UROLOJİDE CİNSEL PROBLEMLER  Kaynak: Mutlu İnsan

 

Okumak istediğiniz konuyu seçiniz

01- CİNSELLİĞİN FİZYOLOJİSİ
02- CİNSEL İSTEKSİZLİĞİN NEDENLERİ

03- CİNSEL UYARILMA BOZUKLUĞU
04- CİNSEL GÜÇSÜZLÜK
05- İKTİDARSIZLIK
06- CİNSEL İLİŞKİ SAYISI
07- SERTLEŞME SORUNU
08- MASTÜRBASYON
09- PENİS HASTALIKLARI
10- PROSTAT HASTALIKLARI
11- KADINDA CİNSEL İKTİDARSIZLIK
12- ERKEK ORGAZM
13- KADIN ORGAZMI
14- BİRLİKTE ORGAZM
15- KADINDA CİNSEL UYARILMA BÖLGELERİ
16- CİNSEL İLİŞKİ SIRASINDA AĞRI
17- ERKEKTE KISIRLIK
18- GECE RÜYADA BOŞALMA
19- CİNSEL İLİŞKİDE PREZERVATİF
20- CİNSEL GÜCÜ ARTIRMAK
21
- ERKEK CİNSEL SORUNLARI
22-
BOŞALMA GÜÇLÜĞÜ
23
- KADINDA AĞRILI CİNSEL İLİŞKİ
24- VAGİNUSMUS
25- EVLENMEDEN ÖNCE YAPILACAK ŞEYLER
26- İLK GECE
27- KANSER TEDAVİSİNDE CİNSEL İŞLEV BOZUKLUĞU
28- CİNSEL AKTİVİTE VE KALORİ

29- CİNSELLİKTE DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR
30- KÜÇÜK PENİS
31- ERKEKTE GECE BOŞALMASI
32- ERKEN BOŞALMA


CİNSELLİĞİN FİZYOLOJİSİ:

Masters ve Johnson (1966) cinsel yanıtın dört basamaklı bir modelini tanımlamışlardır:

Uyarılma:
Uyarılma fiziksel olabileceği gibi cinsel fantaziler gibi psikolojik ya da hem psikolojik hem fiziksel uyarıcılar aracılığıyla sağlanabilir. Kadında vajinal lubrikasyon (ıslanma) ve küçük dudakların kanla dolması ile oluşan uyarılma sonucu erkekte peniste, kadında ise klitoriste ereksiyon (sertleşme) oluşur. Uyarılma birkaç saate kadar sürebilir.

Plato:
Uyarılmanın tepe noktasına ulaşması sonucu oluşan bu ikinci basamakta erkekte testisler büyüyerek yükselir; kadında vajinal duvarın dış dörtte üçünde orgazmik platform adı verilen tipik kasılmalar oluşur ve meme büyüklüğü dörtte bir oranında artar. Penis ve vajina hacminin artmasıyla renk değişiklikleri de belirmeye başlar. Plato basamağı 30 saniyeden birkaç dakikaya kadar uzayabilir.

Boşalma ve orgazm:

Erkekte semenin (sperm, meni) güçlü bir şekilde dışarı atılması ile boşalma ve çoğu kez orgazm oluşur. Erkek orgazmına prostat, seminal veziküller, vaza deferens ve üretranın 4-5 ritmik kasılması eşlik eder. Kadında vajinanın alt bölümünde istemsiz kasılma ile uterusda güçlü ve sürekliliği olan kasılmalar olur. Dış ve iç anal sfinkterde de kasılmalar oluşur. Ayrıca büyük kas gruplarında istemli ve istemsiz hareketler olur. Kan basıncı yükselir, kalp hızı artar. Orgazm 3-15 saniye sürer ve bilinçte hafif sislenme görülür. Üretradan sıvının geçişi erkeğe doruk doyum duygusunu verir. Prostat bir kez kasıldıktan sonra “boşalmanın kaçınılmazlığı” adı verilen durum oluşmakta ve orgazm bu boşalmaya paralel olarak yaşanmaktadır.

Çözülme (Rezolüsyon):

Genital organlardan kanın çekilmesiyle bedenin uyarılma öncesi durumuna dönüşü olup, buna sübjektif bir rahatlama (gevşeme) duygusu eşlik eder. Orgazm oluştuğunda çözülme hızlıdır, ancak bazen 2 ila 6 saat sürebilir. Çözülmenin hızı aynı zamanda cinsel yanıt döngüsünün hangi hızda tamamlandığına bağlıdır. Masturbasyon gibi döngünün hızlı tamamlandığı durumlarda çözülme de hızlıdır. Buna karşın cinsel yanıt döngüsünün uzadığı durumlarda çözülme de yavaş olmaktadır (Hawton 1985). Çözülme döneminden sonra kişiye göre değişen sürelerde refraktör döneme girilir bu esnada yeni bir uyarılma sağlamak mümkün değildir. Erkekte bu dönemin birkaç dakikadan birkaç saate kadar sürmesine karşın, kadında çoklu ve ardı ardına orgazm kapasitesi olduğu bilinmektedir.

Masters ve Johnson cinsel yanıtın fizyolojik döngüsü içindeki evreleri tanımlamakla birlikte, bu döngünün ön koşulu olan “cinsel istek” kavramına değinmemiş, cinsel ilgi ve istek aşamasının tanımlaması daha sonra Kaplan (1979) tarafından yapılmıştır.

Cinsel işlev bozuklukları

A.Tanımı

Cinsel işlev bozuklukları, cinsel ilgi veya yanıtın normal biçiminin sürekli bozulması durumu olarak tanımlanabilir. Bu tanıma göre daha önceleri, “cinsel sapma” olarak tanımlanan cinsel yönelim bozukluklarından farklı bir gruptur. Yukarıdaki tanımlamanın şu nedenlerden dolayı tatminkar olduğu söylenemez: Birincisi, çeşitli zamanlarda ve farklı insanlarda hatta aynı bireyde farklı zamanlarda cinsel ilgi ve performans spektrumu o kadar geniştir ki, “normal” deyimi neyin normal sayılacağı sorusunu akla getirmektedir. İkincisi herhangi bir bireyin cinsel işlevlerinde bozulma var diyebilmek için o kişi veya partnerinin bir sorun olduğunu düşünmesi gerekir; ancak bu düşünceye arkadaş çevresi, medya, farklı tıbbi görüşler gibi çevresel faktörlerden kolaylıkla etkilenebilmektedirler (Hawton 1989).

Cinsel işlev bozukluğu deyince aklımıza bedensel bir hastalığa bağlı olmayan, kısa bir sürede kendiliğinden düzelmeyen veya kısa süreli de olsa sık tekrar ederek süreklilik kazanmış, transseksüalite ya da homoseksüalite gibi cinsel kimliği ilgilendiren sorunları veya teşhircilik, röntgencilik gibi cinsel eğilim ve dürtü kontrolü sorunlarını içermeyen normal cinsel döngüyü bozan rahatsızlıklar gelmelidir. Bu tanıma örneğin ilk defa geneleve gitmiş aşırı heyecanlı, gitmeden alkol almış, uygunsuz bir ortam ve tavırla karşılaşmış bir delikanlının o gün veya devam eden ve birkaç kez daha ortaya çıksa da sonrasında düzelen sertleşme sorunu dahil edilemez. Ancak o günden sonra bu kaygıyla bir çok ilişkisinde sertleşme sorunu tekrarlıyorsa bu durumda cinsel işlev bozukluğundan söz edilebilir.

B.Cinsel İşlev Bozukluklarının Sınıflandırılması:

DSM IV’de (APA 1994) Masters ve Johnson’un (1966) tanımlamasından değişiklikler yapılarak (uyarılma ve plato evreleri, uyarılma adı altında birleştirilmiştir) ve Kaplan’ın sınıflaması gözönünde bulundurularak cinsel yanıt döngüsü :

1.Cinsel istek 2. Uyarılma 3. Orgazm ve 4. Çözülme şeklinde tanımlanmıştır.

DSM IV’e göre CİB, cinsel yanıtların bu fizyolojik döngüsünde oluşan bozulmalar veya cinsel birleşme aşamasında oluşan ağrıyla karakterizedir ve CİB birden fazla aşamada görülebilir.

İstek aşamasında her iki cinste cinsel ilgi ve istek bozukluğu (CİİB) veya cinsel kaçınma bozukluğu görülebilir. Uyarılma aşamasında kadında cinsel uyarılma bozukluğu, erkekte ise ereksiyon bozukluğu; orgazm aşamasında kadında veya erkekte orgazm bozukluğu (geç veya ağrılı boşalma/boşalamama) ve erken boşalma; cinsel ağrı bozuklukları ise kendisini her iki cinsiyette disparenü veya kadında vaginismus biçiminde gösterebilir. Ayrıca bu işlev bozuklukları birarada da bulunabilirler

Cinsel İşlev Bozukluğu Nedenleri

Organik (bedensel hastalık) nedenler önemli yer tutmaktadır. Ancak organik nedenler genellikle tek başına değil, psikolojik etkenlerle birlikte cinsel işlev bozukluklarının ortaya çıkmasında rol alır. Organik nedenler temelde:

Vasküler (damarsal) nedenler
Hormonal nedenler
Nörolojik nedenler biçiminde sınıflanabilir.
Hawton’a göre (1989) cinsel işlev bozukluklarının psikolojik nedenleri:
Hazırlayıcı (yatkınlaştırıcı) nedenler:
Yasaklayıcı bir biçimde yetiştirilme, bozuk aile ilişkileri, travmatik cinsel deneyimler, yetersiz ve yanlış cinsel bilgiler (cinsel mitler).
Ortaya Çıkarıcı (başlatıcı) nedenler:

Eşler arası ilişkide bozulma, doğum, partnerde CİB, sadakatsizlik, başarısız deneyim, depresyon ve anksiyete, travmatik cinsel deneyimler, yaşlanma, organik hastalıklara tepki, yetersiz ve yanlış bilgiler.

İdame Ettirici (sürdüren) nedenler:

Performans kaygısı, başarısızlık korkusu, partnerin abartılı istekleri, partnerler arasında iletişim bozukluğu, suçluluk duyguları, partnerler arasında çekicilik kaybı, cinsel alan dışındaki ilişkilerde bozulma, yakın ilişkiye girme korkusu, yetersiz ve yanlış cinsel bilgiler, ön sevişmenin kısıtlılığı, depresyon ve anksiyete.
 


CİNSEL İSTEKSİZLİĞİN NEDENLERİ:

Türkiye için hala kapalı kutu görümünde olan cinsellikle ilgili sorunlar, kadın ve erkekleri farklı etkiliyor. 40 yaşını geçen erkeklerin yüzde 52’ sinde değişik düzeylerde cinsel fonksiyon bozukluğu görülüyor. Kadınlarda ise, cinsel soğukluk orgazm olamama ve vaginusmus sorunları en önemli hastaneye başvuru nedenleri arasına yer alıyor. Uzmanlara göre cinsel sorunlar birçok nedenin bir araya gelmesinden doğuyor.
Cinsel deneyimin yetersizliği, cinsel bilgilenmenin eksikliği yada yanlışlığı, eşle olan genel ilişkinin zayıflığı, katı yetiştirilme tarzı, yerleşik yanlış inanışlar, kalıp yargılar ve başarısızlık endişesi başlıca psikolojik faktörler arasında yer alıyor.

Erkeklerin cinsel sorunlarının başında ereksiyon olamamak geliyor. Araştırmalar bu sorunun önümüzdeki 5 yıl içinde dünyada 400 milyon erkeği ilgilendireceğini gösteriyor.

5 Milyon erkekte ereksiyon güçlüğü sorunu var.

Dünya verileri Türkiye’ ye uyarlandığında, ülkemizde değişik düzeylerde ereksiyon güçlüğü olan 5 milyon erkeğin bulunduğu ortaya çıkıyor.

Kadınların cinsel sorunlarının çözümünde yaşanan en önemli eksiklik ise Türkiye’ deki cinselliğin hala tabu olmasından doğuyor.

Ülkemize genç kızların hala evlenmeden önce jinekoloğa gitme yüzdesi çok düşük. Bu nedenle var olan hastalıklara zamanında müdahale edilemiyor.

Cinsel konularda eğitimsiz olan kadınlar, cinsel isteksizlik duydukları konusunda bir karara dahi varamıyorlar ya da bilgisizlikten doğan nedenlerle isteksizlik duymalarına neden olacak travmatik deneyimler yaşıyorlar. Özellikle kadınlar için en önemli sorun; cinsel isteksizliklerini doğal kabul etmeleri…

Her 10 Erkekten 3’ ünde Cinsel İşlev Bozukluğu Var
Türk erkekleri için cinsellik hayatlarının çok önemli bir parçası. Ancak cinsel sorunları yok sayıyorlar. Hem erkek hem de kadınların çoğu bu sorunları hafife alıyor, tıbbi sorun olarak algılamıyor, çoğu zaman geçici olduğunu düşünüyor ve yaşlanmanın doğal bir parçası olarak görüyor. Toplumumuzda her 10 erkekten 3’ ünde , yaşa bağlı olarak da her 100 kadından 19-50’ sinde cinsel işlev bozukluğu bulunuyor. Yapılan araştırmalar; cinsel sağlık sorunlarının 40-80 yaş arasındaki erkek ve kadınların üçte birinden fazlasını etkilediğini ancak bu sorunları partneri ile ya da doktoruyla konuşmanın sayısının az olduğunu ortaya çıkardı.
Cinsellikle ilişkili, fiziksel, ruhsal ve sosyokültürel sağlık ve esenlik sürecinin kesintisiz olarak yaşanması olarak değerlendirilen cinsel sağlık; hem erkek hem de kadında ilişkileri, mutluluğu ve yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor.

40-80 yaş arasındaki kadın ve erkeklerin cinsel sağlıkları ile ilgili tutum ve inanışlarını öğrenmek, seksin ve cinsel yaşamın önemini ve yaşamımızdaki rolünü tespit etmek, kadın ve erkeklerin cinsel fonksiyon bozukluğu konusundaki tedavi arayışlarını belirlemek ve cinsel yaşama ilişkin tutumları değişik toplum ve kültürler ile karşılaştırabilmek için Prizer İlaç "Global Cinsel Tutum ve Davranışlar" konulu dünya çapında bir araştırma yaptırdı. Aralarında Türkiye’ nin bulunduğu 32 ülkede 40-80 yaş arasındaki 27 bin 500’ den fazla kadın ve erkeği kapsayan bu araştırmanın sonuçları dikkat çekti.

Türkiye ayağında; İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Samsun, Diyarbakır ve Erzurum illerimizdeki 1500 kadın ve erkekle yüz yüze görüşme yapıldı.
Araştırmaya göre, tüm yaş gruplarındaki kadınlar arasında cinsel ilişkiye girme sıklığı ayda 1-4 kez arasında değişiyor. Türk erkeklerinin ve kadınlarının diğer ülkelere kıyasla daha büyük bir bölümü (yüzde 60) , cinsel performanstaki azalmanın ikili ilişkileri etkileyeceğine inanıyor. Diğer ülkelerdeki erkeklerden farklılık gösteren sonuçlardan biri , Türk erkeklerinin yaklaşık dörtte üçünün , erkeğin cinsel ilişkiye girebilmesinin ilişki açısından önemli olduğunu düşünmesidir.

İlişkiye girme yaş ilerledikçe azalıyor.

Cinselliğin yaşamlarının önemli bir parçası olduğunu düşünen Türk kadınlarının oranı, erkeklere göre daha düşük olmakla birlikte, diğer ülkelerdeki kadınlarla benzerlik gösteriyor. Diğer dünya ülkelerinden farklı olarak, Türk erkekleri arasında cinselliğin yaşamlarının önemli bir parçası olduğunu düşünenlerin oranı çok daha yüksek bulunuyor. Özellikle 40-49 yaş arasındaki kadınlardaki cinselliğe önem verenlerin oranı anlamlı şekilde düşüyor.

Araştırmaya göre, Türk erkek ve kadınlarının ortalama olarak yüzde 71’i son bir yıl içinde cinsel ilişkiye girmiş. Erkekler arasında son bir yıl içinde cinsel ilişkiye girdiğini belirtenlerin oranı ise yüzde 83. Cinsel ilişkiye girme sıklığı yaş grubu yükseldikçe azalıyor.

Araştırma’ da Türkiye’de partneriyle ilişkisinin fiziksel olarak zevk verici ve duygusal olarak tatmin edici olduğunu düşünen erkeklerin oranı kadınlara kıyasla daha yüksek bulundu. Erkeklerin bu konudaki memnuniyet düzeyleri yaş ilerledikçe düşüyor. Kadınlar arasında ise özellikle 40-49 yaşından sonra, memnuniyet düzeyinde anlamlı azalma görülüyor. Türk kadınlarının memnuniyet düzeyleri diğer ülke kadınlarına kıyasla daha düşük.

Erkekler arasında herhangi bir nedene bağlı cinsel işlev bozukluğu sorunu yaşayanların oranı yüzde 28, kadınlarda ise yüzde 43 civarında oluyor. Erkeklerin tüm yaşlarda yaşadığı sorunlar genelde erken boşalma ve cinsel ilişkiden zevk almama olarak açıklanıyor.
Tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi Türk erkek ve kadınları da, cinselliğe olan ilginin kadınlarda 50’ li yaşlarda, erkeklerde ise 60’ lı yaşlarda azaldığını düşünüyor.

Araştırmanın en çarpıcı sonucu ise cinsel işlev bozukluğu için çare arama yaklaşımları oldu. Cinsel sorun yaşayanların sadece yüzde 12’si bu sorununu doktor ile konuşuyor. Cinsel sorunlar eş, partner veya arkadaş ile paylaşılan kitap, dergi vb. kaynaklardan bilgi edinilmesi gereken bir sorun olarak algılanıyor. Çünkü cinsel sorunlar ciddi olmayan, geçici olduğu düşünülen, tıbbi bir sorun olarak görülmeyen ve yaşlanmanın doğal bir parçası kabul edilen bir süreç olarak algılanıyor.


CİNSEL UYARILMA BOZUKLUĞU:

  Bu grupta erkek erektil bozukluğunu ve kadın uyarılma bozukluğunu kapsar. Tanıda hastanın cinsel aktivitesinin süresi, yoğunluğu, odağı göz önüne alınmalıdır. Eğer cinsel uyaran odağa yönelik değil ise, yoğunluk ve süresi yetersiz ise tanı konmamalıdır. Kadınlar: Evliliğini göreceli olarak mutlu şekilde yürüten kadınlarda %33 oranında uyarılma problemi tanımlanmıştır. Uyarılmayı sürdürmedeki zorluk psikolojik çatışmaları (anksiyete, suçluluk ve korkular) veya fizyolojik değişmeleri yansıtabilir. Testesteron, östrojen, prolaktin ve tiroksin gibi hormon seviyelerinde değişmeler ve antihistaminik ilaç kullanımının uyarılma bozukluğunun etiyolojisinde rol oynadığı ileri sürülmüştür. Erkekler Bu hastalık erkeklerde erektil disfonksiyon veya impotans olarak adlandırılmaktadır.

   Cinsel güçsüzlük (Empotans) erkekte penisin sertleşememesidir. Hekimlerin karşısına sık çıkan bir yakınmadır ve hastaya büyük sıkıntı yaşatır. Genç erkeklerdeki prevalansı %8 olarak tahmin edilmektedir. Bununla beraber daha geç yaşlarda da ilk kez görülebilir. Değişik yöntemlerle impotansın organik mi yoksa psikolojik mi olduğu anlaşılır.

   Bu yöntemler nokturnal penil tumescence (geceleri kendiliğinden olan ereksiyonlar) izleminden , ultrasonografi ve penis içerisine ereksiyon sağlayıcı madde (papaverin ) enjeksiyonuna kadar uzanabilir. Nedeni anlamakta iyi bir hastalık öyküsü son derece değerlidir. Kendiliğinden olan ereksiyonlar (REM uykusunda olan) oldukça değerlidir. Böyle bir durumda impotansın psikolojik faktörlerle meydana geldiği düşünülmelidir. İmpotansın psikolojik nedenleri çözülmemiş ödipiyal veya preödipiyal çatışmalar, cezalandırıcı süper ego, güven duygusunun gelişmemesi ve yetersizlik duyguları olabilmektedir. Erektil disfonkısiyon denilen bu durum eşler arası ilişki sorunlarının varlığını da gösterebilir. ...
 

  
CİNSEL GÜÇSÜZLÜK:
 
 Ülkemizde ve dünyada erkeklerin daha çok ileri yaşlarda olsa da artık genç yaşlarda da sık karşılaştığı bir hastalıktır. Cinsel güçsüzlük çok çeşitli şekillerde tanımlanabilir ama kısaca erkeğin cinsel gücünden memnun olmaması olarak da tarif edilebilir. Bazen bu durum gerçek bir cinsel güçsüzlük değilse de kişi hekime başvurmaktadır. Özellikle şehir yaşantısının getirdiği stres ile bu hastalığın hem sıklığı artmış hem de daha genç yaşlarda görülmeye başlamıştır. Cinsel güçsüzlükte neden ya ruhsal ya da bedenseldir.

  Burada ilke olarak hasta öncelikle bir üroloji uzmanı tarafından değerlendirilir ve bedensel bir neden olup olmadığı araştırılır. Eğer böyle bir neden saptanmazsa veya ruhsal bir neden düşünülürse bir psikiyatri uzmanına yollanır. Bazen her iki nedende mevcut olabilir ve bu nedenle her iki branştaki hekim tarafından tedavi gereklidir. Bazen ortaya çıkan bedensel hastalıklar nedeniyle hastanın bir iç hastalıkları veya beyin cerrahi uzmanı tarafından da tedavisi gerekebilir. Bedensel hastalık olarak çeşitli hormon hastalıkları, şeker, böbrek, karaciğer, kalp-damar hastalıkları gibi nedenler bulunabilir. Kullanılan çeşitli ilaçlar nedeniyle olabilir. Sonuçta erkeklik organının damarlarında veya sinirlerinde hasar meydana gelir.
   Genelde bu hastalıklarda yakınmalar yavaş yavaş gelişir. Kavga, ani stres gibi durumlarda başlangıç anidir ve çoğu zaman bu neden hasta tarafından da fark edilir.

 


İKTİDARSIZLIK

Belirtiler Diğer İsimleri: Erektil disfonksiyon, sertleşme bozukluğu. Erkeğin cinsel isteğinin olmasına karşın penis damarlarında kan toplanamaması ve sertleşmemesi (ereksiyon olmaması) veya cinsel birleşmeyi sağlayacak yeterli sertliği koruyamamasıdır. Her erkeğin her zaman ve bütün koşullarda yeterli ereksiyonu sağlaması beklenemez. Ruhsal gerginlikler, yorgunluk, ilişkideki problemler zaman zaman ereksiyonun başarısız olmasına sebep olabilir. Ancak ereksiyon problemi ısrarcı olursa ve cinsel birleşmeyi sık sık engellerse bir doktordan yardım alma gerekliliği var demektir. Bazı araştırmalara göre hafif ve orta derecede empotans da dahil edilirse 40-70 yaş arası erkeklerin % 70 'ini etkiler.

NEDENLER: Birkaç yıl öncesine kadar impotans' ın en büyük nedeninin psikolojik ve yaşam tarzı ile ilgili olduğu düşünülürdü. Aşırı sigara ve alkol kullanımı, bazı ilaçlar yan etki olarak ereksiyon bozukluklarına sebep olabildiği gibi son zamanlarda yapılan araştırmalarla sinirler, arterler veya toplardamarları etkileyen herhangi bir hastalığın ereksiyon bozukluğuna sebep olabileceğini göstermiştir.Penisin içinde idrar yoluna paralel iki adet süngersi silindir vardır. Erkek cinsel açıdan uyarıldığında sinir sistemi penisi sertleşmesi için uyarır. Penise gelen kan damarları bu süngersi silindirleri kanla doldurmak için gevşerler. Bu da ereksiyonu sağlar.

  Eğer herhangi bir sebeple bu aşamalardan birisi engellenirse ereksiyon bozukluğu oluşur. Bu sebepler şunlar olabilir. Fiziksel Hastalıklar ve Bozukluklar: Akciğer, karaciğer, kalp, böbrek, sinir, arter veya venlerin kronik hastalıkları impotansa sebep olabilir. Özellikle şeker hastalığı gibi endokrin hastalıklar bir sebeptir. Damar sertliği penise yeterli kanın girmesine engel olabilir. Bazı erkeklerde testesteron (erkeklik hormonu) azalması da empotansa neden olabilir. Ameliyat veya travma:Leğen kemiği veya omurgalardaki yaralanmalar bazen empotans sebebi olabilir. Prostat, mesane veya rektum kanseri sebebi ile yapılan ameliyatlarda empotansa sebep olabilirler. İlaç Tedavileri: Antidepresanlar, antihistamimikler, hipertansiyon ilaçları veya prostat kanseri tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar ereksiyon bozukluğuna sebep olabilir. Madde kullanımı: Alkol, esrar veya diğer uyuşturucu maddelerin kullanımı ereksiyon bozukluğuna sebep olabilir. Aşırı sigara içilmesi de penise giden arterlere zarar verebilir. Stres, anksiyete veya depresyon: Psikolojik bozukluklar ereksiyon bozukluğunun sebeplerinin % 10-15 ini oluşturur.

  TEŞHİS: Empotans tanısında en önemli şeylerden biri doktorunuza tıbbi ve seksüel hikayenizi ayrıntılı biçimde anlatmanızdır.Doktorunuz şunları bilmek isteyecektir:
 • Ereksiyon ile ilgili probleminiz ne zaman başladı?
 • Ereksiyon probleminiz bazen mi oluyor yoksa sürekli mi? Hangi şartlarda problem kötüleşiyor.
 • Hayatınızda ereksiyon bozukluğuna sebep olabilecek faktörler var mı? İş hayatınızda veya eşinizle ilişkilerinizde gerilimleriniz var mı?  • Ereksiyon bozukluğunu sadece eşinizle mi yaşıyorsunuz?
 • Masturbasyon yaptığınızda ereksiyon yeterli oluyor mu?
 • Ereksiyon esnasında ağrınız oluyor mu?
 • Eşinizden tedavi olmanız gerektiğine dair bir uyarı aldınız mı?
 • Ayrıca doktorunuz geçmişte geçirdiğiniz ameliyatları, ilaç, alkol, sigara veya uyuşturucu kullanıp kullanmadığınızı, yakın zamanda kilo kaybı veya alımı olup olmadığını, geçirdiğiniz ruhsal sıkıntıları bilmek isteyecektir. Daha sonra detaylı bir fiziksel muayene yapılır.Bu muayenede boyun, göğüs, karın ve penis ve testisler ağırlıklı olmak üzere genital bölgenizi inceleyecektir.

   Rektal muayene de işlemin bir parçasıdır. Laboratuvar Testleri:Prolaktin hormon düzeyi, testesteron düzeyi, kan sayımı, kandaki kolesterol ve kan şekeri düzeylerini belirleyebilmek için laboratuvar testleri yapılır.Bunların dışında daha uzak organlarda empotansa neden olabilecek bir hastalığın var olup olmadığının tesbiti için karaciğer, böbrek ve tiroid ile ilgili bir takım testleri yapılabilir. Bazen de penisinize bir ilaç enjekte edildikten sonra oluşan ereksiyon esnasında kan akışının ölçülmesi için bir ultrason tetkiki yapmak gerekebilir.
 
 Laboratuvar Testleri: Prolaktin hormon düzeyi, testesteron düzeyi, kan sayımı, kandaki kolesterol ve kan şekeri düzeylerini belirleyebilmek için laboratuvar testleri yapılır.Bunların dışında daha uzak organlarda empotansa neden olabilecek bir hastalığın var olup olmadığının tesbiti için karaciğer, böbrek ve tiroid ile ilgili bir takım testleri yapılabilir. Bazen de penisinize bir ilaç enjekte edildikten sonra oluşan ereksiyon esnasında kan akışının ölçülmesi için bir ultrason tetkiki yapmak gerekebilir.

 TEDAVİ: Beslenme, egzersiz ve kişisel alışkanlıklar: Sigara ve alkol alımı sınırlandırılmalı, ilaç alışkanlıklarından kurtulunmalıdır. Düşük kolesterol içeren besinlerle beslenmeli ve kolesterol düzeylerinizi takip etmelisiniz. Egzersiz empotans için risk faktör olabilecek kalp-damar hastalıklarının önlenebilmesi için çok önemlidir. İlaç Tedavileri: Son zamanlarda oldukça iddialı olarak piyasaya çıkan birtakım ilaçlar ereksiyon konusunda yardımcı olabilmektedir.

  Ancak kişilere normal ereksiyon yeteneğini kazandırmadıkları akıldan çıkarılmamalıdır. Birkaç yıl önce piyasaya çıkan ve tüm dünyada sansasyon yaratan sildenafil, verdenafil, tadalafil etken maddeli ilaçların penis içindeki kan dolaşımını arttırdığı ve ilişkiden 30 dk önce alındığında ereksiyonu sağlayarak hastaların % 80 inde etkili olduğu iddia edilmektedir. Ancak bazı yan etkileri vardır. Hastaların % 10 unda ilişkiden saatler sonra dahi devam eden yüz kızarması, %17 sinde baş ağrısı şikayetleri bildirilmiştir.Mide yanmaları ve görme bozukluğu da rapor edilmiştir. Ender vakalarda 3 saat kadar süren ereksiyon oluşmuştur. Bu ilaçları anginası veya kalp-damar rahatsızlıkları olan kişiler kullanmamalıdır.Bu ilaçlar nitrogliserin içeren ilaçlar (monoket, monolong, isordil gibi) ile birlikte alınmamalıdır.

  İlgili uzmanın muayenesinden sonra ancak reçete ile alınabilirler. İntauretral Tedavi: İdrar yaptıktan sonra bir aplikatörle idrar yoluna konulan küçük fitillerdir.Fitil uygulandıktan sonra kolay çözünebilmesi için penis hafifçe ovalanır. Penis içindeki kan dolaşımını arttırarak etki eder.Başarı oranının % 40’ lara yakın olduğu rapor edilmiştir. En sık görülen yan etkileri penis, testisler, idrar yolunda ağrı duyulmasıdır (kullananların yaklaşık yarısında görülür). Nadiren idrar yolunda kanama, tansiyon düşmeleri, sersemlik ve bayılma görülebilir. İlişkide bulunulan eşin vajeninde yanma hissi yaratabilir.

  İlişkide bulunulan eş hamile ise kesinlikle kullanılmamalıdır. Prostoglandin alerjisi olanlar, lösemi ve orak hücreli anemi hastaları kullanmamalıdır. Enjeksiyon Tedavisi: Süngersi tabaka yanından penise enjekte edilen bir takım ilaçlarla 15 dakika içinde yarım saat sürecek bir ereksiyon sağlanabilir. Enjeksiyon küçük iğnelerle yapılır. Enjeksiyon yerinde ağrı, morarma, tansiyon yükselmesi, baş ağrısı, sersemlik gibi yan etkileri vardır. Pompa Tedavisi: 1900 yıllarında keşfedilmiş basit bir pompa ile penis içindeki kan akışı arttırılarak ereksiyon sağlanır. Pompa kullananların % 80 i sonucun tatmin edici olduğunu söylemektedirler. Penil Protezler: Oldukça pahalıya mal olan bu yöntemde penise yerleştirilen protez ile ereksiyon sağlanmaktadır. Hasta istediği zaman ereksiyonu sağlayabilir. Çeşitli tipleri mevcuttur. Bazılarında penis sürekli ereksiyonda kalır. Bazılarında ise ilişkiden sonra yumuşama sağlanabilir. Cerrahi bir işlem gerektirir. Uygulanan hastaların % 80’ i olumlu sonuç almıştır.
 


CİNSEL İLİŞKİ SAYISI:

  Birinci grup hislerini başkalarına göre ayarlayanlar, İkinci grup ise hissettiklerinin dolayısıyla yaşadıklarının yeterli olmadığını düşünen veya bunu hissedenlerdir. İkinci grup bir sorunun varlığını hisseden veya yaşayanlardır ki bunlar bir hekime baş vurup nedenini öğrenip çözüm sağlamalıdırlar,bunu da çekinmeden yapmaları gerektiğini neden çekinmemeleri gerektiğini yazının devamında okuyacaklar. Üreme içgüdüsünün sonucu olarak cinsel istek vardır ve cinsellik yaşanır,yaşanmak zorundadır.Çünkü içgüdüler doğuştan vardırlar.

   Canlının yaşamını devam ettirebilmesi için bunları yapması gerekir.(Yemek yemek gibi) İçgüdüler değiştirilemez.Yok edilemez ve birinin yerine diğeri konulamaz. Yaşamak demek kabaca insan bedeninin canlı olarak dünyada bulunmasıdır.Her canlı yaşamının bitmesini istemez.Bedeninizi dünyada devamlı bırakmak istersiniz.O zaman bedeninizi dünyada bırakmak için tek yolunuz kopyalama şansınızdır bu kopyalamayı da çocuk yaparak sağlarız,bedenimizin kopyası çocuğunuz sizden sonrada bedeninizin canlı olarak dünyada kalmasını sağlayacaktır.

  Siz değil misiniz çocuğunuzu, o benim kanım canım diye seven. Cinselliği evet zevk için de yaşarız.Ama bu zevk üreme içgüdünü giderebildiğimiz doyurabildiğimiz içindir.Yemek yemenin karnımızı doyurması bu doygunlukla açlık hissinin kaybolup o süre için bedenimize gerekli enerjiyi sağlayıp yaşamda kalabilmeyi garantilediğimiz içindir ve bu bize zevk verir. Cinsel güç miktarı 3 ana nedenden dolayı değişebilir. 1)Bedensel nedenler: Cinsel isteğin az olması bazen bedensel nedenlerden dolayı olmaktadır.Bunun içinde belirtilen hormon eksiklikleri,bedensel bazı hastalıklar veya başka bir hastalık için kullanılan ilaçların yan etki olarak kalıcı veya geçici cinsel isteksizlik yapmasıdır. #Burada önemli bir ayrımı vurgulamak isterim.Cinsel isteksizlik dedik cinsel yetersizlik değil.Cinsel yetersizlik cinsel arzunun olup bunun bedensel bazı eksiklilikler bozukluklar yüzünden gerçekleştirilememesidir.Mesela erkekte cinsel birleşme arzusu var ama bir hastalık yüzünden penisinde sertleşme olmuyor.Cinsel isteksizlikte ise bunu yapmak için zaten istek yok. 2)Psikolojik nedenler: İnsanın içgüdülerinde öncelik sırası vardır.

   Birinci sıradakiler yaşamınızı devam ettirmek için yapmak zorunda olduğunuz şeylerdir.Mesela su içmek gibi.Su içmezseniz kısa sürede ölürsünüz.Kişinin birinci hissi o günkü varlığını sürdürebilmek için gerekli şeyleri yapma zorunluluğudur.Bunu tamamladıktan sonra ancak diğerlerine sıra gelir.Bunun en basit komik örneği '' fakirin karnı doyunca nokta noktası kalkar'' örneğidir.Sağlıklı bir cinsel arzu duyabilmek ve cinsellik yaşayabilmek için bir kişinin önce o gün için çözmesi gerekli olan şeyleri çözmesidir.Uykusunu uyuması, yemeğini yemesi ,barınacak yerini sağlaması gibi ve yarını için de en azından çok fazlaca kaygı duymamasıdır.Demek ki gelecek sorunlarınız kadar gündelik sorunlarınız cinsel isteğinizi etkilemektedir.Bunun yanı sıra cinsellik-cinsel istek bir hesaplar zinciridir.

  Cinsellik isteyerek yaşandığında her zaman zevk verecektir.Ama bununda bir bedeli vardır.Bu bedel bazen getirdiği hazdan daha fazla acı ve mutsuzluk verebilir.Bu gibi durumlarda beyin kişiyi koruma altına alarak negatif etkilerden koruyup daha fazla acı çekmesini engellemek için cinsellik dürtüsünü bir süreliğine baskılayabilir veya başka yerlere yönlendirir.Ama bu bir çözüm sağlamaz çünkü güdüleri yaşamak zorundayız ve başka yere yönlendiremeyiz.Kısa sürede bunu çözmek gerekir. Cinsellikteki negatif etkiler kızlık zarı korkusu, gebe kalma kaygısı can acısı duyma kaygısı cinsel yasaklamalar cinselliği kötü kabul etme anne baba ve çevrenin ne düşüneceği fikri çirkin beden veya herhangi bir organ kaygısı utanma mukayese edilme korkusu kullanılma kaygısı daha önceden cinsel tacize uğramış olmak yetersiz olup alay edilmesi fikri cinsel hastalık veya bulaşıcı hastalık kapma korkusu pişmanlık korkusu aldatılma aldatma partnerin; kendisi hakkında ne düşüneceği ona nasıl davranacağı başkalarına anlatıp anlatmayacağı, bu ilişki yüzünden bir sorun yaşatıp yaşatmayacağı gibi nedenlerdir.Bu nedenlerin baskın olduğu durumlarda insan bunların getireceği negatif etkileri yaşamamak için cinsellikten uzaklaşırlar.

  Partneri beğenmemek veya istememek veya zorunluluktan beraber olmakta cinsel isteği azaltıcı nedenlerdendir. 3)Bedensel ve psikolojik nedenlerin birbiriyle etkileşimde olduğu dönemler: Yukarıda saydığımız nedenlerin herhangi birinin diğeriyle beraber olmasıdır. Bahsettiğimiz bütün nedenlerden dolayı kişilerin cinsel istek duyma seviyeleri zamandan zamana partnerden partnere koşuldan koşula farklılık gösterecektir.Bunun belirli bir sayısı yoktur.Nasıl acıkınca yemek yiyorsanız isteğiniz varsa ve koşullarınız da uygunsa yaşayabileceğiniz kadar yaşayacaksınız.Zorunlu bir rakam yok.

  Bu konuda elde var olan sayılar belli miktarda aynı yaştaki kişilerin cinsel yaşamlarının istatistiksel ortalamalarıdır.Sizin için hiç bir gerçeklik ifade etmez.Var olan sizin kendi gerçeğinizdir. Cinsel istekte ve ilişkideki sınır, partnerinize ve kendinize bir şeylerin eksik kalmadığını hissettiğiniz andır. İşte bu yeterliliktir ve koşullara ve kişiye göre değişir.Şunu da unutmamak gerekir ki her partneri tatmin edemezsiniz.Bunu yapmaya çalışırsanız yıldızları yakalamaya çalışan hayalperestler gibi olursunuz. Gelelim özellikle erkeklerin merak konusuna

   1) Erkeklerde cinsel istek nasıl arttırılır?
   2)yine erkeklerin sorduğu bir soru kadınlarda cinsel istek nasıl arttırılır? Sağlıklı bir yaşam, sağlıklı bir beslenmeyle yani düzenli yaşayıp stresten, gerekli sorunlardan uzak durup beslenmenize de özen gösterirseniz spor yaparsanız ve de akıllı olursanız daha evvel yazmış olduğumuz cinsel isteği azaltıcı nedenlerden kurtulmuş olur daha arzulu ve daha güzel bir cinsel yaşantıya sahip olursunuz. En önemli şeylerden biri beslenmedir.Cinsel isteği artırıcı özel bir gıda rejimi yoktur.Sağlıklı beslenip gerekli protein ve vitamini alırsanız faydasını göreceksiniz. Bu arada hemen piyasada satılan ilaçlar gündeme gelebilir,bu tip haplar cinsel isteği olup çeşitli nedenlerden dolayı yeterli sertleşme sağlayamayan kişilerde faydalıdır.Penis sertleşmesi sağlar.Cinsel arzusu olmayan kişiye bu tip haplar verildiğinde herhangi bir cinsel istek gelişmeyecektir.Bu yüzden cinselliği çevrenizdekilerin söylediklerine göre değil kendi hissettiğinize göre yaşamalısınız.Doğrusu budur yoksa dilin kemiği yok.Yaşadığınızı yaşayın istediğinizi söyleyin.Bu sefer onlarda sizin gibi düşünüp dursunlar. Cinsel isteği arttırıcı bazı özel maddeler vardır ama bunlar gerekli görüldüğü zamanlarda doktor tarafından verilen ve kontrol altında verilen maddelerdir.Kendi başınıza kullanamayacağınız kullandığınızda fayda yerine zarar göreceğiniz şeylerdir. -Cinsel isteksizlik duyduğunuzu ,yaşadınız veya hissettiğiniz cinselliğin yeterli olmadığını hissediyorsanız bir hekime baş vurabilirsiniz.Sorun varsa ortaya çıkarılır bedensel veya psikolojik tedavisi yapılır ve çözüme kavuşursunuz.Bunda utanmaya veya çekinmeye gerek yoktur.Rahatlıkla bu konuda destek almaktan çekinmeyiniz. Lütfen cinselliği bu güzel hissi kendi kendinize etraftan duyduklarınızı zehir etmeyiniz.Çünkü cinsellilik insan hayatında çok önemli bir yer tutmaktadır;güzel bir cinsel ilişki sonrası hayata daha olumlu baktığınızı ve daha pozitif düşündüğünüzü ve daha başarılı olduğunuzu biliyorsunuz.Bu hislerin getirdiği mutluluğu yaşamak istiyorsanız başkalarının düşüncelerine göre değil hissettiğiniz gibi ve doğru kaynaklardan bilgi alıp yönlenerek yaşamalısınız.Sağlıklı daha mutlu güzel günlere.
 

 
SERTLEŞME SORUN

   Sertleşememe birçok erkeğin özellikle de orta yaş ve üstü erkeklerin birçoğunun ciddi bir kaygısıdır. Erkek sekste daha çok penisiyle değerlendirilmektedir. Kadın yapısı gereği, istemese de uygun olmasa da erkeğe vereceği cinsel hizmet yönünden özel bir hazırlık yapmasına gerek yoktur. Her zaman her yerde her şekilde ilişkiye girebilir. Bundan zevk alıp almayacağı ayrı bir konudur. Erkek ise cinselliği yöneten ve bitiren taraf olarak hazırlanmalı ilişkiye uygun ve de bu ilişkiyi sürdürebilecek halde olmalıdır; bu da basit açıklama ile erkeğin penisinin sertleşmesi ve bu sertliği sürdürme sürecidir( tabii ki ideali bu süreye kadının hazırlanma süresini de eklemektir!!)

   Erkekte genç yaştaki her koşulda sertleşme imkanı yaş ilerledikçe bedensel eskimeye, sosyal ve ekonomik koşullara, strese de bağlı olarak azalacaktır. Sertleşme yetersizliği veya sertleşememe sorunu üç nedenden oluşabilir. 1- Bedensel durumlar 2- Psikolojik durumlar 3- Hem bedensel hem de psikolojik nedenlerin beraber olduğu durumlar Sorunun nerede olduğunu bulmak ilk önce sorgulama ile olur. Cinsel ilişkide sertleşme problemi olan kişinin mastürbasyon yaparken veya sabah sertleşmelerinin olup olmadığı sorunun kaynağına yol gösterebilir. Diğer bir yöntem de bedensel bir takım testlerin mesela penisteki kan akımının ölçülmesi, penise çeşitli ilaç uygulamaları gibidir.

   Bunların sonucu kişiyi muayene eden hekimce değerlendirerek sorunun nereden kaynaklandığı ilk önce bulunur, bulunmalıdır. Bedensel ise, çeşidine ve koşullara göre ilaç veya ameliyat önerilir. Sorun psikolojik ise uygun terapi yapılır veya terapiye yönlendirilir. Psikolojik baskılar erkek sertleşme faktörünü önemli ölçüde etkilemektedir Bunlar ekonomik yetersizlik, sosyal ilişkiler, penis büyüklüğü kaygısı, erken boşalma korkusu, partneri tatmin edememe şüphesi, partnerinin zevk almaması, suç işlediğini düşünme kaygısı, aldatma veya aldatılma korkusu, veya da başka erkeklerle karşılaştırılma korkusu gibi nedenlerdir. Psikolojik sorunların kaynağa yönelik çözümü ile erkekteki sertleşme sorununun çözümünde başarı yüksektir. Sorun nereden kaynaklanırsa kaynaklansın çözümünü en kısa sürede bulmak gerekir.

   Basit bir sertleşme korkusunun başlattığı sertleşme problemi çözülmezse, neden yokken günbegün artacak daha ağırlaşacaktır. Bedensel bir sorunun uygun yöntemlerle çözülmemesi ise erkekte gene psikolojik baskıyla bedenselin yanına psikolojik sorun da ekleyebilecektir. Sertleşme kaygısı yaşayan erkeklerin birçoğunun daha sonra gerçek anlamda sertleşme sorunu yaşadıkları görülmektedir. Sertleşme sorunu olan erkek cinsel açıdan yetersizliğini hissedip kendini zavallı ve güçsüz görüp kadınlardan ve toplumdan uzaklaşacak, sosyal ilişkilerinden, iş hayatında başarısızlık yaşayacaktır. Hatta eşcinsellik kaygılarına bile kapılabilecektir. Bu yüzden nedeni ne olursa olsun çözümü büyük oranda olan bu sorun için kısa zamanda uygun yerlere başvurmak erkek sağlığı ve gelecek nesiller için faydalı olacaktır.
 

 
MASTURBASYON:
 
   İnsanların yüzde doksan beşi (%95'i) mastürbasyon yapar, peki kalan yüzde beşi (% 5'i) ne yapar? Kalan % 5'i yalan söyler! Biraz yumuşatırsak bunu ;yaptıkları şeyi masturbasyon olarak kabul etmemeye çalışırlar ,yada masturbasyon yaptıklarını bilmezler. Cinsel organlarla ilgili haz verici her şey masturbasyon sayılabilir, mesela bir kadının heyecanlanıp bacaklarını sıkıştırıp bırakması bile,ve masturbasyonda illa orgazma ulaşmak gerekmez.

   Masturbasyon kelimesi Latince ''masturbare=(elle bozmak )'' fiilinden türemiştir. Günümüzde kullanımı; kişinin (kadın veya erkek) kendi kendine cinsellik yaşaması veya cinsel doyuma ulaştırması için yaptığı eyleme denir. Daha modernize bir açıklama ile ; bir cinsel tepki üreten istemli kendi kendine uyarım olarak tanımlanabilir. Masturbasyon hayal gücünün veya fantezinin sonsuz kullanımı ile gerçekleşir,kişi bu sırada kendisini ve karşıdakini dilediği gibi düşünür ve sonsuz bir güce sahip olur, bu yüzden de hiç bir cinsel eylem bu sınırsızlıkta ve mükemmellikte gerçekleşmez. Bu da ilk cinsel eylemlerde bazen hayal kırıklığı yaratabilir. Ama hiç bir düşünce de tensel dokunmanın veya hissetmenin ve de sevginin yerini de tutamaz. Masturbasyon zararlımıdır ?

   Eğer kişinin sosyal yaşantısını ,normal seksüel ilişkilerini bozacak düzeyde değil ise zararsızdır. Kişi eğer bir seksüel partneri varsa o olmadığı zamanlarda masturbasyon yapabilir ama bunun sayısı ve sıklığı partnerine olan arzusunu etkilemeyecek şekilde olmalıdır. Eğer kişinin düzenli seks partneri yoksa veya hiç partneri yoksa, arzu ettiği sürece, hissettiği sıklıkta mastürbasyon yapabilir. Mastürbasyonun kadında veya erkekte hiç bir fiziksel (bedensel) kötü tesiri yoktur ,aksine rahatlamayı ve gevşemeyi sağlar. Ayıp değil bir gerekliliktir. Toplumda söylenen diğer her şey tamamen uydurmadır; - yok sivilce yapar, -gözleriniz kör olur, -boy uzamasını durdurur, -ileride çocuğunuz olmaz, -kızlarda adet düzenini bozar, -erkeklerde ileride sertleşme sorunu yaratır, -penis boyunun uzamasını durdurur gibi söylentiler ve bilgiler ve buna benzer her şey tamamen uydurmadır. Dilediğiniz yer ve zamanda tabi ki başkalarının haklarına (kişisel veya kanuni) saygı duyarak, kimseye zarar vermeden masturbasyon yapabilirsiniz.

   Bu sizin hakkınız ve bedensel özgürlüğünüzdür. Özellikle bazı gençler mastürbasyon sonrası suçluluk duygusuna kapılırlar, bu yaptığınızdan suçluluk duymak anlamsız ve de gereksiz bir duygudur,ayıp,yasak,kötü,size veya başkasına zarar vermeyen, yalızca sizin bedeninizi ve hislerinizi ilgilendiren bir şeyden huzursuz olmanın gereği yoktur,bu bir ihtiyaçtır, bundan utanmayınız,suçluluk duymayınız. Yalnız masturbasyon sizin için kaçınılmaz bir olay , bir tutku haline gelmişse, normal cinsel ilişkiye tercih ediyorsanız, veya normal seksten partnerinizden zevk alamayıp masturbasyona yöneliyorsanız bir cinsel tedavi merkezine baş vurup bu alışkanlığınızı veya tercihinizi değiştirmek için öneri ve tedavi almalısınız. Mastürbasyon konusunu biraz yaşa ve cinsiyete göre ayırırsak; Genç erkeklerde özellikle cinsel hayatı olmayan gençlerde, masturbasyon neredeyse bir zorunluluk halindedir, bunun nedeni ise: Sperm (meni - er suyu) üretimi devamlıdır ve hiç durmaz, üretilen spermler bir kesede toplanır ve boşaltılmaya hazır beklerler, arkadan da devamlı sperm üretimi olur ve bu keseye boşalır, bu kesenin bir hacmi, bir kapasitesi vardır, bu hacim dolunca cinsel istek artar, yoğunlaşır eğer ilişki veya boşalma gerçekleşmezse kasıklarda ağrı, aşırı cinsel istek başlar, bazen kese o kadar dolmuştur ki büyük tuvalet yaparken veya ıkınırken vücut içi basınç arttığından bu sırada penisten sperm akar veya idrar sonrasında sümüksü bir akıntı olarak penisten gelir (bu boşalma değildir ve zevk vermez sadece sperm akar).

   Eğer kişi boşalmaz veya ilişki kurmazsa belli bir süreden sonra ki bu süre kişiden kişiye değişir( 4 ila 15 gün), erkek uykuda boşalır ve keseyi boşaltarak arkadan gelen spermlere yol açar. Hamamcı olduk veya rüyacı olduk deyimi buradaki boşalmaya bağlı yıkanma gerekliliğinden gelmiştir. Erkeklerdeki cinsel arzu kontrolsüzlüğü de devamlı üretilen sperm ve onun boşaltılması isteği sonucu ve de toplumsal öğretilerin yani tabuların erkeğe kuralsız cinsellik yaşamayı bir hak ve övünç kaynağı olarak hissettirmesi olup bayanların erkeklerde anlayamadıkları duygusuz cinsel istek bundan dolayıdır. Erkeklerde uyarı ve doyuma ulaşma daha çok penisin etrafının kavranma hissinin tatmini ve özellikle penisin baş kısmında bulanan zevk hücresi diye isimlendirilen sinir uçlarının sürtünmeye ve karşıdan gelen basınca karşı taşıdıkları hislerden oluşur.

  Erkekler genelde elleriyle cinsel organlarını okşayarak masturbasyon yaparlar, bunun için elleri kuru olabilir, genelde kayganlaştırıcı bazı maddeler; tükürük, krem, sabun (sabunun penis içine kaçtığında acıya yol açacağı unutulmamalıdır) kullanılır. Gene erkekler masturbasyon yaparken penislerini başka cisimlere sürerek de veya kavrama hareketini sağlayıcı bir takım boşluklara penislerini sokup çıkararak yaparlar. Veya sertleşmiş penise su tutarakta masturbasyon gibi çeşitli yöntemlerde kullanırlar. Son zamanlarda ülkemizde de satılan yapay vajina benzeri araçlarda erotik malzeme satılan dükkanlarda bulunmakta ve kullanılmaktadır.

  Kısaca kişiye zevk veren her şey bu amaçla kullanılabilir. Kadınlarda ise; bakire olanlar veya olmayanlar olarak değerlendirmeliyiz çünkü toplumumuzda bekaret hala önemli bir konu olarak kabul edilmektedir . Kadınlarda masturbasyon erkeklerdeki kadar fiziksel dokunma gerçekleşmeden düşünce bazında da gerçekleşebilir.Sadece göğüslerine dokunarak dahi masturbasyon yapabilirler. Fiziksel istek kasık bölgesine yayılan sıcaklık orada bir basınç hissinin duyulmasına ve klitorise dokunulmasının ihtiyacı ve vajen içinde doldurulması gerekli bir boşluk hissi ile ortaya çıkar.

  Vajende ki boşluk hissi daha önce cinsel ilişkiye girmemiş bayanlarda çok az veya yoktur.Cinsel ilişki yaşamış kadınlarda ise bu vücut tarafından tanınmıştır ve hissedilir. Genelde ya klitoris (bızır) elle okşanır veya iki bacak açıp kapanarak sıkıştırılır veya kadına zevk verebilecek bir şeye sürtülür. Bakire olan kadınlar genelde bu şekilde masturbasyon yaparlar. Ve bunun kızlık zarına hiç bir zararı yoktur. Daha az olarak klitoris okşanırken vajen girişine parmakla baskı uygulanabilir veya vajen girişi veya küçük dudaklar okşanabilir. Bunun da kızlık zarına hiç bir zararı yoktur. Ve bazı bayanlar kızlık zarı olmayanlar veya önemsemeyenler vajen içine parmak veya parmaklarını sokarlar veya içeriye doluluk hissi verebilecek herhangi bir şey (deodorant kutusu,salatalık,muz,kalem gibi) kullanırlar.Son zamanlarda ülkemizde de bulunan yapay penisler de veya titreşim sağlayan bazı seks oyuncakları da yaygın olarak kullanılmaktadır. Bazı bayanlar ise hem klitorise sürtünme veya baskı hem de vajen içine doluluk sağlayarak masturbasyon yaparlar.

   Duşta basınçlı suyun klitorise tutulması ile masturbasyon ise bayağı yaygın bir yöntemdir, bu da kızlık zarına zarar vermez. Anne ve babalara ve de herkese ; cinsellik içgüdüsel bir duygu olup soyunu sürdürme, hayata ve kendinden sonraya bedeninden bir parça bırakma hissinin bir uzantısıdır. Yani frenlenemez,önlenemez ve yok edilemez.Belki baskılayabilir veya başka bir hisse veya uğraşa yönlendirebilirsiniz ama bunun sağlıksız sonuçları ve acısı daha sonra çok fazla olarak başka yerlerde ve konumlarda ortaya çıkmaktadır.Kuşumuzun, kedimizin veya köpeğimizin cinsel arzularını düşünüp dikkate aldığımız halde kendimizin ,yakınlarımızın veya çocuklarımızın bu tip ihtiyaçlarını görmemezlikten gelmeye veya anlamamaya çalışmak kendimizi kandırmaktır. Özellikle cinsel yaşantıya sahip olamayan veya olamamış gençlerde bu istek frenlenemez.Bu yüzden gerekli olan masturbasyon için onları yanlış bilgilendirip korkutmayınız. Yaş ve kişinin sosyal konumu bu arzuyu yok etmez bu bir ihtiyaçtır.

   Yalnız bebekler de de bazen masturbasyon benzeri davranışlar görülebilir bu onları korkutmadan önlenebilir,anlayabilecek yaşta olanlar doğru yönlendirilip bilgilendirilmelidir.Bu konu ilerdeki yazılarımızda ele alınacaktır. Peki çocuklarımıza nasıl davranalım; ilk önce onlara bu konularda sağlıklı bilgiler verelim eğer sizde bilmiyor veya bu konuları konuşamıyorsanız çekinmeden destek alabileceğiniz yerlere baş vurabilirsiniz veya okuyup öğrenebilecekleri bazı bilgi kaynakları sağlayabilirsiniz.En önemli olan şey yanlış bilgi vermemektir.Ufak bir kızken annesi tarafından anal (arkadan-popodan - makat-rektum ) ilişkiye girmesin diye arkadan ilişki kuranlar kanser olur diye korkutulup yönlendiren bir hastamın kabız olursam da aynı etki olur kanser olurum ölürüm fikri ile yaşadığı ve hissettiklerini, bu yüzden yeme içme problemi yaşadığını, uzun süre psikiyatrik tedavi alıp halen de tam olarak iyileşemediğini ve de iyileşemeyeceğini düşünürseniz yanlış bilginin bir insanın hayatına, yaşantısına nasıl bir etki yaptığını anlarsınız.

   Onları kendileri ile kalabilecekleri ruhları ve bedenlerini tanıyabilecekleri mekanlarda rahat bırakalım.Odasının kapısını kilitlemesine izin verin veya kapısını çalıp onun olurunu almadan odasına girmeyiniz.Kötü bir şey yapacaksa zaten yapar, sertlikle hiç bir şey engellenmez sadece inanarak doğruyu anlatın oda anlayacaktır.Veya banyoda gereğinden fazla kalırsa onu rahatsız etmeyiniz, orayı gerçekten kullanmaya ihtiyacınız olana kadar onu rahat bırakınız, bir insan banyoda ne yapabilir ki veya ne yapar sizce? En önemli şey ise onlar her ne kadar sizin bedeninizin bir parçası olsalar da onlarında bir ruhlarının olduğunu unutmamak, onların kişiliklerine saygı duymaktır.
 

 
PENİS HASTALIKLARI
 
Penisin erkekte iki önemli fonksiyonu vardır. 1-İdrar atılımı:Böbrekten süzülen idrarın dış idrar kanal yolu ile dışarı atılımını sağlamak 2-Üreme fonksiyonu: Tesiste yapılan tohum hücrelerini meni vasıtası ile kadın haznesine ulaştırmak.

PENİSİN YAPISI: Penis kök gövde ve baş olmak üzere 3 kısma ayrılır. Kök kısmı torbanın ön yüzünde makata kadar uzanan bölge içerisinde kaslara gömülü vaziyette durur. Gövde deri ile kaplı ve içerisinde 3 tane sertleştirici kıkırdak dokusundan yapılmış organdan meydana gelir. Kıkırdaktan daha ince yapılıdır. Bu yapıya kan dolması neticesinde sertleşme meydana gelir. Baş kısmı penisin en uç kısmında yer alır. Penisi ucunda bir şapka gibi durur. Bu bölge sünnet olmamışlarda deri ile kaplıdır. Sünnet ile kesilen kısım bu deridir. Penisin kan dolaşımı atardamar ve toplar damar sistemi sertleşmede dolayısıyla döllenme ve seksüel aktifte çok önemlidir.

PENİSİN YAPI BOZUKLUKLARI: Çok defa testis mesane gibi başka yapı bozuklukları da vardır. Penisin hiç olamaması nadirdir. Nadiren çift penis olur. Penis doğuştan kıvrık olabilir. Bunun yanında yine doğuştan büyük ve küçük penis olabilir.

  1- Penis Sünnet derisinin dar olması: Sünnet derisinin uç kısmı çok dardır. Toplu iğne başı kadar bir açıklık vardır. Derinin iç yüzeyi penisin baş kısmına yapışıktır. Deri başın gerisine çekilemez. Ya doğuştan olur veya daha sonra iltihabı bir olaydan sonra gelişir.   Şayet çok darsa hasta idrar yapamaz. Hatta idrar deri altında toplanması ile sünnet derisi balon gibi şişer. İdrar damlalar halinde akar. Tedavi edilmezse idrarın tahrişi sonunda iltihap gelişir ve bu iltihap penis baş bölgesinde yaralara neden olur. Tedavi sünnettir. (Sünnet için tıklayın)

 2-Sünnet derisinin geriye kaçması: Sünnet derisi penis baş kısmının gerisine çekilmesi ile tekrar öne gelememesidir. Genellikle sünnet derisinin darlıklarında oluşur. Çocuk veya anne babası tarafından temizlik amacı ile deri geriye çekilir, daha sonra deri burada şişer ve kızarır, penis başını boğar. Tedavide şayet erken devreyse deri öne çekilmeye çalışılır. Fakat geç kalmışsa sünnetten başka çare yoktur. Sadece ufak bir deri parçasını kesmek ve iyileşmeye bırakmak çok defa sonuç vermez.

 3-Penis yaralanmaları: Penis oynak bir organ olduğundan darbelere karşı kendini korur Tamamen kopma kazalardan sonra veya kasti olarak (kıskançlık ve intikam nedeni ile) kesilmesinden sonra oluşur. Darbelerde penise kan oturur. Penis kırılmaları ise sertleşmiş haldeki penisin ani ve sert bir şekilde bükülmesi sonucu meydana gelir. Sertleşme problemlerine meydan vermemek için erken tedavi önemlidir.

 4-Penis iltihapları: Çocuklarda darlık nedeni ile büyüklerde ise temizliğe riayet etmemeden ileri gelir. Sünnet derisinin ve/veya penis başının iltihabı şeklinde olur. 5-Penisin kireçlenmesi: (Peyroni hastalığı) Penisin kıkırdağımsı doku içerisinde plak şeklinde bağ dokusunun oluşmasıdır. Sebebi belli değildir. Genellikle 40 yaşından sonra görülür. Penis sırtında veya her iki yan tarafında olabilir. Nerede olursa sertleşmiş penis aksi istikamette bükülmüş olarak durur. Ağrı vardır. Bazen birleşme mümkün olmaz.

  El ile hissedile bilinir. Zararsız bir hastalık olmasına rağmen hastanın şikayeti varsa tedavi edilmelidir. Nadiren kendiliğinden kaybolur. E vitamini faydalıdır. Ameliyat tavsiye edilmez. Plağın içerisine kireç giderici ilaçların verilmesi fayda sağlar 6-Penisin kendiliğinden ağrılı sertleşmesi: Penis seksüel istek duymadan ve uzun süren sertleşmesidir. Hasta çok ağrı duyar. Her yaşta meydana gelir. Damar sistemi bozulmuştur penisin kıkırdak dokusu içerisinde kan pıhtıları oluşur. Sinir sistemi hastalıklarında da meydana gelebilir. Bazen sebep tümoral bir oluşumdur. Birden bire meydana gelir. Ağrılıdır. İdrara yapılamaz veya damlalar halinde gelir. Meni boşalsa bile sertlik devam eder. Sertleşme 1-2 gün bazen aylarca sürer. Normal haline dönse bile sonunda iktidarsızlık meydana gelir. Tedavide enjektör ile pıhtılaşmış kan boşaltılır. Pıhtıyı giderecek ilaçlar verilir. Ameliyat ile bu pıhtılar boşaltılır. 7-Penis Tümörleri Penis siğilleri çok görülür. Penisin sırtında veya değişik yerlerinde olur. Tek veya çoktur. Küçük ben şeklinde fakat karnabahar gibi girintili çıkıntılıdır. Zararsızdır.

  Tedavide elektrik ile yakılır veya ameliyat ile çıkarılır. Penis Kanseri: Çok defa sünnetsizlerde görülür.Penis başı iltihaplarından sonra gelişebilir. Müzmin tahriş edici maddelerden sonrada oluşabilir. Görünüşte yarayı andırır. Sert nodül şeklinde de olabilir. Teşhis parça alınıp patolojide incelenmesi ile konur. Erkan teşhis konulacağı için ameliyat ile alınır. Sonuç diğer kanserlere nazaran iyidir .
 

 

PROSTAT HASTALIKLARI:

  Prostat sadece erkeklerde bulunan bir salgı bezidir. Kadınlardaki rahmin karşıtı bir organdır.
  PROSTATIN YERLEŞİMİ: Prostat erkeklerde dış idrar yolunun ilk kısmını çevreleyen bir organdır. Mesane tabanında yer alır. Yetişkinde yüksekliği 20-25 mm kaidesinde ön-arka çapı 25 mm ve enine çapı 40 mm civarındadır. Ağırlığı 20-25 gramdır. Şekerli koniye benzer. Bir tabanı, tepesi, arka ön ve iki yan yüzü vardır. Tabanı: Mesane yüzüdür. Enine bir çıkıntı ile ön ve arka iki parçaya ayrılır. Ön parça mesane ile komşu olup, önünden dış idrar yolunun prostatik parçası geçer.

  Arka parçada prostatik bir oluk bulunur. Bu oluk içerisinde Meni yolu borusu yer alır. Tepe: Anüsten itibaren 3-4 cm öndedir. Arka yüz: Konveks ve arka aşağıya bakar. Dikey bir oluk gösterir, prostatı iki yan parçaya ayırır. Prostatın İç komşuluğu: Prostatın içinde bez dokusundan başka dış idrar yolu kanalı prostatik parçası, bunun üst kısmı çevresinde mesane büzücü kası bulunur

 PROSTATIN VAZİFESİ: Prostat bir dış salgı bezidir. Aynı zamanda organizmanın ikincil seks organıdır. En önemli vazifesi meninin %95 ini teşkil ederek spermayı sulandırır. Böylece ejekulatın miktarını çoğaltarak döllenmeyi kolaylaştırır. Prostatik dokuda yüksek konsantrasyonda çinko vardır. Çinkonun karbonik anhidraz ve dehidrogenez enzimleriyle ilişkisi vardır. Çinko yetmezliklerinde prostat dumura uğrar. Prostatik Sekresyon: pH 6,5 olup süt görünüşünde özel bir kokusu olan bir sıvıdır. İçerisinde fibronilizin, asit fosfotaz ve beta glukuronidaz enzimleri tespit edilmiştir. Ayrıca plazmadan daha fazla miktarda Na, K, Ca ihtiva eder. Anyon bakımdan daha fakirdir. Bol sitrat bulunur.

  Bunlardan başka aminoasitler, proteinler, lipitler, kollestrol bulunur. Prostat ergenlik yaşına kadar faal değildir. Ergenlikte faaliyet göstermeye başlar 25 yaşına kadar artar daha sonra faaliyetinde yavaş yavaş düşme görülür.

PROSTAT İLTİHAPLARI: Prostat iltihapları hâd (âcil) ve müzmin olmak üzere ikiye ayrılır.

  1- Hâd (Acil) Prostat iltihabı: Adi mikropların meydana getirdiği iltihaptır. Prostata kan yolu veya direkt olarak gelir. Sıklıkla dış idrar kanalı vasıtası ile gelen mikroplar prostatta iltihaba neden olurlar. Belirtileri: İdrar yaparken huzursuzluk vardır. İdrarda yanma, sık idrara çıkma şikayetleri olur. İdrar bulanıklaşır. İdrarın başında veya sonunda 1-2 damla kan gelir. Prostat şiş ve gergin olduğundan idrar yapmada güçlük ortaya çıkar. Torbaların alt kısmında ağrı vardır. Yüksek ateş olur. Titremeler bulantı ve kusmalar buna eklenir. Günlerce ve haftalarca devam edebilir. İdrar dış deliğinden çok defa akıntı olmaz. Daha sonra tedavi edilmezse şikayetler hafifler veya apseye dönüşür. Böylece müzminleşir. Teşhis: Akıntı varsa bu akıntının mikroskobik muayenesi yapılır. İdrar ve kan tahlilleri yapılır. Doktorun yapmış olduğu parmak ile makat muayenesinde prostat şiş, sıcak olarak parmağa gelir ve çok hassastır. Tedavi: 1- Yatak istirahatı. 2- Sıvı ihtiyacını karşılamak için serumlar verilir. 3- Kabızlık varsa o düzeltilir. 4- Ağrı giderici fitiller kullanılır. 5- İdrar kültürü ve akıntıdan yapılacak tahlil ile mikrobun cinsi tespit edilerek uygun antibiyotik verilir. 6- Ön şikayetler geçtikten sonra prostat mesajı yapılır.

  2- Müzmin Prostat iltihabı: Çok defa bir belirti vermez. Orta yaşlılarda ve genç olgunlarda görülür. Acil prostat iltihabından sonra veya daha önce hiç belirti vermemiş prostat iltihabından sonra ortaya çıkar.
Belirtileri:
1- İdrar yapmada huzursuzluk, sık idrara çıkma, idrarda yanma, bazen idrarda kanama şikayetleri olabilir. En önemli belirtisi idrar dış deliğinden gelen bir akıntıdır. Sabahları ilk idrardan önce çok fazladır. Rengi beyaz saydamdır. (Yeşil olmaması ile bel soğukluğundan ayrılır) Yapışkan bir sıvıdır. Salyaya benzer.
2- Çabuk yorulma, uyku bozuklukları, konsantrasyon bozuklukları vardır. Belin alt kısmında ağrı olur.
3- Seksüel arzu azalır. Sertleşme problemleri vardır. Erken boşalma görülür. Teşhis: Akıntının mikroskobik muayenesinde mikroplar ve iltihap hücreleri görülür. Kan idrar tahlilleri yapılır. Ayrıcı teşhis için filmler çekilir. Ultrasonografi yapılır.
Tedavi: 1- Hastalık müzmin olduğu için çok defa antibiyotik fayda vermez.
2- Ağrı giderici fitiller kullanıla bilinir.
3- Sinirleri yatıştırıcı ilaçlar ve vitaminler verilir.
4- İstirahat sağlanır.
5- Sıcak su banyoları veya torbaların alt kısmına tatbik edilecek sıcak (Termofor) çok defa faydalıdır.
6- Doktor tarafından haftada 2 defa uygulanacak prostat mesajı ile prostat içerisindeki salgı ve iltihap dışarı atılacağı için hasta rahatlar.

PROSTAT BÜYÜMESİ 50 yaşının üzerindeki erkeklerin 1/3 ünde meydana gelir. Tümör olarak telaki edilse de Tümör değildir. Kadınların rahim büyümelerine benzer. Hormonal etki ile meydana geldiği düşünülmektedir. Prostatın selim büyümesini kanser ile karıştırmamak lazımdır. Her ikisinde oluşum mekanizması değişik olup, biri meydana geldikten sonra diğeri onun devamı şeklinde olmaz. Fakat %15 oranında ikisi beraber bulunabilir.

Oluşum Sebebi:
1- Çok defa kesin sebep belli değildir.
2- Müzmin iltihaptan sonra, damar sertliği, aşırı seksüel yaşam, beslenme faktörleri eskiden beri neden olarak gösterilse de prostatın büyümesinde bu etkenlerin rolü ispat edilememiştir.
3- Ayakta idrar yapma: Direk olarak prostat oluşumunda etkisi yoktur. Ancak ayakta idrar yapma sonucu idrarın bir kısmı idrar kesesinde (mesane) kalacağı için, bu artık idrara bağlı iltihap v.s gibi şikayetler gelişir. Bu nedenle mesanede idrar bırakmamak ve tam boşalmayı sağlamak için oturarak idrar yapmak gerekir.
4- Hormonal Sebepler. Prostatın gelişmesinde testosteron (erkeklik hormonu) gibi bir çok hormonun etkisi vardır. Bilhassa ergenlik çağındaki hormonal aktivite ile prostat gelişir. Erkeğin 50 yaşından sonra hormonlarında (testosteron) bir azalma meydana gelir. İşte bu hormonun eksikliği dolayısıyla prostatın belirli bölgelerine etki yapamayacağı için prostatın lopları büyür ve içerisinden geçen idrar dış kanalını sıkıştırır.

Etkisi: Prostat büyüdükten sonra idrar dış kanalını dışarıdan tazyik ile sıkıştırır ve hasta idrar yapamaz duruma gelir. Dış kanalın boyu uzar, yer değiştirir. Mesane içerisindeki idrarı boşaltamadığı için iç basıncı artar. İdrar kesesi kası aşırı büyür.İleriki safhalarda gevşer ve içerisinde daima bir miktar artık idrar bulur. İdrar atılamadığı için böbreklerde önceleri şişme ve büyüme meydana gelir. Böbreğin havuzcuğu idrar ile dolar ve bu idrarın basıncı ile böbrek dokusu erir. Daha sonraki safhada böbrek dokusu ince bir kağıt haline gelerek balon gibi şişer. Fonksiyonunu kaybettiği için atması gereken zararlı maddeleri atamaz. Kanda ürenin yükselmesi ile böbrek yetmezliği oluşur.

Belirtiler:
1- İdrar belirtileri: İdrar yolları tıkanma derecesine göre belirtiler verir. Önceleri idrar çapı azalır ve idrar akımı yavaşlar. Ayakta veya oturarak idrar yaparken hasta ileriye doğru idrarını yapamaz. İdrar kesik kesik gelir. İdrar damlalar halinde akar. Tuvaletten dönüşte tam rahatlama yoktur. Mesanede hala idrar varmış hissi olur. İdrar gelmesi için bir miktar beklenir. İdrar yapma yavaşladığı için idrar yapma süresi uzar. Mesanede idrar kaldığı için idrar varmış gibi olur. Sık sık idrara çıkılır. İdrarda kanamalar meydana gelir. Tabloya iltihapta karışırsa şikayetler daha çok artar. Gece idrar kalkmalar olur. Normal insan geceleyin ya idrara çıkmaz veya bir defa kalkabilir. Fakat prostatı büyüyen hastada 3 den fazla gece idrara kalkma olur.

2- Genel Belirtiler: İdrarın tam yapılmaması sonucu böbrekler kadar varan bir idrar durgunluğu vardır. Bu nedenle bele vuran ağrılar meydana gelir. Kanda üre yükseleceği için buna bağlı belirtiler gelişir: Bulantı, kusma, uyku hali, kilo kaybı olur. İdrar kesesi çok şişecek olursa karın alt tarafında şişkin olarak ele gelir. Üzerine bastırılırsa idrar kaçırması olur.

3-Laboratuar bulguları: İdrarda kanama veya iltihap hücreleri görülür. Kanada üre ve kreatinin artmıştır.

4- Rotgen Tetkiki: Düz böbrek filmi fazla bir şey göstermezse de ilaçlı film idrar kesesinin doluluğunu prostatın büyüklüğünü ve hepsinden önemlisi artık idrarı gösterir. Film çekildikten sonra hasta idrar yaptırılır ve tekrar film çekilir. Bu son filmde ne kadar idrar kaldığı görülmüş olunur. (Artık idrar)

5- Sistoskopi: İdrar yolundan sokulan ışıklı bir aletle idrar kanalına ve mesane içerisine bakılır.

6- Ultrasonografi: Bu tetkikte prostatın büyüklüğünü ve artık idrarı göstermesi bakımından önemlidir. Aletin makattan sokularak yapılan bir çeşidi daha vardır ki daha detaylı bilgi verir. Ayrıca prostatın kanseri ile normal büyümesi arasındaki farkı ortaya koyar ...

Tedavi: Selim prostat büyümeleri her ne kadar ilerleyici bir hastalık olsa da yan etkileri ortaya çıkmadıkça ameliyat gerekmez. Fakat tıkanma fazla ise, şikayetler varsa, kanama oluyorsa, tıkanma nedeni ile üre yükselmişse ameliyat uygulanılır.

1- Koruyucu Tedavi: Bu tedavi şekli aslında geçici bir tedavi olup hastayı rahatlatmak amacı taşır. İltihap varsa bu giderilir. Alkol gibi tahriş edici maddeler alınıyorsa bunlar yasaklanır. Sonda takılarak tıkanıklığın önüne geçilir.

2- İlaç Tedavisi: Hormon tedavileri eskiden beri denenmektedir. Son zamanlarda çıkan bazı ilaçlar mesanenin boşalmasını kolaylaştırmak amacı ile kullanılmaktadır. Prostatın büyümesi veya küçülmesine etkisi yoktur. Ancak hastayı büyük oranda rahatlatır. Yan etkisi olarak tansiyon düşüklüğü, halsizlik, ağız kuruluğu yapmaktadırlar.

3- Cerrahi tedavi (Ameliyat) En etkili tedavi şeklidir. Ameliyat yapılması sebepleri şunlardır. . Tam tıkanıklık: Prostat çok büyüdüğünden tam tıkanıklık yapar ve yan etkiler başladığından dolayı ameliyat düşünülür. . Mesanede taş da varsa hem prostat ameliyatı hem de taş ameliyatı yapılır. . İlaç ile önlenemeyen iltihaplar ve kanamada . Hastanın şikayetleri çok fazlaysa. . Şayet hastanın üresi çok yüksekse idrar yollarına bir sonda konur ve 2-3 hafta beklenir, daha sonra ameliyat uygulanılır.

Ameliyat 2 şekilde yapılır

1- Açık ameliyat: 60 gramdan büyük prostatlarda açık ameliyat düşünülür. Bunu yanında mesane ile ilgili ameliyatlık bir durum varsa açık ameliyat tercih edilmelidir. Açık ameliyatta genellikle göbek altından kemiklere kadar olan kısım kesilerek karın içerisine girilip yapılır. Kanama kontrolü daha kolaydır. Prostatın büyüyen kısmı olduğu gibi çıkarılır. Hastanede yatma süresi biraz daha fazladır.

2- Kapalı ameliyat: TUR aleti denilen bir alet ile yapılır. Bu alet ışıklı düz bir borudan meydana gelir. Kesici ve gözleyici kısımları vardır. İdrar dış deliğinden sokularak prostat dokusu ince dilimler halinde kesilir ve yıkama ile bu parçalar dışarı alınır. 45 gram olan prostatlarda uygulanmalıdır. Bundan daha fazla olan ameliyatlarda ölüm oranları artmaktadır. Kanam daha çoktur. Hastanın yatakta yatma süresi daha kısadır.

3- Balon ile genişletme: Balonlu bir sonda dış idrar yolundan geçirilir ve prostatın olduğu yerde şişirilir. Deneme safhasındadır.
4- Lazer ameliyatı: Lazer ile prostatın yakılması esasına dayanan bir metottur.

 PROSTAT KANSERLERİ Prostat kanserleri erkeklerde en sık görülen kanserlerdir. Akciğer ve bağırsak kanserlerinden sonra 3 cü sıradadır.

Sebebi:
1- Sebebi çok defa belli değildir. Prostat kanserleri bir yaşlılık hastalığıdır. 50 yaşın altında çok nadirdir. Genellikle 70 yaşından sonra görülür ve yaş ilerledikçe sıklığı artar.

2- Hormonal sebepler: Prostat kanserli hastalara kadınlık hormonu verilirse kanserin gerilediği görülmüştür. Bu nedenle oluşumunda da erkeklik hormonu etken olarak düşünülmektedir.

3- Hava kirliliği, fazla yağla beslenme, sebepler olabilir.

4- Müzmin prostat iltihaplarından sonra kanser vakaları görülmüştür. Yayılımı: Direk olarak çevre dokulara yayılabilir. Bir diğer yayılma yolu kan yoluyladır. Kanserli hücreler bu yol ile kısa zamanda Akciğere ve kemiklere yayılır

Belirtiler: Erken devrede belirti vermediği için şikayetlere yol açmaz. Belirtiler ancak idrar yolunu tıkadıktan sonra ortaya çıkar. İdrar şikayetleri vardır. Zor idrar yapma, sık idrara çıkma, gece idrara kalkma şikayetleri daima bulunur. Ağrı kesiciler ile geçmeyen bel ağrıları olur.

Tetkikler:
1- Kan ve idrar tahlilleri yapılmakla beraber özel bir belirti vermez.

2- Tümör Belirleyiciler: Bir çok maddenin kanda aranması ile prostat kanseri teşhisi konmaya çalışılır. Asit fostataz, Prostatik Asitfosfataz (PAP), Prostat Spesifik Antijeni (PSA) bunlardan bir kaçıdır. Bu maddeler hem teşhis koyucu hem de tedavinin seyri hakkında bilgi verir.

3- Rotgen İncelemeleri: Düz ve ilaçlı böbrek filmleri bir fikir verebilir. Kanserin kemiklere veya Akciğerlere yayılıp yayılmadığını anlamak için kemik ve akciğer filmleri çekilir.

4- Ultrason ve Bilgisayarlı Tomografi: Hem prostat kanserini gösterme hem de yayılma derecesini anlamada önem arz eder.

5- Prostattan parça alma: Prostat kanserinden şüphelenildiği zaman gerek iğne ile gerekse başka bir yöntemle prostattan parça alınıp patolojide incelenilir. Sonucun negatif çıkması kanser olmadığı anlamına gelmez.

Tedavi: Uygun tedavinin yapılabilmesi için tümörün durumu çok önemlidir. Kanser prostat içinde mi yoksa etrafa yayılmış mı? Akciğer ve kemikler gibi uzak yerlere sıçramış mı? Soruları önem kazanır.

1- Cerrahi Tedavi:İki yolla yapılır Açık ameliyat: Prostat dokusu ve çevre dokuları ve organlar olduğu gibi çıkarılır. Kapalı ameliyat: Kanserin ancak bölgesel kaldığı durumlarda TUR denen aletle yapılır.

2- Işın Tedavisi (Radyoterapi) Dışarıdan belirli derecelerde rotgen şuaları verilir. Böylece kanser hücreleri öldürülmeye çalışılır. Diğer bir metotta ise radyoaktif maddeler prostat dokusu içerisine yerleştirilerek kanser yayılımı önlenir.

3- Hormon Tedavisi: İleri devre prostat kanserlerinde uygulanılır. Bu amaçla kadınlık hormonu olan östrojen verilir

4- Testislerin alınması: Erkeklik hormonu (Testosteron) un prostat kanseri oluşumunda direk etkisi vardır. Erkeklik hormonu da testislerden salgılandığı için ameliyatla testisler alınır. Böylece prostat kanserini alevlendiren erkeklik hormonu kaynağı kurutulmaya çalışılır 5- İlaç tedavisi: (Kemoterapi) Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar prostat kanserinde de kullanılır. Başarı şansı % 48 dir.
 

 

KADINDA CİNSEL İKTİDARSIZLIK

  Canlı doğarken tek bildiği şey ölüm dür ve yaptığımız her şey hayatta kalmak için,yaşamak için yaptığımız şeylerdir. Yaşamak, dünyada kalmak bir haz ve zevktir, ölüm ise elem ve kederdir, insan ve tüm canlılar elemden kaçar hazza yönelirler. Her canlı yaşamda kalmayı ister ve bunun için çaba gösterir. Yaşamda kalabilmek yani ölmemek için doğuştan var olan bazı yeteneklerimiz vede hislerimiz vardır,bunlar sonradan öğrenilmez,değiştirilemez şeylerdir.

  Hayvanlarda bunlara iç güdü diyoruz,insanlardakine ise DÜRTÜ ismini veriyoruz. Dürtüler bilinç altından gelir.Çok kabaca bir örnek verirsek yeni doğmuş bir bebeğin meme emmeyi bilmesi veya acıkınca ağlaması bir dürtüdür. Evet cinsellikte bir dürtüdür,hayatın ve de neslin devamını sağlamak için var olan bir dürtüdür.Ama cinsellik ikincil-ikinci sırada bir dürtüdür.

  Birincil dürtüler kişinin o gün için yaşamda kalmasını sağlayan dürtülerdir ki;bunlar yemek yemek ,su içmek,uyumak gibi yapılması gereken yapılmazsa kişinin hayatını kaybetmesine neden olacak dürtülerdir. Canlıların hayatta kalmaktan haz duyduklarını ve her şeyi bunun için yaptıklarını biliyoruz.Ama gerçek olan bir şey var,oda her canlının sonunda öleceği,ama biz yaşamaktan bu dünyada olmaktan mutluyuz ve daha uzun kalmak istiyoruz,bunun için ne yapabiliriz??

  Yapabileceğiniz tek şey ama tek şey bir şeyler üretip sizden sonraya bırakmak ,bununda en doğru,basit ve de tatminkar yolu bedeninizden bir parça üretmek ve bunu sizden sonraya bırakmak yani çocuk sahibi olmaktır. Sahip olunan çocukla canlı bedeninden olan bir parçanın kendinden sonrada dünyada kalacağını bilir ve bir huzur,mutluluk duyar ve de dürtülerini tatmin eder.Neden torunların şimdi insanın kendi çocuklarından daha fazla sevildiği hakkında bir fikriniz oluşturur, çünkü torun o kişinin kendinden sonra dünyada kalacak ama kendi çocuğundan daha fazla dünyada kalacak parçasıdır ,garantisidir. Bu yüzden insanlar kendi çocuklarını kendileri gibi görüp yapamadıkları şeyleri onların üzerinden yaşamayı isterler ve kendi istediklerinin dışında hareket etmesinden mutlu olmazlar,kabul edemedikleri şey çocuklarının da bir beyni ve de hisleri olduğudur,sorunda buradan yaşanır. O zaman cinsellik nedir?

Cinsellik; bir dürtüdür, ikincil öneme sahip bir dürtüdür,amacı neslin devamını sağlamaktır. Neden cinsellik yaşarız; -Üremek için; -Zevk duyduğumuz için; -İletişim ,paylaşım olduğu için; (aynı sinemaya gitmek gibi,el ele tutuşup yürümek gibi bir paylaşım,insanların bir birini tanımasıdır) -Nosyon olduğu için;yapılması gerekli olduğuna anladığımız bir şeydir, ne kadar çok sıklıkta yapılırsa o kadar iyi olduğu öğretilir veya öğrenilir.

  Bazen gelen maillerde veya telefonda sorulur ben haftada şu kadar seks yapıyorum yeterlimi? Neden bana günde 3 veya 4 öğün yiyorum yeterlimi diye sormuyorsunuz,acıkınca yiyorsunuz,sekste acıkınca yapılır,sayısı standardı yoktur,bizse bazı tabularda sıkışıp sekse bazı gereklilikler yüklemişizdir. Cinsel arzu nedir? Cinsel arzu kişinin karşı cinsle ilişkiye girme arzusu olup bedensel (hormonal) problemi olmayan herkeste mevcuttur. Ne zaman cinsel arzu duyarız sorusunu yukarıda anlattığımız konuların ışığında şöyle tanımlayalım isterseniz;

  Bedensel olarak yeterli olgunluğa erişmiş kadın veya erkek o gününü yaşamsal olarak garantiye aldığında cinsel arzu duyar,bunu açıklayan en güzel ata ''sözü fakirin karnı doyunca pipisi kalkarmış ''sözüdür. Cinsel arzu kavramı kişiden kişiye ve toplumdan topluma değişmekle beraber genel anlamda bir eşle seks ilişkisine girmeyi istemektedir. Ne kadar isteğin yeterli olduğu ,ne kadarının az olduğu kadından kadına değişir. Bizim toplumumuzda kadınların istek ile ilgili sıkıntılarını çeşitli gruplarda incelemek gerçekçi ve faydalı olacaktır; Erkekler ve kadınlar kabaca aynı ölçüde cinsel istek duyarlar ama yetiştirilme şartları ,içinde bulunulan koşullar,aile baskısı,ahlaki ve de dini etkiler kadınların bu isteklerini baskılamalarını,başka kanallara yönlendirmelerini,veya gösterememelerine neden olur. Bu yüzden bu konuda rahat olan erkekler genelde cinsel ilişki arzusunu kadınlardan daha sık duyarlar; bir bayan olarak eşinizin seksi sizden daha sık ve de daha fazla arzu etmesi sizin seks isteği yönünden bir probleminiz olduğu anlamına gelmez.

  Cinsel istek nerelerden doğar; binlerce uyarı cinsel istek doğurabilir, -görme, -koku, -duyma, -dokunma, -tatma, -düşünce ve de - duygular Genel olarak neler cinsel isteksizlik yapar; -en başta gebe kalma korkusu , -ikinci olarak bakire kadınlarda kızlık zarını kaybetme korkusu özellikle evlilik öncesi ilişkilerde -üçüncü sırada eğer kadın seks isterse veya bunu gösterirse partnerin kadın hakkında ne düşünebileceği -canının acıyacağı korkusu veya şüphesi -çevrenin baskısı ve düşünceleri -ahlaksal  dinsel yasaklamalar -aile baskısı  yetişme tarzı -fiziki olmayan nedenler arasında, eşle anlaşmazlık (uyumsuzluk) çok görülen bir nedendir, -depresyon -partnere güvenmeme -erkek partnerin erken boşalması -ilişki sırasında acı duyma veya kuruluk -cinsel ilişkiye zorlanmak -taciz veya tecavüz yaşamak -fiziki olarak hormonsal bozukluklar -çeşitli hastalıklar -ilaçların yan etkileri bulunmaktadır. - hayatın ileri yıllarında (ileri yaşlarda) bir ölçüde azalır. Cinsel isteği olmayan kadın var mıdır?

  Normal hormon yapısına sahip her kadında cinsel istek vardır,cinsel isteksizlik veya zevk alamama veya orgazm olamama gibi şikayetlerle baş vuran kadınların yapılan tetkiklerinde de görülmüştür ki ancak bunların %1'inin gerçekten bedensel problemi vardır.Geri kalan %99'luk kesimin problemi tamamen psikolojiktir. Cinsel isteksizlik,zevk alamama veya orgazm olamama düzeltilebilinir mi?(eğer bedensel bir neden yoksa) Evet ,gerekli zaman ve maddiyat sağlandıktan sonra problemi düzeltilemeyecek kadın yoktur,her kadına istek duyması,ilişkiden zevk alması veya orgazm olması öğretilebilinir. Ne kadar zamanda düzelir bu sorun? Sorunun düzelmesi kişiden kişiye göre farklılık gösterir,yetiştirilme tarzı,işi,eşi,içinde bulunduğu ortamlara göre bu çok çok değişiklikler gösterir. Bedensel sorun olup olmadığı nasıl anlaşılır? Yapılacak basit bir jinekolojik muayene ve de bir kaç hormon tahlili her zaman fazlasıyla yeterli olmaktadır. Cinsel isteksizliği,zevk alamamayı ve orgazm olamamayı isterseniz farklı sosyal gruplarda inceleyelim; Bekarlarda; en büyük korku kızlık zarının zarar görmesi veya acımasıdır, -aile baskısı da çok çok önemlidir(bununla ilgili açıklama ilerde vardır) gebe kalma korkusu da önemli bir yer teşkil eder.

  Partnerin sizi kötü kadın olarak görüp görmeyeceği düşüncesi de önemlidir tabiî ki, Ve de toplumsal baskılar vazgeçilemez bir istek yok edicidir. bu yüzden bir çok genç kız ya cinsel arzularını baskılar yada masturbasyona yönelir.Masturbasyonda zara zarar vermez,gebe kalamaz,günah işlememiş,ailesini üzmemiş olur ve ailesindeki erkekleri başka bir erkekle aldatmamış olur,çünkü o yaşlarda sevgi farkı ayırt edilemez,partnere sevgi duyarsa ailesine vereceği sevgiden çalıyormuş gibi hissedebilir bazen genç kızlarımız.

  Evli kadınlarda; evli kadınlar uzaydan mı geliyor hayır onlarda yıllarca bunları yaşayarak yada yaşatılarak büyüyorlar ve bu hisler bir alışkanlık haline geliyor ,daha sonra evleniyorlar. Evlilikte sosyal uyumsuzluk,koca ile olan sorunlar ve maddi sıkıntılar isteksizliği yaratabiliyor veya arttırabiliyor.Sizi döven,sevmeyen veya aşağılayıp kötü davranan birisiyle sevişmek için istek duyabilir misiniz?

  Bir çok kadın aile evindeki baskıdan sıkıntılı hayattan kurtulmak için evlenir ve koca evinde daha fazla baskı ile karşılaşır. Korunmayı kabul etmeyen çok çocuk sahibi olmayı erkeklik gibi gören kocalar yüzünden gebe kalma ve kürtaj olma korkusu yaşayan bir kadın nasıl cinsellik duyabilir ki.

  Adatılmak ta kadında cinsel soğukluk yaratır. Ayrıca seksi kadının bir vazifesi ,erkeğe vermesi gereken bir hizmet olarak gören bazı erkekler yeterli veya hiç uyarı sağlamadan kadınla ilişkiye girmektedirler buda kadına acı verir ve cinsellikten soğutur. Yukarıda yetiştirme tarzı demiştik;düşünün küçük bir kız çocuğusunuz dünyadaki en önemli varlıklar anneniz ve babanız,onlar olmadan yaşayamazsınız, onların sevgisi ve ilgisi sizin için hayatta en önemli şey;anne ve babanız veya aile çevresi size söyle bir mesaj veriyorlar daha doğrusu pırıl pırıl daha boş sayılabilecek bir hafızaya şöyle bir şifre ,işletim sistemi koyuyorlar; bizim kızımız canımızdır, bizi hiç üzmez,biz ona çok güveniriz,a sla bizi üzecek hiç bir şey yapmaz.İleri yaşlarda ara sıra mesaj tazelenir,yenilenir,ben kızıma güvenirim,başka kızlar gibi değildir,doğruyu bizi neyin üzeceğini bilir. Tamam ana mesaj verildi,yani işletme programı beyne konuldu,anne baba üzülmeyecek,onları üzecek bir şey yapmayacaksınız,onlar üzülürlerse sizi sevmezler sizde onların sevgisi ilgisi olmadan yaşayamazsınız.

  Şimdide işletme programının alt şifrelerini koyalım; iyi kızlar erkeklerle beraber olmazlar, aile şerefimiz çok önemlidir, konu komşu ne der? kızımın bakire olmadığını duyacağıma öleyim daha iyi(bu çok yaygındır ,üniversite düzeyinde yaptığım anket çalışmalarında genç kızlara sorulan eğer aileniz bakire olmadığınızı bilse ne olurdu sözüne verilen ilk cevap; ''kalp krizi geçirip ölürlerdi her halde'' ikinci cevap;''beni evden atarlardı'' üçüncü sıklıkta verilen cevap ise ;''beni öldürürler 'olmuştu.

  Programlama şöyle devam eder; çevreden ve televizyonlardan verilen haberlerle alt yapı kuvvetlendirilir,mesela şöyle; Ayşe hanımın kızı şöyle yapmış,ailesi kahroluyormuş,babasına felç gelmiş veya kalp krizi geçirmiş.Televizyondan ise ,bak aile sözü dinlemeyen kızların sonu budur gibi mesajlar verilir. Üçüncü aşamadaki programlama:sen iyi bir kızsın(cinsellik isteyen veya yaşayanlar kötüdür)beyaz gelinlikle evlenecek,çocuk doğuracaksın.-kadının görevi eşine hizmet ve çocuk doğurmaktır,iyi kadınlar bunu yapar,kötülerin ise hayatlarını yaşama hakkı vardır.

  Daha ağır olarak eğer ki onların istemediği şeyleri yapmaya yönelirseniz size soğuk davranıp sevgilerini kısarlar ve siz dünya bu şekilde yaşanamaz zannedersiniz,küçükken ben annem ve babam olmadan hayatta kalamayacağımı -hiç bir zaman için-ve eğer onlar beni sevmezlerse hayatımın biteceğini zannederdim ki, bu bütün çocuklarda böyledir.

  Bir de kız çocuklarının babaya olan sevgisinin paylaşılması gibi hissettirilir karşı cinse olan ilgisi ve kız çocuğu sanki babasından olan sevgisinden çalıyormuş gibi zanneder eğer bir erkeğe ilgi duyarsa ,halbuki ikisi ayrı ayrı hisler ve sevgilerdir. Arabamızı aynı yere park etmeyi,aynı yere oturmayı bile alışkanlık haline getirmişken yıllarca çocukluğundan itibaren şartlanmış olarak yetiştirilen bir kişinin tamam sen evlendin 25 yıl sana verdiğimiz mesajları,baskıları ve alışkanlıklarını unut,baskıladığın,ayıp, günah olan hislerini,yönlendirdiğin hislerini canlandır ve düzelt,cinselliğini yaşayabilirsin demekle olmuyor bütün bunlar.

  Ya bu hisler düzelmiyor yada geri gelmiyor veya kadın yıllarca alıştığı dost olduğu zararsız olan masturbasyon alışkanlığından kurtulamıyor,evliliği bambaşka hayal eden erkeğini prensi kendini de pamuk prenses olarak gören kadın gerçek hayatla hele birde erkeğin kaba ve de anlayışsız davranışlarıyla karşılaşınca karşı cinsten iyice soğuyor ve cinselliği ya hiç yaşamıyor ve hissetmiyor yada masturbasyonla yaşayıp ilişkiden zevk almıyor.

  Masturbasyon hayal gücünün veya fantezinin sonsuz kullanımı ile gerçekleşir,kişi bu sırada kendisini ve karşıdakini dilediği gibi düşünür ve sonsuz bir güce sahip olur, bu yüzden de hiç bir cinsel eylem bu sınırsızlıkta ve mükemmellikte gerçekleşmez. Bu da cinsel eylemlerde bazen hayal kırıklığı yaratabilir.Kadın alıştığı bu düzenin dışına çıkıp normal cinsellikten zevk alamaz. Kadında orgazm nedir? Teknik terimleri bırakıp gerçekçi olalım.Kadın orgazmı erkekten çok çok farklıdır.Erkekteki gibi orgazm ile gelen bir sıvı görsel bir olay yoktur kadın orgazmında.Ve bu her kadından kadına çok çok farklılık gösterir.

KADIN İÇİN ORGAZM TANIMI: ''Yaşadığınız bir cinsel eylem veya ilişki bittikten sonra gergin kalmıyorsanız,boğazınızda yutamadığınız bir lokma varmış gibi hissetmiyorsanız,kendiniz mutlu ve de rahat hissediyorsanız ve sizin için yeterliyse siz orgazm olmuşsunuz demektir.'' Bırakınız başkaları ne derlerse desinler,ne yazılırsa yazılsın fark etmez,mühim olan sizin gerçeğinizdir. Peki bunları yaşayamayan yada hissedemeyenler ne yapacaklar? Erişkin kişilerde bunu kendi kendine çözümü çok zordur,en basit ve kolay yolu destek almaktır. Nereye başvurup destek alabilirler? Gerek bize gerekse bir seksüel terapi merkezine baş vurup destek alıp tedavi olabilirler. Yani tedavisi vardır ve bu durum düzeltilebilinir mi? Evet tedavisi vardır,gerekli koşullar sağlandıktan sonra her türlü sıkıntı gibi buda düzeltilir,kişinin cinsel istek duyması ,veya cinsel ilişkiden zevk alması veya orgazm olması öğretilir. Bu konuda çok başvuru oluyor mu?

  Maalesef Türkiye koşullarında bu kadınlarımız içinde sıkça yaşanan bir durum. Bize de bu konuda sıkça başvuru oluyor ve destek verip terapiye aldığımız bir çok hastamızın şimdi mutlu ve sağlıklı cinsel hayatı var. Mühim olan kadın olmaktan utanmamaktır,cinsellikten utanmamaktır. Hayat güzeldir, kadın olmak ayrıcalıktır. Güzelliği ayrıcalıklı olarak yaşamanın keyfini çıkarın ! Geliniz size destek olalım,sizde sağlıklı ve mutlu bir cinsel hayata sahip olunuz!! Biz kadına saygı duyuyor,cinselliğin her kadının hakkı olduğuna inanıyoruz.
 


ERKEK ORGAZM

Erkeklerin meni akıtması, daha doğrusu meni akıtma anında ortaya çıkan duygusal ve gövdesel olaylar. Kadınlarda meni akıtmak diye bir şey söz konusu olmadığı halde, kadın orgazmı ile erkek orgazmı bir çok noktalarda birleşmektedir.

Erkeklerde meni gelmesi anında oluşan gövdesel değişimler iki bölüme ayrılabilir. Birinci bölüm prostatın, testislerin ve tohum iletici kanalların kasılmasıdır. Bu an çok kısa sürer ve o andan sonra erkek artık menisini zapt etme olanağının ortadan kalktığını hisseder. İkinci ve son bölüm ise, kalça kaslarının ve idrar borusunu çevreleyen kasların kasılması; bunun sonucu olarak da meninin idrar borusu yoluyla dışarı fışkırtılmasıdır.

  W.H. Masters’e göre, duyulan cinsel coşkunun derecesi bu gerilimlerin şiddetine ve sayısına, ayrıca tohumların idrar borusunun prostat tarafından doldurulan bölümündeki öznel korunmasına bağlıdır. Burada sperm miktarı önemli bir rol oynamaktadır. Fazla meni fışkırtmak az miktarda meni fışkırtmaktan çok daha büyük bir zevk verir. Meni akımının başlangıcında kasılmalar 0,8 saniyelik aralarla iki üç kez tekrarlanır, daha sonra aralıklar büyür kasılmaların da baştaki şiddeti kalmaz. Makat kasları (makatın açılıp kapanmasına yarayan esnek kaslar) da öteki kasların gerilmesine paralel olarak 0,8 saniyelik aralarla gerilmeye başlar. Bu olay hem erkekler hem de kadınlar için geçerli olan ve orgazmın şiddetini ölçmeye yarayan bir işarettir.

  Yalnızca iki üç kasılma ile orgazmları sona eren erkekler olduğu gibi, makat kapatma kaslarının aralıklarla on beş kez üst üste gerilip gevşediği görülen erkekler de vardır. Bu fışkırtılan meninin miktarına ve duyulan cinsel hazzın şiddetine bağlıdır. Kadında, erkekteki meni akımını gerçekleştiren kasların kasılması yerine döl yolunun üst üçte birinin kasıldığı görülmektedir. 5 ilâ 8 kez kasılma normal bir orgazma, 3 ilâ 5 kez kasılma zayıf bir orgazma 8 ilâ 12 kez kasılma ise şiddetli bir orgazma işaret ederler.

   Ancak fizyolojik olarak ölçülebilen ve orgazm şiddetinin saptanmasına yarayan bu olaylar hiçbir zaman orgazmın tek ölçeği ve değerlendirilmesi olarak ele alınmamalıdır. Orgazm erkeklerde ve —meni akıtma söz konusu olmadığı halde— kadınlarda nesnel olarak saptanabilen bir çok önemli gövdesel değişimlere yol açmaktadır. Nabız atışının hızlanması, kan basıncının yükselmesi, derinden gelen çabuk çabuk fakat kesikli olarak soluk alma, gözbebeklerinin irileşmesi, kavrama ve kontrol yeteneğinin yitirilmesi gibi olaylar öncelikle sayılabilecekler arasındadır. Penis döl yolunun ya da makatın içine girer girmez gövdelerin sıcaklığı birleşir ve kişisel sınırlar ortadan kalkar. Erkekte penis kadında ise döl yolu aracılığı ile omuriliğe ulaştırılan uyarımlar tüm gövdeyi kaplar böylece ruhsal ve gövdesel bir «bir olma duygusu» (tek vücut olmak) ortaya çıkmış olur.

Orgazm anında erkek, yalnızca penisi ile değil tüm gövdesi ile kadının gövdesine girmiş gibi hisseder kendisini. Kadın ise eşinin yalnızca penisini ve tohumlarını değil tüm bedenini içeri aldığını ve emdiğini hissetmeye başlar. Kadının cinsel organı daha cinsel gerilimi artırmak için yapılan aşk oyunları sırasında şişmekte ve genişlemekte aynı zamanda dış etkilere karşı duyarlı bir hâl almaktadır. Klitorisîn ritmik olarak uyarılması bir çok kadınlarda döl yolunun titreşmesine neden olur. Bu titreşim tıpkı erkeklerdeki kalça kaslarının kasılmasına benzemektedir.

  Bu arada döl yatağı bir değişikliğe uğrar ve serviks bezi salgı yapmaya başlar. Sözü edilen bezin salgısı erkeklerde çok az kadınlarda ise oldukça fazladır. Erkeklerde bundan bir fışkırtma olarak söz edilemez. Orgazm yönünden kadınla erkek arasındaki en belirgin ve en önemli ayrılık ise, kadınların bir çoğunun bütün bu inceliklere karşın cinsel birleşme sonucu sık sık orgazma ulaşamamalarıdır. Oysa erkeklerin %99′u aynı koşullar altında orgazma ulaşabilirler. Henüz bu döneme ulaşmamış ya da bu dönemi geride bırakmış olan kadınlarda orgazma ulaşma yeteneği oldukça azdır.
 


KADIN ORGAZMI:

  Cinsel uyarılma ve takip eden orgazm, Masters ve Johnson’un 1966′da gönüllü bireylerde yaptıkları orijinal çalışmada hem erkekler, hem de kadınlarda ayrıntılı olarak incelenmiştir ve dahası, bu orijinal çalışmayı günümüze kadar daha ayrıntılı olan bir çalışma takip etmemiştir. Cinsel uyarılma ve orgazm ile ilgili bilgilerimizin tümüne yakınını bu iki bilim adamının çalışmasından edindiğimizi rahatlıkla söyleyebiliriz. Orgazm nedir? Orgazm olgusunu tarif etmek zordur.

  Orgazm, çeşitli cinsel uyaranlarla beynin uyarılması ile başlayan ve uyaranların etkisiyle kişide hem bedensel hem de ruhsal olarak algılanan bir “histir”. Orgazm oluşumu için en önemli uyaran dokunsal olanlar olmasına karşın (cinsel ilişki ve kendi kendini tatmin dokunsal uyaran türleridir) sadece görsel veya işitsel uyaranlarla orgazm olunması da özellikle kadınlarda imkan dahilindedir. Orgazmın işlevi nedir? Orgazm oluşumu için cinsel uyaranlarla cinsel birleşmeye hazırlanan beden ve ruh ikilisi, kendi kendini tatminle veya cinsel ilişkiyle kişinin haz almasını sağlamaktadır.

  Erkekte orgazm sperm kanallarının açılarak spermin dışarı boşalmasını sağlar ve bu nedenle orgazm erkeğin üreme işlevlerinin çok önemli bir parçasını oluşturur. Bilimsel olarak gebelik oluşması için kadının orgazm olmasının şart olduğu şeklinde bir bilgi yer almamakla beraber son veriler orgazm esnasında oluşan rahim kasılmalarının spermlerin Fallop tüplerine daha kolay geçtiğini göstermektedir. Orgazma giden yolda kadın cinselliğinin evreleri

  Masters ve Johnson yaptıkları çalışmalarda kadında cinsel uyarılmayla başlayan ve orgazm ile sonuçlanan sürecin dört ayrı evreye bölünebileceğini saptamışlardır. Gerek normal cinsel işlevlerin anlaşılması, gerekse cinsel işlev bozukluklarının sınırlarının çizilebilmesi açısından bu evreleşme kendini tanımak isteyen bir kadının olduğu kadar, konuyla ilgilenen diğer kişilerin de faydalanabileceği net bilgiler içermektedir.

  Bu evreleşmeye göre kadın cinsel ilişki esnasında aşağıdaki evrelerden geçer Uyarılma Evresi Plato Evresi Orgazm Evresi Çözülme Evresi Bu evreler kadında ve erkekte oldukça benzerdir. Her bir evrenin devam etme süresi kadından kadına bariz değişiklikler gösterebilir ve birbirini ardı ardına takip eden bu evrelerden biri yaşanmadan diğerine geçiş olamayacağı kabul edilir. Bu evre cinsellik dürtüsünün kişide cinselliği yaşama ihtiyacı ortaya çıkarmasıyla başlar. Kişide hayali veya gerçek uyaranlar cinsellik arzusunu ortaya çıkarmıştır.

  Kadın fiziksel (partneri veya kendisi tarafından direkt uyarılma) veya psikolojik (görsel, düşsel ve benzeri uyaranlarla uyarılma) olarak uyarıldığında ortaya çıkan cinsellik yaşama arzusuyla başlayan evredir. Cinsellik arzusu ortaya çıktığında eğer bu arzu engellenmezse tüm bedende cinselliğe hazırlık için değişiklikler başlar. Kadının vajina salgıları cinsel uyaranın başlamasıyla saniyeler içinde belirgin olarak artar, vajina girişindeki Bartholin salgı bezleri faaliyete geçer. Klitoris ve dudaklarda büyüme ve şişme, göğüs bölgesinde ve memelerde kızarma meydana gelir. Vajina uzar ve genişler, dış dudaklar birbirinden uzaklaşır, rahim yükselir. Genital sistemdeki bu değişikliklerin genel amacı kadının bedensel olarak cinsel ilişkiye hazırlanmasını sağlamaktır. Kadında bu evrede kalp atışları hızlanır ve solunum sayısı artar, kan basıncı yükselir.

  Vücuttaki kas grupları kasılmaya başlar. Memeler ve meme uçları da büyüyerek daha belirgin hale gelir. Bazı kadınlarda yüzde, boyunda ve göğüste kızarmalar meydana gelir. Erkekte uyarılma evresi penisin ereksiyonu (sertleşmesi) şeklinde gerçekleşir. Uyarılma evresinin temel amacı kadının bedensel olarak cinsel ilişkiye hazırlanmasını sağlamaktır. Genital bölgedeki bu değişikliklerin tümü bölgede kan akımının belirgin bir şekilde artması sonucunda ortaya çıkar. Bu evrede cinsel gerginlik ve erotik duygular yoğunlaşır. Cilt değişiklikleri daha belirgin hale gelir, memeler ve meme uçları daha fazla dikleşir.

  Dudaklar da daha çok şişerek koyu kırmızı bir renk alırlar. Vajinanın alt 1/3′lük kısmı şişip kalınlaşarak “orgazmik platform” adlı yapıyı meydana getirir. Rahim tümüyle yukarı çıkmıştır. Vajinanın üst kısmında genişleme ve uzama meydana gelir Yeterli uyaran olduğunda bu dönem orgazmla son bulur. Erkekte plato evresinde penisten berrak ve kaygan bir sıvı gelir. Bu sıvının içinde az sayıda canlı sperm bulunabileceğinden kadının erkek boşalmadan bile (”geri çekme” yönteminde olduğun gibi) gebe kalması imkan dahilindedir. Plato evresi cinsel ilişkinin en aktif dönemlerinden biridir ve uyarılmayla başlayan cinsellik dürtüsü ve takip eden cinsellik dışavurumu (kendi kendini tatmin veya cinsel ilişki) bu evrenin sonunda orgazmla sonuçlanır. Plato evresinin dıştan gözlenebilen en önemli özelliği orgazm evresine yaklaşıldıkça bir önceki evrede büyümüş olan klitorisin küçülme eğilimi göstermesidir. Plato evresinin sonlarına gelindiğinde klitoris orijinal boyutunun yarısına kadar küçülebilir.

  Bu küçülme, orgazmın yaklaştığını gösteren önemli bulgulardan biridir. Bu evrenin süresi kadından kadına, hatta bazen aynı kadında bir cinsel eylemden diğerine belirgin değişiklikler gösterebilir. Orgazm evresi, önceki evrelerde “artmış olan gerginliğin boşaltılması” şeklinde tarif edilebilir. Orgazm esnasında vajina, perine, anüs ve orgazmik platformda yer alan kaslardan kaslarda istemsiz ve şiddetli kasılmalar ortaya çıkar. Bu kasılmalar ortalama 0.8′er saniyelik aralıklarla ortaya çıkarlar ve toplam dört saniye kadar kısa sürebilecekleri gibi, 15 saniye kadar uzun da sürebilirler. Kasılmalara vajinanın daha da genişleyerek boyunun uzaması eşlik eder ve nihayet rahimde de kasılmalar ortaya çıkar. Rahim kasılmaları bazı kadınlar tarafından belirgin şekilde hissedilirler. Yukarıda bahsedilen kasılmalar kadının orgazm hissi yaşamasını sağlar.

  Orgazm oluştuğunda cilt kızarıklığı en üst seviyeye ulaşır. Kadının yüz kasları da kasılır ve acı çekiyormuş gibi bir görünüm arz edebilir. Orgazm esnasında kadın vücudu adeta “kaskatı kesilir”. Kalp hızı, solunum hızı ve kan basıncı yüksek seyretmeye devam ederler. Kadınların çoğu bu aşamada bel bölgesinde, “beyinlerinde” ve genital bölgelerinde değişik bir karıncalanma hissinden bahsetmişlerdir.

  Refrakter peryod Orgazm sonrası erkeklerde oluşan refrakter periyod (cinsel uyaranlara kayıtsız kalınan, yani yeni bir cinsel ilişkiye başlamanın mümkün olmadığı dönem) genç erkeklerde bir kaç dakika sürerken, daha ileri yaşlarda birkaç saate kadar çıkabilir. Bu süre bireyler arası belirgin farklılıklar gösterebilir. Kadınlarda genellikle refrakter peryod yoktur veya çok kısadır ve kadınlar ardı ardına defalarca orgazm olabilirler.

  Kadınların yalızca az kısmı vajinal yolla orgazm olabilir. Birçok kadında, orgazma ulaşmak için direkt klitoris uyarısı gereklidir. Orgazmla birlikte uyarılma evresinde biriken tüm gerginlik kaybolur. Kişi beyinden orgazm esnasında salgılanan endorfinlerin (”mutluluk hormonları”) etkisiyle gevşer ve kendini iyi hisseder. Takiben uyarılma evresinde ortaya çıkan değişikliklerin tümü “çözülerek” geri döner. Tüm bu geri dönüş süreci 5-10 dakika sürer. Çözülme evresinde tüm değişiklikler geri döner. Kadınların çoğunda orgazm sonrası klitoris ve meme uçları hassaslaşır ve ağrıya duyarlı hale gelir
 


BİRLİKTE ORGAZM


Kadınların ve erkeklerin cinsel yanıtlarının fizyolojisinde bazı farklılıklar vardır. Genellikle erkekler daha çabuk, kadınlar daha yavaş uyarılırlar. Yaşları ilerledikçe erkeklerin uyarılması biraz uzar, kadınlar ise yaşları ve cinsel deneyimleri arttıkça daha hızlı uyarılmaya başlarlar. Çoğu erkek için en uyarıcı durum, cinsel birleşmedir. Kadın orgazmının tetiğini çeken klitoris ise, cinsel birleşme sırasında uyarılmaya uygun bir yerde ve konumda değildir.

Bu nedenle de cinsel birleşme sırasındaki dolaylı cinsel uyarılar, çoğu kadının orgazm olması için yeterli olmaz. Birçok kadının orgazmı için, cinsel birleşmeden önce klitorisin doğrudan uyarılması, bazı kadınlar için de cinsel birleşme sırasında da klitorisin doğrudan uyarılmasının sürdürülmesi gerekir. Genellikle erkekler hızlı, sert ve dikey hareketleri daha uyarıcı bulurken, kadınlar yavaş, yumuşak, yatay ve kesintisiz uyarıları tercih eder.

Elbette, iki insan arasındaki cinsellik, fizyolojik özelliklerin çok ötesinde birçok faktörden etkilenir. Ancak cinsel davranışlarımız sonucunda oluşan cinsel yanıtlar, fizyolojik temele dayalıdır. Cinsel ilişkiyi, sevişmeyi, bedensel fizyolojimiz, kişisel durumumuz kadar cinsel eşimizle genel ilişkimiz de etkiler. Aynı zamanda iyi bir cinsel ilişkinin nasıl olması gerektiği hakkındaki düşüncelerimizin de hem sevişmemize etkisi vardır, hem de cinsel yaşantımızı değerlendirmemize.

Birçok kişi, birçok çift, iyi bir cinsel ilişkide eşlerin mutlaka birlikte orgazm olmaları gerektiğine inanır. Oysa, kadın ve erkek cinsel yanıtlarının fizyolojik farklılığı, kişilerin orgazm olacakları anı tam olarak belirleyememeleri, birbirlerinin yanıtlarını tam olarak ve anında bilememeleri gibi birçok nedenle, çiftler nadiren aynı anda orgazm olurlar.

Ancak birbirlerini çok iyi tanıyan çiftler, arada bir birlikte, aynı anda orgazm olur. Ayrıca birlikte orgazm olmak, iyi bir cinsel ilişki için zorunlu ya da daha çok zevk almak için gerekli de değildir. Ama birlikte orgazm olmanın mutlaka gerekli olduğu düşüncesi, birçok insanın kendi cinsel ilişkilerinden hoşnutsuz olmasına neden olur. Birçok çift cinsel yaşamlarını bu yanlış inanış yüzünden doyumsuz olarak değerlendirebilir.

Saatlerce sevişebiliriz, cinsel birleşme dakikalarca sürebilir. Ancak orgazm saniyeler süren bir cinsel yanıttır. Orgazm sırasında, çevremize olan farkındalığımız geçici olarak bozulur, azalır. Kendi bedenimizden aldığımız cinsel hazza odaklanırız. Orgazm olma anında bir kişinin, kendisinin veya cinsel eşinin davranışlarını, cinsel yanıtlarını izlemesi pek de kolay değildir. Dolayısıyla bir yandan orgazm olurken, bir yandan cinsel eşimizin orgazmından ayrı bir keyif almamız da pek söz konusu olamaz.

Üstelik sevişme sırasında, aynı anda orgazm olma beklentimiz nedeniyle, kendimizin ve cinsel eşimizin cinsel yanıtlarıyla gereğinden fazla ilgilenmemiz, sevişmenin keyfini kaçırabilir. Hem bizi sevişen kişi olmaktan çıkarıp, sevişmenin gözlemcisi haline getirebilir, hem de birlikte olması hedeflenen orgazmı kişisel olarak da yok edebilir.

Orgazm yanıtı, kendimizi sevişmeye bıraktığımızda, başka bir şeye değil yalnızca sevişmeye ve aldığımız cinsel hazza odaklandığımızda, kendiliğinden ve kolayca gelebilecekken, cinsel eşim orgazm olacak mı kaygısıyla bozulup kaybolabilir.

İki insan arasındaki cinsellik, fizyolojik yanıtlar temelinde gelişen, çok boyutlu ve keyifli bir süreçtir. Gerçek dışı beklentiler ve yanlış inanışlar, cinsel doyumumuzu olumsuz etkilemekten başka bir işe yaramazlar.
 


KADINDA CİNSEL UYARILMA BÖLGELERİ:

  Kadın cinselliği oldukça karmaşıktır ve bu özelliğiyle erkeklerden belirgin şekilde ayrılır. Kadınlar cinsel ilişkide erkeklere göre çok daha fazla seçicidirler ve bir erkeği yeterince tanımadan onunla cinsel bir beraberliğe "sıcak bakmazlar". Kadınların çoğunun erkeklerden farklı olarak duygusal anlamda "bir şeyler hissetmeksizin" bir erkekle beraber olmaya istekli olmayacakları rahatlıkla söylenebilir.

  Ünlü psikanalist Karen Horney eserlerinde insanın doğasının temelde sevgi veya güç arayışı içerisinde olduğunu ve bir insanın davranışlarını yönlendiren en önemli etkenlerden birinin bu arayışını tatmin etmek olduğunu ima etmiştir. Bu görüşe göre insanların bazıları diğerlerinin kendilerini sevmesine önem verirken, diğerleri sevilmekten çok güçlü olmak peşindedirler. Bu görüşün devamında Horney, kadınların yapısal olarak daha çok sevgi odaklı, erkeklerin ise güç odaklı olduğu görüşünü taşıdığını ifade etmiştir.

  Yani Horney'e göre kadın için bir erkeğin sevgisini kazanmış olmak ön plandayken, bir erkek için ön planda olan kadının onu güçlü görmesidir. Karen Horney sevgi ve güç arayışının cinselliğe de yönlendiğini, kadının cinselliği daha çok "seviliyor olmanın" bir ifadesi olarak gördüğünü, erkeğin ise cinselliği "güçlü olmanın, kadına sahip olmanın" bir ifadesi olarak görme eğiliminde olduğunu belirtmiştir. Cinsel Uyaranlar Uyaran, beynimizin bilinçli bölgesinde bize bir duygu yaşatan ve bizi belli bir davranışa yönlendiren bir mesajdır.

  Refleks uyaranlar bizi otomatik davranışlara yönlendirirken karmaşık uyaranlar öncelikle bir "his" yaşamamızı sağlar ve daha sonra bizi harekete geçirir. Beynimiz çok çeşitli uyaranları algılama yeteneğine sahiptir. Tüm uyaranların ortak özelliği duyu organlarımız vasıtasıyla alınması ve bir kimyasal mesaja dönüştürülerek beynimize aktarılmasıdır. Gözler, kulaklar, burun, tad alma organlarımız ve cildimizle algıladıklarımız yukarıda anlatılan bir şekilde beynimize ulaştırılır ve bir tepkinin doğmasına neden olur. Sevdiğimiz birinin görüntüsü veya sesi bize daha farklı bir duygu yaşatırken, sevmediğimiz birini görmek veya sesini duymak bize yaşattığı olumsuz duyguyla bizi o kişiden ruhsal veya fiziksel olarak uzaklaşma davranışında bulunmaya yönlendirir. NLP adı verilen ve son zamanlarda giderek yaygınlaşma eğiliminde olan öğretiye göre insanlar duyularında seçici davranmaktadırlar.

  Bazı insanlar dokunsal, bazıları işitsel, bazıları ise görsel uyaranlardan daha fazla etkilenmekte ve daha çok etkilendikleri uyaran onlarda daha bariz davranış değişikliği oluşturmaktadır. Bu görüş cinsel uyaranlara aktarıldığında çıkan sonuç şudur: Bazı insanlar dokunulmaktan, bazıları cinsel içerikli konuşmalardan ve seslerden, bazıları ise cinsel içerikli görüntülerden diğer uyaranlara göre daha fazla etkilenmekte ve kişinin tercih ettiği uyaran onu cinsel açıdan daha fazla uyarmaktadır. Bir örnek vererek bu teori daha iyi anlaşılabilir hale getirilebilir:

   Bir erkek, daha önceden beraber olduğu bir kadını yalnızca sözleriyle etkileyebilmeyi başarmış, bir başka kadın ise ona "dokunulmaktan çok hoşlandığını, ancak sözlerin onu fazla etkilemediğini" söylemiştir. Bu iki kadından ilki duysal yönelimli, ikinci kadın ise dokunsal yönelimli bir kadındır. Genel olarak söylemek gerekirse erkekler daha çok görsel ve işitsel eğilimli, kadınlar ise daha çok dokunsal ve işitsel eğilimlidir.

  Kadınlar erkeklerden farklı olarak pornografik yayınları seyretmekten fazla zevk almaz, duygusal olarak "bir şeyler hissettikleri" erkeğin ona temas etmesinden hoşlanırlar. Kadınların Dokunulmaya Duyarlı Bölgeleri Sinir uçlarının diğer bölgelere göre belirgin bir şekilde yoğun olması nedeniyle kadınların çoğunda genital bölgenin en duyarlı bölgesi klitoristir ve en güçlü orgazmlar bu bölgenin uyarılmasıyla ortaya çıkar. Her kadının yapısı diğerine göre farklıdır ve kendini iyi tanıyan bir kadın dokunulduğunda kendisini en çok uyaran bölgeyi iyi tanır. Kadınların çoğunda memeler, meme uçları, dudaklar ve vajina dokunulmaya duyarlı diğer bölgelerdir. Yine boyun bölgesinde bazı noktalar, kulak memeleri, bacakların iç yüzeyleri ve karın cildi çoğu kadın için cinsel açıdan oldukça uyarıcıdır. Kadınların sıklıkla işitsel yönelimli olmaları nedeniyle eşleri tarafından kulaklarına fısıldanan güzel sözler de kadınları etkiler. Kadınların dokunulmaya duyarlı bölgelerini belirlemeleri, cinsel ilişkiye hazırlık aşamasının en güzel şekilde yaşanabilmesi ve kadının cinsel ilişkiye mükemmel bir şekilde hazırlanabilmesinin sağlanabilmesi açısından önemlidir. Her duyarlı erkeğin eşinin dokunulmaktan hoşlandığı bölgeleri iyi bilmesi gerekir.

  Bazı kadınların dokunulmaya duyarlı bölgeleri o kadar "hassastır" ki, kadın bu bölgeye uygulanan bir uyaranla orgazm olabilir. G Noktası ( G Spot) G noktası, Graefenberg adlı bilim adamı tarafından 1944 yılında tarif edilen ve vajina ön duvarının ortalarında yer alan bir bölgedir. G noktasının varlığı veya orgazmdaki önemi bazı doktorlar tarafından reddedilmekte, bazıları ise G noktasını vajina orgazm oluşumunun merkezi olarak kabul etmektedir. Kadının Ejakulasyonu (Boşalması) Kadında orgazmı sonrasında bazen aynen erkekteki ejakulasyona (boşalmaya) benzer bir sıvı geldiği saptanmış olmakla beraber bu sıvının aslında idrar olduğu ve kadındaki "ejakulasyon" yani "boşalma" olarak tarif edilen olayın muhtemelen orgazm esnasında idrar kaçağı olduğu sonradan anlaşılmıştır. Gerçekten de hiçbir idrar kaçırma şikayeti olmayan bir kadında güçlü bir orgazm sonrasında istemsiz idrar kaçağı olabilmektedir.
 


CİNSEL İLİŞKİ SIRASINDA AĞRI

Cinsel yaşamda tüm duygu ve coşkular türlü roller oynarlar. Bunların, sonuçlan kişiden kişiye ve de cinsel faaliyetin şekline göre değişen etkileri vardır. Acı ve ağrı duyma da bunlardan biridir. Bir çok hekimler, acı duyma ile cinsel coşku arasında çok yakın bir benzerlik ve bağ olduğunu öne sürmüşlerdir Özellikle kadının cinsel yaşantısının her bölümünde acının kesin ve kaçınılmaz bir yeri, bir payı olduğu ileri sürülür. Erginlik çağına girdiği ve ilk adet görmeğe başladığı dönemlerde kasık bölgelerinde zaman zaman ağrılar duyar. Hattâ bunlara gelişme ağrıları gibi adlar verilmiştir. Daha sonra, cinsel ilişkiler kurmaya yeni başladığında, erdenlik zarının yırtılması az ya da çok acı uyandırabilir.

  Gebeliğin ve doğumun da ayrı ayrı acılı devreleri vardır. Normal sayılmayan ya da tam bir cinsel doyuru ile sonuçlanmayan birleşmeler de kadına acı çektirebilir. Buna karşılık, bazı kadınlar olağan acıları da, bilgisizlik ya da cinsel eğitimin yetersizliği yüzünden gözlerinde fazla büyütürler. Bu kadınlarda cinsel birleşmeye karşı bir «acı duyma korkusu» yerleşir.

  Birçok kadınların cinsel birleşmelerden herhangi bir tat duymayıp, tam tersine yalnızca acı duymalarının bir nedeni de işte bu acı duyma korkusudur. Öte yandan, cinsel coşkuya kendilerini tüm derinliği ile salıveren kadın ve erkeklerde de acı duygusuna çok benzeyen birtakım belirtiler görülür. Cinsel birleşmenin en yüksek coşku noktasında, kadın ve erkeğin yüzleri, büyük acı çekmekte olan kişilerin yüzündeki ifadeleri taşır.

  Can acıtan bir takım sevişme hareketleri bu cinsel coşku içerisinde hoşa bile gidebilir. Kişinin cinsel yaşantısını ilk olarak bilimsel açıdan ele alan ve bu nedenle de modern cinsellik biliminin babası sayılan Havelock Ellis, bir kitabının «aşk ve ağrı» başlığını taşıyan bölümünde şöyle demektedir: «Erkeğin kadına karşı gücünü göstermek için onun canını acıtmaktan zevk alışı, onun cinsel içgüdüsünün olağan unsurlarından biridir.

  Normal bir erkek, sevdiği kadını biraz hırpalar ve ona bir dereceye kadar bedenî acı verirse, bunu o kadına zulüm ya da işkence yapmak isteği ile yaptığı söylenemez. O yalnızca, hattâ belki de bilinçsiz olarak, sevdiği kadını hırpalamanın ona karsı duyduğu sevginin bir sonucu olduğunu kabul eder. Zaten bu gibi durumlarda ters tepki gösteren kadınların sayısı çok azdır. Cinsel coşkunun baskısı altında bedenî gücünü böylece açığa vuran ve sevdiği kadını hırpalayan erkek, bu hırpalamadan kadının hoşlanacağına inanır. Bundan başka, unutulmaması gereken, dikkate değer bir nokta daha vardır.

  Cinsel coşku- içinde bulunan bir kadında görülen belirtiler ve davranışlar, can acısı duymakta olan bir kişide görülen belirtilere son derece benzer. Bir kadın yazarın da pek doğru olarak belirttiği gibi «bir zulüm ya da işkencenin meydana getirdiği acı ve ağrıların dış belirtileri, gözyaşları, çığlıklar, inlemeler, vb., cinsel zevk ve coşku içinde kendini yitirmiş ve erkeğe artık yapmamasını yalvardığı halde, aslında gerçek istediğine kavuşmuş olan bir kadının gösterdiği belirtilerden pek değişik değildir.» Ancak, acı duyma ya da acı vermenin bu olağan sayılan biçim, ve sınırları dışına çıkıldığı zaman yalnızca ezilmekten tat duyma Algolagni, yalnızca can acısından tat duyma Dulolagni, işkence etme sadizm ya da işkenceye uğramayı mazoşizm tek cinsel haz kaynağı haline getirme gibi sapıklıklar meydana çıkar.
 


ERKEKTE KISIRLIK

  Erkekte kısırlık nedenleri çok fazladır. Genellikle evlenmiş çiftlerin hiç bir doğum kontrol yöntemi uygulamazsalar 2 sene içerisinde çocukları olur. 2 sene geçtiği halde kadın hamile kalmamışsa bir kısırlıktan bahsedilir.

  Kadının kısırlık nedenleri Ürolojinin mevzusunun dışıdır. Üroloji erkeğin kısırlık nedenlerini araştırı ve tedavi etmeye çalışır. Son zamanlarda kısırlık bölümü ürolojinin bir alt bölümü olmuş ve kendi başına müstakil bir bilim dalı haline gelmiştir. Bu bölüm (İnfertilite Anabilim) çiftlerden sadece erkek veya kadını incelemeyip her ikisini beraberce incelemeye alıp teşhis ve tedavi uygulamasını birlikte yürütmektedir.

Sebepleri:

1-Hormonsal Sebepler: Kısırlığın % 5 sebebi hormonaldır. Bu durumda meni sayısı 5 milyondan aşağıdır. Testisler hormon yapma bakımından beyindeki hipofiz iç salgı bezinin kontrolü altındadır. Bu bezde gene beyinin hipotalamus denen kısmından salgılanan hormonların etkisi altındadır. Testis ve bu son iki bezin faaliyetlerindeki bir bozukluk ve aksaklık hormonsal kısırlık nedenidir. Hipotalamus ve hipofiz arızalarındaki kısırlıkta aynı zamanda bu arızaya bağlı olarak çeşitli belirtiler meydana gelir.

2-Testise bağlı nedenler: Burada testisin hormonu olan testosteron düşüktür. Olay tamamen testisten kaynaklanmaktadır. Bu hormonu salgılayan hücrelerde arza vardır. Kromozom bozukluklarında, doğuştan testisin olmaması veya vücudun erkeklik hormonsal dirençli olmasından meydana gelir.
a-Bir çok vakada hiç bir sebep olmaksızın menide tohum hücreleri sayısı azdır. Bunun sebebi bilinmemektedir.
b-Testisin gelişme bozuklukları: Testisin normal yerinde olmaması halinde testis gelişemeyeceği için kısırlık meydana gelir. Normalde testis doğumdan sonra torbaların içerisinde bulunur. Herhangi bir sebepten dolayı testisler torbaya inmeyip yukarıda ve kasıkta kalırsa testis gelişemez,kıvamı azalır boyutu küçülür.
c-İlaçlar: Bir çok tümör ve kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar, alkol, bazı tansiyon ilaçları testise toksik etki yaparak spermaların gelişmesini önler.
d-Radyasyon: Film çekmek için kullanılan X ışınları ve kanser tedavisinde kullanılan radyasyon ışınları direk testise etki ederek kısırlık nedeni olabilir.
e-Çevre Ekenleri: Endüstriyel bazı kimyasal maddeler
f-Sperma oluşumunu engelleyen nedenler: Aşırı yükseklik, sıcak iklimler, ateşli hastalıklar, 60 yaşından sonra ve stres
g-Testis iltihapları: Testisin adi iltihabı çok ağır seyrederse testisin yapısını ve tohum üreten hücrelerini bozacağı için kısırlık yapar. Erişkinlerin kabakulaktan sonra iki taraflı testis iltihapları başlı başına kısırlık sebebidir. Erişkinlerin kabakulağından sonra % 15- 25 oranında testis iltihabı gelişir.

 Bu iltihabı kabakulaktan 4-6 gün sonra başlar 1-6 ay sonrada testis harap olur. h-Varikosel: (Torbanın toplar damarlarının varisi) Kısırlıkta önemli olmakla beraber her varikosel vakasında kısırlık görülmez. Varikoselin kısırlık yapmasının nedeni testis ve torbanın ısı değişimine engel olmasıdır.

3-Testis Harici nedenler:
a-Meninin boşalma bozuklukları: Meninin boşalmasını engelleyen sebepler kısırlığa neden olur. Meninin azlığı buna bir örnektir. Prostat ve bazı karın ameliyatlarından sonra meninin geriye boşalması yani mesane içerisine dökülmesi bir örnektir.
b-Meni yollarında tıkanıklık: Bu nedenin oranı % 10 - 20 dir. Meni yollarında meni kordonunu her hangi bir yerinde tıkanıklık vardır. İltihaplardan sonra olabileceği gibi dıştan bir baskı ile de oluşabilir. Darbeler, fıtık gibi ameliyatlar veya buraya cerrahi müdahaleler kordonu tıkar. Bazen de doğmalık olabilir. Çift taraflı olunca kısırlık kaçınılmazdır.
c-Penis yapı bozukluklarında bir etkendir. İdrar deliğinin aşağıda olması gelen meniyi ileri doğru fırlatamaz. Böylece tohum hücreleri kadının haznesine ulaşamaz.
d-Bağışıklık nedenleri : Şayet tohum hücreleri kanal dışına herhangi bir sebeple kaçacak olursa vücut bu hücrelere karşı antikor geliştirir ve kendi hücresini yabancı hücre sayarak bu hücreleri öldürmeye başlar. Bazense eşinde sperma hücrelerine karşı bir hassasiyet vardır. Bu hücrelere karşı duyarlı olup onları hareketsiz bırakabilir.

Teşhis: Evli çiftlerin % 15 i kısırdır. Sebep olarak 1/3 oranında erkekte 1/3 kadında ve 1/3 oranında ise her ikisinde birliktedir. Kısırlık nedeni çok olduğundan ve bir çok etkene bağlı olduğundan dolayı bu sebepler teker teker araştırılmalıdır.

Laboratuar Muayeneleri:

1-Meni muayenesi: Kısırlıkta en önemli tetkik meni muayenesidir. Tahlil muayene materyali 40-72 saatlik bir sexsuel perhizden sonra yapılamalıdır. Meninin toplanması ve taşınması da sonucu etkiler. Meni masturbasyon ile geniş cam bir kavanoza alınmalıdır. Vücut ısısında ve en geç bir saat içerisinde incelenmelidir. Sperma muayenesinde akıcılığı, kokusu, miktarından ve mikrop olup olmadığını incelendikten sonra sayısına bakılır. Bugün kabul edilen değere göre tohum hücresinin sayısı 1 mililitrede 20 milyondur. Tohum hücrelerinin hareketi kadın yumurtasını dölleyebilmesi için önemlidir. Tohum hücrelerinin hareketi 0 ila 4 arasında değerlendirilir.

Normalde % 50 - 60 dır. Şekilleri: Normalde tohum hücrelerinin (Sperm hücresi) oval bir başı boyun ve kuyruğu vardır. Bu şekilde olan tohum hücrelerinin oranı % 60 tır. Geri kalan % 40 oranında sperm hücresi çift kuyruklu çift başlı gibi değişik şekiller gösterebilir. Meni içerisinde fruktoz gibi şekerli maddeler, yağ, enzimler gibi maddelerde araştırılır.

2-Kan idrar ve prostat salgısı tetkikleri: Kan grupları araştırmaları yapılmalı. Eski bir iltihap olup olmadığını anlamak için idrar tahlili ve prostat sıvısı tahlilleri yapılmalıdır.

3-Hormon tetkikleri: Sperm sayısının 5 Milyondan aşağı olan durumlarda hormon tetkikleri yapılmalıdır.

4-Diğer tetkikler: Kromozom, alerjik testler, Radyolojik incelemeler kısırlığın sebebini araştırmak için yapılır. 5-Testis Biyopsisi: Testisten parça alıp patoloji laboratuarında incelemektir. Spermin az olduğu durumlarda testisin faaliyet gösterip göstermediğini anlamak için yapılır. Şayet menide hiç sperm hücresi yoksa ve testis biyopsisinde normal sperm hücreleri varsa kanallarda bir tıkanıklık olduğu düşünülür. Testis biyopsisi iki şekilde yapılır ya doğrudan küçük bir operasyon ile testis açılır ve parça alınır veya iğne ile girilip testis dokusundan alınacak parça patolojiye gönderilir.
 

 

GECE RÜYADA BOŞALMA

  Ergenlik dönemine gelmiş bir erkekte sperm (meni - er suyu) üretimi devamlıdır ve hiç durmaz. Bu üretilen spermler bir kesede toplanır ve boşaltılmaya hazır beklerler,arkadan da devamlı sperm üretimi olur ve bu keseye boşalır ,bu kesenin bir kapasitesi, bir hacmi vardır bu kapasite dolunca kasıklarda dolgunluk hissi artar ve tabiî ki cinsel istekte artar ve yoğunlaşır eğer boşalma ilişki veya masturbasyonla gerçekleşmezse kasıklarda ağrı ,aşırı cinsel istek başlar. Bu sürecin devam etmesine rağmen boşalma olmazsa bazen kese o kadar dolmuştur ki büyük tuvalet yaparken veya ıkınırken vücut içi basınç arttığından bu sırada penisten sperm akar (bu boşalma değildir ve zevk vermez sadece sperm akar).

  Eğer kişi boşalmaz veya ilişki kurmazsa belli bir süreden sonra ki bu süre kişiden kişiye değişir (ortalama4 ila 10 gün),vücut arkadan gelen spermlere yer açmak için uykudayken boşalır ve keseyi boşaltarak arkadan gelen spermlere yol açar. Bu boşalma genelde erotik rüyalar eşliğinde olur.Bazen bu rüyalar hatırlanır, bazen de hatırlanmaz.

  Genelde rüyada tam bir ilişki kurulamaz. Hamamcı olduk veya rüyacı olduk deyimi buradaki boşalmaya bağlı yıkanma gerekliliğinden isim almıştır. Bu cinsel yönden aktif olan erkeklerde yaşlılığa ,cinsel gücün kaybına kadar sürmektedir. Gece boşalmalarının sıklığı boşalma (masturbasyon veya cinsel ilişki ile ) sıklığı ile orantılıdır.Aynı zamanda yaşa, yaşanan cinsel uyarılırın yoğunluğuna vede cinsel yapıya (hormon düzeyine) bağlı olarak kişiden kişiye göre farklılıkta gösterir. Gece rüyada boşalmalar tamamen normal bir fiziksel olaydır, bir hastalık değildir.
 


CİNSEL İLİŞKİDE PREZERVATİF:

AIDS: HIV her türlü cinsel ilişki ile bulaşır. Güvenli cinsel yaşam kurallarına uyularak cinsel yolla bulaşmadan korunulur. Cinsel ilişkide KORUYUCU KILIF (prezervatif, kondom, kaput) kullanın. Kurduğunuz ilişkinin tehlikeli olmayacağını düşünseniz bile prezervatif kullanımını ihmal etmeyin. Koruyucu kılıf en büyük dostunuzdur. Çoğumuz HIV'in fahişelerde, uyuşturucu kullananlarda, eşcinsellerde bulunduğunu ve kendimize HIV'in geçmeyeceğini sanırız.

Ancak AIDS belirli bir sosyal grubun hastalığı değildir. Hastalığın mikrobu olan HIV, cins, ırk, renk, din, yaş farkı gözetmeksizin herkese bulaşabilir. HIV, kontrolsüz kan verilmesi, HIV ile kirlenmiş alet kullanılması gibi kişinin elinde olmayan nedenlerle ya da kişinin kendisinin ya da cinsel eşinin HIV pozitif kişilerle prezervatif kullanmadan ilişki kurması durumunda kişiye ve eşine bulaşabilir. HIV pozitif olan kendisini ve cinsel eşini korumak için her türlü cinsel ilişkisinde prezervatif kullanmalıdır. Prezervatif doğru takılmalı ve kayganlaştırıcı kullanılmalı!

  Prezervatifi paketinden çıkarırken zedelenmemesine dikkat edin. Kesici aletler kullanmak ya da uzun tırnaklar prezervatife zarar verebilir. Prezervatifi penis sertleştikten sonra takın. Ucundaki (meninin akması için ayrılan bölümü) sıkarak havasını boşalttıktan sonra prezervatifi penisin başına yerleştirin. Prezervatifi alt kısmından aşağıya doğru açın. Son olarak, üzerine kayganlaştırıcı sürün. Kayganlaştırıcı hem alacağınız hazzı artırır hem de riski azaltır. Kayganlaştırıcı (lubricant) cinsel birleşmenin daha rahat gerçekleşmesini sağlayarak prezervatifin yırtılmasını engelleyen bir sıvıdır.

  Prezervatifi taktıktan sonra üzerine kayganlaştırıcı sürmek güvenli seks için gereklidir. İstenirse, parmak ile anüs deliğine de kayganlaştırıcı sürülebilir. Vazelin, el kremi, masaj yağı gibi maddeleri kullanmayın. Bunlar, kimyasal özellikleri yüzünden prezervatifin zarar görmesine neden olurlar. Doğru kayganlaştırıcı yağ içermemeli, su bazlı olmalıdır. Boşaldıktan sonra, prezervatifi alt kısmından tutarak çıkarın. Hiçbir zaman aynı prezervatifi ikinci kez kullanmayın. Son olarak penisinizi yıkayın. Bu, penisin üzerinde meni kalmamasını sağlar ve boşalmanın ardından olası sevişmelerde güvenli olursunuz. Açılmamış prezervatifi ısıdan, güneşten, flüoresan ışığından ve nemden koruyun. Bunlar, prezervatifin ana maddesi olan lateks'i zayıflatarak ilişki sırasında prezervatifin zedelenmesine, yırtılmasına neden olabilirler.
 


CİNSEL GÜCÜ ARTIRMAK: DOĞAL AFRODİSYAKLAR:

  Eski çağlardan beri insanoğlunun ilgisini çeken afrodizyaklar, özellikle Uzakdoğu kökenli öğretilerde geniş biçimde yer alıyor. Sözgelimi, seks sanatı olarak bilinen Taoculuk’ ta besinler "yin" ve “yang" olarak ikiye ayrılıyor. Kadınlar için yin, erkeklere için yang türü besinler öneriliyor.
Yin besinler; yeşil ve lifli sebzeler, az miktarda balık eti ile meyve ve baklagillerden oluşuyor. Yang gıdalar ise; tuzlu ve fazla pişmiş yiyecekler ile kök bitkiler, hayvansal besinler ve hububatları kapsıyor. Taocu felsefede, insanların tavsiye edildiği şekilde beslendikleri takdirde, her zaman mükemmel bir cinsel yaşam sürdürebilecekleri iddia ediliyor.

  Hindistan’daki bazı yoga öğretilerinde fazla şekerli yiyeceklerden kaçınılması istenirken, Çinliler polen içeren gıdalar alınmasını tavsiye ediyorlar.
Beslenmenin insan yaşamında doruğa çıktığı zamanın başlangıç noktası, anne karnındaki döneme rastlıyor. Yani cinsel hayatımızın ne kadar renkli ve etkili olacağı annemizin karnındayken şekillenmeye başlıyor.

Diyabet ve Beslenme Uzmanı Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık bu konuda şu bilgileri veriyor: "Besinleri; proteinler, karbonhidratlar, yağlar, su, vitamin ve mineraller olarak 6 gruba ayırabiliriz. Bunların çoğu, kalori sağlayan, günlük hareketi temin eden besin kaynaklarıdır. Yani bir tür yakıt. Ama vücudun kalıcı maddeleri protein, vitamin ve minerallerdir. Bunlar organizmanın esas yapı taşını oluştururlar. İşte, seksüel organların ve hormonların gelişimi de anne karnında, bu yapı taşlarının konmasıyla başlıyor. Bu evrede eksik ve kötü beslenme, açlık gibi durumlar, çocukta bir fonksiyon eksikliğine neden olabiliyor.”
Prof. Dr. Bağrıaçık, seks yaşamı için ikinci önemli evrenin gelişme yaşı olarak adlandırılan ergenlik dönemi olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor:
"Bu dönemde yetersiz beslenme kadar aşırı beslenmenin de olumsuzlukları görülüyor. Şişmanlık, oburluk, fazla yağlı gıdalarla beslenme gibi alışkanlıklar cinsel organların fonksiyonlarını engelleyen veya azaltan etki yapıyor. Bir erkek çocuk 7-12 yaş arasında birden bire kilo alırsa yumurtalıkları küçülüyor ve gelişmesi zayıflıyor. Kız çocuğunun ise adet görmesi gecikiyor, göğüsleri gelişmiyor. Rahimde ya da yumurtalıklarda gelişme bozuklukları ortaya çıkabiliyor."

Uzmanlar, cinsel performansı artırmak için çeşitli ilaçlara yönelmektense, düzenli ve sağlıklı bir beslenme programı izlemenin çok daha yararlı olacağını savunuyorlar.

Domates ve kaysı cinsel isteği artırıyor
Cerrahpaşa Tıp Fakültesine yapılan bazı araştırmalarda domates ve kayısıda bulunan PP vitaminin cinsel performansı ve isteği artırdığını ortaya çıkardı. Bu durum, hem C vitamini hem de PP vitamini açısından zengin olan domatesi sofraların baş tacı ediyor.

Cinsel performansı artıran maddeler arasında başı, iyot ve B vitamini çekiyor. B vitamini en çok buğdayda bulunuyor. Ayrıca C vitaminini de unutmamak gerekiyor. C vitamini almanın en ideal yolu ise sabah kahvaltısında ya da ara öğünlerden birinde bir kase çilek yada kivi yemek. Ayrıca yeşil sebzelerde portakal, mandalina ve greyfurtta da C vitamini olduğunu unutmayın.
Özellikle erkekler günlük çinko alımına dikkat etmelidir. Çünkü çinko, erkeğin sperm üretimini artıran mineraller arasında yer alıyor. Erkeklerin pırasa, lahana türü sebzeleri bolca tüketmesi gerekiyor.
 


ERKEK CİNSEL SORUNLARI:

1-Cinsel isteksizlik
Erkekler cinsel isteksizlikleri için nadiren yardım ararlar. Ancak cinsel isteksizliğe ikincil olarak ortaya çıkan performans (becerememe) sıkıntısı ve sonucunda ortaya çıkan sertleşme sorunu için başvurmaları daha sık görülür. Bu sorun için başvurma nedeninin azlığının diğer bir nedeni, erkekler arasında yaygın olarak inanılan ve “gerçek bir erkeğin sekse her zaman hazır olması ve her koşulda seksi yapabilmesi” ile ilgili olan yanlış bir inanıştır. Fiziksel nedenlerin dışında bu sorun çoğunlukla eşle yaşanan evlilik sorunlarından ya da depresyondan kaynaklanmaktadır.

2-Sertleşme sorunu-Ereksiyon sorunu: (Empotans)
Cinsel ilişki için gerekli ve yeterli sertleşmeyi sağlayamama ve/veya sürdürememe olarak tanımlanır.
Yaşla bu sorun artar ancak yaşlanmanın mutlak sonucu değildir. Sosyal, psikolojik ve bedensel yaşama ciddi olumsuz etkileri olabilir. Türkiye de 40 yaş üzeri erkeklerin %69’u bu sorunu kısmen ya da tamamen yaşamaktadır. Genel nüfusta bu oran %10-20 civarındadır.
Risk faktörlerinin en önemli ve sık olanları:
Yaşlanma, Damar sertliği, Şeker hastalığı, Kalp, böbrek, Karaciğer hastalıkları, Bazı ameliyatlar, Omurilik yaralanmaları
Uyuşturucu, alkol, sigara ve bazı tıbbi ilaçlar

PSİKOLOJİK sorunlar: aşırı stres (özellikle işe bağlı), depresyon, kötü bir çocukluk dönemi, cinsel bilgisizlik, geçmişte yaşanmış cinsel taciz, genelev yada benzeri deneyimdeki başarısızlık, eş ile yaşanan uyumsuzluk olarak sıralanabilir.

Sertleşme sorunum fiziksel mi yoksa psikolojik mi?
Sertleşme sorunu olan ve sorunun psikolojik olduğunu düşünen kişiler doktora başvurduğunda sorunun gerçekten psikolojik çıkma olasılığı yüksek.
Uzun süreli bir hastalığınız, ilaç kullanım öykünüz yoksa sorununuz aniden başladıysa, sabah sertlikleriniz varsa sorununuz büyük olasılıkla psikolojik!!!!
Ancak çoğu durumlarda ayırım yapmak oldukça güç
Örnek: Toplumuzda ki yaygın kanının aksine şeker hastalığında cinsel sorunlar çoğunlukla hastalığın çok ileri dönemlerinde ortaya çıkar. Ama bazı erkeklerin bu olasılığı duymaları bile onlarda cinsel sorun yaratabilir. Bu şartlarda sorun psikolojik kabul edilir.

Bir erkek her ortamda ilişkiye girmeli (havada, karada denizde), tanımadığı bir kadınla her ortamda bu işi yapmalı, seksi erkek adam başlatır. Erkek seksi hiçbir ortamda reddetmemeli. Bu gibi erkeğin beynine işlenmiş yanlış inanışlar, aslında erkek cinselliğinin en büyük düşmanıdır. Örneğin aşırı alkollüyken bir kez başarısız olmuş bir erkek için yukarıdaki yanlış inanışlar geçerli ise artık her ilişki erkekliğini sınamak için bir sınav haline dönüşür. Kişi artık cinselliğin çekiciliğinden çok bu işi nasıl yaptığına odaklanır ve sorunu devam eder gider.

Benzer şekilde yaşlılığa yada fiziksel sorunlarına bağlı olarak sertliği biraz azalan erkek eğer kadını ancak çok sert (taş gibi) bir penisle tatmin edebileceğine inanıyorsa, bu inancın doğuracağı sıkıntı onun elindekini de kaybetmesine ve cinsellikten kaçmasına neden olabilir.

3-Erken Boşalma:
Bu sorunun tam tatmin edici bir tanımı yoktur; bazı yazarlar erkeğin eşini tatmin edemeden boşalmasını erken boşalma olarak kabul etmişken, çoğunluğu erken boşalmayı penisin henüz ilişkiye girmeden ya da girdikten hemen sonra boşalmasını erken boşalmanın tanımı olarak kabul etmektedir. Erkeklerin üçte biri erken boşalmaktadır ancak anlaşıldığı kadarıyla bunu sorun edenlerin sayısı oldukça azdır, çünkü toplumda daha az görülmesine rağmen bizlere başvuran erkeklerin çoğunluğu ereksiyon yani sertleşme sorunları yaşayanlardır.

Bu sorunu yaşayanların öykülerinde çoğunlukla hızla ve suçlulukla yapılan mastürbasyon vardır.
Eşin haklı olarak erken boşalmadan şikayetçi olması erkeğin stresini daha da arttırır ve sorun daha fazla sürer ve kısırlık, eşler arası evlilik sorunları gibi sorunlar yaşanır.

Erken boşalma yaşayanlar çoğunlukla dikkatini başka yere verme, geciktirici krem kullanma gibi yöntemlere başvururlar ancak bu sorunu çoğunlukla çözmediği gibi, alınan zevki de büsbütün azaltmaktan başka bir işe yaramaz.

Ön sevişme yapmak bu grup için durumu daha da ümitsiz hale getirir. Bu gruptakilerin eşleri çoğunlukla azalmış cinsel istek, orgazm sorunu gibi sorunlar yaşarlar.
Boşalma Yetmezliği ile ilgili detaylı bilgi
Yoğunluğu ve süresi yeterli bir cinsel etkinlik sırasında, olağan bir cinsel uyarılma evresi sonrası, sürekli ya da yineleyici bir biçimde orgazmın gecikmesi ya da olmaması şeklinde tanımlanır. Boşalmanın hiç olmaması (mastürbasyon, uyku ve cinsel ilişki sırasında), kısmen oluşması (mastürbasyonda oluşan ancak cinsel partnerle ilişkide gerçekleşmeyen boşalma) ya da uzun süren bir uyarılma veya cinsel birleşmeye karşın ejakülasyonda gecikme şeklinde ortaya çıkabilir. Boşalmanın hiç olmaması çoğu kez organik patolojiye işaret eder. Bazı ilaçların kullanımı boşalmayı geciktirebilmektedir. Benzer bir tablo olan retrograd ejakülasyonda orgazm duyumu alınmakta ancak penisten dışarıya bir ejakülat çıkmamaktadır. Mesanedeki iç sfinkter aktivitesinin inhibe olması sonucu ejakülatın mesane için atılmasıyla oluşan genellikle prostatektomi, diyabet, nöroleptik kullanımı gibi organik nedenlere bağlı ortaya çıkan bir sorundur. Seminal sıvı içermesi nedeniyle ilişkiden sonraki idrarın bulanık gelmesi tanıda değerli bir bulgudur. ...
Yoğunluğu ve süresi yeterli bir cinsel etkinlik sırasında, olağan bir cinsel uyarılma evresi sonrası, sürekli ya da yineleyici bir biçimde orgazmın gecikmesi ya da olmaması şeklinde tanımlanır. Boşalmanın hiç olmaması (mastürbasyon, uyku ve cinsel ilişki sırasında), kısmen oluşması (mastürbasyonda oluşan ancak cinsel partnerle ilişkide gerçekleşmeyen boşalma) ya da uzun süren bir uyarılma veya cinsel birleşmeye karşın ejakülasyonda gecikme şeklinde ortaya çıkabilir. Boşalmanın hiç olmaması çoğu kez organik patolojiye işaret eder. Bazı ilaçların kullanımı boşalmayı geciktirebilmektedir. Benzer bir tablo olan retrograd ejakülasyonda orgazm duyumu alınmakta ancak penisten dışarıya bir ejakülat çıkmamaktadır. Mesanedeki iç sfinkter aktivitesinin inhibe olması sonucu ejakülatın mesane için atılmasıyla oluşan genellikle prostatektomi, diyabet, nöroleptik kullanımı gibi organik nedenlere bağlı ortaya çıkan bir sorundur. Seminal sıvı içermesi nedeniyle ilişkiden sonraki idrarın bulanık gelmesi tanıda değerli bir bulgudur.
Boşalma Yetmezliği tedavi yöntemleri
Yoğunluğu ve süresi yeterli bir cinsel etkinlik sırasında, olağan bir cinsel uyarılma evresi sonrası, sürekli ya da yineleyici bir biçimde orgazmın gecikmesi ya da olmaması şeklinde tanımlanır. Boşalmanın hiç olmaması (mastürbasyon, uyku ve cinsel ilişki sırasında), kısmen oluşması (mastürbasyonda oluşan ancak cinsel partnerle ilişkide gerçekleşmeyen boşalma) ya da uzun süren bir uyarılma veya cinsel birleşmeye karşın ejakülasyonda gecikme şeklinde ortaya çıkabilir. Boşalmanın hiç olmaması çoğu kez organik patolojiye işaret eder. Bazı ilaçların kullanımı boşalmayı geciktirebilmektedir. Benzer bir tablo olan retrograd ejakülasyonda orgazm duyumu alınmakta ancak penisten dışarıya bir ejakülat çıkmamaktadır. Mesanedeki iç sfinkter aktivitesinin inhibe olması sonucu ejakülatın mesane için atılmasıyla oluşan genellikle prostatektomi, diyabet, nöroleptik kullanımı gibi organik nedenlere bağlı ortaya çıkan bir sorundur. Seminal sıvı içermesi nedeniyle ilişkiden sonraki idrarın bulanık gelmesi tanıda değerli bir bulgudur. ...

Yoğunluğu ve süresi yeterli bir cinsel etkinlik sırasında, olağan bir cinsel uyarılma evresi sonrası, sürekli ya da yineleyici bir biçimde orgazmın gecikmesi ya da olmaması şeklinde tanımlanır. Boşalmanın hiç olmaması (mastürbasyon, uyku ve cinsel ilişki sırasında), kısmen oluşması (mastürbasyonda oluşan ancak cinsel partnerle ilişkide gerçekleşmeyen boşalma) ya da uzun süren bir uyarılma veya cinsel birleşmeye karşın ejakülasyonda gecikme şeklinde ortaya çıkabilir. Boşalmanın hiç olmaması çoğu kez organik patolojiye işaret eder. Bazı ilaçların kullanımı boşalmayı geciktirebilmektedir. Benzer bir tablo olan retrograd ejakülasyonda orgazm duyumu alınmakta ancak penisten dışarıya bir ejakülat çıkmamaktadır. Mesanedeki iç sfinkter aktivitesinin inhibe olması sonucu ejakülatın mesane için atılmasıyla oluşan genellikle prostatektomi, diyabet, nöroleptik kullanımı gibi organik nedenlere bağlı ortaya çıkan bir sorundur. Seminal sıvı içermesi nedeniyle ilişkiden sonraki idrarın bulanık gelmesi tanıda değerli bir bulgudur.

4-Geç boşalma:
Nadir görülen bir sorundur. Bunun birkaç biçimi mevcuttur. Bir grup hasta her koşulda (mastürbasyon ve uyku dahil ) geç boşalır, diğer bir grup ilişkiye girer ancak mastürbasyonla boşalır. Üçüncü grup ise oldukça uzun bir ilişki süreci sonucu boşalır. Bu gruptaki erkeklerin çoğunluğu genel hayatlarında oldukça kontrollü yaşamaya çalışan özelliktedirler.

5-Ağrılı boşalma:
Çok nadir görülür fiziksel nedenlerin dışında sıkıntı ile bağlantılı olarak, o bölgenin kaslarının spazmından kaynaklanabilir.

6-Cinsel fobi:
Daha karmaşık ve çoğunlukla çocukluk dönemlerinden kaynaklanan sorunlara bağlı olabilir.
 


BOŞALMA GÜÇLÜĞÜ

  Erkeklerin çoğu, sevişme sırasında, daha eşleri doyuma ulaşmadan, hatta yeterince heyecanlanmadan, kendilerinin hızla orgazm oldukları durumları yaşamışlardır. Sevişmenin daha başlangıcında meydana gelen böyle bir erkek orgazmına, erken boşalma denir. Erkeklerin cinsel sorunları arasında en yaygın olanı budur. Bazılarında boşalma, penis daha dölyoluna girmeden bile olabilir. Çoğundaysa, bir iki sürtünmenin ardından hemen orgazm gelir. Teknik anlamda, cinsel birleşme gerçekleşmiştir. Eğer erkeğin orgazmı, penis vajinanın içindeyken olmuşsa, erken boşalmaya rağmen kadın gebe kalacaktır.
Cinsel eylemin hangi aşamasında olursa olsun, boşalma erkeğe belli bir haz verir, zevkli bir gevşeme, rahatlama sağlar. Ama sevişme, heyecanlanma ve cinsel gerilim süresi ne kadar uzunsa, boşalma ve rahatlamayla gelen haz da o kadar büyük olur. Dolayısıyla, erken boşalmanın getireceği fiziksel ve duyusal haz, uzun süreli bir sevişmenin ardından gene orgazmın vereceği hazdan daha az olacaktır. Bunun da ötesinde, bir şeyin daha başlamadan bitmesi anlamına gelen böyle bir durum, boşalmadan duyulan hazza mutlaka yetersizlik, başarısızlık ve kaygı duyguları karıştıracaktır. Eşini doyuramamış olmak da erkeğin bu başarısızlık ve kaygı duygularını şiddetlendirecektir.
 
  Erken boşalma, genellikle, ilk cinsel deneylerini hep "aceleyle" yaşamış kişilerde görülür. Bu deneylerin esas amacı, erkeğin cinsel geriliminin fazla gecikmeden giderilmesidir ve kadın da, eğer varsa, sadece bu amaca ulaşmak için kullanılan bir araç durumundadır. İlk gençlik yıllarında erkeklerin genelevlerdeki ilişkileri ya da genel olarak, hiçbir mahremiyet koşulunun bulunmadığı durumlarda aceleyle tamamlanan cinsel birleşme deneyleri, erkeklerde erken boşalmayı bir alışkanlık haline getirebilir. Aynı şekilde, yakalanma korkusu içinde yapılan masturbasyon da, eğer çok sık denenen bir doyum yolu haline gelmişse, cinsel birleşme sırasında erken boşalmanın nedeni olabilir. Erkek yaşantısında çok sık görülen bütün bu deneylerin ortak yanı, yakalanma korkusundan veya herhangi bir başka nedenden ötürü orgazmını aceleye getirmesidir.

 Cinsel arzunun ilk uyanışıyla boşalma arasındaki süre, kadın erkek arasındaki bedensel ve ruhsal temasın verdiği haz duygusuyla değil, gerginlik, kaygı ve sabırsızlıkla doludur. Erkek bu süreyi kısaltmaya çalışmaktadır; öyle ki, bunun yarattığı koşullanma, onun en küçük uyarılara karşı aşırı ölçüde duyarlılaşmasına neden olduğu için, daha sonra kadınlarla girişeceği cinsel birleşme deneylerinde de erken boşalma kaçınılmaz olacaktır. Erken boşalmadan yakınan erkeklerin çoğu, merkezi sinir sistemleri aşırı ölçüde duyarlı kişilerdir. Bu durum, çocukluklarında sık sık yataklarını ıslatmalarına neden olmuştur; bundan ötürü cezayla ya da alayla karşılaşmaları, onları ergenlik çağına doğru daha da duyarlı ve kaygılı kişilere dönüştürmüştür.

   İngiltere ve Amerika'da kliniklerde yapılan gözlemler, erken boşalma sorunundan yakınan erkeklerin genellikle çevrelerinden kopuk kişiler olduğunu ortaya koymuştur. Bu kopukluk ya çok ürkek ve ezik bir kişilikte ya da aşırı ölçüde saldırgan ve iddialı davranışlarda kendini belli etmektedir. Bu tür kişiler, başkalarının kendileri hakkındaki düşünce ve yargılarına hastalık derecesine varan bir önem vermekte ve bu yüzden insanlara karşı sürekli tetikte durmakta, kimseye güvenmemektedir. Çoğu zaman ilk cinsel deneylerini büyük bir gizlilik içinde yürütmüşlerdir. Çünkü çevrenin kendilerini ayıplamasından korkmaktadırlar. Kadınlarla ilk ilişkilerinde de, özellikle fazla değer vermedikleri, bağlanmayacakları kadınları seçmişler ve gerçek doyuma ulaşmaktan çok erkeklik güçlerini kanıtlamayı amaçlamışlardır. Daha sonraları, uzun süreli bir ilişkiye girdiklerinde de, erken boşalmanın ve doyumsuzluğun ilk belirtileriyle karşılaşmışlardır.
  Kuşkusuz, bu türden komplekslerden uzak, rahat kişiler de erken boşalma sorunuyla karşılaşabilir. Sırf başka bir eş bulamamaktan ötürü edinilen bir genelev alışkanlığı, oldukça sık görülen bir nedendir. Erkek cinselliği ile kadın cinselliği arasındaki fark da bir etken olabilir: erkekler görsel uyarılardan şiddetle etkilenirler, eşlerinin çıplak bir görüntüsü onlara ilk heyecanı vermeye yeter, bundan sonra gelen bir fiziksel temas, bir sürtünme, onları kolayca orgazma sürebilir. Oysa kadınların heyecanı, çoğu zaman ancak dokunsal uyarıların, bedensel temasın belli bir aşamasında başlar; ve orgazma ulaşmaları için de oldukça uzun bir süre gerekir. Erkeklerin çoğu, küçüklüklerinde çişlerini tutmayı öğrendikleri gibi, yetişkinliklerinde de orgazmlarını geciktirmeyi öğrenirler, ama aşırı heyecanlı, duyarlı ya da düpedüz bilgisiz olanlar bunu başaramayabilir ya da gerek duymayabilirler.

  Eğer çok köklü psikolojik nedenlerden kaynaklanmıyorsa, erken boşalma basit cinsel terapi teknikleriyle giderilebilecek bir sorundur. Bu sorunla karşılaşmış çoğu erkek, dikkatlerini başka bir şeye çevirerek, örneğin işlerini düşünerek ya da birden yüze kadar sayarak boşalmayı geciktirmeye çalışırlar. Ama bu , çok etkin bir çözüm değildir; hatta erkekteki kaygıyı arttıracağı için tam ters sonuç verdiği de olur. Daha da önemlisi, bu yöntem, erkeğin kendini bütün varlığıyla cinsel coşkuya teslim etmesini önler; oysa gerçek doyumun temel şartı da budur. Bir başka denenmiş yol da, erkeğin kadına hiç acele etmeden, yumuşakça girmesi ve bir süre hareket etmeden bu durumda kadının üzerinde yatmasıdır. Bu durumda penis, vajina içinde hiç hareketsiz dururken, erkek karnını kadının klitoris bölgesine ağır ağır ama bastırarak sürtebilir. Bu kendi boşalmasını geciktirirken, kadının orgazmını hızlandıracaktır. Bu tür teknikler, boşalmayı geciktirmekle birlikte, erkeğin kendini unutmasını önledikleri ve hep kontrollü davranmasını gerektirdikleri için, cinsel birleşmeden alınan zevki azaltırlar. Bunların hepsinde, erkek, doyurucu bir cinselliğin ana koşulu olan kadınla iletişim ve bütünleşme yerine kendi hareketlerini aşırı ölçüde kontrol edecek, kendisiyle baş başa kalacaktır.

  Buna karşılık, kadın eşin de cinsel terapide aktif bir rol alması, terapiyi de sevişmenin bir parçası haline getireceği için alınan sonuçlar daha başarılı olmaktadır. Masters ve Johnson tarafından geliştirilen ve iki eş arasında uygulanan bir yöntem şudur: her şeyden önce kadınla erkek mutlaka orgazma ulaşma düşüncesini bir yana atarlar. Kadın yatakta sırtını bir yastığa dayayarak oturur. Erkek, başı kadının göğsüne yaslanacak şekilde, kadının bacakları arasına uzanır ve bacaklarını açar. Bundan sonra kadın, dikleşene kadar erkeğin penisiyle oynar. Erkek, boşalmanın yaklaştığını hissettiği an kadına işaret eder. Bunun üzerine kadın, penisin başını kuvvetlice sıkar; bu sıkma dört saniye kadar devam etmelidir. Bu, boşalma dürtüsünün zayıflamasına neden olacaktır. Otuz saniye kadar sonra kadın yine eliyle eşinin penisini uyarmaya başlar. Erkek boşalmak üzere olduğunu haber verince kadın yine sıkma yöntemini uygular. Bu, erkek boşalana kadar 10-15 kez uygulanmalıdır.

  Erkeğin bundan önce orgazma ulaşmasında bir sakınca yoktur. Çift, bu yöntemle, orgazm olmadan uyarılma süresini uzattıktan sonra, sıra penisin dölyoluna girişine gelir. Bunun için 7-15 günlük bir "sıkma" uygulamasının geçmesi gerekir. Artık kadınla erkek cinsel birleşmeye geçebileceklerdir. Bu, erkeğin sırtüstü yatması ve kadının üste çıkarak penisi içine alması şeklinde olur. Ama bu noktada hiçbir zorlama ve sürtmenin olmaması önemlidir, çünkü amaç erkeğin dölyoluna girme duygusuna yavaş yavaş alışmasıdır. Boşalmanın yaklaştığını anlayınca kadına işaret edecek ve o da gövdesini erkeğin üstünden biraz kaldırarak yine sıkma hareketine geçecektir. Böyle birkaç uygulamadan sonra penisin dölyolu içine hareket ettirilmesi ve sürtme aşamasına geçilebilir. Masters ve Johnson, on yıllık araştırma dönemi içinde, bu yöntemi uygulayan 186 hastadan 182'sinin olumlu sonuç aldığını bildirmektedir.

Birleşmenin uzatılması

Sevişme çoğu zaman erkeğin orgazmıyla sonuçlanan kısa ve mekanik bir edimdir. Oysa erkeğin sevişme sırasında heyecan ve tepkilerini kontrol ederek birleşmeyi uzatması gerektiği düşüncesinin de oldukça eski bir tarihi vardır. Hindu dininde, meninin en yüksek coşkunun maddi karşılığı olduğu düşünülür. Bu nedenle erkeğin mümkün olduğu kadar az meni harcamasına dikkat edilir. Hindu dininin bazı kollarında da, erkeğin cinsel perhizden çok, birleşmede kendini kontrol etmesine ve boşalmadan kaçınmasına dikkat edilir. Bu dinin yetenekli sahiplerinin, birleşme sırasında meni akışını tersine çevirdiği ve vücutlarına geri akan meninin kendilerine hayati bir güç kazandırdığı ileri sürülmektedir.
Bununla birlikte, fizyologlar, dışa meni akmaksızın gerçekleşen bu orgazmda meninin aslında idrar torbasına aktığını ve bunun da esas olarak idrar borusu üzerinde basınç uygulanmasıyla meydana geldiğini belirtmişlerdir. Ne olursa olsun, bu "iç boşalmanın" erkekte orgazmın uzamasına yardım ettiği bilinmektedir. Ne var ki, bu tür tekniklerin öğrenilmesi ortalama yirmi yıl almakta ve insan ustalaştığında artık cinsel yaşamdan asıl zevk alacağı gençlik ve orta yaşlılık yılları geride kalmış olmaktadır.
 
Batı toplumlarında da cinsel birleşmeyi uzatma teknikleri geliştirilmiştir. Ondokuzuncu yüzyılın ortalarında ABD'de New York eyaletindeki Oneida komününün üyeleri, Carezza adıyla bilinen bir yöntem oluşturmuşlardır. Oneida topluluğunda her erkek topluluktaki bütün kadınlarla evli sayıldığından ve bu da topluluğun nüfusunun aşırı artmasına yol açabileceğinden, komün yöneticileri, hem bir doğum kontrol yöntemi hem de bir haz tekniği olarak carezza'yı ortaya atmışlardır. Carezza, İtalyanca "okşamak" sözcüğünden gelmektedir. Bu tekniğin yardımıyla erkekler, orgazma ulaşmaksızın bir saat süreyle sevişirken, kadınlar da rahatça birkaç kere orgazm yaşayabilmektedir. Komünün ilkelerine göre, belli bir süre içinde yeterli kontrolü sağlayamayan erkekler, topluluktan uzaklaştırılmaktadır.
 
  Ünlü Penthouse dergisinin cinsel sorunlar danışmanı Xaviera Hollander, boşalmayı geciktirmek ya da bütün bütün engellemek için erkek ve kadının , Hollander'in kendi uzun deneylerinden çıkardığı bazı kurallara dikkat etmeleri gerektiğini söylemektedir. Penis bir kez dölyoluna bütünüyle girdikten sonra, orgazmı geciktirmek güçleşmektedir. Hollander, erken ya da hızlı boşalmanın yalnızca erkeklere özgü bir sorun olduğunu, bu yüzden bundan kaçınmak isteyen erkeğin sevişmede "erkeksi" rolden sıyrılması gerektiğini belirtmektedir. Bunun için, erkeğin tek bir "hedefe" orgazma yönelik sevişmeden vazgeçmesi ilk koşuldur: erkek, tıpkı henüz cinsel birleşmede bulunmaya cesaret edemeyen ama "necking" ve "petting" yoluyla koitus öncesi cinsel temastan azami zevki elde etmeye çalışan 16 yaşındaki bir çocuk gibi davranmalıdır. Penisi dölyoluna sokmak yerine, klitorise ve dölyolu ağzına ya da eşinin kalçalarına ve göğüslerine sürtmelidir. Bu sürtünmeden sonra, penisin sadece başını dölyoluna sokmalıdır. Bunun bir kaç kez, erkeğe bir kontrol ve güven duygusu gelinceye kadar tekrarlanması zorunludur:
bu, kadını coşkulandırırken erkekte tam tersine "serinkanlı ve kendini tutabilen bir aşık" olduğu duygusunu uyandıracaktır. Kadın penisin bütününü içine çekmek istediğinde de erkek buna izin vermemeli, penisini dölyolundan çekmelidir. Böyle uzun bir uyarılma süresinden sonra, erkek penisini bütünüyle dölyoluna sokabilecektir ama, bu aşamada da sert bir giriş yapmaması ve dölyolu içinde ileri-geri gidip gelmemesi gerekir: penis, uzunca bir süre, dölyolu içinde hareketsiz kalmalı ve eşler el, ağız, ayak yoluyla sevişmelidir. Bundan sonra penis yine yavaşça dışarı çekilmeli ve aynı hareketler tekrarlanmalıdır.

  Bu süreç, kadını daha da coşkulandırdıkça, erkeğin kendi sabır ve kontrolüne olan güveni de aynı oranda artacaktır. Ancak Hollander'e göre, bu tür tekniklerden de önemlisi, kişilerin kendilerini orgazma zorlamaktan vazgeçmeleridir: "ön-oyunlara başladığınız andan itibaren, okşamalarınızı tüy gibi hafif tutun. Bu, hareketlerinizdeki erkeksi aceleciliğin ortadan kalkmasına yardım edecektir" Hollander, kadının da penis içindeyken kıvrılmaktan, ritmik hareketlerden mümkün olduğu kadar kaçınmasını önermektedir; özellikle, bir çok kadının hem de büyük bir güçlükle öğrendiği dölyolunu kasma ve sıkma hareketleri bir yana bırakılmalıdır.
 
  Cinsel haz süresini uzatmasına rağmen Carezza tekniği de bir çok yönden eleştiriye uğramaktadır. Erkeğin menisini tutmasının ruhsal ve bedensel sağlığını olumsuz yönde etkileyeceği düşünülmektedir. Carezza; sinirliliğe, prostat rahatsızlığına, idrar yolları hastalıklarına yol açabilecektir. Carezza yandaşları ise, tam tersini ileri sürmektedirler: zaman zaman uygulanan bir uzatma tekniği, erkeğe zindelik vermektedir. Üstelik, her erkek de carezza'yı sürekli olarak uygulayamayacağı için zorunlu olarak boşalma yaşayacak ve bu da birikmiş meninin vücuttan atılması için yeterli olacaktır. Bunun dışında daha fazla boşalma zaten fiziksel olarak gerekli değildir. Günümüzde cinsel eşitlik savunucuları da carezza 'nın yararlarına giderek inanmaktadır, bu teknik, erkeğin cinsel duygu ve deneylerinin kadınınkine daha çok yaklaşmasına, benzemesine olanak vermektedir, çünkü Carezza tekniğini geliştiren erkekler, cinselliği sadece üreme organlarında yaşamak yerine, tıpkı kadınlar gibi tüm vücutlarında duyacaklardır. Erkeğin cinsel tepkisinin "lokal" niteliğinin bu şekilde aşılması, onun her seferinde orgazm olmasını önleyeceği gibi, duyacağı hazzın da saldırgan öğelerden arınmasını sağlayacaktır.
Ancak, burada gözden kaçırılmaması gereken bir nokta daha vardır: birleşmeyi uzatmak için carezza uygulayan erkek bazen aşırı dikkatli, aşırı kontrollü davranır; sevişmenin vazgeçilmez boyutu olan kendiliğindenlik, bu aşırı bilinçli teknik yüzünden tamamıyla kaybolur. Bunu fark eden, eşinin zevk almak yerine kendisine zevk vermeye çalıştığını, kendisiyle birlikte cinsel coşkuya katılmak yerine bir "laboratuar deneyini" dışarıdan seyreder gibi davrandığını gören kadının da heyecan düzeyi düşer. İşte bu durumda, elinden gelen herşeyi yaptığına, en "çıldırtıcı teknikleri" uyguladığına inanmış olan erkek, eşinin tepkisiz kaldığını görünce onu "soğuklukla" suçlamaya başlar. Sonuçta, eşinde gidermeye çalıştığı heyecansızlık ve soğukluğa kendisi yol açmış olur. Öyleyse, cinsel doyumun ikinci kuralının uzatma tekniklerinde de geçerli olduğunu unutmamak gerekir: insan, sevişme sırasında kendisinin zevk almadığı birşeyi yapmaktan mümkün olduğu kadar kaçınmalıdır.
  Wilhelm Reich'a göre, cinsel birleşme eylemi iki aşamaya ayrılır: birinci aşama, heyecanın ve uyarılmanın irade olarak kontrol edilebildiği aşamadır. İkincisiyse, cinsel coşkunun artık iradi olarak kontrol edilmediği, bütün vücudun iradesiz kasılmalarla orgazm noktasına ulaştığı aşamadır. Sevişmenin uzatılması birinci aşamada hem olanaklıdır hem de uyarımı ve hazzın artmasını sağlayacaktır. Buna karşılık, ikincisinde cinsel edimin yarıda kesilmesi ya da durdurulması insana son derece tatsız bir duygu vereceği gibi, vücutta ve özellikle kasıkta, cinsel organlar bölgesinde ağrılara da yol açacaktır.
Reich, iradi kontrol aşamasında, penisin dölyolu içinde hafif, yavaş ve kendiliğinden sürtünmesinin de hazzı azamileştirmek için en uygun yol olduğunu söylemektedir. Kuşkusuz, bu aşırı bilinçli ve kontrollü bir biçimde değil oldukça kendiliğinden ve herkesin daha önceki deneylerine göre değişen bir tarzda yapılmalıdır. Bu aşamada, sürtünmenin durdurulması da zevkli bir duygu uyandıracak ve birleşmenin uzamasını sağlayacaktır. Hareketsiz kalındığında uyarılma ve heyecan biraz azalacak ama bütünüyle kaybolmayacaktır. Penisin dışarı çekilmesi de acı vermeyecektir; ama bunun bir süre hareketsiz kalındıktan sonra yapılması doğru olur. Bundan sonra sürtünmeye yeniden başlandığında, heyecan ve uyanma, daha önce bırakılan noktanın da üzerine çıkacak ve üreme organlarından tüm vücuda yayılacaktır. Bunu, kişilerin tercihine göre uzun ya da kısa tutmak olanağı vardır. Ancak, sürtünme sürdürülürse, artık kontrolün mümkün olmadığı bir noktaya gelinecektir.
  Gerçekte, kadınla erkeğin orgazm süreleri arasında sanıldığı kadar büyük bir fark yoktur. Mastürbasyon yapan kadınlar ortalama 4   dakikada orgazma ulaşırlar; bu süre erkeklerde de ortalama 2-4 dakikadır. Aralarındaki fark, uyarıldıktan ve heyecanlandıktan sonra orgazma ulaşma sürelerinde değil, uyarılma hızlarında yatmaktadır. Erkek, kadından daha çabuk heyecanlanır, her an uyarılmaya hazır gibidir. Kadının uyarılmasıysa biraz daha vakit alır. İşte erkek de bu noktada sabırlı, düşünceli ve
yaratıcı olmak zorundadır. Kuşkusuz burada erkeğin dayanacağı başlıca "esin kaynağı" kendi deneyleri ve özellikle eşiyle birlikte yaşadığı cinsel coşku anlarıdır. Hiç bir kadının ve hiç bir erkeğin cinsel tepkileri birbirinin aynı değildir. Bu nedenle, birleşmeyi uzatmak isteyen bir erkeğin, kendi cinsel tepkilerini tahlil etmiş olmanın yanı sıra, eşini de iyi tanıması gerekir. Bununla birlikte, uyulmasında yarar olan bazı genel kurallar da vardır,. Bunlardan en basiti, "duruşlarla ilgilidir: erkeğin üstte kadının altta bulunduğu duruş erkeğin çok hızla uyarılmasına ve boşalmasına neden olur. Kadının üstte olduğu duruşlar, ya da daha iyisi, yan yana duruşlar erkekte orgazmı biraz daha geciktirebilmektedir.
  Yine Hint kültüründe geliştirilmiş yararlı bir teknik de pranayama'dır. Bu, soluk almanın kontrol edilmesi demektir. Zamanla geliştirilebilecek olan bu teknik, yürek atışlarının kontrol edilmesini de
beraberinde getirmektedir ki, bu bedensel mekanizmaların her ikisi de kişinin cinsel uyarılma ve heyecan düzeyi ile yakından bağıntılıdır. Erkek, yavaş ve hafif soluk almaya çalışmalıdır. Bu bütün vücudun rahatlamasını ve gevşemesini sağlayacak ve doğruca cinsel organlara ve orgazma yönelik bir sevişmenin "acilliğini" kısmen giderecektir.
Çiftin birleşmeyi uzatmasına, ortak mutlulukları için vazgeçilmez bir zorunluluk olarak değil, tadılması gereken bir zevk, bir çeşni olarak bakmak gerekir. Başlı başına bir amaç olarak alınan cinsel atletizm de giderek heyecansızlaşır, kısırlaşır. Böyle bir durum, erkeğin zevk almaktan çok, eşine zevk vermeyi amaçladığını gösterir ki, bu da çok tek yanlı bir doyum biçimidir. Bu tür erkekler için kadının her orgazmı, kendi başarı hanelerine kaydedilen bir puandır. Böyle bir durum,erkekte cinsel yeterlilikten çok cinsel kaygı ve güvensizliğin belirtisidir.
Kaynak:
Dr Atasagun
 

 
 
KADINDA AĞRILI CİNSEL İLİŞKİ (ağrılı cinsel ilişki) (Disperoni)

Cinsel ilişki sırasında ya da sonrasında acı duyulması ağrılı cinsel ilişki olarak adlandırılır. Erkekleri de etkileyebilmekle birlikte genellikle kadınlarda görülür. Ağrılı cinsel ilişkisi olan kadınlar sıklıkla vajina, klitoris ve labialarda (iç ve dış dudaklar) ağrı duyabilirler. ağrılı cinsel ilişki nedenleri çok olmakla beraber hemen hepsi tedavi edilebilir niteliktedir. Yaygın sebepler şunlardır

Lubrikantların yokluğuna bağlı olarak gelişen vajinal kuruluk
Atrofik vajinit (sıklıkla menopoz sonrası kadınlarda görülen vajinal mukozanın incelmesi durumu)
Bazı ilaçların yan etkileri (örneğin antihistaminikler ya da tamoksifen )
Sentetik iç çamaşırları, spermisitler (gebeliği önleyici maddeler) ve vajinal yıkama materyallerine karşı oluşan alerjik durumlar
Endometriozis: uterusun en iç tabakası olan endometriumun normal yeri dışında pelvis içinde, farklı yerlerde de bulunması ve büyümesi nedeniyle, başta kısırlık olmak üzere pelvik ağrı ve ağrılı cinsel ilişki ile seyredebilen hastalık
Vulvo - vajinal bezlerin iltihabı
Vajinal bölgeyi etkileyen cilt hastalıkları
Üriner sistem hastalıkları,vajinal mantar hastalıkları,cinsel yolla geçen hastalıklar
Psikolojik travma (özellikle çocukluk yaşlarında olmakla birlikte ergenlikte de yaşanmış olan cinsel taciz veya benzeri ruhsal travmatik olaylar)

Belirtiler.
Ağrılı cinsel ilişkisi olan kadınlar vajina girişinde yüzeysel bir acı duymakla birlikte, penisin daha ileri girişlerinde daha derin acı duyabilirler. Bazı kadınlar genellikle bu acının verdiği korku ile ilişki sırasında, vajinal kasların, penisin içeri girmesine engel olacak kadar sıkı şekilde kasılmasıyla seyreden ve vajinismus denen klinik tabloya maruz kalabilirler.

Teşhis.
Ağrılı cinsel ilişkinin teşhisi tipik olarak sizdeki belirtilere bağlıdır. Tıbbi ve seksüel hikayenizle birlikte jinekolojik muayenenin de yardımıyla doktorunuz bu şikayetlerinizin nedenini bulmaya çalışacaktır.

Acının, genital organlara dokunmakla mı yoksa erken ya da derin penetrasyonla (girişle) mı oluştuğunu ayırt etmek, nedeni bulmak için önemli bir anahtardır. Doktorunuz acının yeri, süresi ve ilişki sonrasında ne kadar sürdüğünü de soracaktır. Ayrıca şu sorular da doktorunuz tarafından sorulabilir ;

Daha önceleri, seksüel hayatınızda hiç ağrılı bir cinsel ilişki deneyiminiz oldu mu ? veya en başından beri tüm cinsel ilişki deneyimleriniz ağrılı mı idi ?
Hiç uygun bir kayganlaştırıcı kullandınız mı ve eğer kullandıysanız ağrıda azalma oldu mu ?
Seksüel hayatınızla ilgili bilgiler (özellikle cinsel yolla geçen hastalıklar konusunda riskli deneyimleriniz oldu mu ?)
Daha önce hiç cinsel tacize uğradınız mı ? ya da bir şekilde cinsel organlarınız travmaya maruz kaldı mı ?

Eğer orta yaşlarda iseniz ve düzensiz adet sikluslarınız(dönemleriniz), sıcak basmaları veya vajinal kuruluk şikayetleriniz de varsa muhtemelen atrofik vajinit hastalığı olabilir (menopoz sırasında östrojen hormonunun azalmasına bağlı olarak vajinal mukozanın incelmesi).
Eğer yeni anne olmuşsanız ve bebeğinizi emziriyorsanız, emzirme olayı da vajinal kuruluk ve buna bağlı olarak ağrılı cinsel ilişkiye neden olabilir.

Bu fizik muayene sırasında doktorunuz vajinanızı kuruluk, yangı ve özellikle mantar ve herpes başta olmak üzere enfeksiyonlar, genital siğiller ve varsa yara izleri açısından değerlendirecektir. Ayrıca doktorunuz endometriozise ait olabilecek pelvik bir kitle ya da hassasiyet olup olmadığını anlamak için bimanuel (iki elle) muayene ile iç genital (üreme organlarıyla ilgili) organları da değerlendirecektir. Ve eğer gerek görürse bu şikayetlerinizin artmasına neden olabilecek, cinsel taciz, travma ya da anksiyete gibi konular için başka bir uzmanla konsültasyona gidebilir.

Ne kadar beklenmeli.

Şikayetlerinizin süresi tamamen altta yatan nedene bağlıdır. Eğer uygun olmayan bir lubrikant kullanımı nedeniyle oluşan bir vajinal kuruluk sözkonusu ise daha uygun birini kullanmakla belirtiler hızla gerileyecektir. Eğer vajinal kuruluğun nedeni atrofik vajinit ise bir ya da iki haftalık lokal-vajinal bir östrojenli krem kullanımı ile düzelecektir. Eğer bir üriner enfeksiyon ya da vajinal mantar hastalığı mevcutsa, bir haftalık bir antibiyotik tedavisi ile enfeksiyonla birlikte ağrılı cinsel ilişki de yok olacaktır. Eğer cinsel yolla geçen bir hastalığa maruz kalmış olmanız nedeniyle ağrılı cinsel ilişki varsa bunun tedavisi de antibiyotik ile olacak ama muhtemelen biraz daha uzun sürecektir. ağrılı cinsel ilişkinin nedeni liken planus veya liken skleroz gibi bir cilt hastalığı ise steroidli kremlerle tedavi uygulanacaktır ancak bu da uzun bir süre alabilir. Eğer ağrılı cinsel ilişki aylar hatta yıllar gibi uzun bir süreden beri varsa muhtemelen olaya psikolojik faktörler de eklenmiştir ve bu durumda belirtiler daha da artmadan uzun süreli bir terapiye ihtiyacınız olabilir.

Korunma.
Cinsel taciz ya da travma gibi bazı ağrılı cinsel ilişki nedenleri elde olmasa da diğer ağrılı cinsel ilişki nedenlerinden önlemler almak yoluyla korunmak mümkündür;

Sıkı giysiler giymeyerek, pamuklu iç çamaşırı kullanarak, hijyenik faktörlere daha dikkat ederek (sık iç çamaşırı değişmek ve genital bölgeyi mümkün olduğunca terden ve nemden uzak tutmak gibi) ve yüzme sonrasında ıslak mayonuzu değiştirerek vajinal mantardan büyük oranda korunabilirsiniz
Üriner enfeksiyonlardan korunmak için ve cinsel ilişki sonrasında mümkünse işeyiniz ve tuvalet sonrası cinsel organınızı önden arkaya doğru siliniz.
Cinsel yolla geçebilen hastalıklardan sakınmak için öncelikle tek eşliliği tercih ediniz veya mutlaka prezervatif kullanınız.
Vajinal kuruluk varsa uygun bir lubrikant kullanınız ve eğer kuruluk atrofik vajinit gibi bir duruma bağlıysa tedavisi yoluna gidiniz.
Eğer endometriozis varsa ilişki sırasında derin penetrasyondan (girişlerden) kaçınınız ya da nispeten daha az ağrılı olan adet sonrası ilk ya da ikinci haftalarda cinsel ilişkiye giriniz.

Tedavi.
Tedavi, ağrılı cinsel ilişki yapan nedene bağlıdır ;
Rahat ve sorunsuz bir cinsel ilişki için klitoral uyarının yeterince fazla olmasına dikkat edin ve uygun bir lubrikant kullanın
Vajinal mantar enfeksiyonları için antifungal(mantara karşı) ilaçlar kullanın
Üriner sistem hastalıkları ve cinsel yolla geçen hastalıklar için uygun antibiyotik kullanın
Ağrılı yangılardan kurtulmak için uygun oturma banyoları tatbik edin
Vajinal bölgedeki cilt hastalıklarının tedavisi hastalığa göre çeşitlilik gösterir (örneğin likenlerde steroidli pomat kullanılır)

Ne zaman doktora başvurmalısınız..?
İlk birkaç cinsel ilişki deneyimi bazen pek de rahat olamamakla birlikte asla acı verici olmamalıdır. Eğer ilişki sırasında ya da sonrasında ani bir ağrı olmuşsa mutlaka doktorunuza görünün. Cinsel ilişkide duyduğunuz ilk ağrı sonrasında hemen doktora başvurmanız, cinsel ilişkinin ağrılı bir iş olduğu şeklindeki yanlış bir fikrin, saplantı olarak bilinç altında yer etmesine izin vermemek açısından önem taşımaktadır.

Takip...
ağrılı cinsel ilişkinin nedenlerinden bir çoğu ilaçlarla tedavi edilebilecek olan fiziksel durumlardır. Buna rağmen, uzun süredir ağrılı cinsel ilişkisi olanlar ya da cinsel taciz veya travma nedeniyle ağrılı cinsel ilişki hatta vajinismus gelişmiş olan kadınlar daha uzun ve ayrıntılı takip ve tedaviye gereksinim duyabilirler.
Kaynak: Anne Çocuk http://annecocuk.com/

 


VAGİNUSMUS

Kadında cinsel ilişkinin olduğu anatomik bölgeye “vajen (vajina)” adı verilmektedir. Vajinismus (veya Vaginismus) ise cinsel birleşme sırasında kadının vajen kaslarını (özellikle de "Pubococcygeus (PC) kaslarını") , istemsiz bir şekilde kasması sonucunda cinsel birleşmenin olmaması veya çok zor olması durumudur.

  Bu durum tüm dünyada kadın doğumcular ve psikiyatrlarca sıkça karşılaşılan bir sorundur. Vajinismus hastalarında, kasılmaların sadece vajinal girişde değil, aynı anda vücudun başka bölgelerindeki kaslarda (karın, bel, sırt, bacak gibi) da görülmesi sonucunda vücutta yaygın olarak kas ağrıları görülebilmektedir . Bu kasılmaların özelliği tamamen kadının kontrolünün dışında olmasıdır. Vajinanın girişindeki kaslar yanısıra tüm vücutta bu kasılmalar; endişe, korku ve adeta bir panik hali yaratır. Sonunda kadın ilişkiyi reddederek bacaklarını sıkıca kapatır ve eşini iter. Ayrıca; kasılma şeklinde kendini gösteren bu istemsiz vajinal refleks -sadece cinsel ilişki esnasında değil- kadının jinekolojik muayenesi sırasında, tampon kullanımı durumunda ya da parmağın vajene sokulması gibi vajene herhangi bir girişim içeren her türlü durumda da tetiklenebilir.

  Bu durumda vajene herhangi bir şeyin girmesi mümkün değildir ve her türlü girişim çabası son derece rahatsızlık verici veya imkansızdır. Vajinismus problemi sonlandığı anda, tüm bu kasılmalar çok kısa zamanda kendiliğinden kesilecek ve beden normal durumuna dönecektir.Cinsel ilişki; çok sayıda koşullu tepkiyi içeren bir aktivitedir. Eşinizle her şeyin çok iyi bir uyum içinde olduğu durumlarda, vücudunuz otomatik pilota bağlanmış gibi davranabilir ve çok keyifli yaşantılar edinebilirsiniz.

  Ancak; çiftler ilk beraberliklerinde bu uyum ve doyumu yakalayamayabilirler; çünkü bu uyum öğrenilebilen bir özelliktir. Sinir ve kas sistemi bu uyumu öğrenecek ve ilgili davranışlarda da kolayca hatırlayacaktır. Normalde ilk birkaç cinsel deneyimden sonra cinsel ilişki çok daha tatminkar ve keyifli olmaktadır. Vücut ve zihin penis girişine izin verir ve cinsel ilişkiyi olumlu bir beklenti olarak öğrenir. Bu sağlıklı mesajların sonunda cinsel ilişkiye yönelik davranımlar da cinsel heyecanlanmaya neden olur. Vajinismus problemi olan kadınlarda, vücut ve zihin asla cinsel ilişkiye yönelik ortak ve pozitif bir deneyime sahip değildir.

 Bu kadınlardaki olumsuz cinsel mesajlar çok çeşitlidir ve bu mesajlar vajen kaslarının ("PC kasının") istemsiz refleks bir tepki gibi kasılması için tetikleyicidir. Böylece; cinsel ilişki imkansız hale gelir ve her türlü vajen girişimi ağrılıdır. İşte bu ağrı, vajen kasının hafızasına yerleşerek her türlü girişimde kasılmasına neden olmakta ve olayı ağrılı ya da imkansız hale getirmektedir. (Üstteki Resim- Pubokoksigeus(PC) kasının anatomik görünümüdür.) Ayrıca, her türlü ağrılı girişim de bu hafızanın güçlenmesine neden olmaktadır. Bu durum oluştuğunda da, her ne kadar kadın “eşimle cinsel ilişkiyi istiyorum” dese de, her denenen ilişkide erkek "kendini bir duvara çarpmış", kadın da "kendi bedeni üstünde kontrolü tamamen kaybetmiş" gibi hissetmektedir. Vajina çevresindeki güçlü PC kası, hem üreme sisteminin hem de üriner sistemin çalışmasında bir anahtar rol oynar.

  Bu kaslar, idrar yapmaktan doğuma kadar bir çok işlevlerde fonksiyon görmekte ve idrar çıkışının olduğu üretradan, kalın bağırsak çıkışı olan anüse kadar bir hat çizerek geçerek iskelete bağlanmaktadır. Vajınısmus probleminde cinsel ilişki sırasında PC kası, bilinçli bir düşünce olmaksızın istemsiz olarak çalışarak vajen girişini kapatmaktadır. Böylece de ilişki başarısızlıkla sonuçlanmaktadır. Başarılı bir vajinismus tedavisinde; bu kasların yeniden çalıştırılması ve kasılmaların ortadan kaldırılması hedeflenir. Tedavideki temel unsura bir yerde “kas belleğinin yeniden oluşturulması” da diyebiliriz.Vajinusmusun en sık nedenleri psikolojik kaygılardan kaygılardır.
 
Psikolojik nedenler arasında çocukluktan kalma korkular, aşırı katı bir toplum düzeni içinde yaşama, katı ahlak kuralları ve tabular, suçluluk, ayıp, günah gibi kavramların bilinç altına yerleşmesi, cinsellik ve ilk cinsel deneyim konusunda yerleşmiş yanlış bilgi ve ön yargılar, bilinç altında penisin vücuda girişine karşı bir korkunun olması gibi psikolojik nedenler vardır. Özellikle bizim gibi toplumlarda genç kızlara küçüklüklerinden beri öğretilen “kızlık zarının çok değerli ve korunması gereken bir yapı olduğu” düşünceleri ile bu konuda takınılan katı tutumlara maruz kalan kadınlar risk altındadırlar. Ayrıca çocukluk döneminde yaşanan kötü tecrübe ve anılar da (taciz veya tecavüzler, ev içi şiddet, katı ebeveyn tutumları) de vajinismusa yol açabilir. Daha önce hiç vajinismus problemi olmayanlarda yaşanmış kötü tecrübeler sonucunda (doğum, düşük, kürtaj, hoyratça yapılan bir jinekolojik muayene gibi) da vajinismus gelişebilir.

  Bazan de çiftlerin cinsellikle ilgili bilgi eksiklikleri, ilk ilişki ile ilgili yanlış inanış ve önyargılar da beraberinde korku ve paniği getirerek vajinismusa yol açabilir. Yine bazen, önceden tedavi olmuş olan kişilerde nüksler (problemin tekrarlaması) de oluşabilir. Daha önce belirtildiği üzere çoğu zaman derinlerde(bilinçaltında) cinselliğe ve cinsel ilişkiye yönelik kaygı-korkular yatmaktadır ve PC kaslarının kasılması, kadını bu korktuğu durumdan koruyan bir savunma sistemi gibi gibidir. Bazı kadınlarda bu yukarıda sayılan nedenlerin hiçbirisi de olmayabilir. (Nedeni bilinmeyen veya belirlenemeyen vajinismus) Neyse ki, vajinismus sorununu çözmek için altında yatan neden veya nedenleri bulmak şart değildir. Önemli olan "kas hafızasının yeniden oluşturulmasını" başarmaktır.
 


EVLENMEDEN ÖNCE YAPILACAK ŞEYLER

  Niçin evleniriz ;Temelde hepimiz başka insanlarla iletişim kurmayı arzu ederiz. Olgunlaştıkça da bu his bizi yakından ve derinden sevecek bir kişiyi özleyip, aramaya iter. Almakta vermekte sevginin olmazsa olmaz bölümleridir. Biri olmadan öteki pek uzun ömürlü olmaz. Evlenmenin temel nedenlerinden bir tanesi beraberlik,birine sahip olmak ve birine ait olmak duygusu, bundan doğan yakınlık, can yoldaşlığı, istenmek, anlaşılmak, çocuk sahibi olmak, kendi düzenini kurmaktır. Bunlar vazgeçilmez duygusal öğelerdir. Yine bunlar cinselliği yalnızca fiziksel yönden değil, ruhsal yönden de tamamlar.

  Özellikle kadınlar yıllar yılı evlenmeyi ve cinsel ilişkide bulunmayı dört gözle beklerler. Daha çocukluklarından beri her türlü yaşam sorununun evlenince çözümleneceğine inanırlar, ama beraberlik güzel duyguların yanı sıra birçok sorumluluğu ve sıkıntıyı da beraberinde getirir. Evlilik kişilerin bundan sonraki yaşamlarında beraberce kullanacakları sınırlı bir kredidir. Bunu ilk günden tüketebilir ve ya mantık, saygı ve sevgi doğrultusunda bir ömür boyu mutlu olarak kullanabilirsiniz. Cinsellikte bu beraberliğin vazgeçilmez bir parçası ve tamamlayıcısıdır.

  Beraberlikte ilk cinsel ilişkinin kusursuz geçmesi gerektiğine inanmışızdır. Oysa bu inancın tam tersine ilk gece gerginlik ve korku içinde geçer. Yeni beraber olan çiftlerin ilk gecelerini birtakım olumsuz duygular içinde olduklarını ve korkularını gizlemek istemeleri de gerginlik ve baskıları daha da arttırır.

  Yetersiz cinsel eğitim, daha önceden bilinmeyen ama evlilik süresinde ortaya çıkan çeşitli sağlık sorunları zaten var olan ekonomik sorunlara, toplumsal baskılara ve olumsuzluklara eklenirse cinselliği yok etmeye başlar. Bu yüzden evlilik öncesi bazı hazırlıkları yapmak kişilerin bu olabilecek negatifliklerden uzaklaştırır.

  Bunlar nelerdir ? ;
 En önemlisi her iki tarafın evlilik öncesi muayeneye gitmeleridir Erkeğin ve kadının cinsel bir anormalliği yani sağlıklı bir cinsel yaşantıyı engelliyecek problemleri var mı, varsa ve mümkünse bunun düzeltilmesi.

Herhangi bir bulaşıcı hastalık var mı ( sarılık, cinsel yolla geçen bir hastalık, aids ve bu gibi ) varsa gerekli önlemleri alınıp, tedavi edilmesi .

İleride sorun olabilecek herhangi bir sağlık problemi var mı. ( Gizli şeker, kalp hastalığı, hormonal bozukluk gibi )

Bebek sahibi olmayı engelliyecek bir sebep var mı ? Erkeklerde evlenmeden önce sperm sayımı yaptırılması, kadında yumurtalıkların ve hormonal düzenin kontrol edilmesi.

Gebelik esnasında sorun yaratabilecek kan uyuşmazlığı, kadında toksoplasma (çiğ etten geçip kırsal alanlarda yaygın bir enfeksiyondur ) gibi gebeliğin ileri ki aylarında bebeğin ölümüne sebep verebilecek bir enfeksiyonun var olup olmadığının araştırılması gerekir.

Kan uyuşmazlığı kan grubu ile değil kanınızda ki Rh faktörü ile ilgilidir.

Yalnızca kadının Rh negatif, erkeğin ise Rh pozitif olduğu durumlarda oluşabilir.

Kadın Rh pozitif, erkek Rh negatif uyuşmazlık yok
Kadın Rh negatif, erkek Rh negatif uyuşmazlık yok
Kadın Rh pozitif , erkek Rh pozitif uyuşmazlık yok

Kan uyuşmazlığının varlığının bilinmesi gebelik öncesinde veya gebeliğin başlangıcında gerekli tedbirlerin alınarak ortaya çıkabilecek rahatsız edici durumları engeller.

6. Çiftlerin ailelerinde ve ya kendilerinde kalıtsal ( doğumla geçen ) bir hastalık ve ya anormallik var mı varsa bunların derecelerinin araştırılması , değerlendirilmesi eğer riziko payı varsa oluşacak gebeliklerin titizlikle takip edilmesi gerekir.

Özellikle akraba evliliklerinde genetik danışmanın alınması ( bunu hekiminizin tavsiye ettiği bir yerde ve ya hastanelerin genetik bölümlerinde yaptırabilirsiniz )

Akraba evliliklerinde sakat çocuk olmasının nedeni basit olarak şöyle izah edilebilir ;

Her insanın yapısında var olan ama bulunduğu şekli ile kişide ciddi rahatsızlıklar yaratmayan birtakım anormallikler vardır ( teknik olarak herkesin genetik şifresinde ki bazı yerlerde zararsız bozukluklar vardır ) aynı sülaleden gelen kişilerde bu bozuklukların aynı yerlerde olma olasılığı fazladır. Doğacak bebeğin yapısını oluşturacak formülün yarısını anneden yarısını da babadan alacağı için aynı kökenden gelen kişilerin her ikisinin de vereceği formülde aynı yerde bozukluk olma olasılığı yüksektir. Ve böyle bir bozukluk olursa verilen şifrede aynı yerde bozukluk olacağı için ciddi sakatlıklar görülecektir.

Teknik olarak her iki taraftan gelecek genetik şifre bozukluklarının aynı yerde ise çocukta o basamaktaki gen tamamen bozuk olacaktır.

Evlilik öncesi cinsel eğitim ve danışma almak oluşabilecek korku ve yanlışlıkları ve bunların getirebileceği cinsel isteksizlikleri ve problemleri ortadan kaldıracaktır.

Unutmayınız ki yaşanan her şey iz bırakır.

Evli çiftlere bir önerimizde birbirlerini iyice tanıyana kadar çocuk sahibi olmamaları. Bunun içinde bir hekime danışarak en uygun doğum kontrol yöntemini cinsel hayatlarına başlamadan önce uygulamalarıdır. Gebe kalma korkusu altında kadın rahat bir cinsellik yaşayamaz.

Sonuç olarak yukarıda saydığımız olumsuzlukların var olması birbirini seven iki insanın bir araya gelmesi için engel teşkil etmeyebilir. Bunların önceden bilinmesi eğer mümkünse gerekli tedavilerin yapılması ve tedbirlerin alınması faydalıdır.

Bilinmeden evlilik sırasında ortaya çıkması ve ya getirebileceği tamiri mümkün olmayan

sonuçlar büyük hayal kırıklıkları, olumsuzluklara hatta ilişkinin bitmesine neden olur.

Bu gibi rahatsız edici olaylarla karşılaşmamak için önerilerimize uymanızı ve hekim kontrolünde sağlıklı bir cinselliğe adım atmanızı öneririz.
 


İLK GECE:

  Evlilik, kadının ve erkeğin beraber yaşamak üzere karşılıklı anlaşma ile oluşturdukları sosyal bir kurumdur. Bu kurum sevgiyi, saygıyı, cinselliği, mutluluğu ve üzüntüyü dahi paylaşmayı içerir. Evlilik kadının ve erkeğin sahip olduğu temel haklardan bir tanesidir. Evliliğin toplum tarafından kabul görmesi içinde yasalar çerçevesinde onaylanması gerekir. Gelenek ve göreneklerde evliliğin oluşmasını ve yapısını etkilemektedir.

  Kadının ve erkeğin sosyal yaşamdaki rolleri daha doğar doğmaz yetiştirilme tarzları ile başlar. Bu roller toplumsal ve kültürel farklara göre bazı değişikliklere uğrasalar da temelde aynı esaslardadırlar. Kadının yapısı itibarı ile daha duygusal olması kolay incinip kolay sevinmesi hormonları ile ilgili olup bu onun annelik yapabilmesi için gereklidir. Kadın adet gördüğü zaman veya gebe kaldığı zaman veya doğum yaptıktan sonra fiziksel olarak eskisine nazaran daha güçsüz düşer.

  Bunun sonucunda da erkek koruyucu ve kollayıcı olmak zorundadır. Kadın ve erkek ilişkisindeki en önemli şey kadını kadın ,erkeği erkek olarak kabul etmek ve karşı tarafın istek ve arzularına saygı duymaktır. Çünkü daha evvelde söylediğimiz gibi daha bebeklikten itibaren farklı yetiştirilir ve farklı hissetmeye başlarız. Bir kadının bir erkeğin nasıl düşündüğünü veya bir erkeğin bir kadının niçin farklı davrandığını anlamasına imkan yoktur. Çünkü farklı hormonlar etkisi altında olunca karşı cinsin bilemediği ve anlayamadığı duygular gelişir.

  Mesela kadınlar erkeklerin niçin seks isteklerini kontrol edemediklerini ve devamlı seks istediklerini (daha doğrusu duygusuzca seks yapabilmelerini)pek anlayamazlar. Kısaca açıklayacak olursak erkeklerde devamlı sperm ( meni ) üretimi vardır ve bunun depolandığı kesenin kapasitesi eğer hiç boşalma olmazsa yaklaşık dördüncü günden sonra dolar ve sanki idrar torbanız dolduğunda nasıl işeme arzusu duyuyorsanız ve bu ilerledikçe rahatsızlık yaratıyorsa, erkekte eğer boşalmadığı süre dört gün veya daha fazla olursa devamlı kontrolsüzce seks arzusu duyacak sonuçta belki de saldırganlaşacak ve hatta istenmeyen olaylarla karşılaşılacaktır. Bazen ise doğanın bir savunma sistemi olarak ilişki kuramayan veya masturbasyon yapamayan erkek uykusunda boşalacaktır. Bu gerçeği göz önüne alarak hanımlarımızın eşlerine olan yaklaşımlarına daha iyi değerlendirmelerini istiyoruz ve aralarında olabilecek bazı problemleri cinsellikten uzak durarak onları istedikleri şekilde yönlendirebileceklerini düşünürlerse en yanlış şeyi yapmış olacaklardır.

  Erkeklerde kadınları oldukları gibi kabul etmeli ,onların yaşam tarzlarına ve duygusallıklarına saygı göstermelidirler, çünkü bu kadının doğasının bir gereğidir ve duygusal olmayan bir kadın ne erkeğini mutlu edebilir ne de iyi bir anne olabilir. O zaman karşılıklı sevgi ve saygı ,birbirinin isteklerini anlama ve destekleme evliliğin temel şartlarındadır. Farklı iki cinsin arasındaki diğer insanlardan farklı olan iletişim cinselliktir ve özel olmalıdır. Evlilikte iki farklı cins arasında geliştiği için en önemli iletişim aracı, paylaşım cinselliktir. Uyumlu bir cinsellik her iki tarafında olaylara bakış açısını yumuşatacak ve toleransın artmasına sebep olacaktır. Cinsellik eşler arasında bir iletişim biçimi olup birbirlerine karşı olan duygularının sözle ve bedenle ifadesidir. Birçok kişi için özellikle kadınlar için evlilik cinselliğin başlangıcıdır.

  Kişiler o güne kadar toplumdaki cinsiyet rollerini öğrenmişlerdir. Ama bu konuda konuşmak değer yargıları ve ön yargılar tarafından zorlaştırılmıştır. Birbirleri ile konuşmaktan kaygı ve isteklerini dile getirmekte güçlük çekerler. Bunu yok etmek içinde sevgi ,saygı ve anlayışla birbirlerini anlamaya çalışmalıdırlar. Evlilikte sağlıklı bir cinsel yaşantı için kadının ve erkeğin kendi vücudunu ve eşinin vücudunu tanımaya çalışması gerekir. Karşı tarafın nelerden çekindiğini ve ya nelerden hoşlandığını dikkate almak,rahatsız olduğu şeyleri yapmamak veya bunun kötü bir şey olmadığını izah etmek çok önemlidir. Kadın için cinsellikte en önemli şey kendini güvende hissetmektir hele hele yıllarca bir tabu olarak büyütülmüş olan ilk gece,ilk cinsel ilişki korkusu ve o gece yaşayacakları kadının ilerdeki bütün cinsel hayatını etkileyebilir.

   Kadın kendini güvende hissederse, sevildiğini ve sayıldığını hissederse ancak cinsel istek duymaya başlar . İlk ilişki sırasında her iki tarafta birbirlerinin bedenlerini yeni tanıyacaklarından ve nasıl tepki vereceklerini bilmediklerinden yumuşak ve anlayış ile yaklaşılmalıdır. Özellikle bekaretini kaybedecek olan hanımlarımız için eşlerinin çok anlayışla yaklaşmaları önemlidir, çünkü kadın o güne kadar hiç bilmediği bir duyguyu yaşayacaktır ve belki de canının çok yanacağını düşünmektedir ama biz erkekler olarak eşimize gerekli güveni verebilirsek, yavaş hareket edeceğimize onun canını acıtmayacağımıza rahatsız olduğu yerde veya acı duyduğu yerde duracağımıza inandırırsak, kadında şüphe ve tereddütlerini atacak ,ilişkiye hazır hale gelecektir. Kadın sevgiyle ve güvenle cinselliği hissedeceği için cinsel ilişkiye girmeden önce ne kadar uzun süre bir yaklaşım yaşanırsa yani ön sevişme yaşanırsa bu kadını o kadar rahat hale getirecektir.

  İlk ilişkide yaşayabileceklerinizi anlatmadan önce isterseniz bekaret – kızlık zarı ( hymen ) nedir kısaca açıklayalım. Kızlık zarı, vajina ( hazne ) girişinde kadınlarımızın adet görünceye kadar ve de cinsel hayatları başlayıncaya kadar vajeni dışardan gelebilecek mikroplardan ve hastalıklardan korumak üzere doğal olarak oluşmuş bir yapıdır. Çok çeşitli tipleri vardır. Bazı kadınlarımızda hiç olmayabilir, bazılarında yarım olabilir , bazılarında ise halk arasında elastik zar olarak isimlendirilen ve ancak doğumda yırtılabilen türdendir. Elastik zar esasında ortasındaki deliği cinsel ilişkiye mani olmayacak büyüklükte olan bu nedenle de kanamaya neden olmayan zardır. Zarın kalınlığı da çok değişken olup, bazı hanımlarımızda çok ince yapıda ve erkeğin en ufak hareketi ile yırtılabilen yapıdadır.

  Bazıları ise daha kalındır ve zor yırtılır. Zor yırtılan zarlarda kanama miktarı fazlaca olabilir ,eğer panik yaratacak veya bedensel rahatsızlık yaratacak boyuttaysalar hemen bir kadın doğum uzmanına başvurularak , kanama durdurulmalıdır. Bazıları ise ilişkide yırtılmayacak kadar kalın olup bunlar ancak bir hekim tarafından uyuşturularak,acı vermeden açılmaktadır. İlk Gece Hissedilenler ve Yaşanan Sorunlar Kadın hiç yaşamadığı bir duyguyu yaşayacağı için heyecan duymakta ve aynı zamanda korkmaktadır .Erkek ise belki ilk beraberliğini yaşayacak veya hayatını birleştireceği kadınla ilk deneyimi olacaktır. Bu yüzden onda da başarılı olma duygusu ve korkusu hakimdir. Kızlık zarının yırtılması abartıldığı gibi acı veren bir olay değildir.

  İlk ilişki sırasında kadın belki bir iğne batması ve ya sinek ısırığı tarzında bir acı duyabilir ve ya duymayabilir ve az miktarda pembemsi bir kanaması olabilir,daha sonra ise daha evvel bilmediği bir dolgunluk ve bası hissi duyacak zaman ilerledikçe ve güven arttıkça bu dolgunluk hissi zevke dönüşecektir. İlişkinin ilk ayında her ilişkide belki başlangıçta çok hafif bir sızlama veya rahatsızlık duyulacak ama bu kısa sürede kaybolacaktır. Cinsel hayatınızı daha kolaylaştırmak ve vajendeki dolgunluk hissine alışabilmek için ilk hafta belirli aralıklarla beş - on dakika vajeninize bir tampon koyabilirsiniz. Bu hem kızlık zarındaki hem de vajen deki genişlemeye alışmanızı sağlayacak, rahatsızlık duymanızı engelleyecektir. Kızlık zarının bozulmasından sonra kadınlarımızın ilk gece yaşadığı sıkıntıların ikincisi de vajinismus dediğimiz vajen çevresini saran kasların spazmı sonucu cinsel ilişkinin imkansız yada çok ağrılı hale gelmesidir.

  Bu sıklıkla baskılayıcı cinsel yetiştirme sonucu yani aile ve sosyal çevre olarak cinselliğin kötü, yanlış bir şey olduğuna inanılarak yetiştirilen veya çok acı duyacaklarına inanan kadınların cinsel ilişki yaşayacakları sırada bilinçaltının koruma dürtüsü ile vajen girişindeki kasları kasması sonucu oluşur. Yapılması gereken sakinleşmek, belki belli bir süre ilişki denemesine ara vermek veya birkaç gün ertelemektir. Bu arada kadını rahatlatmak ona yaşanacakların evli çiftler arasında hak olduğunu, ayıp olmadığını ve ona zarar vermeyeceğini anlatmaktır. Eğer tekrar denememizde gene aynı sorunla karşılaşıyorsak yapmamız gereken şey profesyonel yardım almak yani bir hekime başvurmaktır. Hekiminiz sizin hem bedensel hem psikolojik olarak rahatlamanızı sağlayacaktır. Cinsel ilişki sırasında kadını tedirgin eden olaylardan bir tanesi de gebe kalma korkusudur.

  Çocuk sahibi olmak istenmediği bir sırada gebe kalmak, bunun sorumluluğu veya kürtaj olmanın korku ve baskısı kadını cinsellikten uzaklaştıracak ve soğutacaktır. Evlenmek üzere olan çiftler hemen çocuk sahibi olmak istemiyorlarsa ilk cinsel ilişkiden itibaren gebelikten korunmalıdırlar. Korunmak için bazı yöntemlere evlenmeden önce başlanılmalıdır. Gebeliği önleyici haplar doktor kontrolünde alınmalıdır. Uygun zamanda başlandığında ilk cinsel ilişkiden itibaren gebelikten korurlar . İlk cinsel ilişkide gebelikten korunmak için kondom –prezervatif kullanılması da önerilebilirse de uygulamada pek rahat olmadığı görülmektedir.

  Sağlıklı Cinsel Yaşam İçin Neler Yapmalıyız ? İdeal olanı cinsel hayatınız başlamadan önce bir hekime muayene olmak ,cinsel ilişkiye engel bir halinizin bulunup bulunmadığı veya cinsel ilişkide size rahatsızlık yaratabilecek bir sorununuz olup olmadığını öğrenmektir . Ayrıca ilk cinsel deneyiminiz için hekiminizden uyarı ve öneriler almak hem sağlık bir cinsel başlangıç yapmanızı hem de bundan sonraki cinsel hayatınızı mutlu sürdürmenizi sağlayacaktır. Hekiminizden size uygun gebelikten korunma yöntemini istemeniz ve uygulamanızda gebe kalma korkunuzu ortadan kaldıracaktır. Düzenli hekim kontrolünde olmak yaşam kalitenizi arttıracak ve sağlıklı bir cinsel hayat sürmenizi sağlayacaktır. Bundan dolayı şikayetiniz olsun olmasın her altı ayda bir doktor kontrolünden geçmeyi ihmal etmeyiniz.
 


KANSER TEDAVİSİNDE CİNSEL İŞLEV BOZUKLUĞU

Kanser hastalığında erken teşhis oranındaki artış, tedavide daha başarılı sonuçlar elde edilmesinden ötürü çok daha fazla insan kanser tanısı sonrasında da yaşıyor. Bu durum cinsel işlev bozukluğu, infertilite gibi olumsuz sonuçların yaşam kalitesini daha negatif olarak etkilemesine yol açıyor.

Cinsel işlev bozukluğu kanser tedavisinin yol açtığı sık görülen yan etkilerden. Erkeklerde sıklıkla OSS zedelenmesi veya penis kan dolaşımının azalması sonucu erektil disfonksiyon ortaya çıkabiliyor.


Kanserden sonra cinsel rehabilitasyona dönük geçerli ve ekonomik bir girişimin olmaması ciddi bir sorundur. Çocukluk ya da genç erişkinlik döneminde kanser tedavisi almış kişilerde, onkoloji ekibinin gelecekte çocuk sahibi olma potansiyeli ile ilişkin bilgi verilmediği için fertilite işle ilgili sorunlarda önemli bir sıkıntı kaynağıdır.

Hem erkek hem kadınlarda fertilitenin korunması ile ilgili şanslar giderek daha sık arttığı için hastalara ya da sağlık personeline dönük eğitim materyalinin geliştirilmesi ya da uygulama kılavuzlarının oluşturulması onkoloji için önemli konular arasındadır.

Kanserle ilişkili cinsel işlev ve fertilite sorunları yalnızca sık değil,aynı zamanda tedavinin diğer yan etkilerine göre zamanla düzelme olasılığı en az olanlardandır. Kanser olup da yaşayan herkesin cinsel olarak aktif kalmayı bulmamakla birlikte meme, kolorektal,prostat ve jinekolojik kanserler nedeni ile tedavi almış olanların en az yüzde 50’ sinde,uzun süreli cinsel işlev bozukluğu görülür.

Özellikle solid tümör tedavisi görmüş olan hastalardaki cinsel işlev bozukluğu ve fertilite ile ilişkili bilgiler vardır. Kanserle ilişkili infertilite ile ilişkili sıkıntı ya da endişe tipik olarak üreme çağında tanı konmuş hastalarda en sıktır.

Kanser tedavisinden sonra en sık rastlanan cinsel sorunlar;
? Her iki cinste cinsel istek azlığı/kaybı
? Erkeklerde erektil dinfonksiyon
? Kadınlarda cinsel aktivite sırasında ağrı

Orgazma ulaşma güçlüğü olmakla birlikte, bu duyusal sinirlerin zedelenmesinin bir sonucu olmaktan çok cinsel aktivite sırasında, cinsel aktivite ile ilişkili istek ve arzu kaybına bağlıdır.

Kanser tedavisi sağlıklı cinsel işlev için gerekli olan hormonal,vasküler,nörolojik ya da psikolojik bir ya da birden çok fizyolojik sistemi etkileyebilir.
Tedavi üreme organlarının çıkarılması ya da doğrudan zedelenmeye maruz kalması gibi bir durumda gerektirebilir.

Pelvik cerrahi ile cinsel aktivite sırasında genital bölgeye kan akımını yönlendiren otonom sinirler etkilenebilir,ama bunun cinsel işlevler üzerinde etkisi çok açık değildir.

Kanser Tedavisinden Sonra Cinsellik Rehabilitasyonu

Kanser tedavisinden sonraki cinsel sorunların nedeni tipik olarak organik nedenler olmakla birlikte,başarılı cinsel rehabilitasyon davranış değişikliklerini ve eşlerin de katıldığı daha geniş bir yaklaşım gerektirir .Kanser sonrası cinsel rehabilitasyon basitçe hormon replasmanı ya da bir mekanik cihaz kullanılarak düzeltilemez.

Cinsel istek azlığının tedavisinde testosteron flasterleri kullanımı ümit verici olduğu görülmekle birlikte bu tür tedavilerin meme kanseri riskini arttırdığını göz önüne almak gerekir.

27.500 kişi arasında yapılan dünya çalışmasında(40-80 yaş arasındaki),cinsel sorunların çok sık olduğunu ancak sadece yüzde 20’den az kişinin tıbbi yardım aradığı görülmüştür.

Çeşitli taramalarda da kanser tedavisi görmüş kişilerde cinsel işlev bozukluğunun önemli bir stres kaynağı olduğu görülmektedir.

Kanserle ilişkili cinsel işlev bozukluğunun nedenlerine ve sıklığına odaklanmak yerine,pratik ve ekonomik cinsel rehabilitasyon programlarını geliştirmek ve yaygınlaştırmanın zamanı gelmiştir. Halen bu alanda randonize çalışmaların olmaması psiko sosyal onkolojini önemli sorunlarından biridir.

Yazan: Prof. Dr. Aytül Çorapçıoğlu Özdemir  (K.Ü. Tıp Fakültesi Psikiyatri AD öğretim üyesi)
 


CİNSEL AKTİVİTE VE KALORİ

Yapığımız her hareket ,düşünme bile bir enerji harcayarak gerçekleşir.

Normal hareketli bir erkeğin günde 2000-2500 kaloriye,

Normal hareketli bir kadının ise günde 1500-2000 kaloriye ihtiyacı vardır kabaca.

Hafif bir yürüyüşte dakikada 3 Kcal,
fazla tempolu olmayan normal bir koşuda 5 Kcal kadar enerji harcarız,
Daha aktif sporlarda ise dakika da 9-10 Kcal kadar enerji harcanır.

Cinsel aktiviteler sırasında harcanan kalori miktarı yaşanan olaydan olaya ve kişiden kişiye göre değişmekle beraber yapılan araştırmalarda ortalama olarak dakikada 6.4 Kcal enerji harcandığı tespit edilmiş.
Cinsel aktivite sırasında vücuttaki bütün kaslar çalışmaktadır ve beynimizde ciddi miktarlarda glikoz tüketmektedir(beyin glikoz-bir şeker türüdür-kullanarak enerjisini sağlar)
45 dakikalık bir cinsel aktivitede ortalama 250 kalori harcanır.
Bu miktar eğer günlük alınması gereken ortalama 2000 Kcal ile karşılaştırıldığında önemi daha iyi anlaşılır. En ağır sporlar kadar enerji harcanmasına neden olan cinsellik, düzenli yaşandığında anlamlı bir kalori harcama yolu olarak kendisini gösterir.

Sağlıklı bir cinsel yaşam için iyi beslenme önemlidir.
İyi beslenmedeki amaç dengeli beslenme ve düşük yağ alınımıdır.
Kolestrol denilen yağ damar duvarlarında birikerek(tabii ki fazlası) damarlardan organlara giden kan miktarını yaş ilerledikçe düşürür,dengeli ve az yağlı beslenme ile vücuttaki tüm damarlar ile birlikte, cinsel organlara giden damarlarda en yüksek kan akımını sağlayacaktır.
Düzenli bir cinsel yaşamı olan ve de dengeli beslenen kişiler sağlıklıdır .

Kaynak: Mutlu İnsan http://www.mutluinsan.com/
 


CİNSELLİKTE DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR:

 Balığın yanında yoğurt yenmez” gibi aslında hiçbir doğruluğu olmayıp ama günümüzde de efsane gibi süregelen yanlış inançlar vardır.Belki balığın yanında yoğurt yenmese çok bir kayıp olmaz,ancak yenirse de zehirlemez.Ama cinsellikteki batıl inançlar ya da mitler maalesef yıkıcı etki yaparlar ve cinsel hayatı zehir edebilirler.Cinsel sorunların oluşmasında ya da sürmesinde bariz olumsuz etkileri vardır.Örneğin şöyle bir senaryo kuralım.Bir takım günlük sıkıntılarından dolayı aslında o akşam cinselliğe hazır hissetmeyen bir erkek eşinde cinsel istek sezmiştir.Her ikisi de kadının cinselliği başlatmasının doğru olmadığına inandığı için karısının sevişmek istese de bunu söyleyemeyeceğini bilmektedir. Kendisini yorgun ve kafası karışık hissettiği halde çok hoşlandığı eşini kırmamak ve erkeklik imajını korumak için cinsel ilişkiyi başlatmıştır.

  İlişki sırasında geç sertleşmiş hatta sık olarak sertliğini kaybetmiştir. Kendisi erkeğin her an sekse hazır olduğuna, bunun bir başarı olduğuna, sevişme sırasında mutlaka penisin sertleşmesi gerektiğine, bir kere sertleşen penisin ilişki boyunca sürekli sert kalması gerektiğine inanmaktadır. Bunları fark etmesi erkeklik imajını yaralamış ve artık cinselliğe kendini vermek bir yana adeta kendisini adeta sevişirken izlemekte ve aklından neden olmuyor ben zayıf mıyım soruları geçmektedir.Kadın da erkeğin penisinin sertleşmesindeki zorlukları fark edip artık erkeğinin kendisinden hoşlanmadığını düşünmektedir. Kadının yüzü asılmıştır. Hatta erkeğinin dalgın olduğunu görüp aklından başka bir kadını geçirdiğini düşünmektedir.

  Çünkü kadın da erkeğin her an sekse hazır olması gerektiğine,sertleşmenin ancak erkeğin eşine olan ilgisinin kaybolmasıyla kaybolacağına inanmaktadır.Kadının yüzündeki ifadeyi fark eden erkeğin karısını mutlu edemediğini görmesiyle başarısızlığı kanıtlanmış gibi hisseder. Artık erkek yetersiz başarısız, kadında erkeğini kendisine bağlayamayan başarısız ve yetersiz bir kadındır. Erkek kadına duygularını açamaz çünkü erkek güçlüdür ve duygularını açmamalıdır.

  Kadın da henüz emin olamadığı için susmaktadır. Bu sevişme cinsel birleşmesiz bitmiştir.Oysa her fiziksel temas cinsel birleşmeyle, boşalmayla ve orgazmla bitmelidir. Bir sonraki cinsel birleşme deneyimi ise tam bir fiyaskodur.Çünkü artık bedenler çıplak olsa da ruhlar bunu algılayamamakta, çift keyif almaya değil sınava hazırlanmaktadır.Çıplak bedenler çok yakın olsa da cinsellik ve haz çok uzaklardadır.

SIK GÖRÜLEN YANLIŞ İNANIŞLAR:

Erkek her zaman seks ister ve her zaman sekse hazırdır.
Cinsel ilişkiyi daima erkek başlatmalıdır.
Cinsel ilişkiyi kadın başlatıyorsa bu kadının azgın ve tehlikeli olduğunu gösterir.
Sevişme cinsel birleşmeye eşittir;bunun dışındaki aktivitelerin pek önemi yoktur.
Erkeğin penisi sertleştiğinde en yakın zamanda boşalmalıdır (tercihan vajina içine).
Sevişme her zaman doğal ve kendiliğinden olmalıdır,sevişme hakkında konuşmak veya düşünmek onu bozar.
Tüm fiziksel temaslar cinsel birleşmeyle tamamlanmalıdır.
Erkekler duygularını belirtmemelidir.
Her erkek her kadına nasıl zevk vereceğini bilmelidir.
Seks ancak her iki eşin birlikte orgazm olmasıyla güzel olur.
Eğer eşler birbirlerini seviyorsa, birlikte seks yapmaktan nasıl zevk alacaklarını da bilirler.
Cinsel ilişki içinde olan eşler içgüdüsel olarak diğerinin ne düşündüğünü ve istediğini bilirler.
Mastürbasyon kötü ve zararlıdır.
Cinsel ilişki sırasında mastürbasyon yanlıştır.
Cinsel ilişki sırasında erkeğin penisinde sertleşme kaybı eşini çekici bulmadığı anlamına gelir.
Cinsel birleşme sırasında fantezi kurma yanlıştır.
Erkek veya kadın sekse hayır diyemez.
Seks sırasında neyin normal olduğuna ilişkin belirgin ve kesin kurallar vardır.
Cinsel ilişki sırasında kontrol daima erkekte olmalıdır.
Erkek cinsellikte mutlaka deneyimli olmalıdır.
Sevişme ve cinsel birleşme sırasında erkek aktif kadın ise pasif bir rol almalıdır.
Erkekler daima kadınlardan daha çabuk orgazma ulaşırlar.
Erkeğin eşi masum ve kutsaldır, daha doyurucu ve tatmin edici seks daha çok ?????? lerle yapılmalıdır.
Cinsel birleşme sırasında fantezi kuran kadınlar genel olarak cinsel yaşantılarında doyumsuzdurlar.
Eşlerden birinin mastürbasyon yapması evlilik ilişkisinin iyi gitmediğine işaret eder.
Çiftlerin karşılıklı mastürbasyon yapması cinsel ilişkinin yerini asla tutamaz.

MODERNLİK MİTLERİ

Modern bir kadın olmak için orgazm olabilmek gereklidir.
Modern kadın cinselliği başlatandır.
Modern kadın cinselliği evlilik öncesi yaşamış olandır.
Modern kadın olabilmek için cinsel ilişki sırasında kadının eşine bol miktarda bilgi vermesi, yani nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadığını belirtmesi gereklidir.

CİNSEL BİLGİ EKSİLİĞİ VE YANLIŞ İNANÇ KARIŞIMI OLANLAR:

Menopoz (adetten kesilme)kadının cinsel isteklerinde ani bir azalmaya neden olur.
Gebelikte kadınların cinsel isteği azalır.
Gebelikte cinsel birleşme doğacak çocuğa zarar verir.
Adet döneminde kadınlar kendilerine yaklaşılmasından rahatsız olurlar.
Boşalma olabilmesi için penisin sertleşmiş olması gerekir.
Erkekler ve kadınlar 60 yaşından sonra cinselliğe ilgilerini kaybederler.
Erkeklerle kadınların aynı anda orgazm olmaması, erkeğin erken boşaldığını gösterir.
Erkek her cinsel birleşme sırasında eşini orgazm edebilmelidir.
Cinsel birleşmenin sık olması eşler arasındaki ilişkinin başarılı olduğunu gösterir.
Erkekler cinsel ilişkiyi daima kadınlardan daha sık arzular.
Penis ne kadar büyükse cinsel birleşme kadın için o kadar doyum verici olur.
Ameliyatla rahmi alınmış bir kadın artık orgazma ulaşamaz.

VAJİNİSMUSLA İLGİLİ YANLIŞ İNANIŞLAR

Erkeklik organı (penis) ,kadın cinsel organı (vajina ) nın içine alamayacağı kadar büyüktür.
Penisin vajinaya ilk girişinde mutlaka çok ağrı olur.
Penisin vajinaya ilk girişinde aşırı kanama olur.
Eğer erkek uyarılırsa mutlaka cinsel birleşme ister, bu yüzden cinsel ilişkiye girilemeyecekse ona yaklaşmamak gerekir.
Cinsel ilişkiye girememe süreci uzarsa evlilik boşanmayla sonuçlanır.
Cinsel organların görünümü tiksindiricidir
 

KÜÇÜK PENİS

Penis Latincede kuyruk anlamına gelmektedir. Penis içinde uzunlamasına süngerimsi dokular içeren ve içinde idrar ve meninin(sperm-ersuyu) geçtiği kanalı içeren bir erkeklik organıdır. Cinsel heyecan ile beyin bu organın içindeki süngerimsi dokulara kan pompalar ve penis sertleşerek birleşmeye hazır hale gelir. Penis sertleşme halindeyken boyuna ve enine büyür.

Ergenliğe ulaşmış bir erkeğin penisinin ortalama uzunluğu gevşek halde 5 ile 9 cm arasında, sertleşme halindeyken ortalama 16 cm boyunda olur. Bununla birlikte penisin büyüklüğü kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Yaygın olarak bilinenlerin tersine penisin büyüklüğü, deri rengi ile ilgili değildir, yani kısa boylu birinin penisi uzun boylu birininkinden daha büyük veya bir zencininki bir beyazdan daha küçük olabilir. Penis boyu ortalama 16 cm olmakla beraber 11-18 cm arası penisler normal boyutlardadır.

Ayrıca penisin normal durumu ile sertleşme durumu arasında büyük farklar olabilir. Yani sönükken çok iri gözüken bir penis sertleştiğinde daha büyük bir hal almayabilir.

Bütün erkekler penislerinin büyüklüğü ile yakından ilgilidirler. Bu bir erkeklik gücü daha doğrusu bir güç sembolü haline gelmiştir. Erkekler cinsel organlarıyla gurur duyar , övünürler. Erkeğin cinsel organına verilen güç soyunmayla beraber korkunç bir yarışa girer. Boyut, gücü simgeleyen bu organın yegane güvencesidir. Gören kadının kıyaslama imkanına kavuşması cinsel organı iri boyutlarda olmayan bir erkek için sonun başlangıcıdır. Erkekler arasında da penis boyutunda odaklanan rekabetin bir trajediye dönüşmesi cinsel kimliğin yalnızca bu organa indirgenmesinden kaynaklanır.

Ama peniste veya sekste önemli olan penisin boyu değil, işlevidir. Yani, sizin penisinizle yapabildikleriniz bunu da duygularınızla birleştirmeniz en önemli olanıdır.İri bir penise sahip olacağınıza (ki 18 cm üstü penisler genelde ilişki sırasında kadına zevk yerine acı vermektedir) sertliğini uzun süre tutabilen daha küçük bir penise sahip olmak daha avantajlıdır. Her ikisi de bir arada olursa hiçbir zararı yoktur.

 Tabiî ki ebat olarak normalin altındaki penislerde hem cinsel ilişki sırasında sorun yaratabilecek hem de psikolojik yönden erkekte sorun yaratacaktır.Normalin altındaki penislere ne yapılabilir; bugün yeni ameliyat teknikleri sayesinde penis boyları uzatılabilmekte, ince penisler çeşitli yöntemlerle kalınlaştırılabilmektedir. Çok başarılı sonuçların yanı sıra pek sonuç alınamayan ameliyatlarda olmaktadır. Bu hastadan hastaya göre değişmektedir. Ülkemizde de bu tip ameliyatlar yapılmaktadır. Ama bu tip ameliyatların her isteyene yapılamayacağı sadece ve sadece çok gerekli vakalara yapılması gerektiğini bildirmek isterim.

  Bu arada en çok sorulan sorulardan olan piyasada satılan penis büyüttüğü iddia edilen vakum pompaları veya şu ve bu gibi metotlar gerçek dışıdır,kandırmacadır,hiç bir faydaları yoktur. Bu penis büyüttüğü ileri sürülen vakum pompaları büyütmek bir yana penis sertleştiğinde içindeki kanı tutan kapakçıklara ters basınç yolu ile zarar vermekte ve sertleşme problemleri yaratmaktadır.Bu yüzden kullanılması zararlıdır.Normal standartlardaki boylar için Penis boyunuz ne ise odur,yapabileceğiniz tek şey performansınızı geliştirmek veya boşalma sürenizi uzatmaya çalışmaktır.
 


ERKEKTE GECE RÜYADA BOŞALMA

Ergenlik dönemine gelmiş bir erkekte sperm (meni - er suyu) üretimi devamlıdır ve hiç durmaz.
Bu üretilen spermler bir kesede toplanır ve boşaltılmaya hazır beklerler,arkadan da devamlı sperm üretimi olur ve bu keseye boşalır ,bu kesenin bir kapasitesi, bir hacmi vardır bu kapasite dolunca kasıklarda dolgunluk hissi artar ve tabii ki cinsel istekte artar ve yoğunlaşır eğer boşalma ilişki veya mastürbasyonla gerçekleşmezse kasıklarda ağrı ,aşırı cinsel istek başlar.

Bu sürecin devam etmesine rağmen boşalma olmazsa bazen kese o kadar dolmuştur ki büyük tuvalet yaparken veya ıkınırken vücut içi basınç arttığından bu sırada penisten sperm akar (bu boşalma değildir ve zevk vermez sadece sperm akar).

Eğer kişi boşalmaz veya ilişki kurmazsa belli bir süreden sonra ki bu süre kişiden kişiye değişir (ortalama4 ila 10 gün),vücut arkadan gelen spermlere yer açmak için uykudayken boşalır ve keseyi boşaltarak arkadan gelen spermlere yol açar.

Bu boşalma genelde erotik rüyalar eşliğinde olur.Bazen bu rüyalar hatırlanır, bazen de hatırlanmaz. Genelde de rüyada tam bir ilişki kurulamaz.

Hamamcı olduk veya rüyacı olduk deyimi buradaki boşalmaya bağlı yıkanma gerekliliğinden isim almıştır. Bu cinsel yönden aktif olan erkeklerde yaşlılığa ,cinsel gücün kaybına kadar sürmektedir.

Gece boşalmalarının sıklığı boşalma (mastürbasyon veya cinsel ilişki ile ) sıklığı ile orantılıdır.Aynı zamanda yaşa, yaşanan cinsel uyarılırın yoğunluğuna ve de cinsel yapıya (hormon düzeyine) bağlı olarak kişiden kişiye göre farklılıkta gösterir.
Gece rüyada boşalmalar tamamen normal bir fiziksel olaydır, bir hastalık değildir. Dr. Cenk Kiper
 

 

ERKEN BOŞALMA

Erken boşalma her ne kadar bir cinsel problem veya yetersizlik gibi görülse de bir problem olmayıp bir cinsel uyumsuzluktur.

Cinsel ilişkide en önemli şey uyumdur. Bu yüzden de gerçek anlamda ortada bir erken boşalma sorunu olmayıp erkeğin kadının orgazmından önce veya ona ruhen yetecek kadar beraber olamadan boşalması bir cinsel uyumsuzluk ortaya çıkaracaktır.

O halde erken boşalma diye adlandırılan sıkıntı bir cinsel yetersizlik değil, sadece çözülmesi gereken bir sorundur,ve çözümü de basittir.
Bir partneriniz sizinle kurduğu ilişkide siz boşalmadan orgazma ulaşabilir,diğeri ise daha geç orgazm oluyordur ve siz ondan önce boşalabilirsiniz. Bu durumda kime veya neye göre erken boşalıyorsunuz . Böyle olunca bu tamamen karşı tarafla uyum sorunu olup bir yetersizlik değildir, ama var olan uyumsuzluğu da ortadan kaldırmak gerekir.

Tabi ki bu konuda yapılan çalışmalar ve istatistikler vardır ve ortalamalar alınarak çıkarılan sonuçlar genel değerler olarak kabul edilebilinir.

Buna göre;
Dr. Kiper Sınıflandırması © (2000)
1 -penis vajina ya girmeden önce boşalma olursa ileri derecede erken boşalma
2 -penis vajina da iken 1 dakika veya daha altı zamanda boşalma orta derece erken boşalma
3-penis vajinada iken 1 ila beş dakika arası boşalma erken boşalma olarak kabul edilir.

Bu koşullar altında normal ilişki süresini penis vajinada iken en az 5 dakika ve üstü olarak kabul ediyoruz, ideali 5 ila 15 dakika arasıdır ama bu dediğimiz gibi çiftlere bağlı, siz erken boşalabilirsiniz veya partneriniz geç boşalabilir bu bir uyum sorunudur.

Erken boşalmanın nedenleri ne olabilir;
Erken boşalma sorunlu vakaların yüzde birinden az kısmı bedensel bir takım sorunlara dayanmakta geri kalan ve neredeyse bütünü oluşturan büyük çoğunluğu bedensel değil psikolojiktir,kontrol etmeyi bilmemekten oluşur ve kısa sürede düzeltilir,nedir bu nedenler?

- yaptığımız çalışmalar sonucu en yaygın olarak rastlanılan konu gençlik çağlarında yapılan mastürbasyonlardır, yakalanma korkusu ve aşırı heyecan ile yapılan bu mastürbasyonlar da en önemli şey bir an önce boşalıp o hazzı yakalamak ve yakalanmamaktı.
- ve erken boşalmanın önemli olduğunun kabul edildiği bazı gençlik yılları da vardır,bu yıllarda tıpkı uzağa işemek, organ büyüklüğü yarışması yada ilk orgazma ulaşan kişiyi bulmak için mastürbasyon yarışmaları yapılırdı, ve bu yarışmayı kazanan kişi kahraman, imrenilen kişi olurdu.
- gençlik yıllarında, sık sık, birden fazla orgazm olup sertleşme sağlanıldığından boşalmanın geciktirilmesi akla bile gelmemiştir,ve amaç sadece en erken şekilde boşalıp rahatlamaktır.
- cinsel açıdan ailevi baskı altında yetişmiş veya diğer faktörler neticesi evlilik öncesi ilişki yaşayamamış veya mastürbasyon yapamamış kişilerdeki aşırı duygu birikimine bağlı erken boşalma görülebilir.
- partnere aşırı ilgi ,bağlılık ve sevgi heyecanı arttırıp erken boşalmaya neden olabilir.
- uzun süren cinsel perhizler sonrası kurulan ilişkilerde de erken boşalma görülebilir.
- para karşılığı kurulan ilişkilerde tıpkı mastürbasyon gibi yalnız olarak tek taraflı hazza yönelik duygular içerdiğinden orgazm zamanlaması gibi bir sorun ortada yoktur, gene amaç boşalıp rahatlamaktır.

Uyumsuzluk ;olaya seksüel paylaşım gerektiren,önem verilen başka bir kişi katılınca ortaya çıkmakta ve o zaman anlaşılmaktadır.

Erken boşalma cinsel sıkıntılar içinde en kolay çözüme ulaştırılan ve başarı olduğumuz konu olup gerekli olan kişinin önerileri düzenli uygulaması ve terapi aldığı hekimi ile uyumlu çalışmasıdır.

Çözümde verdiğimiz cinsel eğitim ve öneriler bir çok kişinin aslında bilebildiği veya bilinçsizce yaptığı şeyler olup burada önemli olan belirli bir düzen ve sürede uygulanmasıdır.

Bir saatin çarklardan oluştuğunu hepimiz biliriz ama sökülen bir saatin çarklarını uygun olarak yerleştirmeyi ancak bilen birisi yapabilir,bunu içinde profesyonel destek almaktan çekinmeyiniz.

Boşalmayı kontrol etmek tıpkı bisiklete binmek gibidir , öğrenene kadar sıkıntı çekebilirsiniz ama bir kez öğrendiniz mi bir daha unutmazsınız, çok uzun ara verip tekrar bindiğiniz zaman başlangıçta belki kısa bir süre yalpalar ama tekrar eski halinize dönersiniz.

Boşalma bir ateşleme mekanizması olup başladığı zaman hiç kimse hiçbir yolla onu bastıramaz, geciktiremez, denetim altında tutamaz.
Yapmamız gereken şey ateşlenme noktasına gelmeden sistemi yavaşlatmak, durdurmak veya kontrol altına almaktır.

Cinsellikte en önemli şeyin uyum olduğunu söylemiştik, orgazm zamanlaması da (gerek erkeğin erken orgazmı, gerekse kadının geç orgazmı) temelde çiftlerin karşılıklı olarak düzeltmeleriyle ilgili bir konudur.

Nasıl ki erkeğin yaklaşımı ve sevecenliği ve de tavrı ile kadın orgazmı öne alınabilinirse, kadının yardımıyla,eşlerin her ikisi de isterse,pratik olarak her erkeğin orgazmının geciktirilebilineceği bilinmelidir.

Kadın ve erkeğin ilişki sürelerini uzatmak için bir çok yol ve yöntem mevcuttur.
Erkeğin erken boşalmasını engellemek için çeşitli yöntemler uygulanmaktadır. Genelde kişiler önce bunları kendileri denemekte başarılı olamayınca hayal kırıklığına uğramakta ,panik olmaktadırlar,bu sorunun çözümü bir uzmandan destek almaktır. Hatta bu hayal kırıklıkları giderek bir sertleşme sorunu halini almaktadır.Erken boşalan kişi, partnerine yeterli olamamanın sıkıntısı ile seksten uzaklaşmakta ve sertleşmede sorun yaşayabilmektedir. Evlilikler yıkılmakta ,ciddi psikiyatrik sıkıntılar yaşanmaktadır. Çözümü çok çok basit olan böyle bir olay için tedaviye gitmemek , ertelemek veya utanıp sıkılmak, cinsel hayata küsüp hayatımızı ,yaşam kalitemizi düşürmenin hiç bir anlamı yoktur.

Sistemli bir uygulama, eşler arası ve doktorunuz veya seks terapistiniz ile uyumlu çalışma gereklidir ve eğer düzenli uygulanırsa çok kısa sürede bu sorun ortadan kalmaktadır.

Biz bu konuda profesyonel destek almanızı ,bir seks terapi merkezine kendiniz veya eşinizle beraber baş vurarak bu sorunu daha kısa sürede çözmenizi öneririz.

İlaçlarla veya geciktirici spreylerle bu sorunlar çözülmez sadece büyür.İlaçlar yan etkileri olarak da cinsel isteksizlik yapacaklar ve ruhsal durumunuz daha da bozulacaktır.

Bu konu bir gerçektir ve bundan utanılmaz.Ve her gün bu konu ile ilgili bir çok kişi doktorlara başvurmaktadır. Hepside sorunun çözümünü sağlayıp huzur güven ve mutlulukla sağlıklı bir cinsel yaşantıya kavuşmaktadırlar.
Bu sorun kesinlikle çözülmektedir.

Hayat çok güzel ve önümüzde, ve sizin bulunduğunuz yer olmak istediğiniz yer, eğer bundan mutlu değilseniz çaba gösterin ve değiştirin.

Bedel (maddi-manevi) ödenmeden hiç bir şeye sahip olunmaz.Bu yüzden böyle bir sorununuz varsa en yakın doktora başvurunuz.
Sizde kendinize saygı duyun, hayatınızı dolu dolu yaşayın.
Cinsellik hayatın temelidir ve de gereklidir, öyleyse doya doya ve gururla yaşayın, çözümü çok basit olan bir erken boşalma için kendinizi üzmeyin.

Karar verin , çözüme ve mutluluğa ulaşın.
Hayat kalitenizi yükseltin!!

Not: Bazı hastalarımız daha evvel erken boşalma sorunları olmadığını ama yaşları ilerledikten sonra bu sorunun ortaya çıktığını söyleyip bunun nasıl olduğunu sormaktadırlar,onların erken boşalma sorunu her zaman vardı,farkında değildiler,gençken ilk ilişkide erken boşalıp hemen kısa sürede ikinci ilişkiye hazır hale geldiklerinden ve de doğal olarak ikinci ilişkide doygunluk fazla olduğundan boşalma daha geç oluyordu ve dolayısıyla bunu telafi edebiliyorlar ve de partnerleri tatmin oluyordu ve ortada sorun olmuyordu,yaş ilerledikçe cinsel güç azaldığından artık gün içinde daha az sayıda veya tek sefer ilişki kurabiliyorlar ve de dolayısıyla ilişkinin kalitesi ve süresi önemli hale geliyor.Böylece de erken boşalma sorunu ortaya çıkıyor.

Kaynak:Mutlu insan