden)
kaçınınız ya da nispeten daha az ağrılı olan adet sonrası ilk ya da ikinci
haftalarda cinsel ilişkiye giriniz.
Tedavi.
Tedavi, ağrılı cinsel ilişki yapan nedene bağlıdır ;
Rahat ve sorunsuz bir cinsel ilişki için klitoral uyarının yeterince fazla
olmasına dikkat edin ve uygun bir lubrikant kullanın
Vajinal mantar enfeksiyonları için antifungal(mantara karşı) ilaçlar kullanın
Üriner sistem hastalıkları ve cinsel yolla geçen hastalıklar için uygun
antibiyotik kullanın
Ağrılı yangılardan kurtulmak için uygun oturma banyoları tatbik edin
Vajinal bölgedeki cilt hastalıklarının tedavisi hastalığa göre çeşitlilik
gösterir (örneğin likenlerde steroidli pomat kullanılır)
Ne zaman doktora başvurmalısınız..?
İlk birkaç cinsel ilişki deneyimi bazen pek de rahat olamamakla birlikte asla
acı verici olmamalıdır. Eğer ilişki sırasında ya da sonrasında ani bir ağrı
olmuşsa mutlaka doktorunuza görünün. Cinsel ilişkide duyduğunuz ilk ağrı
sonrasında hemen doktora başvurmanız, cinsel ilişkinin ağrılı bir iş olduğu
şeklindeki yanlış bir fikrin, saplantı olarak bilinç altında yer etmesine izin
vermemek açısından önem taşımaktadır.
Takip...
ağrılı cinsel ilişkinin nedenlerinden bir çoğu ilaçlarla tedavi edilebilecek
olan fiziksel durumlardır. Buna rağmen, uzun süredir ağrılı cinsel ilişkisi
olanlar ya da cinsel taciz veya travma nedeniyle ağrılı cinsel ilişki hatta
vajinismus gelişmiş olan kadınlar daha uzun ve ayrıntılı takip ve tedaviye
gereksinim duyabilirler.
Kaynak: Anne Çocuk http://annecocuk.com/
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
VAGİNUSMUS
Kadında cinsel ilişkinin olduğu anatomik bölgeye “vajen (vajina)” adı
verilmektedir. Vajinismus (veya Vaginismus) ise cinsel birleşme sırasında
kadının vajen kaslarını (özellikle de "Pubococcygeus (PC) kaslarını") , istemsiz
bir şekilde kasması sonucunda cinsel birleşmenin olmaması veya çok zor olması
durumudur.
Bu durum tüm dünyada kadın doğumcular ve psikiyatrlarca sıkça
karşılaşılan bir sorundur. Vajinismus hastalarında, kasılmaların sadece vajinal
girişde değil, aynı anda vücudun başka bölgelerindeki kaslarda (karın, bel,
sırt, bacak gibi) da görülmesi sonucunda vücutta yaygın olarak kas ağrıları
görülebilmektedir . Bu kasılmaların özelliği tamamen kadının kontrolünün dışında
olmasıdır. Vajinanın girişindeki kaslar yanısıra tüm vücutta bu kasılmalar;
endişe, korku ve adeta bir panik hali yaratır. Sonunda kadın ilişkiyi reddederek
bacaklarını sıkıca kapatır ve eşini iter. Ayrıca; kasılma şeklinde kendini
gösteren bu istemsiz vajinal refleks -sadece cinsel ilişki esnasında değil-
kadının jinekolojik muayenesi sırasında, tampon kullanımı durumunda ya da
parmağın vajene sokulması gibi vajene herhangi bir girişim içeren her türlü
durumda da tetiklenebilir.
Bu durumda vajene herhangi bir şeyin girmesi mümkün
değildir ve her türlü girişim çabası son derece rahatsızlık verici veya
imkansızdır. Vajinismus problemi sonlandığı anda, tüm bu kasılmalar çok kısa
zamanda kendiliğinden kesilecek ve beden normal durumuna dönecektir.Cinsel
ilişki; çok sayıda koşullu tepkiyi içeren bir aktivitedir. Eşinizle her şeyin
çok iyi bir uyum içinde olduğu durumlarda, vücudunuz otomatik pilota bağlanmış
gibi davranabilir ve çok keyifli yaşantılar edinebilirsiniz.
Ancak; çiftler ilk
beraberliklerinde bu uyum ve doyumu yakalayamayabilirler; çünkü bu uyum
öğrenilebilen bir özelliktir. Sinir ve kas sistemi bu uyumu öğrenecek ve ilgili
davranışlarda da kolayca hatırlayacaktır. Normalde ilk birkaç cinsel deneyimden
sonra cinsel ilişki çok daha tatminkar ve keyifli olmaktadır. Vücut ve zihin
penis girişine izin verir ve cinsel ilişkiyi olumlu bir beklenti olarak öğrenir.
Bu sağlıklı mesajların sonunda cinsel ilişkiye yönelik davranımlar da cinsel
heyecanlanmaya neden olur. Vajinismus problemi olan kadınlarda, vücut ve zihin
asla cinsel ilişkiye yönelik ortak ve pozitif bir deneyime sahip değildir.
Bu
kadınlardaki olumsuz cinsel mesajlar çok çeşitlidir ve bu mesajlar vajen
kaslarının ("PC kasının") istemsiz refleks bir tepki gibi kasılması için
tetikleyicidir. Böylece; cinsel ilişki imkansız hale gelir ve her türlü vajen
girişimi ağrılıdır. İşte bu ağrı, vajen kasının hafızasına yerleşerek her türlü
girişimde kasılmasına neden olmakta ve olayı ağrılı ya da imkansız hale
getirmektedir. (Üstteki Resim- Pubokoksigeus(PC) kasının anatomik görünümüdür.)
Ayrıca, her türlü ağrılı girişim de bu hafızanın güçlenmesine neden olmaktadır.
Bu durum oluştuğunda da, her ne kadar kadın “eşimle cinsel ilişkiyi istiyorum”
dese de, her denenen ilişkide erkek "kendini bir duvara çarpmış", kadın da
"kendi bedeni üstünde kontrolü tamamen kaybetmiş" gibi hissetmektedir. Vajina
çevresindeki güçlü PC kası, hem üreme sisteminin hem de üriner sistemin
çalışmasında bir anahtar rol oynar.
Bu kaslar, idrar yapmaktan doğuma kadar bir
çok işlevlerde fonksiyon görmekte ve idrar çıkışının olduğu üretradan, kalın
bağırsak çıkışı olan anüse kadar bir hat çizerek geçerek iskelete
bağlanmaktadır. Vajınısmus probleminde cinsel ilişki sırasında PC kası, bilinçli
bir düşünce olmaksızın istemsiz olarak çalışarak vajen girişini kapatmaktadır.
Böylece de ilişki başarısızlıkla sonuçlanmaktadır. Başarılı bir vajinismus
tedavisinde; bu kasların yeniden çalıştırılması ve kasılmaların ortadan
kaldırılması hedeflenir. Tedavideki temel unsura bir yerde “kas belleğinin
yeniden oluşturulması” da diyebiliriz.Vajinusmusun en sık nedenleri psikolojik
kaygılardan kaygılardır.
Psikolojik nedenler arasında çocukluktan kalma
korkular, aşırı katı bir toplum düzeni içinde yaşama, katı ahlak kuralları ve
tabular, suçluluk, ayıp, günah gibi kavramların bilinç altına yerleşmesi,
cinsellik ve ilk cinsel deneyim konusunda yerleşmiş yanlış bilgi ve ön yargılar,
bilinç altında penisin vücuda girişine karşı bir korkunun olması gibi psikolojik
nedenler vardır. Özellikle bizim gibi toplumlarda genç kızlara küçüklüklerinden
beri öğretilen “kızlık zarının çok değerli ve korunması gereken bir yapı olduğu”
düşünceleri ile bu konuda takınılan katı tutumlara maruz kalan kadınlar risk
altındadırlar. Ayrıca çocukluk döneminde yaşanan kötü tecrübe ve anılar da
(taciz veya tecavüzler, ev içi şiddet, katı ebeveyn tutumları) de vajinismusa
yol açabilir. Daha önce hiç vajinismus problemi olmayanlarda yaşanmış kötü
tecrübeler sonucunda (doğum, düşük, kürtaj, hoyratça yapılan bir jinekolojik
muayene gibi) da vajinismus gelişebilir.
Bazan de çiftlerin cinsellikle ilgili
bilgi eksiklikleri, ilk ilişki ile ilgili yanlış inanış ve önyargılar da
beraberinde korku ve paniği getirerek vajinismusa yol açabilir. Yine bazen,
önceden tedavi olmuş olan kişilerde nüksler (problemin tekrarlaması) de
oluşabilir. Daha önce belirtildiği üzere çoğu zaman derinlerde(bilinçaltında)
cinselliğe ve cinsel ilişkiye yönelik kaygı-korkular yatmaktadır ve PC
kaslarının kasılması, kadını bu korktuğu durumdan koruyan bir savunma sistemi
gibi gibidir. Bazı kadınlarda bu yukarıda sayılan nedenlerin hiçbirisi de
olmayabilir. (Nedeni bilinmeyen veya belirlenemeyen vajinismus) Neyse ki,
vajinismus sorununu çözmek için altında yatan neden veya nedenleri bulmak şart
değildir. Önemli olan "kas hafızasının yeniden oluşturulmasını" başarmaktır.
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
İLK GECE:
Evlilik, kadının ve erkeğin beraber yaşamak üzere karşılıklı anlaşma ile
oluşturdukları sosyal bir kurumdur. Bu kurum sevgiyi, saygıyı, cinselliği,
mutluluğu ve üzüntüyü dahi paylaşmayı içerir. Evlilik kadının ve erkeğin sahip
olduğu temel haklardan bir tanesidir. Evliliğin toplum tarafından kabul görmesi
içinde yasalar çerçevesinde onaylanması gerekir. Gelenek ve göreneklerde
evliliğin oluşmasını ve yapısını etkilemektedir.
Kadının ve erkeğin sosyal
yaşamdaki rolleri daha doğar doğmaz yetiştirilme tarzları ile başlar. Bu roller
toplumsal ve kültürel farklara göre bazı değişikliklere uğrasalar da temelde
aynı esaslardadırlar. Kadının yapısı itibarı ile daha duygusal olması kolay
incinip kolay sevinmesi hormonları ile ilgili olup bu onun annelik yapabilmesi
için gereklidir. Kadın adet gördüğü zaman veya gebe kaldığı zaman veya doğum
yaptıktan sonra fiziksel olarak eskisine nazaran daha güçsüz düşer.
Bunun
sonucunda da erkek koruyucu ve kollayıcı olmak zorundadır. Kadın ve erkek
ilişkisindeki en önemli şey kadını kadın ,erkeği erkek olarak kabul etmek ve
karşı tarafın istek ve arzularına saygı duymaktır. Çünkü daha evvelde
söylediğimiz gibi daha bebeklikten itibaren farklı yetiştirilir ve farklı
hissetmeye başlarız. Bir kadının bir erkeğin nasıl düşündüğünü veya bir erkeğin
bir kadının niçin farklı davrandığını anlamasına imkan yoktur. Çünkü farklı
hormonlar etkisi altında olunca karşı cinsin bilemediği ve anlayamadığı duygular
gelişir.
Mesela kadınlar erkeklerin niçin seks isteklerini kontrol
edemediklerini ve devamlı seks istediklerini (daha doğrusu duygusuzca seks
yapabilmelerini)pek anlayamazlar. Kısaca açıklayacak olursak erkeklerde devamlı
sperm ( meni ) üretimi vardır ve bunun depolandığı kesenin kapasitesi eğer hiç
boşalma olmazsa yaklaşık dördüncü günden sonra dolar ve sanki idrar torbanız
dolduğunda nasıl işeme arzusu duyuyorsanız ve bu ilerledikçe rahatsızlık
yaratıyorsa, erkekte eğer boşalmadığı süre dört gün veya daha fazla olursa
devamlı kontrolsüzce seks arzusu duyacak sonuçta belki de saldırganlaşacak ve
hatta istenmeyen olaylarla karşılaşılacaktır. Bazen ise doğanın bir savunma
sistemi olarak ilişki kuramayan veya masturbasyon yapamayan erkek uykusunda
boşalacaktır. Bu gerçeği göz önüne alarak hanımlarımızın eşlerine olan
yaklaşımlarına daha iyi değerlendirmelerini istiyoruz ve aralarında olabilecek
bazı problemleri cinsellikten uzak durarak onları istedikleri şekilde
yönlendirebileceklerini düşünürlerse en yanlış şeyi yapmış olacaklardır.
Erkeklerde kadınları oldukları gibi kabul etmeli ,onların yaşam tarzlarına ve
duygusallıklarına saygı göstermelidirler, çünkü bu kadının doğasının bir
gereğidir ve duygusal olmayan bir kadın ne erkeğini mutlu edebilir ne de iyi bir
anne olabilir. O zaman karşılıklı sevgi ve saygı ,birbirinin isteklerini anlama
ve destekleme evliliğin temel şartlarındadır. Farklı iki cinsin arasındaki diğer
insanlardan farklı olan iletişim cinselliktir ve özel olmalıdır. Evlilikte iki
farklı cins arasında geliştiği için en önemli iletişim aracı, paylaşım
cinselliktir. Uyumlu bir cinsellik her iki tarafında olaylara bakış açısını
yumuşatacak ve toleransın artmasına sebep olacaktır. Cinsellik eşler arasında
bir iletişim biçimi olup birbirlerine karşı olan duygularının sözle ve bedenle
ifadesidir. Birçok kişi için özellikle kadınlar için evlilik cinselliğin
başlangıcıdır.
Kişiler o güne kadar toplumdaki cinsiyet rollerini
öğrenmişlerdir. Ama bu konuda konuşmak değer yargıları ve ön yargılar tarafından
zorlaştırılmıştır. Birbirleri ile konuşmaktan kaygı ve isteklerini dile
getirmekte güçlük çekerler. Bunu yok etmek içinde sevgi ,saygı ve anlayışla
birbirlerini anlamaya çalışmalıdırlar. Evlilikte sağlıklı bir cinsel yaşantı
için kadının ve erkeğin kendi vücudunu ve eşinin vücudunu tanımaya çalışması
gerekir. Karşı tarafın nelerden çekindiğini ve ya nelerden hoşlandığını dikkate
almak,rahatsız olduğu şeyleri yapmamak veya bunun kötü bir şey olmadığını izah
etmek çok önemlidir. Kadın için cinsellikte en önemli şey kendini güvende
hissetmektir hele hele yıllarca bir tabu olarak büyütülmüş olan ilk gece,ilk
cinsel ilişki korkusu ve o gece yaşayacakları kadının ilerdeki bütün cinsel
hayatını etkileyebilir.
Kadın kendini güvende hissederse, sevildiğini ve
sayıldığını hissederse ancak cinsel istek duymaya başlar . İlk ilişki sırasında
her iki tarafta birbirlerinin bedenlerini yeni tanıyacaklarından ve nasıl tepki
vereceklerini bilmediklerinden yumuşak ve anlayış ile yaklaşılmalıdır. Özellikle
bekaretini kaybedecek olan hanımlarımız için eşlerinin çok anlayışla
yaklaşmaları önemlidir, çünkü kadın o güne kadar hiç bilmediği bir duyguyu
yaşayacaktır ve belki de canının çok yanacağını düşünmektedir ama biz erkekler
olarak eşimize gerekli güveni verebilirsek, yavaş hareket edeceğimize onun
canını acıtmayacağımıza rahatsız olduğu yerde veya acı duyduğu yerde
duracağımıza inandırırsak, kadında şüphe ve tereddütlerini atacak ,ilişkiye
hazır hale gelecektir. Kadın sevgiyle ve güvenle cinselliği hissedeceği için
cinsel ilişkiye girmeden önce ne kadar uzun süre bir yaklaşım yaşanırsa yani ön
sevişme yaşanırsa bu kadını o kadar rahat hale getirecektir.
İlk ilişkide
yaşayabileceklerinizi anlatmadan önce isterseniz bekaret – kızlık zarı ( hymen )
nedir kısaca açıklayalım. Kızlık zarı, vajina ( hazne ) girişinde kadınlarımızın
adet görünceye kadar ve de cinsel hayatları başlayıncaya kadar vajeni dışardan
gelebilecek mikroplardan ve hastalıklardan korumak üzere doğal olarak oluşmuş
bir yapıdır. Çok çeşitli tipleri vardır. Bazı kadınlarımızda hiç olmayabilir,
bazılarında yarım olabilir , bazılarında ise halk arasında elastik zar olarak
isimlendirilen ve ancak doğumda yırtılabilen türdendir. Elastik zar esasında
ortasındaki deliği cinsel ilişkiye mani olmayacak büyüklükte olan bu nedenle de
kanamaya neden olmayan zardır. Zarın kalınlığı da çok değişken olup, bazı
hanımlarımızda çok ince yapıda ve erkeğin en ufak hareketi ile yırtılabilen
yapıdadır.
Bazıları ise daha kalındır ve zor yırtılır. Zor yırtılan zarlarda
kanama miktarı fazlaca olabilir ,eğer panik yaratacak veya bedensel rahatsızlık
yaratacak boyuttaysalar hemen bir kadın doğum uzmanına başvurularak , kanama
durdurulmalıdır. Bazıları ise ilişkide yırtılmayacak kadar kalın olup bunlar
ancak bir hekim tarafından uyuşturularak,acı vermeden açılmaktadır. İlk Gece
Hissedilenler ve Yaşanan Sorunlar Kadın hiç yaşamadığı bir duyguyu yaşayacağı
için heyecan duymakta ve aynı zamanda korkmaktadır .Erkek ise belki ilk
beraberliğini yaşayacak veya hayatını birleştireceği kadınla ilk deneyimi
olacaktır. Bu yüzden onda da başarılı olma duygusu ve korkusu hakimdir. Kızlık
zarının yırtılması abartıldığı gibi acı veren bir olay değildir.
İlk ilişki
sırasında kadın belki bir iğne batması ve ya sinek ısırığı tarzında bir acı
duyabilir ve ya duymayabilir ve az miktarda pembemsi bir kanaması olabilir,daha
sonra ise daha evvel bilmediği bir dolgunluk ve bası hissi duyacak zaman
ilerledikçe ve güven arttıkça bu dolgunluk hissi zevke dönüşecektir. İlişkinin
ilk ayında her ilişkide belki başlangıçta çok hafif bir sızlama veya rahatsızlık
duyulacak ama bu kısa sürede kaybolacaktır. Cinsel hayatınızı daha
kolaylaştırmak ve vajendeki dolgunluk hissine alışabilmek için ilk hafta belirli
aralıklarla beş - on dakika vajeninize bir tampon koyabilirsiniz. Bu hem kızlık
zarındaki hem de vajen deki genişlemeye alışmanızı sağlayacak, rahatsızlık
duymanızı engelleyecektir. Kızlık zarının bozulmasından sonra kadınlarımızın ilk
gece yaşadığı sıkıntıların ikincisi de vajinismus dediğimiz vajen çevresini saran
kasların spazmı sonucu cinsel ilişkinin imkansız yada çok ağrılı hale
gelmesidir.
Bu sıklıkla baskılayıcı cinsel yetiştirme sonucu yani aile ve sosyal
çevre olarak cinselliğin kötü, yanlış bir şey olduğuna inanılarak yetiştirilen
veya çok acı duyacaklarına inanan kadınların cinsel ilişki yaşayacakları sırada
bilinçaltının koruma dürtüsü ile vajen girişindeki kasları kasması sonucu
oluşur. Yapılması gereken sakinleşmek, belki belli bir süre ilişki denemesine
ara vermek veya birkaç gün ertelemektir. Bu arada kadını rahatlatmak ona
yaşanacakların evli çiftler arasında hak olduğunu, ayıp olmadığını ve ona zarar
vermeyeceğini anlatmaktır. Eğer tekrar denememizde gene aynı sorunla
karşılaşıyorsak yapmamız gereken şey profesyonel yardım almak yani bir hekime
başvurmaktır. Hekiminiz sizin hem bedensel hem psikolojik olarak rahatlamanızı
sağlayacaktır. Cinsel ilişki sırasında kadını tedirgin eden olaylardan bir
tanesi de gebe kalma korkusudur.
Çocuk sahibi olmak istenmediği bir sırada gebe
kalmak, bunun sorumluluğu veya kürtaj olmanın korku ve baskısı kadını
cinsellikten uzaklaştıracak ve soğutacaktır. Evlenmek üzere olan çiftler hemen
çocuk sahibi olmak istemiyorlarsa ilk cinsel ilişkiden itibaren gebelikten
korunmalıdırlar. Korunmak için bazı yöntemlere evlenmeden önce başlanılmalıdır.
Gebeliği önleyici haplar doktor kontrolünde alınmalıdır. Uygun zamanda
başlandığında ilk cinsel ilişkiden itibaren gebelikten korurlar . İlk cinsel
ilişkide gebelikten korunmak için kondom –prezervatif kullanılması da
önerilebilirse de uygulamada pek rahat olmadığı görülmektedir.
Sağlıklı Cinsel
Yaşam İçin Neler Yapmalıyız ? İdeal olanı cinsel hayatınız başlamadan önce bir
hekime muayene olmak ,cinsel ilişkiye engel bir halinizin bulunup bulunmadığı
veya cinsel ilişkide size rahatsızlık yaratabilecek bir sorununuz olup
olmadığını öğrenmektir . Ayrıca ilk cinsel deneyiminiz için hekiminizden uyarı
ve öneriler almak hem sağlık bir cinsel başlangıç yapmanızı hem de bundan
sonraki cinsel hayatınızı mutlu sürdürmenizi sağlayacaktır. Hekiminizden size
uygun gebelikten korunma yöntemini istemeniz ve uygulamanızda gebe kalma
korkunuzu ortadan kaldıracaktır. Düzenli hekim kontrolünde olmak yaşam
kalitenizi arttıracak ve sağlıklı bir cinsel hayat sürmenizi sağlayacaktır.
Bundan dolayı şikayetiniz olsun olmasın her altı ayda bir doktor kontrolünden
geçmeyi ihmal etmeyiniz.
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
CİNSEL AKTİVİTE VE KALORİ
Yapığımız her hareket ,düşünme bile bir enerji harcayarak gerçekleşir.
Normal hareketli bir erkeğin günde 2000-2500 kaloriye,
Normal hareketli bir kadının ise günde 1500-2000 kaloriye ihtiyacı vardır
kabaca.
Hafif bir yürüyüşte dakikada 3 Kcal,
fazla tempolu olmayan normal bir koşuda 5 Kcal kadar enerji harcarız,
Daha aktif sporlarda ise dakika da 9-10 Kcal kadar enerji harcanır.
Cinsel aktiviteler sırasında harcanan kalori miktarı yaşanan olaydan olaya ve
kişiden kişiye göre değişmekle beraber yapılan araştırmalarda ortalama olarak
dakikada 6.4 Kcal enerji harcandığı tespit edilmiş.
Cinsel aktivite sırasında vücuttaki bütün kaslar çalışmaktadır ve beynimizde
ciddi miktarlarda glikoz tüketmektedir(beyin glikoz-bir şeker türüdür-kullanarak
enerjisini sağlar)
45 dakikalık bir cinsel aktivitede ortalama 250 kalori harcanır.
Bu miktar eğer günlük alınması gereken ortalama 2000 Kcal ile
karşılaştırıldığında önemi daha iyi anlaşılır. En ağır sporlar kadar enerji
harcanmasına neden olan cinsellik, düzenli yaşandığında anlamlı bir kalori
harcama yolu olarak kendisini gösterir.
Sağlıklı bir cinsel yaşam için iyi beslenme önemlidir.
İyi beslenmedeki amaç dengeli beslenme ve düşük yağ alınımıdır.
Kolestrol denilen yağ damar duvarlarında birikerek(tabii ki fazlası) damarlardan
organlara giden kan miktarını yaş ilerledikçe düşürür,dengeli ve az yağlı
beslenme ile vücuttaki tüm damarlar ile birlikte, cinsel organlara giden
damarlarda en yüksek kan akımını sağlayacaktır.
Düzenli bir cinsel yaşamı olan ve de dengeli beslenen kişiler sağlıklıdır .
Kaynak: Mutlu İnsan
http://www.mutluinsan.com/
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
KÜÇÜK PENİS
Penis Latincede kuyruk anlamına gelmektedir. Penis içinde uzunlamasına
süngerimsi dokular içeren ve içinde idrar ve meninin(sperm-ersuyu)
geçtiği kanalı içeren bir erkeklik organıdır. Cinsel heyecan ile beyin
bu organın içindeki süngerimsi dokulara kan pompalar ve penis
sertleşerek birleşmeye hazır hale gelir. Penis sertleşme halindeyken
boyuna ve enine büyür.
Ergenliğe ulaşmış bir erkeğin penisinin ortalama uzunluğu gevşek halde 5
ile 9 cm arasında, sertleşme halindeyken ortalama 16 cm boyunda olur.
Bununla birlikte penisin büyüklüğü kişiden kişiye farklılık
gösterebilir. Yaygın olarak bilinenlerin tersine penisin büyüklüğü, deri
rengi ile ilgili değildir, yani kısa boylu birinin penisi uzun boylu
birininkinden daha büyük veya bir zencininki bir beyazdan daha küçük
olabilir. Penis boyu ortalama 16 cm olmakla beraber 11-18 cm arası
penisler normal boyutlardadır.
Ayrıca penisin normal durumu ile sertleşme durumu arasında büyük farklar
olabilir. Yani sönükken çok iri gözüken bir penis sertleştiğinde daha
büyük bir hal almayabilir.
Bütün erkekler penislerinin büyüklüğü ile yakından ilgilidirler. Bu bir
erkeklik gücü daha doğrusu bir güç sembolü haline gelmiştir. Erkekler
cinsel organlarıyla gurur duyar , övünürler. Erkeğin cinsel organına
verilen güç soyunmayla beraber korkunç bir yarışa girer. Boyut, gücü
simgeleyen bu organın yegane güvencesidir. Gören kadının kıyaslama
imkanına kavuşması cinsel organı iri boyutlarda olmayan bir erkek için
sonun başlangıcıdır. Erkekler arasında da penis boyutunda odaklanan
rekabetin bir trajediye dönüşmesi cinsel kimliğin yalnızca bu organa
indirgenmesinden kaynaklanır.
Ama peniste veya sekste önemli olan penisin boyu değil, işlevidir. Yani,
sizin penisinizle yapabildikleriniz bunu da duygularınızla
birleştirmeniz en önemli olanıdır.İri bir penise sahip olacağınıza (ki
18 cm üstü penisler genelde ilişki sırasında kadına zevk yerine acı
vermektedir) sertliğini uzun süre tutabilen daha küçük bir penise sahip
olmak daha avantajlıdır. Her ikisi de bir arada olursa hiçbir zararı
yoktur.
Tabiî ki ebat olarak normalin altındaki penislerde hem cinsel ilişki
sırasında sorun yaratabilecek hem de psikolojik yönden erkekte sorun
yaratacaktır.Normalin altındaki penislere ne yapılabilir; bugün yeni
ameliyat teknikleri sayesinde penis boyları uzatılabilmekte, ince
penisler çeşitli yöntemlerle kalınlaştırılabilmektedir. Çok başarılı
sonuçların yanı sıra pek sonuç alınamayan ameliyatlarda olmaktadır. Bu
hastadan hastaya göre değişmektedir. Ülkemizde de bu tip ameliyatlar
yapılmaktadır. Ama bu tip ameliyatların her isteyene yapılamayacağı
sadece ve sadece çok gerekli vakalara yapılması gerektiğini bildirmek
isterim.
Bu arada en çok sorulan sorulardan olan piyasada satılan penis büyüttüğü
iddia edilen vakum pompaları veya şu ve bu gibi metotlar gerçek
dışıdır,kandırmacadır,hiç bir faydaları yoktur. Bu penis büyüttüğü ileri
sürülen vakum pompaları büyütmek bir yana penis sertleştiğinde içindeki
kanı tutan kapakçıklara ters basınç yolu ile zarar vermekte ve sertleşme
problemleri yaratmaktadır.Bu yüzden kullanılması zararlıdır.Normal
standartlardaki boylar için Penis boyunuz ne ise odur,yapabileceğiniz
tek şey performansınızı geliştirmek veya boşalma sürenizi uzatmaya
çalışmaktır.
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
ERKEKTE
GECE RÜYADA BOŞALMA
Ergenlik dönemine gelmiş bir erkekte sperm (meni - er suyu) üretimi
devamlıdır ve hiç durmaz.
Bu üretilen spermler bir kesede toplanır ve boşaltılmaya hazır
beklerler,arkadan da devamlı sperm üretimi olur ve bu keseye boşalır ,bu
kesenin bir kapasitesi, bir hacmi vardır bu kapasite dolunca kasıklarda
dolgunluk hissi artar ve tabii ki cinsel istekte artar ve yoğunlaşır
eğer boşalma ilişki veya mastürbasyonla gerçekleşmezse kasıklarda ağrı
,aşırı cinsel istek başlar.
Bu sürecin devam etmesine rağmen boşalma olmazsa bazen kese o kadar
dolmuştur ki büyük tuvalet yaparken veya ıkınırken vücut içi basınç
arttığından bu sırada penisten sperm akar (bu boşalma değildir ve zevk
vermez sadece sperm akar).
Eğer kişi boşalmaz veya ilişki kurmazsa belli bir süreden sonra ki bu
süre kişiden kişiye değişir (ortalama4 ila 10 gün),vücut arkadan gelen
spermlere yer açmak için uykudayken boşalır ve keseyi boşaltarak arkadan
gelen spermlere yol açar.
Bu boşalma genelde erotik rüyalar eşliğinde olur.Bazen bu rüyalar
hatırlanır, bazen de hatırlanmaz. Genelde de rüyada tam bir ilişki
kurulamaz.
Hamamcı olduk veya rüyacı olduk deyimi buradaki boşalmaya bağlı yıkanma
gerekliliğinden isim almıştır. Bu cinsel yönden aktif olan erkeklerde
yaşlılığa ,cinsel gücün kaybına kadar sürmektedir.
Gece boşalmalarının sıklığı boşalma (mastürbasyon veya cinsel ilişki ile
) sıklığı ile orantılıdır.Aynı zamanda yaşa, yaşanan cinsel uyarılırın
yoğunluğuna ve de cinsel yapıya (hormon düzeyine) bağlı olarak kişiden
kişiye göre farklılıkta gösterir.
Gece rüyada boşalmalar tamamen normal bir fiziksel olaydır, bir hastalık
değildir. Dr. Cenk Kiper
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
ERKEN BOŞALMA
Erken boşalma her ne kadar bir cinsel problem veya yetersizlik gibi
görülse de bir problem olmayıp bir cinsel uyumsuzluktur.
Cinsel ilişkide en önemli şey uyumdur. Bu yüzden de gerçek anlamda
ortada bir erken boşalma sorunu olmayıp erkeğin kadının orgazmından önce
veya ona ruhen yetecek kadar beraber olamadan boşalması bir cinsel
uyumsuzluk ortaya çıkaracaktır.
O halde erken boşalma diye adlandırılan sıkıntı bir cinsel yetersizlik
değil, sadece çözülmesi gereken bir sorundur,ve çözümü de basittir.
Bir partneriniz sizinle kurduğu ilişkide siz boşalmadan orgazma
ulaşabilir,diğeri ise daha geç orgazm oluyordur ve siz ondan önce
boşalabilirsiniz. Bu durumda kime veya neye göre erken boşalıyorsunuz .
Böyle olunca bu tamamen karşı tarafla uyum sorunu olup bir yetersizlik
değildir, ama var olan uyumsuzluğu da ortadan kaldırmak gerekir.
Tabi ki bu konuda yapılan çalışmalar ve istatistikler vardır ve
ortalamalar alınarak çıkarılan sonuçlar genel değerler olarak kabul
edilebilinir.
Buna göre;
Dr. Kiper Sınıflandırması © (2000)
1 -penis vajina ya girmeden önce boşalma olursa ileri derecede erken
boşalma
2 -penis vajina da iken 1 dakika veya daha altı zamanda boşalma orta
derece erken boşalma
3-penis vajinada iken 1 ila beş dakika arası boşalma erken boşalma
olarak kabul edilir.
Bu koşullar altında normal ilişki süresini penis vajinada iken en az 5
dakika ve üstü olarak kabul ediyoruz, ideali 5 ila 15 dakika arasıdır
ama bu dediğimiz gibi çiftlere bağlı, siz erken boşalabilirsiniz veya
partneriniz geç boşalabilir bu bir uyum sorunudur.
Erken boşalmanın nedenleri ne olabilir;
Erken boşalma sorunlu vakaların yüzde birinden az kısmı bedensel bir
takım sorunlara dayanmakta geri kalan ve neredeyse bütünü oluşturan
büyük çoğunluğu bedensel değil psikolojiktir,kontrol etmeyi bilmemekten
oluşur ve kısa sürede düzeltilir,nedir bu nedenler?
- yaptığımız çalışmalar sonucu en yaygın olarak rastlanılan konu gençlik
çağlarında yapılan mastürbasyonlardır, yakalanma korkusu ve aşırı
heyecan ile yapılan bu mastürbasyonlar da en önemli şey bir an önce
boşalıp o hazzı yakalamak ve yakalanmamaktı.
- ve erken boşalmanın önemli olduğunun kabul edildiği bazı gençlik
yılları da vardır,bu yıllarda tıpkı uzağa işemek, organ büyüklüğü
yarışması yada ilk orgazma ulaşan kişiyi bulmak için mastürbasyon
yarışmaları yapılırdı, ve bu yarışmayı kazanan kişi kahraman, imrenilen
kişi olurdu.
- gençlik yıllarında, sık sık, birden fazla orgazm olup sertleşme
sağlanıldığından boşalmanın geciktirilmesi akla bile gelmemiştir,ve amaç
sadece en erken şekilde boşalıp rahatlamaktır.
- cinsel açıdan ailevi baskı altında yetişmiş veya diğer faktörler
neticesi evlilik öncesi ilişki yaşayamamış veya mastürbasyon yapamamış
kişilerdeki aşırı duygu birikimine bağlı erken boşalma görülebilir.
- partnere aşırı ilgi ,bağlılık ve sevgi heyecanı arttırıp erken
boşalmaya neden olabilir.
- uzun süren cinsel perhizler sonrası kurulan ilişkilerde de erken
boşalma görülebilir.
- para karşılığı kurulan ilişkilerde tıpkı mastürbasyon gibi yalnız
olarak tek taraflı hazza yönelik duygular içerdiğinden orgazm
zamanlaması gibi bir sorun ortada yoktur, gene amaç boşalıp
rahatlamaktır.
Uyumsuzluk ;olaya seksüel paylaşım gerektiren,önem verilen başka bir
kişi katılınca ortaya çıkmakta ve o zaman anlaşılmaktadır.
Erken boşalma cinsel sıkıntılar içinde en kolay çözüme ulaştırılan ve
başarı olduğumuz konu olup gerekli olan kişinin önerileri düzenli
uygulaması ve terapi aldığı hekimi ile uyumlu çalışmasıdır.
Çözümde verdiğimiz cinsel eğitim ve öneriler bir çok kişinin aslında
bilebildiği veya bilinçsizce yaptığı şeyler olup burada önemli olan
belirli bir düzen ve sürede uygulanmasıdır.
Bir saatin çarklardan oluştuğunu hepimiz biliriz ama sökülen bir saatin
çarklarını uygun olarak yerleştirmeyi ancak bilen birisi yapabilir,bunu
içinde profesyonel destek almaktan çekinmeyiniz.
Boşalmayı kontrol etmek tıpkı bisiklete binmek gibidir , öğrenene kadar
sıkıntı çekebilirsiniz ama bir kez öğrendiniz mi bir daha unutmazsınız,
çok uzun ara verip tekrar bindiğiniz zaman başlangıçta belki kısa bir
süre yalpalar ama tekrar eski halinize dönersiniz.
Boşalma bir ateşleme mekanizması olup başladığı zaman hiç kimse hiçbir
yolla onu bastıramaz, geciktiremez, denetim altında tutamaz.
Yapmamız gereken şey ateşlenme noktasına gelmeden sistemi yavaşlatmak,
durdurmak veya kontrol altına almaktır.
Cinsellikte en önemli şeyin uyum olduğunu söylemiştik, orgazm
zamanlaması da (gerek erkeğin erken orgazmı, gerekse kadının geç
orgazmı) temelde çiftlerin karşılıklı olarak düzeltmeleriyle ilgili bir
konudur.
Nasıl ki erkeğin yaklaşımı ve sevecenliği ve de tavrı ile kadın orgazmı
öne alınabilinirse, kadının yardımıyla,eşlerin her ikisi de
isterse,pratik olarak her erkeğin orgazmının geciktirilebilineceği
bilinmelidir.
Kadın ve erkeğin ilişki sürelerini uzatmak için bir çok yol ve yöntem
mevcuttur.
Erkeğin erken boşalmasını engellemek için çeşitli yöntemler
uygulanmaktadır. Genelde kişiler önce bunları kendileri denemekte
başarılı olamayınca hayal kırıklığına uğramakta ,panik olmaktadırlar,bu
sorunun çözümü bir uzmandan destek almaktır. Hatta bu hayal kırıklıkları
giderek bir sertleşme sorunu halini almaktadır.Erken boşalan kişi,
partnerine yeterli olamamanın sıkıntısı ile seksten uzaklaşmakta ve
sertleşmede sorun yaşayabilmektedir. Evlilikler yıkılmakta ,ciddi
psikiyatrik sıkıntılar yaşanmaktadır. Çözümü çok çok basit olan böyle
bir olay için tedaviye gitmemek , ertelemek veya utanıp sıkılmak, cinsel
hayata küsüp hayatımızı ,yaşam kalitemizi düşürmenin hiç bir anlamı
yoktur.
Sistemli bir uygulama, eşler arası ve doktorunuz veya seks terapistiniz
ile uyumlu çalışma gereklidir ve eğer düzenli uygulanırsa çok kısa
sürede bu sorun ortadan kalmaktadır.
Biz bu konuda profesyonel destek almanızı ,bir seks terapi merkezine
kendiniz veya eşinizle beraber baş vurarak bu sorunu daha kısa sürede
çözmenizi öneririz.
İlaçlarla veya geciktirici spreylerle bu sorunlar çözülmez sadece
büyür.İlaçlar yan etkileri olarak da cinsel isteksizlik yapacaklar ve
ruhsal durumunuz daha da bozulacaktır.
Bu konu bir gerçektir ve bundan utanılmaz.Ve her gün bu konu ile ilgili
bir çok kişi doktorlara başvurmaktadır. Hepside sorunun çözümünü
sağlayıp huzur güven ve mutlulukla sağlıklı bir cinsel yaşantıya
kavuşmaktadırlar.
Bu sorun kesinlikle çözülmektedir.
Hayat çok güzel ve önümüzde, ve sizin bulunduğunuz yer olmak istediğiniz
yer, eğer bundan mutlu değilseniz çaba gösterin ve değiştirin.
Bedel (maddi-manevi) ödenmeden hiç bir şeye sahip olunmaz.Bu yüzden
böyle bir sorununuz varsa en yakın doktora başvurunuz.
Sizde kendinize saygı duyun, hayatınızı dolu dolu yaşayın.
Cinsellik hayatın temelidir ve de gereklidir, öyleyse doya doya ve
gururla yaşayın, çözümü çok basit olan bir erken boşalma için kendinizi
üzmeyin.
Karar verin , çözüme ve mutluluğa ulaşın.
Hayat kalitenizi yükseltin!!
Not: Bazı hastalarımız daha evvel erken boşalma sorunları olmadığını ama
yaşları ilerledikten sonra bu sorunun ortaya çıktığını söyleyip bunun
nasıl olduğunu sormaktadırlar,onların erken boşalma sorunu her zaman
vardı,farkında değildiler,gençken ilk ilişkide erken boşalıp hemen kısa
sürede ikinci ilişkiye hazır hale geldiklerinden ve de doğal olarak
ikinci ilişkide doygunluk fazla olduğundan boşalma daha geç oluyordu ve
dolayısıyla bunu telafi edebiliyorlar ve de partnerleri tatmin oluyordu
ve ortada sorun olmuyordu,yaş ilerledikçe cinsel güç azaldığından artık
gün içinde daha az sayıda veya tek sefer ilişki kurabiliyorlar ve de
dolayısıyla ilişkinin kalitesi ve süresi önemli hale geliyor.Böylece de
erken boşalma sorunu ortaya çıkıyor.
Kaynak:Mutlu insan
|
|
|
AnaSayfa |
|