| UROLOJİDE CİNSEL PROBLEMLER Kaynak: Mutlu İnsan |
Okumak istediğiniz konuyu seçiniz
01-
CİNSELLİĞİN FİZYOLOJİSİ
02- CİNSEL İSTEKSİZLİĞİN NEDENLERİ
03-
CİNSEL UYARILMA BOZUKLUĞU
04-
CİNSEL GÜÇSÜZLÜK
05-
İKTİDARSIZLIK
06- CİNSEL İLİŞKİ SAYISI
07-
SERTLEŞME SORUNU
08-
MASTÜRBASYON
09-
PENİS HASTALIKLARI
10-
PROSTAT HASTALIKLARI
11-
KADINDA CİNSEL İKTİDARSIZLIK
12-
ERKEK ORGAZM
13-
KADIN ORGAZMI
14- BİRLİKTE ORGAZM
15- KADINDA CİNSEL UYARILMA BÖLGELERİ
16-
CİNSEL İLİŞKİ SIRASINDA AĞRI
17-
ERKEKTE KISIRLIK
18-
GECE RÜYADA BOŞALMA
19-
CİNSEL İLİŞKİDE PREZERVATİF
20-
CİNSEL GÜCÜ ARTIRMAK
21-
ERKEK
CİNSEL SORUNLARI
22-
BOŞALMA
GÜÇLÜĞÜ
23-
KADINDA AĞRILI CİNSEL İLİŞKİ
24-
VAGİNUSMUS
25-
EVLENMEDEN ÖNCE YAPILACAK ŞEYLER
26-
İLK GECE
27-
KANSER TEDAVİSİNDE CİNSEL İŞLEV BOZUKLUĞU
28-
CİNSEL AKTİVİTE VE KALORİ
29- CİNSELLİKTE DOĞRU BİLİNEN
YANLIŞLAR
30- KÜÇÜK PENİS
31- ERKEKTE GECE BOŞALMASI
32- ERKEN BOŞALMA
CİNSELLİĞİN
FİZYOLOJİSİ:
Masters ve Johnson (1966) cinsel yanıtın dört basamaklı bir modelini
tanımlamışlardır:
Uyarılma:
Uyarılma fiziksel olabileceği gibi cinsel fantaziler gibi psikolojik ya da hem
psikolojik hem fiziksel uyarıcılar aracılığıyla sağlanabilir. Kadında vajinal
lubrikasyon (ıslanma) ve küçük dudakların kanla dolması ile oluşan uyarılma
sonucu erkekte peniste, kadında ise klitoriste ereksiyon (sertleşme) oluşur.
Uyarılma birkaç saate kadar sürebilir.
Plato:
Uyarılmanın tepe noktasına ulaşması sonucu oluşan bu ikinci basamakta erkekte
testisler büyüyerek yükselir; kadında vajinal duvarın dış dörtte üçünde orgazmik
platform adı verilen tipik kasılmalar oluşur ve meme büyüklüğü dörtte bir
oranında artar. Penis ve vajina hacminin artmasıyla renk değişiklikleri de
belirmeye başlar. Plato basamağı 30 saniyeden birkaç dakikaya kadar uzayabilir.
Boşalma ve orgazm:
Erkekte semenin (sperm, meni) güçlü bir şekilde dışarı atılması ile boşalma ve
çoğu kez orgazm oluşur. Erkek orgazmına prostat, seminal veziküller, vaza
deferens ve üretranın 4-5 ritmik kasılması eşlik eder. Kadında vajinanın alt
bölümünde istemsiz kasılma ile uterusda güçlü ve sürekliliği olan kasılmalar
olur. Dış ve iç anal sfinkterde de kasılmalar oluşur. Ayrıca büyük kas
gruplarında istemli ve istemsiz hareketler olur. Kan basıncı yükselir, kalp hızı
artar. Orgazm 3-15 saniye sürer ve bilinçte hafif sislenme görülür. Üretradan
sıvının geçişi erkeğe doruk doyum duygusunu verir. Prostat bir kez kasıldıktan
sonra “boşalmanın kaçınılmazlığı” adı verilen durum oluşmakta ve orgazm bu
boşalmaya paralel olarak yaşanmaktadır.
Çözülme (Rezolüsyon):
Genital organlardan kanın çekilmesiyle bedenin uyarılma öncesi durumuna dönüşü
olup, buna sübjektif bir rahatlama (gevşeme) duygusu eşlik eder. Orgazm
oluştuğunda çözülme hızlıdır, ancak bazen 2 ila 6 saat sürebilir. Çözülmenin
hızı aynı zamanda cinsel yanıt döngüsünün hangi hızda tamamlandığına bağlıdır.
Masturbasyon gibi döngünün hızlı tamamlandığı durumlarda çözülme de hızlıdır.
Buna karşın cinsel yanıt döngüsünün uzadığı durumlarda çözülme de yavaş
olmaktadır (Hawton 1985). Çözülme döneminden sonra kişiye göre değişen sürelerde
refraktör döneme girilir bu esnada yeni bir uyarılma sağlamak mümkün değildir.
Erkekte bu dönemin birkaç dakikadan birkaç saate kadar sürmesine karşın, kadında
çoklu ve ardı ardına orgazm kapasitesi olduğu bilinmektedir.
Masters ve Johnson cinsel yanıtın fizyolojik döngüsü içindeki evreleri
tanımlamakla birlikte, bu döngünün ön koşulu olan “cinsel istek” kavramına
değinmemiş, cinsel ilgi ve istek aşamasının tanımlaması daha sonra Kaplan (1979)
tarafından yapılmıştır.
Cinsel işlev bozuklukları
A.Tanımı
Cinsel işlev bozuklukları, cinsel ilgi veya yanıtın normal biçiminin sürekli
bozulması durumu olarak tanımlanabilir. Bu tanıma göre daha önceleri, “cinsel
sapma” olarak tanımlanan cinsel yönelim bozukluklarından farklı bir gruptur.
Yukarıdaki tanımlamanın şu nedenlerden dolayı tatminkar olduğu söylenemez:
Birincisi, çeşitli zamanlarda ve farklı insanlarda hatta aynı bireyde farklı
zamanlarda cinsel ilgi ve performans spektrumu o kadar geniştir ki, “normal”
deyimi neyin normal sayılacağı sorusunu akla getirmektedir. İkincisi herhangi
bir bireyin cinsel işlevlerinde bozulma var diyebilmek için o kişi veya
partnerinin bir sorun olduğunu düşünmesi gerekir; ancak bu düşünceye arkadaş
çevresi, medya, farklı tıbbi görüşler gibi çevresel faktörlerden kolaylıkla
etkilenebilmektedirler (Hawton 1989).
Cinsel işlev bozukluğu deyince aklımıza bedensel bir hastalığa bağlı olmayan,
kısa bir sürede kendiliğinden düzelmeyen veya kısa süreli de olsa sık tekrar
ederek süreklilik kazanmış, transseksüalite ya da homoseksüalite gibi cinsel
kimliği ilgilendiren sorunları veya teşhircilik, röntgencilik gibi cinsel eğilim
ve dürtü kontrolü sorunlarını içermeyen normal cinsel döngüyü bozan
rahatsızlıklar gelmelidir. Bu tanıma örneğin ilk defa geneleve gitmiş aşırı
heyecanlı, gitmeden alkol almış, uygunsuz bir ortam ve tavırla karşılaşmış bir
delikanlının o gün veya devam eden ve birkaç kez daha ortaya çıksa da sonrasında
düzelen sertleşme sorunu dahil edilemez. Ancak o günden sonra bu kaygıyla bir
çok ilişkisinde sertleşme sorunu tekrarlıyorsa bu durumda cinsel işlev
bozukluğundan söz edilebilir.
B.Cinsel İşlev Bozukluklarının Sınıflandırılması:
DSM IV’de (APA 1994) Masters ve Johnson’un (1966) tanımlamasından değişiklikler
yapılarak (uyarılma ve plato evreleri, uyarılma adı altında birleştirilmiştir)
ve Kaplan’ın sınıflaması gözönünde bulundurularak cinsel yanıt döngüsü :
1.Cinsel istek 2. Uyarılma 3. Orgazm ve 4. Çözülme şeklinde tanımlanmıştır.
DSM IV’e göre CİB, cinsel yanıtların bu fizyolojik döngüsünde oluşan bozulmalar
veya cinsel birleşme aşamasında oluşan ağrıyla karakterizedir ve CİB birden
fazla aşamada görülebilir.
İstek aşamasında her iki cinste cinsel ilgi ve istek bozukluğu (CİİB) veya
cinsel kaçınma bozukluğu görülebilir. Uyarılma aşamasında kadında cinsel
uyarılma bozukluğu, erkekte ise ereksiyon bozukluğu; orgazm aşamasında kadında
veya erkekte orgazm bozukluğu (geç veya ağrılı boşalma/boşalamama) ve erken
boşalma; cinsel ağrı bozuklukları ise kendisini her iki cinsiyette disparenü
veya kadında vaginismus biçiminde gösterebilir. Ayrıca bu işlev bozuklukları
birarada da bulunabilirler
Cinsel İşlev Bozukluğu Nedenleri
Organik (bedensel hastalık) nedenler önemli yer tutmaktadır. Ancak organik
nedenler genellikle tek başına değil, psikolojik etkenlerle birlikte cinsel
işlev bozukluklarının ortaya çıkmasında rol alır. Organik nedenler temelde:
Vasküler (damarsal) nedenler
Hormonal nedenler
Nörolojik nedenler biçiminde sınıflanabilir.
Hawton’a göre (1989) cinsel işlev bozukluklarının psikolojik nedenleri:
Hazırlayıcı (yatkınlaştırıcı) nedenler:
Yasaklayıcı bir biçimde yetiştirilme, bozuk aile ilişkileri, travmatik cinsel
deneyimler, yetersiz ve yanlış cinsel bilgiler (cinsel mitler).
Ortaya Çıkarıcı (başlatıcı) nedenler:
Eşler arası ilişkide bozulma, doğum, partnerde CİB, sadakatsizlik, başarısız
deneyim, depresyon ve anksiyete, travmatik cinsel deneyimler, yaşlanma, organik
hastalıklara tepki, yetersiz ve yanlış bilgiler.
İdame Ettirici (sürdüren) nedenler:
Performans kaygısı, başarısızlık korkusu, partnerin abartılı istekleri,
partnerler arasında iletişim bozukluğu, suçluluk duyguları, partnerler arasında
çekicilik kaybı, cinsel alan dışındaki ilişkilerde bozulma, yakın ilişkiye girme
korkusu, yetersiz ve yanlış cinsel bilgiler, ön sevişmenin kısıtlılığı,
depresyon ve anksiyete.
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
____________
Tavsiye Et
YorumYaz
CİNSEL İSTEKSİZLİĞİN NEDENLERİ:
Türkiye için hala kapalı kutu görümünde olan cinsellikle ilgili sorunlar, kadın
ve erkekleri farklı etkiliyor. 40 yaşını geçen erkeklerin yüzde 52’ sinde
değişik düzeylerde cinsel fonksiyon bozukluğu görülüyor. Kadınlarda ise, cinsel
soğukluk orgazm olamama ve vaginusmus sorunları en önemli hastaneye başvuru
nedenleri arasına yer alıyor. Uzmanlara göre cinsel sorunlar birçok nedenin bir
araya gelmesinden doğuyor.
Cinsel deneyimin yetersizliği, cinsel bilgilenmenin eksikliği yada yanlışlığı,
eşle olan genel ilişkinin zayıflığı, katı yetiştirilme tarzı, yerleşik yanlış
inanışlar, kalıp yargılar ve başarısızlık endişesi başlıca psikolojik faktörler
arasında yer alıyor.
Erkeklerin cinsel sorunlarının başında ereksiyon olamamak geliyor. Araştırmalar
bu sorunun önümüzdeki 5 yıl içinde dünyada 400 milyon erkeği ilgilendireceğini
gösteriyor.
5 Milyon erkekte ereksiyon güçlüğü sorunu var.
Dünya verileri Türkiye’ ye uyarlandığında, ülkemizde değişik düzeylerde
ereksiyon güçlüğü olan 5 milyon erkeğin bulunduğu ortaya çıkıyor.
Kadınların cinsel sorunlarının çözümünde yaşanan en önemli eksiklik ise Türkiye’
deki cinselliğin hala tabu olmasından doğuyor.
Ülkemize genç kızların hala evlenmeden önce jinekoloğa gitme yüzdesi çok düşük.
Bu nedenle var olan hastalıklara zamanında müdahale edilemiyor.
Cinsel konularda eğitimsiz olan kadınlar, cinsel isteksizlik duydukları
konusunda bir karara dahi varamıyorlar ya da bilgisizlikten doğan nedenlerle
isteksizlik duymalarına neden olacak travmatik deneyimler yaşıyorlar. Özellikle
kadınlar için en önemli sorun; cinsel isteksizliklerini doğal kabul etmeleri…
Her 10 Erkekten 3’ ünde Cinsel İşlev Bozukluğu Var
Türk erkekleri için cinsellik hayatlarının çok önemli bir parçası. Ancak cinsel
sorunları yok sayıyorlar. Hem erkek hem de kadınların çoğu bu sorunları hafife
alıyor, tıbbi sorun olarak algılamıyor, çoğu zaman geçici olduğunu düşünüyor ve
yaşlanmanın doğal bir parçası olarak görüyor. Toplumumuzda her 10 erkekten 3’
ünde , yaşa bağlı olarak da her 100 kadından 19-50’ sinde cinsel işlev bozukluğu
bulunuyor. Yapılan araştırmalar; cinsel sağlık sorunlarının 40-80 yaş arasındaki
erkek ve kadınların üçte birinden fazlasını etkilediğini ancak bu sorunları
partneri ile ya da doktoruyla konuşmanın sayısının az olduğunu ortaya çıkardı.
Cinsellikle ilişkili, fiziksel, ruhsal ve sosyokültürel sağlık ve esenlik
sürecinin kesintisiz olarak yaşanması olarak değerlendirilen cinsel sağlık; hem
erkek hem de kadında ilişkileri, mutluluğu ve yaşam kalitesini doğrudan
etkiliyor.
40-80 yaş arasındaki kadın ve erkeklerin cinsel sağlıkları ile ilgili tutum ve
inanışlarını öğrenmek, seksin ve cinsel yaşamın önemini ve yaşamımızdaki rolünü
tespit etmek, kadın ve erkeklerin cinsel fonksiyon bozukluğu konusundaki tedavi
arayışlarını belirlemek ve cinsel yaşama ilişkin tutumları değişik toplum ve
kültürler ile karşılaştırabilmek için Prizer İlaç "Global Cinsel Tutum ve
Davranışlar" konulu dünya çapında bir araştırma yaptırdı. Aralarında Türkiye’
nin bulunduğu 32 ülkede 40-80 yaş arasındaki 27 bin 500’ den fazla kadın ve
erkeği kapsayan bu araştırmanın sonuçları dikkat çekti.
Türkiye ayağında; İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Samsun, Diyarbakır ve Erzurum
illerimizdeki 1500 kadın ve erkekle yüz yüze görüşme yapıldı.
Araştırmaya göre, tüm yaş gruplarındaki kadınlar arasında cinsel ilişkiye girme
sıklığı ayda 1-4 kez arasında değişiyor. Türk erkeklerinin ve kadınlarının diğer
ülkelere kıyasla daha büyük bir bölümü (yüzde 60) , cinsel performanstaki
azalmanın ikili ilişkileri etkileyeceğine inanıyor. Diğer ülkelerdeki
erkeklerden farklılık gösteren sonuçlardan biri , Türk erkeklerinin yaklaşık
dörtte üçünün , erkeğin cinsel ilişkiye girebilmesinin ilişki açısından önemli
olduğunu düşünmesidir.
İlişkiye girme yaş ilerledikçe azalıyor.
Cinselliğin yaşamlarının önemli bir parçası olduğunu düşünen Türk kadınlarının
oranı, erkeklere göre daha düşük olmakla birlikte, diğer ülkelerdeki kadınlarla
benzerlik gösteriyor. Diğer dünya ülkelerinden farklı olarak, Türk erkekleri
arasında cinselliğin yaşamlarının önemli bir parçası olduğunu düşünenlerin oranı
çok daha yüksek bulunuyor. Özellikle 40-49 yaş arasındaki kadınlardaki
cinselliğe önem verenlerin oranı anlamlı şekilde düşüyor.
Araştırmaya göre, Türk erkek ve kadınlarının ortalama olarak yüzde 71’i son bir
yıl içinde cinsel ilişkiye girmiş. Erkekler arasında son bir yıl içinde cinsel
ilişkiye girdiğini belirtenlerin oranı ise yüzde 83. Cinsel ilişkiye girme
sıklığı yaş grubu yükseldikçe azalıyor.
Araştırma’ da Türkiye’de partneriyle ilişkisinin fiziksel olarak zevk verici ve
duygusal olarak tatmin edici olduğunu düşünen erkeklerin oranı kadınlara kıyasla
daha yüksek bulundu. Erkeklerin bu konudaki memnuniyet düzeyleri yaş ilerledikçe
düşüyor. Kadınlar arasında ise özellikle 40-49 yaşından sonra, memnuniyet
düzeyinde anlamlı azalma görülüyor. Türk kadınlarının memnuniyet düzeyleri diğer
ülke kadınlarına kıyasla daha düşük.
Erkekler arasında herhangi bir nedene bağlı cinsel işlev bozukluğu sorunu
yaşayanların oranı yüzde 28, kadınlarda ise yüzde 43 civarında oluyor.
Erkeklerin tüm yaşlarda yaşadığı sorunlar genelde erken boşalma ve cinsel
ilişkiden zevk almama olarak açıklanıyor.
Tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi Türk erkek ve kadınları da, cinselliğe olan
ilginin kadınlarda 50’ li yaşlarda, erkeklerde ise 60’ lı yaşlarda azaldığını
düşünüyor.
Araştırmanın en çarpıcı sonucu ise cinsel işlev bozukluğu için çare arama
yaklaşımları oldu. Cinsel sorun yaşayanların sadece yüzde 12’si bu sorununu
doktor ile konuşuyor. Cinsel sorunlar eş, partner veya arkadaş ile paylaşılan
kitap, dergi vb. kaynaklardan bilgi edinilmesi gereken bir sorun olarak
algılanıyor. Çünkü cinsel sorunlar ciddi olmayan, geçici olduğu düşünülen, tıbbi
bir sorun olarak görülmeyen ve yaşlanmanın doğal bir parçası kabul edilen bir
süreç olarak algılanıyor.
CİNSEL UYARILMA BOZUKLUĞU:
Bu grupta erkek erektil bozukluğunu ve kadın uyarılma bozukluğunu kapsar. Tanıda
hastanın cinsel aktivitesinin süresi, yoğunluğu, odağı göz önüne alınmalıdır.
Eğer cinsel uyaran odağa yönelik değil ise, yoğunluk ve süresi yetersiz ise tanı
konmamalıdır. Kadınlar: Evliliğini göreceli olarak mutlu şekilde yürüten
kadınlarda %33 oranında uyarılma problemi tanımlanmıştır. Uyarılmayı
sürdürmedeki zorluk psikolojik çatışmaları (anksiyete, suçluluk ve korkular)
veya fizyolojik değişmeleri yansıtabilir. Testesteron, östrojen, prolaktin ve
tiroksin gibi hormon seviyelerinde değişmeler ve antihistaminik ilaç
kullanımının uyarılma bozukluğunun etiyolojisinde rol oynadığı ileri
sürülmüştür. Erkekler Bu hastalık erkeklerde erektil disfonksiyon veya impotans
olarak adlandırılmaktadır.
Cinsel güçsüzlük (Empotans) erkekte penisin
sertleşememesidir. Hekimlerin karşısına sık çıkan bir yakınmadır ve hastaya
büyük sıkıntı yaşatır. Genç erkeklerdeki prevalansı %8 olarak tahmin
edilmektedir. Bununla beraber daha geç yaşlarda da ilk kez görülebilir. Değişik
yöntemlerle impotansın organik mi yoksa psikolojik mi olduğu anlaşılır.
Bu
yöntemler nokturnal penil tumescence (geceleri kendiliğinden olan ereksiyonlar)
izleminden , ultrasonografi ve penis içerisine ereksiyon sağlayıcı madde (papaverin
) enjeksiyonuna kadar uzanabilir. Nedeni anlamakta iyi bir hastalık öyküsü son
derece değerlidir. Kendiliğinden olan ereksiyonlar (REM uykusunda olan) oldukça
değerlidir. Böyle bir durumda impotansın psikolojik faktörlerle meydana geldiği
düşünülmelidir. İmpotansın psikolojik nedenleri çözülmemiş ödipiyal veya
preödipiyal çatışmalar, cezalandırıcı süper ego, güven duygusunun gelişmemesi ve
yetersizlik duyguları olabilmektedir. Erektil disfonkısiyon denilen bu durum
eşler arası ilişki sorunlarının varlığını da gösterebilir. ...
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
CİNSEL GÜÇSÜZLÜK:
Ülkemizde ve dünyada erkeklerin daha çok ileri yaşlarda olsa da artık genç
yaşlarda da sık karşılaştığı bir hastalıktır. Cinsel güçsüzlük çok çeşitli
şekillerde tanımlanabilir ama kısaca erkeğin cinsel gücünden memnun olmaması
olarak da tarif edilebilir. Bazen bu durum gerçek bir cinsel güçsüzlük değilse
de kişi hekime başvurmaktadır. Özellikle şehir yaşantısının getirdiği stres ile
bu hastalığın hem sıklığı artmış hem de daha genç yaşlarda görülmeye
başlamıştır. Cinsel güçsüzlükte neden ya ruhsal ya da bedenseldir.
Burada ilke
olarak hasta öncelikle bir üroloji uzmanı tarafından değerlendirilir ve bedensel
bir neden olup olmadığı araştırılır. Eğer böyle bir neden saptanmazsa veya
ruhsal bir neden düşünülürse bir psikiyatri uzmanına yollanır. Bazen her iki
nedende mevcut olabilir ve bu nedenle her iki branştaki hekim tarafından tedavi
gereklidir. Bazen ortaya çıkan bedensel hastalıklar nedeniyle hastanın bir iç
hastalıkları veya beyin cerrahi uzmanı tarafından da tedavisi gerekebilir.
Bedensel hastalık olarak çeşitli hormon hastalıkları, şeker, böbrek, karaciğer,
kalp-damar hastalıkları gibi nedenler bulunabilir. Kullanılan çeşitli ilaçlar
nedeniyle olabilir. Sonuçta erkeklik organının damarlarında veya sinirlerinde
hasar meydana gelir.
Genelde bu hastalıklarda yakınmalar yavaş yavaş gelişir.
Kavga, ani stres gibi durumlarda başlangıç anidir ve çoğu zaman bu neden hasta
tarafından da fark edilir.
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
İKTİDARSIZLIK
Belirtiler Diğer İsimleri: Erektil disfonksiyon, sertleşme bozukluğu. Erkeğin
cinsel isteğinin olmasına karşın penis damarlarında kan toplanamaması ve
sertleşmemesi (ereksiyon olmaması) veya cinsel birleşmeyi sağlayacak yeterli
sertliği koruyamamasıdır. Her erkeğin her zaman ve bütün koşullarda yeterli
ereksiyonu sağlaması beklenemez. Ruhsal gerginlikler, yorgunluk, ilişkideki
problemler zaman zaman ereksiyonun başarısız olmasına sebep olabilir. Ancak
ereksiyon problemi ısrarcı olursa ve cinsel birleşmeyi sık sık engellerse bir
doktordan yardım alma gerekliliği var demektir. Bazı araştırmalara göre hafif ve
orta derecede empotans da dahil edilirse 40-70 yaş arası erkeklerin % 70 'ini
etkiler.
NEDENLER: Birkaç yıl öncesine kadar impotans' ın en büyük nedeninin
psikolojik ve yaşam tarzı ile ilgili olduğu düşünülürdü. Aşırı sigara ve alkol
kullanımı, bazı ilaçlar yan etki olarak ereksiyon bozukluklarına sebep
olabildiği gibi son zamanlarda yapılan araştırmalarla sinirler, arterler veya
toplardamarları etkileyen herhangi bir hastalığın ereksiyon bozukluğuna sebep
olabileceğini göstermiştir.Penisin içinde idrar yoluna paralel iki adet süngersi
silindir vardır. Erkek cinsel açıdan uyarıldığında sinir sistemi penisi
sertleşmesi için uyarır. Penise gelen kan damarları bu süngersi silindirleri
kanla doldurmak için gevşerler. Bu da ereksiyonu sağlar.
Eğer herhangi bir sebeple bu aşamalardan birisi engellenirse ereksiyon
bozukluğu oluşur. Bu sebepler şunlar olabilir. Fiziksel Hastalıklar ve
Bozukluklar: Akciğer, karaciğer, kalp, böbrek, sinir, arter veya venlerin kronik
hastalıkları impotansa sebep olabilir. Özellikle şeker hastalığı gibi endokrin
hastalıklar bir sebeptir. Damar sertliği penise yeterli kanın girmesine engel
olabilir. Bazı erkeklerde testesteron (erkeklik hormonu) azalması da empotansa
neden olabilir. Ameliyat veya travma:Leğen kemiği veya omurgalardaki
yaralanmalar bazen empotans sebebi olabilir. Prostat, mesane veya rektum kanseri
sebebi ile yapılan ameliyatlarda empotansa sebep olabilirler. İlaç Tedavileri:
Antidepresanlar, antihistamimikler, hipertansiyon ilaçları veya prostat kanseri
tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar ereksiyon bozukluğuna sebep olabilir. Madde
kullanımı: Alkol, esrar veya diğer uyuşturucu maddelerin kullanımı ereksiyon
bozukluğuna sebep olabilir. Aşırı sigara içilmesi de penise giden arterlere
zarar verebilir. Stres, anksiyete veya depresyon: Psikolojik bozukluklar
ereksiyon bozukluğunun sebeplerinin % 10-15 ini oluşturur.
TEŞHİS: Empotans tanısında en önemli şeylerden biri doktorunuza
tıbbi ve seksüel hikayenizi ayrıntılı biçimde anlatmanızdır.Doktorunuz şunları
bilmek isteyecektir:
• Ereksiyon ile ilgili probleminiz ne zaman başladı?
• Ereksiyon probleminiz bazen mi oluyor yoksa sürekli mi? Hangi şartlarda
problem kötüleşiyor.
• Hayatınızda ereksiyon bozukluğuna sebep olabilecek faktörler var mı? İş
hayatınızda veya eşinizle ilişkilerinizde gerilimleriniz var mı? •
Ereksiyon bozukluğunu sadece eşinizle mi yaşıyorsunuz?
• Masturbasyon yaptığınızda ereksiyon yeterli oluyor mu?
• Ereksiyon esnasında ağrınız oluyor mu?
• Eşinizden tedavi olmanız gerektiğine dair bir uyarı aldınız mı?
• Ayrıca doktorunuz geçmişte geçirdiğiniz ameliyatları, ilaç, alkol,
sigara veya uyuşturucu kullanıp kullanmadığınızı, yakın zamanda kilo kaybı veya
alımı olup olmadığını, geçirdiğiniz ruhsal sıkıntıları bilmek isteyecektir. Daha
sonra detaylı bir fiziksel muayene yapılır.Bu muayenede boyun, göğüs, karın ve
penis ve testisler ağırlıklı olmak üzere genital bölgenizi inceleyecektir.
Rektal muayene de işlemin bir parçasıdır. Laboratuvar Testleri:Prolaktin
hormon düzeyi, testesteron düzeyi, kan sayımı, kandaki kolesterol ve kan şekeri
düzeylerini belirleyebilmek için laboratuvar testleri yapılır.Bunların dışında
daha uzak organlarda empotansa neden olabilecek bir hastalığın var olup
olmadığının tesbiti için karaciğer, böbrek ve tiroid ile ilgili bir takım
testleri yapılabilir. Bazen de penisinize bir ilaç enjekte edildikten sonra
oluşan ereksiyon esnasında kan akışının ölçülmesi için bir ultrason tetkiki
yapmak gerekebilir.
Laboratuvar Testleri: Prolaktin hormon düzeyi, testesteron düzeyi,
kan sayımı, kandaki kolesterol ve kan şekeri düzeylerini belirleyebilmek için
laboratuvar testleri yapılır.Bunların dışında daha uzak organlarda empotansa
neden olabilecek bir hastalığın var olup olmadığının tesbiti için karaciğer,
böbrek ve tiroid ile ilgili bir takım testleri yapılabilir. Bazen de penisinize
bir ilaç enjekte edildikten sonra oluşan ereksiyon esnasında kan akışının
ölçülmesi için bir ultrason tetkiki yapmak gerekebilir.
TEDAVİ: Beslenme, egzersiz ve kişisel alışkanlıklar: Sigara ve alkol alımı
sınırlandırılmalı, ilaç alışkanlıklarından kurtulunmalıdır. Düşük kolesterol
içeren besinlerle beslenmeli ve kolesterol düzeylerinizi takip etmelisiniz.
Egzersiz empotans için risk faktör olabilecek kalp-damar hastalıklarının
önlenebilmesi için çok önemlidir. İlaç Tedavileri: Son zamanlarda oldukça
iddialı olarak piyasaya çıkan birtakım ilaçlar ereksiyon konusunda yardımcı
olabilmektedir.
Ancak kişilere normal ereksiyon yeteneğini kazandırmadıkları
akıldan çıkarılmamalıdır. Birkaç yıl önce piyasaya çıkan ve tüm dünyada
sansasyon yaratan sildenafil, verdenafil, tadalafil etken maddeli ilaçların
penis içindeki kan dolaşımını arttırdığı ve ilişkiden 30 dk önce alındığında
ereksiyonu sağlayarak hastaların % 80 inde etkili olduğu iddia edilmektedir.
Ancak bazı yan etkileri vardır. Hastaların % 10 unda ilişkiden saatler sonra
dahi devam eden yüz kızarması, %17 sinde baş ağrısı şikayetleri
bildirilmiştir.Mide yanmaları ve görme bozukluğu da rapor edilmiştir. Ender
vakalarda 3 saat kadar süren ereksiyon oluşmuştur. Bu ilaçları anginası veya
kalp-damar rahatsızlıkları olan kişiler kullanmamalıdır.Bu ilaçlar nitrogliserin
içeren ilaçlar (monoket, monolong, isordil gibi) ile birlikte alınmamalıdır.
İlgili uzmanın muayenesinden sonra ancak reçete ile alınabilirler. İntauretral
Tedavi: İdrar yaptıktan sonra bir aplikatörle idrar yoluna konulan küçük
fitillerdir.Fitil uygulandıktan sonra kolay çözünebilmesi için penis hafifçe
ovalanır. Penis içindeki kan dolaşımını arttırarak etki eder.Başarı oranının %
40’ lara yakın olduğu rapor edilmiştir. En sık görülen yan etkileri penis,
testisler, idrar yolunda ağrı duyulmasıdır (kullananların yaklaşık yarısında
görülür). Nadiren idrar yolunda kanama, tansiyon düşmeleri, sersemlik ve bayılma
görülebilir. İlişkide bulunulan eşin vajeninde yanma hissi yaratabilir.
İlişkide
bulunulan eş hamile ise kesinlikle kullanılmamalıdır. Prostoglandin allerjisi
olanlar, lösemi ve orak hücreli anemi hastaları kullanmamalıdır. Enjeksiyon
Tedavisi: Süngersi tabaka yanından penise enjekte edilen bir takım ilaçlarla 15
dakika içinde yarım saat sürecek bir ereksiyon sağlanabilir. Enjeksiyon küçük
iğnelerle yapılır. Enjeksiyon yerinde ağrı, morarma, tansiyon yükselmesi, baş
ağrısı, sersemlik gibi yan etkileri vardır. Pompa Tedavisi: 1900 yıllarında
keşfedilmiş basit bir pompa ile penis içindeki kan akışı arttırılarak ereksiyon
sağlanır. Pompa kullananların % 80 i sonucun tatmin edici olduğunu
söylemektedirler. Penil Protezler: Oldukça pahalıya mal olan bu yöntemde penise
yerleştirilen protez ile ereksiyon sağlanmaktadır. Hasta istediği zaman
ereksiyonu sağlayabilir. Çeşitli tipleri mevcuttur. Bazılarında penis sürekli ereksiyonda kalır. Bazılarında ise ilişkiden sonra yumuşama sağlanabilir.
Cerrahi bir işlem gerektirir. Uygulanan hastaların % 80’ i olumlu sonuç
almıştır.
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
____________
Tavsiye Et
YorumYaz
CİNSEL İLİŞKİ SAYISI:
Birinci grup hislerini başkalarına göre ayarlayanlar, İkinci grup ise
hissettiklerinin dolayısıyla yaşadıklarının yeterli olmadığını düşünen veya bunu
hissedenlerdir. İkinci grup bir sorunun varlığını hisseden veya yaşayanlardır ki
bunlar bir hekime baş vurup nedenini öğrenip çözüm sağlamalıdırlar,bunu da
çekinmeden yapmaları gerektiğini neden çekinmemeleri gerektiğini yazının
devamında okuyacaklar. Üreme içgüdüsünün sonucu olarak cinsel istek vardır ve
cinsellik yaşanır,yaşanmak zorundadır.Çünkü içgüdüler doğuştan
vardırlar.
Canlının yaşamını devam ettirebilmesi için bunları yapması
gerekir.(Yemek yemek gibi) İçgüdüler değiştirilemez.Yok edilemez ve birinin
yerine diğeri konulamaz. Yaşamak demek kabaca insan bedeninin canlı olarak
dünyada bulunmasıdır.Her canlı yaşamının bitmesini istemez.Bedeninizi dünyada
devamlı bırakmak istersiniz.O zaman bedeninizi dünyada bırakmak için tek yolunuz
kopyalama şansınızdır bu kopyalamayı da çocuk yaparak sağlarız,bedenimizin
kopyası çocuğunuz sizden sonrada bedeninizin canlı olarak dünyada kalmasını
sağlayacaktır.
Siz değil misiniz çocuğunuzu, o benim kanım canım diye seven.
Cinselliği evet zevk için de yaşarız.Ama bu zevk üreme içgüdünü giderebildiğimiz
doyurabildiğimiz içindir.Yemek yemenin karnımızı doyurması bu doygunlukla açlık
hissinin kaybolup o süre için bedenimize gerekli enerjiyi sağlayıp yaşamda
kalabilmeyi garantilediğimiz içindir ve bu bize zevk verir. Cinsel güç miktarı 3
ana nedenden dolayı değişebilir. 1)Bedensel nedenler: Cinsel isteğin az olması
bazen bedensel nedenlerden dolayı olmaktadır.Bunun içinde belirtilen hormon
eksiklikleri,bedensel bazı hastalıklar veya başka bir hastalık için kullanılan
ilaçların yan etki olarak kalıcı veya geçici cinsel isteksizlik yapmasıdır.
#Burada önemli bir ayrımı vurgulamak isterim.Cinsel isteksizlik dedik cinsel
yetersizlik değil.Cinsel yetersizlik cinsel arzunun olup bunun bedensel bazı
eksiklilikler bozukluklar yüzünden gerçekleştirilememesidir.Mesela erkekte cinsel
birleşme arzusu var ama bir hastalık yüzünden penisinde sertleşme olmuyor.Cinsel
isteksizlikte ise bunu yapmak için zaten istek yok. 2)Psikolojik nedenler:
İnsanın içgüdülerinde öncelik sırası vardır.
Birinci sıradakiler yaşamınızı devam
ettirmek için yapmak zorunda olduğunuz şeylerdir.Mesela su içmek gibi.Su
içmezseniz kısa sürede ölürsünüz.Kişinin birinci hissi o günkü varlığını
sürdürebilmek için gerekli şeyleri yapma zorunluluğudur.Bunu tamamladıktan sonra
ancak diğerlerine sıra gelir.Bunun en basit komik örneği '' fakirin karnı
doyunca nokta noktası kalkar'' örneğidir.Sağlıklı bir cinsel arzu duyabilmek ve
cinsellik yaşayabilmek için bir kişinin önce o gün için çözmesi gerekli olan
şeyleri çözmesidir.Uykusunu uyuması, yemeğini yemesi ,barınacak yerini sağlaması
gibi ve yarını için de en azından çok fazlaca kaygı duymamasıdır.Demek ki gelecek
sorunlarınız kadar gündelik sorunlarınız cinsel isteğinizi etkilemektedir.Bunun
yanı sıra cinsellik-cinsel istek bir hesaplar zinciridir.
Cinsellik isteyerek
yaşandığında her zaman zevk verecektir.Ama bununda bir bedeli vardır.Bu bedel
bazen getirdiği hazdan daha fazla acı ve mutsuzluk verebilir.Bu gibi durumlarda
beyin kişiyi koruma altına alarak negatif etkilerden koruyup daha fazla acı
çekmesini engellemek için cinsellik dürtüsünü bir süreliğine baskılayabilir veya
başka yerlere yönlendirir.Ama bu bir çözüm sağlamaz çünkü güdüleri yaşamak
zorundayız ve başka yere yönlendiremeyiz.Kısa sürede bunu çözmek gerekir.
Cinsellikteki negatif etkiler kızlık zarı korkusu, gebe kalma kaygısı can acısı
duyma kaygısı cinsel yasaklamalar cinselliği kötü kabul etme anne baba ve
çevrenin ne düşüneceği fikri çirkin beden veya herhangi bir organ kaygısı utanma
mukayese edilme korkusu kullanılma kaygısı daha önceden cinsel tacize uğramış
olmak yetersiz olup alay edilmesi fikri cinsel hastalık veya bulaşıcı hastalık
kapma korkusu pişmanlık korkusu aldatılma aldatma partnerin; kendisi hakkında ne
düşüneceği ona nasıl davranacağı başkalarına anlatıp anlatmayacağı, bu ilişki
yüzünden bir sorun yaşatıp yaşatmayacağı gibi nedenlerdir.Bu nedenlerin baskın
olduğu durumlarda insan bunların getireceği negatif etkileri yaşamamak için
cinsellikten uzaklaşırlar.
Partneri beğenmemek veya istememek veya zorunluluktan
beraber olmakta cinsel isteği azaltıcı nedenlerdendir. 3)Bedensel ve psikolojik
nedenlerin birbiriyle etkileşimde olduğu dönemler: Yukarıda saydığımız
nedenlerin herhangi birinin diğeriyle beraber olmasıdır. Bahsettiğimiz bütün
nedenlerden dolayı kişilerin cinsel istek duyma seviyeleri zamandan zamana
partnerden partnere koşuldan koşula farklılık gösterecektir.Bunun belirli bir
sayısı yoktur.Nasıl acıkınca yemek yiyorsanız isteğiniz varsa ve koşullarınız da
uygunsa yaşayabileceğiniz kadar yaşayacaksınız.Zorunlu bir rakam yok.
Bu konuda
elde var olan sayılar belli miktarda aynı yaştaki kişilerin cinsel yaşamlarının
istatistiksel ortalamalarıdır.Sizin için hiç bir gerçeklik ifade etmez.Var olan
sizin kendi gerçeğinizdir. Cinsel istekte ve ilişkideki sınır, partnerinize ve
kendinize bir şeylerin eksik kalmadığını hissettiğiniz andır. İşte bu
yeterliliktir ve koşullara ve kişiye göre değişir.Şunu da unutmamak gerekir ki her
partneri tatmin edemezsiniz.Bunu yapmaya çalışırsanız yıldızları yakalamaya
çalışan hayalperestler gibi olursunuz. Gelelim özellikle erkeklerin merak
konusuna
1) Erkeklerde cinsel istek nasıl arttırılır?
2)yine erkeklerin sorduğu
bir soru kadınlarda cinsel istek nasıl arttırılır? Sağlıklı bir yaşam, sağlıklı
bir beslenmeyle yani düzenli yaşayıp stresten, gerekli sorunlardan uzak durup
beslenmenize de özen gösterirseniz spor yaparsanız ve de akıllı olursanız daha
evvel yazmış olduğumuz cinsel isteği azaltıcı nedenlerden kurtulmuş olur daha
arzulu ve daha güzel bir cinsel yaşantıya sahip olursunuz. En önemli şeylerden
biri beslenmedir.Cinsel isteği artırıcı özel bir gıda rejimi yoktur.Sağlıklı
beslenip gerekli protein ve vitamini alırsanız faydasını göreceksiniz. Bu arada
hemen viagra gündeme gelebilir,bu tip haplar cinsel isteği olup çeşitli
nedenlerden dolayı yeterli sertleşme sağlayamayan kişilerde faydalıdır.Penis
sertleşmesi sağlar.Cinsel arzusu olmayan kişiye bu tip haplar verildiğinde
herhangi bir cinsel istek gelişmeyecektir.Bu yüzden cinselliği çevrenizdekilerin
söylediklerine göre değil kendi hissettiğinize göre yaşamalısınız.Doğrusu budur
yoksa dilin kemiği yok.Yaşadığınızı yaşayın istediğinizi söyleyin.Bu sefer
onlarda sizin gibi düşünüp dursunlar. Cinsel isteği arttırıcı bazı özel maddeler
vardır ama bunlar gerekli görüldüğü zamanlarda doktor tarafından verilen ve
kontrol altında verilen maddelerdir.Kendi başınıza kullanamayacağınız
kullandığınızda fayda yerine zarar göreceğiniz şeylerdir. -Cinsel isteksizlik
duyduğunuzu ,yaşadınız veya hissettiğiniz cinselliğin yeterli olmadığını
hissediyorsanız bir hekime baş vurabilirsiniz.Sorun varsa ortaya çıkarılır
bedensel veya psikolojik tedavisi yapılır ve çözüme kavuşursunuz.Bunda utanmaya
veya çekinmeye gerek yoktur.Rahatlıkla bu konuda destek almaktan çekinmeyiniz.
Lütfen cinselliği bu güzel hissi kendi kendinize etraftan duyduklarınızı zehir
etmeyiniz.Çünkü cinsellilik insan hayatında çok önemli bir yer tutmaktadır;güzel
bir cinsel ilişki sonrası hayata daha olumlu baktığınızı ve daha pozitif
düşündüğünüzü ve daha başarılı olduğunuzu biliyorsunuz.Bu hislerin getirdiği
mutluluğu yaşamak istiyorsanız başkalarının düşüncelerine göre değil
hissettiğiniz gibi ve doğru kaynaklardan bilgi alıp yönlenerek
yaşamalısınız.Sağlıklı daha mutlu güzel günlere.
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
SERTLEŞME SORUN
Sertleşememe birçok erkeğin özellikle de orta yaş ve üstü erkeklerin birçoğunun
ciddi bir kaygısıdır. Erkek sekste daha çok penisiyle değerlendirilmektedir.
Kadın yapısı gereği, istemese de uygun olmasa da erkeğe vereceği cinsel hizmet
yönünden özel bir hazırlık yapmasına gerek yoktur. Her zaman her yerde her
şekilde ilişkiye girebilir. Bundan zevk alıp almayacağı ayrı bir konudur. Erkek
ise cinselliği yöneten ve bitiren taraf olarak hazırlanmalı ilişkiye uygun ve de
bu ilişkiyi sürdürebilecek halde olmalıdır; bu da basit açıklama ile erkeğin
penisinin sertleşmesi ve bu sertliği sürdürme sürecidir( tabii ki ideali bu
süreye kadının hazırlanma süresini de eklemektir!!)
Erkekte genç yaştaki
her koşulda sertleşme imkanı yaş ilerledikçe bedensel eskimeye, sosyal ve
ekonomik koşullara, strese de bağlı olarak azalacaktır. Sertleşme yetersizliği
veya sertleşememe sorunu üç nedenden oluşabilir. 1- Bedensel durumlar 2-
Psikolojik durumlar 3- Hem bedensel hem de psikolojik nedenlerin beraber olduğu
durumlar Sorunun nerede olduğunu bulmak ilk önce sorgulama ile olur. Cinsel
ilişkide sertleşme problemi olan kişinin mastürbasyon yaparken veya sabah
sertleşmelerinin olup olmadığı sorunun kaynağına yol gösterebilir. Diğer bir
yöntem de bedensel bir takım testlerin mesela penisteki kan akımının ölçülmesi,
penise çeşitli ilaç uygulamaları gibidir.
Bunların sonucu kişiyi muayene eden
hekimce değerlendirerek sorunun nereden kaynaklandığı ilk önce bulunur,
bulunmalıdır. Bedensel ise, çeşidine ve koşullara göre ilaç veya ameliyat
önerilir. Sorun psikolojik ise uygun terapi yapılır veya terapiye yönlendirilir.
Psikolojik baskılar erkek sertleşme faktörünü önemli ölçüde etkilemektedir
Bunlar ekonomik yetersizlik, sosyal ilişkiler, penis büyüklüğü kaygısı, erken
boşalma korkusu, partneri tatmin edememe şüphesi, partnerinin zevk almaması, suç
işlediğini düşünme kaygısı, aldatma veya aldatılma korkusu, veya da başka
erkeklerle karşılaştırılma korkusu gibi nedenlerdir. Psikolojik sorunların
kaynağa yönelik çözümü ile erkekteki sertleşme sorununun çözümünde başarı
yüksektir. Sorun nereden kaynaklanırsa kaynaklansın çözümünü en kısa sürede
bulmak gerekir.
Basit bir sertleşme korkusunun başlattığı sertleşme problemi
çözülmezse, neden yokken günbegün artacak daha ağırlaşacaktır. Bedensel bir
sorunun uygun yöntemlerle çözülmemesi ise erkekte gene psikolojik baskıyla
bedenselin yanına psikolojik sorun da ekleyebilecektir. Sertleşme kaygısı
yaşayan erkeklerin birçoğunun daha sonra gerçek anlamda sertleşme sorunu
yaşadıkları görülmektedir. Sertleşme sorunu olan erkek cinsel açıdan
yetersizliğini hissedip kendini zavallı ve güçsüz görüp kadınlardan ve toplumdan
uzaklaşacak, sosyal ilişkilerinden, iş hayatında başarısızlık yaşayacaktır.
Hatta eşcinsellik kaygılarına bile kapılabilecektir. Bu yüzden nedeni ne olursa
olsun çözümü büyük oranda olan bu sorun için kısa zamanda uygun yerlere
başvurmak erkek sağlığı ve gelecek nesiller için faydalı olacaktır.
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
____________
Tavsiye Et
YorumYaz
MASTURBASYON:
İnsanların yüzde doksan beşi (%95'i) mastürbasyon yapar, peki kalan yüzde beşi (%
5'i) ne yapar? Kalan % 5'i yalan söyler! Biraz yumuşatırsak bunu ;yaptıkları
şeyi masturbasyon olarak kabul etmemeye çalışırlar ,yada masturbasyon
yaptıklarını bilmezler. Cinsel organlarla ilgili haz verici her şey masturbasyon
sayılabilir, mesela bir kadının heyecanlanıp bacaklarını sıkıştırıp bırakması
bile,ve masturbasyonda illa orgazma ulaşmak gerekmez.
Masturbasyon kelimesi
Latince ''masturbare=(elle bozmak )'' fiilinden türemiştir. Günümüzde kullanımı;
kişinin (kadın veya erkek) kendi kendine cinsellik yaşaması veya cinsel doyuma
ulaştırması için yaptığı eyleme denir. Daha modernize bir açıklama ile ; bir
cinsel tepki üreten istemli kendi kendine uyarım olarak tanımlanabilir.
Masturbasyon hayal gücünün veya fantazinin sonsuz kullanımı ile gerçekleşir,kişi
bu sırada kendisini ve karşıdakini dilediği gibi düşünür ve sonsuz bir güce
sahip olur, bu yüzden de hiç bir cinsel eylem bu sınırsızlıkta ve mükemmellikte
gerçekleşmez. Bu da ilk cinsel eylemlerde bazen hayal kırıklığı yaratabilir. Ama
hiç bir düşünce de tensel dokunmanın veya hissetmenin ve de sevginin yerini de
tutamaz. Masturbasyon zararlımıdır ?
Eğer kişinin sosyal yaşantısını ,normal
seksüel ilişkilerini bozacak düzeyde değil ise zararsızdır. Kişi eğer bir
seksüel partneri varsa o olmadığı zamanlarda masturbasyon yapabilir ama bunun
sayısı ve sıklığı partnerine olan arzusunu etkilemeyecek şekilde olmalıdır. Eğer
kişinin düzenli seks partneri yoksa veya hiç partneri yoksa, arzu ettiği sürece,
hissettiği sıklıkta mastürbasyon yapabilir. Mastürbasyonun kadında veya erkekte
hiç bir fiziksel (bedensel) kötü tesiri yoktur ,aksine rahatlamayı ve gevşemeyi
sağlar. Ayıp değil bir gerekliliktir. Toplumda söylenen diğer her şey tamamen
uydurmadır; - yok sivilce yapar, -gözleriniz kör olur, -boy uzamasını durdurur,
-ileride çocuğunuz olmaz, -kızlarda adet düzenini bozar, -erkeklerde ileride
sertleşme sorunu yaratır, -penis boyunun uzamasını durdurur gibi söylentiler ve
bilgiler ve buna benzer her şey tamamen uydurmadır. Dilediğiniz yer ve zamanda
tabi ki başkalarının haklarına (kişisel veya kanuni) saygı duyarak, kimseye
zarar vermeden masturbasyon yapabilirsiniz.
Bu sizin hakkınız ve bedensel
özgürlüğünüzdür. Özellikle bazı gençler mastürbasyon sonrası suçluluk duygusuna
kapılırlar, bu yaptığınızdan suçluluk duymak anlamsız ve de gereksiz bir
duygudur,ayıp,yasak,kötü,size veya başkasına zarar vermeyen, yalızca sizin
bedeninizi ve hislerinizi ilgilendiren bir şeyden huzursuz olmanın gereği
yoktur,bu bir ihtiyaçtır, bundan utanmayınız,suçluluk duymayınız. Yalnız
masturbasyon sizin için kaçınılmaz bir olay , bir tutku haline gelmişse, normal
cinsel ilişkiye tercih ediyorsanız, veya normal seksten partnerinizden zevk
alamayıp masturbasyona yöneliyorsanız bir cinsel tedavi merkezine baş vurup bu
alışkanlığınızı veya tercihinizi değiştirmek için öneri ve tedavi almalısınız.
Mastürbasyon konusunu biraz yaşa ve cinsiyete göre ayırırsak; Genç erkeklerde
özellikle cinsel hayatı olmayan gençlerde, masturbasyon neredeyse bir zorunluluk
halindedir, bunun nedeni ise: Sperm (meni - er suyu) üretimi devamlıdır ve hiç
durmaz, üretilen spermler bir kesede toplanır ve boşaltılmaya hazır beklerler,
arkadan da devamlı sperm üretimi olur ve bu keseye boşalır, bu kesenin bir
hacmi, bir kapasitesi vardır, bu hacim dolunca cinsel istek artar, yoğunlaşır
eğer ilişki veya boşalma gerçekleşmezse kasıklarda ağrı, aşırı cinsel istek
başlar, bazen kese o kadar dolmuştur ki büyük tuvalet yaparken veya ıkınırken
vücut içi basınç arttığından bu sırada penisten sperm akar veya idrar sonrasında
sümüksü bir akıntı olarak penisten gelir (bu boşalma değildir ve zevk vermez
sadece sperm akar).
Eğer kişi boşalmaz veya ilişki kurmazsa belli bir süreden
sonra ki bu süre kişiden kişiye değişir( 4 ila 15 gün), erkek uykuda boşalır ve
keseyi boşaltarak arkadan gelen spermlere yol açar. Hamamcı olduk veya rüyacı
olduk deyimi buradaki boşalmaya bağlı yıkanma gerekliliğinden gelmiştir.
Erkeklerdeki cinsel arzu kontrolsüzlüğü de devamlı üretilen sperm ve onun
boşaltılması isteği sonucu ve de toplumsal öğretilerin yani tabuların erkeğe
kuralsız cinsellik yaşamayı bir hak ve övünç kaynağı olarak hissettirmesi olup
bayanların erkeklerde anlayamadıkları duygusuz cinsel istek bundan dolayıdır.
Erkeklerde uyarı ve doyuma ulaşma daha çok penisin etrafının kavranma hissinin
tatmini ve özellikle penisin baş kısmında bulanan zevk hücresi diye
isimlendirilen sinir uçlarının sürtünmeye ve karşıdan gelen basınca karşı
taşıdıkları hislerden oluşur.
Erkekler genelde elleriyle cinsel organlarını
okşayarak masturbasyon yaparlar, bunun için elleri kuru olabilir, genelde
kayganlaştırıcı bazı maddeler; tükürük, krem, sabun (sabunun penis içine
kaçtığında acıya yol açacağı unutulmamalıdır) kullanılır. Gene erkekler
masturbasyon yaparken penislerini başka cisimlere sürerek de veya kavrama
hareketini sağlayıcı bir takım boşluklara penislerini sokup çıkararak yaparlar.
Veya sertleşmiş penise su tutarakta masturbasyon gibi çeşitli yöntemlerde
kullanırlar. Son zamanlarda ülkemizde de satılan yapay vajina benzeri araçlarda
erotik malzeme satılan dükkanlarda bulunmakta ve kullanılmaktadır.
Kısaca kişiye
zevk veren her şey bu amaçla kullanılabilir. Kadınlarda ise; bakire olanlar veya
olmayanlar olarak değerlendirmeliyiz çünkü toplumumuzda bekaret hala önemli bir
konu olarak kabul edilmektedir . Kadınlarda masturbasyon erkeklerdeki kadar
fiziksel dokunma gerçekleşmeden düşünce bazında da gerçekleşebilir.Sadece
göğüslerine dokunarak dahi masturbasyon yapabilirler. Fiziksel istek kasık
bölgesine yayılan sıcaklık orada bir basınç hissinin duyulmasına ve klitorise
dokunulmasının ihtiyacı ve vajen içinde doldurulması gerekli bir boşluk hissi
ile ortaya çıkar.
Vajende ki boşluk hissi daha önce cinsel ilişkiye girmemiş
bayanlarda çok az veya yoktur.Cinsel ilişki yaşamış kadınlarda ise bu vücut
tarafından tanınmıştır ve hissedilir. Genelde ya klitoris (bızır) elle okşanır
veya iki bacak açıp kapanarak sıkıştırılır veya kadına zevk verebilecek bir şeye
sürtülür. Bakire olan kadınlar genelde bu şekilde masturbasyon yaparlar. Ve
bunun kızlık zarına hiç bir zararı yoktur. Daha az olarak klitoris okşanırken
vajen girişine parmakla baskı uygulanabilir veya vajen girişi veya küçük
dudaklar okşanabilir. Bunun da kızlık zarına hiç bir zararı yoktur. Ve bazı
bayanlar kızlık zarı olmayanlar veya önemsemeyenler vajen içine parmak veya
parmaklarını sokarlar veya içeriye doluluk hissi verebilecek herhangi bir şey
(deodorant kutusu,salatalık,muz,kalem gibi) kullanırlar.Son zamanlarda ülkemizde
de bulunan yapay penisler de veya titreşim sağlayan bazı seks oyuncakları da
yaygın olarak kullanılmaktadır. Bazı bayanlar ise hem klitorise sürtünme veya
baskı hem de vajen içine doluluk sağlayarak masturbasyon yaparlar.
Duşta
basınçlı suyun klitorise tutulması ile masturbasyon ise bayağı yaygın bir
yöntemdir, bu da kızlık zarına zarar vermez. Anne ve babalara ve de herkese ;
cinsellik içgüdüsel bir duygu olup soyunu sürdürme, hayata ve kendinden sonraya
bedeninden bir parça bırakma hissinin bir uzantısıdır. Yani
frenlenemez,önlenemez ve yok edilemez.Belki baskılayabilir veya başka bir hisse
veya uğraşa yönlendirebilirsiniz ama bunun sağlıksız sonuçları ve acısı daha
sonra çok fazla olarak başka yerlerde ve konumlarda ortaya
çıkmaktadır.Kuşumuzun, kedimizin veya köpeğimizin cinsel arzularını düşünüp
dikkate aldığımız halde kendimizin ,yakınlarımızın veya çocuklarımızın bu tip
ihtiyaçlarını görmemezlikten gelmeye veya anlamamaya çalışmak kendimizi
kandırmaktır. Özellikle cinsel yaşantıya sahip olamayan veya olamamış gençlerde
bu istek frenlenemez.Bu yüzden gerekli olan masturbasyon için onları yanlış
bilgilendirip korkutmayınız. Yaş ve kişinin sosyal konumu bu arzuyu yok etmez bu
bir ihtiyaçtır.
Yalnız bebekler de de bazen masturbasyon benzeri davranışlar
görülebilir bu onları korkutmadan önlenebilir,anlayabilecek yaşta olanlar doğru
yönlendirilip bilgilendirilmelidir.Bu konu ilerdeki yazılarımızda ele
alınacaktır. Peki çocuklarımıza nasıl davranalım; ilk önce onlara bu konularda
sağlıklı bilgiler verelim eğer sizde bilmiyor veya bu konuları konuşamıyorsanız
çekinmeden destek alabileceğiniz yerlere baş vurabilirsiniz veya okuyup
öğrenebilecekleri bazı bilgi kaynakları sağlayabilirsiniz.En önemli olan şey
yanlış bilgi vermemektir.Ufak bir kızken annesi tarafından anal (arkadan-popodan
- makat-rektum ) ilişkiye girmesin diye arkadan ilişki kuranlar kanser olur diye
korkutulup yönlendiren bir hastamın kabız olursam da aynı etki olur kanser
olurum ölürüm fikri ile yaşadığı ve hissettiklerini, bu yüzden yeme içme
problemi yaşadığını, uzun süre psikiyatrik tedavi alıp halen de tam olarak
iyileşemediğini ve de iyileşemeyeceğini düşünürseniz yanlış bilginin bir insanın
hayatına, yaşantısına nasıl bir etki yaptığını anlarsınız.
Onları kendileri ile
kalabilecekleri ruhları ve bedenlerini tanıyabilecekleri mekanlarda rahat
bırakalım.Odasının kapısını kilitlemesine izin verin veya kapısını çalıp onun
olurunu almadan odasına girmeyiniz.Kötü bir şey yapacaksa zaten yapar, sertlikle
hiç bir şey engellenmez sadece inanarak doğruyu anlatın oda anlayacaktır.Veya
banyoda gereğinden fazla kalırsa onu rahatsız etmeyiniz, orayı gerçekten
kullanmaya ihtiyacınız olana kadar onu rahat bırakınız, bir insan banyoda ne
yapabilir ki veya ne yapar sizce? En önemli şey ise onlar her ne kadar sizin
bedeninizin bir parçası olsalar da onlarında bir ruhlarının olduğunu unutmamak,
onların kişiliklerine saygı duymaktır.
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
PENİS HASTALIKLARI
Penisin erkekte iki önemli fonksiyonu vardır. 1-İdrar atılımı:Böbrekten süzülen
idrarın dış idrar kanal yolu ile dışarı atılımını sağlamak 2-Üreme fonksiyonu:
Tesiste yapılan tohum hücrelerini meni vasıtası ile kadın haznesine ulaştırmak.
PENİSİN YAPISI: Penis kök gövde ve baş olmak üzere 3 kısma ayrılır. Kök kısmı
torbanın ön yüzünde makata kadar uzanan bölge içerisinde kaslara gömülü
vaziyette durur. Gövde deri ile kaplı ve içerisinde 3 tane sertleştirici
kıkırdak dokusundan yapılmış organdan meydana gelir. Kıkırdaktan daha ince
yapılıdır. Bu yapıya kan dolması neticesinde sertleşme meydana gelir. Baş kısmı
penisin en uç kısmında yer alır. Penisi ucunda bir şapka gibi durur. Bu bölge
sünnet olmamışlarda deri ile kaplıdır. Sünnet ile kesilen kısım bu deridir.
Penisin kan dolaşımı atardamar ve toplar damar sistemi sertleşmede dolayısıyla
döllenme ve seksüel aktifte çok önemlidir.
PENİSİN YAPI BOZUKLUKLARI: Çok defa
testis mesane gibi başka yapı bozuklukları da vardır. Penisin hiç olamaması
nadirdir. Nadiren çift penis olur. Penis doğuştan kıvrık olabilir. Bunun yanında
yine doğuştan büyük ve küçük penis olabilir.
1- Penis Sünnet derisinin dar
olması: Sünnet derisinin uç kısmı çok dardır. Toplu iğne başı kadar bir açıklık
vardır. Derinin iç yüzeyi penisin baş kısmına yapışıktır. Deri başın gerisine
çekilemez. Ya doğuştan olur veya daha sonra iltihabı bir olaydan sonra gelişir. Şayet çok darsa hasta idrar yapamaz. Hatta idrar deri altında toplanması ile
sünnet derisi balon gibi şişer. İdrar damlalar halinde akar. Tedavi edilmezse
idrarın tahrişi sonunda iltihap gelişir ve bu iltihap penis baş bölgesinde
yaralara neden olur. Tedavi sünnettir. (Sünnet için tıklayın)
2-Sünnet derisinin
geriye kaçması: Sünnet derisi penis baş kısmının gerisine çekilmesi ile tekrar
öne gelememesidir. Genellikle sünnet derisinin darlıklarında oluşur. Çocuk veya
anne babası tarafından temizlik amacı ile deri geriye çekilir, daha sonra deri
burada şişer ve kızarır, penis başını boğar. Tedavide şayet erken devreyse deri
öne çekilmeye çalışılır. Fakat geç kalmışsa sünnetten başka çare yoktur. Sadece
ufak bir deri parçasını kesmek ve iyileşmeye bırakmak çok defa sonuç vermez.
3-Penis yaralanmaları: Penis oynak bir organ olduğundan darbelere karşı kendini
korur Tamamen kopma kazalardan sonra veya kasti olarak (kıskançlık ve intikam
nedeni ile) kesilmesinden sonra oluşur. Darbelerde penise kan oturur. Penis
kırılmaları ise sertleşmiş haldeki penisin ani ve sert bir şekilde bükülmesi
sonucu meydana gelir. Sertleşme problemlerine meydan vermemek için erken tedavi
önemlidir.
4-Penis iltihapları: Çocuklarda darlık nedeni ile büyüklerde ise
temizliğe riayet etmemeden ileri gelir. Sünnet derisinin ve/veya penis başının
iltihabı şeklinde olur. 5-Penisin kireçlenmesi: (Peyroni hastalığı) Penisin
kıkırdağımsı doku içerisinde plak şeklinde bağ dokusunun oluşmasıdır. Sebebi
belli değildir. Genellikle 40 yaşından sonra görülür. Penis sırtında veya her
iki yan tarafında olabilir. Nerede olursa sertleşmiş penis aksi istikamette
bükülmüş olarak durur. Ağrı vardır. Bazen birleşme mümkün olmaz.
El ile
hissedile bilinir. Zararsız bir hastalık olmasına rağmen hastanın şikayeti varsa
tedavi edilmelidir. Nadiren kendiliğinden kaybolur. E vitamini faydalıdır.
Ameliyat tavsiye edilmez. Plağın içerisine kireç giderici ilaçların verilmesi
fayda sağlar 6-Penisin kendiliğinden ağrılı sertleşmesi: Penis seksüel istek
duymadan ve uzun süren sertleşmesidir. Hasta çok ağrı duyar. Her yaşta meydana
gelir. Damar sistemi bozulmuştur penisin kıkırdak dokusu içerisinde kan
pıhtıları oluşur. Sinir sistemi hastalıklarında da meydana gelebilir. Bazen
sebep tümoral bir oluşumdur. Birden bire meydana gelir. Ağrılıdır. İdrara
yapılamaz veya damlalar halinde gelir. Meni boşalsa bile sertlik devam eder.
Sertleşme 1-2 gün bazen aylarca sürer. Normal haline dönse bile sonunda
iktidarsızlık meydana gelir. Tedavide enjektör ile pıhtılaşmış kan boşaltılır.
Pıhtıyı giderecek ilaçlar verilir. Ameliyat ile bu pıhtılar boşaltılır. 7-Penis
Tümörleri Penis siğilleri çok görülür. Penisin sırtında veya değişik yerlerinde
olur. Tek veya çoktur. Küçük ben şeklinde fakat karnabahar gibi girintili
çıkıntılıdır. Zararsızdır.
Tedavide elektrik ile yakılır veya ameliyat ile çıkarılır. Penis Kanseri:
Çok defa sünnetsizlerde görülür.Penis başı iltihaplarından sonra gelişebilir.
Müzmin tahriş edici maddelerden sonrada oluşabilir. Görünüşte yarayı andırır.
Sert nodül şeklinde de olabilir. Teşhis parça alınıp patolojide incelenmesi ile
konur. Erkan teşhis konulacağı için ameliyat ile alınır. Sonuç diğer kanserlere
nazaran iyidir .
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
____________
Tavsiye Et
YorumYaz
PROSTAT HASTALIKLARI:
Prostat sadece erkeklerde bulunan bir salgı bezidir. Kadınlardaki rahmin karşıtı
bir organdır.
PROSTATIN YERLEŞİMİ: Prostat erkeklerde dış idrar yolunun ilk
kısmını çevreleyen bir organdır. Mesane tabanında yer alır. Yetişkinde
yüksekliği 20-25 mm kaidesinde ön-arka çapı 25 mm ve enine çapı 40 mm
civarındadır. Ağırlığı 20-25 gramdır. Şekerli koniye benzer. Bir tabanı, tepesi,
arka ön ve iki yan yüzü vardır. Tabanı: Mesane yüzüdür. Enine bir çıkıntı ile ön
ve arka iki parçaya ayrılır. Ön parça mesane ile komşu olup, önünden dış idrar
yolunun prostatik parçası geçer.
Arka parçada prostatik bir oluk bulunur. Bu
oluk içerisinde Meni yolu borusu yer alır. Tepe: Anüsten itibaren 3-4 cm
öndedir. Arka yüz: Konveks ve arka aşağıya bakar. Dikey bir oluk gösterir,
prostatı iki yan parçaya ayırır. Prostatın İç komşuluğu: Prostatın içinde bez
dokusundan başka dış idrar yolu kanalı prostatik parçası, bunun üst kısmı
çevresinde mesane büzücü kası bulunur
PROSTATIN VAZİFESİ: Prostat bir dış salgı
bezidir. Aynı zamanda organizmanın ikincil seks organıdır. En önemli vazifesi
meninin %95 ini teşkil ederek spermayı sulandırır. Böylece ejekulatın miktarını
çoğaltarak döllenmeyi kolaylaştırır. Prostatik dokuda yüksek konsantrasyonda
çinko vardır. Çinkonun karbonik anhidraz ve dehidrogenez enzimleriyle ilişkisi
vardır. Çinko yetmezliklerinde prostat dumura uğrar. Prostatik Sekresyon: pH 6,5
olup süt görünüşünde özel bir kokusu olan bir sıvıdır. İçerisinde fibronilizin,
asit fosfotaz ve beta glukuronidaz enzimleri tespit edilmiştir. Ayrıca plazmadan
daha fazla miktarda Na, K, Ca ihtiva eder. Anyon bakımdan daha fakirdir. Bol
sitrat bulunur.
Bunlardan başka aminoasitler, proteinler, lipitler, kollestrol
bulunur. Prostat ergenlik yaşına kadar faal değildir. Ergenlikte faaliyet
göstermeye başlar 25 yaşına kadar artar daha sonra faaliyetinde yavaş yavaş
düşme görülür.
PROSTAT İLTİHAPLARI: Prostat iltihapları hâd (âcil) ve müzmin
olmak üzere ikiye ayrılır.
1- Hâd (Acil) Prostat iltihabı: Adi mikropların
meydana getirdiği iltihaptır. Prostata kan yolu veya direkt olarak gelir.
Sıklıkla dış idrar kanalı vasıtası ile gelen mikroplar prostatta iltihaba neden
olurlar. Belirtileri: İdrar yaparken huzursuzluk vardır. İdrarda yanma, sık
idrara çıkma şikayetleri olur. İdrar bulanıklaşır. İdrarın başında veya sonunda
1-2 damla kan gelir. Prostat şiş ve gergin olduğundan idrar yapmada güçlük
ortaya çıkar. Torbaların alt kısmında ağrı vardır. Yüksek ateş olur. Titremeler
bulantı ve kusmalar buna eklenir. Günlerce ve haftalarca devam edebilir. İdrar
dış deliğinden çok defa akıntı olmaz. Daha sonra tedavi edilmezse şikayetler
hafifler veya apseye dönüşür. Böylece müzminleşir. Teşhis: Akıntı varsa bu
akıntının mikroskobik muayenesi yapılır. İdrar ve kan tahlilleri yapılır.
Doktorun yapmış olduğu parmak ile makat muayenesinde prostat şiş, sıcak olarak
parmağa gelir ve çok hassastır. Tedavi: 1- Yatak istirahatı. 2- Sıvı ihtiyacını
karşılamak için serumlar verilir. 3- Kabızlık varsa o düzeltilir. 4- Ağrı
giderici fitiller kullanılır. 5- İdrar kültürü ve akıntıdan yapılacak tahlil ile
mikrobun cinsi tespit edilerek uygun antibiyotik verilir. 6- Ön şikayetler
geçtikten sonra prostat mesajı yapılır.
2- Müzmin Prostat iltihabı: Çok defa bir
belirti vermez. Orta yaşlılarda ve genç olgunlarda görülür. Acil prostat
iltihabından sonra veya daha önce hiç belirti vermemiş prostat iltihabından
sonra ortaya çıkar.
Belirtileri:
1- İdrar yapmada huzursuzluk, sık idrara çıkma,
idrarda yanma, bazen idrarda kanama şikayetleri olabilir. En önemli belirtisi
idrar dış deliğinden gelen bir akıntıdır. Sabahları ilk idrardan önce çok
fazladır. Rengi beyaz saydamdır. (Yeşil olmaması ile bel soğukluğundan ayrılır)
Yapışkan bir sıvıdır. Salyaya benzer.
2- Çabuk yorulma, uyku bozuklukları,
konsantrasyon bozuklukları vardır. Belin alt kısmında ağrı olur.
3- Seksüel arzu
azalır. Sertleşme problemleri vardır. Erken boşalma görülür. Teşhis: Akıntının
mikroskobik muayenesinde mikroplar ve iltihap hücreleri görülür. Kan idrar
tahlilleri yapılır. Ayrıcı teşhis için filmler çekilir. Ultrasonografi yapılır.
Tedavi: 1- Hastalık müzmin olduğu için çok defa antibiyotik fayda vermez.
2-
Ağrı giderici fitiller kullanıla bilinir.
3- Sinirleri yatıştırıcı ilaçlar ve
vitaminler verilir.
4- İstirahat sağlanır.
5- Sıcak su banyoları veya torbaların
alt kısmına tatbik edilecek sıcak (Termofor) çok defa faydalıdır.
6- Doktor
tarafından haftada 2 defa uygulanacak prostat mesajı ile prostat içerisindeki salgı ve iltihap dışarı atılacağı için hasta rahatlar.
PROSTAT BÜYÜMESİ 50
yaşının üzerindeki erkeklerin 1/3 ünde meydana gelir. Tümör olarak telaki edilse
de Tümör değildir. Kadınların rahim büyümelerine benzer. Hormonal etki ile
meydana geldiği düşünülmektedir. Prostatın selim büyümesini kanser ile
karıştırmamak lazımdır. Her ikisinde oluşum mekanizması değişik olup, biri
meydana geldikten sonra diğeri onun devamı şeklinde olmaz. Fakat %15 oranında
ikisi beraber bulunabilir.
Oluşum Sebebi:
1- Çok defa kesin sebep belli
değildir.
2- Müzmin iltihaptan sonra, damar sertliği, aşırı seksüel yaşam,
beslenme faktörleri eskiden beri neden olarak gösterilse de prostatın
büyümesinde bu etkenlerin rolü ispat edilememiştir.
3- Ayakta idrar yapma: Direk
olarak prostat oluşumunda etkisi yoktur. Ancak ayakta idrar yapma sonucu idrarın
bir kısmı idrar kesesinde (mesane) kalacağı için, bu artık idrara bağlı iltihap
v.s gibi şikayetler gelişir. Bu nedenle mesanede idrar bırakmamak ve tam
boşalmayı sağlamak için oturarak idrar yapmak gerekir.
4- Hormonal Sebepler.
Prostatın gelişmesinde testesteron (erkeklik hormonu) gibi bir çok hormonun
etkisi vardır. Bilhassa ergenlik çağındaki hormonal aktivite ile prostat
gelişir. Erkeğin 50 yaşından sonra hormonlarında (testesteron) bir azalma
meydana gelir. İşte bu hormonun eksikliği dolayısıyla prostatın belirli
bölgelerine etki yapamayacağı için prostatın lopları büyür ve içerisinden geçen
idrar dış kanalını sıkıştırır.
Etkisi: Prostat büyüdükten sonra idrar dış
kanalını dışarıdan tazyik ile sıkıştırır ve hasta idrar yapamaz duruma gelir.
Dış kanalın boyu uzar, yer değiştirir. Mesane içerisindeki idrarı boşaltamadığı
için iç basıncı artar. İdrar kesesi kası aşırı büyür.İleriki safhalarda gevşer
ve içerisinde daima bir miktar artık idrar bulur. İdrar atılamadığı için
böbreklerde önceleri şişme ve büyüme meydana gelir. Böbreğin havuzcuğu idrar ile
dolar ve bu idrarın basıncı ile böbrek dokusu erir. Daha sonraki safhada böbrek
dokusu ince bir kağıt haline gelerek balon gibi şişer. Fonksiyonunu kaybettiği
için atması gereken zararlı maddeleri atamaz. Kanda ürenin yükselmesi ile böbrek
yetmezliği oluşur.
Belirtiler: 1- İdrar belirtileri: İdrar yolları tıkanma
derecesine göre belirtiler verir. Önceleri idrar çapı azalır ve idrar akımı
yavaşlar. Ayakta veya oturarak idrar yaparken hasta ileriye doğru idrarını
yapamaz. İdrar kesik kesik gelir. İdrar damlalar halinde akar. Tuvaletten
dönüşte tam rahatlama yoktur. Mesanede hala idrar varmış hissi olur. İdrar
gelmesi için bir miktar beklenir. İdrar yapma yavaşladığı için idrar yapma
süresi uzar. Mesanede idrar kaldığı için idrar varmış gibi olur. Sık sık idrara
çıkılır. İdrarda kanamalar meydana gelir. Tabloya iltihapta karışırsa şikayetler
daha çok artar. Gece idrar kalkmalar olur. Normal insan geceleyin ya idrara
çıkmaz veya bir defa kalkabilir. Fakat prostatı büyüyen hastada 3 den fazla gece
idrara kalkma olur.
2- Genel Belirtiler: İdrarın tam yapılmaması sonucu
böbrekler kadar varan bir idrar durgunluğu vardır. Bu nedenle bele vuran ağrılar
meydana gelir. Kanda üre yükseleceği için buna bağlı belirtiler gelişir:
Bulantı, kusma, uyku hali, kilo kaybı olur. İdrar kesesi çok şişecek olursa
karın alt tarafında şişkin olarak ele gelir. Üzerine bastırılırsa idrar
kaçırması olur.
3-Laboratuar bulguları: İdrarda kanama veya iltihap hücreleri
görülür. Kanada üre ve kreatinin artmıştır.
4- Rotgen Tetkiki: Düz böbrek filmi
fazla bir şey göstermezse de ilaçlı film idrar kesesinin doluluğunu prostatın
büyüklüğünü ve hepsinden önemlisi artık idrarı gösterir. Film çekildikten sonra
hasta idrar yaptırılır ve tekrar flim çekilir. Bu son filmde ne kadar idrar
kaldığı görülmüş olunur. (Artık idrar)
5- Sistoskopi: İdrar yolundan sokulan
ışıklı bir aletle idrar kanalına ve mesane içerisine bakılır.
6- Ultrasonografi:
Bu tetkikte prostatın büyüklüğünü ve artık idrarı göstermesi bakımından
önemlidir. Aletin makattan sokularak yapılan bir çeşidi daha vardır ki daha
detaylı bilgi verir. Ayrıca prostatın kanseri ile normal büyümesi arasındaki
farkı ortaya koyar ...
Tedavi: Selim prostat büyümeleri her ne kadar ilerleyici bir hastalık olsa da yan
etkileri ortaya çıkmadıkça ameliyat gerekmez. Fakat tıkanma fazla ise,
şikayetler varsa, kanama oluyorsa, tıkanma nedeni ile üre yükselmişse ameliyat
uygulanılır.
1- Koruyucu Tedavi: Bu tedavi şekli aslında geçici bir tedavi olup
hastayı rahatlatmak amacı taşır. İltihap varsa bu giderilir. Alkol gibi tahriş
edici maddeler alınıyorsa bunlar yasaklanır. Sonda takılarak tıkanıklığın önüne
geçilir.
2- İlaç Tedavisi: Hormon tedavileri eskiden beri denenmektedir. Son
zamanlarda çıkan bazı ilaçlar mesanenin boşalmasını kolaylaştırmak amacı ile
kullanılmaktadır. Prostatın büyümesi veya küçülmesine etkisi yoktur. Ancak
hastayı büyük oranda rahatlatır. Yan etkisi olarak tansiyon düşüklüğü,
halsizlik, ağız kuruluğu yapmaktadırlar.
3- Cerrahi tedavi (Ameliyat) En etkili
tedavi şeklidir. Ameliyat yapılması sebepleri şunlardır. . Tam tıkanıklık:
Prostat çok büyüdüğünden tam tıkanıklık yapar ve yan etkiler başladığından
dolayı ameliyat düşünülür. . Mesanede taş da varsa hem prostat ameliyatı hem de
taş ameliyatı yapılır. . İlaç ile önlenemeyen iltihaplar ve kanamada . Hastanın
şikayetleri çok fazlaysa. . Şayet hastanın üresi çok yüksekse idrar yollarına
bir sonda konur ve 2-3 hafta beklenir, daha sonra ameliyat uygulanılır.
Ameliyat
2 şekilde yapılır
1- Açık ameliyat: 60 gramdan büyük prostatlarda açık ameliyat
düşünülür. Bunu yanında mesane ile ilgili ameliyatlık bir durum varsa açık
ameliyat tercih edilmelidir. Açık ameliyatta genellikle göbek altından kemiklere
kadar olan kısım kesilerek karın içerisine girilip yapılır. Kanama kontrolü daha
kolaydır. Prostatın büyüyen kısmı olduğu gibi çıkarılır. Hastanede yatma süresi
biraz daha fazladır.
2- Kapalı ameliyat: TUR aleti denilen bir alet ile yapılır.
Bu alet ışıklı düz bir borudan meydana gelir. Kesici ve gözleyici kısımları
vardır. İdrar dış deliğinden sokularak prostat dokusu ince dilimler halinde
kesilir ve yıkama ile bu parçalar dışarı alınır. 45 gram olan prostatlarda
uygulanmalıdır. Bundan daha fazla olan ameliyatlarda ölüm oranları artmaktadır.
Kanam daha çoktur. Hastanın yatakta yatma süresi daha kısadır.
3- Balon ile
genişletme: Balonlu bir sonda dış idrar yolundan geçirilir ve prostatın olduğu
yerde şişirilir. Deneme safhasındadır.
4- Lazer ameliyatı: Lazer ile prostatın
yakılması esasına dayanan bir metottur.
PROSTAT KANSERLERİ Prostat kanserleri
erkeklerde en sık görülen kanserlerdir. Akciğer ve bağırsak kanserlerinden sonra
3 cü sıradadır.
Sebebi:
1- Sebebi çok defa belli değildir. Prostat kanserleri
bir yaşlılık hastalığıdır. 50 yaşın altında çok nadirdir. Genellikle 70 yaşından
sonra görülür ve yaş ilerledikçe sıklığı artar.
2- Hormonal sebepler: Prostat
kanserli hastalara kadınlık hormonu verilirse kanserin gerilediği görülmüştür.
Bu nedenle oluşumunda da erkeklik hormonu etken olarak düşünülmektedir.
3- Hava
kirliliği, fazla yağla beslenme, sebepler olabilir.
4- Müzmin prostat
iltihaplarından sonra kanser vakaları görülmüştür. Yayılımı: Direk olarak çevre
dokulara yayılabilir. Bir diğer yayılma yolu kan yoluyladır. Kanserli hücreler
bu yol ile kısa zamanda Akciğere ve kemiklere yayılır
Beliritler: Erken devrede
belirti vermediği için şikayetlere yol açmaz. Belirtiler ancak idrar yolunu
tıkadıktan sonra ortaya çıkar. İdrar şikayetleri vardır. Zor idrar yapma, sık
idrara çıkma, gece idrara kalkma şikayetleri daima bulunur. Ağrı kesiciler ile
geçmeyen bel ağrıları olur.
Tetkikler:
1- Kan ve idrar tahlilleri yapılmakla
beraber özel bir belirti vermez.
2- Tümör Belirleyiciler: Bir çok maddenin kanda
aranması ile prostat kanseri teşhisi konmaya çalışılır. Asit fostataz, Prostatik
Asitfosfataz (PAP), Prosatat Spesifik Antijeni (PSA) bunlardan bir kaçıdır. Bu
maddeler hem teşhis koyucu hem de tedavinin seyri hakkında bilgi verir.
3- Rotgen İncelemeleri: Düz ve ilaçlı böbrek filmleri bir fikir verebilir. Kanserin
kemiklere veya Akciğerlere yayılıp yayılmadığını anlamak için kemik ve akciğer
filmleri çekilir.
4- Ultrason ve Bilgisayarlı Tomografi: Hem prostat kanserini
gösterme hem de yayılma derecesini anlamada önem arz eder.
5- Prostattan parça
alma: Prostat kanserinden şüphelenildiği zaman gerek iğne ile gerekse başka bir
yöntemle prostattan parça alınıp patolojide incelenilir. Sonucun negatif çıkması
kanser olmadığı anlamına gelmez.
Tedavi: Uygun tedavinin yapılabilmesi için
tümörün durumu çok önemlidir. Kanser prostat içinde mi yoksa etrafa yayılmış mı?
Akciğer ve kemikler gibi uzak yerlere sıçramış mı? Soruları önem kazanır.
1-
Cerrahi Tedavi:İki yolla yapılır Açık ameliyat: Prostat dokusu ve çevre dokuları
ve organlar olduğu gibi çıkarılır. Kapalı ameliyat: Kanserin ancak bölgesel
kaldığı durumlarda TUR denen aletle yapılır.
2- Işın Tedavisi (Radyoterapi)
Dışarıdan belirli derecelerde rotgen şuaları verilir. Böylece kanser hücreleri
öldürülmeye çalışılır. Diğer bir metotta ise radyoaktif maddeler prostat dokusu
içerisine yerleştirilerek kanser yayılımı önlenir.
3- Hormon Tedavisi: İleri
devre prostat kanserlerinde uygulanılır. Bu amaçla kadınlık hormonu olan ostrojen verilir
4- Testislerin alınması: Erkeklik hormonu (Testesteron) un
prostat kanseri oluşumunda direk etkisi vardır. Erkeklik hormonu da testislerden
salgılandığı için ameliyatla testisler alınır. Böylece prostat kanserini
alevlendiren erkeklik hormonu kaynağı kurutulmaya çalışılır 5- İlaç tedavisi:
(Kemoterapi) Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar prostat kanserinde de
kullanılır. Başarı şansı % 48 dir.
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
Canlı doğarken tek bildiği şey ölüm dür ve
yaptığımız her şey hayatta kalmak için,yaşamak için yaptığımız şeylerdir.
Yaşamak, dünyada kalmak bir haz ve zevktir, ölüm ise elem ve kederdir, insan ve
tüm canlılar elemden kaçar hazza yönelirler. Her canlı yaşamda kalmayı ister ve
bunun için çaba gösterir. Yaşamda kalabilmek yani ölmemek için doğuştan var olan
bazı yeteneklerimiz vede hislerimiz vardır,bunlar sonradan
öğrenilmez,değiştirilemez şeylerdir.
Hayvanlarda bunlara iç güdü
diyoruz,insanlardakine ise DÜRTÜ ismini veriyoruz. Dürtüler bilinç altından
gelir.Çok kabaca bir örnek verirsek yeni doğmuş bir bebeğin meme emmeyi bilmesi
veya acıkınca ağlaması bir dürtüdür. Evet cinsellikte bir dürtüdür,hayatın ve de
neslin devamını sağlamak için var olan bir dürtüdür.Ama cinsellik ikincil-ikinci
sırada bir dürtüdür.
Birincil dürtüler kişinin o gün için yaşamda kalmasını
sağlayan dürtülerdir ki;bunlar yemek yemek ,su içmek,uyumak gibi yapılması
gereken yapılmazsa kişinin hayatını kaybetmesine neden olacak dürtülerdir.
Canlıların hayatta kalmaktan haz duyduklarını ve her şeyi bunun için
yaptıklarını biliyoruz.Ama gerçek olan bir şey var,oda her canlının sonunda
öleceği,ama biz yaşamaktan bu dünyada olmaktan mutluyuz ve daha uzun kalmak
istiyoruz,bunun için ne yapabiliriz??
Yapabileceğiniz tek şey ama tek şey bir
şeyler üretip sizden sonraya bırakmak ,bununda en doğru,basit ve de tatminkar
yolu bedeninizden bir parça üretmek ve bunu sizden sonraya bırakmak yani çocuk
sahibi olmaktır. Sahip olunan çocukla canlı bedeninden olan bir parçanın
kendinden sonrada dünyada kalacağını bilir ve bir huzur,mutluluk duyar vede
dürtülerini tatmin eder.Neden torunların şimdi insanın kendi çocuklarından daha
fazla sevildiği hakkında bir fikriniz oluşturur, çünkü torun o kişinin kendinden
sonra dünyada kalacak ama kendi çocuğundan daha fazla dünyada kalacak parçasıdır
,garantisidir. Bu yüzden insanlar kendi çocuklarını kendileri gibi görüp
yapamadıkları şeyleri onların üzerinden yaşamayı isterler ve kendi
istediklerinin dışında hareket etmesinden mutlu olmazlar,kabul edemedikleri şey çocuklarının da bir beyni ve de hisleri olduğudur,sorunda buradan yaşanır. O zaman
cinsellik nedir?
Cinsellik; bir dürtüdür, ikincil öneme sahip bir dürtüdür,amacı
neslin devamını sağlamaktır. Neden cinsellik yaşarız; -Üremek için; -Zevk
duyduğumuz için; -İletişim ,paylaşım olduğu için; (aynı sinemaya gitmek gibi,el
ele tutuşup yürümek gibi bir paylaşım,insanların bir birini tanımasıdır) -Nosyon
olduğu için;yapılması gerekli olduğuna anladığımız bir şeydir, ne kadar çok
sıklıkta yapılırsa o kadar iyi olduğu öğretilir veya öğrenilir.
Bazen gelen
maillerde veya telefonda sorulur ben haftada şu kadar seks yapıyorum yeterlimi?
Neden bana günde 3 veya 4 öğün yiyorum yeterlimi diye sormuyorsunuz,acıkınca
yiyorsunuz,sekste acıkınca yapılır,sayısı standardı yoktur,bizse bazı tabularda
sıkışıp sekse bazı gereklilikler yüklemişizdir. Cinsel arzu nedir? Cinsel arzu
kişinin karşı cinsle ilişkiye girme arzusu olup bedensel (hormonal) problemi
olmayan herkeste mevcuttur. Ne zaman cinsel arzu duyarız sorusunu yukarıda
anlattığımız konuların ışığında şöyle tanımlayalım isterseniz;
Bedensel olarak
yeterli olgunluğa erişmiş kadın veya erkek o gününü yaşamsal olarak garantiye
aldığında cinsel arzu duyar,bunu açıklayan en güzel ata ''sözü fakirin karnı
doyunca pipisi kalkarmış ''sözüdür. Cinsel arzu kavramı kişiden kişiye ve
toplumdan topluma değişmekle beraber genel anlamda bir eşle seks ilişkisine
girmeyi istemektedir. Ne kadar isteğin yeterli olduğu ,ne kadarının az olduğu
kadından kadına değişir. Bizim toplumumuzda kadınların istek ile ilgili
sıkıntılarını çeşitli gruplarda incelemek gerçekçi ve faydalı olacaktır;
Erkekler ve kadınlar kabaca aynı ölçüde cinsel istek duyarlar ama yetiştirilme
şartları ,içinde bulunulan koşullar,aile baskısı,ahlaki ve de dini etkiler
kadınların bu isteklerini baskılamalarını,başka kanallara yönlendirmelerini,veya
gösterememelerine neden olur. Bu yüzden bu konuda rahat olan erkekler
genelde cinsel ilişki arzusunu kadınlardan daha sık duyarlar; bir bayan olarak
eşinizin seksi sizden daha sık ve de daha fazla arzu etmesi sizin seks isteği
yönünden bir probleminiz olduğu anlamına gelmez.
Cinsel istek nerelerden doğar;
binlerce uyarı cinsel istek doğurabilir, -görme, -koku, -duyma, -dokunma,
-tatma, -düşünce ve de - duygular Genel olarak neler cinsel isteksizlik yapar;
-en başta gebe kalma korkusu , -ikinci olarak bakire kadınlarda kızlık zarını
kaybetme korkusu özellikle evlilik öncesi ilişkilerde -üçüncü sırada eğer kadın
seks isterse veya bunu gösterirse partnerin kadın hakkında ne düşünebileceği
-canının acıyacağı korkusu veya şüphesi -çevrenin baskısı ve düşünceleri
-ahlaksal dinsel yasaklamalar -aile baskısı yetişme tarzı -fiziki
olmayan nedenler arasında, eşle anlaşmazlık (uyumsuzluk) çok görülen bir
nedendir, -depresyon -partnere güvenmeme -erkek partnerin erken boşalması
-ilişki sırasında acı duyma veya kuruluk -cinsel ilişkiye zorlanmak -taciz veya
tecavüz yaşamak -fiziki olarak hormonsal bozukluklar -çeşitli hastalıklar
-ilaçların yan etkileri bulunmaktadır. - hayatın ileri yıllarında (ileri
yaşlarda) bir ölçüde azalır. Cinsel isteği olmayan kadın var mıdır?
Normal
hormon yapısına sahip her kadında cinsel istek vardır,cinsel isteksizlik veya
zevk alamama veya orgazm olamama gibi şikayetlerle baş vuran kadınların yapılan tetkiklerinde de görülmüştür ki ancak bunların %1'inin gerçekten bedensel
problemi vardır.Geri kalan %99'luk kesimin problemi tamamen psikolojiktir.
Cinsel isteksizlik,zevk alamama veya orgazm olamama düzeltilebilinir mi?(eğer
bedensel bir neden yoksa) Evet ,gerekli zaman ve maddiyat sağlandıktan sonra
problemi düzeltilemeyecek kadın yoktur,her kadına istek duyması,ilişkiden zevk
alması veya orgazm olması öğretilebilinir. Ne kadar zamanda düzelir bu sorun?
Sorunun düzelmesi kişiden kişiye göre farklılık gösterir,yetiştirilme
tarzı,işi,eşi,içinde bulunduğu ortamlara göre bu çok çok değişiklikler gösterir.
Bedensel sorun olup olmadığı nasıl anlaşılır? Yapılacak basit bir jinekolojik
muayene ve de bir kaç hormon tahlili her zaman fazlasıyla yeterli olmaktadır.
Cinsel isteksizliği,zevk alamamayı ve orgazm olamamayı isterseniz farklı
sosyal gruplarda inceleyelim; Bekarlarda; en büyük korku kızlık zarının zarar
görmesi veya acımasıdır, -aile baskısı da çok çok önemlidir(bununla ilgili
açıklama ilerde vardır) gebe kalma korkusu da önemli bir yer teşkil eder.
Partnerin sizi kötü kadın olarak görüp görmeyeceği düşüncesi de önemlidir
tabiî ki,Vede
toplumsal baskılar vazgeçilemez bir istek yok edicidir. bu yüzden bir çok genç
kız ya cinsel arzularını baskılar yada masturbasyona yönelir.Masturbasyonda zara
zarar vermez,gebe kalamaz,günah işlememiş,ailesini üzmemiş olur ve ailesindeki
erkekleri başka bir erkekle aldatmamış olur,çünkü o yaşlarda sevgi farkı ayırt
edilemez,partnere sevgi duyarsa ailesine vereceği sevgiden çalıyormuş gibi
hissedebilir bazen genç kızlarımız.
Evli kadınlarda; evli kadınlar uzaydan mı
geliyor hayır onlarda yıllarca bunları yaşayarak yada yaşatılarak büyüyorlar ve
bu hisler bir alışkanlık haline geliyor ,daha sonra evleniyorlar. Evlilikte
sosyal uyumsuzluk,koca ile olan sorunlar ve maddi sıkıntılar isteksizliği
yaratabiliyor veya arttırabiliyor.Sizi döven,sevmeyen veya aşağılayıp kötü
davranan birisiyle sevişmek için istek duyabilir misiniz?
Bir çok kadın aile
evindeki baskıdan sıkıntılı hayattan kurtulmak için evlenir ve koca evinde daha
fazla baskı ile karşılaşır. Korunmayı kabul etmeyen çok çocuk sahibi olmayı
erkeklik gibi gören kocalar yüzünden gebe kalma ve kürtaj olma korkusu yaşayan
bir kadın nasıl cinsellik duyabilir ki.
Adatılmak ta kadında cinsel soğukluk
yaratır. Ayrıca seksi kadının bir vazifesi ,erkeğe vermesi gereken bir hizmet
olarak gören bazı erkekler yeterli veya hiç uyarı sağlamadan kadınla ilişkiye
girmektedirler buda kadına acı verir ve cinsellikten soğutur. Yukarıda
yetiştirme tarzı demiştik;düşünün küçük bir kız çocuğusunuz dünyadaki en önemli
varlıklar anneniz ve babanız,onlar olmadan yaşayamazsınız, onların sevgisi ve
ilgisi sizin için hayatta en önemli şey;anne ve babanız veya aile çevresi size
söyle bir mesaj veriyorlar daha doğrusu pırıl pırıl daha boş sayılabilecek bir hafızaya şöyle bir şifre ,işletim sistemi koyuyorlar; bizim kızımız
canımızdır, bizi hiç üzmez,biz ona çok güveniriz,a sla bizi üzecek hiç bir şey
yapmaz.İleri yaşlarda ara sıra mesaj tazelenir,yenilenir,ben kızıma
güvenirim,başka kızlar gibi değildir,doğruyu bizi neyin üzeceğini bilir. Tamam
ana mesaj verildi,yani işletme programı beyne konuldu,anne baba
üzülmeyecek,onları üzecek bir şey yapmayacaksınız,onlar üzülürlerse sizi
sevmezler sizde onların sevgisi ilgisi olmadan yaşayamazsınız.
Şimdide işletme
programının alt şifrelerini koyalım; iyi kızlar erkeklerle beraber olmazlar,
aile şerefimiz çok önemlidir, konu komşu ne der? kızımın bakire olmadığını
duyacağıma öleyim daha iyi(bu çok yaygındır ,üniversite düzeyinde yaptığım anket
çalışmalarında genç kızlara sorulan eğer aileniz bakire olmadığınızı bilse ne
olurdu sözüne verilen ilk cevap; ''kalp krizi geçirip ölürlerdi her halde''
ikinci cevap;''beni evden atarlardı'' üçüncü sıklıkta verilen cevap ise ;''beni
öldürürler 'olmuştu.
Programlama şöyle devam eder; çevreden ve televizyonlardan
verilen haberlerle alt yapı kuvvetlendirilir,mesela şöyle; Ayşe hanımın kızı
şöyle yapmış,ailesi kahroluyormuş,babasına felç gelmiş veya kalp krizi
geçirmiş.Televizyondan ise ,bak aile sözü dinlemeyen kızların sonu budur gibi
mesajlar verilir. Üçüncü aşamadaki programlama:sen iyi bir kızsın(cinsellik
isteyen veya yaşayanlar kötüdür)beyaz gelinlikle evlenecek,çocuk
doğuracaksın.-kadının görevi eşine hizmet ve çocuk doğurmaktır,iyi kadınlar bunu
yapar,kötülerin ise hayatlarını yaşama hakkı vardır.
Daha ağır olarak eğer ki
onların istemediği şeyleri yapmaya yönelirseniz size soğuk davranıp sevgilerini
kısarlar ve siz dünya bu şekilde yaşanamaz zannedersiniz,küçükken ben annem ve
babam olmadan hayatta kalamayacağımı -hiç bir zaman için-ve eğer onlar beni
sevmezlerse hayatımın biteceğini zannederdim ki, bu bütün çocuklarda böyledir.
Bir de kız çocuklarının babaya olan sevgisinin paylaşılması gibi hissettirilir
karşı cinse olan ilgisi ve kız çocuğu sanki babasından olan sevgisinden
çalıyormuş gibi zanneder eğer bir erkeğe ilgi duyarsa ,halbuki ikisi ayrı ayrı
hisler ve sevgilerdir. Arabamızı aynı yere park etmeyi,aynı yere oturmayı bile
alışkanlık haline getirmişken yıllarca çocukluğundan itibaren şartlanmış olarak
yetiştirilen bir kişinin tamam sen evlendin 25 yıl sana verdiğimiz
mesajları,baskıları ve alışkanlıklarını unut,baskıladığın,ayıp, günah olan
hislerini,yönlendirdiğin hislerini canlandır ve düzelt,cinselliğini
yaşayabilirsin demekle olmuyor bütün bunlar.
Ya bu hisler düzelmiyor yada geri
gelmiyor veya kadın yıllarca alıştığı dost olduğu zararsız olan masturbasyon
alışkanlığından kurtulamıyor,evliliği bambaşka hayal eden erkeğini prensi
kendini de pamuk prenses olarak gören kadın gerçek hayatla hele birde erkeğin
kaba ve de anlayışsız davranışlarıyla karşılaşınca karşı cinsten iyice soğuyor ve
cinselliği ya hiç yaşamıyor ve hissetmiyor yada masturbasyonla yaşayıp
ilişkiden zevk almıyor.
Masturbasyon hayal gücünün veya fantezinin sonsuz
kullanımı ile gerçekleşir,kişi bu sırada kendisini ve karşıdakini dilediği gibi
düşünür ve sonsuz bir güce sahip olur, bu yüzden de hiç bir cinsel eylem bu
sınırsızlıkta ve mükemmellikte gerçekleşmez. Bu da cinsel eylemlerde bazen hayal
kırıklığı yaratabilir.Kadın alıştığı bu düzenin dışına çıkıp normal cinsellikten
zevk alamaz. Kadında orgazm nedir? Teknik terimleri bırakıp gerçekçi
olalım.Kadın orgazmı erkekten çok çok farklıdır.Erkekteki gibi orgazm ile gelen
bir sıvı görsel bir olay yoktur kadın orgazmında.Ve bu her kadından kadına çok
çok farklılık gösterir.
KADIN İÇİN ORGAZM TANIMI: ''Yaşadığınız bir cinsel eylem
veya ilişki bittikten sonra gergin kalmıyorsanız,boğazınızda yutamadığınız bir
lokma varmış gibi hissetmiyorsanız,kendiniz mutlu ve de rahat hissediyorsanız
ve sizin için yeterliyse siz orgazm olmuşsunuz demektir.'' Bırakınız başkaları
ne derlerse desinler,ne yazılırsa yazılsın fark etmez,mühim olan sizin
gerçeğinizdir. Peki bunları yaşayamayan yada hissedemeyenler ne yapacaklar?
Erişkin kişilerde bunu kendi kendine çözümü çok zordur,en basit ve kolay yolu
destek almaktır. Nereye başvurup destek alabilirler? Gerek bize gerekse bir
seksüel terapi merkezine baş vurup destek alıp tedavi olabilirler. Yani tedavisi
vardır ve bu durum düzeltilebilinir mi? Evet tedavisi vardır,gerekli koşullar
sağlandıktan sonra her türlü sıkıntı gibi buda düzeltilir,kişinin cinsel istek
duyması ,veya cinsel ilişkiden zevk alması veya orgazm olması öğretilir. Bu
konuda çok başvuru oluyor mu?
Maalesef Türkiye koşullarında bu kadınlarımız
içinde sıkça yaşanan bir durum. Bize de bu konuda sıkça başvuru oluyor ve destek
verip terapiye aldığımız bir çok hastamızın şimdi mutlu ve sağlıklı cinsel
hayatı var. Mühim olan kadın olmaktan utanmamaktır,cinsellikten utanmamaktır.
Hayat güzeldir, kadın olmak ayrıcalıktır. Güzelliği ayrıcalıklı olarak yaşamanın
keyfini çıkarın ! Geliniz size destek olalım,sizde sağlıklı ve mutlu bir cinsel
hayata sahip olunuz!! Biz kadına saygı duyuyor,cinselliğin her kadının hakkı
olduğuna inanıyoruz.
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
ERKEK ORGAZM
Erkeklerin meni akıtması, daha doğrusu meni akıtma anında ortaya çıkan duygusal
ve gövdesel olaylar. Kadınlarda meni akıtmak diye bir şey söz konusu olmadığı
halde, kadın orgazmı ile erkek orgazmı bir çok noktalarda birleşmektedir.
Erkeklerde meni gelmesi anında oluşan gövdesel değişimler iki bölüme
ayrılabilir. Birinci bölüm prostatın, testislerin ve tohum iletici kanalların
kasılmasıdır. Bu an çok kısa sürer ve o andan sonra erkek artık menisini zapt
etme olanağının ortadan kalktığını hisseder. İkinci ve son bölüm ise, kalça
kaslarının ve idrar borusunu çevreleyen kasların kasılması; bunun sonucu olarak
da meninin idrar borusu yoluyla dışarı fışkırtılmasıdır.
W.H. Masters’e göre,
duyulan cinsel coşkunun derecesi bu gerilimlerin şiddetine ve sayısına, ayrıca
tohumların idrar borusunun prostat tarafından doldurulan bölümündeki öznel
korunmasına bağlıdır. Burada sperm miktarı önemli bir rol oynamaktadır. Fazla
meni fışkırtmak az miktarda meni fışkırtmaktan çok daha büyük bir zevk verir.
Meni akımının başlangıcında kasılmalar 0,8 saniyelik aralarla iki üç kez
tekrarlanır, daha sonra aralıklar büyür kasılmaların da baştaki şiddeti kalmaz.
Makat kasları (makatın açılıp kapanmasına yarayan esnek kaslar) da öteki
kasların gerilmesine paralel olarak 0,8 saniyelik aralarla gerilmeye başlar. Bu
olay hem erkekler hem de kadınlar için geçerli olan ve orgazmın şiddetini
ölçmeye yarayan bir işarettir.
Yalnızca iki üç kasılma ile orgazmları sona eren
erkekler olduğu gibi, makat kapatma kaslarının aralıklarla on beş kez üst üste
gerilip gevşediği görülen erkekler de vardır. Bu fışkırtılan meninin miktarına
ve duyulan cinsel hazzın şiddetine bağlıdır. Kadında, erkekteki meni akımını
gerçekleştiren kasların kasılması yerine döl yolunun üst üçte birinin kasıldığı
görülmektedir. 5 ilâ 8 kez kasılma normal bir orgazma, 3 ilâ 5 kez kasılma zayıf
bir orgazma 8 ilâ 12 kez kasılma ise şiddetli bir orgazma işaret ederler.
Ancak
fizyolojik olarak ölçülebilen ve orgazm şiddetinin saptanmasına yarayan bu
olaylar hiçbir zaman orgazmın tek ölçeği ve değerlendirilmesi olarak ele
alınmamalıdır. Orgazm erkeklerde ve —meni akıtma söz konusu olmadığı halde—
kadınlarda nesnel olarak saptanabilen bir çok önemli gövdesel değişimlere yol
açmaktadır. Nabız atışının hızlanması, kan basıncının yükselmesi, derinden gelen
çabuk çabuk fakat kesikli olarak soluk alma, gözbebeklerinin irileşmesi, kavrama
ve kontrol yeteneğinin yitirilmesi gibi olaylar öncelikle sayılabilecekler
arasındadır. Penis döl yolunun ya da makatın içine girer girmez gövdelerin
sıcaklığı birleşir ve kişisel sınırlar ortadan kalkar. Erkekte penis kadında ise
döl yolu aracılığı ile omuriliğe ulaştırılan uyarımlar tüm gövdeyi kaplar
böylece ruhsal ve gövdesel bir «bir olma duygusu» (tek vücut olmak) ortaya çıkmış
olur.
Orgazm anında erkek, yalnızca penisi ile değil tüm gövdesi ile kadının
gövdesine girmiş gibi hisseder kendisini. Kadın ise eşinin yalnızca penisini ve
tohumlarını değil tüm bedenini içeri aldığını ve emdiğini hissetmeye başlar.
Kadının cinsel organı daha cinsel gerilimi artırmak için yapılan aşk oyunları
sırasında şişmekte ve genişlemekte aynı zamanda dış etkilere karşı duyarlı bir
hâl almaktadır. Klitorisîn ritmik olarak uyarılması bir çok kadınlarda döl
yolunun titreşmesine neden olur. Bu titreşim tıpkı erkeklerdeki kalça kaslarının
kasılmasına benzemektedir.
Bu arada döl yatağı bir değişikliğe uğrar ve serviks
bezi salgı yapmaya başlar. Sözü edilen bezin salgısı erkeklerde çok az
kadınlarda ise oldukça fazladır. Erkeklerde bundan bir fışkırtma olarak
söz edilemez. Orgazm yönünden kadınla erkek arasındaki en belirgin ve en önemli
ayrılık ise, kadınların bir çoğunun bütün bu inceliklere karşın cinsel birleşme
sonucu sık sık orgazma ulaşamamalarıdır. Oysa erkeklerin %99′u aynı koşullar
altında orgazma ulaşabilirler. Henüz bu döneme ulaşmamış ya da bu dönemi geride
bırakmış olan kadınlarda orgazma ulaşma yeteneği oldukça azdır.
Yukarı
YazıcıyaYolla____________
Cinsel uyarılma ve takip eden orgazm, Masters
ve Johnson’un 1966′da gönüllü bireylerde yaptıkları orijinal çalışmada hem
erkekler, hem de kadınlarda ayrıntılı olarak incelenmiştir ve dahası, bu
orijinal çalışmayı günümüze kadar daha ayrıntılı olan bir çalışma takip
etmemiştir. Cinsel uyarılma ve orgazm ile ilgili bilgilerimizin tümüne yakınını
bu iki bilim adamının çalışmasından edindiğimizi rahatlıkla söyleyebiliriz.
Orgazm nedir? Orgazm olgusunu tarif etmek zordur.
Orgazm, çeşitli cinsel
uyaranlarla beynin uyarılması ile başlayan ve uyaranların etkisiyle kişide hem
bedensel hem de ruhsal olarak algılanan bir “histir”. Orgazm oluşumu için en
önemli uyaran dokunsal olanlar olmasına karşın (cinsel ilişki ve kendi kendini
tatmin dokunsal uyaran türleridir) sadece görsel veya işitsel uyaranlarla orgazm
olunması da özellikle kadınlarda imkan dahilindedir. Orgazmın işlevi nedir?
Orgazm oluşumu için cinsel uyaranlarla cinsel birleşmeye hazırlanan beden ve ruh
ikilisi, kendi kendini tatminle veya cinsel ilişkiyle kişinin haz almasını
sağlamaktadır.
Erkekte orgazm sperm kanallarının açılarak spermin dışarı
boşalmasını sağlar ve bu nedenle orgazm erkeğin üreme işlevlerinin çok önemli
bir parçasını oluşturur. Bilimsel olarak gebelik oluşması için kadının orgazm
olmasının şart olduğu şeklinde bir bilgi yer almamakla beraber son veriler
orgazm esnasında oluşan rahim kasılmalarının spermlerin Fallop tüplerine daha
kolay geçtiğini göstermektedir. Orgazma giden yolda kadın cinselliğinin evreleri
Masters ve Johnson yaptıkları çalışmalarda kadında cinsel uyarılmayla başlayan
ve orgazm ile sonuçlanan sürecin dört ayrı evreye bölünebileceğini
saptamışlardır. Gerek normal cinsel işlevlerin anlaşılması, gerekse cinsel işlev
bozukluklarının sınırlarının çizilebilmesi açısından bu evreleşme kendini tanımak
isteyen bir kadının olduğu kadar, konuyla ilgilenen diğer kişilerin de
faydalanabileceği net bilgiler içermektedir.
Bu evreleşmeye göre kadın cinsel
ilişki esnasında aşağıdaki evrelerden geçer Uyarılma Evresi Plato Evresi Orgazm
Evresi Çözülme Evresi Bu evreler kadında ve erkekte oldukça benzerdir. Her bir
evrenin devam etme süresi kadından kadına bariz değişiklikler gösterebilir ve
birbirini ardı ardına takip eden bu evrelerden biri yaşanmadan diğerine geçiş
olamayacağı kabul edilir. Bu evre cinsellik dürtüsünün kişide cinselliği yaşama
ihtiyacı ortaya çıkarmasıyla başlar. Kişide hayali veya gerçek uyaranlar
cinsellik arzusunu ortaya çıkarmıştır.
Kadın fiziksel (partneri veya kendisi
tarafından direkt uyarılma) veya psikolojik (görsel, düşsel ve benzeri
uyaranlarla uyarılma) olarak uyarıldığında ortaya çıkan cinsellik yaşama
arzusuyla başlayan evredir. Cinsellik arzusu ortaya çıktığında eğer bu arzu
engellenmezse tüm bedende cinselliğe hazırlık için değişiklikler başlar. Kadının vajinal salgıları cinsel uyaranın başlamasıyla saniyeler içinde belirgin olarak
artar, vajina girişindeki Bartholin salgı bezleri faaliyete geçer. Klitoris ve
dudaklarda büyüme ve şişme, göğüs bölgesinde ve memelerde kızarma meydana gelir.
Vajina uzar ve genişler, dış dudaklar birbirinden uzaklaşır, rahim yükselir.
Genital sistemdeki bu değişikliklerin genel amacı kadının bedensel olarak cinsel
ilişkiye hazırlanmasını sağlamaktır. Kadında bu evrede kalp atışları hızlanır ve
solunum sayısı artar, kan basıncı yükselir.
Vücuttaki kas grupları kasılmaya
başlar. Memeler ve meme uçları da büyüyerek daha belirgin hale gelir. Bazı
kadınlarda yüzde, boyunda ve göğüste kızarmalar meydana gelir. Erkekte uyarılma
evresi penisin ereksiyonu (sertleşmesi) şeklinde gerçekleşir. Uyarılma evresinin
temel amacı kadının bedensel olarak cinsel ilişkiye hazırlanmasını sağlamaktır. Genital bölgedeki bu değişikliklerin tümü bölgede kan akımının belirgin bir
şekilde artması sonucunda ortaya çıkar. Bu evrede cinsel gerginlik ve erotik
duygular yoğunlaşır. Cilt değişiklikleri daha belirgin hale gelir, memeler ve
meme uçları daha fazla dikleşir.
Dudaklar da daha çok şişerek koyu kırmızı bir
renk alırlar. Vajinanın alt 1/3′lük kısmı şişip kalınlaşarak “orgazmik platform”
adlı yapıyı meydana getirir. Rahim tümüyle yukarı çıkmıştır. Vajinanın üst
kısmında genişleme ve uzama meydana gelir Yeterli uyaran olduğunda bu dönem
orgazmla son bulur. Erkekte plato evresinde penisten berrak ve kaygan bir sıvı
gelir. Bu sıvının içinde az sayıda canlı sperm bulunabileceğinden kadının erkek
boşalmadan bile (”geri çekme” yönteminde olduğun gibi) gebe kalması imkan
dahilindedir. Plato evresi cinsel ilişkinin en aktif dönemlerinden biridir ve
uyarılmayla başlayan cinsellik dürtüsü ve takip eden cinsellik dışavurumu (kendi
kendini tatmin veya cinsel ilişki) bu evrenin sonunda orgazmla sonuçlanır. Plato
evresinin dıştan gözlenebilen en önemli özelliği orgazm evresine yaklaşıldıkça
bir önceki evrede büyümüş olan klitorisin küçülme eğilimi göstermesidir. Plato
evresinin sonlarına gelindiğinde klitoris orijinal boyutunun yarısına kadar
küçülebilir.
Bu küçülme, orgazmın yaklaştığını gösteren önemli bulgulardan
biridir. Bu evrenin süresi kadından kadına, hatta bazen aynı kadında bir cinsel
eylemden diğerine belirgin değişiklikler gösterebilir. Orgazm evresi, önceki
evrelerde “artmış olan gerginliğin boşaltılması” şeklinde tarif edilebilir.
Orgazm esnasında vajina, perine, anüs ve orgazmik platformda yer alan kaslardan
kaslarda istemsiz ve şiddetli kasılmalar ortaya çıkar. Bu kasılmalar ortalama
0.8′er saniyelik aralıklarla ortaya çıkarlar ve toplam dört saniye kadar kısa
sürebilecekleri gibi, 15 saniye kadar uzun da sürebilirler. Kasılmalara
vajinanın daha da genişleyerek boyunun uzaması eşlik eder ve nihayet rahimde de
kasılmalar ortaya çıkar. Rahim kasılmaları bazı kadınlar tarafından belirgin
şekilde hissedilirler. Yukarıda bahsedilen kasılmalar kadının orgazm hissi
yaşamasını sağlar.
Orgazm oluştuğunda cilt kızarıklığı en üst seviyeye ulaşır.
Kadının yüz kasları da kasılır ve acı çekiyormuş gibi bir görünüm arz edebilir.
Orgazm esnasında kadın vücudu adeta “kaskatı kesilir”. Kalp hızı, solunum hızı
ve kan basıncı yüksek seyretmeye devam ederler. Kadınların çoğu bu aşamada bel
bölgesinde, “beyinlerinde” ve genital bölgelerinde değişik bir karıncalanma
hissinden bahsetmişlerdir.
Refrakter peryod Orgazm sonrası erkeklerde oluşan
refrakter periyod (cinsel uyaranlara kayıtsız kalınan, yani yeni bir cinsel
ilişkiye başlamanın mümkün olmadığı dönem) genç erkeklerde bir kaç dakika
sürerken, daha ileri yaşlarda birkaç saate kadar çıkabilir. Bu süre bireyler
arası belirgin farklılıklar gösterebilir. Kadınlarda genellikle refrakter peryod
yoktur veya çok kısadır ve kadınlar ardı ardına defalarca orgazm olabilirler.
Kadınların yalızca az kısmı vajinal yolla orgazm olabilir. Birçok kadında,
orgazma ulaşmak için direkt klitoris uyarısı gereklidir. Orgazmla birlikte
uyarılma evresinde biriken tüm gerginlik kaybolur. Kişi beyinden orgazm
esnasında salgılanan endorfinlerin (”mutluluk hormonları”) etkisiyle gevşer ve
kendini iyi hisseder. Takiben uyarılma evresinde ortaya çıkan değişikliklerin
tümü “çözülerek” geri döner. Tüm bu geri dönüş süreci 5-10 dakika sürer. Çözülme
evresinde tüm değişiklikler geri döner. Kadınların çoğunda orgazm sonrası
klitoris ve meme uçları hassaslaşır ve ağrıya duyarlı hale gelir
Yukarı